Tusiad Hükümet krizinin Perde arkasına dair

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 12.15 Kb.
tarix21.01.2019
ölçüsü12.15 Kb.

TÜSİAD-Hükümet krizinin Perde arkasına dair

Geçtiğimiz hafta TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç’un Rektör Yücel Aşın olayı üzerinden üstü kapalı dille hükümeti eleştirmesi ve ardından Başbakan Erdoğan’ın anayasayı referans göstermek suretiyle TÜSİAD’ı açık bir şekilde suç işlemekle itham edip, ardından da savcıları göreve çağırması, Türkiye’yi yeni bir siyasi krizin eşiğine getirmek üzereydi. Gerçekten de Erdoğan’ın elinde Anayasayı sallayarak yaptığı fiili “suç duyurusunun” ertesinde, sonrasında polemiğe katılan CHP lideri Baykal da dahil olmak üzere TÜSİAD ile ilgili Cumhuriyet Savcılığı inceleme başlatmakta gecikmedi.

TÜSİAD’ın Cumhurbaşkanı’nın da olduğu bir ortamda yaptığı bu “sert” çıkış ne kadar sembolik bir anlam taşıyorsa, Erdoğan’ın söz konusu karşı atağını başlatmak için TOBB’un Genel Merkezi’ni seçmiş olması da bir o kadar sembolik bir anlam taşıyordu. TÜSİAD – Hükümet restleşmesi, yükseldiği gibi inişe geçti ve taraflar “savaş baltalarını” tekrardan yerlerine koydular. Hükümetin nev-i şahsına münhasır kimliği Cüneyt Zapzu’nun Nakkaştepe’teki TÜSİAD toplantısına katılarak gerginliği bitirdiğinin ilan edilmesinden sonra hükümet de aynı hızda sükunete geçerek, dava talebinden vazgeçtiğini ilan etti. TÜSİAD’ın söz konusu toplantısından bir bildiri çıkmaması yönünde ikna olmasını, Erdoğan ve bazı bakanlarının konunun kapatılmasına razı olmaları yönündeki açıklama ve sözleri izledi.

Sermaye ve politik temsilcilerinin ilişkiler cephesinde her şeyin güllük gülistanlık gittiği düşünülen bir dönemde oluşan bu gerginlik, akılları her iki tarafın dayandığı ekonomik-siyasi ve sosyal güçler ile bunların potansiyel ve görünür çıkar çatışmalarına çevirdi birden. Hakikaten ne olmuştu da, tarafları böylesine celallenmeye ve ardından da hiçbir şey olmamış gibi polemik-ringini terk etmeye sevk etmişti?.. Kuşkusuz işin arka planında, burjuvazinin bu iki cephesinin de güç dengelerinin “şimdilik” birbirlerine galebe çalamayacaklarını anlamış olmaları gerçeği yatıyor.

TÜSİAD – AKP Hükümeti arasındaki polemik, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın’a reva görülen siyasi muamele üzerinden şekillendi. Ardından da, AKP’nin içki yasağı, İmam Hatipler konusundaki siyaseti, üniversiteler ve devlet kurumlarında kadrolaşma hareketleri gibi etmenler, gerginliğin olası diğer nedenleri olarak kamuoyuna yansıtıldı. Elbette, TÜSİAD’ın toplumsal hayatın yönlendirilmesi, sekülerizm ve kamusal alan konularında İslamcı hükümet ile ters düştüğü noktalar olabilir. Ne var ki, ne üniversitelerin tüzel ve kurumsal kimliklerinde yaşanan siyasi odaklı yozlaşmalar ne de laik devletin kamusal alandaki temel gereklilikleri konusundaki “hassasiyet düzeyi TÜSİAD’ı bu düzeyde AKP ile karşı karşıya getirmeye yeter sebepler olarak düşünülemez. Mevcut sosyal-siyasi ayrılık noktaları ile beraber daha da önemli olan siyasi-ekonomik konular bu restleşmenin dinamiklerini pekala hazırlamış olabilir.
AKP’nin başından beri siyasi destekçisi sermaye gruplarına ihalelerden altın payı vermekte olduğu, iş dünyası ile ilişkileri anlamında kayırmacı ve taraflı bir siyasi tercih hattı izlemekte olduğu biliniyor. Nitekim, bazı burjuva yayın organlarında dahi bunlar “krizin” perde arkası etmenleri şeklinde okundu. Bunlar arasında, Rekabet Kurumu’nun Ladik çimento ihalesini Sabancı’nın ortak olduğu Akçansa yerine Erdoğan’ın “aile dostu” işadamı Remzi Gür’ün ortağı Türkerler İnşaat’a verilmesi, SPK’nın Koç’un Yapı Kredi’nin hissedarlarına vereceği “çağrı” fiyatını yükseltmesi örnekleri var.

Bugüne kadar yaşanan benzer pek çok örnekte de; adı sanı duyulmamış ya da uzun süre kamuoyunun bilmediği firma ve konsoryum isimleri özelleştirme pastasının büyük dilimleri için açılan ihalelerde geçti. Tüpraş’ın özelleştirilmesi sırasında Shell ile ortaklık yapan Koç Grubu’nun AKP’ye yakınlığı ile bilinen Çalık grubunu kıl payı geçerek ipi göğüslediği hatırlanacak olunursa, siyasal islami kimliğe yakın ve AKP’nin doğal müttefiki niteliğindeki Anadolu sermayesinin ciddi bir yükseliş içinde olduğu görülür. Benzer biçimde, Botaş’ın tasfiyesi sürecinde Gasprom’un, tek dağıtımcı partner olarak Ali Şen’in sahibi olduğu Bosphorus Gas için bastırmasına rağmen, hükümet sona anda kendisine yakın konuyla ilgili altyapı ve tecrübesi tartışmalı olan Enerco’ya bir kısım pay verilmesini başardı. Bunun gibi, son dönem ihracat balonunun patlamak üzere olduğu bir aşamada iktidarın bir can simidi gibi sarıldığı bilhassa

yabancılara yönelik konut inşaatlarında da, ihalelerin tercih listesinin başlarında Remzi Gür, Cihan Kamer gibi AKP’ye oldukça yakın şahısların adları geçiyor.

Daha önce de, Albayrak Holding, Cargill, Ülker örneklerinde görülen bu sürecin önümüzdeki yıllarda güçlenerek süreceğini öngörmek zor değil.



Her sermaye iktidarının kendi zenginlerini, siyasi menfaatçi iş çevrelerini yaratması, palazlandırması Türkiye tarihinin alışık olunan bir gerçeği. Ancak bugüne kadar bu süreç, büyük oranda şehir kökenli Batı ortaklı bilindik sermaye gruplarına yönelik işlemekteydi. Bugünse yıllar yılı taşra ağırlıklı belirli bir birikim edinen İslamcı sermayenin hükümet ve siyasi erk vasıtasıyla büyük ihale arenasında kaşık atacak potansiyele ulaşmaya başladığı görülüyor. TÜSİAD ile çatışmayı daha fazla yükselmeden dindirmek zorunda kalan hükümet, diğer sosyal-siyasi etmenlerle birlikte en başta esas olarak dayandığı sermaye gücünün karşı kliğe baskın çıkacak, onu alt edecek seviyeye henüz ulaşamamış olması gerçeğini bilerek hareket ediyor. Bu hamlesi ise, mevcut güçlerin potansiyelini ve hareket kabiliyetlerini sınamaya dönük geçici bir manevra, bu anlamda da blöf şeklinde pekala okunabilir. Mustafa Koç’un kendisi hakkında dava açıldığını duyduğunda gülerek son derece rahat tepki vermesinde görüldüğü gibi, TÜSİAD şu an için görece daha rahat gözükse de, AKP’ye nazaran, CHP gibi toplumsal desteği ve meşruiyeti daha az. Kısacası, siyasi hatta CHP ve ordu gibi giderek daha fazla sıkışacağı bir rotaya doğru sürükleniyor. Her “barış”ın savaşta bir “mola” olduğu düşünülürse, geçici olarak söndüğü görülen TÜSİAD – AKP gerginliğinin yeniden daha sert bir şekilde ortaya çıkışının potansiyel koşullarının güçlenmesine şahit olunacak gibi gözüküyor önümüzdeki aylarda…





Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə