Muhammed Taki Misbah



Yüklə 2.15 Mb.
səhifə22/24
tarix14.08.2018
ölçüsü2.15 Mb.
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   24

(Biharu’l-Envar, c. 92, s. 97, hadis 64).

391 Kummi (rh) tefsirinde de şöyle rivayet edilmiştir:

حدثنی ابی عن ابن ابی عمیر عن عمر بن اذینة عن برید بن معاویة عن ابی جعفر علیه السلام قال ان رسول الله صلی الله علیه و آله و سلم افضل الراسخین فی العلم قد علم جمیع ما انزل الله علیه من التنزیل و التأویل و ما کان الله لینزل علیه شیئا لم یعلمه تأویله و اوصیاؤه من بعده یعلمونه کله

Hiç kuşku yok Allah Rasülü (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) ilimde derinleşenlerin en üstünüdür. Allah’ın tenzil ve tevil olarak kendisine indirdiği herşeyi bilirdi. Allah’ın ona bir şey indirip de tevilini öğretmediği herhangi bir şey bulunması sözkonusu olamaz. Ondan sonra da vasileri onun tamamını biliyordu. (Kummi, Ali b. İbrahim, Tefsiru’l-Kummi, c. 1, s. 124)

Kummi tefsirindeki senedde Ali b. İbrahim’in mevcut olması dışında bu rivayetin senedinin sıhhati konusunda tartışma yoktur. Kummi senedini inşaallah daha sonra tartışacağız. Bu rivayetin metni önceki rivayetten farklı olsa da yukarıdaki hadisin şerhi dikkate alındığında “و ما کان الله لینزل علیه شیئا لم یعلمه تأویله” cümlesinin bu iddiaya delaleti aşikardır.


392 Kuleyni, Muhammed b. Yakub, Furuu Kafi, c. 7, s. 439, babu ma la yelzum mine’l-iman ve’n-nuzur, hadis 15.

393 Cümlede “علمنا والله” yerine “علمنا الله” ifadesi geçmektedir. (Bkz: Tusi, Muhammed b. Hasan, Tehzibu’l-Ahkam, c. 8, s. 286, hadis 1052, babu’l-iman ve’l-aksam, hadis 44).

394 Bkz: Taberi, Muhammed b. Cerir, Camiu’l-Beyan, c. 1, s. 26.

395 Bkz: Zerkeşi, Muhammed b. Abdullah, el-Burhan fi Ulumi’l-Kur’an, c. 2, s. 181, nev-i çehil ve yekom, fasl-i ümmehat-i meahiz-i tefsir, me’haz 4.

396 A.g.e., s. 183

397 Camiu’l-Beyan, c. 1, s. 26.

398 Bir başka ihtimal şudur ki, kasdelilen şey, bu mevzuların bilgisinin ilahi vahiy ve ilham dışında mümkün olmamasıdır ve bunun, Allah’ın o bilgiyi Peygamber’ine vermiş olmasıyla herhangi bir aykırılığı yoktur. Nitekim Kur’an’da gaybı sadece Allah’ın bildiği buyurulmaktadır

(قُل لَّا يَعلَمُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ إِلَّا اللَّهُ- Neml 65). Ama aynı zamanda gaybi haberleri Kur’an’da Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve alihi) vahyederek şöyle buyurmaktadır: Sen ve kavmin bundan önce bunu bilmiyordunuz



(تِلْكَ مِنْ أَنبَاء الْغَيْبِ نُوحِيهَا إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَا أَنتَ وَلاَ قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَذَا -Hud 49).

399 Bkz: el-Tefsir ve’l-Müfessirun, c. 1, s. 49-54.

400 Suyuti, Abdurrahman, el-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an, c. 2, s. 1205.

401 Bkz: el-Tefsir ve’l-Müfessirun, c. 1, s. 47.

402 Marifet, Muhammed Hadi, el-Tefsir ve’l-Müfessirun fi Sevbihi’l-Kaşib, c. 1, s. 174-179.

403 Nahl 44

404 Cuma 2

405 Tevbe 127

406 Seyyid Rıza, Muhammed b. Hüseyin, Nehcu’l-Belağa, Feyzulislam’ın tercüme ve şerhiyle, c. 1, s. 35 ve 36, birinci hutbe.

407 Nehcu’l-Belağa, s. 811-812, hutbe 192.

408 Usulü Kafi, c. 1, s. 116, kitabu’l-ilm, babu ihtilafi’l-hadis hadis 1’in bir kısmı; yine bkz: Saduk, Muhammed b. Ali, el-Hisal, c. 1, s. 257, babu’l-erbaa hadis 131.

409 Bkz: Saffar, Muhammed b. Hasan, Besairu’d-Derecat, s. 290-294, cüz 4, 10 ve 11. bablar.

410 Bkz: A.g.e., s. 197 ve 198, cüz 4, bab 8, 1 ve 3. hadisler; yine bkz: Biharu’l-Envar, c. 4, s. 208-212.

411 Bkz: Eskafi, Ebu Cafer, el-Mi’yar ve’l-Muvazene, s. 300.

412 Şevahidu’t-Tenzil, c. 1, s. 43, hadis 33.

413 A.g.e., s. 48, hadis 41.

414 Bkz: İbn Asakir, Ali b. Hüseyin, Tarihu Dımeşk, c. 42, s. 386, hadis 8993.

415 Biharu’l-Envar, c. 38, s. 314, hadis 18; c. 40, s. 204, hadis 11; c. 44, s. 238, hadis 29; Emini, Abdulhüseyin, el-Gadir, c. 3, s. 95.

416 El-Gadir, c. 3, s. 95; Bihar, c. 15, s. 297, hadis 36; c. 18, s. 392, hadis 98; c. 40, s. 70, hadis 104, s. 149, hadis 54, sayfa 204, hadis 11; c. 25, s. 37, hadis 4, s. 43, hadis 17; c. 32, s. 348, hadis 330; c. 36, s. 202, hadis 6; c. 37, s. 257, hadis 14, s. 314, hadis 49; c. 38, s. 97, hadis 15 ve s. 341, hadis 17; c. 39, s. 201, hadis 32 ve s. 267, hadis 43 ve c. 40, s. 14, hadis 29, c. 41, s. 182, hadis 18; c. 46, s. 232, hadis 9.

417 Biharu’l-Envar, c. 4, s. 70, hadis 104, s. 78, hadis 114, s. 201, hadis 4, s. 202, 6 ve 7. hadisler, s. 203, hadis 8, s. 204, hadis 11, s. 205, hadis12, s. 206, 7 ve 13-16. hadisler, s. 286, c. 41, s. 301, hadis 32 ve s. 328 ve c. 10, s. 120, 145, 445 ve c. 24, s. 107, 203, c. 33, s. 53, c. 28, s. 199, c. 39, s. 47 ve 210, c. 38, s. 189; el-Gadir, c. 5, s. 468-501.

418 Biharu’l-Envar, c. 25, s. 234, c. 26, s. 111, c. 69, s. 81, c. 93, s. 57, c. 40, s. 201, hadis 3, s. 203, 8 ve 10. hadisler, s. 207; el-Gadir, c. 5, s. 502.

419 Bkz: Usülü Kafi, c. 3, s. 133, kitabu fadli’l-ilm, babu’r-red ile’l-kitab ve’s-sünne, 7 ve 8. hadisler.

420 Rivayette geçen “kizab” kelimesi “kef” harfi kesreli ve “z” de tahfifle okunabilir ve yalan manasına “kezebe” fiilinin masdarı olabilir veya “mekzub”un vasfı anlamına ve yalan manasına gelebilir. Yahut “kef” harfi fethalı ve “z” de teşdidle okunabilir ve belli bir topluluk için vasıf ve yalancılar topluluğu manasına gelebilir. Bkz: Meclisi, Muhammed Bakır, Mir’atu’l-Ukul, c. 1, s. 211.

421 Usülü Kafi, c. 1, s. 114, kitabu fazli’l-ilm, babu ihtilafi’l-hadis, hadis 1; el-Hisal, s. 255, babu’s-selase, hadis 131; bu sözün benzeri Nehcu’l-Belağa’da, s. 665, hutbe 201’de de geçmektedir.

422 Kummi, Abbas, el-Künye ve’l-Elkab, c. 1, s. 335.

423 Zerkeşi, Muhammed b. Abdullah, el-Burhan fi Ulumi’l-Kur’an, c. 2, s. 57 (nev 41, ma’rifetu tefsirihi ve tevilihi, el-ahzu bikavli’s-sahabi); el-Itkan fi Ulumi’l-Kur’an, c. 2, s. 1227, 1229, 1230 (sekseninci nev tabakatu’l-müfessirin); el-Tefsir ve’l-Müfessirun, Zehebi, c. 1, s. 63 ve 65; el-Tefsir ve’l-Müfessirun fi Sevbihi’l-Kaşib, c. 1, s. 224, 225, 226; Biharu’l-Envar’da (c. 22, s. 343) Allah Rasülü’nden (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle rivayet edilmiştir: “Herşeyin bir müfessiri vardır. Kur’an’ın müfessiri de Abdullah b. Abbas’tır.”

424 Ondan nakledilmiş tefsir görüşlerine örnekler için bkz: Mecmeu’l-Beyan (c. 1, s. 28, 38, 49, 60, 93) Hamd suresinin tefsirinde 6. ayeti izah ederken ve Bakara suresinde 3, 11, 21, 23, 40. ayetlerin izahında; Suyuti’nin el-Dürrü’l-Mensur’u (Beyrut neşri, Daru’l-Fikr, 1403, c. 1, s. 23, 24, 30, 33, 34, 37, 38, 40, 41, 56, 57, 60, 64, 68, 69, 72, 73, 75, 76, 77, 81); Suyuti’nin el-Itkan fi Ulumi’l-Kur’an’ı (c. 2, s. 1229). Aynı şekilde bu konuda Suyuti’nin el-Itkan fi Ulumi’l-Kur’an’ındaki (c. 2, s. 1230) sözünü ve Zehebi’nin el-Tefsir ve’l-Müfessirun’daki (c. 1, s. 77) sözünü

(روی عن ابن عباس رضی الله عنه فی التفسیر ما لا یحصی کثرة و تعددت الروایات عنه و اختلفت طرقها فلا تکاد تجد آیة من کتاب الله تعالی الا و لابن عباس رضی الله عنه قول او اقول)

inceleyiniz.


425 Biharu’l-Envar, c. 92, s. 105, Mir’atu’l-Envar s. 5, İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: “Ne mutlu ki, tefsir olarak ne öğrendiysem hepsi Ali b. Ebi Talib’tendir (aleyhisselam)” Bihar’da aynı sayfada ondan şöyle rivayet edilmiştir: “Ali’nin (aleyhisselam) ilmi Nebi’nin (sallallahu aleyhi ve alihi) ilmindendi. Benim ilmim de Ali’nin (aleyhisselam) ilmindendir.

426 Allame Hılli Hulasatu’l-Akval fi Ma’rifeti’r-Rical kitabını iki kısım ve bir hatime olarak düzenlemiştir. Birinci kısımda rivayetlerine güvenilir ravilere değinmiştir. Abdullah b. Abbas’tan bu kısımda bahsetmiştir. Bkz: Allame’nin Rical’i, s. 3 (kitabın mukaddimesi ve s. 103).

427 Ricalu’l-Allame el-Hılli, s. 103 (el-babu’s-sani fi Abdillah, madde 1). Onun kınandığına dair rivayetlerden biri Nehcu’l-Belağa’nın 41. mektubundadır. Fakat Nehcu’l-Belağa’nın rical uzmanları ve şarihleri arasında İmam Ali’nin (aleyhisselam) bu mektubu memurlarından hangisine gönderdiği konusunda ihtilaf vardır.

428 Tüsteri, Muhammed Taki, Kamusu’r-Rical, c. 6, s. 418-493, madde 4383.

429 A.g.e., s. 491.

430 Bkz: Mu’cemu’r-Ricali’l-Hadis, c. 10, s. 235, 236, 238, 239.

431 A.g.e., s. 239.

432 El-Burhan fi Ulumi’l-Kur’an, c. 2, s. 157, kırkbirinci nev, el-ahzu bi kavli’s-sahabi, bu konun benzeri onun mukaddimesinde (c. 1, s. 28) İbn Atıyye’den nakledilmiştir.

433 El-Itkan fi Ulumi’l-Kur’an, c. 2, s. 1228 ve 1230:

و اما ابن عباس فهو ترجمان القرآن... و قد ورد عن ابن عباس فی التفسیر ما لا یحصی کثرة



434 Muhammed b. Ahmed b. Osman Zehebi Dımeşki, aralarında Siyeru A’lami’n-Nübela’nın da bulunduğu çok sayıda kitabın müellifi.

435 Siyeru A’lami’n-Nübela, c. 3, s. 331.

436 Hilyetu’l-Evliya, c. 1, s. 314, madde 45.

437 Tabakatu’l-Kübra, c. 2, s. 366, İbn Abdilberr, Yusuf b. Abdillah, el-İstiab, c. 3, s. 935.

438 El-Tefsir ve’l-Müfessirun, c. 1, s. 69

439 El-Itkan, c. 1, s. 354 ve 355: “İbn Abbas’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Vallahi ‘hananen”in (Meryem 13) ne manaya geldiğini bilmiyordum.” Yine şöyle demiştir: “Kur’an’ın tamamını biliyorum, dört şey hariç: ‘Gıslin’ (Hakka 36), ‘hananen’ (Meryem 13), ‘evvahun’ (Tevbe 114) ve ‘el-rakim’ (Kehf 9)”.

440 El-Burhan fi Ulumi’l-Kur’an, c. 2, s. 172.

441 Bkz: el-Tefsir ve’l-Müfessirun, c. 1, s. 64-93.

442 El-Itkan, c. 2, s. 1231.

443 A.g.e., s. 1233.

444 Ricalu’n-Necaşi, s. 168.

445 El-Zeria ila Tesanifi’ş-Şia, c. 4, s. 244 ve 270. Şeyh Ağa Bozorg Tehrani’nin sözünde geçen “Tefsiru’l-Culudi”den maksadın, Necaşi’nin bahsettiği “Kitabu’t-Tefsir” olmasının sebebi, Şeyh Ağa Bozorg’un şöyle buyurmuş olmasıdır: “Necaşi, Tefsiru İbn Abbas ani’s-Sahabe’yi, Culudi için bu iki tefsiri zikrettikten sonra Culudi’nin kitapları arasında saymıştır. Bu kitaptan önce Necaşi’nin sözünde Kitabu’t-Tefsir ve Kitabu’t-Tefsir anhü (İbn Abbas) adında sadece iki tefsir kitabı zikredilmiştir. Bu durumda Culudi’nin o iki tefsirinden maksat, biri İbn Abbas’tan nakledilmiş el-Tefsir ortak isimli bu kitaplar olmaktadır.

446 El-Fihrist, İbn Nedim, s. 53.

447 El-Zeria ila Tesanifi’ş-Şia, c. 4, s. 243, onun bahsettiği “Tefsiru İbn Abbas”ın İbn Nedim’in sözünü ettiği “Kitabu İbn Abbas” olmasının sebebi, bu başlık altında, İbn Nedim’in ona, el-Tefsir li-İmami Ebi Cafer, aleyhisselam kitabını zikrettikten sonra tefsir kitapları arasında yer verdiğini ve bu tefsiri Mücahid’in İbn Abbas’tan rivayet ettiğini söylediğini hatırlatmasıdır.

448 El-Tefsir ve’l-Müfessirun fi Sevbihi’l-Kaşib, c. 1, s. 295, Mu’cemu Musannifati’l-Kur’ani’l-Kerim’den nakille Dr. Şevah, c. 2, s. 60, madde 994.

449 El-Fihrist, İbn Nedim, s. 53, Keşfu’z-Zünun, c. 1, s. 453.

450 Bu tefsirin cildinin arkasında adının “Ebi Tahir b. Yakub Firuzabadi” şeklinde zikredilmesine ve “Ebu Tahir” de Muhammed b. Yakub’un künyesi olmasına ilaveten (el-Künye ve’l-Elkab’a bakınız, c. 3, s. 30) ünlü kitabiyatçı Ağa Bozorg Tehrani de (rh) el-Zeria’da (c. 4, s. 244) şöyle buyurmuştur: “Şemsuddin Muhammed b. Abdurrahman Sehavi el-Dav’u’l-Lami’de bu tefsiri, 817’de vefat etmiş el-Kamus sahibi Muhammed b. Yakub Firuzabadi’ye nispet etmiştir. Keşfu’z-Zünun’da da (c. 1, s. 502) bu kitaptan ‘Tenviru’l-Mikbas min Tefsiri İbn Abbas... li-Ebi Tahir Muhammed b. Yakub el-Firuzabadi el-Şafii, el-müteveffa sene 817 ve hüve erbaa mücellidat’ şeklinde bahsedilmiştir.”

451 Abdullah el-Sikati b. el-Me’mun el-Herevi aktardı ve dedi ki: “Bana babam, ona Ebu Abdullah, ona Ebu Ubeydullah Mahmud b. Muhammed el-Razi, ona Ali b. İshak el-Semerkandi anlatmış. O da Muhammed b. Mervan’dan, o el-Kelbi’den, o Ebi Salih’ten, o da İbn Abbas’tan rivayet etmiş ki...”

452 Bkz: Firuzabadi, Ebi Tahir b. Yakub, Tenviru’l-Mikbas min Tefsiri İbn Abbas, s. 2.

453 Bakara suresinin başındaki sened şöyledir: Abdullah b. el-Mübarek’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bize Ali b. İshak el-Semerkandi bildirdi, o Muhammed b. Mervan’dan, o el-Kelbi’den, o Ebi Salih’ten, o da İbn Abbas’tan nakletmiştir.”

454 Bkz: Tenviru’l-Mikbas min Tefsiri İbn Abbas, s. 42.

455 Bkz: A.g.e., s. 64, 87, 105, 124, 145, 153, 169, 181, 193, 205, 210, 216, 221, 233, 243, 253, 260, 268, 276, 284, 291, 300, 306, 315, 323, 332, 338, 344, 347, 350, 358, 364, 369, 374, 380, 385, 392, 400, 405, 411, 417, 419, 423, 427, 431, 435, 438, 440, 443, 445, 448, 450, 453, 456, 460, 463, 466, 469, 470, 472, 473, 475, 477, 478, 480, 482, 484, 486, 488, 490, 491, 493, 495, 497, 498 ve 501-522.

456 Suyuti, el-Itkan fi Ulumi’l-Kur’an’da (c. 2, s. 1232, sekseninci nev) İbn Abbas’ın tefsiri için birtakım tarikler zikretmiş ve Kelbi’nin Ebi Salih’ten, onun da İbn Abbas’tan naklettiği tariki bu tariklerin en zayıfı kabul etmiştir. Şöyle demiştir: “Tarikler arasında el-Kelbi’nin Ebi Salih’ten, onun da İbn Abbas’tan naklettiği tarik buna eklenmiştir ve Muhammed b. Mervan el-Süddi el-Sağir’in rivayetindeki silsile yalandır.” Bu tefsirin başlangıcında ve Bakara suresinin başında işte bu tarik zikredilmiştir. Öyleyse bu tefsirin tariki Suyuti’ye ve onu takip edenlere göre yalan bir silsiledir. Her ne kadar Marifet, Kelbi’ye, Ebi Salih’e ve Muhammed b. Mervan’a itibar ediyor ve bu silsileyi sıhhatli buluyorsa da o bile seneddeki diğer ricalin meçhul olması nedeniyle bu tefsiri “senedi meçhul” saymış ve belli bir müellife nispetini belirsiz kabul etmiştir. Bkz: el-Tefsir ve’l-Müfessirun fi Sevbihi’l-Kaşib, c. 1, s. 288-296.

457 Bkz: Tenviru’l-Mikbas min Tefsiri İbn Abbas, s. 2.

458 Leyletü’l-mebit, Peygamber (sallallahu aleyhi ve alihi) Mekke’den hicret ettiği, Sevr mağarasında saklandığı ve İmam Ali’nin (aleyhisselam), düşmanlar şehir dışına çıktığını farketmesin diye Hazret’in yatağında uyuduğu gecedir.

459 Bakara 207

460 Bkz: Tenviru’l-Mikbas min Tefsiri İbn Abbas, s. 28.

461 Âl-i İmran 7

462 Bkz: Tenviru’l-Mikbas min Tefsiri İbn Abbas, s. 43.

463 Metinde “el-ilm” (Çev.)

464 A.g.e., s. 116.

465 Kıyamet 23

466 A.g.e., 494.

467 Maide 67

468 A.g.e., s. 98.

469 Maide 3

470 A.g.e., s. 88.

471 Maide 55

472 A.g.e., s. 96.

473 Bkz: A.g.e., s. 89.

474 Mecmeu’l-Beyan, c. 2, s. 301.

475 A.g.e., s. 410.

476 Mecmeu’l-Beyan’da (c. 3, s. 323) şöyle denmektedir:

روی العیاشی فی تفسیره باسناده عن ابن ابی عمیر عن ابن اذینة عن عن الکلبی عن ابی صالح عن ابن عباس و جابر بن عبدالله قالا امر الله محمدا صلی الله علیه و آله ان ینصب علیا علیه السلام للناس فیخبرهم بولایته فتخوف رسول الله صلی الله علیه و آله ان یقولوا حابی ابن عمه و ان یطعنوا فی ذلک علیه فاوحی الله الیه هذه الایة فقام بولایته یوم غدیر خم. و هذا الخبر بعینه قد حءثناه السید ابوالحمد عن الحاکم ابی القاسم الحسکانی باسناده عن ابن ابی عمیر فی کتاب شواهد التنزیل لقواعد التفصیل و التأویل و فیه ایضا بالاسناد المرفوع الی حیان بن علی الغنوی عن ابی صالح عن ابی عباس قال نزلت هذه الایة فی علی علیه السلام فاخذ رسول الله صلی الله علیه و آله بیده فقال من کنت مولاه فعلی مولاه... و قداورد هذا لخبر بعینه ابواسحق احمد بن محمد بن ابراهیم الثعلبی فی تفسیره باسناده مرفوعا الیابن عباس قال نزلت هذه الایة فی علی علیه السلام الخ

477

حدثنا ابوالحسین عبدالصمد بن علی بن محمد مکرم المعروف بابن الطسی قرائة علیه من افظه فی مسجده بدرب رباح یوم الخمیس لعشر خلون من ربیع الاخر من سنة اربع و اربعین و ثلالث مأة قال حدثنا ابو السهل السری بن سهل بن حربان الجندیسابوری بجندیسابور

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   24


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə