Mandarin films & outsider productions



Yüklə 145.07 Kb.
tarix15.01.2018
ölçüsü145.07 Kb.



16 Haziran 2006’da Sinemalarda

BENOIT MAGIMEL

CLOVIS CORNILLAC

GÉRALDINE PAILHAS



GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI

BİR


GÉRARD PIRÈS

FİLMİ


ALICE TAGLIONI ve PHILIPPE TORRETON

Dağıtım: 35 Milim Filmcilik

İthalat: r Film

SİNOPSİS
Farnborough Havacılık Fuarı sırasında, bir Mirage 2000 model uçak, gösteri uçuşu sırasında kaybolur.
İki yüzbaşı, Antoine Marchelli ile Sébastien Vallois arama göreviyle hemen uçağın radardan kaybolduğu alan olan Kuzey Denizi’ne gönderilir. Çok geçmeden Mirage’ın yerini saptarlar: bir Airbus A340’ın altına saklanmış, uçmaktadır. Mirage, savaş konumuna geçer. Tam o anda Marchelli ile Vallois hiç gecikmeden takibi bırakma emri alırlar. Artık çok geçtir. Mirage 2000 Vallois’ya ateş açmak üzeredir. Marchelli, arkadaşını korumak için Mirage’ı vurmak zorundadır. Bu olay, çok büyük bir senaryonun başlangıcıdır. Fransız Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağı, terörist saldırı yapmak için kaçırılmıştır.
Senaryonun son sahnesi ise Bastille Günü, Paris semalarında, Champs-Elysées üzerinde aynı iki pilotun, Marchelli ile Vallois’nın da katılımıyla oynanacaktır.

PRODÜKSİYON NOTLARI
GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI filmi, Fransız ve Avrupa sineması içinde, Gerard Pirés tarafından daha senaryo yazım aşamasında ortaya konan ve en başından beri prodüktörlerin kabul ettikleri bir iddiaya dayanıyor: Bu dijital efektlere, üç boyutlu teknolojilere hiç başvurmadan, ekranda bugüne kadar görülmüş en etkileyici uçuş sahnelerini canlı çekerek modern bir film yaratma iddiası.
Bunu gerçekleştirebilmek için, Mirage 2000’e, 35mm’lik dört kamerayı taşıyabilecek depo yerleştirildi; böylece 15.000 metre yükseklikte ve ses hızında pek çok çekim aynı anda yapılabildi. Oyuncuların gerçek uçuş koşullarını yaşayabilmeleri için bir Mirage 2000 kokpiti, entegre kameralarla baştan aşağı yeniden düzenlendi.
Böyle bir iddia, Fransa Savunma Bakanlığı ve Fransız Hava Kuvvetleri’nin büyük desteği olmadan gerçekleştirilemezdi. Onların destekleri sayesinde, aralarında Paris üzerinde birkaç uçuşun da bulunduğu 12 haftalık saha çekimi yapılabildi. Filmde dikkat çeken bir noktada oyuncuların Orange ve Djibouti üslerinden en iyi savaş pilotlarıyla birlikte çeşitli Mirage 2000 görevlerine katılmaları.
Tüm bu teknolojiye ek olarak hem pilotların, teknisyenlerin ve yetkililerin tutkulu çalışmaları, hem Avrupa’nın en büyük endüstriyel şirketlerinin katkıları, bu fantastik iddianın gerçekleştirilebilmesini sağlayan nedenler arasında.

GERARD PIRES SÖYLEŞİSİ

Yönetmen
Uçaklar ve aksiyon sahnelerinin yanı sıra, sizi GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI’nı çekmeye yönelten pek çok neden var…


İlgimi çeken iki şey vardı: elbette, biri uçakları uçuşları sırasında çekmek, öbürü ise, üst düzey oyuncularla çalışma fırsatı yakalamak ve bu oyuncuların performanslarının gerçekten önem taşıyacağı bir film yapmak. Bu yüzden oyuncuları mümkün olduğunda filme kattım; fiziksel olarak zorladım, örneğin, savaş uçağı pilotlarıyla aynı koşullarda uçmalarını sağladım. TOP GUN filmine rakip olma fikrini çok heyecan verici buluyordum.
Oyuncularla yaptığınız titiz çalışma ve filmin şaşırtıcı yönleri bir yana, GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI filmiyle birlikte, insanların serüvenlerine dayalı ilk filmlerinizle heyecan ve gerilimin hakim olduğu son filmlerinizin bir sentezini yakaladığınız söylenebilir mi?
Kesinlikle. Bu filmde beni en sevindiren şey, oyuncularla yakaladığım ilişki. Farklı özellikleri olan oyuncularla çalıştım: Benoît Magimel “içe dönük” bir oyuncu, kapalı bir yanı var ama yaptığı işe ilişkin çok analitik düşünebiliyor; Clovis Cornillac bir sahneden öbür sahneye koşuyor, çekime bayılıyor!; Géraldine Pailhas, bu tür filmlerde pek görmediğimiz biri ve ilk tanıştığımızda beni çok etkileyen bir şey söylemişti: “Neden beni düşündün?” diye sordu, ben de “Çünkü sen bir aktristsin!” dedim . Philippe Torreton da böyle, yıllardır “katıksız bir eğlence” filminde rol almak istiyormuş ama daha önce hiç böyle bir teklif almamış… Son olarak, Alice Taglioni var; onunla da sahnedeki bir performansı sırasında tanıştım. Gerçekten de, tümüyle rastlantı, uçuş dünyasını yakından tanıyor: kardeşi helikopter pilotu. Alice’i vurulmuş bir uçağı terk etmeye ikna etmeniz bile çok zor!
Sizi dinlerken, Benoît Magimel ile Clovis Cornillac’ın kişiliklerinin oynadıkları karakterlerle mükemmel biçimde örtüştüklerini düşündüm; bir tanesi daha içe dönük diğer ise çok enerjik…
Evet, bu doğru, gerçekten de örtüşüyorlar. Ama bu da kadroya alınmalarından sonra belirginleşti. Bu tür şeylere önceden karar veremiyorsunuz; hem her ne kadar bir oyuncunun görevi oynamaksa da, burada oynadıkları karakterler de kendi kişiliklerini andırıyor, gerçekten. Çekimler ilerledikçe bu daha da göze çarpmaya başlamıştı.
Pilotların işini yönetmenlerinkine benzetiyorsunuz; her iki işte de zor durumlarda hızlı karar verme zorunluluğunun belirleyici olduğunu söylüyorsunuz. GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI filmiyle birlikte, doğru kararı verdiğinizi düşünüyor musunuz?
Elbette… Ama asıl yargıya, yere indiğimizde, yani film gösterime girdiğinde varabileceğiz. Her şey bir yana, teknikle ilgili kararlar vermek zorundaydım, uçuş sahnelerini nasıl çekeceğimi düşünmek zorundaydım. Bu sahneler hem orijinal hem de etkili olmalıydı. Ne de olsa bazen orijinal olsanız da etkili olmayı başaramıyorsunuz. İkisi birbirinden ayrılmaz diye bir şey yok.
Söz açılmışken, Eric Magnan’ın gökyüzünden getirdiği ilk çekimler hemen gözlerinizi kamaştırdı mı yoksa bazı değişiklikler yapmak gerektiğini düşündünüz mü?
İlk çekimler çok yüreklendiriciydi. Yani, yüzde yüz istediğim gibi değildi. Biraz durağandı ve fazla dalmış gitmiş bir hali vardı, pilotlar da biraz ürkekti. Ama bunları hızla düzelttik ve muhteşem bir düzeye getirdik. Eric’in çekimlerde daha fazla yer almasını özellikle istedim çünkü hem her şeye yetişecek durumda değildim hem de Eric, özlü anlatımlar kurma konusunda inanılmaz yetenekli.
Bir savaş pilotu takımıyla çekim yapmak sinir bozucu olmalı!

Ben her türlü uçak ve helikopteri uçurabiliyorum. Bu yüzden istediğim sahneleri saptamıştım ve bunları çekebilmek için gerçekten de oralara çıkmalıydık. Ekibe, fotoğrafçı Frank Capa’nın bir sözünü söyledim: “Eğer fotoğraf iyi değilse, yeteri kadar yakınlaşmamışsın demektir.” Her şeyi bu söz üzerine kurduk! Bu sözü bir daha Eric’e de pilotlara da anımsatmama gerek kalmadı!


Mirage gibi efsanevi bir uçakta saatler geçiren Eric Magnan’ı ara sıra kıskandığınız olmadı mı?
Ne olursa olsun, sonuca bakınca, orada harcadığı saatler için Eric’i kıskanmıyorum. Eric için hep de eğlenceli değildi, yorgunluktan tükeniyordu. Ama benim de savaş uçaklarında uçmuşluğum var. Hatta bir keresinde Rusya’da bir Suhoy 27 ile uçmuştum… O da inanılmaz vahşi bir savaş uçağı ve böyle bakınca pek de kıskandığım söylenemez.
O anki duygularınızı anımsıyor musunuz?
Haz ve konsantrasyonun bir karışımıydı. Yani tam da film yaparken yaşadığınız duyguların aynısıydı.
Peki işin yönetmenlik yönüne gelirsek, bu güçlü duyguları nasıl filme yansıttınız?
Mümkün olduğunda gerçekçi olmaya çalışarak. Bu da basit bir şey değil. Yine de bunda ısrar ettim, hem uçuş sahnelerinde hem yerdeki çekimlerde, kokpitte, uçuş giysileriyle oyuncuları çekerken hep bunu ön planda tuttum. Oyuncular da pilotlarla aynı şeylere maruz kaldılar. Bunlar, GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI filmini benzer diğer filmlerden ayıran özellikler. Gerçekçiliğin bu düzeyde ön planda tutulması pek sık rastlanan bir durum değil. Eric Magnan’ın görüntülediği bazı uçuş sahneleri, post-prodüksiyon aşamasında yeniden işlendi ve bu duyguların daha güçlü yansıtılması sağlandı. Burada da mesele şu: Fiziksel olarak yaşadığınız her şeyi kamera yansıtmıyor. Saatte 800 km hızla giden iki uçağı çektiğinizde, yerlerinde duruyorlarmış izlenimi veriyor. Her ikisi de aynı hızda uçuyorlarsa, birbirlerine göre 0 kilometre hızla uçuyorlar demektir.
Mükemmellik ölçüsünde sağlam çekimlerinize bazen “hırpani” bir yön katmak istediğiniz oldu mu?
Gerçekten de oldu. Daha gerçekçi olsun diye yer yer çekimlerin kalitesini düşürüyorduk.
Tek başınıza bir filme bu kadar çok yerden katkı sağlamayı nasıl başarıyorsunuz?
Çok zor değil. Bir film yapıyorsanız, işlemlerin yöneticisi konumundasınızdır ve her şeyi, örneğin müziği sizin yapmanız gerekmez. Çok sayıda katkı sağlamanın avantajı şurada; çok daha yenilikçi, rekabetçi ve iddialı olmanızı gerektiriyor. Katkı sunan herkesin heyecanını ayakta tutmanız ve böylece öne atılmalarını sağlamanız gerekiyor.
Film boyunca, sınırları zorlama fikri işleniyor. Siz kendinizi hangi sınırları zorlamaya sevk ettiniz?
Ben kendimle konuşmam.. Belki de kesintisiz konsantrasyon sınırını… Konsantrasyon eksikliği yüzünden pek çok hata yapılabiliyor. Bir saniyeliğine dikkatiniz dağıldığında, tümüyle yoldan çıkmış buluyorsunuz kendinizi. Evet, bence asıl sınır bu: Daha ileriye geçmeye izin vermiyor. Bu herkes ve her şey için geçerli.
Oyuncular da kendi sınırlarını zorlamışlar. Örneğin Clovis Cornillac, bir helikopterden yakın çekim yapılırken çift kanatlı bir uçağı kontrol etmek zorunda kaldığından söz ediyordu. Siz o anları nasıl anımsıyorsunuz?
Riskleri biliyordum. Uçan iki nesneyi birbirine yaklaştırma hep zordur, özellikle de birisi helikopterse. Birbirlerine değmemek zorundadırlar… Pilot da tümüyle sorunun farkındaydı. Ama onun gibi son derece yetenekli insanlarla çalıştığınızda, işlerin ters gitmesi mümkün olmuyor.
Geriye baktığınızda, keşke başka türlü yapsaydım, dediğiniz yerler var mı?
Hep daha iyisini yapabilirsiniz. Her çekimin daha iyisi vardır. Ama bu iş, heykeltıraşlık ya da ressamlığa benzer: Nerede durulacağını bilmelisiniz. Hep biraz kaygılısınızdır. Ama benim için, film yönetmek coşku ile kaygının bir karışımıdır. Bu da bazen çok yorucu olabiliyor.
Fransız Hava Kuvvetleri’yle çalışmanızdan ne gibi anılarınız kaldı?
Önemli bir ortaklıktı ama sanırım onlarda en az bizim kadar bu işten kazanmaya bakıyorlardı. TOP GUN filminden beri değerini kanıtlamış bir ortaklık oldu bu: O film için Amerikan Hava Kuvvetleri tüm bir hava üssünü iki aylığına kiraya vermişti. Umarım izleyiciler yaptığımız filmi beğenirler de bana yaptıkları iyiliklerin karşılığını ödeyebilirim. Setteki insanlar, örneğin Binbaşı Stéphane Garnier bu proje için çok hevesli çalıştı. Tüm pilotlar ellerinden geleni yaptılar, büyük bir gayret gösterdiler. Çok etkileyiciydi. Hiç alışık olmadıkları şeyleri yapmalarını istiyorduk ve bize her konuda yardımcı oluyorlardı.
Binbaşı Garnier’le çalışmalarınız post-prodüksiyon sürecinde de devam etti mi?
Kesinlikle. Onu hep sürece kattım. Enstrümantasyon sorunlarımız vardı: Her bir parçanın bile kesinlikle doğru ve gerçekçi olmasını istiyordum; Stéphanie Garnier ile özel efektleri üstlenen Eve Ramboz muhteşem bir iş yaptılar. Bir saniye süren çekimleri bile işlediler. Bunları izleyiciler belki de ancak DVD oynatıcılarında sahneleri dondurduklarında fark edebilecekler.
Bu deneyime şimdi nasıl bakıyorsunuz?
Bu film, eşsiz bir çabanın ürünüdür. Herkes verebileceği her şeyi verdi.
Bu film, tüm bir filmografiniz içinde nerede duruyor?
Şimdilik, fazlasıyla tatmin olmuş durumdayım; teknik güçlüklerin birikimi ve oyuncularla çalışırken aldığım zevk kafamı meşgul ediyor. Henüz sorduğunuz konu hakkında hiç düşünmedim.

FİLMOGRAFİ


Gérard Pirès

2005 LES CHEVALIERS DU CIEL (Sky Fighters)

2004 DOUBLE ZÉRO

2002 RIDERS

1998 TAXI

1981 RENDS-MOI LA CLÉ !

1980 L'ENTOURLOUPE (The Swindle)

1976 L'ORDINATEUR DES POMPES FUNÈBRES (The Probability Factor)

1975 L'AGRESSION (Act of Aggression)

ATTENTION LES YEUX (Let's Make a Dirty Movie)



1972 ELLE COURT, ELLE COURT LA BANLIEUE

1971 FANTASIA CHEZ LES PLOUCS

1968 EROTISSIMO

OYUNCULAR
Filmin en güçlü yanlarından biri de kastı. Bu projeye nasıl dahil oldunuz?
Benoît Magimel
Yapımcılar, daha senaryosu yazılmadan önce benimle konuştular, daha sonra Gérard’la tanıştım. Fikri çok çarpıcı buldum. Gérard’ın uçma tutkusu, kendisinin de uçak kullanabilmesi ve bu alanda engin deneyimi olması, bu filme özel bir önem vereceğini ve daha önce yaptığı filmlerden farklı, kişisel bir boyut katacağını bana hissettirdi. Oyuncu arkadaşlarımı seçme şansımın olması da karar vermemde belirleyici oldu. Filmde oynamayı istememi sağlayacak için her şey bir araya gelmişti.
Clovis Cornillac
Fransa’da bu türden çok az film olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çocukken bende sinemaya gitme isteği uyandıranlar ve böylece giderek daha ciddi filmlere beni sevk edenler de bu tür filmlerdi. Ana amacı eğlendirmek olan iyi yapılmış aksiyon filmlerine gerçekten de çok ilgi duyuyorum. Yalnızca böyle filmlerde oynayacak değilim ama bu kadar iyi roller de her zaman gelmiyor…
Géraldine Pailhas

Doğrusu, beni bu film için düşünmelerine şaşırdım… Çok sevindim, çünkü Clovis ile Benoît’nın da projede olduğunu biliyordum… Senaryoyu okumaya başlar başlamaz, oynayacağım rol beni çok heyecanlandırdı. Doğrusu, aksiyon filmlerinin büyük bir hayranıyımdır, özellikle de Amerikan filmlerinin çünkü Fransız aksiyon filmlerine çok ender rastlıyoruz! GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI’nda oynama fırsatı önüme gelince, böyle bir önerinin bir daha karşıma çıkma olasılığının çok az olduğunu fark ettim. Bu projeyle ilgili her şey ben de heves ve merak uyandırıyordu. Sonra, Gérard Pires ile tanıştığımda, hemen kararımı verdim!



Philippe Torreton
Her zaman bir aksiyon ve macera filminde yer almayı düşlemiştim. Bunu sürekli dile getirmeme, söyleşilerde vurgulamama rağmen, entelektüel bir sahne sanatçısı olarak bilinmem, ne kadar çok sevsem de, diğer türlere geçmeme engel oluyordu. Bu yüzden Gérard Pirées’nin ve diğer yapımcıların, özellikle de bunun gibi aksiyon sahneleriyle, daha önce görülmemiş çekimlerle dikkat çeken bir filmde rol almam için beni düşünmelerine çok memnun oldum. Bu filme verilen destekler, hepimizi ilgilendiren bir öykünün oluşmasına hizmet etti; bu öyküde ne yazık ki bugün dünyamızda varolan pek çok şey anlatılıyor: terör tehdidi, silah anlaşmaları, belli anlaşmaların imzalanması uğruna devletler arasında yaşanan rekabet vb. Tüm bunlar oldukça zeki bir biçimde bir araya getiriliyor; aksiyon ile olay örgüsü, birbirlerine baskın çıkmayacak bir tarzda veriliyor. Bunun başarılı bir bileşim olduğuna inanıyorum. Bu yüzden böyle bir projede yer almayı kabul etmem için her türlü neden var.
Alice Taglioni
Ben senaryoyu okumadan önce tav olmuştum! Şunu, söylemeliyim, bana bu dünyayı tanıtan, ağabeyim olmuştur. Gerçekten de daha dört yaşındayken savaş uçakları, özellikle de Mirage 2000’ler için deli olurdu. Bu onun en büyük düşüydü ve bunu da hep söylerdi. Doğru, bunlardan birini yakından görmek, kokpite girmek, Clovis ile Benoît sayesinde yaptığım gibi bir Alpha Jet’te uçmak olmayacak bir düş gibiydi ama birden gerçek oldu. Açıkçası, olağanüstüydü…Bunlar bir yana, söz konusu olan gerçek bir aksiyon filmi ve yalnızca uçaklarla gezen adamları anlatan bir film değil! Kadınların da rolleri var ve olay örgüsü de oldukça çarpıcı.
Uçakların filmde asıl kahramanlar haline gelme olasılığından kaygılanmadınız mı?
Benoît

Hayır. Bana göre, başarılı bir aksiyon filminin temeli, sağlam ve özlü karakterlerdir… Eğer işte insan öğesi yoksa, neden oyuncu kullanasanız ki? Makinelerin duyguları yoktur. Karakterler olmazsa izleyiciler sıkılır ve her şey birden kavramsal bir hal alır. Yazım süreci boyunca dikkatimiz hep karakterlerin oluşumunda oldu, herkes duygusal olarak kendini filme koydu. Eninde sonunda, öykü her zaman başlıca meseledir ve duygularımız da bu yolculuğu tamamlamamıza yardımcı olurlar.


Clovis
Uçaklar gerçekten de temel bir rol oynadılar ama bu beni korkutmadı. Uçaklar filmdeki ana karakterlerin arasında yer alıyor ama işin, bu uçakların basit bir tasviri olmanın ötesine geçtiğini hepimiz biliyoruz. Yalnızca uçan uçaklar görmek istiyorsanız, pekâlâ uçuş ya da hava kuvvetleri üzerine iyi bir belgesel izlemekle yetinebilirsiniz. Ama bir film yapmak istiyorsanız, uçağın içindeki kişiyi saptamak ve göstermek zorundasınız. Bizim de işimiz buydu.
Géraldine

Bu aklıma bile gelmemişti. Filmde oyuncuların güzel yüzlerden ibaret kalmayacağı bana çok açık görünüyordu; Gérard Pirés de beni bu konuda temin etmişti.


Alice

Bence de oyuncular burada başlıca rolü oynuyorlar. Uçaklar yalnızca pilotların uçuş giysisi gibi bir etki sağlıyor: role ısınmanızı kolaylaştırıyor. Filmde çoğunlukla uçuş giysileri içindeydim ve hep böyle gezdiğim için kendimi bir pilot gibi hissediyordum! Altınızda bir Mirage 2000 varken de böyle oluyor… büyük yardımı oluyor. Uçakların yardımı olmadan oynamak gerçekten çok daha zor.


Philippe

Zaten, hiçbir zaman Bertrand’ı bir savaş uçağında görmüyoruz! Ne zaman bir uçağa binse, bu Falcon oluyor, Mirage değil. Benoît ya da Clovis gibi olayların merkezinde değil. Daha çok işin teorik kısmında yer alıyor, yetkililerle yakın ilişki içinde bulunuyor. Bu yüzden bu karakter, diğer rollerden bir bakıma daha “özlü” gibi geliyor bana çünkü gizemli birini oynamak kolay olmuyor. Benim rolümde de gizemlilik fazlasıyla göze var…


Söz karakterlerden açılmışken, neden adları Tanguy ya da Laverdure değil de Marchelli ve Vallois oluyor?
Clovis

Gérard’ın Jean-Raymond Georges zamanlarından, kalma modası geçmiş karakterler kullanmaya hevesli olduğunu pek sanmıyorum… Bana göre, çok basit: Ben o çizgi romanların yalnızca adını biliyorum. Bu yüzden Tanguy’a karşı hiçbir özel ilgim yok… “Tanguy ile Laverdure” zamanlarından beri, pilotların işleri oldukça değişti, teknik yönü çok ilerledi, tehditler değişti… Tanguy ile Laverdure’ün de değiştirilmesi gereği bana çok mantıklı geliyor.


Benoît

Pilotlardan bir ikili oluşturma fikri hoşumuza gitti. Marchelli başta Vallois’dan ayrılamaz gibi duruyor. Aslında, bu karakterlerin kimliklerini oluşturmak için birlikte çalıştık ve böylece iki çok farklı ama birbirini tamamlayan karakterlerin dostluklarını anlatan bir öykü çıkarabildik.


Clovis

İki kahraman, daha doğrusu, adları Marchelli ve Vallois olan iki kahraman imgesi var. Ben Vallois’yım Benoît ise Marchelli’yi oynuyor. O daha iç kapanık, yakışıklı ve yoğun bir tip, ben ise biraz daha çirkin, daha ağzı büyük bir tipim! Açıkçası, Benoît ile birlikte bir ünlü ikili yarattığımızı düşünüyorum! Ekranda, oyunculuk tarzımız bakımından çok farklıyız ama gene de birbirimizi tamamlıyoruz. Dostça, açık bir ilişkimiz var ve bir şeyleri değiştirmek istediğimizde bunu sorun olmadan halledebiliyoruz.


Pilotların ve Hava Kuvvetleri’nin dünyasını tanımaya başladığınızda nasıl bir izlenim edindiniz?
Benoît

Uzun bir hazırlık dönemimiz oldu ve bu sırada pek çok pilot ve subayla tanıştık… Açıkçası mükemmeller! Projeye çok güvendiler, bize çok büyük yardımları oldu ve asla kendimizi ordudaymış gibi hissetmedik!


Clovis

Kesinlikle. Ben asker olacak biri değilim, bu benden çok uzak… Ama bu dünyanın etkileyici yönü, onları bir arada tutan tutkuları. Savaş pilotluğu diğer mesleklere hiç benzemiyor. Bu hem bir meslek hem de bir tutku. Bu bakımdan bizim işimizden de çok farklı değil. Eğer bir işte, tutkulu olduğumuz bir şey bizi ateşlemiyorsa, o iş için çabalamaya değmez. Uçmak, pilotun kendini kanatlıymış gibi hissettiği o özgürlük halini anlamamı sağladı. Uçuş sırasında kumandayı bırakmadım. Büyüleyiciydi.


Benoît

Pek çoğunun çocukluğundan beri uçma, gökyüzüne dokunma hevesi varmış. Şansa pilot olmuyorsunuz. Bu yüzden, filmde de olduğu gibi ellerinde olmadan yaptıkları bir hata yüzünden Hava Kuvvetleri’nden atılanların yaşadığı düş kırıklığını tasavvur edebiliyorsunuz. Kendinizi ihanete uğramış hissediyorsunuz; bu da filme nüfuz edebilmek için önemli bence.


Philippe

Bu dünyaya girmek oldukça büyüleyici. Büyüleyici olan aslında yalnızca uçaklar değil de orada bulunmamıza izin veren ordu mensupları, hangarlarda, normalde görme iznimiz olmayan şeyleri görmek. Tüm bir film ekibinin öyle yerlere girmesine izin vermeleri çok çarpıcı. Sinemanın en harika yanı ise, bu filmde daha da göze çarpıyor, bildiğinizi sandığınız ama hiç yakından göremediğiniz dünyalara kapı açması. O insanlarla konuşmak tüyler ürperticiydi. Her rütbeden insanla tanıştık, uçmayı yeni öğrenen genç pilotlardan, defalarca uçmuş insanlara kadar herkesle konuştuk… Çok ciddi insanlardı ama aynı zamanda da mizah anlayışları gelişkindi; ne de olsa gerilimlerini bir biçimde boşaltmaları gerekiyor, bunu filme de yansıttık.O özel dünyaya girmek çok etkileyiciydi. Bu beni uçaklardan daha fazla etkiledi; gerçi onlar da insanın soluğunu kesen makineler.


Géraldine
Bizi çok güzel karşıladılar, bu iki dünyanın birbirleri hakkında öğrenecek çok şeyler vardı. İlk resimlerle birlikte büyülendim: Üniforma, Ray-Ban gözlükler, güneşin pisti aydınlatması, Mirage 2000’ler… Hepsi çok fotojenikti.
Alice

Beni en çok etkileyen şey, Benoît ve Clovis’le birlikte gerçekleştirdiğimiz ilk gerçek uçuşumuzdu… Olağanüstüydü. Şu “normal” denen uçaklarda korkmama rağmen savaş uçaklarında hiç korkmadım. Hiçbir ürküntü hissetmedim, başlamak, kokpite girip kalkış yapmak için sabırsızlanıyordum. Gerçi 20 dakika geçtikten sonra daha 40 dakika daha devam etmeniz gerektiğini öğrenince biraz sinirleriniz bozuluyor. Ayrıca G kuvvetlerine ve “bilinç kayıpların” maruz kalıyorsunuz. Gerçekten zor bir iş…


Clovis
Başlangıçta uçmanın bir ayrıcalık, hatta bir lüks olduğunu düşünüyordum. Ama çok geçmeden bunda lüks sayılabilecek hiçbir şeyin olmadığını anladım. Uçuş sırasında 7G kuvvetine maruz kaldığınızda ortaya çıkan “renk kaybı” yaşadım. Her şeyi siyah ve beyaz olarak görüyorsunuz. Ayrıca bir de on saniyeliğine bilincinizi yitirmenize yol açan “bilinç kayıpları” var. Onu özlüyorum ama “renk kaybını” hiç aramıyorum. Koltuğunuza yapışmış, her şeyi siyah ve beyaz halde görüyorsunuz… Çok acı çekiyorsunuz! Ama daha kötüsü var! Pilotun kumandada ani bir hareket yapmasıyla ortaya çıkan negatif G kuvvetleri. Her şey birden ileri fırlıyor ve tüm organlarınız, bedeninizden dışarı fırlamak istercesine baskı yapıyor. Beyniniz gözlerinizi dışarı itiyor. Aslında bu da mükemmel bir deneyimdi; yakın çekimler safhasına gelindiğinde, her yana hareket eden ve böylece fiziksel durumu değiştirebilen özel kokpitlerde çalışma şansımız oldu. Önceden gerçek bir uçuş yapmış olmak, sonraki çekimlerde bedenin daha önce başına gelenleri, örneğin, gündelik yaşamda deneyimleme şansınızın olmadığı bir G basıncını, anımsamasını sağlıyor. Kokpit bir yana yatar yatmaz bedenim 4, 5 ya da 6 G’ye maruz kaldığı uçuşları anımsıyor… Tabii bu sefer biraz daha az sert biçimde yaşıyorsunuz!
Philippe

Clovis, Benoît ve Alice’i kıskanıyorum! Yaşamımda bir kez olsun bunları yaşamayı isterdim! O uçakları daha kalkış sırasında görmek bile beni büyülüyor: ne de olsa inanılmaz güzel uçaklar ama ben bir uçuş simülatörü bile kullanamadım… Nasıl sinirimin bozulduğunu anlatamam.


Gérard Pirés ile çalışmalarınız nasıldı?
Benoît

Hazırlık döneminde hepimiz çok ciddiydik ama çekimler rahat ve bol esprili bir atmosferde gerçekleşti. Gérard çok net birisi. Başkalarıyla ilişkilerinde de çok doğrudan ve yalın. Genelde hep kameranın başında, oyunculara odaklanmış durumda oluyor. Ona büyük yakınlık duyuyorum.


Clovis

Biz de çekimlerde G basınçlarına maruz kaldık! Yok, şaka yapıyorum! Onunla çok iyi anlaştım. Bu filmde çok rahattı. Uçuş onun tutkusu. Ne zaman fırsat bulsa helikoptere, uçağa falan atlayıp göğe çıkıyor… Hiç zaman yitirmeden. Gerçekten çok seviyor! Bu yüzden çok güzel bir çekim süreci oldu. Gerçekten çok iyi gitti.


Géraldine

Ne istediğini çok iyi biliyor. Çekimler aslında bir hayli kısaydı ve düzenleme aşaması da kafasında aşağı yukarı hazırdı. Bu da bize, bir şeylerin ardından sürükleniyormuş izlenimi veriyordu ama Gérard böyle durumlarda bize hep güven veriyordu. Her şeyi kontrol ediyordu, çok netti ama son dakika değişiklikleri için de her zaman hazırdı.


Alice

Bay Pirés çok parlak bir zeka! Onunla çok iyi anlaştım. Bence oyuncuları çok iyi yönetiyor, çok açık. Etkileyici biri çünkü istediği şeyi nasıl yapması gerektiğini biliyor ve tüm bir filmi önceden kafasında tasarlıyor. Bu da oyuncuya güven veren bir şey, özellikle de böyle bir filmde.


Bu ölçekte bir filmin Fransa’da yapılmış olması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Philippe

Fransa, dünyada önemsiz bir ülke değil! Bizim de üstünlüklerimiz var ve bu tür projeleri finanse edebiliyoruz. Ama bu işlerin doğru yapılması gerekiyor. Film bir anlayış değil, öykü, kast ve ekibin bir bileşimi. Sinemanın karmaşık bir sanat olmasına yol açan nedenler de bunlar. Her şeyi düşünmek zorundasınız. Bu filme özgü yönlerden biri de, herkesin aradığı şeyi bulabilmesi: gençler filme hemen ısınırlar ama erişkinler de öyküden büyük zevk alabilirler. Bu yıl çıkan Fransız filmlerine baktığınızda, çok farklı türlere rastlıyorsunuz. Dünyada bunu yapabilen pek fazla ülke yok. Bu çeşitlilik içinde kuşkusuz iyiler olduğu kadar kötüler de var ama bu da hiç olmamasından iyidir. Başlangıçta ulaşmayı tasarladığımız kesimleri salonlara çekebileceğimizi hissediyorum… bizim film bunu sağlar, bu da çok yüreklendirici.


Géraldine

Elinin altında bu kadar teknik ve sanatsal araç varken, ortalama bir iş yapamıyorsunuz. Hepimizde iyi iş çıkarma kaygısı çok büyüktü.


Clovis

Ayrıca film de bir mitsel boyut taşıyor… Kişisel olarak ben, bir pilot olmayı hiç düşlemedim. Ama insanlara GÖKYÜZÜ SAVAŞÇILARI filminde yer alacağımı söylediğimde – 7’den 70’ herkes – “Bu mükemmel bir şey!” dedi. Tanıdığım bazı insanların böyle bir proje karşısında heyecanlanacağını hiç düşünemezdim! Sonra birden fark ettim ki, bu ortak bir düşmüş…



FİLMOGRAFİ
Benoit Magimel

2005 LES CHEVALIERS DU CIEL (Gökyüzü Savaşçıları) Yönetmen Gérard Pirès

TROUBLE Yönetmen Harry Cleven

FAIR PLAY Yönetmen Lionel Baillu

SELON CHARLIE Yönetmen Nicole Garcia



2004 LA DEMOISELLE D'HONNEUR Yönetmen Claude Chabrol

2003 LES RIVIÈRES POURPRES 2 -

LES ANGES DE L'APOCALYPSE (Kızıl Nehirler2 – Kıyamet Melekleri)

Yönetmen Olivier Dahan

2002 LA FLEUR DU MAL (Kötülük Çiçeği) Yönetmen Claude Chabrol

EFFROYABLES JARDINS (Tuhaf Bahçeler) Yönetmen Jean Becker



2001 NID DE GUÊPES (Yuva) Yönetmen Florent Emilio Siri

2000 SELON MATTHIEU Yönetmen Xavier Beauvois

LE ROI DANSE (Kral Dansı) Yönetmen Gérard Corbiau

LA PIANISTE (Piyanist) Yönetmen Michael Haneke

1999 LES ENFANTS DU SIÈCLE (Asrın Çocukları) Yönetmen Diane Kurys

LISA Yönetmen Pierre Grimblat



1998 DÉJÀ MORT (ÖLÜ) Yönetmen Olivier Dahan

UNE MINUTE DE SILENCE Yönetmen Florent Emilio Siri



1996 LES VOLEURS (Hırsızlar) Yönetmen André Téchiné

1995 LA HAINE (Öfke) Yönetmen Matthieu Kassovitz

LA FILLE SEULE (Yalnız Kız) Yönetmen Benoit Jacquot



1992 LE CAHIER VOLÉ (Çalıntı Günlük) Yönetmen Christine Lipinska

1991 LES ANNÉES CAMPAGNE (Taşra Yılları) Yönetmen Philippe Leriche

TOUTES PEINES CONFONDUES Yönetmen Michel Deville



1988 PAPA EST PARTI... MAMAN AUSSI Yönetmen Christine Lipinska

1987 LA VIE EST UN LONG FLEUVE TRANQUILLE (Yaşam Güçlü, Sessiz Bir Nehirdir)

Yönetmen Etienne Chatiliez


CLOVIS CORNILLAC

2006 LES BRIGADES DU TIGRE Yönetmen Jerome Cornuau

2005 GRIS BLANC Yönetmen Karim Dridi

LE CACTUS Yönetmen Gérard Bitton

LES CHEVALIERS DU CIEL (Gökyüzü Savaşçıları) Yönetmen Gérard Pirès

AU SUIVANT ! Yönetmen Jeanne Biras

BRICE DE NICE Yönetmen James Huth

2004 UN LONG DIMANCHE DE FIANÇAILLES (Uzun Nişan)

Yönetmen Jean-Pierre Jeunet

LA FEMME DE GILLES (Gilles' in Karısı) Yönetmen Frédéric Fonteyne

MENSONGES ET TRAHISONS ET PLUS SI AFFINITÉS… Yönetmen Laurent Tirard

MALABAR PRINCESS Yönetmen Gilles Legrand

LE VERT PARADIS Yönetmen Emmanuel Bourdieu

JE T'AIME, JE T'ADORE Yönetmen Bruno Bontzolakis

2003 MARIÉES MAIS PAS TROP (Dullar) Yönetmen Catherine Corsini

APRÈS LA PLUIE, LE BEAU TEMPS Yönetmen Nathalie Schmidt

À LA PETITE SEMAINE (Nickel ile Dime) Yönetmen Sam Karmann

MALÉFIQUE Yönetmen Eric Valette

UNE AFFAIRE QUI ROULE (Ufak Bir Büyük İş) Yönetmen Eric Veniard

2002 CARNAGES (Kıyım) Yönetmen Delphine Gleize

UNE AFFAIRE PRIVÉE (Özel bir Olay) Yönetmen Guillaume Nicloux



2001 GRÉGOIRE MOULIN CONTRE L'HUMANITÉ Yönetmen Artus De Penguern

2000 LA MÈRE CHRISTAIN Yönetmen Myriam Boyer

1999 LES VILAINS Yönetmen Xavier Durringer

KARNAVAL Yönetmen ThomasVincent



1997 OUVREZ LE CHIEN Yönetmen Pierre Dugowson

1995 MARIE-LOUISE OU LA PERMISSION Yönetmen Manuel Flèche

1993 PÉTAIN Yönetmen Jean Marbeuf

LES AMOUREUX (LES COEURS DE PIERRE) (Aşıklar) Yönetmen Catherine Corsini



1989 SUIVEZ CET AVION Yönetmen Patrice Ambard

LE TRÉSOR DES ÎLES CHIENNES Yönetmen François-Jacques Ossang



1988 LES ANNÉES SANDWICHES Yönetmen Pierre Boutron

IL Y A MALDONNE Yönetmen John Berry

THE UNBEARABLE LIGHTNESS OF BEING Yönetmen Philip Kaufman

1985 HORS-LA-LOI (Kaçaklar) Yönetmen Robin Davis
géraldine pailhas

2005 LES CHEVALIERS DU CIEL (Gökyüzü Savaşçıları) Yönetmen Gérard Pirès

2003 LE COÛT DE LA VIE (Yaşamın Bedeli) Yönetmen Philippe Le Guay

UNE VIE À T'ATTENDRE (Uzun Zamandır Bekliyordum) Yönetmen Thierry Klifa

LES REVENANTS (Döndüler) Yönetmen Robin Campillo

5X2 (Beş Kere İki) Yönetmen François Ozon



2002 L'ADVERSAIRE Yönetmen Nicole Garcia

2000 LA CHAMBRE DES OFFICIERS (Memurun Odası) Yönetmen François Dupeyron

1999 LA PARENTHÈSE ENCHANTÉE (Felekten Bir Gece) Yönetmen Michel Spinoza

1998 PEUT-ÊTRE (Belki) Yönetmen Cédric Klapisch

1996 LES RANDONNEURS (Otostopçular) Yönetmen Philippe Harel

1995 LE GARÇU Yönetmen Maurice Pialat

1994 SUITE 16 Yönetmen Dominique Derrudere

DON JUAN DEMARCO Yönetmen Jeremy Leven



1993 LA FOLIE DOUCE (Gevşek Vidalar) Yönetmen Frédéric Jardin

TOM EST TOUT SEUL Yönetmen Fabien Ontoniente



1992 COMMENT FONT LES GENS Yönetmen Pascale Bailly

1991 LES ARCANDIERS Yönetmen Manuel Sanchez

IP 5 Yönetmen Jean-Jacques Beineix



1990 LA NEIGE ET LE FEU (Kar ve Alev) Yönetmen Claude Pinoteau

alice taglioni

2005 LA DOUBLURE Yönetmen Francis Veber

LE CACTUS Yönetmen Gérard Bitton et Munz

LES CHEVALIERS DU CIEL (Gökyüzü Savaşçıları) Yönetmen Gérard Pirès

2004 THE PINK PANTHER Yönetmen Shawn Levy

MENSONGES ET TRAHISONS ET PLUS SI AFFINITÉS Yönetmen Laurent Tirard



2002 GRANDE ÉCOLE Yönetmen Robert Salis

LE COEUR DES HOMMES (Fransız) Yönetmen Marc Esposito

RIEN QUE DU BONHEUR (Üzülme, Mutlu ol) Yönetmen Denis Parent

BROCELIANDE Yönetmen Doug Headline



2001 LE PHARMACIEN DE GARDE (Eczacı) Yönetmen Jean Veber

DÉCALAGE HORAIRE (Jet Lag) Yönetmen Danièle Thomson

LA BANDE DU DRUGSTORE (Dandy) Yönetmen François Armanet

philippe torreton

2005 LES CHEVALIERS DU CIEL (Gökyüzü Savaşçıları) Yönetmen Gérard Pirès

2004 L'ÉQUIPIER (Işık) Yönetmen Philippe Lioret

2002 CORPS À CORPS (Beden Bedene) Yönetmen François Hanss

MONSIEUR N. Yönetmen Antoine De Caunes



2001 VERTIGES DE L'AMOUR Yönetmen Laurent Chouchan

2000 FÉLIX ET LOLA (Felix ile Lola) Yönetmen Patrice Leconte

1999 TÔT OU TARD (Er Ya Da Geç) Yönetmen Anne-Marie Étienne

1998 ÇA COMMENCE AUJOURD'HUI (Her Şey Bugün Başlıyor) Yönetmen Bertrand Tavernier

1995 LE BEL ÉTÉ 1914 de Christian De Chalonge

CAPITAINE CONAN (Kaptan Konan) Yönetmen Bertrand Tavernier



1994 L'APPÂT (Tuzak) Yönetmen Bertrand Tavernier

LA SERVANTE AIMANTE Yönetmen Jean Douchet



1993 L'ANGE NOIR (Kara Melek) Yönetmen Jean-Claude Brisseau

OUBLIE-MOI (Unut beni) Yönetmen Noémie Lvovsky



1992 L.627 Yönetmen Bertrand Tavernier

UNE NOUVELLE VIE (Yeni Bir Yaşam) Yönetmen Olivier Assayas



1991 LA NEIGE ET LE FEU (Kar ve Alev) Yönetmen Claude Pinoteau

PRODÜKSİYON
İlk tasarıalrınızdan çekim aşamalarına kadar bu serüven nasıl gelişti?
Laurent Brochand

Proje 2002 yılında doğdu. Çocukluğuma damgasını vurmuş bir çizgi-romanı düşünüp duruyordum. Charlier ve Uderzo’nun “Tanguy et Laverdure”ünden söz ediyorum; daha sonra 1960, 70 ve 80’li yıllarda “Les chevaliers du ceil” adıyla TV dizisi olarak da çekildi. Mükemmel bir ad, bir çift kahraman, mitsel bir dünyaç… Sonra Mandarin Films şirketine bunu filme uyarlama fikrini götürdüm.


Eric Altmayer

RIDERS filminden sonra Gérard’la bir film yapmak istiyorduk; o film Kanada’da bizi biraz düş kırıklığına uğratmıştı. Bir fikre gereksinmemiz vardı… Gérard gibi havacılıkta uzmanlaşmış biri için Charlier ve Uderzo’nun çizgi-romanı pek çok olanak sunuyordu… Çok geçmeden, “Tanguy et Laverdure” karakterlerini canlandırarak, neredeyse Fransız kültürel mirasının bir parçası haline gelmiş karakterleri kullanmış olacağımızı fark ettik. Dahası, bunlar, Hava Kuvvetleri’nin de takdir ettiği bir sanatsal simgeydi; Hava Kuvvetleri olmadan filmi yapamazdık. Ama “Tanguy et Laverdure” bize yalnızca bazı kullanışlı öğeler sundular, biz ise hızla çağdaş bir öykü ve güncellenmiş kahramanlarla yeni bir film yapmaya koyulduk. 1960’lardan beri tehditler kadar pilotlar, uçaklar, hem mekanik hem de teknik bakımdan çok değişti. Böylece, doğal olarak, günümüzün Tanguy ve Laverdure’ünün MArchelli ve Vallois olmasına karar verdik; başka pilotlar, başka adlar, başka öykü.


Lourent Brochand

Gérard zaten Gilles Malençon’la bir senaryo üzerinde çalışmıştı. Okuyunca, tasarının hem çok etkili hem de Amerikan tarzı olduğunu gördük ki bu da Fransız senaryolarında pek az görülen bir şeydi. Aksiyon ve macera filmleri için öykü kurmada çok sağlam bir yaklaşıma sahipti. Dahası, Gilles Malençon’un da bir pilot hayranı olduğu ortaya çıktı: Havacılık dünyasını çok iyi biliyordu, bu dünyayla ilişkili hikayelere hakimdi. Böylece bir sorun hemen ortadan kalkmış oldu. Ne de olsa konu hakkında hiçbir şey bilmiyorken bir kalem alıp çarpışma sahnesi tasvir etmeye çalışmak çok zor ve tüketici bir durum. Gilles sayesinde her şey daha kolay ve eğlenceli bir hal aldı.


Eric Altmayer
Burada da filmin başlıca vaadi ortaya çıkıyor: Gerçekçilik. Bunun kararı, Gérard tarafından alındı: gerçek uçakları en gerçekçi durumlarında, ekranda tasvir edilen olaya mümkün olduğunca yakın çekimlerle yansıtmak. Beş yıldır kullanılan, teknoloji harikası üç boyutlu çizimlere, sanal çekimlere başvurmadan, elimizden gelenin en iyisini yapmış olmak çok heyecan verici. Biz, bu teknolojilerin, günümüz Hollywood filmlerinin doğasını tümüyle değiştirdiklerini düşünüyoruz.
Laurent Brochand

Bu iddia, genel olarak Hava Kuvvetleri’yle, uzman danışmanımız Yüzbaşı Stéphanie Garnier ile çok yakın bir işbirliği içinde çalışmamız gerektiği anlamına geliyordu.


Yüzbaşı Stéphanie Garnier

Benim bu projedeki görevim iki yıl sürdü. İlk görevim, senaryo yazarı Gilles Malençon’a, hava birliklerinin dünyasını keşfetmesinde yardımcı olmaktı. Geçmiş deneyimlerimden, meslektaşlarımın yaşadıklarından ona uzun uzun söz ettim, onu karargahlara götürdüm, bazı uçuşlarımda bana eşlik etti… O bir köşede bizi izleyecek, biz ise onun varlığını unutarak işimize bakacaktık. Böylece insanlar arasındaki ilişkileri, işlerin kotarılma biçimini vb. gözlemleme olanağı elde etti. Sonra fikirlerini ortaya koymaya başladı, bu sefer de işim, bitmek tükenmek bilmeyen sorulara yanıt vermekti: Senaryoda yazılanların gerçekçi olmalarını sağlamalıydım. Bu biraz uzun sürdü çünkü en az yirmi farklı senaryo taslağı vardı!


Ardından ikinci, bir hayli yoğun aşama geldi; yönetmen Gérard Pirés’le birlikte çalışıyordum ve çok geçmeden de görüntü uzmanı Eric Mangan da çalışmalarımıza katıldı. Üçümüz oturup, öykünün saha çekimlerinin nasıl gerçekleşeceğini araştırdık, sahneleri uçuş görevlerini temsil eden sayısız fotoğrafa döktük… Hedefimiz, en başından belliydi: ekibin pilotların eğitim uçuşlarını çekebilmesi gerekiyordu ve filmde rol alanlar pilot değildi! Bu yüzden olağan eğitim uçuşları sırasında bazı çekimler yaptım. Bu oldukça uzun ve belalı bir görevdi çünkü tam altı yüz saha çekimi gerekiyordu…
Eric Magnan
Senaryoda “bir uçak diğerinin arkasından dolaşır” yazıyorsa, bu hem her şeyi anlatıyor, hem de hiçbir şey anlatmıyordu! Bunları hem saha çekimlerini hem de riskleri göz önüne alarak yazmalıydık. Dolayısıyla, bir yandan, Gérard’ın gerçekleştirmek istediği bir sanatsal yaklaşım, öte yandan her çekimi kendi içinde bütünlüklü gösterebilecek bir lojistik yaklaşım gözetilmeliydi. Ben uçakların nerede bulunacağını gösterecek üç boyutlu çizimler yapacak, güneş ışınlarının geliş açısını gözetecek, hem de kamera açılarını belirleyecektim. Bunları yapmak çok uzun zaman aldı çünkü saatte 1000 kim giden bir uçakta doğaçlama yapmak pek mümkün olmuyordu. Aynı anda on beş uçağın kullanıldığı sahneler var… Bu yüzden uzun bilgilendirme sunumlarımız oldu; felsefemiz, ne yapacağımız söylemek ve bize söyleneni yapmaktı. Doğaçlamaya başvurmadık. Pilotlarla ne tür çekimler yapılabileceği konusunda yakın işbirliğine girdik; onlar da bizi bazı muhteşem uçuşlara götürdüler.
Yüzbaşı Stéphanie Garnier

Sürecin bu kısmı az çok tamamlandıktan sonra şu soruya yanıt vermemiz gerekti: “Bir öykümüz ve yönetmenimizin belirlediği bir çalışma takvimimiz var, bu takvimi nasıl tutturacağız?” Bunun için ekip ve prodüksiyon yöneticisi tarafından geniş bir lojistik destek seferber edildi. İşleri sıklaştırmak ve Hava Kuvvetleri üssünün olağan akışını engellemeden olabildiğince fazla öğeyi bir araya getirmek zorundaydık. Bu üslerin her birini teker teker gezdik ve belli sahneler için belli üsler seçtik. Aynı zamanda, filmin yapımında yaşamsal öneme sahip işlerin gerçekleştirilmesi için Hava Kuvvetleri enformasyon ve halkla ilişkiler daireleriyle sıkı işbirliği içine girdik.


Eric Altmayer

Şunu vurgulamak isterim; eğer üç yıl önceki başvurumuzda Hava Kuvvetleri ve SIRPA AIR, projemize “Hmm, evet, olabilir, filmi yapabilirsiniz, neden olmasın” türü yanıtlar vermiş olsalardı, insan sorunu bir yana, inanılmaz lojistik ve teknik sorunlarla karşılaşabilirdik. Ama tersine, hemen eşsiz ve nitelikli bir iş yapmaya hevesli insanlarla karşılaştık.


İlk fotoğraf 2004 Temmuzu’nda, Paris semalarında çekilmiş…
Laurent Brochand

Bastil Günü yürüyüşü için. Kentin çeşitli yerlerine on kamera yerleştirdik ve uçağa eklediğimiz donanımla uçuş sırasında ilk çekimleri yaptık…



Eric Magnan

Bu filmi yapmak için, elimizde hazır bulunmayan malzemelere gereksinmemiz vardı. Mirage 2000’leri her an, her hızda, her yükseklikte filme alabilmeliydik ama böyle bir çekim yapmak için hazır hiçbir aracımız yoktu. Bu yüzden bir Mirage 2000’in kanadının altına 2000 litrelik bir depo ekledik; Dassault Havacılık’ın Hava Kuvvetleri’yle bağlantılı olarak yaptığı bu değişiklikle, beş kamera kullanabildik. Beş kamera da değişik açılarla yerleştirilmişti. İki kişilik Mirage 2000’lerin arka koltuğunda, radyo frekansları kullanan bir kontrol paneliyle yönetiliyorlardı. Filmde tümüyle eşsiz çekimleri böyle gerçekleştirdik.


Havada işler nasıl gitti?
Eric Magnan

Her çatışma sahnesinde – ki filmde bunlardan çok var – pek çok öğeyi içeren akrobatik hareketler yapmak zorundaydık. Uçaklar birbirine yakın olmalı ve çekimlerimiz bir şey ifade etmeliydi. Tüm bu meselede estetik yön de oldukça önem taşıyordu. Rastgele çekim yapmadık. Günün belli saatlerinde, bazen bulutlu bazen bulutsuz havada çekim yapmamız gerekiyordu. Akrobasileri sırasında uçakları çekmeye devam edebilmeliydik; elbette unutulmaması gereken bir güvenlik sınırı içinde kalarak bunları yapmalıydık. Bu tür çalışmalarda her aklınıza geleni yapamıyorsunuz. Bilgilendirme sunumlarında, bu güvenlik sınırlarını, en iyi sanatsal düzeyi yakalamak için yapılması gerekenlerle nasıl örtüştüreceğimizi tartıştık. Uçuş sırasında be arka koltukta oturdum ve gözlerim de kameraların görüntülerini alan ekranlardaydı. Pilotlar kameraların çektiği şeyleri göremiyorlardı bu yüzden onlara ben rehberlik ediyordum. Uçakların birbirine yakın uçtuğu akrobasi serileri sırasında, “Uçak biraz çerçevenin dışına çıktı” diyenbilmeliydim. Elbette bu şekilde söylemiyordum. Uçuşta çok kısa sözcükler kullanıyordum; sunumlarda bize böyle söylenmişti. Gerçekten yoğundu…


Yüzbaşı Stéphanie Garnier

Çekimlerin son hallerini birlikte uçtuğum birlikteki pilotlara gösterdim ve pek çoğu çekimlerde ufak hileler yapıldığını düşündü. Genelde, el kamerasıyla çekilmiş görüntüler görmeye alışmıştık, böyle çekimlerde görüntüler niteliksiz oluyor. Burada ise görüntüler gerçek olamayacak kadar sağlam ve netti. Ama hayır, çekimlerde hiçbir hile yapılmamıştı…


Biraz yeryüzüne inelim. Film kastı nasıldı?
Eric Altmayer

Kast, alınan temel bir kararın sonucu. Gérard’la birlikte, her şeyden önce uçaklardan çok, hava çekimlerinin güzelliği ve doğallığı üzerinde durduk; gerçek karakterlerin oynadığı bir öykü yaratmayı önümüze koyduk. Başka deyişle, bu prodüksiyonda karşılaştığımız her güçlük, senaryo yazımından, post-prodüksiyon aşamasına kadar, basit bir aksiyon filmi yapmanın ötesine geçme tutkumuzdan kaynaklandı. Tüm konuşmalarıyla, güvenilir kişilikleriyle, karakterlerle yüksek bir özdeşleşme düzeyi tutturarak konuyu ve malzemeyi zenginleştirmek zorundaydık. Gérard yalnızca bir aksiyon filmi değil, büyük bir film yapma fırsatı yakaladığını hissetmişti.


Laurent Brochand

Düşündüğümüz başlığın, LES CHEVALIERS DU CIEL başlığının çağrıştırdığı imaja uygun iki oyuncu, belli bir tutku ve ideali yaşama geçirme cesareti olan bir ekip bulmalıydık. Benoît Magimel ilk elden aklımıza gelen biriydi ve zaten hemen konuya uyum sağladı. Yakışıklı ve sessiz tipi temsil eden Benoît’nın karşısında çok daha “rock”n roll”, mizah duygusu güçlü biri bulmalıydık; biraz “The Persuaders” dizisinde Tony Curtis ile Roger Moore arasındaki karşıtlığa benzer bir karşıtlık verebilmeliydik. Clovis, kadroya böyle dahil oldu. Benoît da onunla çalışmayı çok istiyordu…


Eric Altmayer

Alice Taglioni, aslında film için düşünülen ilk oyuncuydu. Onu LA BANDE DU DRUGSTORE filminde keşfettik; düşündüğümüz rol için biçilmiş kaftandı. O zamanlar uçaklara bu kadar düşkün olduğunu bilmiyorduk…


Laurent Brochand

Sonra, Géraldine Pailhas Başbakanlık için çalışan genç bir bürokrat ve Philippe Torreton da bir gizli servis başkanı rolüyle, gerçek bir aksiyon filmi için ideal kastı oluşturduğumuzu anladık… Bundan sonra tek yapmamız gereken, pilotları oynayanlara – Benoît, Clovis ile Alice’e – rollerini inandırıcı biçimde oynayabilmeleri için gerekli hazırlığı sağlamaktı.


Yüzbaşı Stéphanie Garnier
Senaryo yazarıyla birlikte, oyuncuları bir hava askeri birliğinin özgün dünyasına götürdük, büyük ölçüde de Orange üssünde kaldık. Birlikte çok vakit geçirdik, böylece tutkularımı onlarla paylaşabildim. Ardından, uçuş simülatörlerinde askeri havacılığı keşfettiler. Böylece Mirage 2000’leri öğrendiler. Dahası, Hava Kuvvetleri, onlara bir Alpha jette uçma şansı verdi! Böylece bir pilotun günlük yaşamını, göreve hazırlanışını, görev talimatını alışını, görevi gerçekleştirişini – uçuşun kendisini – gördüler; uçuştan dönüşte neler yapıldığını kadar her şeyi öğrendiler. Gerçekten de yapılması gerekenlerin pek çoğunu yapacak düzeye gelmişlerdi.

Simülatörde görülen her şey, sonradan uçuşta da görüldü. Tüm bu çalışmaların faydası, çekimlerin daha en başından, karmaşık bir kokpitin yer aldığı ilk sahneden görülmeye başladı. Çekimler sırasında telsiz bağlantımız vardı; böylece oyunculara simülatörde birlikte öğrendiğimiz şeyleri anımsatıyordum. Onlara “anımsayın, şimdi ne yapacağınızı, şurada göstermiştim vb.” diyordum. Sonra Orange ve Dibouti’de yerde gerçekleştirilen çekimlerde, gerçekçi tepkiler verecek kadar bilgi sahibi olmuşlardı. Özellikle Orange üssündeki pilotlarla çok zaman geçirmeleri gerekiyordu ve bu da karakterlerine yaşam vermeleri için gerekli öğeleri saptamalarına yardımcı oldu…


Eric Altmayer

Bu projede asıl heyecan verici olan, hiç bilinmeyen bir alanda seçimler yapmak zorunda kalmamızdı. Elimizde, havacılıkla ilgili tek bir aksiyon filmi örneği vardı: TOP GUN. O filmden sonra, pek çok başka filmde de uçuş sahneleri çekildi, bazıları bir hayli iyiydi ama öyküde yalıtılmış bir yerde duruyorlardı. Daha işin başında bir karar aldık – öykü ile saha çekimleri sırasında – daha iyi olmasa bile, daha farklı bir yapım ortaya koyacaktık. Sırf kendimizi kıyaslayalım diye, hazır bir modeli kopyalamakla yetinemezdik.



KAST

YÜZBAŞI ANTOINE "WALK'N" MARCHELLI BENOÎT MAGIMEL


YÜZBAŞI SÉBASTIEN "FAHRENHEIT" VALLOIS CLOVIS CORNILLAC
MAËLLE COSTE GÉRALDINE PAILHAS
YÜZBAŞI ESTELLE "PITBULL" KASS ALICE TAGLIONI
BERTRAND PHILIPPE TORRETON
"IPOD" JEAN-BAPTISTE PUECH
"STAN" CHRISTOPHE REYMOND
Bayan. REDGRAVE FIONA CURZON
ALBAY FARJE JEAN-MICHEL TINIVELLI
GENERAL HARDOUIN FRÉDÉRIC VAN DEN DRIESSCHE
YÜZBAŞI KLÉBER ÉRIC POULAIN
DE SÈZE PIERRE POIROT
GENERAL BUCHANAN PETER HUDSON

künye

YÖNETMEN GÉRARD PIRÈS


YAPIMCI ÉRIC ALTMAYER, NICOLAS ALTMAYER,

LAURENT BROCHAND
SENARYO GILLES MALENÇON
UYARLAMA VE DİYALOGLAR GILLES MALENÇON & GÉRARD PIRÈS
ESİNLENİLEN KARAKTERLER JEAN-MICHEL CHARLIER & ALBERT UDERZO
ÖZGÜN MÜZİK CHRIS CORNER
GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ PASCAL LEBÈGUE A.F.C.
SAHA ÇEKİMLERİ ÉRIC MAGNAN
SAHA ÇEKİMLERİ İÇİN ÉRIC DUMAGE A.F.C

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ


TEKNİK DANIŞMAN STÉPHANE GARNIER
SET TASARIM JEAN-PIERRE FOUILLET
KOSTÜM TASARIM CHATTOUNE
KAST NATHALIE CHERON
SESLER LUCIEN BALIBAR

KEN YASUMOTO - SÉLIM AZZAZI

JEAN-PAUL HURIER - MARC DOISNE

DÜZENLEME VÉRONIQUE LANGE


GÖRÜNTÜ EFEKTLERİ DANIŞMANI ÈVE RAMBOZ
POST-PRODÜKSİYON DANIŞMANI CYRIL CONTEJEAN
PRODÜKSİYON YÖNETİCİSİ PHILIPPE SCHWARTZ


Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə