Bati etkiSİnde geliŞen türk edebiyati tanzimat dönemi TÜrk edebiyati

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 276.3 Kb.
səhifə1/3
tarix28.10.2017
ölçüsü276.3 Kb.
  1   2   3

BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI
TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

                

                17. yüzyıldan itibaren hızla gerilemeye başlayan Osmanlı İmparatorluğu, bu olumsuz gidişi durdurabilmek amacıyla Avrupa’nın uygarlık, bilgi ve kültüründen yararlanarak; özellikle ordu ile ilgili kurumlarda bazı yenilikler yapmıştır. 19. yüzyıldan itibaren de devletin idare ve kültür kurumlarında, Avrupa örnek alınarak birtakım yenilikler yapılmıştır. Bu yenilik hareketlerinden beklenen yarar sağlanamadığı için I. Abdülmecit döneminde, devlet kurumlarının Batı esaslarına göre yeni baştan düzenlenmesi gerektiği düşünülmüş ve yapılacak yeniliklerin ana çizgileri 3 Kasım 1839’da Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayunu) adıyla yayımlanmıştır.

                Tanzimat Fermanı yayımlandıktan sonra, son yıllarda eski niteliklerini yitiren medreselerin yerine, Avrupa’daki eğitim kurumları örnek alınarak birçok yeni okul açılır: Darü’l Fünun (Üniversite), Encümen-i Dâniş (Bilimler Akademisi), Mekteb-i Mülkiye, Dârü’l Muallimât, Galatasaray Sultanisi vb.

                Öte yandan, Avrupa’nın çeşitli başkentlerine gönderilen büyükelçiler aracılığıyla Batı edebiyatından çeşitli türlerde çevirilerin yayınlanmasıyla Türk okuru Batı edebiyatıyla da tanışır.

                1832’de açılan “Tercüme Odası”nda dil öğrenen gençler yanında, değişik alanlarda öğrenim görmek üzere Avrupa’ya gönderilen gençlerin Batı edebiyatına ilgi göstermeleri sonucu, Divan edebiyatından farklı bir edebiyat anlayışı ortaya çıkmaya başlar.

                1860’ta İbrahim Şinasi ile Âgâh Efendi’nin “Tercüman-ı Ahvâl” adlı ilk özel gazeteyi çıkarmalarıyla Tanzimat Edebiyatı başlar. 1839’dan 1860’a kadar geçen süre Tanzimat edebiyatının hazırlık dönemi olarak kabul edilir. Tanzimat edebiyatı kendi içinde “birinci dönem” ve “ikinci dönem” olmak üzere ikiye ayrılır.
I. Dönem Tanzimat Edebiyatı (1860-1876)
1) Tanzimat edebiyatının ilk dönem sanatçıları Namık Kemal, İbrahim Şinasi, Ziya Paşa, Şemsettin Sami, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ali Suavi, Direktör Ali Bey’dir.

2) Birinci dönem Tanzimatçılar, “Sanat toplum içindir.” anlayışını benimsemişlerdir.

3) İlk dönem sanatçılarının kimi klasizmin (Şinasi), kimi de romantizmin (N. Kemal) etkisinde kalmıştır.

4) Bu dönem sanatçıları “uygarlık, hak, adalet, kanun, özgürlük, devletle yurttaşların karşılıklı hak ve ödevleri, erdem, vatan sevgisi, gençlerin kendi başlarına evlenme kararı verememelerinin yarattığı sorunlar, çok olumsuz şartlarda yaşamak zorunda olan kadınlar” gibi konuları ele almıştır.

5) Halkı eğitmeyi amaçladıkları için sade dilde ürün vermek istemişler; ancak bu konuda çok da başarılı olamamışlardır. Bununla birlikte sahnelenmek amacıyla yazdıkları tiyatro eserleriyle gazete türlerinde, diğer edebi türlere (şiir, roman vb) göre daha sade bir dil kullanmışlardır.

6) Romantizmin etkisinde kalan yazarlar; romanlarında rastlantılara çokça yer vermiş, kendilerini gizleme gereği duymamış, olayın akışını durdurarak kimi zaman okuyucuya seslenmiş, olaylar içinde gereksiz bilgiler vermiş, bazen olayın geçtiği yerleri olaylardan kopuk şekilde tasvir etmişlerdir (betimlemişlerdir). Romantizmin de etkisiyle roman kişilerini tek yönlü olarak tanıtan –iyiler her zaman iyi, kötüler her zaman kötü- yazarlar, kötüleri cezalandırıp iyileri ödüllendirmişlerdir.

7)Divan şiiri anlayışına karşı çıkmalarına rağmen, şiirin biçimiyle ilgili hiçbir değişiklik gerçekleştirememişlerdir. Ölçü aruz ölçüsüdür. nazım birimi beyittir. Divan edebiyatı nazım türlerini (gazel, kaside, mesnevî vb) de kullanmaya devam etmişlerdir. Bununla birlikte bu dönemde şiirlere, işlenen konuya veya temaya uygun başlıklar verilmeye başlanmıştır. Namık Kemal’in “Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı, Vaveylâ” adlı şiirleri buna örnektir. Ayrıca hece ölçüsüyle şiir yazma denemeleri de görülür. Yine bu dönemde “özgürlük, hak, adalet, eşitlik vb” kavramların ilk kez şiirde tema olarak işlenmesi, şiirde anlam bütünlüğüne önem verilmesi, Divan şiirine göre daha sade bir dil kullanılması, sanatlı söyleyişlerin az da olsa terk edilmesi gibi yenilikler, şiirin içeriğiyle ilgili önemli gelişmelerdir.

8)Bu dönemde roman türüne oranla daha çok gelişen tiyatro türünde; komedilerde klasizmin, dramlarda romantizmin izleri görülür. Çoklukla “vatan, aile, gelenek ve görenekler” gibi konular işlenmiştir. Halka seslenildiği için, özellikle sahnelenmek amacıyla yazılan tiyatro eserlerinin dili daha sadedir.

9) Gazetecilik, Tanzimat edebiyatının ilk döneminde hızlı gelişen alanlardan biridir. Kullanılan dil daha sadedir. Gazetelerde makale, fıkra, eleştiri gibi yazı türlerine yer verilmiştir. 

II. Dönem Tanzimat Edebiyatı (1876-1896)

1876’da İkinci Meşrutiyet’in ilânıyla birlikte Tanzimat edebiyatının ikinci dönemi başlar. Bu dönemde, ilk dönemden farklı bir edebiyat anlayışı gelişir.

1) Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit Tarhan, Samipaşazâde Sezaî, Nabizâde Nazım, Muallim Naci bu dönemin önemli edebi şahsiyetleridir. “Sanat, sanat içindir.” anlayışını benimsemişlerdir.

2) “Okunmak için yazılan tiyatro eserlerinde” dil süslü bir nitelik gösterir. Bilhassa Abdülhak Hâmit Tarhan, tiyatro eserlerini, “oynanmak için değil, okunmak için” yazdığını söylemiştir. Manzum tiyatro da görülür.

3) Şiire, “Her şey şiirin konusu olabilir.” ilkesini getirmişlerdir. Özellikle “varlık, yokluk, aşk, doğa” gibi soyut ve somut konular işlenmiştir. Dil daha süslü bir nitelik gösterir. “Göz için değil, kulak için kafiye” anlayışı benimsenir. Sanatlı söyleyişe önem verilir. Batı edebiyatından alınan kimi nazım türleri de kullanılır.

4) Bu dönemde gazetecilik geriler. Buna karşılık dergicilik gelişir ve mizah dergileri çoğalır.

5) Bu dönem sanatçıları realizmden etkilendikleri için gözleme önem vermişlerdir. Bu nedenle olağanüstü olaylar ve kişiler yerine; roman ve hikâyelerde anlatılan her şeyin gerçek ya da gerçeğe uygun olmasına dikkat edilmiştir. Roman ve özellikle küçük hikâye türü gelişmiştir.

6) Bu dönemde genellikle ağır bir dil kullanılmıştır.


TÜRK EDEBİYATINDA İLKLER

Tanzimat edebiyatı, çok sayıda edebi türde ilk ürünlerin de verildiği bir dönemdir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yayınlanan ilk edebi ürünler şunlardır:



Gazete:

1-İlk resmi gazete: Takvim-i Vakâyi (1831)

2-İlk yarı resmi gazete: Ceride-i Havadis (1840)

3-İlk özel gazete: Tercüman-ı Ahvâl (1860, Şinasi ve Âgâh Efendi)

4-Yurt dışında çıkarılan ilk Türk gazetesi: Hürriyet (1868, Namık Kemal ve Ziya Paşa)

Dergi:

1- İlk dergi: Mecmua-yı Fünun (Münif Paşa)

2- İlk edebi dergi: Servet-i Fünun (1891-1944, Tevfik Fikret ve H. Cahit Yalçın)

Roman:

1-İlk çeviri roman: Telemaque – (Yazarı: Fenelon) (Çeviren: Yusuf Kâmil Paşa)

2-İlk yerli roman: Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat (1872, Şemsettin Sami)

3-İlk edebi roman: İntibah (1876, Namık Kemal, romantizmin etkisinde)

4-Batı teknikli ilk roman: Aşk-ı Memnu (Halit Ziya) (Servet-i Fünûn Edebiyatına ait)

5-İlk köy romanı: Karabibik (Nabizâde Nazım)

6-İlk psikolojik roman: Eylül (Mehmet Rauf) (Servet-i Fünûn Edebiyatına ait)

7-İlk tarihsel roman: Cezmi (Namık Kemal)

8-İlk natüralist roman: Zehra (Nabizâde Nazım)

9-İlk realist roman: Araba Sevdası (1896, Recaizâde Mahmut Ekrem)



Tiyatro:

1-Batılı tarzda ilk yerli tiyatro eseri: Şair Evlenmesi (Şinasi)

2-Sahnelenen ilk tiyatro eseri: Vatan yahut Silistre (Namık Kemal)

Hikâye:

1-İlk hikâye: Letâif-i Rivayat (Ahmet Mithat)

2-İlk edebi hikâye: Küçük Şeyler (Samipaşazâde Sezai)

Diğer İlkler:

1-İlk makale: Mukaddime (Tercüman-ı Ahvâl Mukaddimesi) (1860, Şinasi)

2-İlk şiir çevirisi: Tercüme-i Manzume (1859, Şinasi)

3-Noktalama işaretlerinin ilk kullanımı: Şinasi (Şair Evlenmesi)

4-İlk gezi yazısı: Avrupa’da Bir Cevelan (Ahmet Mithat)

5-İlk eleştiri yazısı: Şiir ve İnşa (Ziya Paşa)

6-İlk eleştiri eseri: Tahrib-i Harabat (Namık Kemal)

7-İlk hatıra: Magosa Hatıraları (Namık Kemal)

8-İlk atasözü derlemesi: Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye –Osmanlı Atasözleri- (Şinasi)

9-İlk edebiyat tarihi: Tarih-i Edebiyat-ı Osmaniye (1889, Abdülhalim Memduh)



TANZİMAT EDEBİYATI BİRİNCİ DÖNEM SANATÇILARI

Tanzimat Edebiyatının birinci dönem sanatçıları; Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Cevdet Paşa, Şemsettin Sami, Direktör Ali Bey, Ali Suavi’dir.
ŞİNASİ (1826-1871)

Şinasi, Batı etkisindeki Türk edebiyatının öncüsü sayılmıştır. Edebiyatımızda modernleşme onunla başlar. Şinasi “ilkler adamı”dır. İlk yerli tiyatro, ilk makale onundur. İlk özel gazeteyi (Agâh Efendi ile birlikte) o çıkarmıştır. Noktalama işaretlerini ilk defa o kullanmıştır. İlk atasözleri derlemesini, Fransızcadan ilk şiir çevirisini o yapmıştır.

                Şinasi klasizm akımından etkilenmiştir. Şiirlerinde ve nesirlerinde düşünceyi ve anlaşılmayı ön planda tutmuş, dilde sadeleşme çabalarını başlatmıştır. Fakat asıl ününü gazetecilik alanındaki çalışmalarına borçludur. Düşünceleriyle Namık Kemal’i etkilemiştir.“Sanat toplum içindir” anlayışına bağlıdır.

                ESERLERİ: Şair Evlenmesi (tiyatro), Müntehabât-ı Eş’ar (şiir), Durûb-ı Emsal-i Osmaniye (atasözleri derlemesi), Tercüme-i Manzume (şiir çevirisi), Tercüman-ı Ahvâl Mukaddimesi (makale), Kamûs-ı Osmanî (sözlük-tamamlayamamıştır).

ZİYA PAŞA (1829-1880)

Ziya Paşa da diğer Tanzimat sanatçıları gibi doğu (Divan Edebiyatı) kültürüyle yetişmiştir. “Yeni” ile “eski” arasında git-gel yaşamıştır. “Şiir ve İnşa” adlı makalesinde halk edebiyatını ve halk şiirini övmüştür. Fakat daha sonra yazdığı “Harabat” adlı divan şiiri antolojisinin ön sözünde bu defa divan edebiyatını yüceltmiştir. (Bu antolojinin yayımlanmasından sonra Namık Kemal; önce “Tahrib-i Harabat” ve daha sonra “Takip” adlı eserleriyle Ziya Paşa’nın tavrını eleştirmiştir.) 

Ziya Paşa, şiirlerini divan edebiyatı nazım şekilleriyle ve genellikle de aruz ölçüsüyle yazmıştır. (Heceyle yazdığı şiirleri de vardır.) Onun bilhassa Bağdatlı Ruhî’ye nazire olarak yazdığı “Terkib-i Bend” adlı uzun şiiri ünlü ve önemlidir. Gerek sosyal gerekse metafizik konularda yazdığı şiirlerindeki ahlâkçı ve filozofça tutumuyla Ziya Paşa, divan şiirindeki “hakimane (hikemî-hikmetli) şiirin” son temsilcisi ve halk filozofu unvanını kazanmıştır. Onun bu tarz şiirlerinde geçen birçok beyit veya dizesi zamanla vecize (özdeyiş) haline gelmiştir. (Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Kişinin görünür rütbe-i aklı eserinde)

Ziya paşa şiirleriyle toplumdaki olumsuzlukları eleştirmiş ve felsefî konuları ele almıştır. Bu tür şiirlerinde “hak, hürriyet, adalet, ahlâk, medeniyet” gibi kavramları işlemiştir. Dönemin yöneticilerine (bilhassa dönemin sadrazamı Ali Paşa’ya) yönelik hicivler (Zafername) yazmıştır. Sanatı toplum yararına kullanmaya çalışmıştır. Romantizm akımından etkilenen Ziya Paşa, Batıdan çeviriler de yapmıştır. Yurt dışında ilk Türkçe gazeteyi de (Namık Kemal’le birlikte Londra’da “Hürriyet” adıyla) o çıkarmıştır.



ESERLERİ: Eş’ar-ı Ziya (şiir), Harabat (antoloji), Zafername (nazım-nesir karışık hiciv), Defter-i Âmâl (hatıra), Şiir ve İnşa (makale), Veraset Mektupları (mektup), Endülüs Tarihi, Engizisyon Tarihi, Emil, Tartüf… (çeviri).

NAMIK KEMAL (1840-1888)

Türk edebiyatında “vatan şairi” olarak tanınır. Divan edebiyatı anlayışıyla şiirler yazmaktayken Şinasi ile tanışmış ve kendisinden etkilenmiş, Batı edebiyatına yönelmiştir.“Toplum için sanat” anlayışıyla eser veren şair; “şiir, roman, eleştiri, tarih, makale, biyografi” gibi farklı türlerde yazmıştır. Hikâye türünde ise yazmamıştır. Eserlerinde vatan, hürriyet, eşitlik, doğruluk, adalet gibi konuları işlemiştir. Tasvir-i Efkâr gazetesini Şinasi’den devralmıştır. Bu gazetede yayımlanan “Lisan-ı Osmanînin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülâhazatı Şâmildir” adlı makalesi, Millî Edebiyat hareketinin dil anlayışını belirleyecek seviyede bir içeriğe sahiptir.

Namık Kemal, Tanzimat edebiyatının gür sesli ve mücadeleci şairidir. Samimi, coşkulu ve dürüsttür. Tanzimatın diğer birinci dönem sanatçıları gibi, dilde sadeleşmeyi savunsa da bilhassa şiirlerinde epeyce ağır denebilecek bir dil kullanmıştır. Tiyatro ve romanlarında ise daha sade bir dil görülür.

Namık Kemal, romantizm akımının etkisindedir. Edebiyatımızdaki ilk edebî roman (İntibah), ilk tarihî roman (Cezmi), sahnelenen ilk tiyatro (Vatan yahut Silistre), ilk eleştiri kitabı (Tahrib-i Harabat) onundur. Magosa’da yazdığı mektuplar Batılı anlamda hatıra türünün ilk örnekleri sayılmaktadır. Yurt dışında ilk Türkçe gazeteyi (Ziya Paşa ile birlikte Londra’da “Hürriyet” adıyla) o çıkarmıştır. “Vatan Makalesi” adlı yazısı önemlidir. Şiirlerinde hem konu hem de şekil bakımından yenilikler görülür. Heceyi kullanmışsa da genelde aruzla yazmıştır. Tiyatro türünü önemsemiş, tiyatronun “eğlencelerin en faydalısı” olduğunu söylemiştir.Tiyatroyla ilgili düşüncelerini Celaleddin Harzemşah adlı piyesinin ön sözünde açıklamıştır.

Namık Kemal; “Zavallı Çocuk”ta, genç bir kızın, yaşlı ve zengin biriyle görücü usulüyle evlendirilmek istenmesini; “Akif Bey”de, vatan sevgisinin kişisel mutluluktan önce geldiğini; “Gülnihal”de, baskıya karşı duyduğu tepkiyi; “Cezmi”de, Kırım Hanı Adil Giray’ın hayatını; “Celâlettin Harzemşah”ta İslâm birliği düşüncesini anlatır.



ESERLERİ Roman: İntibah, Cezmi  Tiyatro: Vatan yahut Silistre, Celaleddin Harzemşah, Zavallı Çocuk, Kara Belâ, Gülnihal, Akif Bey. Tenkit (Eleştiri): Tahrib-i Harabat,Takip, İrfan Paşaya Mektup, Renan Müdafaanamesi. Hatıra (Anı): Magosa MektuplarıBiyografi: Evrak-ı Perişan (Fatih, Yavuz ve Selâhaddin Eyyubî’yi anlatır). Tarih: Osmanlı Tarihi, Büyük İslâm Tarihi, Kanije, Silistre Muhasarası, Devr-i İstila.
AHMET MİTHAT EFENDİ (1844-1912)

“Yazı makinesi” olarak da tanınan Ahmet Mithat Efendi, döneminin en çok eser veren yazarıdır. İki yüze yakın eser yazmıştır. Eserlerini “halk için roman” anlayışıyla kaleme almıştır.Romantizm akımının etkisindedir. Romanlarında okuyucuya bilgi vermek amacıyla yer yer olay akışını kesmiştir. Eserleri teknik ve üslûp bakımından zayıftır. Zaten kendisi de, “Sanat değeri yüksek eserler okumak isteyenler Recaizade’yi okusun” demiştir. O, “milletin öğretmeni” olmayı ve halka kitap okutmayı amaçlamıştır. Hayatını kalemiyle kazanan ilk yazarımızdır. Evini matbaa hâline getirmiş, kendi eserlerini kendisi basmıştır. Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkarmıştır. Dili büyük ölçüde sadedir. Felâtun Bey ile Rakım Efendi romanında yanlış Batılılaşmayı eleştirmiştir. Romanlarında ahlâk ve sosyal adalet kavramlarına önem vermiştir. Servet-i Fünuncuları eleştirmek amacıyla yazdığı “Dekadanlar” başlıklı yazısı, onunla Hüseyin Cahit Yalçın arasında büyük bir tartışma başlatmıştır.

Ahmet Mithat; tarih, coğrafya, biyoloji, astronomi, fizik, iktisat, felsefe ve din konularında halkın bilgi ihtiyacını karşılamaya çalışmıştır. Hiç şiir yazmamıştır.



ESERLERİ: Letaif-i Rivayat, Kıssadan Hisse (hikâye-yirmi beş cilt), Felâtun Bey ile Rakım Efendi, Henüz On Yedi Yaşında, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Dünyaya İkinci Geliş, Jön Türk, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler, Süleyman Musli, Esrar-ı Cinayât, Dürdane Hanım…(roman), Avrupa’da Bir Cevelan (gezi yazısı), Eyvah, Çengi, Çerkez Özdenler (tiyatro), Beşir Fuat (biyografi).
AHMET VEFİK PAŞA (1823-1891)

Ahmet Vefik Paşa, dilde ve edebiyatta Türkçülük-milliyetçilik akımının en önemli temsilcilerindendir. Tiyatro tarihimizde önemli bir yeri vardır. Moliere’den çok sayıda tiyatro eserini çevirmiş veya uyarlamıştır. Bursa valiliği yıllarında burada yaptırdığı tiyatro binasında, çevirdiği veya uyarladığı eserleri oynattırmış, halkı tiyatroya gitmeye teşvik etmiştir. Bu bakımdan Türk tiyatrosunun kurucusu sayılmaktadır. Anadolu Türkçesindeki kelimeleri toplayarak “Lehçe-i Osmanî” adlı Anadolu Türkçesinin ilk sözlüğünü hazırlamıştır. Klasizm akımından etkilenmiştirESERLERİ: Zor Nikâh, Zoraki Tabip, Kadınlar Mektebi, Kocalar Mektebi, Savruk, Yorgaki Dandini, Azarya, Meraki, Tabib-i Aşk…(tiyatro-çeviri ve uyarlama), Lehçe-i Osmanî (sözlük), Şecere-i Türkî (tarih- Türklerin Soykütüğü-Ebulgazi Bahadır Han’dan)


AHMET CEVDET PAŞA (1822-1895)

Ahmet Cevdet Paşa, İstanbul’a gelerek burada iyi bir medrese eğitimi almış ve kendini çok iyi bir şekilde yetiştirmiş önemli bir tarih yazarımızdır. Peygamber kıssalarını (hikâyelerini) Kısas-ı Enbiya adlı eserinde toplamıştır. Fakat asıl önemli eseri “Tarih-i Cevdet”tir. Tarafsızlığa büyük önem vermiş, dilde sadeleşme çabalarını desteklemiştir.



ESERLERİ: Tarih-i Cevdet, Kısas-ı Enbiya, Belâgat-i Osmaniye, Kavaid-i Osmaniye.
ŞEMSETTİN SAMİ (1850-1904)

Şemsettin Sami, dil, sözlük ve ansiklopedi alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınan bir yazarımızdır. Türk dilinin gelişmesi, sadeleşmesi, dil bilgisi kurallarının derlenip toplanması ve Türkçenin kapsamlı bir sözlüğe kavuşması için çalışmıştır. Sözlük ve ansiklopedi dışında roman, piyes ve makale türlerinde de eser vermiş, çeviriler yapmıştır. Edebiyatımızdaki ilk yerli roman (Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat) onundur. Göktürk Yazıtlarını günümüz Türkçesine çevirerek edebiyatımıza büyük bir katkıda bulunmuştur. Kamus-ı Türkî, ilk kapsamlı ilmî sözlüğümüzdür.

ESERLERİ: Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat (roman), Kamus-ı Türkî, Kamus-ı Âlâm, Kamus-ı Fransevî, Kamus-ı Arabî (sözlük), Sefiller, Robinson (çeviri), Seydi Yahya, Gave, Besa yahut Ahde Vefa (tiyatro).
ALİ SUAVÎ (1839-1878)

Muhbir gazetesindeki yazılarında sade bir dil kullanarak Tanzimat dönemindeki dilde Türkçülük hareketine öncülük etmiştir. Milliyetçilik düşüncesinin kökleşmesine çalışmıştır. “Hive Hanlığı” adlı eserinde milliyetçi yönü öne çıkar. “Kamusü’l-Ulûm ve’l-Maarif” (Bilim ve Kültür Sözlüğü) adlı bir ansiklopedisi vardır.


DİREKTÖR ALİ BEY (1844-1899)

                Direktör Ali Bey, tiyatro alanındaki çalışmaları ve bilhassa “Ayyar Hamza” adlı uyarlamasıyla tanınır. Diğer önemli eserleri; Kokona Yatıyor (tiyatro) ve Seyahat Jurnali’dir. (günlük-Batılı anlamda ilk günlük sayılmaktadır)



TANZİMAT EDEBİYATI İKİNCİ DÖNEM SANATÇILARI
Tanzimat Edebiyatının İkinci Dönem Sanatçıları; Abdülhak Hâmit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem, Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım ve Muallim Naci’dir.
ABDÜLHAK HÂMİT TARHAN (1852-1937)

Abdülhak Hâmit Tarhan, “sanat için sanat” anlayışına bağlıdır. Süslü ve sanatlı bir dili vardır. Romantizmin etkisindedir. “Şair-i Azam” (Büyük Şair) olarak tanınır. Şiirlerinde tezatlara yer vermiş, şaşırtmacadan yararlanmıştır. Aruzun yanında heceyi de kullanmıştır. İlk pastoral şiirimiz olan “Sahra”yı o yazmıştır. Edebiyatımızdaki ilk kafiyesiz şiir örneği olan “Validem”de onundur. Şiirlerinde “aşk, doğa, vatan sevgisi” gibi konuların yanı sıra “ölüm” konusunu da yoğun biçimde işlemiş, felsefî şiirler yazmıştır. Tanzimat Edebiyatının birinci döneminde başlayan; şiirin içeriğine yönelik yeniliklere, şiirin şeklinde yapılan yenilikleri de eklemiştir. Şiirlerinde zengin bir lirizm vardır.

Abdülhak Hâmit Tarhan, şiirlerinin yanı sıra tiyatro türünde de eser vermiştir. Fakat tiyatroları sahne tekniğine uygun değildir. Zaten kendisi de bunları, “oynanmak için değil okunmak için” yazdığını söylemiştir. Tiyatro eserlerinden bazıları düzyazı biçiminde, bazıları ise aruz veya heceyle manzum olarak yazılmıştır. Hece ölçüsüyle kaleme alınan ilk manzum tiyatro örneği olan “Nesteren”i o yazmıştır. Tiyatrolarında tarihî konuların yanı sıra metafizik konuları da işlemiştir.

ESERLERİ Şiir: Makber, Sahra, Ölü, Bunlar Odur, Divaneliklerim yahut Belde, Bâlâdan Bir Ses…

Tiyatro: Eşber, İçli Kız, Fitnen, Nesteren, Duhter-i Hindu, Tezer, Macera-yı Aşk, Sabr-ü Sebat, İlhan…
RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847-1914)

Tanzimat Edebiyatının ikinci döneminin öncü üyesidir. “Üstat Ekrem” diye anılmıştır. Şiir, hikâye, roman, tiyatro, eleştiri türlerinde eser vermiştir. “Her güzel şey şiirin konusu olabilir.” diyerek Türk şiirinin konusunu genişletmiştir. “Sanat için sanat” anlayışına bağlıdır. Şiirlerinde romantizmin, romanlarında realizmin etkisindedir. Edebiyatımızdaki ilk realist roman kabul edilen “Araba Sevdası”nda “Bihruz Bey” karakterinden hareketle yanlış Batılılaşmayı eleştirmiştir. Muallim Naci ile “eski-yeni” tartışmasına girmiş; yeni edebiyatı ve “kulak için kafiye” anlayışını savunmuştur. Bu tartışmalar sırasında etrafında toplanan genç şair ve yazarlar üzerinde etkili olan Ekrem, bir bakıma Servet-i Fünûn edebiyatının hazırlayıcısı olmuştur.“Talim-i Edebiyat” adlı, edebiyat bilgilerini içeren bir ders kitabı yazmıştır.



ESERLERİ Şiir: Zemzeme (üç cilt), Nijad Ekrem (ölen oğlu için yazmıştır), Yadigâr-ı Şebab, Name-i Seher, Pejmürde. Tiyatro: Çok Bilen Çok Yanılır, Afife Anjelik, Atala, Vuslat yahut Süreksiz Sevinç

Roman: Araba Sevdası Hikâye: Muhsin Bey, Şemsa. Eleştiri: Takdir-i Elhan (Muallim Naci ile tartışmaları)
SAMİ PAŞAZADE SEZAİ (1860-1936)

Sami Paşazade Sezai, Tanzimat Edebiyatının roman ve hikâye yazarıdır. Yenileşme edebiyatımıza emeği geçenlerden Sami Paşa’nın oğludur. “Sergüzeşt” (maceralar, baştan geçenler) adlı ünlü romanında; Kafkasya’dan kaçırılıp İstanbul’a getirilen ve sonra da kaderi kendisini Mısır’a sürükleyen Dilber adlı bir kızın acıklı hayat hikâyesi anlatılır. Bu roman edebiyatımızda, romantizmden realizme geçişin de örneğidir. 



Sami Paşazade Sezai, Batılı anlamda ilk hikâye kitabı kabul edilen “Küçük Şeyler”in de yazarıdır. “Hiç, Düğün, Kediler, Pandomima, Bu Büyük Adam Kimdir?” gibi tanınmış hikâyeleri bu kitaptadır. Hikâyelerindeki teknik, romanındaki teknikten daha güçlüdür. Küçük, önemsiz, şaşırtıcı konuları; olmuş, olması mümkün olayları, ruh çözümlemeleriyle, tabiî ve günlük konuşma diliyle işlemiştir.

ESERLERİ Roman: Sergüzeşt. Hikâye: Küçük Şeyler. Tiyatro: Şîr (Arslan). Gezi notları, sohbet, hatıra karışımı: Rumûzü’l Edeb.

NABİZADE NAZIM (1862-1893)

Nabizade Nazım, “köy romanı”nı, realist-natüralist bir anlayışla edebiyatımıza ilk getiren yazardır. Edebiyatımızdaki “ilk köy romanı” olan “Karabibik” onundur. Yine edebiyatımızdaki “ilk natüralist roman” kabul edilen “Zehra”yı da o yazmıştır. ESERLERİ Roman: Karabibik, Zehra.
MUALLİM NACİ (1850-1893)

Muallim Naci, şiirimizin özünü neoklasizme (yeni klasizm) götürmek gayesindedir. Klasik şiirleri kadar, modern şiirleri de zamanımızda geniş ilgi uyandırmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısındaki şairlerimizin en büyüklerinden sayılır. Edebiyatımızdaki aşırı değişme dönemi içinde tutumu iyi anlaşılmamış; yeni sanata düşman, eskiye sıkı sıkıya bağlı bir şair olarak düşünülmüştür. Bununla birlikte, Divan edebiyatına Batılı bir görüşle, ilk bilinçli dönüşü o yapar. İlk şiirlerinde Nedim’in şuh edasıyla Nabi’nin hikmetli tarzı kaynaşır. Yeni bir söyleyiş kazanan sonraki şiirlerinde ise, çağdaşları A. Hâmit ile Recaizade Ekrem gibi, şiirin konusunu genişletmeye çalışır. Tabiat tasvirlerine önem verir. Aruzu kusursuz olarak Türkçeye uygular. Kuralsız nazım şekilleri bile kullanır. Çocukluk hatıralarını anlattığı “Ömer’in Çocukluğu”nda, dilimizin nesir alanındaki en güzel örneklerinden birini verir. Edebiyatımızdaki “ilk köy şiiri” de (Köylü Kızların Şarkısı) onundur.

Muallim Naci, Recaizade Mahmut Ekrem ile girdiği, “kafiye göz için mi yoksa kulak için mi olmalıdır” tartışmasıyla da ünlüdür. R. M. Ekrem’in “Zemzeme”sine karşılık “Demdeme”yi yazmıştır.




Dostları ilə paylaş:
  1   2   3
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə