İsmail arabaci kiMDİR



Yüklə 2,91 Mb.
səhifə33/59
tarix31.10.2017
ölçüsü2,91 Mb.
1   ...   29   30   31   32   33   34   35   36   ...   59

TİMURLULAR VE TÜRKMENLER

Padişah Timur'un aslı Türk-Moğol han ve beylerinden idi. O önce Maveraünnehir'e sonra Harezm'e boyun eğdirmişti. Timurlular Devleti'nin merkezi Semerkant idi. 1381 yılında Timur'un ordusu, Merv'e ve Nesa (Nusay) vilayetlerine doğru yönelmişti. Yerli hakimler hiçbir karşılık göstermeden Timur'a boyun eğerek tâbi oldular. Ama Doğu Türkmenistan'da, Timur'a karşı koyma hareketleri görülmüştü. Bunun için 1382 yılında Timur ikinci kez sefer düzenlemiştir. Ama bununla da halkın karşı koyması engellenememiştir. Halkın hareketlerinin bastırılamaması 1384 yılında Timur'a tekrar askerî bir sefer düzenlemek için bahane teşkil etmiştir. Bun­dan sonra, Saragh (Serahs), Abivert, Nusay ve Durun gibi şehirler ona boyun eğmişlerdir. Moğollar gibi Timur'da işgal ettikleri yerleri yağmalamıştır. Esir alınanların gücü ve başarıları Semerkant'ı imar etme işinde kullanılmıştır. O topraklarda, güzel olan bazı abidevî binalar inşa edilmiştir.

Timur'un gazabının hissiyatıyla, Hindistan'ın ikinci başbakanı olan Djavaharla Nehru şöyle yazmıştır: "Onun esas hevesi insan kellesinden piramit kurmaktı." Evet bu hakikat da bir merhamet vardır. Bir defasında o iki bin adamı sağ olarak kerpiç duvarın içine koyarak taş ve sıva ile sıvattırıp "kale burcu" yaptırmıştım diye gururlanmıştır. "Orta Asya'da çok sayıda şubesi olan ordulardan ve fatihlerden dördü, halen daha hatıralardadır. Onlar, İskender veya Aleksandr Makedonskiy, Sultan Mahmut, Cengizhan ve Timur"dur denilmektedir.

Timur, Orta Asya'da hâkimiyeti ele almakla yetinmemiştir. O, İran'a, Hindistan'a, Kafkasya'ya ve Anadolu'ya birçok kez yağma akınları düzenlemiştir. Timur'un ordusunda Türkmen atlıları da mecburî olarak kulluk yapmışlardır.

Timur'un devleti, büyük toprakları kendi topraklarına dahil etmiştir. Ama bu devletin iktisadî temeli yoktu. 1405 yılında, Timur öldükten sonra, onun oğulları Miranşah ile Şahruh'un arasında miras konusunda mücadele başlamıştı. Şahruh (1405-1447 yıllarında) Horasan'ı idare etmeye başlamıştır. Timurlular Devleti'nin merkezi Semerkant'tan, Afganistan'ın Herat şehrine taşınmıştır. Şahruh, Timur gibi büyük askerî seferler düzenlememiştir. O memleketinde tarımı, ticareti, ve şehirleri geliştirmek için birçok şey yapmıştır. Kanalların kazılması ve hendeklerin düzenlenmesi gibi mühim işler de yaptırmıştır.

Timur ve Timurlular devrinde feodallık hükmünün esası olan derebeylik sistemi geliştirilmiştir. Bütün bölgeler ve vilâyetler miras hükmünde verilmiştir. Bu miras verme işi "Suyurgal" diye adlandırılmıştı. Suyurgal sahibi, yerli halkı tespit edip vergiye tâbi kılmıştır. Şahruh'un ölümünden sonra Timurlu şehzadesi Ebul-Kasım Babür, Horasan'ın idaresinde bulunmuştur. O, Nusay ve Yazır vilâyetlerini kendine boyun eğdirmiştir. Bu devirde Enev Mescidi gibi bazı büyük mimarî imaretler inşa edilmiştir. Ama şehirler, köyler ve güzel imaretler hiçbir zaman Moğolların saldırısından önceki durumuna ulaşamamıştır. Timurlular devrinde halkın durumu ağırlığını korumuştur. Uzun süren savaşlar, göçebe boyların sık sık yağma akını yapmaları, halkı büyük ızdıraplara duçar etmiştir.

Türkmen boyları siyasî yönden dağınık idiler. Bunun için de onlar bağımsız devlet olamadılar. Türkmenlerin etnik birliği tek bir soydan oluşmamış, bunun yanı sıra çeşitli boyların birleşmesinden bir araya gelmişlerdir. Türkmen halkının meydana gelmesinde sadece konar-göçer Oğuz-Türk boyları etkili değildir. Bunun yanı sıra yerleşik ahalinin de rolü çoktur.

11-12. asırlarda, Türkmen halkının maddî yönden kemalâta erişmesinden başka dil, yaşayış ve medenî yönden de ilerlemeler kaydedilmiştir. Orta çağlarda yaşayan Türkmenlerin diline Fars dilinden çok sayıda kelime girmiştir. Ama 13-15. asırlardaki durum biraz daha değişmiştir. Türkmen dilinde Farsça kelimeler yavaş yavaş azalmaya başlamıştır. Bunun tersine Türkmen dilinin sözlük birliği daha çok zenginleşmiştir. Önceden Türk-Oğuz boyları çok fazla ihtilaf içinde bulunsa da zamanla kendilerini Türkmen diye adlandırma istekleri bir hayli artmıştır. Doğu Türkmenistan'ın topraklarında Yazır, Bayat, Sancar gibi Türkmen boyları yaşamaktadırlar. Birçok şehirde, köyde konar-göçerler ve ziraat ile uğraşan yerli boylar birbiriyle karışık olarak yaşamaktadırlar. Onların dili de, yaşayışı da, medeniyeti de birbirininkine karışmıştır. Nohurlular, Mürçeliler, Enevliler ve Mehinliler gibi Türkmen boyları bu şekilde meydana gelmişlerdir. Demek ki Türkmen halkı sadece bir boydan meydana gelmemiş çeşitli boyların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. 13-15. asırlarda Türkmenlerin birçok boyu kuzeyde, Üstyurt'ta ve Mangışlak'da yaşamışlardır. Bu boylar birbirleri ile karışmışlardır. Netice olarak yine kardeşlik karışmalarında yeni feodal birleşmeler meydana gelmiştir. Bundan dolayı, uruğ-boy ayrımı yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştır. 14-15. asırlarda Türkmen halkı tamamen gelişimini tamamlamıştır.

Selçuklular Devleti'nin ve Harezm şahlarının geniş topraklarda hüküm sürmeleri, ticaret yollarının, şehirlerin ve kervansarayların gelişmesini sağlamıştır. Türkmenistan'ın bugünkü topraklarında Dehistan, Şehristam, Nusay, Abviret, Saraght, Köne Mari, Amul, Ürgenç gibi büyük ticaret ve sanat merkezi olan şehirler çok sayıdadır.

Moğolların istilâsı halkın medeniyetinin ve sanatının gelişmesine büyük zarar vermiştir. Birçok şehir ve oba (köy) yağmalanmıştır. Timurlular devrinde şehirleri, obaları, mimarî imaretleri güzelleştirmekle ilgili birçok iş yapılmıştır. Ama hiçbir zaman için Moğolların bu memleketleri istila etmesinden önceki duruma ulaşılamamıştır.


Yazan: Dr. Egen Atagarriyev, Tarihte Kalan İzler, Aşkabat, 1989, s. 29-40

Çeviren: Musatafa KALKAN. Niğde Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği Bölümü Öğretim Görevlisi.



TÜRKMEN HALKI
Türkmenistan’da bugün yaşamakta olan Türkmenler esas itibariyle 9. yüzyılda Salır, Kınık, Yazır, Kayı, Bayat boylarından oluşan Oğuzlardan gelmekle beraber, Türkmen medeniyetinin oluşmasında bu topraklarda hüküm sürmüş olan Massagitler, Dahlar, Parfiyalılar, Alanlar, Sakalar ve Hazarlar gibi bir çok kültür ve halkın etkisi olduğu kabul edilmelidir. Nitekim, bugünkü Türkmen kültüründe binlerce yıldan bu yana süzülen rengarenk kültür unsurları bulunmaktadır.

Türkmen etnik adının 7. yüzyıldan itibaren ortaya çıktığı, ancak halk olarak bu adın kullanılmasının 10. ve 11. yüzyıllarda başladığı bilinmektedir. Türkmen sözcüğünün anlamı için çeşitli yorumlar yapılmıştır. Avrupalı tarihçiler Türkmen adını “Saf kanlı Türk” olarak nitelendirirken, Türk tarihçileri “Özen Türk” yanı “Türk halklarının kökü” diye değerlendirmektedirler. Arap kaynaklarının ifadesine göre, Müslüman olmayan Oğuzlar, Müslüman olan Oğuzlara “İnançlı Türk” anlamına gelen “Türk-iman” adını vermişler. Bu da zamanla “Türkmen” şekline dönüşmüştür.

Türkmen adı bugün dar manada Türkmenistan Cumhuriyetinde, İran, Irak, Afganistan, Suriye ve Türkiye’deki bazı Türk boylarına mensup olanlar için kullanılmaktadır.

Türkmenler, Azerbaycan ve Türkiye ile birlikte, Türk dilinin Oğuz Türkçesini dil olarak kullanmaktadırlar.

Oğuzlar Merkezî Orta Asya’nın güneyi olan Türk halklarının en sonuncusudur. Onlar Türkmen ve birçok halklara kendi dilini, kültürünü, adetini veren, İslam dinini kabul eden büyük bir Türk milletidir. Rivayete göre, Oğuzhan çok yıl yaşamış, çok ülkeleri fethetmiştir. Onun altı oğlu olmuş ve her birisinin de dört oğlu olup, 24 torunu olmuş.

Oğuzhan’ın nesil ağacının şeması:

 

    Kayı          Yazır          Avşar            Bayındır       Salır            İğdir



    Bayat        Döğer         Kızık             Beçene         Eymir          Büğdüz

    Alkaevli     Dodurga     Beğdili          Çavuldur       Alayontlı     Yiva

    Karaevli   Yaparlı       Karkin          Çepni            Üreğir          Kınık
Oğuz han’ın 24 torununun her biri Oğuz boylarından birer boya başı olup, adlarını vermişlerdir.

Türkmen halkının etnik yapısında 24 Oğuz boyundan 12’sinin ismini bulabiliyoruz. Kayı, Bayat, Yazır (karadaşlı), Dodurga, Avşar, Karkin, Bayındır, Çovdur, Salır, Eymir, İğdir ve Yiva.

Moğollardan sonraki Türkmenler her ne kadar farklı boylarla anılsalar da bir çok meselelerde birlikte hareket etmişler. Hiva’da, Buhara’da, İran’da, Afganistan’da yaşasalar da etnik ayrılıkları söz konusu olmamış.

Türkmenistan’ın Rusya’ya birleştirilmesinin en önemli zararlarından biri de, önce sadece boy ve kabilelere bölünen bir milletin, bir halkın daha sonra sınırlarla birbirinden ayrılmasıdır.



Teke boyu

Büyük Türkmen boylarından biri olan Tekelerin 16. asra kadar tarihi hakkında yazılı kaynaklardan ciddi bir bilgiye rastlanmıyor. Ancak bazı kaynaklara göre, Türkiye’nin Anadolu bölgesine, Harezm ve Saragda yaşayan Tekelerin 13. Asırda göç ettiklerini, Kazak ve Kırgız halklarının oluşumunda “Teke” adlı urug-tayfalarına rastlanmasıyla, teke boyu diğer boylardan daha eskilere dayandığını söyleyebiliriz.

“Teke” adı “Totem”’den ortaya çıktığı söylenir.

Selçuklular devrinde Tekelerin çoğu batıya yönelmişlerdir. Göç etmeyenler ise Kırgızların ve Kazakların himayesine girmişlerdir. Batıya göç eden Tekeler, Altınorda devletinin istilâcı politikalarından dolayı savaşçı ve asker olarak yetişmişlerdir. 15. asırda Altınorda Devleti’nin yıkılışıyla ortaya çıkan karışıklıklardan dolayı Tekelerin çoğu Batı Türkmenistan’a göç etmişler. Tekelerin küçük bir gruptan büyük ve cesur bir boy haline gelmeleri 16. ve 17 yüzyılda olmuştur. 16. yüzyılda Tekelerin yaşadığı bölge olan Uzunboy bölgesinin suyu sık kesilmesi üzerine, Ahal bölgesine göç etmişlerdir. 18. yüzyıla kadar bu bölgedeki halkla savaşmışlar ve hakimiyet kurmuşlardır, 19. yüzyılda da Teke Bölgesine yerleşmişler.  



Ersarı boyu

Büyük Türkmen boylarından biri olan ve Türkmenabat ilinin, nüfusunun çoğunu oluşturan Ersarıların çoğu Türkmenistan’da yaşamaktalar. Aynı zamanda Ersarı boyunun bazı tireleri Özbekistan’da, Tacikistan’da ve Türkiye’de yaşamışlar.

Bazı rivayetlere göre, Ersarı boyu ismini boybaşının adından almakta. 13. asırda Türkmen halkı Moğollar tarafından baskına uğramışlar, Türkmen boylarından, Ersarı boyu bu katliamdan en az zararla çıkan bir boydur.

Göklen boyu

Göklen boyu 17. ve 18. asırlarda tarih sahnesine çıkmışlardır. Bu tarihten önce bu boy hakkında hiç bir bilgiye rastlanılmamaktadır. 19 asırda tek başlarına göç etmeyi bırakmışlar ve o seneler “Gök” adı verilen boyun himayesine girmişler. Türkmenlere ait olan bu Gök boyu sonradan yerleşik devre geçmişler. Başka bir görüşe göre, Göklen boyu ile Gök boyu aynı boy, ancak “-len” eki sonradan eklenmiş. Fars dilinde leng kelimesi “topal” anlamına gelmektedir. Bir rivayete göre bu boyun beyi topalmış ve susuz kalan halkına bir şekilde su bulmuş ve bu “-len” eki bu boy beyinden dolayı sonradan eklenmiş.

Göklenlerin çoğu İran’da yaşamakla beraber, Azerbaycan ve Türkiye’de de yaşadıklarına dair bilgiler vardır. 

Yazır boyu

“Yazır” isminin çeşitli anlamlara geldiği söylenmekdedir. Bir anlama göre: “çok ülkede vali”, “çok il onun ola”, “Halk büyüğü” gibi anlamlar taşımaktaymış.

Ahal’da bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Başkentlerine önce Tak, sonra da Takyazır adını vermişlerdir. Moğol saldırısından sonra, Yazırlar çesitli yerlere dağılmışlardır. Onların çoğunun Anadolu yurtlarına göç ettikleri bilinmektedir. 

Alili boyu

Mahtumkulu Çuvalbagşı gibi büyük halk ozanının çıktığı bu boy çoğunlukla Kaka ve Daşhovuz ilinin Yılanlı ve Lenin ilçelerinde, Türkmenabat ilinde ve Afganistan’da yaşadıkları bilinmektedir. Aslında bu boy Orta Uzboy bölgesinde ortaya çıkmıştır, fakat, 1578 yılında bu bölgedeki susuzluktan ve birtakım huzursuzluklardan dolayı bölünüp Daşoğuz, Türkmenabat ve Buhara’ya dağılmışlardır. Bir rivayete göre de Alili boyu Daşoğuz’a zorla Hiva hanı tarafından göç ettirilmiş. Onlara Gılıçnıyarbay ırmağı kıyılarında yer vermiş. Daha sonra da onların yeni yurduna hem Alilioy hem de Magtımoy diye ad vermişler.



Yomut boyu

Türkmenlerin büyük boylarından biridir. Bu boy Sagadam veya Batı Yomutları ve Daşhovuz veya Kuzey Yomutları diye ikiye ayrılmıştır. Bu boy İran’da da küçük bir grup olarak Yomutlar diye bilinmektedir. “Yom” Türkmence’de “yumak”; bir yere toplanmış ip yumağı, ya da “yumruk” ya da “yuvarlak” anlamlarına gelmektedir. “Yomut” kelimesi de eski Türkçe’de “yığın”, “toplam” anlamlarına gelmektedir. Bundan 2100-2200 yıl önce Türkmenlerin ataları olan Gunlara’da Yomut denildiği söylenmektedir. “Gun” kelimesi de “topluluk” anlamına gelmektedir. Bu boy ismini atalardan alan Günler’den de aldıklarına dair rivayetler vardır.



Türkmen bayrağına bu beş büyük Türkmen boyunun halı motifleri sembol olarak yansımıştır. Bu beş büyük Türkmen boyunun dışında iki büyük, 24 küçük Türkmen boyu daha vardır. Bunlardan Ata, Hoca, Seyit ve Şeyh boylarının seyit oldukları söylenir.
Kaynak: www.geocities.com/turkdunyasi/turkmenistan/turkmenistan.htm

TÜRKMENİSTAN CUMHURİYETİ
Yüzölçümü : 488.100 km2
Nüfusu : 5.000.000
Başkenti : Aşgabat’dır.

Ülke nüfusunun %76 sını Türkmenler, %9 unu Özbekler, %6 sını Ruslar, %2 sini Kazaklar ve %1 ini Tatarlar oluşturmaktadır. Toplam 5.800.000 Türkmen’in, 3.800.000 ni Türkmenistan’da, 1.350.000 ni İran’da, 500.000 ni Afganistan’da ve 150.000 ni Özbekistan’da yaşamaktadır. Burada da görüldüğü gibi İran’da büyük bir Türkmen kitlesi mevcuttur. Bunlar İran’ın Hazar denizi kıyısındaki Türkmenistan’a sınır olan Gülistan eyaleti ile Horasan eyaletinin kuzeybatısında bulunmaktadırlar. İran’ın Horasan eyaletinin kuzeyindeki çöle (Türkmenistan sınırının güneyi) ‘’Türkmen Sahra’’ denilmektedir. Türkmenler, Sünni-Hanefi Müslümanlardır.


Bayrak

Türkmen bayrağına beş büyük Türkmen boyunun halı motifleri sembol olarak yansımıştır.



Harita

İran sınırı boyunca yükselen alçak dağlar (Kopet dağları) ve doğuda Hazar Denizi ile sınırı olan Türkmenistan %80’i dünyanın en büyük çöllerinden biri olan Karakum Çölü ile kaplıdır. Geri kalan %20’lik bölümün %3’ünü ekilebilir alanlar, %63’ünü çayır ve otlaklar, %8’ini ormanlar ve %26’sını diğer alanlar oluşturmaktadır. Denizden yüksekliği 150-300 m arasındadır.

27 Ekim 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Türkmenistan Cumhuriyeti Orta Asya’nın en güçlü devletlerinden biri olma yolunda hızla ilerlemektedir. İran, Irak, Suriye, Anadolu Türkmen boylarına ait olanlar için "Türkmen" deyimi kullanılmaktadırlar. Türkmenler, Türklerin Oğuz soyundandırlar.

Özellikle Safevi Türk hükümdarı Nadir Şah'tan sonra çeşitli kavimlerin saldırılarına uğrayan Türkmenler 1835'ten sonra Merv bölgesine doğru yayılmaya başlamışlardır. 1860'da da Kuşid Han'ın önderliğinde Farsları yenilgiye uğratmış ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. 1873'te Ruslar Hive'yi işgal etmişler ise de, daha sonra yenilgiye uğramışlardır. 1916'da başlayan Türkistan ulusal ayaklanması devam etmiş, 1920'de de Türkmenler Hive'yi geri almışlardır. 1924'te Türkmenistan SSCB’ne bağlı bir Cumhuriyet haline gelmiş ve Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. 7 Ocak 1990 tarihinde ise Türkmenistan’da, seçimler yapılmış, resmi dil Türkmence kabul edilmiş, 22 Haziran 1990 tarihinde Türkmenistan egemenliğine, 27 Ekim 1991 tarihinde de bağımsızlığına kavuşmuştur. Bugün gelişen ekonomisi ve genç nüfusu ile Orta Asya’nın en güçlü ülkelerinden biridir.



Ekonomi
Türkmenistan gerek elektrik üretimi, gerek diğer enerji kaynakları açısından zengin bir ülkedir.
Ülke ekonomisinin temel taşını pamuğun yanısıra doğalgaz ve petrol oluşturmaktadır.
Topraklarının önemli bir kısmı çöl olan Türkmenistan’ın en önemli su kaynağı Amuderya Nehridir. Türkmenistan, Özbekistan sınırı boyunca uzanan Amuderya’dan Karakum Kanalı vasıtasıyla faydalanmaktadır. Sulamanın neredeyse %90’ı, bu kanaldan yapılmaktadır.
Türkmenistan’da üretilen başlıca tarım ürünleri; pamuk, arpa, buğday, mısır, çeltik, susam, kavun, karpuz, üzüm, meyan kökü ve doğal ipektir. Türkmenistan, Orta Asya’da Özbekistan’dan sonra ikinci önemli pamuk üreticisidir. Dünya sıralamasında ise ilk 10 ülke arasında bulunan bu ülkenin pamuk üretimi, toplam tarım sektörünün %70’ini oluşturmakta ve ürünün %20’si işlenmek üzere diğer Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerine ihraç edilmektedir. Ayrıca pamuk ihracından elde edilen gelir, toplam ihracat gelirinin %20’sini oluşturmaktadır.
Bitki örtüsü bakımından fakir olan Türkmenistan, madenler yönüyle oldukça zengindir. Madencilik ve enerji sektörü, sahip olduğu zengin mineral kaynaklar nedeni ile sanayi üretimde önemli bir yer tutmaktadır. Ülkenin işletilebilen başlıca doğal kaynakları; doğalgaz, sodyum sülfat, krom (Karaboğaz Lagunu), sülfür, kurşun, galyum (Gaurdak Bölgesi), bentonit (Oglanlı Bölgesi), brom, iyot (Çeleken, Nebitdağ) ve petroldür.
Ayrıca, önemli miktarda sodyum ve potasyum çıkartılarak, kimya sanayinde kullanılmaktadır. Tuz üretimi madencilik faaliyetleri arasında önemli bir yer tutmakta ve üretimin büyük kısmı kimya sanayinde kullanılmaktadır. Ülkede son yıllarda altın ve platin rezervlerine de rastlanmıştır. Türkmenistan, SSCB’nin en büyük sodyum sülfat üreticisi olmasına rağmen, zamanla bu rezervler tükenmiş ve sodyum sülfat tesislerinin faaliyetleri durdurulmuştur.
Türkiye ile Türkmenistan arasında imzalanan “Ekonomik ve Ticari İşbirliği Anlaşması” uyarınca petrol, maden ve enerji kaynaklarının aranması, çıkarılması ve işletilmesi konularında mutabakata varılmıştır.
Türkmenistan gerek elektrik üretimi, gerek diğer enerji kaynakları, özellikle de doğalgaz açısından zengin bir ülkedir. Ülke ekonomisinin temel taşını pamuk, doğalgaz ve petrol oluşturmaktadır.
Orta Asya Cumhuriyetleri arasında en büyük doğalgaz rezervlerine ve yıllık üretim kapasitesine sahip olan ülke Türkmenistan’dır. Türkmenistan’daki doğalgaz rezervleri, bölgedeki toplam rezervlerin %5’ini oluşturmakta olup, tespit edilen toplam doğalgaz rezervleri yaklaşık 2,86-4,4 trilyon m3 civarındadır. Ancak bağımsızlıktan sonra üretim, ihracat imkanlarının da daralmasıyla yarı yarıya azalmıştır. Üretilen doğalgazın %84’ü ihraç edilmektedir.
Bağımsızlıktan bu yana gaz üretimi 100 milyar m3’lerden, 15 milyar m3’e gerileyen Türkmenistan, 1999 yılında 22,9 milyar m3 gaz üretmeyi başarmıştır.
Doğalgazın ihracatı için Rusya üzerinden geçen boru hattı kullanılmaktadır. Ayrıca, 1997 yılında açılmış olan 200 km’lik, İran ile bağlantı sağlayan sınırlı kapasitedeki bir boru hattı da mevcuttur. Halihazırda Afganistan üzerinden Pakistan ve Hindistan’a gaz naklini sağlayacak bir boru hattı projesinin geliştirilmesi konusunda çalışmalar sürdürülmektedir.
Ülkede bulunan petrol rezervlerinin 1.1 milyar ton (1.7 milyar varil) olduğu tahmin edilmektedir. Bugün yıllık üretim ortalama 5 milyon ton düzeyindedir. Ham petrol, yıllık kapasitesi 5.5 milyon ton olan Türkmenbaşı rafinerisinde işlem görmektedir.

Türkmenistan’da doğal gaz, elektrik, su ve sofra tuzu halka ücretsiz verilmektedir.


Kaynak: Prof. Dr. Nadir DEVLET. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi – Çağdaş Türkiler. Çağ Yayınları.


Kataloq: 001703

Yüklə 2,91 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   29   30   31   32   33   34   35   36   ...   59




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə