Haccin mana ve önemi Haccın Tanımı



Yüklə 69,76 Kb.
tarix21.08.2018
ölçüsü69,76 Kb.
#74031

HACCIN MANA VE ÖNEMİ


HACCIN MANA VE ÖNEMİ
Haccın Tanımı:

Hac İslam’ın beş temel şartlarından biridir.

Hac, kelime olarak ‘kastetmek, yönelmek’ anlamına gelir.

Dini bir terim olarak hac: “Her müminin gitmeye güç yetirdiğinde belirli bir zamanda ihrama girdikten sonra Arafat’ta vakfe yapmak, Kabe’yi tavaf ederek ziyaret etmek ve diğer bazı vecibeleri yerine getirmekle gerçekleştirilen, özel bir mekanı ve zamanı olan ibadettir.”


Hac yüce Allah’ın emri, İslam’ın beş şartından biridir.

وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً

"…Gücü yetenlerin haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır" (Al-i İmrân 97)
وَأَذِّن فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ

"İnsanların arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler" (Hac 27)


Hac bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur.” (Bakara 197)
Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

مَنْ حَجَّ لِلَّهِ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ

"Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, annesinin onu doğurduğu günkü gibi (günahlarından arınmış olarak hacdan) döner." (Buhari)

Bu hadisten de anlaşılacağı gibi hac Müslümanlar için büyük bir fırsattır. Hatta hayatının dönüm noktasıdır da denilebilir.


الْحُجَّاجُ وَالْعُمَّارُ وَفْدُ اللَّهِ إِنْ دَعَوْهُ أَجَابَهُمْ وَإِنِ اسْتَغْفَرُوهُ غَفَرَ لَهُمْ

"Hacılar ve umre yapanlar Allah'ın elçileri dir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, Ondan bağışlanma dilerlerse onları bağışlar" (İbn Mace)


"الْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلاَّ الْجَنَّةُ

"Makbul bir haccın mükafatı ancak cennettir." (Müslim)
Ey insanlar, Allah size haccı farz kılmıştır, haccediniz.” (Müslim)
İslâm beş temel esas üzere kurulmuştur. Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, hac yapmak ve ramazan orucu tutmaktır.” (Buhari, Müslim)
HACCIN TARİHÇESİ

İbrahim a.s ve oğlu İsmail a.s, Allah Teâlâ’nın emri ile önce Kâbe’nin temellerini yükseltir ve inşasını tamamlarlar sonra da İbrahim a.s haccı ilan etmekle görevlendirilir. İbrahim a.s ve İsmail a.s haccederler.

Hz. İbrahim’den a.s sonra gelen peygamberler ve ümmetleri de Kâbe’yi ziyaret ederek haccederler. Fakat sonradan insanlar hak dinden uzaklaşırlar ve putlara tapmaya başlarlar. Böylece Hz. İbrahim’in a.s öğrettiği şekil insanlar tarafından bozulur.

Kabe’nin içini dışını putlarla doldurmuşlar, onlara tapmışlar, elbisesiz olarak tavaf etmeye başlamışlardı. Bu durum İslâmiyet’in doğuşuna kadar devam etmiştir.

İslâm’ın gelişi ve Mekke’nin fethi ile Kabe putlardan her türlü şirk unsurundan temizlenmiş, hac Hz. İbrahim’in gösterdiği şekle geri dönmüştür. Asr-ı saadetten günümüze kadar bozulmadan gelen hac ibadeti, kıyamete kadar da hiç bozulmadan devam edecektir.
HAC HER SENE Mİ?

Ebu Hüreyre hazretleri (r.a.) anlatıyor: “Bir gün Resûlullah (s.a.v.) bize şöyle hitab etti:

Ey insanlar, size hac farz kılınmıştır. Şu halde haccedin” Cemaatte bulunan bir adam:

“Her sene mi, Ey Allah’ın Resulü?” diye sordu. Resulullah (s.a.v.) cevap vermedi. Adam sorusunu üç kere tekrar etti. Bunun üzerine:

Ben sizi bıraktıkça siz de beni bırakın. (Madem ki sustum, niye sormada ısrar ediyorsunuz?) Şayet “Evet!” deseydim, her yıl haccetmek vacib olurdu ve buna güç yetiremezdiniz. Şunu bilin ki, sizden öncekileri helâk eden şey, çok sual sormaları ve peygamberleri hakkında ihtilâflarıdır. Size bir iş emrettiğim zaman, bunu gücünüz yettiğince ifa edin, bir yasaklamada bulunduğum vakit de ondan kaçının (bu emir ve yasakla ilgili olarak aklınıza gelen her şeyi sormaya kalkmayın!)” (Buhârî, Müslim)
İMKANI OLDUĞU HALDE HAC YAPMAYANIN HALİ

Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:

Kim kendisini Beytullah’a ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemişse onun yahudi veya hıristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur. Zira, Cenab-ı Hakk şöyle buyurmuştur: “Oraya yol bulabilen insana, Allah için Kâbe’yi haccetmesi gerekir.” (Âl-i İmrân 97). [Tirmizî]

Hadiste, hac yapmaya yetecek maddî imkânı olup da hacca gitmeyenler çok ağır bir üslupla kınanmıştır. Âlimler, bu ifadenin korkutma için olduğunu söylemişlerdir.

Haccı terk edenlerin Ehl-i Kitab’a benzetilmeleri, onların da kitaplarıyla amel etmemelerinden ileri gelir.
HAC İÇİN ACELE ETMELİDİR

İbnu Abbas (r.a.) anlatır: “Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

Kim hac yapmak isterse acele etsin. Çünkü olur ki insan hastalanır (bineği) kaybolur, (gitmeye mani) bir iş zuhur eder.” (Beyhaki)

Efendimiz s.a.v bu ibadet için acele davranmamız gerektiğini ifade eder. Zira hac, hem mal hem de bedenen yapılan ibadettir. Yorgunluğu fazladır, meşakkati çoktur, zaman alan bir ibadettir. Hiçbir ibadette bu kadar yorgunluk, meşakkat ve imtihan yoktur.

İnsanı namazdan, oruçtan alıkoyacak engeller çok olmaz, ancak haccın engeli çok olur. Fırsatını bulan hemen değerlendirmeli, bu farzı yerine getirmeli. Allah Teala’nın “evim” dediği, sadece bakmanın dahi sevap olduğu bir Kâbe’ye gelmek için hangi mümin geri durabilir, ilgisiz kalabilir?
HAC VE UMREYİ GÜZELCE YERİNE GETİRMEK

Yüce Allah şöyle buyurur:

Allah için haccı ve umreyi tam olarak yapın.” (Bakara 196)

Hac ve umre günler süren ve yorucu bir ibadettir. Efendimizin s.a.v “Allahım onu bana kolaylatır” dediği, kolaylık istediği tek ibadettir. Bu ibadete başlayanlar daha vazifeleri bitmeden, yorgunluktan dolayı yarıda bırakmak istiyorlar. Umre tavafını yapıp sa’yini yapmak istemeyenler, ihramlı durmak zoruna gidip ihramını çıkarmak isteyenler oluyor. Bunun için Allah c.c uyarıyor: “Allah için haccı ve umreyi tam olarak yapın.”

Kişi demelidir ki: “Şartını, sünnetini, edebini güzelce koruyarak bu manevi ticaretten en fazla nasıl kârlı dönerim?” Yarıda bırakmanın değil güzelce tamamlamanın hesaplarını yapmalıdır.
HAC VE UMRE CİHADA DENKTİR

Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, seninle cihad etmek üzere biz de sefere çıkmayalım mı? Zira ben Kur’an’da cihattan daha faziletli bir amel göremiyorum.” Efendimiz (s.a.v.) şu cevabı verdi:

Hayır, ancak, cihâdın en faziletli ve en güzeli hacc-ı mebrürdur.” Hz. Aişe der ki: “Bunu işittikten sonra haccı hiç bırakmadım.” (Buhârî, Nesai)
Ebu Hureyre (r.a) den rivayet edildiğine göre Efendimiz(a.s)’e;

“En üstün amel hangisidir?” diye soruldu.

Peygamber efendimiz: “Allah’a imandır” buyurdu. Sonra nedir? Denildi:

Allah yolunda cihad etmektir” cevabını verdi. Sonra hangisidir? diye soruldu:

Mebrur (kabul edilmiş) Hacdır” buyurdu. (Müslim)
"İslam, hicret ve hacc, geçmişin günahlarını yok eder!" ( Müslim)
İbn Mace’deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe r.a der ki:

“Ey Allah’ın Resulü, kadınlara da cihad var mı?”

Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki Hacc ve umredir” (İbn Mace)
Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hacc ve umredir.” (Nesâî,).


Hac ve umre cihatla kıyaslanarak bu ibadetlerin zorluğu ve mücadele gerektiği anlaşılmaktadır.

Birine “Savaşa gideceksin” dense nasıl hazırlık yapar, muhtemel zorluklara zihnen ve bedenen hazır olur, yatıp uyumayacağını, keyif sürmeyeceğini bilir. Aynı şekilde hac ve umreye giden de böyle hazırlıklı olmalıdır.

Hadiste haccın cihad olarak vasıflanması, hacda karşılaşılan meşakkatler sebebiyle bir nevi nefis mücadelesi yapılmasındandır.
Rasulullah (a.s.) Efendimiz, Uhud harbi dönüşünde, etrafındakilere:

Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.” buyurdu. Ashab: “Ey Allah’ın Resulü, büyük cihad nedir?” diye sorunca, şu cevabı verdiler:

En büyük cihad, nefisle yapılan cihattır.” buyurdu. (Beyhaki)

HAC VE UMRE GÜNAHLARI TEMİZLER

İbnu Abbâs (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

Hacla umrenin arasını birleştirin. Zira bunlar tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlemesi gibi günahları temizler.” (Nesâî, İbnu Mâce)
Mebrur (kabul olmuş) bir haccın karşılığı ancak cennettir.” (Tirmizî)

Körüğün demirdeki pisliği temizlediği gibi hac ve umrenin de kişiyi temizlediği ifade ediliyor. Buradaki teşbih dikkat çekicidir. Körük demirdeki pisliği basit bir üfürme ile değil, ciddi bir yakma ile temizlemektedir.

Hacc ve umre ibadetinde, gerçekten nefsi alev alev yakan, temizleyen çeşitli ateşler, sıkıntılar var: Maldan harcamalar, açlık, susuzluk, yorgunluk, uykusuzluk… Bunlara sırf Allah rızası için sabırla katlanmış olanlar tertemiz olacaktır.
HAC VE UMRE GÜNAHLARI ÖRTER, KİŞİYİ CENNETE KOYAR

Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

Bir umre, diğer umreye arada işlenenler için kefarettir. Hacc-ı Mebrûr’un (kabul edilmiş haccın) karşılığı cennetten başka bir şey olamaz!” (Buharî, Müslim)

Bu ibadetleri ve ayrıcalıkları başka beldelerde bulmak mümkün değildir. Umre ve hac burada yapılır. Başka memleketlerde ne yapılırsa yapılsın umreci ve hacı olunmaz. Bolca umre yaparak aradaki günahları eritmeli.

Dikkat etmeli ki hadiste “haccın karşılığı cennettir” denmiyor, “mebrur (kabul edilmiş bir) haccın karşılığı cennettir” deniyor. Haccımızın mebrur olması için çok gayret göstermelidir. Bu kolay değildir, sabretmeden, gayret etmeden, çalışmadan ulaşılmaz.
ONLAR ALLAH’IN (C.C.) ELÇİLERİDİR

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

Hacılar ve umre yapanlar, Allah’ın ziyaretçileri ve ona gelen elçileridir. O’ndan istediklerinde onlara verir, istiğfar ettiklerinde onları affeder, O’na dua ettiklerinde dualarına karşılık verir. Birisi için şefaat ettiklerinde şefaatleri kabul edilir.” (İbnu Mace; İbnu Hıbban; Beyhaki)
İbnu Ömer (r.a.) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

Allah yolunda cihad eden, hacceden ve umre yapan Allah’ın elçisidir. Çünkü Allah bunların yapılmasına kulları davet etti, onlar da icabet ettiler. Buna mukabil onlar da O’ndan (dilediklerini istediler), Allah da onlara istediklerini verdi.” (İbn Mace)


ONLARIN DUASI KIYMETLİDİR:

Hac veya umreye giden kişilerden dua almak ve dualarına kendisini de ortak etmesi için ricada bulunmak sünnettir. Nitekim umre yapmak için izin isteyen Hz. Ömer’e (r.a.), Resul-i Ekrem (s.a.v.):

Kardeşçik! Duanda bana da yer ayırır mısın?” “Kardeşciğim! Bizi de duadan unutma!” buyurmuştur. (Ebu Davud; Tirmizi) Hz. Ömer der ki:

“Bu öyle bir dua isteğiydi ki, karşılığında bana dünyalar verilseydi hiç bu kadar sevinmezdim.” (Ebu Davud, Tirmizi)

Hac ve umre, günler boyu süren bir ibadettir. Namaz, oruç, sadaka, bütün ibadetler kısa zaman içinde yapılır, ancak hac ve umre öyle değildir. İnsan evine dönene kadar ibadet halindedir. Onun için duası kıymetlidir.
HAC MÜMİNE NELER KAZANDIRIR

1 - Hac, ibadete yönlendirir.

2 - Hac, zorluklara karşı dayanma gücü kazandırır.

3 – Hac, mahşer gününü hatırlatır.

4 - Hac, İslam kardeşliğini pekiştirir.

5 - Hac, günahlara kefaret olur.



6 - Müslümanlar arasında istişare, tanışma ve muhabbete vesile olur.
HACCIN DİĞER İBADETLERDEN FARKLILIKLARI

  • Haccın dışındaki ibadetler, namaz ve oruç gibi ya yalnız bedenle yapılan yahut zekât gibi yalnız mal ile yapılan ibadettir. Hac ise hem mal hem de bedenle yapılan bir ibadettir.

  • Diğer ibadetler her yerde yapılabilirken hac, ancak belli yerde Mekke-i Mükerreme’de yapılabilmektedir. Bunun için dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan ve hali vakti yerinde olan müslümanlar bu ibadeti yapmak için Mekke-i Mükerreme’ye gelmek zorundadırlar.

  • Haccın diğer ibadetlere göre bazı zorlukları vardır. Çünkü bu ibadet, pek çok insanın alışkın olmadığı, iklim şartlarını yaşamadığı bir yerde yapılmaktadır. Bunun içindir Peygamberimiz, hiçbir ibadeti yapmak için Allah’tan yardım dilemediği halde hacca niyet ederken

  • Allah’ım, hac yapmak istiyorum, bunu bana kolay kıl ve kabul eyle.” diye dua etmiştir. (el-Mebsut, Menasik) Dolayısıyla bu manevi yolculukta zorlukların olacağı Efendimiz tarafından vurgulanmıştır. Kutsal beldelerde yaşananlara baktığımızda, memleketimizde karşılaşmadığımız çok değişik olaylar ve imtihanlarla karşı karşıya kalıyoruz.

Hac Allah’ın emri olduğu için yapılır. Bununla beraber bütün ibadetlerde olduğu gibi hac ibadetinde de insanlar için pek çok yararlar vardır.
MEKKE’DE HACIYI NELER BEKLEMEKTEDİR?

Hac ibadeti Mekke’de yapılır. Burada kişiyi bir çok manevi güzellikler bekler:

  • Orada Allah Zülcelal hazretlerinin evi olan Ka’be var.

  • Asırlardır eksilmeyen, acıkana yemek, susayana su, hastaya şifa, her derdin ilacı Zemzem var

  • , Hz. İbrahim’in üzerine basıp Kabe’yi inşa ettiği, Allah Teala’nın Kur’an’da övdüğü, Cennet yakutlarından olan Makam-ı İbrahim var

  • Hazreti Resulullah’ın s.a.v öpüp gözyaşları döktüğü, selamlayana ahirette şahitlik edecek Hacer-ül Esved var.

  • Duaların kabul edildiği, Peygamberlerin dua makamı olan Mültezem var.

  • Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in a.s metfun olduğu, Kabe’nin içi sayılan Hicr-i İsmail var.

  • Hz. Hacer annemizin azmini ortaya koyduğu, teslimiyeti en üst seviyede yaşadığı, Rahmeti İlahiye’ye kavuştuğu Safa Merve tepesi var.

  • Bire yüzbin sevabın verildiği MESCİD-İ HARAM var.

  • Vahyin indiği, Hazreti Peygamberin (s.a.v) tefekkür mekanı Hira Nur dağı var.

  • Allah Resulü’nü (s.a.v) hicrette saklayıp himaye eden, kendisinde üç gün ağırlayan Sevr dağı var.

  • Gözyaşlarının oluk oluk aktığı, mahşerin sembolü, günahların bağışlanıp anasından doğduğu günkü gibi tertemiz kılındığı Arafat var.

  • Ümmetin hepsi bağışlanıp, Şeytanın “mahvoldum” diyerek başına topraklar saçtığı Müzdelife var.

  • Şeytanın taşlandığı, teslimiyetin sembolü, ikram ve ihsana kavuşma yeri olan Mina var.

  • Müminlerin annesi, Hazreti Peygamberin ilk ve biricik eşi, gözbebeği Hazreti Hatice’nin, oğulları Abdullah ve Kasım’ın (r.anhüm) metfun bulunduğu Cennet-ül Mualla var.

  • Efendimizin s.a.v ayak izleri, hatıraları var.

  • Beldelerin anası, en güvenilir, sevabı en çok, Fahri Kainat’ın (s.a.v) alemi şereflendirdiği, dünyaya geldiği şehir MEKKE-İ MÜKERREME.


MEKKE NASIL BİR ŞEHİR?

Peygamberimiz (a.s.); Mekke'yi fethinin ikinci gününde irad ettiği hutbesinde şöyle buyurmuştur:



"Ey insanlar! Şüphe yok ki, Allah, göklerle yeri, Güneş'le Ay'ı yarattığı gün, Mekke'yi de haram ve dokunulmaz kılmıştır. (Buhari)

Burası, Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı bir bölgedir. Kıyamet gününe kadar da, haram ve dokunulmaz olarak kalacaktır. Mekke'yi haram ve dokunulmaz kılan Allah'tır (c.c). Allah'a c.c ve âhiret gününe inanan kimseye, Mekke Hareminde kan dökmek, ağaç kesmek, helal olmaz” (Ahmed)
Ayyâş İbnu Ebi Rebî’a el-Mahzûmî r.a anlatıyor: “Resûlullah s.a.v buyurdular ki:

Bu ümmet, şu haram yerlere hakkı olduğu hürmeti gösterdiği müddetçe hayır üzere devam eder. Bu hürmete riayet etmediler mi helâk olurlar.” (İbn Mace)


Beldelerin anası:

Mekke’ye “ümmü-l kura/beldeleri aslı, anası” denmiştir. Çünkü o, yeryüzünde ilk yaratılan yerdir. Sonra yeryüzü onun altından döşenmiştir. Mekke, ilk yaratıldığı için ona “ümm/ana, asıl” denmiştir.

Yüce Allah şöyle buyurur:

İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.” (En’am 92)


Mekke inananların ana vatanıdır. Dünyada ilk yaratılan kara parçası orasıdır, Hz. Havva annemiz ve Hz. Adem a.s babamız burada yaşamışlardır. Efendimizin s.a.v hanımları (r.a) oralıdır, onlar da bizim annelerimizdir. Yüce Allah şöyle buyurur:

Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır.” (Ahzab 6)

Kişi anavatanında rahat eder. Ayrıca o beldeleri Allah c.c “emin belde” diye adlandırmış.

Oraya kim girerse, güven içinde olur” Al-i İmran 97


Peygamberimizin (s.a.v) mekke‘ye olan sevgisi:

Resûli Kibriya Efendimiz, doğup büyüdüğü mekke’den ayrılırken şehre ve şöyle dedi:



"Sen ne hoş beldesin. Seni ne kadar seviyorum! Eğer kavmim beni buradan çıkmaya mecbur etmeseydi, senden başka bir yerde ikâmet etmezdim." (Tirmizi menakıb 3922)

Bunun üzerine, yüce Allah Habibini teselli eden şu âyeti indirdi:

Elbette, o Kur’ân’ın tebliğini üzerine farz kılan Allah, seni yine döneceğin yere (Mekke’ye) döndürecektir!” (Kasas 85)
Mekke’ye giden kişi sıradan bir yere değil, Allah’ın evine gitmektedir.

Gittiği şehir, şehirlerin anası, en hayırlı beldedir.

Buraya gelenler yolculuğunun başından sonuna en üst seviyede edep ve hürmet içinde olmalıdır.

İnsan edebi korudukça nefsi uslanır. Hac ve umrede edebe ne kadar dikkat edilirse nasibi o kadar çok olur.

Bir hasta röntgen çekilirken yada göz muayenesi olurken kıpırdamadan, gözünü bile kırpmadan durur, yoksa tedavi gerçekleşmez. Bu beldenin yolcusu da son derece edepli ve dikkatli davranmalıdır.
Mekke Rabbimizin “emin, güvenilir…” dediği, övdüğü müstesna bir yerdir:

Oraya giren emniyette olur” (al-i İmran 97)

İbrahim a.s demiştir ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, (İbrahim 35)

Allah’ın c.c “Evim” dediği Kâbe oradadır. Yüce Allah’ın c.c “Evim” dediği başka yer yoktur:

Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” (Bakara suresi 125)

Artık hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur.” (Bakara 197)


MEDİNE’DE HACIYI NELER BEKLER?

  • Alemlere Rahmet olan, Fahr-i Kainat RESULULLAH MUHAMMED MUSTAFA sallallahu aleyhi vesellem var bu şehirde.

  • Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) yanı başında can yoldaşı, biricik arkadaşı, sırdaşı Hazreti Ebubekrissıddık (r.a) var. Yanı başında şeytanın bile kendisinden korktuğu, hak ile batılı ayırt eden, adalet sultanı Hazreti Ömer (r.a) var.

  • Müminlerin iki rekat namaz kılmak için birbiri ile yarıştığı cennet bahçesi olan Ravza-ı Mutahhara var.

  • Bire bin sevabın verildiği Hazreti Resulullah’ın s.a.v mescidi, MESCİD-İ NEBEVİ var.

  • Hazreti Resulullah’ın s.a.v namaz kıldırdığı mihrabı, hutbe okuduğu minberi, “beni neden bıraktın?” diye ağlayan Hurma Kütüğü var.

  • Hazreti Aişe annemiz başta olmak üzere Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) kıymetli eşlerinin, annelerimizin, edep timsali Hazreti Osman’ın, kızları Hazreti Fatıma’nın, Hazreti Zeyneb’in, Hazreti Rukiyye’nin, Hazreti Ümmü Külsüm’ün, oğlu Hazreti İbrahim’in, torunu Hazreti Hasan’ın, amcası Hazreti Abbas’ın, halaları Hazreti Safiyye ve Hazreti Atike’nin ve onbinlerce ashabın (radiyallahü anhüm) kabirleri, Cennet-ül Baki’ kabristanı var.

  • Kardeşlik örneği sergileyip, kıyamete kadar gelecek insanlara “işte kardeşlik böyle yapılır” mesajını veren Medineli Ensar’ın şehri. Orası, adı Yesrib iken, peygamber şehri, temiz şehir, nurlu şehir manasına gelen MEDİNE-İ MÜNEVVERE’DİR.

  • İslamiyet dünyaya oradan yayılmış, Kur’an’ın pek çok ayeti orada inmiştir.

  • Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) hicret yurdu, Mekke’deki düşmanlarından kurtulduğu, halkının kendisini kucakladığı şehir.

  • Fahr-i Cihan’ı s.a.v hicret yolunda, hasretle bekleyenlerin, kavuştukları zaman ise “Taleal bedru aleyna-üzerimize dolunay doğdu” deyip kadın erkek, çoluk çocuk sokaklara dökülen, sevinç çığlıkları atan, bizim evimizde misafir ol diye birbirleri ile yarışanların şehri. Halkı Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) hemşehrisi, ziyaretçileri de O’nun s.a.v misafirleridir.

  • Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) kendisini sevdiği, onun da Hazreti Resulullah’ı (s.a.v) sevdiği, Hazreti Hamza’yı, Hazreti Mus’ab bin Umeyr’i, Hazreti Abdullah bin Cahş’ı ve yetmiş şehidi bağrında taşıyan Uhud var.

  • Kıblenin Ka’be’ye çevrildiğini bildiren ayetin indiği, Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) namazın yarısında yüzünü cemaati ile beraber Mescid-i Harama doğru döndüğü Mescid-i Kıbleteyn var.

  • İnkarcıların arkalarına bakmadan kaçtıkları Hendek var.

  • İki rekat namazın bir umre sevabına denk geldiği, takva üzere kurulu, Hazreti Resulullah’ın (s.a.v) inşasında taş taşıdığı Kuba Mescidi var.


MEDİNE NASIL BİR ŞEHİR?

Efendimiz (s.a.v) hicretten önce şöyle buyurdu:

Yüce Allah, onları (Medineli Ensarı) size kardeş yaptı ve Medine’yi size emniyet ve huzur bulacağınız bir yurt kıldı!” (İbn Hişam Sire)
Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

O Medine, gerçekten temizdir. Ateşin gümüşteki kirleri temizlediği gibi Medine kişiyi temizler.” (Müslim)


Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalatu vesselam Medine’yi şu şu yer arasında kalan kısımlarıyla haram ilan etti:

Kim bu haramı ihlal edecek bir davranışta bulunursa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah Kıyamet günü o kimseden ne farz ne nafile kabul etmesin” (buyurdu). (Buhari, Fezailu’l-Medine 1, İ’tisam 6; Müslim, Hacc 462, 463,464, (1365, 1366, 1367)
Resûlullah aleyhissalatu vesselam (Medine’nin dışına doğru) yürüdü. Önünde Uhud görünmüştü:

Bu dağ var ya, o bizi çok seviyor, biz de onu seviyoruz” buyurdular. Medine’ye yönelince de:

Ey Allahım! Hz. İbrahim Mekke’yi haram kıldığı gibi, ben de (Medine’yi) iki dağı arasıyla haram kılıyorum. Allahım, (Medine halkını) müdd ve sa’larınla mübarek kıl” buyurdular. (Buhari, Fezailu’l-Medine 6; Müslim, Hacc 462, (1365)
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

Medine’nin sıkıntı ve meşakkatlerine ümmetimden sabır gösteren herkese, Kıyamet günü şefaatçi ve şahid olacağım.” (Müslim, Hacc 484, (1378); Tirmizi, Menakıb, (3920)


İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

Medine’de ölmeye muktedir olan orada ölsün. Zira ben, orada ölene şefaat ederim.” (Tirmizi, Menakıb, (3913)


HACCA NİYETLENEN KİMDİR?

  • Hacca gidecek olan kişi Yüce Mevla’nın davetine, Hz. İbrahim’in (a.s) çağrısına, Hz. Muhammedin (s.a.v) tebliğine “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk… “Buyur ey Rabbim her şeyimle senin davetine geldim…” diyerek icabet edendir.

  • Hatalarına, yanlışlarına, aşırılıklarına “geri dur” deyip, Ata’dan, Yar’dan, Diyar’dan geçerek gönlünü ve bedenini Rabbine, O’nun rahmetine çevirendir.

  • Günahlardan kurtulup, anasından doğduğu gibi tertemiz olmaya gitmektedir.

  • Bir’e yüzbin mükafatın verildiği, rahmetin oluk oluk yağdığı, beldelerin anası, anavatanımız Mekke’ye Medine’ye ulaşmaya çalışandır.

  • Günde beş sefer, kilometrelerce uzaktan yönümüzü çevirdiğimiz, ama ulaşamadığımız Kabe’ye varmaya, etrafında pervane gibi dönmeye, Ravza’ya varıp secdeye kapanmaya gayret edendir.

  • Yeryüzündeki evlerin en şereflisine, Rabbimizin “evim” dediği beytine varmaya, Habibinin (s.a.v) “cennet bahçesi” dediği Ravza’ya varmaya, Allah ve Resulü’ne misafir olmaya niyetlenendir.

  • Hac adayı, en hayırlı yolculuğa çıkan en kıymetli yolcudur, çünkü Azamet sahibi Allah’ın (c.c) evine, O’na misafir olmaya gidendir,

  • “Her kime Kâbe nasib olsa, Hüda rahmet eder. Her kişi sevdiğini, Hânesine davet eder.” Kendisi de oraya gelen her ziyaretçi de, rengi, dili ne olursa olsun, Rahman’ın (c.c) misafirliğine gidendir,

  • İnsanları üzmenin Mekke-i Mükerreme’de Allah Teala’yı, Medine-i Münevvere’de de Hz. Resulullah’ı (s.a.v) üzmek olacağını bilendir,

  • “Sakın terk-i edepten, kûy-ü mahbub-u Hüdadır bu.

Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa'dır bu” diyen Nabi’nin öğüdünü hatırından çıkarmayandır

  • Her insana nasip olmaz oralara varmak, Rahman’a misafir olmak. Ardında henüz gelmesine izin verilmeyen milyonlarca gözü yaşlı müslümanın olduğunu düşünerek gidendir

  • Hacca gitmeye kendisine izin verildiği için haline şükreden, kendinin buna layık olduğunu, hak ettiğini düşünmeyendir. Layık olmadığı halde Ka’be’sine varmayı, Habib-i Edib’ini (s.a.v) ziyaret etmeyi Rabbi’nin kendisine lütfettiğini için hamd edendir,

  • Kutsal beldelere ulaşmanın şükrü olarak gece gündüz ibadete koşmanın, vaktini boşa geçirmemenin, malayaniye dalmamanın önemini bilendir.





Yüklə 69,76 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə