MükellefleriN Ödevleri

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 32.05 Kb.
tarix14.02.2018
ölçüsü32.05 Kb.

MÜKELLEFLERİN ÖDEVLERİ

 Musa Kazım ÜNVER / Gelirler Konrolörü

 

I- GİRİŞ

Mükelleflerin büyük çoğunluğu, kendileri için vergi hukukunda açıkça tarif ve tavzif edilmiş olan vergisel ödevleri ve sorumlulukları tam olarak bilmemektedir.

Mükelleflerin, vergisel ödev ve sorumluluklarının tam olarak idrakinde olmaları vergi sistemimizin başarısının bir ölçüsü olacaktır. Vergi sistemimizde yapılacak iyileştirmelerde her şeyden önce bilinçli bir mükellef profilinin oluşturulması amaç olmalıdır. Çünkü tüm mükelleflerin tüm işlemlerinin kontrolünün ve denetiminin yapılması mutlak anlamda mümkün değildir. Dolayısıyla bilinçsizce ve kasıtsız şekilde yapılacak hataların önlenmesinin mutlak yolu bilinçli bir mükellef yapısı olacaktır. Bu sağlandığı takdirde de sadece kötü niyetli ve kasıtlı mükelleflerin yapmış oldukları mevzuata aykırı davranışların en ağır müeyyideler ortaya konularak denetiminin yapılması idare açısından söz konusu olacaktır.

Yazımızın konusu; VUK’da “Mükelleflerin Ödevleri” başlığı altında, mükelleflerin çeşitli konularda vergi idaresine yapması gereken bildirim ödevleridir.

 

II- İŞE BAŞLAMAYI BİLDİRİLME

- Vergiye tabi ticaret ve sanat erbabı,

- Serbest meslek erbabı,

- Kurumlar vergisi mükellefleri,

- Kolektif ve adi şirket ortaklarıyla komandit şirketlerin komandite ortakları

işe başlamayı vergi dairesine bildirmek zorundadırlar.

Ticaret sicili memurlukları, kurumlar vergisi mükellefi olup da TTK’nın 30. maddesi uyarınca tescil için başvuran mükelleflerin başvuru evraklarının bir suretini ilgili vergi dairesine intikal ettirir. Böylece bu mükelleflerin işe başlamayı bildirme yükümlülükleri yerine getirilmiş sayılır. Bildirim yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmeyen ticaret sicili memurları hakkında işe başlamanın zamanında bildirilmemesine ilişkin usulsüzlük cezası hükümleri uygulanır.

- Gerçek kişilerde işe başlama bildirimleri; işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde kendilerince veya 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre ruhsat almış avukatlar veya 3568 sayılı Kanun’a göre yetki almış meslek mensuplarınca,

- Şirketlerin kuruluş aşamasında işe başlama bildirimleri; işe başlama tarihinden itibaren on gün içinde ticaret sicili memurluğunca ilgili vergi dairesine yapılır.

İşe başlama bildiriminin işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde vergi dairesine yapılacak olması, işe başlamanın hangi tarihte gerçekleştiğini tespit etmek açısından önem kazanmaktadır.

VUK’da işe başlama bildirim mükellefiyetinin doğuşunun tespiti bakımından tüccar ve serbest meslek erbabı için ayrı ayrı ölçüler belirlenmiştir.

Tüccarlarda;

1- Bir işyeri açmak,

2- İş yeri açılmamış olsa bile ticaret siciline veya mesleki bir teşekküle kaydolunmak,

3- Kazançları basit usulde tespit edilen tüccarlar için işle bilfiil uğraşmaya başlamak

şeklinde üç halde işe başlama gerçekleşmektedir.

İşyeri açmaktan maksat, belli bir yerde bilfiil ticari veya sınai faaliyete geçmektir. Bir yerin ne maksatla olursa olsun sadece tutulmuş olması veya içinde tertibat ve tesisat yapılmakta bulunması işyerinin açıldığını göstermez.

Bir işyerinin kiralanması, faaliyet öncesinde yapılan hazırlıklar, inşaat ve tefriş gibi masraflar işe başlama anlamına gelmemektedir.

İşyerinden maksat; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri; dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerlerdir.

Serbest meslek erbaplarında;

1- Muayenehane, yazıhane, atölye gibi özel iş yerleri açmak,

2- Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametleri asmak,

3- Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapmak,

4- Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolunmak

şeklinde dört halde işe başlama gerçekleşmektedir.

Mesleki teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki faaliyette bulunmayacak olanlar bildirimlerinde konunun bu yönünü de açıklarlar. Aksi takdirde ilerde beyanname verilmediği gerekçesi ile tarhiyata muhatap olabilirler.

 

III- DEĞİŞİKLİKLERİN BİLDİRİLMESİ

VUK’un 157, 158 ve 159. maddelerinde mükelleflere; adres, iş ve işletme ile ilgili bazı değişikliklerin bildirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir.

Şirketlerin işe başlama bildirimleri dışında yapılacak bildirimler ile işi bırakma ve değişiklik bildirimleri, bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içerisinde mükellef tarafından vergi dairesine yapılır. Dolayısıyla, aşağıda sayılan bildirim ödevleri bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içerisinde mükellef tarafından bağlı bulunduğu vergi dairesine yapılır.

A- ADRES DEĞİŞİKLİKLERİNİN BİLDİRİLMESİ

Adres değişikliği ile ilgili bildirim mükellefiyeti, diğerlerine nazaran çok daha geniş bir mükellef zümresini ilgilendirmektedir. Çünkü, işe başlama, iş ve işletme değişikliği, işi bırakma sadece VUK’un 153. maddesinde yer alan mükellefler için söz konusu iken adres değişikliği bildirim mükellefiyetinde böyle bir sınırlama bulunmamaktadır. Örneğin veraset intikal vergisi beyannamesi vermiş olan bir kimse tüm işlemler tekemmül edip, ilgili vergiler ödenmeden adres değiştirmiş ise yeni adresini ilgili vergi dairesine bildirmelidir.

İş ve teşebbüsün bir yerden diğer bir yere nakledilmesi adres değişikliği sayılır.

Mükellefler, VUK’un 101. maddesinde yazılı bilinen iş veya ikamet adreslerinin değişmesi halinde yeni adreslerini vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Mükellefler işe başlama sırasında vergi dairelerine gerekli adreslerini bildirmektedirler. VUK’un 101. maddesinde mükelleflerin bilinen adresleri sayılmıştır. Bu adreslerde bir değişiklik olduğu takdirde mükellefler, değişiklik tarihinden itibaren bir ay içerisinde yeni adresi ilgili vergi dairesine bildirmelidirler.

Mükellefler, uygulamada sadece işyeri adres değişikliklerini vergi dairelerine bildirmektedirler. Oysa, VUK’un 157. maddesi hükmüne göre, mükellefler bilinen iş ve ikametgah adreslerinin her ikisindeki değişiklikleri vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar. Bu nedenle, işyeri adresinde bir değişiklik olmasa dahi, ikametgah adresinde bir değişiklik vuku bulduğunda mükellefler bu durumu bağlı bulundukları vergi dairesine bildirmek zorundadırlar.

B- İŞ VE İŞLETMEDE DEĞİŞİKLİĞİN BİLDİRİLMESİ

İşe başladıklarını bildiren mükelleflerden;

a- Yeni bir vergiye tabi olmayı,

b- Mükellefiyet şeklinde değişikliği,

c- Mükellefiyetten muaflığa geçmeyi

gerektirecek surette işlerinde değişiklik olanlar, bu değişiklikleri vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Aynı şekilde mükellefler, teşebbüs veya işletmeye dahil bulunan işyerlerinin sayısında vukua gelen artış veya azalışları da vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

 

IV- İŞİ BIRAKMANIN BİLDİRİLMESİ

VUK’un 153. maddesi uyarınca işe başlamayı bildirmekle yükümlü mükelleflerden işi bırakanlar, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

İşi bırakmaktan maksat; vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesidir. Bu tariften anlaşılacağı üzere, işi bırakma işe başlamada olduğu gibi bir takım belirtilere veya şekil unsurlarına değil, tamamen fiili duruma bağlanmıştır.

İşlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması işi bırakma sayılmaz.

Tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyet vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona ermesine kadar devam eder. Yani tasfiye veya iflasa girmek mükellefiyeti sona erdirmeyecek, tüm hukuki aşamalar tamamlanıp tasfiye veya iflas tekemmül edinceye kadar mükellefiyet devam edecektir.

Bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesi;

1- Tasfiye veya iflas kararlarını,

2- Tasfiyenin veya iflasın kapandığını

vergi dairesine ayrı ayrı bildirmeye mecburdurlar.

Vergi dairelerinin en büyük sıkıntısı gayri faal hale gelmiş, işi fiilen terk etmiş fakat işi bırakma bildiriminde bulunmamış ve bu nedenle mükellefiyet kayıtları terkin edilemeyen mükelleflerdir. Diğer yandan, sahte fatura ticareti yapmak amacıyla mükellefiyet tesis ettiren mükelleflerde diğer bir sorundur. Bu sorunlar nedeniyle VUK’un 160. maddesinde yapılan değişiklik ile mükellefiyetin idarece resen terkin edilebilmesi imkanı getirilmiştir.

- İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi,

- Yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi,

- Başkaca bir ticarî, ziraî ve meslekî faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi

halinde mükellef (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir. Bu durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki meslek üst kuruluşuna da bildirilir.

Mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı gibi bu tarihten sonra faaliyette bulunduğunun tespiti halinde bu dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve sahte belge düzenleme fiilini işleyenler hakkında kovuşturma yapılmasına ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmez.

Ölüm halinde, ölüm işi bırakma hükmün olduğu için, ölüm mükellefin mirası reddetmemiş mirasçıları tarafından vergi dairesine bildirilir. Ölüm halinde, ticari işletme kül halinde, varislere intikal eder. Varislerin işe devam etmeleri, kendileri yönünden işe başlamayı ifade eder.

Mirasçılardan herhangi birinin ölümü bildirmesi diğer mirasçıları bu ödevden kurtarır.

 

V- BİNA VE ARAZİ DEĞİŞİKLİKLERİNİN BİLDİRİLMESİ

Mükellefler, şehir ve kasabalarda yeni inşa ettirdikleri binaları ve inşaat bitmeden kullanılmaya başlanan kısımlarını vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Mevcut binalara yapılan ilaveler ve konulan sabit istihsal, asansör ve kalorifer tesisleri yeni inşaat hükmündedir.

Mükellefler, bina ve arazide vuku bulan VUK’un 63. maddesinin 4 - 10. bentlerinde yazılı değişiklikleri ve iratsız arsanın iratlı arsa veya iratlı arsanın iratsız arsa haline geldiğini vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Yeni inşaatta inşaatın bittiği ve kısmen kullanılmaya başlanılmışsa her kısmın kullanılmaya başlandığı ve diğer değişikliklerde (müstesnalığın sukutu dahil) tadili gerektiren halin vukuu tarihinden başlayarak iki ay içerisinde bildirim ödevi yerine getirilir.

 

VI- YAZILI BİLDİRİM ESASI

Vergi dairelerine yapılacak bildirimler yazılı olur. Yalnız defter tutmaya mecbur olmayan mükelleflerden okuma ve yazması olmayanlar bildirmeleri sözle yapabilirler. Sözlü bildirmeler tutanakla tespit olunur.

Yazılı bildirmeler posta ile taahhütlü olarak da gönderilebilir. Bu takdirde bildirimin postaya verildiği tarih vergi dairesine verilme tarihi yerine geçer.

 

VII- BİLDİRİMDE BULUNMAMANIN CEZAİ MÜEYYİDELERİ

VUK’un 352/I-7. maddesi uyarınca, işe başlamanın zamanında bildirilmemesi I. derece usulsüzlük cezasını gerektirmektedir.

VUK’un 352/II-4. maddesi uyarınca, işe başlamayı bildirmek hariç vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında yapılmamış olması II. derece usulsüzlük cezasını gerektirmektedir.

Yukarıda ifade edilen usulsüzlük cezaları dışında, özellikle işe başlamanın zamanında bildirilmemesi halinde mükelleflerin kayıt dışı faaliyette bulundukları ilgili dönemlerin matrahları VUK’un 30. maddesi uyarınca re’sen takdir edilir. İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi halinde, vergi dairesince kayıt dışı faaliyette bulunduğu tespit edilen mükelleflerin beyanname verme süresi geçmiş olan geçmiş dönem matrahlarının tespiti için takdir komisyonuna sevk edilmeleri söz konusu olacaktır.

Diğer taraftan, fiili olarak işi bıraktığı halde vergi dairesine işi bırakma bildirimini yapmayan ve beyannamelerini de süresinde vermeyen mükelleflerin, faal mükellefiyet kaydı devam ettiği için beyanname verilmeyen dönemlere ilişkin matrahları da re’sen takdir edilir. Bu durumda beyanname verme süresi geçmiş olan geçmiş dönem matrahlarının tespiti için takdir komisyonuna sevk edilmeleri söz konusu olacaktır.

Yukarıda ifade edilen hallerde ise mükellefler re’sen tarh edilecek vergileri gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezası ile birlikte ödemek durumunda kalabileceklerdir.

Adres değişikliklerinin zamanında bildirilmemesi halinde, bilinen en son adrese tebligat yapılamaması nedeniyle ilanen tebliğ yoluna gidilir. Bu durumda tebliğin mahiyetine göre mükellefler istenmeyen durumlarla karşılaşabilirler. Örneğin mükellefin tebligattan haberi olmayacağı için dava açma süresi dolacağından, bu haktan mahrum kalabilir.

Bu nedenlerle, mükelleflerin işi bırakma, adres değişiklikleri gibi olayların vukuunda vergi dairelerini mutlaka zamanında bilgilendirmeleri kendi menfaatleri icabı olacaktır.

 

VIII- SONUÇ

Mükelleflerin, vergisel ödev ve sorumluluklarının tam olarak idrakinde olmaları halinde uygulamada karşılaşılan birçok sıkıntıdan hem mükellefler hem de vergi idaresi kurtulacaktır. Yapılacak çalışmalarda her şeyden önce bilinçli bir mükellef profilinin oluşturulması amaç olmalıdır.

Diğer taraftan mükelleflerin yanı sıra muhasebeci ve mali müşavirlerinde yaptıkları işin sadece defter tutma ve beyanname verme olmadığının bilincinde olmaları sağlanmalıdır. Meslek elemanları aynı zaman da müşavirlik hizmetini de layıkıyla ifa edebilmelidirler. Meslek elemanları sağlıklı bir şekilde mükellefleri, hazine ve mükelleflerin haklarını telif eder nitelikte bilgilendirmeli ve yönlendirmelidirler.

Denetimsizlik vergi kayıp ve kaçağını arttırdığı gibi, kayıt dışı ekonomiyi de teşvik eder. Kayıt dışı ekonominin boyutunun küçültülmesi ancak kayıt dışılığı ortaya çıkaran ya da genişleten nedenlerin ortadan kaldırılması ile mümkün olacaktır. Kayıt dışılığı ortaya çıkaran temel nedenlerden biride, vergi dairelerinin sadece evrak kabul eden ve söz konusu evrakların içerisinde boğulmuş ve bunların arşivlenmesi için mücadele veren bir yapıya dönüşmüş olmasıdır. Dar bir anlayıştan hareketle, mükelleflerin denetlenmesinden vergi incelemesi anlaşılmamalı, onların yapmış olduğu iş ve işlemlerden en üst seviyede vergi idaresinin haberdar olması ve en azından mükelleflerde bu psikolojinin oluşması anlaşılmalıdır. Bunun yolu ise;

- SSK gibi ilgili kamu kurumları, belediyeler, meslek odaları ve hatta mahalle muhtarlıkları ile vergi idaresi arasında daha sağlıklı bir bilgi akışı sağlanarak, mükelleflerin ya da mükellefiyet tesis ettirmesi gereken kişilerin takibinin sağlanmasından,

- Vergi idaresini, sadece evrak kabul eden ve bunların arşivlenmesi için mücadele veren bir yapıdan çıkararak asli görevlerini ifa eder hale getirmekten,

- Gelir idaresi personelini vasıflı, gerekli donanıma ve çalışma arzusuna sahip şekilde işini layıkıyla ifa eder hale getirmekten geçmektedir.



NOT: BU MAKALE “Yaklaşım Dergisi / Şubat 2006 / Sayı: 158” DE YAYINLANMIŞTIR.

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə