99 rue Belliard b-1040 Brussels Tel. +32 (0)2 546 90 11 Fax +32 (0)2 513 48 93 Internet



Yüklə 21,14 Kb.
tarix02.08.2018
ölçüsü21,14 Kb.



EN

99 rue Belliard - B-1040 Brussels - Tel. +32 (0)2 546 90 11 - Fax +32 (0)2 513 48 93 - Internet http://www.eesc.europa.eu


Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi











Brüksel, 5 Mart 2007

2. JCC AB-TÜRKİYE TOPLANTISI

Brüksel, 1-2 Mart 2007


Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi

Sayın Dimitriadis
tarafından yapılan
KONUŞMA

Tesellümde kontrol
Sayın Devlet Bakanı

Hanımefendiler Beyefendiler

Öncelikle, tarihte 'geriye dönüşlerin’ özellikle hoşuma gitmediğini itiraf etmek istiyorum.


Tam tersine, sorunları ve çözümleri daha insan odaklı bir boyutta ele almayı tercih ediyorum.
Bugünlerde, 27 Üye Devletten oluşan Avrupa’da, en sonunda 'sivil toplum’ adı verilen, Avrupa’yı bürokratik, siyasi ve yurttaşları için geçerliliğini yitirmiş olan küllerinden yeniden inşa etmek ve yeniden üretmek için en önemli ve en ezeli 'malzemeyi' teşkil eden kurumu göz önünde bulundurmaya ve keşfetmeye başlıyoruz.
Eğer Avrupa kendi varlığını sürdürülmesi için sivil toplumun gerekliliğini, varlığının 50. yılından sonra keşfettiyse, Türkiye hükümeti de kendi sivil toplumunun Avrupa'ya giden, kesinlikle olası YEGANE yol olduğunun bilincinde olmalıdır.
Siyasi, sosyal ve ekonomik reformların 'Brüksel' bunları istediği için değil, Türkiye’nin ileriye doğru ‘hareket etmek' için bunlara gerçekten ihtiyacı olduğundan hayata geçirildiği gerçeği zihinlerimizde çok berrak olmalıdır.
Tüm düzeylerdeki reformlar sadece Türkiye gerçekliğini Avrupa müktesebatına uygun hale getirmek için, vatandaşlar için, vatandaşların isteği üzerine hayata geçirilmelidir.
Bir Türk yazar demiş ki:
‘Türkler muhtemelen, ‘X’i YAP ÇÜNKÜ DOĞRU OLAN BUNUN YAPILMASIDIR' anlamına gelen uygunluk mantığı yerine, 'X'i YAP ÇÜNKÜ Y'Yİ ELDE EDECEKSİN' anlamına gelen 'sonuçsallık mantığı'na yanıt vermektedirler.’
AB VARILACAK SON DURAK değil, daha çok DOĞRU OLANA giden YOL’dur.
AB'nin hakimlere, savcılara ve polise yönelik insan hakları konulu eğitim programına destek olmaktaki fikri Türkiye’nin Avrupa müktesebatına, her zaman onun medeniyetine, kültürüne ve geleneklerine saygı duyularak daha yakın hale getirilmesidir.
Avrupa, dahası Türkiye vatandaşlarının ve hükümetinin de, işlerin, Türkiye sivil toplumu adı verilen, hiç kullanılmayan potansiyeli doğru biçimde yönlendirilerek değiştirilmesi gerektiğini keşfetmek için İlerleme Raporunu bekledikleri kanısında değilim.
Jean Cohen ve Andrew Arator "Civil Society and Political theory" (Sivil Toplum ve Siyasi Kuram) başlıklı çalışmalarında, aşağıdaki noktayı ısrarla belirtirler:
‘Sivil toplumun aktörlerinin amacı, siyasi ve ekonomik iktidarı ele geçirmek DEĞİL, sadece demokratik irade oluşumunu etkilemektir.’
Türkiye’nin siyasi toplumunun sivil toplumla denge ve sinerji ilişkisi içinde olması gerekir.
Siyasi toplum vatandaşların ihtiyaçlarını, beklentilerini ve isteklerini yerine getirmelidir.
Türkiye’nin değişikliğe ihtiyacı var ve bu değişiklik OLMALI, bu değişiklik SADECE toplumunun iç sütunları, vatandaşları ve daha özel olarak da genç nesli tarafından getirilebilir.
Bu değişiklik reformlarla bağıntılı değil, daha çok zihniyetin değişmesiyle bağıntılıdır.
Hiç kimse gelecek nesillere zihniyet dayatmasında bulunamaz.
Avrupa Birliğine üye olmak bir milliyetle veya dini bir özellikle bağıntılı değildir, daha çok güvenlik, saygı ve ilerlemeye ilişkin bir zihniyetle bağıntılıdır.
Türklerin çoğunluğunun (%68) kendilerini Avrupalı hissetmelerinin ana nedeni de budur, çünkü onlar da ilerlemeye, refaha ve güvenliğe açlardır.
Türk vatandaşları artık Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşamıyorlar ki 'seçkinci azınlıkların' 'pasif alıcıları' olarak görülsünler.
Türkler artık Cumhuriyetin Başlangıç Döneminde değiller ki kendilerini ‘olgunlaşmamış bir halk kitlesi’ olarak görsünler.
Türk vatandaşları artık demokrasinin kendi ihtiyaçlarına ve beklentilerine uyarlanmasını istiyor.
Siyasetten değil, toplumdan bahsediyorum.
İktidardan değil, iradeden bahsediyorum.
Toplumsal devrimden değil, ilerleme ve refahtan bahsediyorum.
Reformların yasalaştırılmasından değil, sadece şu taraflarca elde edilebilecek olan katılımcı demokrasiden bahsediyorum:
Türkiye sivil toplumu……ve
Türkiye vatandaşı…………
Eylemsizlikten değil, etkileşimden bahsediyorum.
Akılda bulundurmamız gereken yönlerden biri de Türkiye’nin şu anda Avrupa’nın karşı karşıya olduğu sorunun aynısıyla karşı karşıya olduğudur: bilgi ve iletişim eksikliği.
Örneğin, son İlerleme Raporunun içeriği, sadece bu türden bilgiye erişim sahibi olan seçkinci bir azınlık grubunca bilinmektedir, ancak Türkiye vatandaşlarının çoğunluğu (%58) bununla ilgili hiçbir bilgiye sahip değildir.
EĞER VATANDAŞLAR UYGUN VE DOĞRU BİÇİMDE BİLGİLENDİRİLMEZSE, TEPKİ VE KATILIM GÖSTEREMEZLER.
VATANDAŞLARIN NE İÇİN MÜCADELE VERDİKLERİNİ BİLMELERİ GEREKİR.
İçinde bulunduğumuz durumda, DAHA İYİ BİR AVRUPA için değil, onun yerine DAHA İYİ BİR TÜRKİYE için mücadele vermektedirler.
Türkiye sivil toplumunun tepki vermek ve sahneye çıkması için artık 1999 depremine veya 2000-2001 ekonomik krizlerine ihtiyacı yoktur.
İhtiyacı olan tek şey YÜRÜYÜŞÜNÜ SÜRDÜRMEK İÇİN İYİ BİR NEDENDİR…………
DAHA İYİ BİR AVRUPA İÇİN DAHA İYİ BİR TÜRKİYE’YE DOĞRU YÜRÜYÜŞÜNÜ SÜRDÜRMEK.

_____________






Yüklə 21,14 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə