Kazancin helâl olmasi muhterem Müminler!



Yüklə 15.82 Kb.
tarix10.12.2017
ölçüsü15.82 Kb.

02.12.2016

يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ 

قال رَسُول اللَّهِ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ خَيْرًا مِنْ أَنْ يَأْكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ وَإِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلَام كَانَ يَأْكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ 

KAZANCIN HELÂL OLMASI

Muhterem Müminler!

Allah (c.c.) tarafından birer örnek olarak seçilmiş olan peygamberler çalışıp maddî ve manevî değerler üretme konusunda çaba içinde olmuşlardır. Onlar hem kendilerini görevlendiren Rablerine şükürlerini ifade edebilmek hem de ailelerine karşı yükümlülüklerini yerine getirerek yaşayabilmek için kendi geçimlerini sağlamışlardır.

Peygamberlerin her biri yaşadığı memleketin şartlarına göre birer meslek sahibiydiler. Hz. İdris terzilikle, Hz. Nuh ve Hz. Zekeriyyâ marangozlukla, Hz. İbrâhim, Hz. Hûd ve Hz. Salih peygamberler ticaretle, Hz. Eyyûb çiftçilikle uğraşarak kimseye yük olmadan rızkını temin etmenin en güzel örnekleri olmuşlardı. Hükümdâr olmasına rağmen Hz. Dâvûd, devletin gelirleriyle geçinmeyi uygun görmeyip usta olduğu demircilik mesleğinde demiri hamur gibi yoğurup şekil vermek suretiyle, zırh yaparak geçimini sağlamıştı. Bir de Hz. Musa ve Hz. Muhammed (sas) gibi sürü otlatmış peygamberler vardı.

Peygamberlerin mesleklerinin çeşitliliği kişilerin ve toplumların ihtiyaç ve imkânlarının farklı olmasının tabiî bir sonucudur.



Aziz Müminler!

Kazanç yollarının helâl olması son derece önemlidir. Bu manada, insanın emek sarf edip, alın teri dökerek kazanması çok önemli olsa da kazancının helâl olması için tek başına yeterli değildir. Bunların dışında ekilip biçilen, yetiştirilen ürünlerin, alınıp satılan malın, çalışılan sektörün, sunulan hizmetin de helâl olması gerekir. Bunlardan birinin haram olması, kazancın da haram olması demektir. Bu sebeple dinimiz, insanlar arasında haksızlığa neden olan ve toplumun temel değerlerine zarar veren hırsızlık, gasp, kumar, rüşvet, tefecilik, karaborsacılık ve alışverişte hile yapmak gibi her türlü kazanç yolunu yasaklanmış, kazanılan mal ve mülkün helâl yollardan elde edilmiş olmasına büyük önem vermiştir.



Değerli Kardeşlerim!

Geçimini sağlamak için çalışmanın farz bir ibadet olduğu düşüncesiyle diğer ibadetleri terk etmek de doğru bir davranış değildir. Helâlinden kazanmak için yaptığımız her türlü meşru iş, Allah’ı hoşnut etmekte ve en geniş anlamda “ibadet/kulluk” kapsamına girmektedir. Ancak bu durum, farz olan namaz, oruç ve hac gibi özel ibadetlerle karıştırılmamalıdır. Unutmamak gerekir ki ailenin geçimini sağlamak için helâlinden kazanma gayretinin ibadet olması, özel anlamdaki bu ibadetlerin sorumluluğunu kuldan kaldırmaz.



Muhterem Kardeşlerim!

Bu akşam, yatmadan önce kalbimizi ellerimizle sımsıkı tutup dinleyelim bakalım, niyetlerimiz ve düşüncelerimiz helâle mi yakın, harama mı? Cüzdanımızı dolduran, sofralarımızı donatan, karnımızı doyuran helâl kazanç mı, yoksa haram mı? Samimiyetle, kendinizi aldatmadan, bahane bulmadan, mazeret uydurmadan dinleyelim bakalım kalbimizi. Eğer haramlardan kurtulamazsak toplumumuz bozulacak, nesillerimizi ve geleceğimizi kaybedeceğiz. Unutmayalım ki, Hz. Şuayb’ın kavmi olan Eyke ve Medyen halkı, alışverişte hile yapmaları ve kazançlarına haram karıştırmaları sebebiyle helak olmuşlardır.



Değerli Müminler!

Efendimiz (sas): “Haram lokma ile beslenip büyüyen bir insan ateşe daha layıktır.”1 buyuruyor. Eğer çoluk çocuğumuzu şeytandan, kötü işlerden, belâlardan koruma arzusundaysak, onları mutlaka ama mutlaka helâl rızık ile büyütme gayreti içerisinde olmamız gerekir. Nitekim Rasûl-i Ekrem (sas) bu konuyla alakalı şöyle buyurmaktadır: “İnsanın yediği şeylerin en güzeli, kendi kazancından olandır ve kişinin çocuğu onun kazancındandır.”2



Abdulkadir Geylani (ks) şöyle diyor: “Haram yemek kalbini öldürür. Helal yemek ise onu ihya eder. Lokma vardır nurlandırır, lokma vardır onu karartır. Haram yemek seni sırf dünya ile meşguliyete sürükler ve sana günahları hoş gösterir, mübah yiyecekler ise seni ahiret ile meşguliyete sevkeder. Haram yiyecekler kalbini Allah’tan uzaklaştırırken, helâl yiyecekler ise kalbini Allah’a yaklaştırır.”

Hutbemizi bir âyet bir de hadis mealiyle bitirelim: Rabbimiz Teâlâ: “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.”3 buyuruyor. Efendimiz (sas) ise: “Hiç kimse kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir yiyecek asla yememiştir.”4 buyuruyor.

Mustafa ERGÜN

Trondheim Mevlana Camii



1 Tirmizî, Cum’a, 79.

2 Nesâî, Büyû’, 1.

3 Bakara, 2/168.

4 Buhâri, Büyû’, 15.


Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə