Ekşİ SÖZLÜK’ten seçmeler



Yüklə 15,01 Kb.
tarix04.11.2017
ölçüsü15,01 Kb.
#30405
növüYazı

DİCLE KOĞACIOĞLU

Can arkadaşımız Nevzat Süer Sezgin’in kızı olmasının ötesinde çok değerli bir bilim kadını... Onun nasıl bir akademisyen ve nasıl bir hoca olduğunu konuşacağız şimdi. İnternette hakkında yazılmış yazılara geçmeden önce değerli şair- yazar Gülsüm Cengiz’in onun için yazdıklarına göz atalım.


“Dicle Koğacıoğlu, ülkemiz kadınlarının bin yıllardan süzülüp gelen ikincil konumlarını, yaşadıkları acıları, gelenek ve otorite karşısındaki durumunu, töreleri, namus cinayetlerini inceleyen çalışmalar bıraktı arkasında. Yayınlarından biri “Gelenek Söylemleri ve İktidarın Doğallaşması: Namus Cinayetleri Örneği” adını taşıyor. Namus cinayetleriyle ilgili olarak kaleme aldığı makalesinde şöyle diyor: “Türkiye’de yaşayan kadınlar olarak hepimiz vücudumuzla ne yapacağımız konusundaki bin bir soruyla namus kurgusu üzerinden karşılaşıyoruz. Kimimiz namus cinayetlerinden ölüyor, kimimiz giydiği eteğin boyu için dayak yiyor; başkaları oturma şekilleri hakkında çalıştığı atölye, ya da ofis sahibinden uyarı alıyor, namussuz olarak düşünülüyorsa pandik yiyor; bazılarımıza boşanırken çocuğunun velayeti verilmiyor, diğerleri verilmeyecek korkusuyla yaşıyor, bir başkamıza çalıştığı fabrikada kötü gözle bakılıyor, ötekine kötü gözle bakılacak diye çalışmasına izin verilmiyor.” Diyor.

Aslında daha pek çok yayımlanmış makaleleri var. Çoğu İngilizce ve uluslar arası dergilerde yer almış.

İnternette taradığımızda onun nasıl bir hoca olduğunu öğrencilerinin ağzından öğreniyoruz.

EKŞİ SÖZLÜK’TEN SEÇMELER

Derste gülme krizine girip hepimizin gözünden yaşlar getiren, kimi zaman el hareketleriyle, kimi zaman konuşma tarzıyla yüzümüzü güldüren, sohbet edercesine ders anlatan ve 2 saat boyunca bir kez bile oturmayı bıraktım, yerinde duramayan hiper öğretim üyesi. (23.12.2004)

Hukukun ve kanunların sosyolojisiyle ilgilenir. Namus cinayetlerinin kanunlarca çaktırmadan desteklendiğini ve tüm suçu töreye atarak devletin kendini bu suçların işlendiği alandan kendini ayrıştırmasını anlattığı “Tradition Effect” adlı makalesi takdire şayandır. (21.06.2006)

Ders anlatırken masaya oturup bağdaş kurabilecek kadar rahat hoca. Yakında Galatasaray Üniversitesi’nde bir konferansta konuşma yapacakmış. Şu sıralarda Sabancı Üniversitesi’nde Cultural Studies derslerine giriyor. Unutmadan, o da bir Facebook karşıtı! (04.11.2007)




SABANCI ÜNİVERSİTESİ / DİCLE’Yİ DÜŞÜNÜYORUZ BLOĞUNDAN SEÇMELER
“Hemen herkesin yaşamını, dünyaya bakış açısını derinden etkilemiş bir hocası vardır geçmişinde. Ama bir hocanını tüm akademik kariyerine geriye doğru bakıp da bir öğrencisini bu şekilde nitelendirmesi çok daha nadir bir olgu. Dicle benim akademik kariyerimde işte öyle bir öğrencimdi. Sonraları yakın dostum, meslektaşım, “kavga ortağım” oldu. (Nilüfer İsvan)

“Benim için buzdan kalelerde yaşamayan, herkesten biri olabilen bir hocaydınız.” (Ceren)


“En bunalımlı zamanlarımda saatlerce beni dinleyip , anlayan gözlerle ‘güçlü’ olup geleceğim hakkında kararlar verip hayata mutlu devam etmemi sağlayan Dicle Hocam...” (Neslihan Ercan)

“Sevgili Dicle Hocam; kaybolurken, yüzerken boşluklarda beni tutup çıkaran sizdiniz.” (Mehtap)

“Sabancı’ya geldiğiniz ilk sene dersinizi almıştım ve demiştim ki kendi kendime: “’İşte ben büyüyünce böyle bir hoca olmak istiyorum.” (Sibel Oktay)

“Derste küstüğümde benimle bütün ara boyunca konuşan, saçma hareketimi bile sabırla karşılayıp beni neşelendiren hocamsınız.” (Ela)

“Sizi ilk kez dört yıl önce görmüştüm. Ferhunde Hocamın bir dersini siz anlatmıştınız. Sonra birkaç kez daha geldiniz. O zamanlar daha Boğaziçi Sosyoloji’nin ilk sınıflarında ne de gıpta etmiştik size! Keşke biz de bu kadar güçlü, bu kadar enerji dolu bir hoca olabilsek demiştik.” (Bengü Kurtege)

“Dicle Hocam; zorlandığımda, bilemediğimde, teklediğimde hep yanımdaydınız ve o kocaman gülümsemenizle beni tekrar harekete geçirirdiniz. Yenilenmiş olarak çıkardım odanızdan...” (Müge Çakır)

“Sabancı üniversitesi’nde aldığım onca ders içinde unutamadığım tek gülümseyişe sahip insan...” (Selin Tolunay)

“Ben dahil herkes için hep başka türlü bir hoca oldunuz. Hoca-öğrenci arasında bir yerde bizim dilimizi konuşanve aynı zamanda tam da bu yüzden geleceğe dair tüm kaygılarımızı çok iyi anlayıp yol gösterebilen bir hoca....” (Aslı)

“Kişiliğiniz, duruşunuz ve derslerinizle öğrettiğiniz her şey için sonsuz teşekkürler.” (Tevfik)

“Sabancı’daki tek gerçek sendin!” (Ayşe)

“Üniversitenin ilk senesinde SPS drsimize geldiğinde hayranlıkla izlemiştik. Şu sıralar üzerinde çok düşündüğüm yalnızlaşma-yabancılaşma kavramından bahsediyordun. ‘Aslında burada da birbirimize yabancılaşıyoruz; ben ders anlatıyorum ama birebir diyalog içinde değiliz. Çekinmeyin, odama gelin konuşalım bu konuları demiştin her zamanki gülümsemenle...”


“Hocam, öğrenciniz iken sizinle konuşmaya çekinirdim. Çünkü öyle dolu idiniz ki söylediklerim kulaklarıma basit gelirdi. Vaktinizi alacağımı düşünürdüm. Mesleki aşkın, ciddiyetin ve samimiyetin doruğunu sizde gördüm, tanıdım.” (Merve)
TERSANE İŞÇİLERİ

Tuzla tersanesindeki işçi ölümleri üzerine öğrencilerinden kalabalık bir grup oluşturarak Tuzla’ya gider. Orada insanlarla konuşur. Aylar sonra işçiler bu kez otobüslere doluşur, onu uğurlamaya gelirler...






Yüklə 15,01 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin