Tbmm genel Kurulunda chp milletvekilleri 2016 yılı bütçesi üzerinde söz aldılar



Yüklə 126,15 Kb.
səhifə1/3
tarix31.10.2017
ölçüsü126,15 Kb.
#23341
növüYazı
  1   2   3

TBMM Genel Kurulunda CHP milletvekilleri 2016 yılı bütçesi üzerinde söz aldılar.

İlk sözü alan CHP İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil, Türkiye ekonomisi açısından en büyük sorunun demokrasi sorunu olduğunu ifade etti.

Tamaylıgil, şöyle konuştu:

"Bir ülkede kalkınma ve gelir adaleti olacaksa öncelikle demokrasi olmalı. Ama ülkemizde demokrasiye yönelik tehditlerin kimlik değiştirdiği bu günlerde, ne yazık ki sivil ve popüler niteliği ağır basan, otoriter ve siyaseti, ekonomiyle toplumu tüm yoğunluğuyla etkisi altına almaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Sizin düzeninizde hukuk sadece yandaşlarınız için ayrı uygulanmakta, muhalifler için ise ayrı hak ve hukuk sistemi uyguluyorsunuz. Sizin düzeninizde yandaşlık, suç işlemek ve hukuk dışında eylem ortaya koymanın ehliyeti haline geldi. Demokratik haklarını kullanan vatandaşlar yerlerde sürüklenmekte, silahla çocukları yaralayıp ölümüne sebep olanlar körü körüne korunmakta. Bu otoriter düzen, suç işleyen mensuplar için kefalet ve teminat sistemi kurarken yurttaşlara karşı suçlama ve suçlulaştırma sistemini ortaya koymaktadır. 'Devlet benim' diyen ve devleti kendi çıkarları için kullanan, 'Hukuk benim' diyen ve yasaları keyfi biçimde uygulayan, 'Güvenlik gücü benim' diyen, yurttaşları şiddete ve korkuya maruz bırakan bir şahsileşme ve keyfileşme devlet yönetiminin her alanında kendini göstermekte."  

Tamaylıgil, AK PARTİ'nin "Halka hizmet, hakka hizmettir" diyerek göreve geldiğini ifade ederek "Bugün kimsesizlerin kimsesi olan cumhuriyeti ve onun kazanımlarını bilgisiz ve bilinçsizce eleştirmeye kalkıp enkaz görenler çok iyi bilmeli, bugün biz buradaysak cumhuriyetin erdemi sayesinde buradayız. Ve unutmayın ki hepinizin dilini çözen demokrasi, dilini körleştirip bağlayan diktatörlüktür" diye konuştu. 

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak da AK PARTİ'nin her alanda olduğu gibi spor alanında da hatalı ve tahribat verici politikalar izlediğini ileri sürdü. 

Türk sporuna yakışmayan tablolar yaşandığını ifade eden Toprak, "AKP iktidara geldiğinde dünya üçüncüsü bir milli takım vardı, Filenin Sultanları vardı, 12 Dev Adam vardı. Ama AKP döneminde ne oldu? Şike ile doping ile anılan bir ülke haline geldik. Sürekli sıra kaybeden bir ülke haline geldik. Bu mudur AKP'nin başarılı spor politikası? Ben bir spor politikası olduğuna inanmıyorum" dedi. 

AK PARTİ sıralarından "Türkiye, kendi illerinde ilk defa olimpiyat yapıyor" denilmesi üzerine Toprak, "Değerli arkadaşım galiba bu işi bilmiyor. Siz bu sıralarda oturmazken ben bu ülkede sporun bakanlığını yaptım. Türkiye olimpiyat yapmadı, oyunlar yaptı" karşılığını verdi. 

Sporda yaşanan olumsuzlukların iyi sorgulanması gerektiğini söyleyen Toprak, "Sporda bu düşüş niye oluyor? Siz spora siyaseti bulaştırdınız. Biz mümkün olduğu kadar siyaseti sporun dışında tutmaya çalıştık. Ben burada 2013'te şunu söyledim, dedim ki 'UEFA kriterlerine Türkiye uymuyor. Ne olursunuz, Sayın Bakan özerk federasyon demeyin. Eğer derseniz birkaç yıl sonra Türkiye'den takımlarımız şampiyon dahi olsa müsabakalara gidemeyecekler'. Bakın, ben 2013'te söylemişim. Kimse bizi dinlemedi ama 2016'ya gelindiğinde Galatasaray UEFA'ya gidemiyor, nedeni bu" değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel ise grubu adına yaptığı konuşmada, yükseköğrenime başlayan gençlerin en önemli ve büyük sıkıntısının barınma sorunu olduğunu vurguladı.

Barınma sorunu nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen gençler olduğunu savunan Adıgüzel, şöyle konuştu:

"Yeterli sayıda yurt bulunmadığı için ev kiralayamayan ve özel yurtlara para bulamayan, binlerce liralık özel yurtların aylık bütçelerini ödeyemeyen gençler, yükseköğrenim hakkından ne yazık ki mahrum bırakılmaktadır. Bunun tek sorumlusu, siyasal iktidar ve AKP hükümetidir. Her ile bir üniversite şiarıyla yola çıkan iktidar, gençlerimizi yalnızca işsiz, umutsuz, çaresiz değil aynı zamanda yersiz ve yurtsuz bırakmıştır. Çünkü AKP, 14 yıllık iktidarı boyunca yurt sorununa siyasal ve ideolojik hesaplarla yaklaşmıştır. Üstelik, rant odaklı bütün inşaat projelerine destek veren hükümet 'rant yoksa inşaat yok' mantığıyla yurt yapmak yerine öğrencilerimizi bugün adını bile ağızlarına almaktan korktukları, gazetelerine, şirketlerine kayyum atadıkları cemaatin yurtlarına mahkum etmişlerdir."

Adıgüzel, Artvin Cerattepe maden faaliyetlerini protesto eden vatandaşların iktidar yetkililerince terörist ilan edildiğini ileri sürerek "Peki, gazetecileri tehdit eden, gazete basan Bakan Yardımcınızı, bilmiyorum, siz mi seçtiniz, yoksa kendisi mi atandı yanınıza?" diye sordu.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu da  iktidarın vergi politikasını eleştirdi ve bir vergi disiplini olmadığını ileri sürdü. 

"Ekonominin durumu gerçekten kötü" diyen Kuşoğlu, Maliye Bakanlığının içinde bulunduğu yaklaşımların devlet ciddiyetine yakışmadığını savundu.

Maliye Bakanlığının yetkisindeki yedek ödenek ve ödenek aktarma uygulamalarına da tepki gösteren Kuşoğlu, "Maliye Bakanlığına bu kadar harcama yetkisi verilmez. Bu halkın yetkisidir. İstismar ediliyor" şeklinde konuştu.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de konuşmasında, basın özgürlüğü konusuna dikkati çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hukuk devleti, düşünce özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğü, iktidarı muhalefetiyle hepimizin üzerine titremesi gereken ilkelerdir. Basın bir ayna gibidir. Biz neysek onu gösterir. İyiysek iyi, eksiksek eksik... Nasıl ki aynaya bakarak kıyafetimize çekidüzen verme imkanımız varsa, eleştirebilen, hür bir basın sayesinde de hem birbirimizle ilişkiler hem de dış dünya ile ilişkilerimizde Türkiye'yi evrensel demokrasi standartlarına ulaştırma fırsatına sahip oluruz. 

Gazetelere, televizyonlara yaptığınız yanlışlığı ortaya koyuyorlar diye el koymak, kapatmak, yayınlarını izlenemez hale getirmek aynadaki halimizden memnun değiliz diye aynayı kırmaktan farksızdır. Türkiye'de gün geçmiyor ki bir medya kuruluşuna kayyum atanmasın, yayını durdurulmasın, gazeteciler işsiz kalmasın. Bunlar hukuk devleti ile evrensel hak ve özgürlük standartları ile bağdaşmayan uygulamalardır."

Herkesin yargılanabileceğini ancak önemli olanın yargılamaya siyaset bulaştırılmaması olduğunu belirten Çakırözer, Türkiye'de yargı süreçlerinin siyasi öç alma duygusuyla yürütüldüğünü öne sürdü. Çakırözer, hukuku siyasete alet etmekten, yeni mağdurlar yaratmaktan herkesin kaçınması gerektiğini söyledi.   

Çakırözer daha sonra iktidarın özelleştirme uygulamalarına yönelik de eleştirilerini dile getirdi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Aziz Babuşcu, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, AK PARTİ’ye kadar gelirin adil paylaşımı yerine ideolojik paylaşımının esas aldığını savunarak, üretilen gayrisafi mili hasılanın yüzde 20’sini ülkenin yüzde 80’i paylaşmak zorunda kalırken yüzde 80’in ise yüzde 20’yi paylaştığını söyledi. Ortaya çıkan bu acıklı tabloyu geniş nüfusun lehine dengelemek isteyen partisinin hazırladığı bütçelerle gidişata "dur" dediğini ifade eden Babuşcu, bunun bazı seçkin elitlerce kabul görmediğini, AK PARTİ'ye karşı cephenin temel tetikleyicisi olduğunu ileri sürdü.

Babuşcu'nun, "Ama bertaraf edemediler, bertaraf edemediniz. Bugün de kulağınıza verilen suflelerle hezeyanda bulunuyorsunuz" sözlerine, muhalefet grup başkanvekilleri tepki gösterdi. 

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Babuşcu’nun elitlerden söz ettiğini hatırlatarak, "Türkiye’de AKP öncesi ve sonrasında sermayenin paylaşımı noktasında toplumun geniş emekçi kitlelerinin aleyhine belli yerlerde kümelenme vardır. Bunun Babuşcu’ya yakın sermaye gruplarında yoğunlaştığı doğrudur. Babuşcu’nun bahsettiği kişiler taraf değiştirmiştir. Bunun değişmesi ancak CHP iktidarında olacak” dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de sataşma gerekçesiyle söz alarak, Cumhurbaşkanı ve danışmanları ile kabine üyelerinin açıklamaları arasında 180 derece fark olduğunu savunarak, "AKP karşıtlığı üzerinden bir muhalefet yok, sizde bir çatlama durumu var. Dışarıda sıkışıklık, içeride üçe bölünme durumu var; Erdoğan ve beraberindekiler, Hükümet ve Davutoğlu, Abdullah Gül ve muhalif kanat Hamamönü’nde fraklı konuşuyor. Bu öyle bir noktaya geldi ki Gül’e yakın olduğu için iş adamları ve holdingelere  operasyon başladı. Kendi gerçeğinizi görün" diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Siz geldiğinizde bu ülkenin en zengin yüzde 1'inin toplam servetteki payı yüzde 36'ydı, 2015 sonu itibarıyla yüzde 54 oldu. Bu devlet birikim ve tahakküm aracıydı, siz gelip bunu değiştirmediniz, orayı ele geçirdiniz, yine birikim ve tahakküm aracı olarak kullanıyorsunuz" dedi.

İstanbul'da 15 sene içinde 250 milyar dolarlık kent rantı oluşturulduğunu ve paylaşıldığını öne süren Bekaroğlu, "Siz yeni bir birikim aracı olarak inşaatı ve kent rantlarını getirdiniz, imar değişiklikleriyle büyük paralar oluşturdunuz. Devletin elindeki arsaları imar değişikliği yapılmadan çok ucuza sattınız. 10 milyon, 12 milyon dolara sattığınız o arsadan 700-800 milyon dolarlık rant oluşturuldu. 100 milyonu masraf olarak çıkıyorsun, 600 milyon dolar paylaşıldı. Eski zenginlerin yerine yenilerini oluşturuyorsunuz, eskilerin bir kısmını da zaten siz zengin ettiniz" ifadelerini kullandı. 

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da kara para aklamadan dolayı İran'da Babek Zencani'nin idama mahkum edildiğini belirterek, "Zencani'nin ortağı Rıza Sarraf'ın önüne yatanlar, bu kara para aklamak için yapanların hesap vereceği günün geleceğini düşünmüyor musunuz? Bu paralar kime gitti? Niye hesap vermiyor?  Zencani ile Reza Zarrab arasında, şirketler arasında bir ilişki tespit edildiğine göre İran'da, kara para aklamayla ilgili idam cezası verilebiliyorsa bunun ortağının yaptıkları, 84 milyar avronun, kara paranın aklanması için yapılanların hesabının sorulmadığı bir ortamda bu hangi vicdana sığar? Adalet Bakanlığı, Maliye Bakanlığı neden İran'daki bu soruşturma dosyasını Türkiye'ye getirmedi, bu konuda yargı çalıştırılmadı? Bunun hesabını vermeniz ya da sizin sormanız gerekmiyor mu? Reza Zarrablar kazandı, millet kaybetti" diye konuştu. 

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, PYD Başkanı Salih Müslim'in "Onlar inkar edebilir ama operasyon için İstanbul'daydık. Ankara'da bir ekip oluşturulmuştu ama istediğim zaman hem Kobani hem onlarla konuşabilirdim. Sayın Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu çok iyi bilir kimlerle görüştüğümü" dediğini belirterek, sözlerin doğru olup olmadığını sordu ve açıklama yapılmasını istedi.

AK PARTİ milletvekillerinin kendisine laf atması üzerine "Ben orada esaret olmuşum. Esaret olduğum için sizin utanmanız lazım" karşılığını verdi.  

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Yılmaz'ın sözlerine yanıt verirken, "Süleyman Şah Türbesi taşınırken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti, hiç kimseden izin almamıştır. Süleyman Şah Türbesi'ne giderken etrafında konuşlanmış kişilere, gruplara, her kim varsa 'ben Süleyman Şah Türbesi'ni alacağım, getireceğim, Türkiye sınırlarına yaklaşıyorum, herhangi bir müdahale olduğu zaman gerekli cevabı vereceğim' demiştir ve TSK, Süleyman Şah Türbesini bugünkü konumuna taşımıştır. PYD'den yardım da istememiştir, yardım da almamıştır" diye konuştu. 

CHP'li Bekaroğlu'nun gelir dağılımıyla hiç alakası olmayan şeyler söylediğini ifade eden Elitaş, "Bunu genel başkanları da söylüyor. Nüfusun yüzde 1'lik kısmı toplam gelirlerin yüzde 54'ünü alıyor' diyor. Bu rakamları nereden alıp da söylüyorsunuz, nereden buluyorsunuz? Nerede üretiyosunuz? Yani rakam üretme merkezi midir, farklı şeyi söyleme merkezi mi?" karşılığını verdi.

Elitaş, nüfusun en fakir yüzde 5'lik kısmının 2006 yılında toplam gelirlerin binde 8'ini alırken 2014 yılında yüzde 1'ini aldığını, nüfusun en zengin yüzde 5'lik kesiminin yüzde 20 alırken bugün ise yüzde 18,4'ünü aldığını söyledi. Elitaş, nüfusun en fakir yüzde 10'luk kısmının 2006 yılında yüzde 2,1 alırken şu anda yüzde 2,5 aldığını, en zengin yüzde 10'luk kısmının 30,6 alırken bugün yüzde 28,9 aldığını kaydetti.

AK PARTİ'nin çözüm sürecini devam ettirdiğini ve devam ettireceğini ifade eden Elitaş, "Çözüm Süreci ile Kürt vatandaşlarımızla problemimiz yok. Çözüm Süreci, terör örgütünün başını ezme sürecidir. Çözüm Süreci, terör örgütünü çukura gömme sürecidir. Çözüm Süreci'nden herhangi bir şekilde taviz vermeyeceğiz" dedi.  

HDP Grup Başkanvekili İdris Baliken, bir kabine üyesinin yanlış bilgi vermesinden hicap duyduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Sayın Bakan da çok iyi biliyor ki Süleyman Şah Türbesi ile ilgili operasyon yapıldığı zaman, Sayın Feridun Sinirlioğlu, Sayın Salih Müslim ve Sayın Sırrı Süreyya Önder İstanbul'da o krizi bizzat yönetmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti askerinin IŞİD canilerinin elinde can vermemesi için PYD ile ilgili bütün o süreçleri, bizzat buradan kriz masası üzerinden müdahale ederek götürmüşlerdir. Sanırım Sayın Elitaş'ın bilgisi yoktur. Eğer inkar etmeye devam ederse Sayın Sinirlioğlu ile hemen bir telefon görüşmesi yaparak Genel Kurula bilgi vermesini rica edeceğim. Çünkü bu utanılacak ya da ayıplanacak bir durum değil. AKP hükümeti PYD'den cihadist gruplarla birlikte hareket etmesini istemiştir. Eğer beraber hareket ederse Ankara'da temsilcilik sözü, Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın ticarete açılması sözünü vermiştir. PYD bunu kabul etmediği için tutumunu değiştirmiştir."   

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Ekonomi Bakanı Elitaş'ın gelir ile servet farkını iyi bilmesi gerektiğini belirterek, 2002-2016 servet karşılaştırmasını kendisinden beklediklerini söyledi. Özel, Müslim'in "Süleyman Şah Türbesi'nin taşındığı gece İstanbul'daydım. Sinirlioğlu ve ekibiyle irtibatlandım" şeklinde demeci bulunduğunu anlatarak, Elitaş'a, "İstanbul'da mıydı, değil miydi? İstanbul'da olduğu ve Sinirlioğlu ile telefon görüşmesi yaptığı ispatlandığında istifa edecek misiniz? diye sordu. 

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise "Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu yer vatan toprağı... Bu vatan toprağından çekilmeyi zafer olarak aktarmak son derece yanlış. PYD'nin fotoğrafları ve terörist başının paçavralarıyla süslendiği bir yere getirildiği gayet açık ve net. Yeni tarihin sembolünü, Eşme ruhu ve İmralı canisiyle inşa ettiniz. PYD lideri, Davutoğlu ile görüşmüştür. Asıl vahim olan Süleyman Şah ile ilgili operasyonunun PYD ile düzenlendiğinin ortaya çıkmasıdır. Bu esef vericidir. Terör örgütüyle görüşen sensin. Başkonsolos ve 49 vatandaşın terör örgütünce rehin alınmasına sebebiyet veren kimlerdir?" dedi. 

Elitaş,  yeniden söz alarak, servetle ilgili bugüne kadar herhangi bir istatistik yapılmadığını belirtti.

Bakan Elitaş, Özel ve Vural'a, "Üzülerek ifade ediyorum; CHP Grup Başkanvekilinin kılavuzu Salih Müslim olmuş, Oktay Bey'in kılavuzu da terörist başı olmuş. Onun sözüyle hareket ediyorsunuz. 'Salih Müslim böyle dedi, kayıtlarda var' diyorsunuz. Açık ve net söylüyorum; Süleyman Şah Türbesi oradan getirilirken, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve silahlı kuvvetleri oradaki unsurlara 'Ben Süleyman Şah Türbesi'ni getireceğim, yanlış hareket yapan olursa, bedelini öder' demiştir. Olayın özü budur" şeklinde yanıt verdi. 

MHP'li Vural, Elitaş'a tepki gösterdi. Elitaş ise Vural'a, "Bu hükümetin dediğine niye inanmıyorsun?" diye tepki gösterdi. 

Baluken,  Elitaş'ın yaptığı açıklamaları tekzip etmesini kınadığını belirterek, "Yanlış bir şey yapılmadı. O gece Müslim, Sinirlioğlu ve Önder'den oluşan kriz masası süreci sağ ve salim yönetti ve çok şükür o türbenin PYD'nin denetiminde olan bir yere  taşınması sağlandı. Türkiye'de bombaları patlatan IŞİD ile ilgili mevzuda rahatsızlık duyulmuyor, Türk askerinin canı için kendi canını ortaya koyan Kürtlerle ilgili rahatsızlık duyuluyor. Kürtler, Türkiye için tehdit değil. Bu temel ve önemli konular, ucuz polemiklere kurban edilmemeli" diye konuştu. 

CHP'li Özel, "Sayın Bakan servet konusunda çuvalladı. Allah'tan rahmeti Ecevit döneminde siz yoktunuz. O zaman 'Ayşe tatile çıksın' demek yerine Yunan ordusuna ve İngiltere'ye haber verip Kıbrıs'ı, Türkiye'ye taşıttırırdınız siz" dedi. 

MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, "Efsane bir ismi Futbol Federasyonu Başkanı yapalım, futbola yeni bir moral ve motivasyon olsun" önerisinde bulundu. 

Sancaklı, TBMM Genel Kurulunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerini ifade ederken, geçmişte çeşitli spor dallarında dünya ve Türkiye rekorları kırıldığını ancak AK PARTİ döneminde dünya tarihinin en büyük doping skandallarının yaşandığını ifade etti. 

Dopingle Türkiye’nin dünyaya rezil olduğunu söyleyen Sancaklı, "Doping Türkiye’de tur bindirmeye başlamış. 32 atlet dopingden ceza almış. Hiçbir ülkede olmamış bir olay. Afrika’dan atletler transfer ettik, Türk vatandaşı yaptık ve yarıştırdık. Afrika’dan atletler Türk milli takımı altında yarıştırılırken binlerce Türk sporcunun yüreği sızladı, televizyondan izledi onları. Varsın şampiyon olmasın ama Türkler, Türk milli takımı forması giymeli" dedi.

Sporda şiddetin tavan yaptığını savunan Sancaklı, "2002 yılından beri gelen futbol federasyonu başkanı ehliyetlerine, ne bildiklerine, futbol geçmişlerine bakın, büyük hayal kırıklığı yaşadık. Bu kadar bilmez adamın Türk futbolunu getirdiği yer burası. Türk futbolunu yöneten iki isimden biri olan Demirören, başında olduğu kulübü iflasa getirdi, ödüllendirildi, federasyon başkanı yapıldı. Diğer isim olan Göksel Gümüşdağ... Futbol bilgin, geçmişin ne, ne biliyorsun da yöneteceksin? Sayın Bakan’ın bir an önce Futbol Federasyonunu olağanüstü genel kurula çağırması gerekiyor. Efsane bir ismi başkan yapalım, futbola yeni bir moral ve motivasyon olsun" diye konuştu.

Futbolda yabancı transferi konusundaki uygulamaya işaret eden Sancaklı, "O zaman Türk milli takımına nasıl oyuncu yetişecek? Tesisleşmeyle sporun ruhundan uzaklaşırsanız olmaz. Bizim sporun ruhunu yakalamamız lazım. Maçlardan önce İstiklal Marşı'nı 22 kişiden 4 kişi okuyor. İçimiz sızlamıyor mu? 'Maliyetleri düşürmek için yaptım' deniyor. Bu mantıkla Milli Eğitim’i kapatırsanız sorun olmaz" görüşünü  savundu. 

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, Ekonomi Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, bakanlığın oluşumunda ve adında "arıza" olduğunu belirterek, gümrüğün de Ekonomi Bakanlığına bağlanması gerektiğini söyledi.

Ayhan, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş'a dönerek, "Sayın Bakan, dış ticarete Bakanlık yaramadı. 2012 yılından bu yana yani son 4 yılda siz üçüncü Bakansınız. Birini saat lobisi götürdü, diğer ikisi 'faiz' diye diye gitti. Siz uyanık davrandınız, 'faiz' demiyorsunuz.  Cumhurbaşkanına takılmıyorsunuz, faizden uzak duruyorsunuz" dedi. 

Kronik problemlerin devam ettiğini savunan Ayhan, "AKP'de dış ticaret bozuldu. İthalatı, Zafer Çağlayan hepinizden iyi anlatıyordu ama ben ona 'devlet işi ciddiyet ister' dedim, üç gün sonra gitti. Sizden önceki Bakana da söyledim; dış ticaretin sorunlarından çok, faize takıldı, Cumhurbaşkanına takıldı. Nitekim ihracatın, ithalatın hali de meydanda" ifadesini kullandı. 

MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, AK PARTİ döneminde özelleştirmede blok satış yapıldığını, bunun yeni yatırım ve istihdam yaratmadığını söyledi. Birçok kuruluşun özelleştikten sonra kapatıldığını ya da başka amaçla kullanıldığını, kritik sektörlerdeki varlıkların yabancılara satıldığını ileri süren Aksu, "AKP mirasyedi mantığıyla birikimlerimizi satmıştır. Milli varlıklarımız talan ekonomisine malzeme yapılmıştır" diye konuştu.

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta, AK PARTİ döneminde hazır tesislerin satıldığını, Türkiye’ye ciddi otomotiv yatırımı gelmediğini söyledi.

Usta, "Sermaye kazançlarını vergilendirmemiz lazım" görüşünü ifade etti.

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, ihracatın 2015 yılında kurdan dolayı 12,6 milyar dolar azaldığını, emtia fiyatlarındaki gerilemenin ihracata olumsuz katkısının 8 milyar doları aştığını söyledi.

Elitaş, TBMM Genel Kurulunda 2016 yılı bütçesi görüşmeleri sırasında bakanlığının bütçesine ilişkin Hükümet adına yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin son yıllarda duraksamaya girdiğini, büyük ekonomilerin bile çeşitli önlemlere rağmen henüz pozitif sonuçlar alamadığını belirtti.

Türkiye'nin ihracatında yaşanan gerilemenin nedenlerini açıklamak istediğini ifade eden Elitaş, şunları kaydetti:

"Küresel ekonomideki bu zayıf görünüm ihracat ve ithalat rakamlarını da olumsuz yönde etkiliyor. Dünya Ticaret Örgütünün tahminlerine göre, 2015 yılı ihracat rakamları 2014 yılı ihracat rakamlarına göre parasal cinsten yüzde 11 civarında eksiyle karşı karşıya. Yuvarlak olarak söylüyorum, 2014 yılında 17 trilyon doları aşmış dünya ihracatı, 2015 yılında 15 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşmiş. Aynı şekilde, 17 trilyon doları aşmış dünya ithalatı, 2015 yılında 15 trilyon dolarlık bir seviyeye düşmüş. 

Bu çerçevede baktığımızda, Türkiye'nin ihracatını değerlendirdiğimizde; 2014 yılında gerçekleşen 157,6 milyar dolarlık ihracat, 2015 yılında 143,9 milyarlık ihracat potansiyeline ulaşmış. Dolar-avro paritesiyle veya doların başka ülke paraları karşısındaki olağanüstü değer artışıyla birlikte ortaya çıkan parasal değerlendirmenin sonucu olarak, dünya ekonomisindeki dış ticarette yüzde 11'lik daralmaya karşı, miktar cinsinden yüzde 2'lik bir ihracat artışı sağlamamıza rağmen döviz cinsinden parasal olarak yüzde 8,7'lik bir daralmayla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz."

Küresel ticaretin ne kadar zayıf gittiğini başka endekslerde, başka rakamlarda da görmenin mümkün olduğuna işaret eden Elitaş, "Baltık Kuru Yük Endeksi de açıkça bu küresel ticaretteki daralmayı gösteriyor. Bu endeks, küresel kriz dönemi olan 2008 yılında en düşük 715'ler seviyesini görmüşken 3 Mart 2016 tarihi itibarıyla 342 seviyesine düşmüştür. Hemen hemen yarıya düşen bir rakamla karşı karşıyayız" dedi.

Elitaş, cari işlemler açığının 2015 yılında bir önceki yıla göre yüzde 26,1 gerileyerek 32,2 milyar dolara düştüğünü ve son altı yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini vurguladı. 

İhracat rakamlarına değinen Elitaş, "2015 yılında ihracatın kurdan dolayı azalmasının rakamı 12,6 milyar dolar. Yani kurlar 2014 yılı seviyesinde kalmış olsaydı bizim ihracatımız döviz cinsinden 12,6 milyar dolarlık bir artış ortaya çıkarmış olacaktı. Bir de dünya emtia fiyatlarında olağanüstü derecede bir gerileme söz konusu. Dünya emtia fiyatlarındaki gerilemenin de ihracatımıza olumsuz katkısının 8 milyar doları aştığını görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Çevrede yaşanan olumsuzluklardan dolayı ihracatta 2,4 milyar dolarlık bir gerilemenin var olduğunu ifade eden Elitaş, bu çerçevede, mal ve hizmet üretimiyle ihracatı artırmanın, üretim ve ihracatın ithalata bağımlılığını azaltmanın, ürünlerdeki katma değeri artırmanın, ihracatta dönüşümü sağlamanın, pazar çeşitliliğini ve derinliğini oluşturmanın, ihracatçıları küresel piyasada daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmanın Bakanlığın politikalarının temelini oluşturduğunun altını çizdi. 

"Bu çerçevede Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşmaya çok büyük önem veriyoruz" diyen Elitaş, şöyle konuştu:

"Yüksek teknolojili üretimle birim fiyatı daha yüksek ihracat yapmak, ticari markalarımızın gücünü ve tanınırlığını artırmak amacıyla çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Ayrıca mevcut ihracatçılarımızın daha kurumsal hale gelmelerini sağlamak, ülkemize yeni ihracatçılar kazandırmak ve net ihracatımızın büyümeye katkısını güçlendirmenin ihracat politikalarımızın öncelikleri arasında yer aldığını ifade etmek istiyorum.

Yeni ihracat yapmaya başlayacak firmalardan ihracatı öğrenmiş, artık düzenli olarak ihracat yapan ve marka olmak isteyen firmalarımıza eğitimden pazara girişe, ürünlerin tasarım aşamasından markalaşma sürecine kadar ihtiyaca göre kapsamlı destekler veriyoruz. Bu bağlamda, 2015 yılında markalaşma ve yüksek katma değerli üretimin önemiyle ilgili bilgilendirme çalışmalarına devam ettik ve devam edeceğiz. Katma değerli üretimin olmazsa olmazı olarak değerlendirilen tasarım konusunda da ihracatçı şirketlerimizde tasarım departmanlarının kurulması ve geliştirilmesini teşvik edecek politikaları uygulamaya koyduk."

Mustafa Elitaş, 2015 yılında 15 farklı sektörde 21 adet tasarım yarışması ve Bakanlığın desteğiyle İnovasyon Haftası etkinlikleri düzenlediklerini belirterek Ar-Ge proje pazarları sayısının 11'e ulaştığını aktardı. 2015 yılı ortasında uygulamaya başladıkları destek kapsamında 28 tasarım ve ürün geliştirme projesi desteğinin verildiğini, kümeleşme esasına dayalı olarak geliştirilen 242 farklı uluslararası rekabetçiliği geliştirme projesi kapsamında 5 bin 235 firmaya 27 milyon lira destek verdiklerini anlattı.


Kataloq: develop -> owa
owa -> Türkiye'nin bütün ihtiyaçlarının, kendileri için çok önemli olduğunu, hiçbirini asla ihmal etmediklerini dile getiren Davutoğlu, çalışan, üreten, hedefleri olan bir hükümetin iş başında olduğunu söyledi
owa -> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam dünyasının üzerinde ciddi operasyonlar yapıldığını belirterek, Müslümanlar birbirine kırdırılmaktadır, Müslümanlar birbirine vurdurulmaktadır
owa -> Ak parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, halkla bağını koparmış bir muhalefet anlayışı ile karşı karşıya olunduğunu söyledi
owa -> Kanal İstanbul Projesi için 5 güzergah üzerinde çalıştıklarını belirten Yıldırım, şöyle devam etti
owa -> 'nin 25. Dönem Yasama Yılı'nın açılış konuşmasında milletvekillerine hitap etti
owa -> "Torba Kanun" teklifi olarak adlandırılan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, tbmm plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi

Yüklə 126,15 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə