Tenten ve irkçilik problemi



Yüklə 27,12 Kb.
tarix07.08.2018
ölçüsü27,12 Kb.
#68423

Arda Yetmişbir-11A
TENTEN VE IRKÇILIK PROBLEMİ
Bir gazete haberi nedeniyle şu an karşınızda Tenten ve ırkçılık konusundaki fikirlerimi açıklamak için bulunuyorum. Öncelikle beni bu konuyu incelemeye iten haberi sizinle paylaşayım:
STOCKHOLM - İsveç 'in en yüksek tirajlı gazetesi Dengens Nyheter'in haberine göre, Stockholm'deki kütüphanenin Sanat Yönetmeni Behrang Miri'nin, gençlik ve çocuk kitapları bölümünde görevli personel ile yaptığı toplantı sonucunda alınan karar uyarınca, kütüphanedeki Tenten kitaplarının raflardan kaldırılmasına karar verildi. Miri, Tenten kitapları raftan kaldırma kararının doğru olduğunu savunurken, kitaplar Afrika ülkeleri, Araplar ve Türkler ile ilgili gerçeği yansıtmayan birçok resim ve bilgi bulunduğunu, bunların çocuklar ve gençler arasında asılsız korku ve fobi oluşturacak nitelikte olduğunu bildirdi. Tenten kitaplarında Afrika ve Arap ülkeleri ile ilgili bilgilerin "tam olarak sömürgeci ülkelerin gözüyle" verilmeye çalışıldığını kaydeden Miri, şunları kaydetti:
"Afrikalılar aptal birer topluluk olarak tanıtılırken, Araplar uçan halılar üstünde gösteriliyor. Türkler ise sadece nargile içen bir millet olarak tanıtılıyor. Yani kitaplar bu bölge topluluklarını doğru bir şekilde tanıtmıyor. İsveçli gençlere, çocuklara doğru örnekler sunmuyor. Asılsız bir şekilde, bu bölge insanları için korku ve fobi oluşmasına neden oluyor. Ayrıca bu kitaplar ırkçı ve önyargılar ile dolu bilgiler içeriyor."
Miri, İsveç'te Afrika'nın birçok ülkesinden gelen ve burada yaşayan topluluk bulunduğuna da dikkat çekerek, "Bizler onların gerçek kültürleri hakkındaki gerçekleri çok az biliyoruz" diye konuştu.
Bir gazete haberi uğruna Tenten’de ırkçılığı konu olarak seçtiğim günün gecesinde pişman olduktan sonra içinde çelişkiler dolu genç bir yazarın emin olmak için harcadığı kelimelere tanık olacaksınız.

Bu yazının sonunda önce kendi fikirlerimin netleşip sonrasında sizin de netleşmenize yardımcı olacağımı umuyorum. Konudan kaçma çabam arkadaşlarımın ayı kapanı gücünde desteği sonucu boşa çıktıktan sonra bugün size kayda değer bir şeyler anlatabilmek adına bir gazete haberinin peşinden Tenten’in bazı serilerinde nereye koştuğunu bilmeden hazine araması gibi ırkçılık kanıtı peşine düştüm.

Irkçılığın tanımından başlamak gerekirse, refleks olarak tanımı ekşi sözlükte arayan ben, birkaç sözlük karıştırdım.

Irkçılık: Kişinin bağlı olduğu ulus ya da ırkın üstünlüğüne inanarak onun dışında kalan toplulukları aşağı ve hor görmesine dayanan tutum ve davranış.
İstanbul’da sayıları çok da fazla olmayan çizgi roman dükkânlarını gezdiğimde hepsi Mavi Lotus’a kadar olan süreçte Tenten’in ırkçı olduğunu, Mavi Lotus’u yazarken Çin üzerinde geniş araştırma yaptıktan sonra Çin hakkındaki kötü ön yargıları dahi silmeyi başardığını bahsettiler. Hatta bu konuda Çin hükümetinden bir teşekkür yazısı aldığına dair hikâyeler anlattılar. Tenten’de ırkçılık konusunu işlemek için hangi esere bakmam gerektiğini favori dükkânlarıma sorduğumda hepsi elime Tenten Kongo’da kitabını uzattı. Bu kitabı aldıktan sonra doğru iz üzerinde olduğumu kanıtlayan başka bir gazete haberi buldum. Bu haberi de okumak istiyorum:
Belçika'da yaşayan Kongolu Bienvenu Mbutu, Herge tarafından 1930'larda yaratılan Tenten serisinde yer alan "Tenten'in Maceraları: Tenten Kongo'da" macerasında siyahlara hakaret eden bölümlerin çıkarılmadan yayımlanmasına yasak getirilmesini istedi.Çizgi romanda Tenten'in yanında çalıştırdığı siyahın "aptal ve niteliksiz" biri olarak gösterildiğini belirten Mbutu, beyazları yücelten kitabın siyahları "evrim geçirmemiş" insanlar olarak tasvir ettiğini söyledi.

Tenten Kongo'da çizgi romanında dönemin önyargılarını yansıtan Herge, yıllar sonra "gençlik günahım" dediği eseri için özür dilemişti.

Çizgi romanın yasaklanması için daha önce Fransa'da başlatılan girişim başarısız olmuştu. Çizgi romanın İngilizce baskısında, mahkeme kararıyla içeriğinde hakaret unsurları bulunduğu uyarısı yer alıyor.
Kongo Cumhuriyeti bağımsızlığını 1960 yılında ilan etti, Tenten Kongo’da ise 1931 yılında yazıldı.
Özetle medyanın izlerini takip ederek bulduğum bu eserin yazılma dönem özelliklerine bakarsak Belçikalı yazar Hergé’nin dönemde Fransa sömürgesi olan Kongo hakkında yazdıklarının, Avrupa’nın oraya olan bakış açısını oldukça iyi yansıtması gerekiyor. Birazdan yapacağımız karşılaştırmalar ve Kongo’lu insanların özelliklerine göre kitabın ırkçı olup olmadığına karar vermeyi size bırakıyorum.
Tenten serilerinde gördüğümüz beyaz karakterlerin hepsi pürüzsüz cilt özelliklerine sahip. Belirli plastik tipler üzerine oturtulan bu karakterler için (kötü adamlar bile) mükemmel çizilmiş tipler diyebiliriz fakat bunun yanı sıra Kongo’nun siyasi vatandaşlarını kitabın içinde yer alan maymundan ayırt etmek zor. Bu durum davacının söylediği ‘evrimleşmemiş insan’ sözünün kulaklarımda çınlamasına neden oluyor. Özellikle Hatuvular kabile kralına bakarsak bunu çok net görebiliriz.

Tenten’in köpeği Milu’nun bu kitapta Kongo’lular ile bir rekabete girdiği konusunda şüpheye düştüm.

Cesaret sıralaması oluşturulduğunu fark ettiğim bu kitapta Tenten en cesur karakter, sonrasında Milu, en son ise yerliler geliyor. Aslandan yerliler kaçarken, Milu’nun aslana saldırması, Kongo’lu vatandaşların ‘bir köpek kadar cesareti yok’ anlamına mı geliyordu?

Milu’nun sahip olduğu muhteşem dile dahi sahip olamayan siyahî Kongoluların konuşmalarına dikkat edersek telaffuz hataları ve devrik cümleler içinde boğulduklarını görürüz.

İlk resimde gördüğümüz maymunun bile daha düzgün konuşuyor olması ayrıca dikkat çekiyor. Tenten’in cevap verdiğini anladığımız maymunun konuştuğunu ve siyahî insanlardan daha düzgün cümleler kurduğunu fark etmemiz maymunu daha üst bir düzeye çıkartıyor. Yani evrim sıralamasında siyahi insanların, evrimin ilk adımı olarak gösterilen maymunun bile daha aşağısında tutuluyor.

Sonunda ise siyahi insanların Milu’yu kral ilan ettiği bir sahne görmemiz bu medeniyet savaşının kazananını gösteriyor.


Tabiki bu yoğun cehalete tutsak olmuş Kongoluları kurtaracak yardım eli Avrupa’dan gelmiş. Bir peder Kongolu çocuklara ders veriyor, onları yetiştiriyor ve iyi bakıyor fakat ne var ki 2+2’nin cevabını öğretmek bile oldukça zor… Sonuçta onlar Kongo’lu değil mi?

Bunun yanı sıra Kongo’nun güvenliğini sağlayan Kongolu askerlerin komutanı ise bir beyaz. Dönem şartlarına göre burasının bir sömürge karakolu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Milu ile Kongo’luların rekabetini ve Kongo’daki yerlilerin cahilliklerini bir kenara bırakırsak, medeniyetin ortasında yaşayan siyasi insanların hepsinin ikinci sınıf işlerde çalıştıklarını görüyoruz.


Tüm bunları okuyan bir çocuk, Kongo’yu sömürgesine alan ülkesi için, ‘Biz onlara yardım ediyormuşuz!’ diyebilir ve ülkesinin kahraman askerlerini haberlerde orada görmekten rahatsız olmaz diye düşünüyorum.


En sevdiği kahraman Tenten’in bu cahil kimseler tarafından kurtarıldığı sahnedeki çelişki değil, onların gemide ancak miço olarak çalışabildiği aklında kalacak sanırım?

Bunun dışında, o yerlilerin kimseye bir zararı yokken en sevdiği kahraman Tenten’in doğadaki vahşi hayatı hunharca katletmesini doğal karşılayacak çünkü Kongo’lulara medeniyeti götüren ve kahraman olan Tenten asla yanlış bir şey yapmaz. Dinamit koyarak bir gergedanı havaya uçursa bile…


Ve ya yaklaşık 15 ceylanı durup dururken öldürse ve sonra bununla eğlense bile…


Ben Martin Luther King ile aynı hayali paylaşıyorum. Muhammed Ali’nin ırkçılığa karşı attığı yumrukları kendime örnek alıyorum. Elimde ‘çocuklara yönelik bir kitap’ olarak nitelendirilen Tenten’i tutarken doğal yaşamı bu kadar vahşice tüketen beyaz adamın siyahîleri bu kadar aşağıladığını gördükten sonra bir ağabey olarak kendi kardeşimin bunlardan etkilenmesinden endişeleniyorum. Bu yüzden de bunları salondaki ortak kütüphaneden taşıyıp odamdaki kütüphaneye kaldırdım. Bunu okuyan çocuk kahraman Tenten gibi siyahî kölesine emirler yağdıracak ve bir gergedanı dinamit koyup patlamayı deneyecek mi? Etkisinin ne olduğunu söyleyebilecek bir pedagog değilim ancak bir etkisi olacağı ve çocukların okumaması gereken bir kitap olduğu konusunda sanırım İsveç’teki görevliler ile aynı fikirdeyim.
Ancak bir kitabın ırkçı olduğu gerçeği o kitabın sansürlenmesi gerektiğini mi gösterir?

Bu bambaşka bir tartışma konusu ancak fikrimi özetlemek gerekirse:



İnsanın doğarken seçemediği özelliklerinden dolayı hakarete uğradığı bir eseri küçük kardeşime bu yaşta okutmam ancak bu kitabın sansürlenmesine de ilk olarak ben karşı çıkarım. Çünkü tarihteki bakış açılarının ayıbını reddetmek ve üstünü kapatmak sadece bunları görmezden gelmek demektir ki insanın ayıbını unutma çabası bizi sadece aynı hatayı yapmaya iter. Yazarının da günah olarak nitelendirdiği ve özür dilediği bu eseri yok etme girişimleri sadece hatalardan korkakça kaçarak görmezden gelmek ve tekrar oluşumuna fırsat vermektir. Yazarın özür dilemesinin bu kitabın hatalarını telafi etmediği gibi, bizim bu kitabı yok etmemiz de dünyadaki ırkçılığı yok etmeyecek.
Aksine bu kitapları okuyup, insanoğlunun gözlerinin nasıl körelebileceğinden ders çıkarmamız gerek.

Benim bir hayalim var, umarım günün birinde hataların üstünü kapatmak yerine ayıplarımızla gururlu bir şekilde yüzleşebiliriz. Ayıplarımız gözle görülür yerlerde durduğunda tekrar aynı hatayı yapmayı düşünecek biri sonuçlarını görüp vazgeçebilir. Belki bir gün herkes birbirine en başta sadece aynı dünyayı paylaştığı için saygı duymayı öğrenir.

Yüklə 27,12 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə