Ali pasa camiİ ve TÜrbesi

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 1.8 Mb.
səhifə7/68
tarix11.09.2018
ölçüsü1.8 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   68

ALİ RIZA PAŞA

(1860-1932)

Osmanlı sadrazamı.
İstanbul'da doğdu. Nizâmiye'den emek­li jandarma binbaşısı Tâhir Efendi'nin oğludur. İlk tahsilinden sonra askerî idâ-dîye ve Harbiye'ye girdi. Kurmay sınıfla­rını da tamamladıktan sonra 1886'da sınıfının birincisi olarak kurmay yüzbaşı rütbesiyle Harbiye'yi bitirdi ve mektep­te hoca olarak kaldı. Bir yıl sonra bilgi­sini arttırmak üzere Almanya'ya gönde­rildi. 8u sırada kolağalığına ve binbaşılı­ğa terfi etti. Döndükten sonra kayma­kamlığa yükseldi (1890). 1891'de Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye Dairesi'nin dördün­cü şubesine ve buna ek olarak Harbiye'ye hoca tayin edildi. Bu arada çeşitli komisyonlarda görev aldı.

1895’te miralay olan Ali Rızâ Paşa, Harran'da çıkan isyanı bastırmakla gö­revlendirilen kuvvetin kurmay heyetinde bulunduğu için Harbiye'deki hocalıktan ayrıldı. Bir ara Bulgaristan sınırın­da tahkikat yapmak üzere kurulan ko­misyona başkanlık etti. Türk-Yunan Har­bi sırasında Askerî Harekât Dairesi mü­dürlüğü yaptı. 1898'de mirlivalığa ter­fi ederek Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye Dairesi'nin birinci şubesi müdürlüğüne getirildi. 1901'de feriklik rütbesiyle Be­şinci Nizamiye Üsküp Fırka-i Askeriyyesi komutanlığına, 1903'te Manastır va­liliğine, buna ek olarak da Manastır ku­mandanlığına tayin edildi. Manastır Rus konsolosunun öldürülmesi hadisesin­den dolayı Trablusgarpta mecburi otur­ma cezası aldı. Bir buçuk yıl burada kal­dıktan sonra 1905'te Yemen'de çıkan is­yanı bastırmakla görevlendirildi. Birin­ci feriklik ve hemen arkasından müşir­lik rütbesine terfi ettirilen Ali Rızâ Pa­şa. Yemen isyanını bastırdıktan sonra. 1906'da Hamidiye Demiryolu İşletme Nezâreti'ne tayin edildi. 11. Meşrutiyefin ilânından 72 sonra İkinci Ordu müşirliğine getirildi. 14 Ağustos 1908'de ise boşalan Harbiye Nâzırlığı'na tayin edildi. Aynı zamanda yâver-i ek-rem ve ayan âzası olan Ali Rızâ Paşanın Harbiye nazırlığına İttihatçılar, mutlakiyet taraftarı olduğunu ileri sürerek kar­şı çıktılar. Çeşitli baskılar sonucu Sadra­zam Kâmil Paşa, Mısır fevkalâde komi­serliği göreviyle Ali Rızâ Paşayı kabine­den uzaklaştırmak istediyse de padişah bunu kabul etmeyince Kâmil Paşa istifa etti. Hüseyin Hilmi Paşa'nın sadâreti sı­rasında ikinci defa Harbiye Nâzırlığı'na tayin edildiyse de 31 Mart Vak'ası üze­rine istifa etti. Ardından Üçüncü Ordu Erkân-ı Harbiyye reisliğine getirildi. Bu görevde iken, Selanik'te sürgünde bulu­nan İl. Abdülhamid'in orduya bağışladı­ğı servetini teslim aldı. Balkan Harbi sırasında Garp Ordusu başkumandanlığı­na tayin edildi. Savaşın aleyhimize ge­lişmesi üzerine İstanbul'a nakline karar verilen Abdülhamid'le görüştü. Mondros Mütarekesi'nden 73 sonra kurulan Tevfik Paşa kabinesinde 74 Bahriye nâzın olan Ali Rızâ Pa­şa, kabinenin istifasından bir gün sonra tekrar kurulması sırasında görevini ko­rudu 75 İtilâf devletlerinin baskılan sonucu Tevfik Paşa kabinesi istifa edince 76 görevinden ayrıldı ve Şehzade Abdürrahim Efendi ile birlikte Bursa ve İzmir vilâyetlerinde teftişlerde bulundu.

Yunanlılar'ın İzmir'i işgalleri üzerine 15-16 Mayıs 1919 gecesi istifa eden ve 19 Mayıs'ta tekrar kurulan ikinci Damad Ferid kabinesinde Meclis-i Vükelâ memurluğuna tayın edildi. İstifa ettik­ten bir gün sonra 77 ku­rulan üçüncü Damad Ferid kabinesinde Ticaret ve Ziraat nazırlığına getirildiyse de kabul etmeyerek eski görevinde kal­dı. Bu arada Bahriye Nezâreti vekilliği­ni yürüttü. Millî Mücadele'yi bastırmak için her çareye başvurmaktan çekinme­yen Damad Ferid. Sivas Kongresi'nden sonra. Millî Mücadele taraftarlarının yo­ğun baskıları sonunda istifa etmek zo­runda kaldı. 78

Ali Rızâ Paşa müşir payesi ile 2 Ekim 1919'da sadrazamlığa getirildi. Kuvâ-yı Milliye ile uzlaşmak isteyen yeni sadra­zam, kabinesinde Mersinli Cemal Paşa, Salih Paşa ve Hadi Paşa gibi Kuvâ-yı Mil­liye taraftarlarına görev verdiği gibi Cevat Paşayı da Erkân-ı Harbiyye-i Umû­miyye reisliğine getirdi. Bu sırada Sivas'­ta bulunan Mustafa Kemal Paşa. Ali Rı­zâ Paşa'ya gönderdiği 3 Ekim 1919 ta­rihli telgrafında, milliyetçilere sempati duyan kimselere hükümette görev ve­rilmesini memnunlukla karşıladığını, ye­ni kabineye yardımcı olmak istedikleri­ni, ancak Damad Ferid kabinesinde gö­rev almış Millî Mücadele aleyhtarlarının yeni kabineye alınmış olmalarını onayla-yamayacaklarını bildirdi. Ali Rızâ Paşa da ertesi gün Hey'et-i Temsîliyye'ye gön­derdiği gizli telgrafla, Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararların incelen­mek üzere acele hükümete gönderil­mesini istedi. Mustafa Kemal Paşa'nın bu konuda geniş bilgi vermesi üzerine, uzun ve imzasız bir telgraf daha gönde­rerek hükümetin milletin istekleri doğ­rultusunda çalışacağını, anayasaya göre bütün milletin gücüne ve iradesine da­yanılarak Osmanlı Devleti'nin dağılması­nın önleneceğini, mütareke tarihindeki sınırlar içinde kalan toprakların Wilson prensiplerine uygun olarak padişahın yönetiminde bırakılmasının istenildiğini, Meclis’in toplanmasına kadar herhangi bir taahhüt altına girilmeyeceğini, barış konferansına millî davalan bilen dürüst kimselerin gönderileceğini bildirdi.

Ali Rızâ Paşa'nın bu telgrafı. Sivas Kongresi'nde alınan kararların ve Millî Mücadele için atılan adımların ilk defa İstanbul hükümeti tarafından benim­sendiğini göstermektedir. Fakat sadra­zam devletin iki başlı yönetim havasına girmesinden çekiniyordu; Anadolu'daki harekâtın İstanbul'dan bağımsız davran­masını ülkenin bütünlüğü açısından teh­likeli buluyordu. Telgrafında milletin ka­deri hakkında karar verecek olan Millet Mectisi'nin bir an önce toplanmasının za­ruretini dile getirerek Mustafa Kemal'­den bağımsız davranışlardan çekinilme-si ve seçimlere müdahale edilmemesi hususunda söz vermesini istedi. Musta­fa Kemal Paşa da kendilerinin hüküme­te yardımcı olabilmesi için. önce hükü­metin Millî Mücadele teşkilâtını iyi kar­şıladığını açıkça ilân etmesi gerektiği ce­vabını verdi. Ayrıca Damad Ferid'in ha­ince davranışına alet olanların cezalandırılmasını. Millî Mücadele'ye Katıldıkla­rı için görevlerinden atılan milliyetçile­rin iade edilmesini istedi. Fakat Ali Rızâ Paşa bu istekleri cevapsız bıraktı.

Karşılıklı telgraflarla yapılan bu gö­rüşmeler bir süre sonra çıkmaza girin­ce. Cemal Paşa'nın ricası üzerine gazeteci Yunus Nadi. İstanbul hükümeti ile Sivas'taki Hey'et-i Temsîliyye'nin uzlaş­ması konusunda yoğun faaliyete başla­dı. Bundan da bir sonuç alınamayınca. Harbiye Nâzın Cemal Paşa bizzat telgraf başında Mustafa Kemal'le temas kura­rak, hükümetin Kuvâyı Milliye'nin is­teklerini kabul ettiğini bildirdi. Mustafa Kemal Paşa da merkezî hükümetle mil­lî teşkilât arasında tam bir anlaşmaya varıldığını millete duyurdu. Bundan son­ra iki taraf arasındaki anlaşmazlık ko­nularını gidermek üzere Amasya'da top­lanılmasına karar verildi. Hey'et-i Temsîliyye adına Mustafa Kemal ve Bekir Sa­mi paşalar ile Hüseyin Rauf Bey'in, İs­tanbul hükümeti adına Bahriye Nâzın Salih Paşa'nın katıldıkları toplantıda 79 Erzurum ve Sivas kongre­lerinde alınan kararlar doğrultusunda anlaşma sağlandı ve bazı gizli madde­ler taşıyan beş protokol imzalandı. Fa­kat protokollerin uygulanması sırasında yine anlaşmazlıklar çıktı. Ali Rızâ Paşa Millet Meclisi'nin İstanbul'da toplanma­sını istiyordu. Mustafa Kemal Paşa ise bunun tehlikeli olacağını ve Anadolu'da düşmandan uzak bir yerde toplanması­nı daha uygun buluyordu. Nihayet mec­lisin İstanbul'da toplanmasına karar ve­rildi. Ancak seçimlerde Kuvâ-yı Milliye taraftarı milletvekillerinin çoğunluğu el­de etmesi padişahı endişeye şevketti. Meclisin açılış tarihinin devamlı ertelen­mesi yüzünden Ali Rızâ Paşa sadâretten çekilmek istediyse de isteği kabul edilmedi. Nihayet 12 Ocak 1920'de törenle açılan Meclis-i Meb'ûsan, 28 Ocak'ta Si­vas'ta kabul edilen Misâk-ı Miliryi res­men onayladı. Meclis'te Felâh-ı Vatan adıyla bir grup oluşturan milliyetçi me­buslar, hükümetin güven oyu alabilmesi için bazı nazırların değiştirilmesini iste­diler. Harbiye nazırlığına Fevzi Paşa'nın getirildiği yeni kabine 9 Şubat 1920'de meclisten güven oyu aldı. Fakat İtilâf devletlerinin uygulanması mümkün ol­mayan birtakım tekliflerle hükümete baskı yapmaları yüzünden Ati Rızâ Paşa 3 Mart 1920'de istifa etmek zorunda kaldı. İstanbul ile Anadolu'daki harekâ­tın anlaşmasından rahatsız olan İtilâf devletleri, 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ettiler.

Ali Rızâ Paşa, 21 Ekim 1920'de kuru­lan dördüncü Tevfik Paşa kabinesinde Nâfia nazırlığına getirildi. Tevfik Paşa'nın 21 Şubat 1921'de Londra Konferansı'na delege olarak gönderilmesi üzerine sa­dârete vekâlet etti. 12 Haziran 1921'de Dahiliye nazırlığına tayin edildi, bu ara­da Nâfia nazırlığını da vekâleten yürüt­tü. Tedavi için 24 Haziran 1922'de git­tiği Almanya'dan 17 Ağustos 1922'de döndü. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırması üzerine, son Osmanlı hükümeti olan bu kabinenin diğer üyeleriyle birlikte 3 Ka­sım 1922'de o da istifa etti.

31 Ekim 1932'de Erenköy'deki evin­de vefat eden Ali Rızâ Paşa İçerenköy Mezarlığı'na defnedildi. Sultan Vahded-din'in de takdir ettiği ve devletin güç zamanlarında önemli görevleri başarıyla yerine getirmiş olan Ali Rızâ Paşa, bu hizmetlerinden dolayı çeşitli nişan ve madalyalarla mükâfatlandırılmıştır. 80





Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   68
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə