Biyografya şAKİr epözdemiR


======================================



Yüklə 0.5 Mb.
səhifə5/9
tarix06.03.2018
ölçüsü0.5 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9

======================================



T.C


ANTALYA AĞIR CEZA MAHKEMESİ

K A R A R

ESAS NO : 1968/235

KARAR NO : 1971/81

C.M.U NO : 1968/420

Heyet Reis : Burhanettin Ekiz S.Aza İ.Menlikli S.Aza M.Altınay

C.Savcı Yrd. : Ahmet Özsan 10606

Zabıt Katibi : Emine Tufan

Davacı : Kamu Hakkı


Maznun :Ömer Turhan Şebab oğlu Zümre’den olma 05.08.1936 D.lu Siirt’in Eruh ilçesi Dih köyü Hane 59 Y.b.1.Cilt 102’de nüfusa kayıtlı olup Diyarbakır’ın Bağlar mah. 12.sk. 36 nolu evinde oturur evli 1çocuklu okuryazar sabikasız Diyarbakır Çocuk yurdunda sabık muhasip.
Maznun :Mehmet Şakir Epözdemir Fethullah oğlu Medihadan doğma 3.4.1938 doğumlu Siirt’in Baykan jazası Dilektepe Köyü hane 1.cilt 14 sahife 61 de nüfusa kayıtlı (kendi ifadesine göre Siirt’in Baykan kazası Minar nahiye merkezinde nüfusa yazılı) olup Siirt’in Baykan kazası Minar nahiye merkezinde oturur evli 4 çocuklu okuryazar sabıkasız Diyarbakır merkezinde sabık telgraf memuru.
Maznun :Şefik İsi Şerif oğlu Medine’den doğma 12.03.1331 Doğumlu Diyarbakır’ın Lice kazası Hanyat köyü hane 7 cilt 14 sahife 160 da nüfusa kayıtlı olup Diyarbakır’ın Kemal Yılmaz mahallesi Ekmek sk. 5 sayılı evinde oturur evli 4 çocuklu cahil sabıkasız işçi.
Maznun :Mehmet Sadık Gül, Salih oğlu Halime’den doğma 1.1.1948 D.lu Siirt’in Koçpınar köyü numaralı hanede nüfusa kayıtlı ( Mahkemedeki kendi ifadesine göre ana adı Nura ve Siirt’in Ayınbaran köyü nüfusunda yazılı) olup Nuseybin’in Arapkışla mahallesi Kapris sk. 14 sayılı evinde oturur bekar okuryazar sabıkasız rençper.
Maznun :Abdurrahman Uçaman, Mehmet Sıtkı oğlu Zeliha’dan 1.1.1934 D.lu Diyarbakır’ın Hanih ilçesinin Hasık mahallesi 136 numaralı hanesinde nüfusa kayıtlı olup Diyarbakır’ın İbrahimbey mahallesi Tabanoğlu geçidi No:4 oturur evli 4 çocuklu okur yazar sabıkasız radyo teknisyeni.
Maznun :Şemsettin Arıdıcı (Şemsi Arıtıcı) Ali oğlu Emine’den doğma 1338 D.lu Diyarbakır’ın Çakal mahallesi hane 82 cilt 9 sahife 112 de nüfusa kayıtlı olup Diyarbakır’ın İskenderpaşa mahallesi Bahçeçıkmaz sk 28 sayılı evinde oturur evli 11 çocuklu okuryazar sabıkasız Diyarbakır’da terzilik yapar.

Maznun :Nezir Aydın, Abdurrahman oğlu Hanife’den doğma 1335 doğumlu Mardin Kızıltepe ilçesi Baktaşi köyü 42 sayılı evinde nüfusa kayıtlı (mahkemedeki ifadesine göre Mardin savur ilçesinde nüfusa kayıtlı) olup Mardin Kızıltepe kazası Yeni mahallesinde oturur evli 5 çocuklu cahil sabıkasız Kızıltepe’de tuhafiyecilik yapar.


Maznun :Said Elçi, Züfer oğlu Hurni’den doğma, 1341 D.lu Bingöl Zeynep Lise karşısı Viktorya apt kat:4 de oturur evli 3 çocuklu okuryazar sabıkalı Diyarbakır’da serbest muhasip.
Maznun :Derviş Akgül, Sado oğlu Güli’den doğma 6.9.1938 D.lu Siirt Kurtalan kazası Ayınkasır köyü hane 15 cilt 3/1 sahife 102 de nüfusa kayıtlı olup, Batman’ın Raman mahallesi Pompa cad. 32 nolu evde oturur evli 3 çocuklu okuryazar sabıkasız Batman Petrol ofisinde sabık memur.
Maznun :Zübeyir Yıldırım, Abdullah oğlu Şemsi’den doğma 1.1.1935 doğumlu Mardin Nuseybin İstilil nahiyesi çalı köyü hane 81 cilt 22 sahife 169 da nüfusa kayıtlı olup çalı köyünde oturur okuryazar sabıkasız çiftçi.
Maznun :Musa Sağnıç, Asım oğlu Huriye’den doğma 1341 d.lu Bitlis Tatvan kazası Karşıyaka mah. Hane 92 cilt 5 sahife 67 de nüfusa kayıtlı olup Tatvan’ın Toğ mah. Cami sk. 26 nolu evde oturur evli 6 çocuklu okuryazar sabıkasız Tatvan’da kereste fabrikası işletir.
Maznun :Mehmet Ali Güneş, Tahir oğlu Hatice’den doğma 4.6.1938 d.lı Bitlis Tatvan Reşadiye mah. Sugurlu köyü hane 4 cilt 14 sahife 90 da nüfusa kayıtlı (mahkemedeki ifadesine göre Reşadiye Harabiye Cesur köyünde nüfusa yazılı Ali Gümüş) olup Tatvan’ın Göçmen mah. 5 sk. 5 nolu evde oturur okuryazar sabıkasız Tatvan’da elektrikçilik yapar.
Maznun :Seracattin Ünlü, Sabri oğlu 1933 doğumlu Ağrı’nın Patnos Kazasında oturur.
Maznun :Aleettin Laçin, Hasan oğlu Emine’den olma 11.5.1927 d.lu Mardin Kızıltepe Oragurs köyü 126 nolu hanede nüfusa kayıtlı olup Kızıltepe’nin Çeltik köyünde oturur evli 9 çocuklu okuryazar sabıkasız işçi.
Maznun :Mehmet İskan Azizoğlu, Hüseyin Hilmi oğlu Fatma’dan doğma 16.07.1939 d.lu Diyarbakır Silvan Mescit mah. Hane 88 cilt ½ sahife 78 de nüfusa kayıtlı olup Silvan’ın mescit mah. oturur evli 4 çocuklu sabıkasız okuryazar çiftçi.


SANIKLARIN MÜDAFİ AVUKATLARI:

Mardin barosu avukatlarından İsmail MÜNGAN ve Adnan Uğur , Urfa Barosu Avukatlarından; Mustafa İZOL ve diğer müdafi avukatlar Latif AYKUT, Hamit KARAKOÇ, İhsan BİÇİÇİ,


SUÇ : Türkiye Kürdistan Demokratik Partisi adı ile gizli cemiyet kurmak ve idare etmek.
SUÇ TARİHİ : 1965 yılından itibaren.

Maznun Ömer TURHAN’ın Tevkifi :27.01.1968

Tahliyesi :25.02.1969

Maznun Mehmet Şakir Epözdemir’in tevkifi:27.01.1968

Tahliyesi :25.02.1969

Maznun Şefik İSİ’nin tevkifi :27.01.1968

Tahliyesi :25.02.1968

Maznun Mehmet Sadık GÜL’ün tevkifi :27.01.1968

Tahliyesi :27.09.1968

Maznun Şemsettin ARDICI’nın tevkifi :27.01.1968

Tahliyesi :27.09.1968

Maznun Nezir AYDIN’nın tevkifi :29.01.1968

Tahliyesi :27.09.1968

Maznun Şükrü ALPERGİ’nin tevkifi :29.01.1968

Tahliyesi :27.09.1968

Maznun Sait ELÇİ’nin tevkifi :28.01.1968

Tahliyesi :25.02.1969

Maznun derviş AKGÜL’in tevkifi :12.02.1968

Tahliyesi :25.02.1969

Maznun Zübeyir YILDIRIM tevkifi :14.02.1968

Tahliyesi :27.09.1968

Maznun Abdurrahman UÇAMAN tevkifi :27.01.1968

Tahliyesi :27.09.1968

Yüksek Yargıtay 3.Ceza Dairesinin 08.02.1968 gün ve 2434 Esas 2711 sayılı karar uyarınca bildirişe göre Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi adıyla gizli cemiyet kurmak ve idare etmekten sanık Ömer TURHAN ve arkadaşları hakkında Diyarbakır Sorgu Hakimliğinin 1968/20 Esasında kayıtlı davanın CMUK’nun 14/2.maddesi mucibince Kamu güvenliğinin muhafazası bakımından Antalya Sorgu Hakimliğine nakline karar verilmiştir.



Diyarbakır Sorgu Hakimliğinin 19.02.1968 gün 1968/20 Esas 1968/25 karar sayılı kararı ile de Mezkur davanın Antalya Sorgu Hakimliğine nakline hükmedilmiştir. Bu sebeple Antalya Sorgu Hakimliğinin 27.07.1968 tarih ve 1968/98 Esas 1968/170 sayılı kararnamesinde sanıkların cümlesinin mesnet suçu işledikleri kabul edilerek hareketleri TCK.nunun 141/4 ve 173/3.cü maddelerine uygun bulunmak sureti ile duruşmalarının Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde yapılması ....aleyhlerinde son tahkikatın açılmasına karar verilmiştir.
Bu sebeple Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde C.M.U.M. 10606 sicil sayılı Ahmet ÖZSAN hazır olduğu halde kısmen tutuklu olarak yapılan açık duruşmalar sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Müdafalar:

Sanık Ömer: TURHAN’ın müdafaası (mahkeme zaptı sayfa 2) “Türkiye’de Türkiye Kürdistan Demokratik Partisi adı ile gizli bir cemiyetin kurulmasından haberdar değilim, fiilen idari herhangi bir şeye maddi manevi katılmadım. Yalnız bilahare öldürülen Faik BUCAK isminde bir avukat Türkiye’de Türkiye Kürdistan Demokratik Partisi ismi ile bir parti kurulacağını ve bunun Türk anayasasına uygun olduğunu, insan haklarının ve buna bağlı ferdi hürriyete mutabık bulunduğunu ve cemiyet nizamını sarsacak mahiyette olmadığını izah etti. Tüzüğü gösterdi. O vakit yanımda Şakir Epözdemir ile Sait Elçi vardı. Bu avukat ayrıca, haldeki siyasi durum mezkur partinin açılmasına müsait değildir, zamanla tahakkuk edecektir yolunda fikirler ileri sürdü. Kanaatimce tüzükteki tespit edilen hususlar yıkıcı ve bölücü değildirler. Bir mıntıkanın sosyal durumuna bağlı ferdi yükselme ve anlayışının, refahının, o muhitte yaşayan insanları tarafından müştereken devlete yardım etmek sureti ile yükselmesi temennisidir. Eğer bu tüzükte yıkıcı ve ayırıcı bir düşünüş varsa kabul etmem, okudum ve böyle bir mana çıkarmadım .................................................”
Sanık: Şakir EPÖZDEMİR’in İfadesi: (mahkeme zaptı sayfa 3-4) “Sene 1965 Türkiye’nin siyasi durumu doğunun yükselmesine ferdi ve sosyal manada ilerlemesine hizmeti dokunmuyor, tarih bakımından da Kürtlerin eskiden beri oturduğu doğu bölgesi kürdistan olarak tanınır ve orada oturanlara da Kürt denir. Çok geri kalmışlardır. İnsan gibi yaşamaları ve bu şekilde tekamülleri hakları idi ve şarttı. İşte bu ana fikirden hareket ederek Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi adlı bir teşekkül kurmaya karar verdik, bu fikrin öncüsü öldürülen Faik Bucak ismini taşıyan bir avukattır.Tüzüğün ana prensiplerinin mahiyetini, tatbik şeklini ve ne zaman tatbik edileceğinin uzun uzadıya tartıştık. Dinledik, okuduk. Maksadımız Kürtlerle, Türklerin el ele verip kardeşçe doğu bölgesini yükseltmekti. Bu gaye etrafında toplanılmış olduk. Bu günde Türklerle Kürtler arasında derin uçurumlar vardır. Yani derin eşitsizlik uçurumları mevcuttur. Bu boşluğu beraberce doldurma amacını güttük. Başka bir düşüncemiz ve fiili hareketimiz yoktur. Türklerle Kürtler arasında eşitsizlik uçurumundan amacım ekonomik olarak bölgeler arasındaki dengesizlik, kültürde eşitsizlik, okullarda Kürt dilinin hakim kılınması ve okutulması manasını taşır. Tüzük yıkıcı değildir ve Türk anayasasına uygundur. Kalkınmamızı temin maksadıyla bu yola gittik. Türkiye’de doğuya karşı yanlış bir tutum ve zihniyet vardır. Daha açık bir tabirle hükümetlerinde doğuyu ihmal etme zihniyeti mevcuttur. Burada yaşayan münevverleri vasıtasıyla zamanın hükümetlerine başvurdular, lazım gelen yapılmadı. 27 Mayıs inkılabından sonra bir uyanma oldu, 1961 anayasasına dayanılarak o yerin çocukları kendilerini korumaya ve yükseltmeye başladılar. Doğuda oturan vatandaşlarımızın dıştan gelen tesirlere kapılmamaları için bu parti kuruldu.....”

Sanık: Şefik İSİ’nin savunması: (Mahkeme zaptı sayfa 4) “Böyle bir teşekkülün kurulmasından haberim yoktur. Maznun Şakir Epözdemir bir gün bana bir torbanın içinde bir şeyler getirdi. Bunlar senin yanında kalsın dedi. Yatağın altına koydum, polisler buldu. Bunların ne olduğunu bilmem. Partinin kuruluşundan da malumat sahibi değilim.........................................”

Sanık: Mehmet Sadık GÜL’ün İfadesinde:(Mahkeme zaptı sayfa 4) Ben Ömer Turhanlı ile konuştuğum için beni suçlu göstermişler, hiçbir şeyden malumat sahibi değilim....................................................”

Sanık: Abdurrahman UÇAMAN konuşmasında: (Mahkeme zaptı sayfa 4-5) “Polisler dükkanımda ve evimde arama yaptılar. Şahsıma ait bazı dini ve kültütel kitaplar buldular. Bunların siyasi bir teşekkülle ilgisi yoktur. Ne maddi ne manevi cihetten Kürt devletinin kurulması yolunda bir amaca gitmedim................................”
Sanık: Şemsi ARIDICI’nın Beyanı ( Mahkeme zaptı sayfa 5) “Kürtlerle Türkler arasında bin seneden fazla ne bölge nede buna benzer bir ayrılık yoktur.Malazgirt, Çaldıran ve İstiklal muharebelerinde beraber vuruşmuşlardır. Bu topraklarda birlikte savunmuşlardır. Bizi yalnız üzen nokta şudur; Doğu Anadolu üvey evlat muamelesi görmüştür. Aslan payını başkaları almış Çam sakızı Çoban armağanı bir şey onların hissesine düşmüştür.1950 ve 1960 yılları olaylarından biz sorumlu değiliz. 1956 yıllarında Irak Türklerine yapılan fena muamelerinin yüklemi doğu bölgelerinde oturanlara bağlanıyordu.Halbuki bizim bunlarla hiçbir ilgimiz yoktu. Buna rağmen isimli bir adam muhtara verip bizi iddiam Ermenilerin imhasını telmin ederek bizimde bu yolda bir muameleye tabi tutulmamızı istiyordu. Keza 1963 yılında Suat Seren adlı bir zat Kürtler komünisttir ve ondan daha tehlikelidir diye bir yazı ile müracaatta bulunuyordu. Ve yine Ötgen adlı bir mecmuada doğu illerinde yaşayanlar tezyif ve hakarete uğruyorlardı. Ve bunda inat ediliyordu. Bizi tahrik ediyorlardı. Birleşmiş Milletlerden yurt istesinler mahiyetinde yazılar vardı. Soyumuzda bir çok şehit bulunmaktadır. Kürt Türk’ten Türk Kürt’ten ayrılmaz. Bizde Süleymen Nazif, Ziya Gökalp ve Cahit Sıtkı Tarancı gibi evlatlar yetiştirdik. Eğer poliste bu gayemin dışında menfi bir kanaate sahip olduğum yazılmış ise kabul etmiyorum.................................................................”
Sanık Nezir Aydın’ın anlatması: (mahkeme zaptı sayfa 5-6) “Böyle herhangi bir teşekkülün varlığından haberim yoktur. Aramada kitaplar buldular fakat bunlar serbest alınır ve satılır. Doğrudan olsun dolayısıyla olsun, mezkur kuruluşa katiyyen bir yardımım dokunmamıştır.................................”

Maznun Şükrü Alpergin’in ileri sürdükleri: (Mahkeme zaptı sayfa 6) “Ne bir teşekkülden ne de bir tüzükten malumatım yoktur. Aramada bazı kitaplar ve saire buldular. Nerden temin ettin diye sordular. Bilmiyorum diye cevap verdim. Zira Suriye hududunda turistik otelim vardı. Gelen ve gidenler olur, belki onlar tarafından konmuş olabilir..............................................................................”

Maznun Sait Elçi’nin İzahı : (Mahkeme zabtı sayfa 6-7) “Türkiye kuruluşu itibariyle etnik bir topluma sahiptir. İçinde Çerkez, Arap ve Kürt vardır. Büyük bir kısmı da Türk ırkına mensuptur. Bunlar Osmanlı İmparatorluğunun çürümüş enkazından genç bir Türkiye’nin doğmasına sebep olmuşlardır. Burada aynı derecede yaratma ve fedakarlıkları vardır. Türk vatanının çocukları hiçbir zaman hangi kasıt altında olursa olsun birbirlerinden ayrılmazlar. Doğuda oturanlara yardım eli ve buna uygun olarak bir tekamül hakkı ve yaşama tekamülü istenilen gibi tutulamamıştır. Ne tam teşkilatlı bir hastanemiz, ne fabrikamız, nede büyük sosyal ve ekonomik müesseslerimiz yoktur ve kurulmuşlarda değildir. Kurulanlar bile faaliyet gösteremiyorlar. Bu ayrılık ve bu seviye düşüklüğü lazım gelen kültürel münasebetin meydana getirilmemesi bizi kırdı, anavatanımıza karşı düşman yapmadı. Bütün partiler ve bunların hükümetleri iktidara geçmeden evvel doğunun sorunlarına çare bulacaklarını söylediler ve lazım geleni yapacaklarını bildirdiler. Bunlara halk inandı boş çıktı. Bu durum ümidimizi yıktı. Bizde başımızın çaresine bakmaya mecbur olduk. Nizamnamenin bu kanaatten ve fikirden doğmaktadır. Müstakil bir Kürdistan kurulması gaye edinilmemiştir. Aç ve çıplak insanlar devlet kuramaz. Bir çok yazarlar aleyhimizde yazdılar ve telkinde bulundular. Hareketimiz TCK:nunun 141/4 bendine uymaz. Bu bir faşist İtalyan kanununun 270.ci maddesinden alınmış bir maddedir. Ruhen ona benzer bir fikir, kanaat duyma ve düşünce mahkum edilemez. Nizannamede fikir, düşünce ve kanaatlerimiz belirtilmiştir. Fiili bir hal yoktur. Suç da olmaz. Mahkeme huzuruna bizi çıkaran ayırıcı fikirler değil bilakis birleştirici ve toplayıcı fikirlerdir. Türk radyolarında kürtlere ait ve onların geleneklerine uygun musiki çalınırsa herhalde bundan Türk Hükümeti bir şey kaybetmez. Musikinin ne mahkemesi ne de cürümü vardır. Bu bir manevi zevktir. Dışarıdan kışkırtıcı (Rusya ve Arabistan) ve başka ülkelerden gelen tesire kapılamaz. Türkler size bakmıyor, tekamül ettirmiyor gibi böyle bazı neşriyat bizi Türkiye’den ayıracak kudrette değildir. Biz bu hakkımızı korumak ve mesul büyüklerimize anlatmak için bu yola saptık. Hiçbir kürt vatanına karşı casusluk yapmamıştır ...........................................................”
Sanık Derviş AKGÜL’ün anlatması : (Mahkeme zaptı sayfa 7) “Ben herhangi bir teşekküle girmedim. Tüzükten haberim yoktur. Yardımda etmedim. Aramadan dini kitaplarım, İngilizce kitaplarım ele geçti. Bunların alakası yoktur..........”
Maznun Zübeyir YILDIRIM’ın beyanı: (Mahkeme zaptı sayfa 7-8) “Teşekkülle ilgim yoktur. Müstakil bir Kürdistan kurulmasını da düşünmedim ve bu husus da ne maddi nede manevi yardım ve müzaheretin görülmemiştir.............................”
Maznun Mehmet Ali GÜNEŞ’in müdafası: (Mahkeme zaptı sayfa 8) “Benim bu suçla bir ilgim bulunmamaktadır. İsmim nereden karıştı bilmem.......”
Maznun Musa Sağnıç ifadesinde, böyle bir partinin kuruluşundan haberdar değilim. Şakir Epözdemir ve Said Elçi ile yakın diyaloğum vardır. Böyle bir şeyden beni haberdar etmemişlerdir dedi.
Maznun Seraceddin Ünlü, İfadesinde, ben hiçbir örgütte görev almadım. Şakir Epözdemirle ve Ömer Turhan ile tanışıyoruz. Kimse bana bir şeyden söz etmedi. Benim teksir makinasından da haberim yoktur dedi.
Maznun Aleettin Laçin’in savunması : (Mahkeme zaptı sayfa 8) “Ben Kürt Demokrat partisi diye bir partinin kuruluşundan haberdar değilim. Sait Elçi ve Şakir Epözdemir arkadaşımdır. Onlarla konuşurum. Lakin bu şahıslar parti kurduklarından bahsetmediler. Bende de kitaplar bulundu. Bunlar dini, ahlaki ve kürt edebiyatına ait idiler. Suçla alakaları yoktur.........................................................................”
Sanık İskan AZİZOĞLU’nun savunması:(Mahkeme zaptı sayfa 14) “Kürkçülük diye sosyal bünyede değişim yapacak fikre müsteniden herhangi bir çalışmada bulunmadım. Kabul etmiyorum....................................................”


TANIK İFADELERİ : Şakir ÖDÜLGEN, Halil DEMİRDAN, Ercan ÜNAL, Halis ACAR, Vural, Cihat CELAYİR, Mehmet ASLAN ve sairleri. Müşterek ifadelerinde çokların evlerinde arama yaptıklarını, kitaplar, yazılar ve buna bağlı bir takım eserler bularak zabıt varakası tuttuklarını muhteviyatlarının ne olduğunu bildirmişlerdir.

DİĞER DELİLLER : Diyarbakır ili Emniyet Müdürlüğü Şube... Şefliğinde 26.01.196 gün ve159 sayılı 7 sayfadan ibaret baş komiser o yerin ...inci şube şefi Nazım İRHAN tarafından tutulan zabıt varakası ve müteala Diyarbakır ve bölgesi Emniyet Baş Müfettişliği 23.01.1968 gün ve 857 sayılı memleket bütünlüğüne müteveccih Kürtçülük faaliyetlerine dair bazı insanların ev ve iş yerlerinde arama yapılması hakkındaki 7 sahifeden ibaret Diyarbakır ve bölgesi Emniyet Başmüfettişi Süleyman EYÜPOĞLU tarafından hazırlanmış müteala ve kanaat ve buna ek 3 sahifeden ibaret sanıkların......gösterir cetvel vesaire...

Şubat 1968 gün 206 sayılı Diyarbakır İli Emniyet Müdürlüğü birinci Şube şefi Nazım İRHAN eliyle hazırlanmış 3 sahifeden ibaret kanaat ve müteala Derviş AKGÜL’ün 12.02.1968 tarihinde Nazım İRHAN ve Polis Memuru Ömer ŞAHİN tarafından alınmış bulunan 6 sahifeden ibaret ifadesi ve yine diğer sanıkların polis tarafından ayrı ayrı alınmış ve tespit müdafaaları Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi adlı program ve tüzük ile sanıkların evinde yapılan aramalar gayesinde elde edilen suç delilleri.......

Şimdi tespit edilen maznunların müdafaası ile şahitlerin ifadesi ve Kürdistan Demokrat Partisi program ve tüzüğünün buna bağlı öteki delillerini takdir edersek şu neticeye varırız. Nitekim Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi tüzük ve programını incelediğimiz vakit sanıkların cümlesinin suçu işledikleri kanaat doğmaktadır. Bu partinin program ve önsözünde aynen şöyle yazılmaktadır. “Kürt milleti eski ve tarihi bir millettir. Medeni bir devlet idi. Bu gerçek gizlenemez. Düşmüş milletlerin karanlık günleri olur, zamanla kayıp olan milletlerde vardır. Bunları tarih sahifelerinde görüyoruz. Kürt, milletlerin hakimiyeti altında kayıp olmamıştır. Kayıp olanlar milli tarih, milli hars, milli benlik ve ana dillerini unutanlardır. Kürt milleti kayıp ettirmedi. Temel direkle (milli sütunlar) yerindedir. Bunun için Kürt milleti yaşıyor ama bu yaşama serbest ve hür bir yaşama değildir. Kürt bu gün el altındadır. Milli ve insani hakları elinden alınmıştır. İstediğimiz Cihan milletleri gibi Kürt milleti de hür ve serbest olsun. Bu idealin tahakkuku için Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi kurulmuştur.Parti her şeyden evvel Demokratik, insani,sosyal bir yolda yürüyecektir. Partinin hedefi milli misak’tır. Çünkü parti birlik ve kardeşlik inancında olup Türk ve Kürtler arasında fark gözetmez. Parti bütün esir milletlerin yardımcısıdır. Parti bütün milletlerin birlik ve kardeşliğinin kabul eder. Milletlerin antlaşmasında eşitlik ister. Ve felsefi, dini, fikri sahada herkesi serbest tutar. Parti Birleşmiş Milletler fikrine bağlı dır. Her şekli ile sömürgeciliği reddeder. Parti hukuk nizamı taraftadır.Fakat insani ve milli hakların gasp edilmesi anında ayaklanmayı ve karşı koymayı hedef tutar yolu belirlemektedir.” Bu tüzüğün, bu programın ikinci sahifesinin maddelerinde şöyle durum ifade edilmektedir.
“Madde 1- Partinin adı Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi
Madde 2- Partinin istekleri parti Türkiye Cumhuriyetinde kürtlerin siyasi, iktisadi ve kültürel haklarının tanınmasını amaçlar.
Madde 3- Bu şartların yerine getirilmesi için
A-Türk Anayasasına şu kayıtlar konmalıdır. Türk Devleti Kürt ve Türklerden teşekkül eder. Bu iki millet her husus da eşittirler. Ve Türk parlamentosun da kürtler nüfus nispetine göre temsil edilmeli, vekiller heyetinde yer almalıdırlar.

C- Türkiye ve Kürdistan bölgelerinin hudutları belirtilmelidir. Kürdistan topraklarına muhacir yerleştirilmemelidir. Kürdistan vilayet ve köylerinin isimleri değiştirilmemeli yahut değişmiş olan varsa eski isimlerine çevrilmelidir.


K- Kürdistan şehirlerine vali, idare amirleri, adli ve bütün memurlar kürtlerden olmalı, kürtlerin örf ve adetleri kanunlarda yer almalıdır.
D- Türkiye Kürdistan’ında resmi dil Kürtçe olmalıdır.
B- Kürdistan okullarında tahsil kürtçe olmalıdır. Ama Türkçe öğretilmelidir. Kürdistan Üniversitesi kurulmalı, Kürtlein tahsili devlet tarafından karşılanmalıdır.
F- Kürdistan Kürtçe radyo ve televizyon kurulmalıdır.
G- Kürtçe kitap, gazete ve mecmua (dergi) neşredilmelidir.
H- Her ibadetler için Alim ve Molla ile İbadethaneler de devlet tarafından karşılanmalı dır. Ve buna benzer maddelerde istem bütün çıplaklığını ile açıklanmıştır.....................

Her ne kadar sanıklar, toplu halde yaptıkları müdafaalarında; “doğu bölgesinde oturan insanların hiçbir idare hak ve hukukunu tanımamıştır. İhmal etmişlerdir. Bundan dolayı kendi başımızın çaresine bakmak için suç konusu olduğu ileri sürülen Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi adlı bir cemiyeti kurduk. Bu Türk Anayasına uygundur. Suç teşkil etmez. Her millet kendi harslarını, örf ve adetlerini muhafaza ve idameye mecburdur. Bunda bölücülük ve ayırıcılık yoktur.” Demişlerse de; mezkur program ve tüzüğün önsözünde de açıklandığı gibi Kürt milletinin tarihi bir millet olduğu ve yok olmadığı, dilini ve harsını muhafaza ettiği belirtilmiş, aynı program ve tüzüğün bilhassa 3.maddesinin C bendinde Türkiye ve Kürdistan bölgelerinin hudutları belirlenmelidir, isimler kürtçe olmalıdır, Bütün idari amirler, adli teşkilat ve buna bağlı icrai ve adli kuvvetin kürtlerin elinde toplanması iktiza ettiği aynı maddenin müteaddit bölümlerinde tereddüde yer vermeyecek şekilde izah edilmiştir. Ve hatta bu tüzüğün ön sözünde idealin tahakkuku için başlığını taşıyan kısmında partinin hedefi “milli misaktır” , mealinde tespit edilerek, bölücülüğün ve ayırıcılığın en bariz delili ortaya konmuştur. Sanıklar bu hakkı Türk Anayasasından aldıklarını ileri sürmektedirler. Türk Anayasası devletin bütünlüğü, resmi dil ve başkent adını taşıyan serlevhasında ve 3 nolu maddede “Türkiye, devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Resmi dil Türkçe’dir.” Ve aynı kanunun 4.maddesinde “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. Millet egemenliğinin anayasanın esaslarına göre yetkili organlar eliyle kullanır.” Yolu ifade etmekle sanıkların müdafaalarına en güzel cevap vermiş bulunmaktadır. Böylece Türk milletlerinin yaşadığı Türk vatanının sınırları içinde , bu milletin üstün bir hakimiyet bulunmadığını ve sadece Türk halkının bulunduğunu belirtmektedir.


Suçluların Türk Anayasasına dayanarak yaptıkları savunmalarının yansızlığını artık münakaşaya gerek yoktur. Türk Anayasası “bunlara siz ayrı bir devlet korumaya ve kendi örf ve adetlerinizle birlikte dilinizi, dininizi ve hakimiyetinizi belirli bir hudut içerisinde sürdürmeye yetkilisiniz” mealinde bir hak tanımamıştır. Şayet bu bölge ayrı bir yer olarak kabul etmiş olsa idi Türk istiklal savaşının başlamasına tekaüdüm eden devirlerde Türk milleti tarafından Misaki milli sınırları içerine alınmış olmazdı. Yani bu topraklar, tamamı ile Türk vatanının bölünmez bir parçası olarak kabul edilemezdi. Bilhassa sanıklardan Sait ELÇİ’nin “Türkiye kuruluşundan beri etnik bir yapıya sahiptir”. (Çeşitli ırkların topluluğu manasına) mealindeki sözleri ile Türk ırkını ve tarihini hiç de tanımadığını veya tanımak istemediğini gösteren bir cümledir. Anadolu’ya yerleşen kabileler Türk boylarından gelmişlerdir. Sadece çeşitli dallar değişik isimler alırlar. Soy ve kök birdir. Kürt diye bir millet yoktur. Bunlar Türk ırkının Turani dalındadır. Ancak yerleştikleri yer yahut ta yerler Acem ve Arapların tesiri altında kalmış, insanlarında değişim usule gelmiştir. Bu tesir katiyen onların örf ve adetlerini yaşayışlarını kökünden bozmamıştır. Bu örf ve adetler aynen Türk örf ve adetleridir. Çünkü nesil ve ırk Türk’tür. Şayet çeşitli idareciler buraların ilerlemesini ve yaşayış seviyesini tanzime muvaffak olamamışlarsa bunun sorumluluğunu Türk milletine yüklemek hak ve hakikati ve kendi ırkını inkar etmek demektir. Öyle anlaşılıyor ki sanıklara yapılan telkin ve aşılama hiç şüphesiz dıştan gelmekte ve yabancı tesirler kül halinde Araplar ve Ruslardan ve değişik yerlerden mütemadiyen tanzim edilmekte ve ferdi duruma koymaya çalışılmaktadır. Misali şu program ve tüzüğün idealin tahakkuku için başlığını taşıyan kısmının son satırında “parti hukuk nizamı taraftarıdır. Fakat insani ve milli hakların gasp edilmesi anında ayaklanmayı ve karşı koymayı hedef tutar.” Bu tespit o derece ne yapılmak istendiğinin ve ne yapılacağını vahametin şümul ve anlamını çok belirli bir şekilde göstermektedir. Esasen sanıklar hazırlıkta emniyetçe alınan müdafaalarında özetle, Kürtçülüğü benimsediklerini ve uğranılan haksızlıklara, geri kalmışlığı kapamak amacı içinde bulundukların, bazen açık ve bazen kapalı söylemekten çekinmemektedirler. Yalnız evvelden mevcut olan siyasi durumu göz önüne aldıklarından bunun tahakkukunu zamana bırakmaktadırlar. Bu da ayaklanma ve karşı koymaktır. Diyarbakır valisinin 17.09.1969 gün şube 1-A,2807 numaralı teyp tapesi hakkında Antalya Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına hitaben göndermiş oldukları ve eki 10 sahifeden ibaret teyp tapesi adlı, sanıklardan Ömer TURHAN’ın 27.12.1967 tarihinde Mardin ili Nuseybin ilçesinde yapmış olduğu Kürtçülük Toplantısı ve Konuşmasına dair teyp tapesi tespiti ile 02.03.1967 tarihli aynı mealde Sait ELÇİ, İskan AZİZOĞLU yardımcısının konuşmalarını teşvik eden teypler tercümeleri incelenirse sanıkların ne şekilde bir kanaat ve kasta sahip oldukları inkar kabul edilmez bir açıklıkla ortaya çıkar. Daha açık bir tabirle müstakil bir Kürdistan devletini kurma gayesi güttükleri ve başka bir mana çıkarmaya imkan olmadığı görülür. Dosyada bulunan maddi deliller bunu göstermekte ve ortaya koymaktadır. Sanıklar kötü kasıtlarını, ihmal edilme, hak tanınma, maddi manevi yükselmeye engel olunma yollu sebeplere dayandırarak örtmeye uğraşmaktadırlar, bunda muvaffak olamamışlardır. Asil Türk kanını taşıyan ve o ırktan olan doğulu vatandaşlar birkaç maceraperestin peşine düşmemişlerdir. Belki bu maceracıların kandırdığı kimseler olmuştur (Üniversitedeki bazı olaylar, Doğu Kültür Ocakları vs. örgütler) Aklı selim ve izan bu fena akımın önünü kesmiştir. Yine bu sanıkların iyi olmayan kasıtlarını gösteren mühürler incelenirse şu hal ortaya çıkar; mühürlerin birisinde “ P.O. Kürdistan T.E.S”rumuzları, diğerinde “Parti Demokrat Kürdistan Türkiye” mahiyetinde yazı vardır. Bundan çıkan mana şudur; Müstakil bir kürt devletinin tahakkuku halinde kullanılacak mühürlerdir. Suç delili olarak mahkemeye gönderilen ve sanıkların ayrı ayrı aidiyeti tahakkuk eden torbalar içerisinden Kürtçe yazılar, mektuplar, İngilizce tarih kitabı ve buna benzer şeyler çıkmıştır. Bu kürtçe mektupları ve İngilizce tarih kitabını tercüme ettirmek imkanı bulunamamıştır. Böyle olmakla bile yukarıdan beri anlatılmaya çalışılan kötü kastın tamamlayıcı unsurları oldukları muhakkaktır. Ve bundan şüphe edilemez. Velhasıl dosyada bulunan tüzük ve program ve bunlara ekli diğer belgeler muvacehesinde mudafalarını kabule imkan görülmemiştir. Suç bütün unsurları ile sabittir. Ve hatta diyebilir ki; Türkiye’de cereyan eden son olayların çıkış noktası buradan başlar. Vatan sathına yayılmış bir manzara arz eder. Bu bakımdan toplanan delillere göre; sanıkların müsnet suçu işlediklerine tam inanç ve kanaat gelmiş bulunduğundan sanıkların hepsinin hareketleri TCK.nunun 64. maddesi delaletiyle 141/4’e uygundur. Olayın işleniş şekli ve olayda sanıkların durumu, takdiri teşhis sebebi sayılmak suretiyle takdiren ve teşdiden sanıkların ayrı ayrı 3’er yıl süre ile ağır hapis cezasıyla tecziyelerine, bu sanıklardan Sait ELÇİ’nin evvelce tekerrüre esas olan aynı cinsten bulunan 1 sene 4 aylık mahkumiyeti bulunduğu ve o mahkumiyetinin infaz sebebi edildiği anlaşılmış olduğundan mukayyet tekerrür sebebi ile ve takdiren 81/2. madde uyarınca tayin edilen ceza 1/3 nispetinde arttırılarak :

  1. SANIK Sait ELÇİ’NİN NETİCEDEN BU KARARLA 4 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, AYNI KANUNU 173/Son fıkrası mucibince 4 yıl süre ile AMASYA’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK Ömer TURHAN’IN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede DENİZLİ’DE İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,



  1. SANIK MEHMET ŞAKİR EPÖZDEMİR’İN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede UŞAK’TA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK MEHMET ŞEFİK İSİ’NİN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede KASTAMONU’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK MEHMET SADIK GÜL’ÜN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede ÇORUM’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK ABDURRAHMAN UCAMAN’IN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede AFYON’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK ŞEMSETTİN ARDICI’NIN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede KÜTAHYA’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK NEZİR AYDIN’IN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede KONYA’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK ŞÜKRÜ ALPERGİ’NIN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede ESKİŞEHİR’DE İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK DERVİŞ AKGÜL’ÜN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede BALIKESİR’DE İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,

  2. SANIK ZÜBEYİR YILDIRIM’IN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede KÜTAHYA’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK MUSA SAĞNICI’NIN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede KAYSERİ’DE İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK MEHMET ALİ GÜNEŞ’İN NETİCETEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede MUĞLA’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK ALAADDİN LAÇİN’IN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede İZMİR’DE İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK SURACETTİN ÜNLÜ’NÜN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede BOLU’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,




  1. SANIK M. İSKAN AZİZOĞLU’NUN NETİCEDEN BU KARARLA 3 SENE SÜRE İLE AĞIR HAPİS CEZASIYLA TECZİYESİNE, 173/son mucibincede BOLU’DA İKAMETLE EMNİYETİ UMUMİYE NEZARETİ ALTINDA BULUNDURULMASINA,

Mevkuf kalan sanıkların TCK.nunun 40.maddesi gereğince tutuk kaldıkları sürelerin, mahkum oldukları cezalarından indirilmesine, yapılmış bulunan (46340) kuruş mahkeme masrafının hakkında muvakkat tatil kararı verilmiş olan sanık Reşidi Hamo’ya ait masraflar hariç olmak şartı ile diğer mahkum olan sanıklardan müteselsilen tahsiline, suç delilleri oldukları anlaşılan emanetin 968/110 ve 968/131 numarasında kayıtlı olup; teyp bantları, mühürler, daktilo makinası, Arapça ve kürtçe yazılmış mektup ve eserler, İngilizce tarih kitabı, tercüme edilmiş eserlerin yani Dini kitap olan Kuran-ı Kerim’den Hadasının Müsaderesine, Dini kitap olan Kuran-ı Kerim’in sahiplerine geri verilmesine, isteğe uygun ve temyiz yolu açık olmak suretiyle 05.04.1971 günü oy birliği ile verilen karar C.M.U.M. 10606 sicil sayılı Ahmet ÖZSAN huzuru ile bütün sanıklarla müdafileri Avukat İsmail MUNGAN, Adnan UĞUR, Mustafa İZOL, Latif AYKUT, Hamit KARAKOÇ ve İhsan BİÇİÇİ’nin GIYAPLARINDA usulen ve alanen tefhim kılındı. 05.04.1971


Reis Burhanettin Ekiz S.Aza İ.Menlikli S.Aza M.altınay Katip

10708 7427 8671


Каталог: ebook
ebook -> Mövzu Fənnin məqsədi və vəzifələri
ebook -> İctimai məktəbəqədər tərbiyənin inkişafı. İctimai məktəbəqədər tərbiyənin inkişafı tarixi
ebook -> Mühazirə : İqtisadi informasiyanın informasiya-hesablama mərkəzində avtomatlaşdırılmış işlənməsi texnologiyası Yeni dərsin planı
ebook -> Mühazirə. Dos.Ş.Ə. Vəliyev Mövzu 1 Fənnin məqsədi və vəzifələri. Plan : Giriş
ebook -> «MÜhasibat uçotu və audiT» (DƏrsliK) MÜNDƏRİcat
ebook -> Dərslik Azərbaycan Respublikası Təhsil Nazirliyinin 14. 12. 2011- ci il tarixli, 2062 №-li əmri ilə təsdiq edilmişdir
ebook -> AZƏrbaycan respublikasi təHSİl naziRLİYİ bakis ə naye pedaqoj I texn I kumu
ebook -> 1. Giriş. Materiallar müqavimətinin inkişafının əsas tarixi mərhələləri
ebook -> MÜhaziRƏÇİ: İslamov təVƏKGÜl miRİŞ MÜhaziRƏ 2 traktor və avtomobiLLƏRİN Ümumi quruluşU,onlarin əsas mexanizm və HİSSƏLƏRİn vəZİFƏLƏRİ VƏ qarşiliqli əlaqəSİ


Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə