1. Aklın Dini Sorumluluktaki Yeri ve Önemi



Yüklə 445 b.
tarix23.12.2017
ölçüsü445 b.
#35749



1. Aklın Dini Sorumluluktaki Yeri ve Önemi

  • 1. Aklın Dini Sorumluluktaki Yeri ve Önemi

  • 2. Kur’an Aklımızı Kullanmamızı İster

  • 3. Kur’an Doğru Bilgiye Önem Verir

  • 4. Kur’an’da Bilgi Edinme Yolları

  • 5. Bilgi Taassubu Önler

  • 6. Sevgi ve Merhamet Örneği: Hz. Yusuf (as)



Soru: Akıl sağlığı yerinde olmayanlar yaptıklarından hukuken sorumlu değildirler. Sizce bunun sebebi ne olabilir?

  • Soru: Akıl sağlığı yerinde olmayanlar yaptıklarından hukuken sorumlu değildirler. Sizce bunun sebebi ne olabilir?

  • Cevap

  • Akıl sahibi olmayan insanlar, doğru ve yanlışı birbirinden ayıramazlar. Varlıklar üzerinde düşünüp, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kuramazlar. İyi ile kötüyü, zararlı ile yararlıyı tam olarak fark edemezler. Buna hukukta «Temyiz» yeteneği denir. Temyiz yeteneğine sahip olmayan insanlar sorumluluklarını ve yükümlülüklerini tam olarak kavrayamazlar. Bundan dolayı bu kişilere sorumluluk yüklemek adil değildir. Adil olmayan bir şeyinde hukukta yeri yoktur. Bütün bunlardan dolayı akıl sahibi olmayan kişiler hukuken ve dinen sorumlu değildirler.



Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) bu konu hakkında:

  • Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) bu konu hakkında:

  • «Üç kimseden sorumluluk kaldırılmıştır: Buluğ çağına erinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, şifa buluncaya kadar akıl hastasından.» (Tirmizi, Hudud, 1. hadis.)

  • Ve

  • «Aklı olmayanın dini yoktur» (Kenzül Ummal, C 14, s.73.)

  • buyurarak, aklın dini sorumluluktaki yeri ve önemine vurgu yapmıştır.

  • İslam dini, akla bu kadar önem vererek; İslam’ın kuru bilgi ve yüzeysel davranışlardan ibaret olmadığına, aksine sürekli canlılık ve ilerleme isteyen bir din olduğuna dikkat çekmektedir.



AKIL

  • AKIL

  • Düşünmenin,

  • Okumanın,

  • Araştırmanın,

  • Öğrenmenin

  • Ve İnanmanın

  • Ön şartıdır.



Kur’an-ı Kerim’de aklı kullanmayı emreden birçok ayet bulunur. Bu ayetlerden bazılar şunlardır:

  • Kur’an-ı Kerim’de aklı kullanmayı emreden birçok ayet bulunur. Bu ayetlerden bazılar şunlardır:

  • «… aklınızı kullanmıyor musunuz?» (Bakara Sûresi, 4. ayet)

  • «… hiç düşünmez misiniz?» (Âli İmran Sûresi, 65. ayet)

  • Kur’ân, insana çevresindeki varlıklar üzerinde düşünmesini öğütler. Bununla ilgili bir ayet şöyledir: «Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz düşünen bir toplum için bunda ibretler vardır.» (Rad Sûresi, 3. ayet)

  • Bu ve buna benzer başka ayetlerden de anlıyoruz ki; Kur’an, insanın evren, varlıklar ve olaylar üzerinde düşünmesini, aklını kullanarak doğruya ulaşmasını ister.



Kutsal kitabımız, insanın aklını kullanmasını, düşünüp gözlem yapmasını, bunların sonucunda Allah’ın var ve bir olduğuna inanmasını sağlamayı amaçlar. Kur’an bir inancı bilinçsizce, körü körüne benimseyenleri hoş görmez. Sağlam temele oturmayan inancın insana yarar sağlamayacağını belirtir.

  • Kutsal kitabımız, insanın aklını kullanmasını, düşünüp gözlem yapmasını, bunların sonucunda Allah’ın var ve bir olduğuna inanmasını sağlamayı amaçlar. Kur’an bir inancı bilinçsizce, körü körüne benimseyenleri hoş görmez. Sağlam temele oturmayan inancın insana yarar sağlamayacağını belirtir.

  • Kur’an insanın aklına hitap etmekte ve ondan aklını kullanmasını istemektedir. Bu nedenle Kur’an’ın buyrukları, verdiği bilgiler akılla çelişmez. Aksine Kur’an’da akla uygun, onun kabul edebileceği bilgiler yer alır.

  • Nitekim Kur’an’da Allah(cc) şöyle buyurmaktadır: «Onlar Kur’an’ın manası üzerinde kafa patlatırcasına derinliğine durmuyorlar mı? Eğer o Allah dışındaki bir kaynaktan gelmiş olsaydı, elbette onda bir yığın çelişki ve tutarsızlık bulurlardı» (Nîsa Sûresi, 82. ayet)



Soru: Sizce insanların en zararlısı kimdir?

  • Soru: Sizce insanların en zararlısı kimdir?

  • Cevap

  • Allah-û Teâla insanların en zararlısının kim olduğunu şu ayetinde bildiriyor: «İyi bilin ki, Allah katında canlıların en zararlısı aklını kullanmayan (gerçek) sağır ve dilsizlerdir.» (Enfal Sûresi, 22.ayet)

  • Soru: Peki sizce aklını kullanmayanların sonu ne olur?

  • Cevap

  • Bunun cevabı için Allah(cc) şöyle buyuruyor: «… ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder» (Yunus Sûresi, 100. ayet)

  • Yani; huzursuzluk, umutsuzluk, bela, musibet, kötülükler ve nihayetinde cehennem aklını kullanmayanlar içindir.

  • Bütün bunlardan anlıyoruz ki, meğer aklımızı kullanmamız ne kadar önemliymiş, onu kullanmamak ne kadar kötü bir şeymiş. Varın gerisini siz düşünün…



Soru: Bir bilginin doğru olup olmadığını nasıl ayırt edebiliriz?

  • Soru: Bir bilginin doğru olup olmadığını nasıl ayırt edebiliriz?

  • Cevap

  • Bilginin doğru olması için onda şu özelliklerin olması gerekir;

  • 1. Kaynağı güvenilir olmalı,

  • 2. İçerisinde çelişki bulunmamalı,

  • 3. Akla ve mantığa uygun olmalı,

  • 4. Çevreye ve insanlara faydalı olmalıdır.



Soru: Doğru bilgi sahibi olmak niçin önemlidir?

  • Soru: Doğru bilgi sahibi olmak niçin önemlidir?

  • Cevap

  • Çünkü doğru bilgi, doğru davranışı sağlar; doğru davranış ta doğru inancı getirir. Aslında bu üçlü arasında bir döngü vardır ve birbirlerini etkilerler: Doğru inanca sahip olan kimsenin doğru bilgi ve dolayısıyla doğru davranışı olumlu yönde pekişir, sağlamlaşır. Yine doğru inanca sahip kişi, dünya ve ahirette kurtuluşa erer, mutlu ve huzurlu olur. Aksi durumda iki cihanda da rezil, zelil ve bedbaht olur.



Kutsal kitabımız Kur’an, bir kısım insanların sahip olduğu yanlış bilgileri düzelterek onları doğru bilgi edinmeye teşvik eder.

  • Kutsal kitabımız Kur’an, bir kısım insanların sahip olduğu yanlış bilgileri düzelterek onları doğru bilgi edinmeye teşvik eder.

  • Örneğin, bazı kimseler cinlerin gelecekle ilgili bilgi verdiğine inanmaktadır. Bu nedenle de bazı kandırılmış insanlar, cinlerle iletişim kurduğunu söyleyen, gelecekten haber verdiğini iddia eden kişilere gitmekte, kendileri veya yakınları ile ilgili bilgiler almaya çalışmaktadır. Kur’an bunun yanlış olduğunu vurgulamakta, gaybı Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini bildirmektedir.

  • Bununla ilgili olarak bir ayette Allah(cc) şöyle buyurmaktadır: «De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilemez…» (Neml Sûresi, 43. Ayet)

  • Kur’an bize pek çok konuda en doğru bilgiyi vermektedir. O halde bizlerde dinimizin emirlerini ve yasaklarını doğru bir şekilde öğrenmek için Kur’an’a başvurmalıyız. Bunun içinde kutsal kitabımızı okumaya ve öğrenmeye, öğrendiklerimizi de hayatımızda uygulamaya önem vermeliyiz.



Kur’an-ı Kerim’e göre bilginin başlıca kaynakları akıl, vahiy ve duyulardır. Şimdi bunları biraz açalım:

  • Kur’an-ı Kerim’e göre bilginin başlıca kaynakları akıl, vahiy ve duyulardır. Şimdi bunları biraz açalım:

  • Akıl

  • Allah insanı üstün özelliklere sahip bir varlık olarak yaratmıştır. Ona akıl ve düşünme yeteneği vermiştir. Bu sayede insan okuyup araştırmalar yapar. Çeşitli bilgiler öğrenir. Doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, iyiyi kötüden ayırt edebilir.

  • İnsan, aklıyla İslam’ın ilkelerini anlayıp öğrenebilir. Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini kavrayıp O’na inanabilir. Dinimizin temel kaynakları olan Kur’an ve Peygamberimizin hadislerinde ne gibi bilgilerin yer aldığını araştırabilir. Böylece dini sorumluluklarının farkında olur. Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirir.



Vahiy

  • Vahiy

  • Saydığımız kaynakların arasında en önemli ve en güvenilir olanı vahiydir. Çünkü onun kaynağı Allah(cc)’dir.

  • Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın gönderdiği vahiylerden oluşur. Kuran, insanları çeşitli konularda bilgilendirir. Dinimizin inanç ve ibadet esaslarını, ahlak ilkelerini açıklar. Hayatımızda doğru yolu bulmamız için gerekli olan bilgileri içinde barındırır.

  • Duyular

  • Allah, insana görme, işitme, tat alma, dokunma ve koklama gibi duyular vermiştir. İnsan bu sayede çeşitli bilgiler edinebilmektedir. Örneğin, işittiği bir sesin kime, neye ait olduğunu bilebilmektedir. Görerek varlıkların rengi, şekli hakkında bilgi sahibi olabilmektedir. Dokunarak varlıkların biçimi, sert ve yumuşak oluşları ile ilgili bilgi edinebilmektedir.



Taassup; bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başkasını kabul etmemektir.

  • Taassup; bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başkasını kabul etmemektir.

  • Allah, Kur’an’da bu tutum ile ilgili bilgi vermektedir: «Onlara (Mekkeli müşriklere): Allah’ın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar, ‘Hayır! Biz atalarımızın üzerinde bulunduğu yola uyarız’ dediler. Ya Ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?!» (Bakara Sûresi, 170. ayet)

  • Araştırma ve okumaya dayanmayan, taklit yoluyla elde edilen bilgiler insanları yanlış davranışlara sürükler. Örneğin; dini, kaynağından doğru biçimde öğrenmeyen insan, başkalarını taklit eder. İnsanların yanlış inanç ve davranışlarını fark edemez. Zamanla kendisi de onları benimser ve benimsediği şeylerin doğruluğuna inanır. Türbelerde yatan insanlardan yardım isteme, ağaçlara bez bağlama ve üfürükçülerden medet umma gibi hurafeler, batıl inanışlar hep bilgisizlik sonucu oluşan taklitçilikten kaynaklanmaktadır.



Soru: Taassubun sebebi nedir, bunu önlemek için ne yapmalıyız?

  • Soru: Taassubun sebebi nedir, bunu önlemek için ne yapmalıyız?

  • Cevap

  • Taassubun temel nedeni bilgisizliktir. Bu nedenle taassuptan kurtulmak için kişi öncelikle okuyup araştırmalıdır. Gördüğü, duyduğu her şeye inanmamalı, bunların doğruluğunu test etmelidir. Kendisini yeni düşüncelere, gelişmelere açık tutmalıdır. Kendi düşüncelerinin her zaman doğru olmayacağını bilmeli yanlışları varsa bunlardan dönmenin erdem olduğunun farkına varmalıdır. Başkalarının görüş, düşünce ve inançlarının kendilerine göre doğru olduğunu kabul etmeli, bunlara saygılı olmalıdır. Toplumda herkes bu anlayış içinde hareket ederse, insanlar arasında iyi ilişkiler kurulur; sevgi, saygı ve kardeşlik egemen olur.



Soru: Yusuf peygamberle ilgili ne biliyorsunuz?

  • Soru: Yusuf peygamberle ilgili ne biliyorsunuz?

  • Cevap

  • Hz. Yusuf, peygamberlerin atası olarak bilinen Hz.İbrahim’in 3. kuşak torunudur. Yahudilerin de inandığı peygamberlerdendir. Yakışıklılığı dillere destan olan bir peygamberimizdir. Rüya tabirlerinin simge isimlerinden birisidir. Çöldeki kuyudan başlayıp, eski Mısır’daki Maliye Bakanlığına kadar uzanan hikayesi herkes tarafından bilinir. Vs.

  • Şimdi daha ayrıntılı bilgi için geçen haftadan görev alan arkadaşları, bizi bilgilendirmek üzere tahtaya davet ediyoruz…




Yüklə 445 b.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə