2. sosyal hayattan,siyasi hayattan,düşünce hayatından,teknolojik hayattan



Yüklə 388,88 Kb.
səhifə3/5
tarix31.10.2017
ölçüsü388,88 Kb.
#23472
1   2   3   4   5

Abdülhak Hamid, Tanzimat sonrası bütün edebi ve siyasi devirleri yaşamış bir şairdir. Tanzimatı, meşrutiyetleri ve cumhuriyeti görmüştür. Bu devirlerdeki Tanzimat, Servet-i Fünun, Edebiyat-ı Cedide, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıdı. Ayrıca uzun seneler doğuda ve batıda diplomat olarak bulunması her iki edebiyatı tanımasına sebep oldu. Bu sebeple Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirdi. İlk başlarda Tanzimat ekolünün tesirinde kalmış sonra batıyı tanıyınca, klasik edebiyattan ayrılarak batı tekniği ile eser vermiştir. Edebiyatımızın yeni bir çehre kazanmasında Recaizade Ekrem daha çok teorik yönünü işlerken, Hamid yazdıklarıyla bunu uygulamıştır. Eserlerinde batı edebiyatından bilhassa Shakespeare ve Victor Hugo’nun tesirleri açıkça görülür. Şiirlerindeki başlıca konu romantik ve felsefi düşünceler, ölüm duyguları ve insan kaderi hakkındadır. Şiirlerinde pekçok yabancı kelime vardır. Batı yazarlarından etkilenerek yazdığı dramalar Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur. Kendisine son zamanlarda Şair-i azam (en büyük şair) ünvanı verilmiştir. 

 

ESERLERİ 



Abdülhak Hamid’in eserleri iki grupta toplanmaktadır: 

Şiirleri: Makber, **ü (1885), ***** (1885), Bala’dan Bir Ses (1911), Validem (1913), Yadigar-ı Harb (1913), İlham-ı Vatan (1918), Tayflar Geçidi (1919), Garam (1919), Yabancı Dostlar (1924). 

Tiyatroları: Hamid’in tiyatroları mensur ve manzum olmak üzere iki kısımdır. Mensur tiyatroları: Macera-ı Aşk (1873), Sabrü Sebat (1875), İçli Kız (1875), Duhter-i Hindu (1876), Tarık yahut Endülüs’ün Fethi (1879), İbn-i Musa (1880), Finten (1898). Manzum tiyatroları: Nesteren (1878), Tezer (1880), Eşber (1880), Sardanapal (1908), Liberte (1913). 

 

Sayfa 36 



Hazırlık Çalışmaları 

1) Kaside: 

a. Klasik Türk Edebiyatı nazım biçimidir. 

b. Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılırlar 

c. Aruz ölçüsüyle yazılmıştır. 

d. Nazım birimi beyittir 

e. En az 31 en fazla 99 beyitten oluşur. 

f. Altı bölümden oluşur 

g. Kafiye düzeni aa ba ca da şeklindedir 

2) Hayır olamaz. Çünkü bir insanın bilmediği bir şey hakkında bişeyler yazması imkansız gibi bişeydir. Robot teknolojileri 1960’lardan sonra geliştirilmeye başlandığı için robot şiiri kesinlikle 1870-1920 yıllarına ait olamaz. 

3) Bu dönemin nasıl ortaya çıktığını hangi olayların etkili olduğundan bahsedere söze başlardım. Bu dönemde yazılan şiirlerden örnekler verir dönem şiirinin özelliklerini çıkarmaya çalışırdım. 

 

SAYFA 38 



1.Metin 

1)a-)Her beytin ikinci dizesinin -etten sesleri ile bitmesi şiirin ahengini sağlayan unsurlardır. 

b-)Verilen kelimeler uzun ses değerine sahip kelimelerdir.Bu kelimelerin kısa ses gibi okunması şiirin ahenginin bozulmasına sebep olur. 

 

2)a-)Hürriyet kasidesi ile Nef'i'nin kasidesi söyleyiş tarzı bakımından farklıdır.Çünkü Hürriyet kasidesinde hürriyet,Nef'i'nin kasidesinde ise Murat Han'ın övgüsü işlenmiştir.Temaların farklı olması söyleyiş tarzının da farklı olmasına sebep olmaktadır. 



b-)Nef'i'nin kasidesi dönemin kaside geleneği,devlet büyüklerini övme geleneği ve döneminde yapılan bahar eğlenceleri geleneğini yansıtmaktadır. 

Hürriyet kasidesi'nde Hürriyetten bahsedilmesi,dönemin yönetiminin eleştirilmesi ve nazım şekli aynı kalmakla birlikte kasidenin içeriğinin değiştirilmesi açısından dönemin edebi,siyasi ve sosyal özellikleriyle ilişkilidir. 

 

3)a-)Yerlerinin değiştirilmesi şiirin akışını ve anlamını bozmamaktadır.Çünkü kasidede her birim kendi içinde anlamlıdır.Diğer birimlere sarkmadan anlam,aynı birim içinda başlar ve biter. 



b-)Anlamlı bir bütün haline getiren unsur ''Hürriyet'' temasıdır. 

 

4)a-)Hürriyet kasidesi'nin Yapı Özellikleri 



-31 beyitten oluşmuştur. 

-aa/ba/ca....... şeklinde kafiye düzenine sahiptir. 

-Hürriyet teması işlenmiştir. 

-Aruz ölçüsüyle yazılmıştır. 

b-)Divan şiiri geleneğinin devam ettiğini,buna rağmen hürriyet gibi bir temanın işlenmesi nazım şeklinin içeriğinde bir yenilik yapıldığını göstermektedir. 

 

5)Hürriyet kasidesi'ndeki''cihangirane bir devlet çıkardık bir aşiratten''ifadesi tarihi bir değeri,''mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez i anetten'',''çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı re'y-i ümmmetten''ifadeleri de sosyal değerleri göstermektedir. 



 

SAYFA 40 ve 41 

 

7-)a-)Hürriyet kasidesinin teması hürriyettir.Bu tema,divan şiirinde işlenen temalardan döneminin gerçekliği yönüyle farklıdır. 



b-)Namık Kemal'in divan şiirinden farklı olarak hürriyet temasını işlemesi,Tanzimat Dönemiyle birlikte ''birey'in'' ön plana çıktığını göstermektedir. 

 

8-)Hürriyete doğru ve Hürriyet adlı şiirlerdeki hürriyet teması,şiirin bütününe yayılarak işlenmiştir.Hürriyet Kasidesi'nde ise,hürriyet teması birimler içinde işlenmiştir. 



 

9-)''Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr u kıymetten'' dizesi bir atasözü olması dolayısıyla ''irsal-i mesel'' sanatı vardır. 

''ittihad'' ve ''ihtilaf''sözcüklerinde zıt anlamlı olmalarından dolayı ''tezat''sanatı ''çıkar asar-rahmet ihtilaf-ı re'y-i ümmetten''dizesi Hz.Muhammed'e ait bir hadis olması dolayısıyla ''iktibas'' sanatı vardır. 

 

10-)Yeni Kavram İmgeler;Hürriyet,Vatan-sevgili,Vatan yolunda toprak olmak,Gayret-cevher,Hamiyyet kanıyla yoğrulmak. 



 

13-)Namık Kemal,edebiyat tarihlerinde de anıldığı gibi bir ''vatan şair''idir.Çünkü ömrünü bu uğurda harcamış,eserlerini ''vatan''merkezine oturtmuştur. 

 

14-)a-)Namık Kemal,döneminin yenilik yanlısı ve ilerici şahsiyetlerinden birisidir.Günlük konuşma dilinden yaptığı alıntıların yanısıra,Türk şiirinde o zamana kadar görülmemiş hürriyet,esaret,vatan,kalb-i millet gibi kavram ve 



temaları kullanmıştır.Düz yazılarında etkili bir üslup kullanmıştır. 

 

11.sınıf sayfa 42 ve 43 Terkbibent Cevapları 



 

1- Kafiye redif vs. eklemek uzun sürecek o yüzden bu soruyu size bırakıyorum. 

2- Terkibent devrin söyleyiş tarzından çok farklıdır. Şiirin şekli ve dili tamamen eski şiir geleneğiyle ilgilidir. Tanzimat dönemi sanatçıları halkı eğitmek istedikleri için genel olarak halkın anlayacağı kelime ve ifadelere yer verirler. Bu şiirde şair tümüyle süslü ve sanatlı şiir dilini kullanmıştır. 

3- Birimler birbirine beyitlerle bağlanmışlardır. Bu birimler bir araya gelerek şiirin temasını oluşturmaktadır. Şiirin bütün beyitlerinde neredeyse birbirine yakın anlamlar işlenmiştir. Sadece şiirin son dizesinde dünyayı anlamanın akılla olmayacağını belirterek tezatlık oluşturulmuştur. 

2. Etkinlik: 

Ziya Paşa’nın Terkibibenti: Şiirin birimleri beyittir. Kafiye ve redifler vardır. Bu birimler birleşerek temayı ortaya çıkarır. 

 

Terkibibentin Yapısal Özellikleri: 



a) bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir. 

b) Her bent, sayısı 5-10 arasında değişen beyitlerden oluşur. 

c) Bent sayısı 5-10 arasındadır 

d) Genellikle talihten şikayet, dini, tasavvufi ve felsefi konular işlenmiştir. 

Bu yapısal özellikler divan şiirinin ana damarıdır. Yukarıda ki eserlerde bu özellikleri yapılarında barındırmaktadırlar. 

4- 9. Beyit hariç diğer beyitler bir şekilde sosyal yapı ve tarihi değerler ile ilişkilidir. 

5- dünyanın sırrının akıl ile çözülemeyeceği değil düşünmeyen fikir üretmeyen insanların aklını çalıştırmamasını kınıyor. tema ise bir aydının görevinin halkı bilinçlendirmesidir. 

6- Ziya Paşa terkibibentinde tasavvufi bir konuyu işlemiştir. Bu dünyanın insanı sınamak için yaratıldığını, ve insanın sadece kalbiyle anlayabileceğini belirtmiştir. Bağdatlı Ruhi ise aşk temasını işlemiştir. Bu yüzden iki eser arasında büyük farklılıklar vardır. 

7- Ziya Paşanın terkibibentinin teması günümüzde de geçerli olabilir. Şair aklı kullanarak bu dünyanın anlaşılamayacağını belirtmiştir. Bu kuram günümüzde de geçerlidir. Akıl bazı şeyleri kavrayabilir. Bu yüzden akıl günümüzde ne kadar önemli görünse de kalple birleşmeden pek bir anlam ifade etmez. 

8- ilk beyitte insanların birbirlerini kıskanmalarından bahsedilmiştir. Cahil insanlar yarasaya benzetilmiş ve bu kişilerin bilgili ve olgun kişileri kıskandıkları söylenmiştir. Akıllı insanlar ise ışığa benzetilerek bu kişilerin çevrelerini aydınlattıkları belirtilmeye çalışılmıştır. Bu dönemde Osmanlı Devletinde cahil insanlar önemli yerleri işgal ettikleri için yazar devlet büyüklerine atıfta bulunmuştur. İkinci beyitte akıl iyi ile kötüyü tartan bir teraziye benzetilmiştir. Beyin şeklen de vücudun en ufak organlarından olmasına rağmen yaptığı iş boyutuyla tamamıyla ters orantılıdır. İnsan dünyayı aklıyla kavrar o olmadan ceza ve mükafat sisteminin tamamen dışında kalır şair dünyayı anlamanın ne kadar zor olduğunu belirtmek için anlamı terazide tartılamayacak kadar ağır bir varlık gibi düşünerek somutlaştırmıştır. İnsan dünyayı akılla kavramaya çalışırken bile dünyanın kavranamayacağını anlatarak beyitin anlamını tasavvufi yoruma açık hale getirmiştir. 

3.Etkinlik: 

• Ziya Paşanın metni tasavvufi ve felsefi bir anlama sahiptir Bağdatlı ruhinin metni daha çok aşk konusuyla ilgilidir. 

• İki metinde de kafiye redif söz sanatları gibi ahenk unsurları görülmektedir. 

• İki metnin de nazım birimleri aynıdır 

• İki metinde devrin zihniyetini yansıtan ifadelere rastlanılmaktadır. 

o 2. Grup 

• Sadullah paşanın manzumesi zihniyet bakımından bu metinlerden çok farklıdır. 

• Bu manzume batı zihniyetinin değerlerini yüceltmek eskinin düşünce sisteminin çarpıklıklarını ortaya çıkarmak için yazılmıştır. 

• Diğer metinler, eskiyi, eskinin dünya ve aşk anlayışlarını yansıtmaktadır. 

• Ziya Paşa dünyanın gidişatıyla ilgili kötümser Sadullah Paşa iyimserdir. 

9- Ziya Paşanın terkibibenti hayatın muammasını tezadını ortaya koyar. Şair dünyayı anlamak için kendince bir sürü yorum yapar onun bu yorumları kendisini rahata ulaştırmaz. Şair dünyanın bu kötü durumu karşısında şaşkın bir halde değer verdiği aklında işe yaramayacağını fark ederek varlıkları inceleyen ona hayret eden bir aciziyette kendini konumlkandırmıştır. 

10- Ziya paşa hakkında gerekli olan bilgi 

 

sayfa 45 



1.sorunun cvpı:ahenk kafiye redif ve ses olaylarıyla sağlanmaya çalışılmıştır.aliterasyon ve ses güzelliği aynı sessiz harflerin tekrarlanmasıyla meydana gelen ahenk unsurudur ve şiirde mevcuttur.ör;yürü her burc bin asr-ımücessemdir,mübasildir. dizesinde vardır ''r''lerden kaynaklıdır.ritim:şiirde ritimi sağlamak için aruz ölçüsü kullanılmıştır.ses değeri yüksek seslerde kullanılarak bu perçemlenmiştir. 

2.sorunun cvpı:hürriyet kasidesi toplumsal bir gereklilik üzerine inşa edilmiştir.şiir şekil özellikleri bakımından eski geleneği kıramamıştır.bu kaside ise kişisel bir konu işlemiş ve tamamen eski düzenden kurtulup yeni düzende yazılmıştır.iki şiir arsında ki bu fark edebi bakış açısı olarak şairlerin anlatış biçimlerinin farklı olmasına neden olmuştur. 

3.soru A)abdülhak hamitin şiirde konu bütünlüğü yoktur bu yüzden kıta çıkarırsak bozulur.dağlar şarkı söyle şiirinde ise konu bütünlüğü vardır herhangi bir dörtlük çıkarırsak şiiri bozmaz birimsel özellikler bakımından kürs-i istiğrak ta birimler aruz ölçüsü ile yazılmışve ağır bir dil kullanılmıştır.dağlar şarkı söylede ise hece ölçüsüyle yazılmış olup ve sade bir dil kullanılmıştır. 

B)bu şiirde birimler arsında geçiş görevini üstlenmiştir.bu da peşi sıra gelen birimlerde azda olsa anlam bütünlüğü varken bunun bozulmasına neden olmuştur. 

 

SAYFA 46 



4.)bu iki şiir yapı bakımından birbirine benzemektadir.her ikiside dörtlüklerden sonra beyitlerler kullanılarak birbirine bağlanmıştır kafiye şemaları ve ölçüleride aynıdır. 

5)şair şiirde Allah inancından PEYGAMBER (S.A.V)sevgisinden ....ve birçok türk kültürünün parçası olan kutsal değerleri kullanmıştır.ayrıca toplumsal yaşayışı ve değer yargılarınıda birçok mısrada belirtmiştir. 

6)bu üç şiirin temasında değişiklikler vardır.hepsi dönemlerinin zihniyetinden etkilenerek o zmnki kültürel değerlerden yola çıkılarak yazılmış eserlerdir.bu eserlerin hepsi bir gereği ve sevgiyi anlatırken kimisi soyut kimisi somut biçimde ele almıştır. 

 

SAYFA 47 



7)şiirde;doğadaki müthiş dengeden ve yüce yaratıcının varlığına gücüne ve birliğine delil olduğu vurgulanıyor. 

8)varlık aslında tektir.mutlak ve gerçek olan yaratıcıdır.bizlerse gerçekliği yaşayan sanal bir yaşam bilincine sahibiz.biz yaşadığımızı manevi olarak hissederiz.nasıl 1 rakamı bir varlığı simgeliyorsaona sonsuzluğun içinde hiçbir tanım uymuyor ve bir hiçse insanın durumuda odur.çünkü;insanın ve varlığın kaynnağı olan Allahı'ın gücünün ve kudretinin bir sınırı yoktur. 

9)bu şiir divan edebiyatının etkisini kaybettiği bir ortamda avrupadan gelen esintilerle yoğurulmuş bir sanat anlayışının içinden çıkmıştır.şiirde idealist düşünce sistemi ön plana çıkmıştır.bununla birlikte dinimizin geleneğinin etkiside şiirde hisseddirilmiştir. 

10)kendi yorumun 

11)şair,Allah inancını şeklen değil felsefi boyutla açıklamaya çalışmıştır.buda onun idealist bir bakış açısına sahip olduğunu göstermektedir.toplumu bilgilendirmeyede bir anlamda önm verilmiştir. 

 

 



 

 

Sayfa 50 Hazırlık Çalışmaları 



 

1- Roman anlatmaya bağlı edebi metinlerin en uzun türüdür. Romanda olay hikayeye göre daha detaylı anlatılır. Tasvirlere daha geniş yer verilir. Diğer edebi türlerde görülmeyecek kadar karakter yer alır. Her roman yazarından dolayısıyla yazarın yaşadığı dönemden izler taşır. Yazıldığı dönemin sorunlarını ele alır. Bu yüzden realist eserler olarak tanımlanabilirler. 

2- Eğer bir roman yazacak olsam öncelikle hangi alanlarda uzman olduğumu tespit ederdim. Daha sonra güncel bir konu üzerine sağlam bir plan kurarak romanımı yazardım. 

 

Sayfa 54 - 55 



...::: Sorular :::... 

 

1- Soldan sağa; Dilber’in evden kaçması, soğuktan bayılması, yaşlı kadının evinde gözlerini açması, yaşlı kadının dilberi istemeye gitmesi, Mustafa efendi ve eşinin dilberi satmak istemesi, dilberin Mustafa Efendinin evinde geri götürülmesi, Dilberin Asaf Paşa’nın konağına satılması, Dilber’in Mısır’da ki evden kaçıp bindiği gemiden Nil’e atlayarak intihar etmesi. 



2- Zengin bir aileden gelen yazar konaklarda yaşadığından buralarda ki yaşamı bilmektedir. Böylesi konaklarda yaşayan insanlarının hayatlarının detaylarını bilmektedir. Bildiklerini de romanına başarıyla yansıtmıştır diyebiliriz. Roman Tanzimat dönemi toplumunun yaşamından canlı kesitler sunmaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda yazarın yaşadığı dönemden etkilendiğini ve bunu eserine yansıttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 

3- Bu romanda beni en çok etkileyen bölüm; Dilber’in eve döndükten sonra dayak yemesi ve aç bırakılmasıdır. Bu durum insanın yaşayabileceği en zor durumlardandır. 

4- Resim aşağıda: 

 

5- Sergüzeşt romanında mekan: 



a. Mustafa Efendi’nin Konağı 

b. Yaşlı kadının evi 

c. İkinci kez satıldığı ev olan Asaf Paşa Konağı 

d. Mısır’da ki konaklar vs. 

Romanda zaman kesin olarak bilinmemekle birlikte daha çok, gece gündüz gibi genel zaman aralıkları kullanılmıştır. 

6- Metinde ki kişiler, zaman ve mekan bir araya gelerek romanın büyük olayının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Küçük olaylar bir araya gelerek büyük olayın oluşmasına vesile olmuşlardır. B) Sergüzeşt romanında kişi zaman ve mekan arasında uyumsuzluk yoktur. 

7- Dilber Kafkasya’dan getirilmiş bir esir kızdır. Hürriyeti elinden alınmış bu masum kız Arap halayık Telavet tarafından sürekli dövülmektedir. Memleketini ve annesini özleyen dilber bir gece evden kaçmış yaşlı bir kadın tarafından baygın halde bulunmuştur. Yaşlı kadın acıyarak dilberi evine almıştır. Merhametli bir kadın olan bu yaşlı insan onu Mustafa Efendi’den satın alarak özgürlüğüne kavuşturmak ister. Ancak bu isteği geri çevrilir. Dilber tekrar eski evine getirilmiş sonra da birkaç kişiye daha satıldıktan sonra kendini Mısır’da bulmuştur.daha fazla esir hayatına dayanamayan kızcağız kendini Nil Nehrinin sularına bırakarak intihar etmiştir. 

 

8- Tema: Esarettir. Sergüzeşt macera anlamına gelmektedir. Romanda da dilberin esir hayatından kurtulmak için verdiği mücadele ve yaşadığı maceralar anlatıldığından kelime anlamı ile tema arasında bir bağlantı olduğunu söyleyebiliriz. Çeşitli alternatifler her zaman vardır. Misalen: Kafkas Kızı, Çile, Dilber vs başlıklarda romana koyulabilir. 



9- Romanda köle ticareti ve esir hayatı anlatılmaktadır. Bu durumu günümüzle eşleştirmeye çalışamayız çünkü günümüzde köle ticareti yok denecek kadar azdır. 

 

1. Etkinlik: 



Eser realizm akımın etkisinde yazılmıştır. Kişiler olay olay örgüsü ve mekan realist özellikler gösterirken yer yer romantizm akımının özellikleri d görülmektedir. 

 

10- Toplumu oluşturan en küçük birim aile olduğundan aileyi etkileyen her olay toplumu da etkiler. Bu yüzden eserlerde aile hayatı ön plandadır. 



11- Anlatıcı İlahi bakış açısına sahiptir. 3. Tekil kişi ağzından anlatılmıştır. Anlatıcı Dilberin başından geçenleri kişilere müdahale etmeden tarafsız bir şekilde anlatmıştır. 

12- Evet içerir. Yazar sosyal sorunların varlığını işaret ederek toplumu bu konuda bilinçlendirmek istemiştir. B) Tanzimat dönemi romancıları genellikle halka ders vermeyi amaçlamışlar. Toplum için sanat anlayışını benimsemişlerdir. 

13- Sergüzeşt romanı için: dil daha sadedir, olağanüstü olaylar yoktur, halka hitap eden bir eserdir. Seciye yer verilmemiştir. (seci: düzyazıda kelimeler arasında ki kafiyeye verilen addır) 

2. Etkinlik: Pas (burayı defterime yazmamışım, bir yerlerden bulabilirsem buraya eklerim.) 

14- Sami Paşazade Sezai: 

a. Sanat toplum için anlayışını benimsemiştir. 

b. İyi bir hikaye yazarıdır. 

c. Yazdığı hikayelerde realizmin etkisi görülür. 

d. Romantizme uygun şiirler yazmıştır. 

e. Sade bir kullanmıştır 

f. Modern hikayenin kurucusudur. 

B) yazar konakta büyümüştür. Bu yüzden konak hayatını, buralarda çalışan insanlarla işverenler arasında ki bağı iyi bilmektedir. Burada da görüldüğü gibi yazar kendi deneyimlerini toplumu etkileyen bir olay üzerine kurgulayarak yazmıştır . 

 

 

Sayfa 61 



soru 1.a:Metnin olay örgüsü şu şekildedir. 

-Canan'ın satın alınması 

-Felatun Bey'in Polin'i ile birlikte olmaya başlaması 

-Canan'ın Rakım'a aşık olması 

-Rakım'ın Felatun ile karşılaşması 

-Jozefino'nun Rakım'ın evine gelmesi 

-Felatun'un mutasarrıf olması 

-Canan'ın iyileip evlenmesi 

-Rakım'ın Canan'la evlenmesi 

1.b:Yazarın görüşlerini belirtmesi roman tekniği açısından büyük bir kusurdur.Yine yazarın bu tarz müdahaleleri okuyucuya eğitme amacı gütmesi,olay örgüsünü şekillendirmiş 

2.uygundur.O dönemdeki mirasyedi tiplerin batılı yaşam tarzını benimseyip romandaki olaylarla karşılaşması uygun 

3.Belirli davranışlar sergileyip çevreyi etkiliyor.Tiptir. 

 

Karakter çözümleme tablosu 



Felatun bey 

mirasyedi 

Mirasyedi olmasu uçarı olmasına sebep olmuş 

kendini bırakmıştır 

yoktur 

ben olsam böyle uçarı davranışlar sergilemem 



Gerçek hayatta var(alt alta yazdım arkadaşlar sırayla yazın) 

Rakım Efendi 

Çalışkan 

Kişiliğinin güçlenmesini sağlamış 

Daha dikkatli davranmakta 

Can,Canan ve Jozefino üzerinde etkili 

Bende onun gibi davranırdım 

var 


Canan 

Sevgisini saklayan 

Özgürlüğü alınmış 

Çaresiz kalmakta 

Yok 

Ben olsam sevgimi saklamam 



Var 

Jozefino 

Dost canlısı birisi 

Etkisi yoktur 

Olaylar karşısında bir tavır sergileyememiş 

yok 


Gerçek hayatta var 

Soru 4:Fötür şapkalı olan(sol taraftaki)Batılı yaşamın temsilcisi Felatun 

Fesli olan(sağ taraftaki)Geleneksel yaşamın temsilcisi Rakım 

Soru 5: Doğu batı çatışması tema:yanlış batılılaşma 

Soru 6:Rakım Efendi ile Canan Romantizmi en iyi ifade eden kahramanlar.Rakım'ın geleneklerine Bağlı yapısı Canan'ın aşkı Romantizmle örtüşüt 

Soru 7:Yanlış batılılaşmadır.Kendi milli kültürünü bırakıp Batıya körü körüne bağlı insanlar günümüzde mevcut 

soru 8:yapmamışım 

Soru 9:a.Okuyucuya bilg vermek amaçlanmış.İçermektedir 

b.Roman halkı eğitmek,onlara ders vermek için kullanılabilecek bir araçtır.Sanatta fayda ön plandadır.Romanın halka hitap etmesi sebebiyle konuşma dili unsurlarıyla sade bir dil kullanılmıştır. 

11.Dönemin sosyal bir sorununu yansıtması romanın tarihi bir belge değeri taşımasını sağlar 

 

 

12.a)Ahmet Mithat Efendi 



 

-Tanzimat döneminin en önemli yazarıdır 

-Toplumsal konuları işlemiştir 

-Sade bir dil kullanmıştır 

-Tanzimat döneminde en çok eser veren yazardır 

-Genç edebiyatçıları etrafında toplamıştır 

12.b)Halkı eğitmeyi amaçladığından sade bir dil kullanmış 

 

 



Anlama yorumlama 

1.Roman olması,sade bir dil kullanılması dönemiyle ilişkilendirilir 

2.Aynı temayı işlemelerine rağmen eserlerin farklılığı;sanatçının kendi üslübuyla yazması 

3.Sergüzeşt ve Felatun Bey ile Rakım Efendi romanları anlatmaya bağlı edebi metinler olması ve olay çevresiinde gelişmesi dolayısıyla destan,masal,halk hikayesi ve mesneviyle ilişkilendirilebilir 

4.Destan,masal,mesnevi mekan ve zaman özellikleri bakımından aynı 

Hayali ve olağnüstü mekanlara sahip,belirsiz zaman ifadeleri var 

Romanda ise:gerçekçi betimlenmiş mekanlar,belirli ve dolayla zaman ifadeleri 

6.etkinlik 

Teknik bakımdan zayıf hikaye ile roman arası biryere sahip.Dil sade.Roımanlarda amaçhalkı bilinçlendirmek ve eğitmek olduğundan sanatsal yönün geri planda kalmasına neden olmuş 

 

 



Ölçme ve Değerlendirme 

1) 




2) 

-İlahi bakış açısı 

-Romantizm,realizm 

3)divan-masal yanıt-E 

4)Destandaki mekanla romandaki mekanın ortak yönü yapıyı oluşturan unsur olmasıve olayların yaşandığı yeri göstermesidir 

farklılık ise destanda olağnüstü mekanlar varken romandaki mekanlar gerçekçidir 

 

SAYFA 65 - 70 ARASI (Şair Evlenmesi) 



p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; } Hazırlık çalışmaları 

 

1.Tiyatro büyüklerin mektebidir ve tiyatro bir ahlak müessesidir ifadeleri tiyatronun eğiticiliği ve bilgilendiriciliğini ifade etmek için söylenmiştir. 



 

2.Geleneksel tiyaro : Yazılı bir metne dayanmayan doğaçlama olarak ve herhangi bir sahne yapısı gerektirmeyen çoğunlukla yanlış anlamalar üzerine kurulu karagöz, meddah,orta oyunu ve köy seyirlik oyunlarından oluşan kökenli orta asyaya dayanan tiyatrodur.Modern tiyatro : Yazılı bir metne dayanan sahne yapısı olan dram, trajedi, ve komedi gibi türlere ayrılan Yunanistandaki Dionysos şenliklerine dayanan tiyatrodur.

 

 

1,2,3. etkinlikler hariç 1. sorudan 11.ci soruya kadar metinle ilgili tüm soruların cevapların bulabilirsiniz..



 

 

İnceleme 



1.Metnin temsilinde rol alan öğrencilerle temsil ettikleri kişiler arasında kurmacanın sınırları içinde bir gerçeklik söz konusudur. 

 

2.Tiyatroda anlatılanlar Tanzimat döneminde görücü usulüyle evliliğe bir eleştiri niteliği taşıdığı için dönemin gerçekliğiyle ilişkilidir. 



 

3.Şair Evlenmesi adlı tiyatro eseri döneminde yaşanan gerçeklikler üzerine kurulu olduğu için tarihi bir belge niteliği taşımaktadır.


Yüklə 388,88 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin