Çocukluk Dönemim Mekke Ziyareti


Ehlibeyt Mektebini Seçmemin Sebepleri



Yüklə 0,98 Mb.
səhifə20/26
tarix05.09.2018
ölçüsü0,98 Mb.
#76843
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   26

Ehlibeyt Mektebini Seçmemin Sebepleri


Benim Ehlibeyt mektebini seçmemin birçok sebepleri vardır; bunlardan kısaca birkaç tanesini saymakla yetineceğim:

1- Hilâfet Hususundaki Naslar


Ben ilk araştırmaya başladığımda, kendi kendime, sadece her iki fırkanın da kabul ettiği hadisleri esas almaya ve sadece bir grubun kabullendiği rivayetlerle yetinmemeye söz verdim. Bu taahhütle Ebubekir ile Ali İbn Ebu Talib'den hangisinin daha üstün olduğu mevzusunu, ayrıca hilâfetin Şia'nın iddia ettiği gibi nas ile Hz. Ali'ye mi ait olduğunu; yoksa Ehlisünnet'in iddia ettiği gibi hilâfetin, şûra ve seçimle mi olması gerektiğini inceledim.

Bu konuda sahih bir şekilde araştıran birisi, Ali (a.s) hakkındaki nasların çok açık ve net olduğunu görür. Örneğin: "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır." Hz. Resulullah bu sözünü Veda Haccı'ndan döndüğünde buyurmuştur. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) için tebrikleri kabul etmeye mahsus bir çadır kurdurmuş, hatta Ebubekir ve Ömer, Hz. Ali'yi tebrik ederek şöyle demişlerdi: "Ne mutlu sana ey Ebu Talib'in oğlu, artık bizim ve her mümin ve müminenin mevlası oldun!"[1]

Bu hadisi, Şiîler de, Sünnîler de nakletmiştir. Ben yalnız Ehlisünnet'in kaynaklarından delil getirdim ve Ehlisünnet'in kaynaklarından sadece az bir miktarını zikrettim. Tafsilatlı olarak konuyu araştırmak isteyenlerin, Allâme Eminî'nin yazmış olduğu şimdiye kadar 13 cildi basılmış olan "el-Gadir" isimli kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Söz konusu kitapta, bu hadisi nakleden Ehlisünnet râvilerinin isimleri yazılmıştır.

Ama Ebubekir'in Sakife'de seçilmesine ve daha sonra mescitte ona biat edilmesine dair iddia olunan icmaya gelince… Böyle bir icmayı iddia etmek, delilsiz bir iddiadan ibarettir. Ebubekir'in hilâfeti hususunda nasıl böyle bir ic-ma olabilir? Oysa Ali (a.s), İbn Abbas ve diğer Benî Hâşim mensupları, Ebubekir'e biat etmedi.

Aynı şekilde Üsame İbn Zeyd, Zübeyir, Selman-ı Farisî, Ebuzer Gıfârî, Mikdad İbn Esved, Ammar İbn Yasir, Huzeyfe İbn Yeman, Huzame İbn Sabit, Ebu Bureyde Eslemî, Bera İbn Azib, Ubeyy İbn Ka'b, Sehl İbn Hanif, Sa'd İbn Ubâde, Kays İbn Sa'd, Ebu Eyyub Ensarî, Cabir İbn Abdullah, Halid İbn Sa'd ve bunlardan başka birçok sahabe de Ebubekir'e biat etmedi.[2]

Öyleyse iddia edilen icma nerede kalmıştır? Hatta yalnız Hz. Ali'nin (a.s) biat etmemesi bile o icma ve ittifakın iptali için yeterlidir; çünkü eğer onun Resulullah tarafından tayin edildiğine dair nassın olmadığını kabul etsek bile, o en azından Resulullah'ın (s.a.a) hilâfet için Müslümanlara gösterdiği tek aday idi.

Gerçeğe bakılacak olursa, Ebubekir'e yapılan biat meşveretsiz yapılan bir biat idi. Ehl-i hall ve akd olanların, Resulullah'ın (s.a.a) cenazesini kaldırmakla meşgul olmaları fırsat bilinerek halk gafil avlanmıştır ve birçoklarından zorla biat alınmıştır.[3]

Hz. Fâtıma'nın evine toplanıp biat etmek istemeyenler, evden çıkmadıkları takdirde, ev, içindekilerle birlikte yakılmakla tehdit edilmiştir. Bu, Ebubekir'e biat toplama baskının ne derece şiddetli olduğunu göstermektedir.

Bütün bunlarla birlikte nasıl biatin icma ve şûra ile olduğu söylenebilir? Ömer'in kendisi itiraf ediyor ki, Ebubekir'e yapılan biat birden bire vuku bulmuş tedbirsiz hesapsız bir işti ve Allah Müslümanları onun şerrinden korudu.

Yine Ömer: "Kim bunun benzerini yapmaya kalkışırsa onu öldürün.", "Her kim aynı şekilde kendisine biat toplamaya kalkışırsa, ona biat edenin biati batıldır." demiştir.[4]

İmam Ali (a.s) bu biatle ilgili olarak buyuruyor ki:

Vallahi Ebu Kuhafe'nin oğlu (Ebubekir) hilâfeti bir gömlek gibi giyindi. Oysa o daha da iyi biliyordu ki ben hilâfete nispetle değirmen taşının mili gibiydim. Hilâfet benim çevremde dönerdi, sel benden akardı, uçtuğum yerlere hiç kuş uçamazdı.[5]

Ensarın büyüğü olan Sa'd İbn Ubâde, Sakife'de Ebubekir'e ve Ömer'e karşı çıkarak bütün gücüyle onları hilâfetten uzaklaştırmaya çalıştı; ama hasta olduğundan dolayı ayakta duracak hali bile olmadığından onlarla baş edemedi. Hatta Ensâr, Ebubekir'e biat ettikten sonra Sa'd dedi ki:

Vallahi kendi aşiretim ve ailemle seninle savaşıp, oklarımın hepsini sana doğru atacağım. Vallahi insanlar ve cinler hepsi seninle olsa bile ölünceye dek sana biat etmeyeceğim.

Bu yüzden o, hiçbir zaman onların arkasında namaz kılmadı ve onların topluluğuna katılmadı ve onlarla birlikte savaşa çıkmadı. Hatta kendisine yardımcı bulsaydı onlarla savaşırdı. Ömer halifelik döneminde Şam'da vefat edinceye kadar bu şekilde kaldı.[6]

Eğer bu biat, Ömer'in dediği gibi hesapsız yapılan bir oldu-bitti biati idiyse -gerçi Ömer'in kendisi bu biatin gerçekleşmesinde ve muhaliflerin saf dışı bırakılmasında en büyük rolü üstlenmişti- eğer Hz. Ali'nin buyurduğu gibi Ebubekir hilâfetin hakiki sahibinin başkası olduğunu bildiği hâlde onu bir gömlek gibi giyindiyse, ensarın büyüğü olan Sa'd'ın dediği gibi bu biat zalimce bir biat idiyse ve eğer bu biat, Peygamber'in amcası Abbas gibi büyüklerin katılmadığı gayri meşru bir biat idiyse artık Ebubekir'in hilâfetinin doğru olduğuna dair ne delil vardır? Ehlisünnet ve'l Cemaat'in bu hususta hiçbir cevabı yoktur.

Netice[7] olarak Şia'nın bu hususta görüşü haktır; çünkü Hz. Ali'nin (a.s) hilâfetine dair Ehlisünnet kitaplarında birçok kesin delil (nas) mevcuttur ki Ehlisünnet, ashabın makamını korumak için onları tevil etme yoluna gitmiştir.

O hâlde insaflı bir insanın, nasları kabul etmekten başka bir çaresi yoktur. Özellikle hadiseyi muhtelif yönleriyle incelerse bu hususta asla zorluk çekmez.

[1]- Müsned-i Ahmed, c.4, s.281. (Sırru'l-Âlemin, Gazalî, s.12; Tezkiretu'l Havas, İbn Cevzî, s.29; Riyazu'n-Nazire, c.2, s.166.) Kenzu'l Ummâl, c.6, s.397; el-Bidaye ve'n-Nihaye, c.5, s.212; İbn Asâkir'in Tari-hi, c.2, s.50; Râzi'nin Tefsiri, c.3, s.63; Havi'l-Fetava, Suyutî, c.1, s.112.

[2]- Tarih-i Taberî, Tarih-i İbn Esir, Tarih-i Hulefa, Tarihu'l-Hamis, el-İsti'âb ve Ebubekir'e biati yazan her tarih.

[3]- Tarihu'l-Hulefa, İbn Kuteybe, c.1, s.18

[4]- Sahih-i Buharî, c.4, s.127

[5]- Muhammed Abduh'un Nehcü'l-Belaga Şerhi, c.8, s.24, Şıkşıkı-ye Hutbesi

[6]- Tarihu'l-Hulefa, c.1, s.17

[7]- Bu konuda, Abdu'l-Fettah Abdu'l Maksud'un "Es'Sakife ve'l-Hilafe" kitabına ve Muhammed Muzafferin "Es-Sakife" isimli kitabına müracaat ediniz.


Yüklə 0,98 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   26




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin