İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Stratejik Planı (2015-2019)



Yüklə 0,8 Mb.
səhifə3/7
tarix08.01.2019
ölçüsü0,8 Mb.
#93295
1   2   3   4   5   6   7

4- HAZIRLIK ÇALIŞMALARI



Kamu harcama reformu kapsamında hazırlanan ve 10.12.2003 tarihinde TBMM

tarafından kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 24.12.2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bu Kanun ile kamu mali yönetiminde mali disiplin, hesap verebilirlik ve mali saydamlık hedeflenerek, kamu kaynaklarının etkin, verimli ve tutumlu kullanılmasını sağlamak üzere performans esaslı bütçelemeye geçiş öngörülmüştür. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 9 uncu maddesi gereğince, kamu idarelerinin bütçelerini stratejik planlarında yer alan misyon, vizyon, stratejik amaç ve hedeflerle uyumlu ve performans esasına dayalı olarak hazırlayacakları belirtilerek performans esaslı bütçelemeye ilişkin hususları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Yine aynı şekilde; “Kamu İdareleri; kalkınma planları, programlar, ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak, performanslarını önceden belirlenmiş olan göstergeler doğrultusunda ölçmek ve bu sürecin izleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı yöntemlerle stratejik plan hazırlanır.” denmektedir. Kanunun verdiği yetkiye istinaden hazırlanan bu Stratejik Planın amacı, performans esaslı bütçelemeye ilişkin kavram ve yöntemleri açıklamak ve kamu idarelerinin performans programları ile faaliyet raporlarını hazırlarken uymaları gereken hususları belirlemektir. Bu nedenle kurumumuza ait ilk stratejik plan yapma çalışmaları 2009 Yılında başlatılmıştır. Giderek daha kapsamlı ve programlı bir hal alan Stratejik Planlama Çalışmaları kapsamında 2007 yılından itibaren seminer ve toplantılar düzenlenmektedir. Nihayetinde 2010/14 sayılı genelgenin yayınlanması ile hız almıştır. Bu genelgeden sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından kurumumuza ve ilçemizdeki okullara yönelik Stratejik Planlama seminerleri verilmiştir. Bu yılın sonlarına doğru ayrıca kurumumuz bünyesinde bir Ar-Ge birimi oluşturulmuş ve planlama sürecine bu birimimizle beraber oluşturulan stratejik planlama ekibi ile devam edilmiştir. Planlama döneminde sona yaklaşılınca idareyi İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge birimi devralmış ve yine ilimizdeki tüm kurum ve okulların katıldığı toplantılar düzenleyerek planlama konusunda nihayete ulaşılmıştır. Yapılan toplantı ve görüşmeler neticesinde elde edilen fikirler üst politika belgeleri ile ilişkilendirilmiş, stratejik planların hazırlanması hususunda bizlere yol gösteren kılavuz yayınlar incelenmiş ve bu sayede amaç, hedef ve stratejilerin belirlenmesinde somut ve makul bir yol izlenmiştir Planımız kısaca planlama sürecinin anlatıldığı bölüm, mevcut durumumuzun anlatıldığı bölüm, geleceğe yönelimimizin anlatıldığı bölüm ile izleme ve değerlendirme çalışmalarının yer aldığı bölümden oluşmaktadır.


ÇALIŞMA TAKVİMİ

SON TARİH

Strateji Planlama Ekibinin Kurulması

ŞUBAT 2014

Ön Çalışmanın Yapılması ve Takvimin Belirlenmesi

ŞUBAT 2014

Bölümlerden Mevcut Durum Bilgilerinin Temini

MART 2014

Mevcut Durum Analizinin Yapılması

NİSAN 2014

Stratejik Plan Çalışmasının Duyurulması, İlçe Bazında Seminerler Düzenlenmesi (Paydaş Analizi)

MAYIS 2014

SWOT Analizi Değerlendirme Çalışmaları

HAZİRAN 2014

Okul/Kurumların Stratejik Plan Taslaklarını Oluşturmaları

TEMMUZ 2014

Vizyon, Misyon ve İlkelerin Oluşturulması

TEMMUZ 2014

Stratejik Amaç ve Hedeflerin Belirlenmesi

AĞUSTOS 2015

Faaliyet ve Projeler

EYLÜL 2014

Stratejik Plan Taslağının Oluşturulması

EKİM 2014

Stratejik Planın Değerlendirilmesi

KASIM 2014

Taslağın Paydaşların Görüşlerine Sunulması

ARALIK 2014

Üst makama onay için gönderilmesi

OCAK 2015

Stratejik Planın Uygulanması, İzleme ve Değerlendirme

2015–2019




2. BÖLÜM








DURUM ANALİZİ






TARİHSEL GELİŞİM


ALUCRA TARİHİ

Alucra yöresinin yerleşimi, çok eski olup milattan önceye dayanır. Bunun yanında, M.Ö.X. asra kadar tarihini aydınlatan kesin ve net bilgiler mevcut değildir. Bölgedeki en eski siyasi birlik olarak Hititleri görürüz. Daha sonra Alucra bölgesi sırasıyla; Medler, Kimmerler, Persler, Romalılar ve daha sonra yerini bıraktığı Bizanslılar arasında bir tarihi süreç geçirmiştir.(1) Türklerin bu bölgeye yerleşimi VIII. yüzyıldan sonra başlamaktadır. Özellikle X. yüzyılda İç Asya'dan Hazar Denizi'nin kuzeyinden ve güneyinden Anadolu'ya kitleler halinde Türk göçü başlamıştır. Bu sıralarda Alucra havalisine de özellikle, Uz (Oğuz) ve Kıpçak boyları Koman, Çakmak ve Çamoluk yörelerine yerleşmeye başladığını görürüz. Bu bölgeye göç, en fazla Kafkas yoluyla kuzeyden gerçekleşmiştir. "Altın-Orda Devleti'nin kuruluşundan çok daha önce, XI. y.y.'dan XV. yüzyıla kadar Güney Rusya bozkırları Kıpçaklar tarafından işgal edilmiştir. Volga nehrinin aşağı mecrasından başlayarak Don ve Dinyeper nehirleri arasına yayılan bu saha, Arap ve İran edebiyatından 'Deşti Kıpçak' olarak zikredilmektedir. Burada Kıpçak'lar; Bizans kaynaklarında ise 'Polovets' ismiyle anılmıştır. Kıpçaklar, XI. ve XI. asırlar arasında Karadeniz'in kuzeyinde hâkimiyet kurmuş, siyasi ve idari rolleri Kafkasya, Suriye ve Mısır'a kadar nüfuz etmiş bir Türk boyudur. Oğuzların İran üzerinden Batı'ya göçmeleri gibi, Peçeneklerden sonra Kıpçaklar da Hazar ve Karadeniz'in kuzeyinden Batı'ya göçmeye devam ederler. XIII. y.y. ortalarına doğru Moğol akınlarının artması ile bunlardan bir kısmı Ukrayna, Macaristan hatta Polonya içlerine kadar yayılmışladır. Bizanslılar döneminde Abbasilerin Alucra ve Şebinkarahisar’a gelerek buralarda nüfuzlarını artırdıkları bilinmektedir. Selçuklular döneminde, Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey’in kardeşi İbrahim Yenal’ın Sivas ve Erzincan’ı almasıyla Alucra Selçukluların Hâkimiyetine girmiştir. Büyük Selçuklu İmparatoru Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diyogenes arasındaki 1071 Malazgirt savaşı sonucunda savaştan büyük bir galibiyetle çıkan Alparslan, Kemah, Divriği ve Erzincan’ın fethini Emir Mengücek Gazi’ye; Malatya, Sivas ve Kayseri’nin fethinin de kumandanlarının Melik Danişment Gazi’ye; Erzurum ve yörelerinin zaptını da oğlu Ebul Kasım’a havale etmiştir. Anadolu’nun Türkleşmesinde fethin kolaylaşması için gelenek olarak, fetheden komutanın veya beyin kabul ediliyordu. Böylece Kemah, Divriği ve Erzincan’ın alınmasıyla Alucra ve ahalisi de kalıcı bir şekilde Selçuklu Hâkimiyetine girmiştir. Anadolu Selçuklu Hükümdarı I.Alaaddin Keykubat Anadolu’da ki beylikleri ortadan kaldırıp Anadolu Türk Birliğini kurmaya çalışıyordu. I.Alaaddin Keykubat Doğuya yürüyüp Erzincan, Kemah ve Şebinkarahisar’ı aldı(1228). Böylece Mengücek Beyliği yıkılıyor ve Alucra bölgesi de Anadolu Selçuklu Devletine Katılmış oluyordu.

Anadolu Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Moğollar’la yapılan 1243 Kösedağ Savaşından sonra beyliklerin yeniden kurulması ile bu bölgede Moğolların tesirinde kalmıştır. Zamanla Moğolların azaldığında Alaaddin Eratna Bey Erzincan, Kemah, Sivas ve Şebinkarahisar yörelerine hakim olup kendi devletini Kadı Burhaneddin Devletini kurmuştur. Ayrıca Yavuz Sultan Selim, Trabzon Sancak Bey’i iken Şeyh İsmail Tehlikesini yakından görmüş ve özellikle Karadeniz’in güney bölümlerinde, Şeyh İsmail’in faaliyetlerini önleyici birtakım faaliyetler içerisinde bulunmuştur.

ALUCRA İSMİNİN VERİLİŞİ

Fatih Sultan Mehmet hem Anadolu Türk Birliğini sağlamak hem de Doğu’daki Uzun Hasan yayılmacı politikasını bertaraf etmek için 1473’te Otlukbeli (Kelkit’in Doğusu) mevkisine gelir ve Uzun Hasan’ın ordusunu mağlup eder. Otlukbeli mevki bütün tarihlerde Tercan Kazası dahilinde bir yer olarak gösterilmekte ise de, yapılan incelemeler ve geziler sonunda Otlukbeli mevkisinin Alucra İlçesine bağlı Karadikmen (Manuzara) Köyünün batısına, Karadere Köyünün Kuzeydoğusuna düşen ve Kelkit Çayına 2.5 saat kadar çeken bir yer olduğu tespit edilmiştir. Fatih ordusu ile Koyulhisarı almış ve Şebinkarahisar civarına gelmiştir. Trabzon istikametine gitmesi için de en kestirme yol olarak Alucra hattından geçmesi gerekiyordu. Ordu ile yolculuğu sırasında Alucra önlerine kadar gelir. Burada ulaşımı engelleyecek kadar sık ormanla karşılaşan Fatih, ordusuna yol açmak için özel baltacılar tutar ve kendisine geçit güzergahı oluşturur. Bu arada Alucra’da konaklar. Karargah Avluda (Günügüzel) ordusu ise Zun’da (Boyluca) konaklar. Fatih Sultan Mehmet burada “Aluç” (Yabani Meyve) ağacının çok olmasına binaen bu yerleşim yerinin adının Alucara (Alucra) olmasını ister. Bir başka rivayete göre de Şebinkarahisar’da iken elini Alucra’ya uzatarak “El-Ücra” (Ücra Yer) diye söylediği rivayet edilir.

ALUCRA HAKKINDA

Alucra, Giresun İli’nin güneyinde, Giresun Dağları’nın Kelkit Havzası’na yöneldiği yerdedir. Doğuda Gümüşhane, güneyde Erzincan illeri ile komşudur. Giresun İli’ne uzaklığı 154 km’dir. Denizden 1430 m. Yükseklikte bir yayla kasabasıdır. Alucra doğuda Gümüşhane, Erzincan illerinin yanında, güneyde Çamoluk, Batıda Şebinkarahisar, kuzeyde Yağlıdere ve Espiye ilçeleri ile sınırlıdır. Alucra’nın nüfusu yukarıda da görüldüğü gibi 1980’den sonra hızla düşmeye başlamıştır. Özellikle tarım tipinin değişmesi ve nüfusun artması, gizli işsizliğe neden olmuş halk göç etmek zorunda kalmıştır. 1985 yılından sonra Çamoluk Beldesinin Alucra’dan ayrılmasından sonra nüfus hızla düşmeye başlamıştır. Ekonomik şartların zorluğu genç nüfusun çoğunluğunun başka illerde çalışmasına neden olmaktadır. Özellikle köy nüfusunun çoğunluğunu çocuk ve yaşlılardan oluşmaktadır.

Alucra’nın yöresinin iklimi Karadeniz ikliminin aksine kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Karların erimesi Nisan ayının ortalarına kadar sarkıp, bahar yağışları da Hazirana kadar uzamaktadır. İlkbaharda karların erimesi ve yağmurların başlamasına paralel olarak akarsuların debisi artış gösterir. Bu mevsimde debisi en yüksek akarsu Bağırsak Deresi olduğu gözlenir. Akarsuların debisi ve yıllık yağış miktarına bakıldığında düzensiz bir rejim görülür. Bu haliyle Alucra’nın iklimi Karadeniz’den çok Doğu Anadolu’daki komşularımıza benzemektedir. Alucra yöresi bitki örtüsü bakımından yayla iklimi özelliğini taşır. Dağların kuzey yamaçları ağaçlarla kaplı iken, güney yamaçları daha sade görünüşlüdür. Yörenin karakteristik bitki örtüsü ormanlar ve geniş otlaklardır. Merkeze yakın yerlerde ormanlık alanlar çamlarla kaplı iken, daha yüksek yerlerde çamlar yerini köknar ağaçlarına bırakır. Yayla düzlüklerinde geniş otlaklar uzanır. Gavur Dağları eteklerindeki otlaklar, yörenin önemli bir geçim kaynağı olan büyükbaş hayvancılık için büyük önem taşır. Ekili tarımda en fazla tahıl yer alır. Başlıca sebebi yağış azlığı ve yaz kuraklığıdır. Bunda yörenin tabii su kaynakları bakımından çok yetersiz olması da etkendir. Sulanabilir alanlarda patates, fasulye, şeker pancarı, karalahana tarımı yapılmaktadır. Meyvecilik yok denilecek kadar azdır.


Yüklə 0,8 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin