Divan başkanı



Yüklə 146.18 Kb.
səhifə2/4
tarix14.08.2018
ölçüsü146.18 Kb.
1   2   3   4

- Sayın divan, değerli meslektaşlarım. Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği Genel Başkanı olarak şahsım ve grubum adına hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Yine kurum olarak odamızın 4. Olağan Genel Kurulu’nun ülkemize, mesleğimize, meslektaşlarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Değerli meslektaşlarım bizler derneğimizin yönetimine geldikten sonra İstanbul odamızı 2 kez ziyaret ettik. Bu ziyaretimiz esnasında kendilerinden bir takım şeyler istedik. Bunlar şunlardı, dergi ve bültenlerde derneğimize lütfen bir köşe ayırınız, mümkünse ortak etkinlikler yapalım, hata muhasebe haftasını hep birlikte kutlayalım. Çeşitli toplantılarda protokol olarak birbirimizi takdim edelim, kurumlarımızı geliştirelim, korsan muhasebecilerle mücadele etmekte ortak tavır alalım, meslekle ilgili her türlü konularda karşılıklı fikir telakkisinde bulunalım, bunun sonsuz yararları vardır dedik. Esnaf ve tüccarlar ile yapılan toplantılarda ortak tavır koyalım karşılarına birlikte çıkalım dedik. Önceden belirtilmek şartıyla da bizim birliğimiz ve odamızın toplantı yapmasını kendilerinden istedik. Bu isteklerimize karşılık bakınız neler oldu.

1- Hiçbir toplantıda bugünkü genel kurul hariç protokol olarak bizim birliğimize bizim derneğimize yetki verilmedi.

2- Oda balosuna ve tüm etkinliklere çok çeşitli insanlar davet edilirken bu mesleğin temel taşı olan bu birliğin insanları yöneticileri çağrılmadı.

3- 30 Ocak tarihinde birliğimizin kuruluş yıldönümü balosu etkinliği vardı bu otelde. Mükerrer ... % 75’i yani işletme yönetim merkezlerini tartışıyorduk. Oraya odamız yöneticilerini protokol olarak davet etmemize rağmen içlerinden hiçbir kimse gelmedi. Temsilci göndermediler ve o gün özellikle bir toplantı yaparak bizim toplantıyı engellemiş oldular. Ancak bu arada sayın yöneticim Haşim Türker odalar birliğinden katıldılar kendilerine teşekkür ediyorum.

4- Odamızın çıkarmış olduğu ve maliyetine benim ve hepimizin katılmış olduğu dergimiz ki biraz önce konuşuldu, büyük bir maliyeti var. O dergiye Mali Müşavirler Birliği Genel Başkanı sıfatıyla 2 yazı gönderdim 2 yazıma kesinlikle yer verilmedi.

Değerli meslektaşlarım, bizler kurum olarak odamızın yaptığı her türlü etkinliği destekliyor onlara protokolde yer veriyoruz. Ama onlar şu sebeplerle bize yer vermediklerini ifade ediyorlar lütfen bu noktalara dikkat buyurunuz. Diyorlar ki eğer protokolde sizin derneğinize yer verirsek diğer derneklere de yer vermemiz gerekir. Değerli arkadaşlarım biz diğer tüm dernekler değiliz bu mesleğin temel taşı olan 17 yıllık bir birliktir, bir dernektir. Yazılarımızın neden yayınlanmadığını sorduğumuzda çok ilginç bir şey çıkıyor karşımıza. Diyorlar ki Sayın Ömer Bekar evet bir genel başkansın, ama bir grubun da adamısın sen. Eğer Demokratik Birlik grubundan bir kişinin yazısına dergide yer verirsek falanca grup iç kurulu da yazı gönderir onu ne yapacağız onu düşünüyoruz diyor.

Değerli arkadaşlarım oysa benim gönderdiğim yazıda ne bir grup reklamı ne bir kişi reklamı vardı tamamen mesleki doğrultuda yazılmış bir takım güzellikler önerilerdi. Sözlerime ulu önder Atatürk’ün altını özellikle çizdiğim şu cümlesiyle son vermek istiyorum. Toplumsal gelişmenin de çürümenin de temelinde yöneticilerin tavırları yatar. Yukarıdaki ifadelerimi siz genel kurulun takdirlerine arz ediyorum hepinize saygılar sunuyorum.

- Teşekkür ediyoruz Sayın Bekar. Evet bir nostalji yaşıyoruz şimdi. Sayın Ali İhsan Özdemir buyurun.

- Saygıdeğer üyeler 3 dakikada ben size bir şey anlatmayacağım, yalnız şurada bir kel kafalı var ya kusura bakmayın nerede o, şurada oturuyor. Beni 1977 yılında yakalayarak bu odanın bugünkü hale gelmesi yasal düzenlemeye kavuşmamız için giriştiği o mücadelede kendisi payını aldı çıktı da bizi de kenara ittiler. Şimdi sayın divanda ve siz genel kurulumuz delegelerinden bir konuda daha müsaade etmenizi dileyeceğim. Benim geçen genel kurulda mesleki karar alınması mevzuunda 8 maddelik bir müracaatımı divan kaybetti. Oda genel kuruluna gönderdim orada da gitti yok. Benden korkuyorlar mı bilmiyorum, kimseye zararım da yok hepinizi de çok seviyorum. Sayın başkanım burada kendilerine gönderdiğim bir yazıyı burada açıklamayacağım ben, dergimde bütün konuları en ince detayına kadar açıklamaya orada başladım. Yalnız bir konuda mesleki karar ben o kararı bugün burada uygulayacağım ve değerli arkadaşlarım belki güleceksiniz belki de takdir edeceksiniz. Ne gülmenize ne de takdir etmenize de gerek yok. Ben bugün burada böyle vergi dairelerine gittiğim vakit giyeceğim tanıtma gömleğini burada huzurunuzda giyiyorum. Bu kanunda 19. maddenin ve 33. maddenin fıkralarında yer alan bir hüküm şu kanunu yeni bir kanun şekline dönüştürecek olan mesleki karar alınması mevzuunda bize yetki ve hüküm vermişler. Bugüne kadar hangi genel kurulda bir mesleki kararlar alınması sağlanmış? Hayır, işte arkadaşlar 3 dakikada başka ne konuşabilirim? Şurada yalnız şuradakileri anlatmaya kalksam bir saatinizi alır ve ben de genel kurulda bana söz hakkı vermeyen arkadaşımdan şimdi 10 dakika konuşmak isteyecektim, ama genel kurul kararına saygılı olarak bir teklif yapıyorum. Bu mali genel kurulda tahmini bütçenin onaylanmamasını istiyorum bir evvelki devam etsin. Teşekkür ederim. 3 dakikada açıklamamız mümkün değil.

- Sayın Özdemir konuşmadan da bazı şeyler anlatılabilirmiş demek ki. Teşekkür ediyoruz. Sayın İsmet Uğurlu buyurun.

-Sayın divan, saygıdeğer konuklar, muhterem meslektaşlarım. Hepinizi hürmetle selamlarım. 3568 sayılı yasa çıkalı kısa bir zaman oldu. Oysa hukuk büroları 100 yılı aşkın yıllardan beri hareket etmesine rağmen, yakından takip ettim bir sürü pürüzler hissettim. Bizim kısa bir zaman içinde bu mesleğimizin değerli katkılarıyla bu kanunu geçiren değerli milletvekilleri ve diğer büyüklerimize huzurlarınızda saygıyla hürmetle selamlarım. Çok muhterem Türkiye Odalar Birliği Başkanı Mustafa Özyürek’e huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bütün çalışmaları, katkıları, hareketleriyle bizim mesleği destekleyici hatta hatta mesleğimize değer verici hareketleriyle bize bir meslektaş olarak bize örnek bir büyük bir dost olarak huzurlarınızda hürmetle selamlarım. Efendim odaya defalarca gittim ve ilk olarak aidatımı Ocak ayının ilk haftasında yatıran benim. Bunun manası şudur, dernekçi ve 35 yıldır muhasebeciyim, eski birlikçiyim. Arkadaşlar beni tanıyanlar tanır ve daima vatandaşa ve insana hizmet etmişimdir. Kötümser değil daima iyimser davranmışımdır, bu iyimser davranışım dolayısıyla herkese faydalı olmak herkese hizmet görmek benim ana prensibimdir. Hizmet yaparken biz evlatlarımıza ve ondan sonra gelecek olan kuşaklara hizmetimiz olsun istiyoruz. Ben defalarca gittim, diyorum .............. arkadaşlarım her zaman Yahya Bey olsun, Niyazi Bey olsun, Eren Bey olsun hep orada. Peki ben size soruyorum. bizim işimiz var da vakit bulamayıp gidemeyenler var, hatta çok yakın arkadaşlarım var isimlerini burada söylemek istemiyorum, odanın yerini dahi bilmeyenler var arkadaşlar. Aidatını bile çocuklar yatırıyorlar. Utanmak lazım. Bizim odamız var onu değerlendirelim. 11 bin tane üyemiz oluyor buraya gelen, 200 kişi lazım, 200 kişiyle olacak iş midir bu. Bu hizmet gören vatandaşlar bunlar şey midir, af edersiniz günahkar insan mıdır? Bunu düşünmek lazım. Denetlemek lazım. Değerli Turgut Arığ arkadaşım, hala unutmuyorum ilk toplantımız Vatan Caddesinde oldu ve dedi arkadaşlar dedi, seçime gelirken arabalarla kornalar çalarak gelsin muhasebeciler geldiğini duysunlar dedi. Yine ona da hürmet ederim değerli katkıları vardır.

- Toparlar mısınız.

- Sevgili değerli arkadaşlarım. Bu kanun çıkmıştı ve değerli arkadaşlar bu kitabı çıkarmışlardır biliyorsunuz 80 sayfa vardır. Onun için teferruatı burada tekrar edip de vakit kaybetmek bence lüzumsuz hissediyorum. Hepinizi hürmetle selamlarım.

- Sayın Adem Aslan buyurun.

- Sayın divan, sayın konuklar, değerli meslektaşlarım. Tabii ki 1 yıllık birikimler sonucunda bugünü azimle bekledik, ancak 3 dakika nelerin başlığını söyleyebilmenin telaşı içersinde sizlere birkaç cümle ifade etmek istiyorum. Az evvel sayın Ali İhsan üstadımızın o cüppeyi giydiği zaman kefen aklıma geldi, beyaz kefeni hatırlattı. Şimdi burada yasanın çıkmasından beri oluşan odalarımız ve bundan büyük umutlar bekleyen meslektaşlarımız maalesef düşkırıklığı noktasına ne yazık ki gelmiş durumdalar. Bu önümüzdeki mali tablodan tutun da buradaki 300 kişilik gibi bir katılım zaten bizim nereden nereye geldiğimizin bir göstergesi. Bunları, bu tabloyu kimse başarı olarak gösteremeyecektir. Değerli arkadaşlar, bugüne dek mesleği meslek yasası çıkmadan dahi yürüten, ancak mesleğin çıkmasıyla beraber oda üyesi olan da olmayan da, belge sahibi olan da olmayan da bu işi yapıyorsa bir ayrımı yoksa bu noktaya gelmişse maalesef kurumlarımızın da bir işleyişi kalmayacağı pekala da bellidir. Odamızın alacaklarına bakıldığı zaman 5 kişide 1 kişi ödeme yapabilmiş, 5’de 4 ödeme yok. Etkinliklere, sempozyumlara bakılıyor, 30 kişilik gruplarla yapılıyor. Arkadaşlar bu konuda tabi ki sorunların çözüm yolu iktidardır, ama iktidarlar belli yanlışlıklar belli kalıplar içersinde ağalık, paşalık, krallık hayalleri uğruna mesleği bu duruma getiriyorsa bunlara sorumluluk sahibi insanların meslektaşlarımızın müdahale etmesi gerekir. Arkadaşların belirttiği üzere geçmiş müteşebbis heyetteki hizmetlerimden dolayı mesleğin bugüne gelişindeki katkımdan dolayı bana plaket verildi. Plaketimi tesadüfen büroma gelen bir meslektaşım şunu söyledi bana dedi ki, eğer mesleğin bugüne gelişinde seninde katkın varsa senle de hesaplaşacağız dedi. Yani burada gerçekten bu sorumluluk duygusu içersinde hareket etmenin önemini sizlere arz etmek istiyorum. Burada eğer grup yöneticisi olan arkadaşların ben grubumun iktidarıyım ben benimle beraber olan benim yandaşım olan insanlarla beraberim onların sorunları benim sorunlarım der gruptan insanları diğer meslektaşın sorunlarını kucaklayıp onlara çözüm üretmek yerine ........... saplantıların ötesinde bir hizmet verebiliyorsa bunların da sorulacak bir hesabı olmalı diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, elbette ki kimse kimsenin artık 2000’li yıllara doğru giden dünyada uşağı olmaya göbek bağına riayet etmeye tahammülü olmayacağını bugünkü denetim kurulu raporunuzda pekala göstermiş durumda. Bunlar sorumluluk sahibi insanlara cesaret vermekte. Arkadaşlar biz İstanbul’da meslektaşlarımızla da görüşüyoruz, diğer illerden meslektaşlarımızla da görüşüyoruz. Bilmem kaç paralara belgeler verildiğini duyuyordum da bunların karalama olduğunu düşünüyordum. Ama bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Oda yönetim kurulu tarafından yazılı olarak veriliyorsa denetim kurulu raporlarına kadar aksediliyorsa 50 milyona belgeler veriliyorsa geçen oda başkan yardımcımın yaptığı bir toplantıda bir bölgede temsilci tuttuğu tutanaktan dolayı korsan olarak tespit ettiği kişinin müteakip kere belge alarak karşısına çıktığını söylüyorsa bunda bazı şeyleri ciddi ciddi düşünmemizin örnekler olacaktır. Ama ben mizah olarak gelecek size, ama sayın oda başkanım sayın oda başkan yardımcım bunlar iki, Antalya’mızın güzel Akseki’ye gitmediğim için bilmiyorum ben ama gitmek istiyorum bir daha oda seçimlerinde yönetime aday olmak istiyorum, o Akseki’yi gidip tanımak istiyorum. Teşekkür ediyorum. Bu genel kurlumuzun da mesleğimize, meslektaşlarımıza ve İstanbul odamızın geleceğine hayırlı ,uğurlu ve başarılı sonuçlar çıkarmasını diliyor, sizlere saygılar sunuyorum.

- Teşekkürler Sayın Aslan. Sayın Turgut Arığ epeyce dolmuşsunuzdur.

- Sevgili meslektaşlarım hepinizi 1975’den beri sevgi ve saygıyla kucaklamaya devam ediyorum. Ali İhsan arkadaşın söylediği 77 doğru değil. Herhalde meslekte çok yorulmuş 2 yılı atladı. Doğaldır bu meslek çok halıdır, çünkü bu meslek Türkiye gibi belirli ülkelerde yaş dönemi 35’dir. Batı gibi her şeyin daha oturaklı olduğu uygun olduğu koşullarda bile mesleğin dönüş yaşı 40’dır. İkimizde bu yaşı aştığımıza göre bu olayı hoş gördük. Değerli arkadaşlar ben tabi ki 75’den önce hepiniz sizler gibi doluyum bu meslekte benim için dakikalar yetmez, ama sizin bazı haklarınıza her yerde saygılıyım. Dakika 3 ise 3 dakikada kapatmasını bilirim, hatta arzu edersem 1 dakikada bir söylerim söylemek istediklerimi.

Değerli arkadaşlar geçen genel kurulu hatırladım salonun % 70’i alkışlıyordu, sonra oylama bir başka şekilde çıktı. Kalkıp eleştiriyorsunuz ve çok haklı noktalara değiniyorsunuz, kulislerde daha fazlasını söylüyorsunuz ama buraya gelince düşüncelerinizin tersini söylüyorsunuz. Bu nasıl demokratlık ki eğer bu zihniyette devam ederse tabi ki yerel ve genel mecliste de bizden gidenler aynı havayı sürdürür. 450 kişilik mecliste tabii % 10’u gündeme devam etmez, doğaldır. Bunların hepsini aldım, ama merak etmeyin almış olmak için aldım. İçine dokunmaya kalkarsak 30 dakika da yetmez. Ama sadece birkaç noktaya değineceğim, çünkü benden önce benden sonra konuşan arkadaşlarım bazı yerlerine dokunuyor. Ama sizi seviyorum deyip de arkanızdan sizi bölücülükle ayırmıyorum. Bana çok ters gelen insanlara daha çok saygı duyuyorum. İşte bunlardan biri Ali İhsan’dı, derneğin kurucusu olmadı mesleği bırakıyordu. Bıraktı onun için kurucu olamadı.



Değerli arkadaşlarım, eğer bu salonda bugünkü gibi ortalama 500 kişi değil de kayıtlı olan 10 bin 500’ün en az yarısı gelmiş olsaydı buraya, bu toplantıya, Taksim Meydanı tıkanacaktı ve basın buradaydı yayın buradaydı. Davayı öyle kazanırız arkadaşlar ama hizipleşmeyle, listeleşmeyle birbirimizi tu kaka etmeyle seçim öncesinde listeye girecekleri 1 yıl öncesinden tespit etmekle bazılarını 1 yıl evvel liste dışı etmekle birbirinizi zayıflatıyorsunuz ve bu davayı bu akılla kazanamazsınız, kazanamayız. İşte arkadaşlarımız söyledi ve ben sürekli aynı olayı dışarıda gözlemliyorum İstanbul’da ve dışında kanun çıktığından beri arkadaşlarımızın meslek düzeni daha da bozuldu. Bürolarını küçültüyorlar, daha da küçük yere taşınıyorlar ve başkasının bürosundan idare etmeye başlıyorlar, yanlarındaki elemanı çıkarıyorlar bu kanunun faydası. Burada, bu kürsüde sayın Maliye Bakanı’ndan bir tek şey istedim ama kimse buna hala sahip çıkmıyor, bir tek şey istiyorum işletmeler mali temsilcilerini belirlesinler işte o zaman kaçak olup olmadığı ortaya çıkar. İşletme sahibi ben muhasebe beyanlarımı kendim yaparım ben anlamıyorum falan kişiyim diye muhasebemi düzenleyeceğim diyor. Bir tek bu maddeyi ekletebilirsek kanunda bütün boşluklarına rağmen çok büyük fayda sağlayacaktır. Denetim raporunda geçen sefer elimdeki 4 sayfalık kağıdı görmeyen arkadaşlar ezberden konuştun dediler. Oysa ki okuyarak daha uzun süre konuşurdum, çünkü yeni yeni olayları hatırladıkça ekleyecektim. Bu mu dikkatiniz arkadaşlar? Yazılı olmayan rapor şeyde var, divana veriliyor dosyada var, ama bir takım dikkatsiz insanlar böyle mi hesap yapıyorlar böyle mi nizam tutturuyorlar ve benim genel kuruldan sonra eleştirdiğim bazı noktalar gene kınandığım noktalar ne gariptir ki o kınayan kişilerinde imzaları var ve 1 yıldan beri hep o ters davranan insanların teşekkürlerini aldım sen çok haklısın dediler. Arkadaşlar, oda bir birlik, bütünlüktür. Odaya gelen insanlar sırf orada oturmak için bir takım şeylere girdikleri zaman bütün kamuoyuna yansır, hepimiz zararını görürüz ve ben bu odaya şimdiye kadar sadece 2 defa gittim. Bir defasında eski yayındaki yazımı istediler gittim, bazı beylerin himayesinde bir de dün gittim ve bir girdim ve çıktım. Çünkü odada bazı memurlar benim gibi ve sizler gibi insanlara şu tehditleri savuruyorlar, Turgut Arığ buraya gelirse bacağını kırarız. Bacağım kırılmasın diye gitmiyorum. Size de bana da lazım, bu memlekete de lazım benim bacağım, ama bu kişiler kimlerden destek alacak bu fetvalarda tehditlerde bulunuyorlar. Bir takım memurlar biri, üçü, beşi değil bu bilgileri siz Turgut Arığ’a verdiniz diye memurları perişan ettiler aylarca. Oysa ki kararlarda var arkadaşım, kendin karar defterindeki şeyleri bilmiyorsun. İsterseniz başka bir oturumda onun ayrıntısını da verebilirim. Oda bir tüzel kişiliktir, kimsenin özel düşüncesiyle yönetilemez. Odanın bu gidişi ve bu tutumu demin söylediğim birlik beraberliğe aykırı düşüncesi Şişli bölgesinde çok yakın zamanda yapılan bir toplantıya bütün Beyoğlu yakasındaki 5 ilçesinden sadece 70 kişi katıldı. Güven olmadığı ortaya çıkıyor. Şu halde kendimizi değiştirmeliyiz arkadaşlar, muhalefettekilerde kendilerini değiştirmeli, iktidarda olanlarda değiştirmeli. Geçen sefer yine bazı komisyon çalışmalarının yapılması gerektiğini ileri sürdüm, 2 yıl boyunca ertelenen şey benden sonra yapılmaya kalkıldı ama öneri sahibinin katkısı olmayınca tabi ki o şeyler orada kaldı. Sadece komisyon çalışmaları yapılmış gibi görüldü.

- Sayın Arı toparlar mısınız.

- Memnuniyetle sayın başkanım. Ben bir oda istiyorum birlik ve bütünlüğü sağlasın, sandalyede oturma hırsı olmasın, meslek içinde araştırma, çalışma, inceleme yapabilen her insan için cımbızla çekip yayına alsın. Bu benim senin davan değildir, hepimizin bütünlük davasıdır. Bu salonda son bir şey söyleyeyim iki şey söyleyeyim ve bitireyim kısa olarak. Baloda, adı balo olan bir yemekte basına plaket dağıtıldı. Bunlardan bir tanesi, henüz stajyer öğrenci, gazetenin kadrosunda görülüyor. Basına, bu mesleğe büyük hizmet etmiş ve plaket veriliyor. O halde buradakilerin hepsine bir değil birkaç plaket vermek lazım. Bir gazetedeki yine basın mensubu arkadaş şunu söyledi, bir başka gazeteciye bana bu plaketi niye verdiler hala anlamış değilimdir. Plaket bu kadar ucuz bir olay değildir arkadaşlar. Bunun da kendine göre bir kuralı hukuku vardır. Bilinmiyorsa bilenlerden vardır, ülkede bir yığın insan onlardan öğrenin. Denetim Kurulu için bir tek şey diyeyim, raporları için teşekkür ederim. Kasada açık söyledikleri rakam bu kadar değil arkadaşlar. Çok daha büyük rakam arkadaşlar. Bir yerde 5 milyon bir yerde 4 milyon bunu çarpsanız bile değil, çok daha fazla. Geçmişte kendilerini uyardık hala önlemlerin alınmadığı görülüyor yani paralar tahsil edilemedi. Çiftlik gibi bir bütçeyle bir genel kurul oluşamaz. Bu genel kurulda ve geçmiştekilere de gelecektekilere de buradakiler evet de dese buradakilerin eveti kanundan üstün değildir. Devletin kanunları buna el attığı zaman çok kişinin başı yanar ama mesleğe yazık olur. Saygılar sunarım.

- Teşekkürler. Sayın Masis Yontan buyurun efendim.

- Sayın divan, sayın genel başkanım, sayın odalar birliğimizin değerli yöneticileri, sayın oda başkanları, saygıdeğer meslektaşlarım. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın 4. olağan genel kurulunun mesleğimize, siz saygıdeğer meslektaşlarımıza, ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına hayırlı olması dileği ile hepinizi saygıyla selamlıyorum. Geleceğin barışçı, üretken ve hakça paylaşımcı Türkiyesi için mensubu bulunduğumuz İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası ve odalar birliğimizin değerli yöneticilerin çaba, katkı, birikim birikimleriyle mutlaka ve mutlaka yarınlarda barışçı ve güzel ülkemize kavuşacağız. Bunda hepimizin katkısı olacaktır. Burada konuşan arkadaşlarımın eleştirilerine pek katılmayacağım. Denetim Kurulu’nu kutluyorum çalışmalarından dolayı. Ancak bu bir denetim raporundan ziyade bir çalışma dosyasıdır. Ya bunlar özüne uygun olmalı fala detaylara girmemeli. Bir çaba vardır, çaba ürünüdür, bu çabadan dolayı denetleme kururlumuzu kutluyorum. Mali müşavirler muhasebeciler birliği sayın genel başkanımız çok sevdiğim Ömer Bekar, burada kendi adıma konuşuyorum ama aynı zamanda odanın da yayın kurulu başkanı olduğum için ben ve arkadaşlarım bu yayın kurulunda görev yaptığımız sürece ne çağdaş demokratlara ne demokratik birliğe ne birleşik demokratlara ne meslekte birlik grubuna hiçbir gruba grup adına yer vermeyeceğimizi ta baştan ilan ettik. Gelin dedim meslek politikası için, mesleğin yarınları için, mesleğin bugünden yarınlara olumlu şekilde taşınması için gelin el ele gönül gönüle hizmet edelim, gelin yazılarınızı gönderin lütfen yazı gönderin bu yazıları yayınlayalım. Ama sayın genel başkanım burada bir sempozyumda yaptığı açılış konuşmasını bana gönderiyor ve girişi şöyle. Sayın bakanım, sayın odalar birliği başkanım, saygıdeğer meslektaşlarım hepinizi saygı ile selamlıyorum diye giriş yapıyor ve ben bunu sayın genel başkanıma telefon açıp sayın genel başkanım bu yazı konuşma metniyle yazılmış yazınızı düzeltin dediğim zaman, böyle olur mu sayın komutanım dedi, siz dedi çağdaş demokratlar grubundan başkasının yazısını yayınlamayacak mısınız? Hayır, biz yönetimde olduğumuz sürece hiçbir yazı, grup yazısı grup olarak yer almayacaktır. Eğer bunun aksine karar alınmadıkça ve yönetim bu konuda bize bilgi vermedikçe.

Saygıdeğer arkadaşlar, ben dün Çağdaş Demokratlar Grubu’ndaydım, bugün de çağdaş demokratım, yarın da olacağım. Neden mi? 20. yüzyıldan 21. yüzyıla giderken asker olmak, kral olmak, padişah olmak devri geçmiştir artık. Bizler insan olarak hepimiz burada eşitiz, eşit haklara sahibiz ve her şeyden önce insanız insanoğluna saygılıyız. Şimdi burada asker mantığı, oda ağalığı, padişahlık gibi olaylar lütfen bunlar sevgili olan saygın olmaya çalışan biz meslek mensuplarına yakışmamaktadır. Kaldı ki 21. yüzyılda yeni oluşan bir dünyada demokrasinin insan haklarının önem kazandığı bir dönemde bunları gündeme getirmek mesleğimiz adına üzücüdür.

- Sayın Yontan toparlar mısınız ?

- Sayın başkanım herkes fazla konuştu, ben de biraz fazla konuşacağım özür diliyorum. Saygıdeğer meslektaşlarım odamız ne yaptı? Gerçekten çok bir şey yapmadı, sosyal güvenlik sorunlarımızı çözmedi, bina da alamadı. Peki ama ne yaptı? Odamız şunu yapabildi, ama hayat standardı ve götürü vergicilik diye zorla alınan kelle vergisini her alanda karşı olduğunu savundu. Gelir dağılımında adaletsizliği için toplanana vergilerin adaletsizce toplandığını ve milli ulusal gelirin haksızca paylaşıldığı her gündemde her ortamda gündeme getirdi ve burada bir eksiklik var.

- Siyasi propaganda yapmayın arkadaşlar.

- Lütfen sonra cevap verirsiniz. Burada hep iktidarlar eleştiriliyor, peki muhalefetin görevi yok mu? Muhalefet sadece kongreden kongreye mi çıkıp konuşur ? Evet 10 bin 200 üyesi olan İstanbul odasının sosyal güvenlik paneline 70 kişi katılıyorsa bu suç hepimizindir, odanın değil. Bir Sosyal Güvenlik Bakanı’nın önünde 70 kişi burada hepinizin yüzü kızararak oturuyorsak, burada muhalefet de suçludur, sizler de suçlusunuz ben de suçluyum, hepimiz suçluyuz.

- Evet Sayın Yontan son cümlenizi alıyoruz.

- Son cümlem, bizler bu önemli görevde, bu mesleğin ve ülkenin çıkarları için, bu yolda çalışmalar yapan çaba gösteren hiçbir grup ve insan ayrımcılığı yapmayan odalar ve odalar birliğimizin sayın yöneticilerine güveniyoruz, onlarla birlikteyiz. Gelin siz de hep birlikte bu meslek için bu ülke için el ele gönül gönüle el birliği ile çalışalım. Hepinize saygılar sunuyorum.

- Teşekkürler. İbrahim Kılıç buyurun efendim.

- Sayın divan, değerli basın mensupları, saygıdeğer arkadaşlarım. Hepinizi saygımla sevgimle selamlıyorum. Gruplar ........... yapılanlar ışığında söyler ve böylece ele alırlar ve bizlere yeni ufuklar açarlar. İşin doğrusu da budur. Şimdi Ali İhsan üstat beni bağışlasın güzel bir elbise giydi. Onu da eski genel sekreterimiz kefene benzetti, ama ben orada bir espri ile paylaşmak istiyorum. Bizim paylaşamadığımız o yakasının rengi mavi mi olacak portakal rengi mi olacak paylaşamıyoruz.

Değerli arkadaşlarım aslında burada gelir gider tablosu üzerinde bilanço üzerinde ben bir eleştiri yapmak istiyorum. Bu konuda da gruplar bazı eleştiri getirirler, herkes denetçi raporuna sığındı raporu eline aldı ona sığındı. Değerli arkadaşlarım, bilançoyu hepiniz incelediniz baktınız, istirham ediyorum açıp bakarsanız tek düzen hesap planından bir şeyler alınmış bir şeyler konmuş bazı yenilikler var. Ama bu böyle mi olmalıydı? Bundan çok daha mükemmeli ortaya konulabilirdi, benim inancım bu. Baktınız mı burada uyguladığınız ne odamızın uyguladığı ne merak eden oldu mu hiç? Ben kısaca bu 5 milyar 848 milyon aktif toplamda gelecek aylara ait gelirler her biri bilançonun aktifinde pasifinde var çıkardığım zaman ortaya çıkan tablo 1 milyar 478 milyon lira. Buradan da borçları çıkarsanız, dikkat edin odalar birliğine borçlar 515 milyon, özel kişilere tüzel kişilere 237 milyon. 752 milyon lirayı düştüğüm zaman ortaya 726 milyon var, gerçek bu. Bu öz varlık odamızda çalışan insanların kıdem tazminatlarını ödeyemez. Ben isterdim ki bu bilançoda kıdem tazminatı karşılıkları da konsun, izlensin. Ben isterdim ki varlığımızın bugünkü reel değeri de olsun. Aslında konuşulması ve tartışılması gereken konular bu olmalıydı. Tabii ki yönetimin faaliyetleri üzerinde durulacaktır, konuşulacaktır. Ben meslek saygınlığı yönünden inananlar ve inanmayanlara saygı duyuyorum. Cennet ve cehennemde dedim ki, acaba dedim biz mi işverenlere odun taşıyacağız cehennemde yoksa işverenler mi bize odun taşıyacak. Yani mesleğin özünde yatan, burada özünde yatan mesleğe saygıdır. Yani bu mesleğin saygınlığı bizler için istikbalimiz için çocuklarımız için çok önemli.



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə