Çamliyamaç KİLİsesi



Yüklə 67,1 Kb.
tarix15.01.2019
ölçüsü67,1 Kb.

ÇAMLIYAMAÇ KİLİSESİ

Erzurum’un Uzundere İlçesi’ne bağlı Çamlıyamaç Köyü’nde bulunan Öşvank Kilisesi, Gürcü Kralı Kuropalat Adarnese’nin oğulları David ve Prens Bagralt tarafından 963- 973 yılları arasında yaptırıldı. Dünya Anıtlar Kurulu’nun en tehlikeli 100 anıt eser arasında gösterdiği kilisenin 1.5 metre boyundaki bir sütunu 2008 yılında çalındı. Tarihi eserin çökmemesi için köylüler sütunun yerine dev bir kütük koydu. Öşvank Kilisesi’nin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalması üzerine Gürcistan ve Türk hükümetleri harekete geçti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gürcistan Kültür Anıtları Koruma ve Spor Bakanlığı arasında 2008 yılında mutabakat zaptı imzalanarak, Türkiye’nin Gürcistan’daki eserleri, Gürcistan’ın da Türkiye’deki eserleri restore etmeyi taahhüt etti. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen her iki ülke de protokolü aktif hale getirmedi. Bunun üzerine 24 Haziran 2010’da Öşvank Kilisesi’nin restorasyonu ihale edildi. İhaleyi kazanan firma ile sözleşme imzalanacağı esnada Gürcistan Ankara Büyükelçiliği, mutabakat zaptının yeniden aktif getirilmesini talep edince, ihale de iptal edildi.

Resmi prosedürler yerine getirilirken, tarihi kilesiyi ayakta tutan kütük çürümeye başladı ve yerine de kriko konuldu. Yılda yaklaşık 10 bin turistin ziyaret ettiği kilisenin restorasyonu için iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptı bir kez daha askıya alınınca Kültür ve Turizm Bakanlığı yeniden harekete geçti ve restorasyon için düğmeye bastı.

Kilisenin restorasyonu için açılan ihaleyi 213 bin TL bedelle kazanan firmaya yer teslimi yapıldı. Restorasyon için Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, röleve projesinin yeniden çizilmesini istemesi üzerine ihaleyi kazanan firma yeni bir proje hazırlamaya başladı.

Önümüzdeki günlerde tamamlanması beklenen projeye Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun onay vermesi halinde Kültür ve Turizm Bakanlığı yeniden ihaleye çıkarak, tarihi kilisenin restorasyonunu gerçekleştirecek. İhalenin yıl sonuna kadar tamamlanması ve restorasyonun 2014 yılında başlaması planlanıyor.

http://www.hristiyangazete.com/2013/08/erzurum-uzundere-camliyamac-osvank-kilisesinin-restorasyonu-icin-ihale-sureci-baslatildi/



Aziziye Tabyası

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu siyasi ve askeri alanda büyük güçlükler ile karşılaşmıştır. Osmanlıların bu durumundan yararlanmak isteyen Ruslar Osmanlı İmparatorluğuna savaş açmışlardır.Bu nedenle de Osmanlılar savunma amaçlı olarak Erzurum’un doğusunda ve çevresinde savunma amaçlı tabyalar yapmışlardır. Bu tabyaların büyük bir kısmı Erzurum, Kars, Ardahan’da bulunuyordu. Bu dönemlerde topun tahrip gücünün artması ve menzilinin uzunluğundan ötürü kale ve surlar önemini yitirmiş, yerini tabyalar almıştı. Bu nedenle de Erzurum şehrinin çevresi “ToprakTabya” denilen bir nevi surlarla çevrilmiştir. Öncelikle Erzurum çevresinde bu Toprak Tabyalar yapılmış ardından da bunu diğerleri izlemiştir. Bunlar Erzurum’a kuzeyden ve güneyden gelecek Rus saldırılarını önlemek amacıyla yapılmışlardır. 

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Erzurum’un etrafındaki toprak tabyaların yetersiz kalmasından ötürü yeni tabyaların yapılmasına lüzum görülmüştür. Öncelikle şehre doğudan ve kuzeyden gelen yolları kontrol altında tutabilmek için Sultan Abdülmecit zamanında Zarif Mustafa Paşa’nın kontrolünde l852’de Topdağı’nda Mustafa Paşa’nın ismini taşıyan bir tabya yapılmıştır. Ancak topların daha da gelişmesinden ötürü Toprak Tabya’nın yanı sıra Topdağı’na I, II, III numaralı Aziziye Tabyaları ile onların güneybatısına Kiremitlik Tepelerine 1867-l872 yıllarında Büyük ve Küçük Kiremitlik Tabyaları yapılmıştır. Bu tabyalar Fosfor Mustafa Paşa’nın düzenlediği bir plan içerisinde yapılmış olup şehre uzaklığı da 4-5 km idi. Bu tabyaların yapımı sırasında da Kars yolu üzerinde yeni bir tabya daha onlara eklenmiştir. Erzurumluların da maddi ve işgücü katılımlarıyla yapılan bu tabyalara da “Ahali Tabyası” ismi verilmiştir. 

Osmanlı Tarihine 93 Harbi olarak geçen l877-l878 Osmanlı-Rus savaşında bu tabyaların büyük faydası olmuştur. Osmanlılar bu tabyaların yardımıyla Rusların ilerlemesini durdurabilmişlerdir. Sultan II.Abdülhamit zamanında da olası bir Rus hücumuna karşılık şehri daha uzak noktalardan koruyabilmek için yeni tabyaların da bunlara eklenmesine karar verilmiştir. Bunun için de Erzurum’a 8-25 km uzaklıklarda Oltu-Tortum yolunu kontrol eden Tafta ve Karagöbek; doğuda Çobandede, Dolangez, İlave, Uzunahmet, Küçük Höyük, Büyük Höyük tabyaları birinci savunma hattı olarak yapılmıştır. Bunların ardından ikinci hat olarak Sivisli, Ağzı Açık, Toparlak, Gez tabyaları yapılmıştır. Güney yönünde de Küçük Palandöken ve Büyük Palandöken tabyaları yapılmıştır. Bu tabyalar on dört adet olup, 30x40 ve 225x90 m. gibi ölçülerde değişen savunma tesisleridir. 

Doğudaki Mecidiye ve Aziziye Tabyaları 93 Harbinin (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı) cereyan ettiği alandır. 21 adet tabyanın hepsi kesme taşla inşa edilmişlerdir. Süslemeleri yoktur. Büyük boyutlu yapılardır. Bunlardan Büyük ve Küçük Palandöken Tabyaları, yaklaşık 3000 m. rakımda inşa edilmiştir. 
Bu tabyalar mimari yönden estetik ve yapı üslubu olarak üzerlerinde özenle durulmamıştır. Burada daha çok sağlamlık ve kullanım esasları ön plana alınmıştır. Palanlarında ve araziye yerleşiminde daha çok bulundukları yerlerin konumu, genişliği kontrol altında tutacakları yerler ön planda tutulmuştur. Bu yönden ikisi dışında tabyalar birbirlerine benzemezler. Bu konuda bir araştırma yapan Prof.Dr.Haşim Karpuz tabyaları “Hilal Tabya” ve “Yay Tabya” olarak iki ayrı guruba ayırmıştır. 

http://www.atauniv.com/forum/showthread.php?t=2573



Lala Mustafa Paşa Camii
Yakutiye Medresesinin doğusunda bulunan Lala Mustafa Paşa Camisi Kıbrıs fatihiLala Mustafa Paşa tarafından Erzurum’da Beylerbeyi olarak görev yaptığı sırada 1562 yılında yaptırılmıştır. Cami Mimar Sinan’ın eseridir. Lala Mustafa Paşa caminin yanında saray ve bir de sıbyan mektebi yaptırmış ancak, bunlar günümüze ulaşamamıştır. Caminin yanı sıra hamamı bugün ayaktadır.

Lala Mustafa Paşa İstanbul’da Eyüp Sultan’da etrafı açık ve üst örtülü bir mezara 1586 tarihinde gömülmüştür.

Merkezi planlı camiler grubundan olan bu yapı, kesme taştan kare planlıdır. Önünde birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlanmış altı sütunun taşıdığı beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Son cemaat yerinde bulunan iki mihrapçık, üzerleri çini panolu ve sülüs yazılı altı pencere bulunmaktadır. Bunlardan sağdaki mihrapçık üzerinde Hattat İzeddin’in 14 satırlık nesih yazılı fermanı bulunmaktadır. Ayrıca sağdaki ilk pencerenin üzerinde “Bismillâhir Rahmanir Rahim”, ikinci pencerede “Lâ ilâhe İllâllah Muhammedün Resûlullahi Hakka” yazılıdır.

Üç kapı ile içerisine girilen cami kare planlı olup, üzeri dört yığma sütunun taşıdığı pandantifli, tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. Ana kubbe köşelerde dört küçük ve iki de yarım kubbe ile desteklenmiştir. İç mekanı iki sıra halinde 28 pencere aydınlatmaktadır. Alt sıradaki pencere alınlıkları üzerinde bulunan çiniler işgal sırasında atılan kurşunlarla zedelenmiştir.

Mihrap yuvarlak ve mukarnaslı olup, üzerindeki kitabede camiyi yaptıranın ismi ve yapım tarihi yazılıdır. Yanındaki pencerelerde ise hadisler yazılmıştır. Caminin sağında bulunan minaresi kare kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Beyaz taştan yapılan minare kırmızı taşlı bileziklerle bezenmiştir.

Caminin avlusunda sekiz köşeli ahşap ve konik çatılı bir şadırvanı bulunmaktadır. Bu şadırvandaki sütunlar son derece güzel taş işçiliği ile bezenmiştir.

http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/lala_mustafa_pa%C5%9Fa_camii

Yakutiye Medresesi

Yakutiye Medresesi, Türkiye'de Erzurum İlinde bulunmaktadır. İlhanlı hükümdarı Olcaytu koruyabilmiş örneklerinden biridir.Erzurum ilinin sembollerinden biridir. Her yıl binlerce yerli zamanında Emir Hoca Cemalettin Yakut tarafından 1310 yılında inşa ettirilmiştir. Kapalı avlulu, eyvanlı ve revaklı medrese tipinin Anadolu’daki en büyüğü olup, günümüze kadar iyi korunarak varlığını ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.

İlhanlılar döneminde; 1310 yılında, Sultan Olcayto zamanında Gazan Han ve Bolugan Hatun adına Hoca Yakut Gazani tarafından yaptırılmıştır. Asıl işlevini yitirdikten sonra Osmanlı döneminde bir süre dökümhane, 19. yüzyılın sonlarından itibaren ise askeri depo olarak kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde 1964 ve 1973'te Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, 1991'de ise Turizm Bakanlığı tarafından onarımdan geçirilen medrese halen müze (Etnografya Müzesi) olarak kullanılmaktadır.

Taş kapısı üzerindeki işlemeler çok kıymetli bir sanat şaheseri değerindedir. Kubbeli olan Medresenin; dört eyvanı, kapalı avlusu vardır. Taçkapı ön cephenin tam ortasındadır. Kesme taştan yapma iki silindirik istinat kulesi, medrese cephesinin her iki köşesine de yerleştirilmiştir. Hoca Cemalettin Yakut, Sultan Gazan ve Horasanlı Bolugan Hatun'dan sağladığı yardımlarla Medreseyi yaptırmıştır.

Medresede batı cephenin ekseninde taçkapı, cephenin güneyinde kübik kaideli, silindirik gövdeli minare ile kuzey köşesinde aynı biçimsel özellikleri yansıtan silindirik külahlı köşe kulesi yer alır. Özellikle taçkapının yan kanatlarında bulunan kademeli kaval silmelerle biçimlendirilen sivri kemerli yüzeysel nişlerin içinde bir su kaynağından, vazodan çıkarcasına betimlenmiş hayat ağacı, altında karşılıklı iki aslan figürü, üzerinde çift başlı kartal figürleri İslam ikonografisi açısından önem taşır. Ajurlu bir küreden çıkan hurma yaprakları, iki pars ve kartal figürlerinden oluşan hayat ağacı, Orta Asya Türklerinin önemli simgelerini bir araya getirmektedir. Ayrıca minare gövdesinde sırlı (firuze ve

patlıcan moru renkte) ve sırsız tuğlalarla oluşturulan geometrik süslemeler görülür.



http://tr.wikipedia.org/wiki/Yakutiye_Medresesi

Çifte Minareli Medrese

Çifte Minareli Medrese (Hatuniye Medresesi), Türkiye'de Erzurum İlinde bulunmaktadır. Selçuklular dönemine aittir. Bu tarihi eser günümüze kadar varlığını koruyabilmiş ve bulunduğu Erzurum ilinin sem Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad'ın kızı Hüdâvent Hatun tarafından 1253 yılında yaptırılmış olan bu tarihi yapı, Anadolu'nun en büyük san'at şaheserlerinden biridir.

Hüdâvent Hatun'dan dolayı "Hatuniye Medresesi" olarak da adlandırılır.[bolü haline gelmiştir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilir.

Kümbeti Erzurum' da bulunan kümbetlerin en büyüğüdür. Her biri 26 metre yüksekliğindeki rengarenk çinilerle süslü çift minare, bu tarihi esere isim olmuştur. Avlulu, 2 katlı, 4 eyvanlı olup, 37 oda ve bir camiye sahiptir 1.824 m2 (38m x 48 m) lik bir alan üzerine kuruludur. Açık avlulu medreselerin Anadolu 'daki en büyük örneğidir. Kuzey cephedeki taçkapı tam bir sanat eseridir. Taçkapı formundan ziyade çeşme nişleri ile yarım yuvarlak iki payanda vardır. Günümüzde kısmen tahrip olmuş görünümlü, 16 oluklu, firuze renkli çini kakmalı tuğladan yapma minarelerin kürsüleri de dikkat çekicidir. Taçkapının iki yanından yükselen silindirik minareler, tuğla ve mozaik çiniler ile süslenmiştir. Çinilerle süslü minarelere “Allah", "Muhammed" ve "ilk dört büyük halife" nin isimleri de işlenmiştir. Taç kapıyı çeviren bitki süslemeleri, kalın silmeli panoların içindeki "ejder", "hayatağacı", "kartal" motifleri cephenin en gösterişli bölümüdür. Taç kapının sağında ve solunda iki yönlü olmak üzere dört adet kabartma bulunmaktadır. Sağdakinde çift başlı kartal panosu yer almaktadır. Çifte Minareli Medrese mimarisinin ilk öne çıkan unsuru özelliğindeki geometrik süslemeler; en fazla avludaki sütun gövdelerinde, öğrenci odalarının kapı silmelerinde, eyvanların ön cephelerinde yer alır. Taç kapıda, avlu sütunlarını birbirine bağlayan kemerlerin yüzeylerinde ve kümbetin iç kısmında bitkisel süslemeler mevcuttur. Ön dış cephede yer alan tamamlanmış hayat ağacı ile kartal motiflerinin bir arma olmaktan çok, Orta Asya, Türk inanışı kapsamında, güç ve ölümsüzlüğü dile getirdiği düşünülür. Taçkapıdan avluya girilir. Zemin katta on dokuz, birinci katta ise on sekiz oda bulunmaktadır. Avlu 26x10 m. ölçülerinde dört yönden revaklarla çevrilidir. Girişin batısındaki kare mekânın vaktiyle mescid olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Zemin katın revakları kalın sütunlar üzerine oturmaktadır. Sütunların çoğu silindirik, dördü de sekizgen gövdeye sahiptir. Odalar beşik tonozla örtülüdür. Medresenin ikinci katı dört eyvan arasında, dört bağımsız gurup şeklinde dizayn edilmiştir. Birinci kata inilmeden bir diğer bölüme geçmek mümkün değildir. İkinci kattaki hücreler (odalar) da alt kattakiler gibi dikdörtgen şeklindedir. Kırma taşlarla yapılmış, beşik bir tonuzla örtülüdür. Alt kattaki kapıların üst kısmında yer alan değişik şekiller üst kat kapılarında yoktur.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ifte_Minareli_Medrese_(Erzurum)



Palandöken Kayak Merkezi

 

3185 m. zirveye sahip Palandöken dağları, Erzurum’un güneyinde yer alır ve doğu-batı yönünde uzanır. Türkiye’de kış turizmi için yapılan ilk ciddi ve kapsamlı proje Erzurum-Palandöken Kış Sporları ve Turizm Mastır Plan Çalışmasıdır. Yapılan çalışmada Palandöken Dağlarının doğal yapısı ve iklimi ile uluslararası kış sporları merkezi niteliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Projede, üç alan üzerinde gün toplam 32 bin kişinin kayak yapabileceği, uluslararası yarışmalar hatta kış olimpiyatlarının düzenlenebileceği, 6 bin kişinin doğrudan istihdam edilebileceği öngörülmektedir.



Ulaşım: Erzurum’a Ankara ve İstanbul’dan her gün uçak seferleri bulunmaktadır. Kayak Merkezi Erzurum Şehir Merkezine 5 km. uzaklıktadır. Hava alanına ise yalnızca 10 dakika mesafededir. Kış mevsimi boyunca şehir merkezinden halk otobüsü seferleri bulunmaktadır.

Coğrafya: Erzurum Türkiye’nin en yüksek ve soğuk illerinden biridir. Sert kara iklimi hüküm sürer. Yılın 150 günü karla örtülüdür. Normal kış koşullarında 2-3 metre kar yağışı almaktadır. Hakim rüzgar yönü güney ve batı yönlerindedir.

Kayak alanı 2200 – 3176 m. yükseklik kuşağı üzerinde yer almaktadır. Karasal iklim nedeniyle, mevsim boyunca “toz kar” üzerinde kayak yapılmaktadır. 10 Aralık-10 Mayıs arasındaki dönem kayak etkinlikleri için en uygun zamandır.

Konaklama ve Diğer Hizmetler: 4 ve 5 yıldızlı konaklama tesisleri, kayak evi, günübirlik tesisler ve lokantalar bulunmaktadır. Kayak dersi ve malzeme kiralama hizmetleri verilmektedir.

Mekanik Tesisler ve Pistler: Palandöken Kayak Merkezindeki pistler dünyanın en uzun ve dik kayak pistleri arasında yer almaktadır. En uzun pisti 12 km. olan kayak pistlerinin toplam uzunluğu 28 km.yi bulmaktadır. Başlangıç yeriyle varış noktası arasındaki yükseklik farkı 1000 m. olan Palandöken’de Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için 2 adet tescilli Kayak Pisti mevcuttur. (Ejder Pisti ve Kapıkaya Pisti)

Kayak Merkezinde 5 adet telesiyej (toplam 4500 kişi/saat kapasiteli), 1 adet teleski (300 kişi/saat kapasiteli ), 2 adet baby lift ( toplam 1800 kapasiteli ) ve 1 adet gondol lift (1500 kişi/saat kapasiteli) hizmet vermektedir.



Camiler ve Kiliseler

İl merkezindeki Lalapaşa Cami, Üç Kümbetler ve Ovşank Kilisesi görülmeye değerdir.

Üç Kümbetler: Üç kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olan Saltuklu Devleti’nin kurucusu Emir Saltuk’a ait olduğu sanılmaktadır. Tamimiyle kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisini kimlerin yaptığı bilinmemektedir. Kümbetlerin genel olarak 13 üncü yüzyıl sonu ve 14 üncü yüzyıl başına ait oldukları kabul edilmektedir. Üç kümbetler Türklere ait diğer kümbetlere nazaran değişik planları, kullanılan malzeme ve süslemeleri açısından ayrı bir yer tutar.

 

Medreseler

Çifte Minareli Medrese: 13′üncü yüzyılın sonlarında İlhanlılar tarafından yaptırılmıştır.Anadolu Selçuklu Mimari geleneğinde açık avlulu, iki katlı ve iki minareli eğitim kurumu, Anadolu’nun en büyük medresesidir.

Yakutiye Medresesi: Hoca Celaleddin Yakut tarafından MS 1310 yılında inşa edilmiştir.İlhanlı döneminden günümüze kalan nadir eserlerden birisidir. İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Köprüler ve Bedestenler

Çobadede Köprüsü: 1297-98 yıllarında İlhanlıların Veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılmıştır.Aras nehri üzerinde 7 kemer gözlü olarak inşaa ettirilen önemli bir yapıttır.

Rüstempaşa Bedesteni: Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır. Çarşıda daha ziyade oltu taşı satıcıları faaliyet göstermektedir.
Kaplıcalar

Pasinler Termal Turizm Merkezi

Yeri: Pasinler ilçe merkezinde ve Erzurum-Tahran uluslar arası geçiş yolu üzerinde yer alır.

Ulaşım: İlçe merkezindedir.

Suyun Isısı: 39oC -45oC

PH Değeri: 6,5

Özellikleri: Bikarbonatlı, Klorürlü, Sodyumlu, Karbondioksitli, kısmen radyoaktif bir bileşime sahiptir.

Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme gibi hastalıklara olumlu etki yapar.

Konaklama Tesisleri: Konaklama tesisleri yeterli konfora sahip değildir.


Tortum Çağlayanı

Tortum Gölü’nün son kısmında, Tortum Çayı’nın 48 m. yüksekten düşmesiyle oluşan çağlayan, dünyanın en büyük çağlayanlarından biri olarak kabul ediliyor. Vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla meydana gelen çağlayan, Erzurum’a 120 km. uzaklıkta. 

Tortum Şelalesi oluşumu açsından dünyanın ikinci, yüksekliği bakımıdan ise dünyanın üçüncü şelalesidir.

Tortum Gölü kuzey ucu ile Tev Vadisi arasındaki heyelan kütlesini aşarken yaptığı şelale burada yatağa yakın dirençli kireçtaşı katmanları üzerinden geçer. 22 metrelik genişlikten 48 metre yükseklikten düşen sular; üstte gökkuşağı, altta koca bir Dev Kazanı meydana getirmiştir. Şelalenin aktığı yerde çok güzel piknik alanları bulunmaktadır. Şelalenin aktığı yerden dipteki Dev kazanı'na demir korkuluklu, çok uzun taş merdivenlerle inip Tortum Çayını ahşap köprüden geçerek Tortum Hidroelektrik Santrali sahasına aynı merdivenlerin karşı tarafındaki ile çıkılmaktadır.

Dev Kazanı diye nitelendirilen yerde şelalenin aktığı zamanlarda şelale sularının oluşturduğu yağmur insanları yazın sıcaklığında serinletmektedir.

Afrika'daki Zambezi Nehri üzerindeki Vietorio Şelalesi 120 metre yükseklik ile dünyanın en yüksek şelalesi, A.B.D de Erie Gölü ile Ontario Gölü arasındaki Niagara Şelalesi 51 metre yükseklik ile ikinci, 48 metre yükseklik ile dünyanın üçüncü yüksek şelalesi Uzundere ilçesindeki Tortum Şelalesidir. Şelalemiz oluşumu açısından ise dünyanın ikinci önemli şelalesidir.

Tortum Şelalesine 1952-1960 yılları arasında Hidroelektrik Santrali yapılmış ve ülkemizin elektrik ihtiyacına katkıda bulunmaya başlamıştır.

Tortum Şelalesi manzarasıyla insanın düş gücünü zorlar; özellikle ilkbahar aylarında görünüm usta bir yönetmenin bir filmi karesi gibi eşsizdir.

İlçe toprakları Erzurum-Artvin yolu üzerinde dağlık ve derin vadilerle yayılmış bir arazi üzerindedir.

Tortum ilçesi tabiat güzellikleri bakımından çok meşhurdur. Vadiler boyunca yeralan köyler meyve bahçeleri ve eşsiz güzelliklere sahiptir. İlin en kuzey ucunda yeralan tortum gölü ve şelalesi eşsiz tabii güzelliği ile yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir.



http://www.turizmtrend.com/turkiye/erzurum/erzurum-gezilecek-yerler-3811.html

Kulübümüz 1960 yılından buyana aktif olarak hizmet vermektedir . Kulübümüz bünyesinde bulunan olimpik , milli sporcularımzla başıradan başarıya koşmaktayız . Son olarak 2009 kış sezonunda da düzenlenen Asım Kurt Kayak Kupası Yarışmalarında Takım olarak en zirvedeki yerimizi pekiştirmiş olduk .

Erzurum Kayak Kulübü, 1960 yılında kurulmuştur.

Bünyemizde yetiştirdiğimiz sporcular yıllarca Türk kayak milli takımında yarışmış uluslar arası yarışma ve olimpiyatlarda ülkemizi temsil etmişlerdir.

Türk sporunun gelişmesine ve milli takımların başarısına katkı sağlamak, Türk sporunu yurt içinde ve dışındaki karşılaşmalarda başarıyla temsil etmek, gençleri spora yöneltmek ve onlara spor yapma olanağı sağlamak, sporcu ile birlikte her düzeyde spor adamı yetiştirmek, üyelerin sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamak, üyeleri kulübün tesis ve etkinliklerinden yararlandırmak, yurt içinde ve yurt dışında spor karşılaşmalarına katılmak, bu karşılaşmalarda Türk sporunu başarı ile temsil etmek amacı doğrultusunda ERZURUM KAYAK KULÜBÜ kurulmuştur.Kulübümüz Kayak ve Snowboard spor dallarında faaliyet göstermektedir.Kayak sporu dalındaki sporcularımız kategorilerinde Türkiye birincileri ve milli sporcularıdır. Kulübümüzü ülkemizi yurtiçi ve uluslar arası yarışmalarda temsil etmektedirler

http://erzurumkayakkulubu.com/kurumsal.html

Bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde, daha önce tarihin çeşitli dönemlerinde Karin, Karna, Garin, Kornoi, Kalai ve Karnak şeklinde isimlendirilen bir şehir bulunduğu bilinmektedir. Yine aynı tarih dönemlerinde Erzurum Ovasının batı bölümünde Erzen, Erzeron isimli bir şehrin var olduğu tarihi kaynaklarla sabittir.


Bizanas İmparatorlarından II. Teodosious (M.S. 408-450) zamanında Erzurum Ovasını doğudan gelen İran saldırılarından korumak amacıyla, Karin şehrine hakim bir tepe üzerinde bir kale inşa edilmiş olup, kale içindeki şehre de imparatorun adına izafeten Teodosiopolis adı verilmiştir. Bugünkü Erzurum şehrinin yerinde kurulmuş olan Karin (sonradan Teodosiopolis ) ile Erzurum Ovasının batı bölümündeki Erzen şehri iki ayrı şehirdir.


Bizans kaynaklarında Teodosipolis olarak geçen şehre, Araplar Kalikala adını vermişlerdir. Kalikala Arapçada Kalinin ihsanı; anlamına gelmektedir. Arap tarihçilerden Belazuri (ölümü 892) ye göre, şehir bu adını kurucusundan almıştır. Bizans döneminde bölgeyi ele geçiren bir beyin karısı olan Kali, bir şehir yaptırmış ve şehre de Kalikala adını vermiştir. Araplar bu isim kendilerine göre Kalikala şehrinde kullanmışlardır.


M.S.1048 de Doğu Anadoluyu fethetmek üzere Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri , Yinal oğlu İbrahim Bey komutasında, ovanın batısında ki Erzen (Arze) i zaptetmişlerdir. Erzen’in bu kuşatmada bi harabe halini almasından sonra, geride kalanlar bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerdeki Kalikalaya sığınmışlar ve şehre de Erzen adı vermişlerdir. Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl Erzen şehrine ise Türkler , Kara Erzen demişlerdir. Bu isim zamanla halk dilinde Kara Arza, Kara Arz ve nihayet Karaz şeklinde söylene gelmiştir.


Erzurumla ilgili muhtelif tarihi metinlerde, kitabelerde ve basılan paralarda Erzi-i Rum, Erzen-ir Rum , Arz-ı Rum isimleri kullanılmıştır. Erzurum adı bu isimlerin halk dilinde kullanılmasına göre şekil almış ve günümüze kadar gelmiştir.

 

KURTULUŞ SAVAŞI´NDA 


ERZURUM KONGRESİNİN TARİHİ ÖNEMİ (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)

20. Yüzyılın başlarında batının süper güçlerine karşı verilen kurtuluş mücadelesi, Atatürk’ün liderliğinde Erzurum’da başlamıştır. Atatürk, milli birlik ve bağımsızlk hareketi´nin temelinin atıldığı kongreyi 23 Temmuz 1919 da Erzurum’ da toplamıştır.

Halkın kaderine sahip çıkarak bir şeyler yapmak istemesinde en önemli hareket, cemiyetler kurup kongreler tertiplemeleridir. Böylece İstanbul’un kendilerine sahip çıkmaması durumunda bir şeyler yapabilmeyi ümit ediyorlardı. Ülkenin çeşitli yörelerinde, kendiliğinden ve birbirinden habersiz yapılan bu kongreler, halkın mücadele azminin belirdiği yerler kabul edilebilir. Halka, vatandaşlarına yönelik tehdidi göstermek gayesinde olan bu kongrelerden ikisini, ayrıca belirtmek gerekir. Türkiye ölçüsünde olan Erzurum Kongresi’ne Mustafa Kemal Paşa da katılmıştır.

Hazırlığı bir hayli zamandır devam etmiş olan bu kongreye, Doğu Anadolu ve Karadeniz kıyılarından delegeler katılmışlardır. Mustafa Kemal ve Rauf Beyler, istifa eden iki delegenin yerine seçilerek kongreye katılmışlardır. Mustafa Kemal 23 Temmuz 1919 tarihinde çalışmalara başlayan Erzurum Kongresine başkan seçildi. Çalışmalarını 7 Ağustos 1919’da bir “Heyeti Temsiliye“ seçerek tamamlayan kongrede bazı kararlar verildi: 



“Vatan bir bütündür, yabancı işgal ve müdahalelerine karşı korunması gerekir. İstanbul Hükümeti Ülkeyi korumak yolundaki görevini yapmazsa, millet kendini savunacaktır. Her türlü yabancı himayesi ve manda kabul edilemez. Meclis-i Mebusan en kısa zamanda toplanmalıdır.”

“Şark Anadolu Müdafa-i Hukuk“ cemiyetinin bu başarılı kongresi, halkın kendi kaderine sahip çıkmasının önemli bir örneğidir. Kongreyi dolayısıyla Doğu Anadolu halkını temsil edecek olan “Heyet Temsiliye“, Sivas Kongresi´nin toplanmasına da etkili olmuştur.

Yüklə 67,1 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə