Bereket tv 07. 02. 2012 tariHİnde güLÇİn cangir ile yapilan söyleşİ Sunucu

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 48.71 Kb.
tarix01.03.2018
ölçüsü48.71 Kb.

BEREKET TV 07.02.2012 TARİHİNDE GÜLÇİN CANGIR İLE YAPILAN SÖYLEŞİ

Sunucu: Genellikle kooperatifçilik bize okullarda öğretilen kadarı ile ellerin bir araya gelmesi 3 elin 4 elin bir araya gelmesi ve bir iş birliği diye anlatılır. Bu en basit en genel tanımı bunu biraz açmamız gerekirse nasıl tanımlayabiliriz kooperatifçiliği ve faaliyetlerini
M.NİKSARLI: Aslında siz tanımladınız bir kişinin tek başına göremediği ihtiyaçlarını komşularının dostlarının akrabalarının yardımı ile karşılamaları bunun örgütlenmiş haline kooperatifçilik yani aynı sıkıntıyı çeken insanların birlikteliği. Bu iktisadi anlamda olabilir bugün için başka alanlarda olabilir ihtiyaçların karşılanması için insanların örgütlenmesi diye tanımlayabiliriz

Sunucu: Hangi alanlarda faaliyet gösterir kooperatifler

M.NİKSARLI: Her ülkede ağırlığı farklı ama genel anlamda bütün dünyada ve ülkemizde de tarımsal alanda kooperatifler daha etkin

Sunucu: Birleşmiş Milletler 2012 yılını Kooperatifler Yılı ilan etti neden böyle bir ilan var niçin kooperatifçilik üzerine yoğunlaşıldı

M.NİKSARLI: Nerden akıllarına geldi diyeceksiniz şimdi,

Sunucu: Dünyada kooperatifçilik çok önemli bir noktada Türkiye’de sıkıntıları var detaylarını ilerleyen dakikalarda konuşacağız zaten

M.NİKSARLI: Bir daha olmasını dilemeyiz ama biraz bizim işimize yaradı geçmiş yıllarda yaşanan finansman krizi. Dünyadaki kriz biraz işimize yaradı çünkü bu krizi tahlil edenler işte IMF den Dünya Bankasına kadar Dünya Ticaret Örgütünden Birleşmiş Milletlere kadar ne oluyor diye bir soru sordular. Baktılar, düşündüler gördüler ve araştırdılar ki bu krizden etkilenmeyen iktisadi örgütlenmelerde var. Kooperatifler geçtiğimiz krizden dünyada en az etkilenen, bazı ülkelerde de hiç etkilenmeyen örgütlenmeler kooperatifler. Kooperatifler birer iktisadi işletme kooperatiflerin dünyada bankaları var her ne kadar bizde yoksa da dünyada sigorta şirketleri var özellikle Avrupa ülkelerinde kooperatif bankalarının müşterisi arttı. Niye? Bu krizden etkilenmedi ve böylelikle toplumdaki güveni daha da bir pekişti bunu görenler, kooperatif örgütlenmenin şirket örgütlenmesine göre neyi varki bunlar bu kadar az etkilendiler. Sahiplilik duygusu olduğunu gördüler yani insan odaklı olduğunu bir kez daha gördüler ve kooperatif örgütlenmeyle ilgili dünya kamu oyunun bir kez daha dikkatini çekmek gerektiği kooperatifçiliği fark ettirmek tekrar hissettirmek için öyle bir şey düşündüler.Bunun yanında başka nedenleride var tabi, ama biz kooperatifçiler olarak bu yönünü önemsiyoruz.

Sunucu: En temel nedeni

M.NİKSARLI: Evet 2012 yılını Dünya Kooperatifler Yılı ilan ettiler ki bu yıl dünyanın her tarafında bir takım etkinlikler yapılarak kooperatiflerin farkındalığı hissettirilsin ülke hükümetlerinin kooperatifçiliğe sahip çıkmasını sağlamak için toplumların kooperatifçiliği yeniden tanıması için bir dizi etkinlik yapılacak dünyada.

Sunucu: Peki Türkiye ayağını konuşmamız gerekirse Türkiye’de nasıl bir ekinlikler düzenlenecek

M.NİKSARLI:Türkiye’de şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızda Yapı Kooperatifleri, Tarım Bakanlığımız biliyorsunuz tarımsal kooperatiflerle ilgili, birde yeni kurulan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde kooperatifler Genel Müdürlüğü var Kooperatifler Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda hemen hemen 40 küsur maddeden oluşan bir eylem planı var bu eylem planı çerçevesinde Türkiye’de etkinlik yapılacak. Bu etkinliklerin önemlilerini şöyle söyleyebilirim bir tanesi üç yıldır Türkiye’de üzerinde çalışılan bir Kooperatifler Strateji Belgesi var. Birleşmiş Milletlerinde yapın dediği şeyler o kararla istenilen çalışmaları biz zamanında yaptık ama uygulamaya konulmamıştı. Bu yıl biz bu Strateji Belgesinin uygulamaya konması için eylem planı içerisinde yer verdik. Şimdi bunun dışında farkındalık yaratmak için her kooperatif türü kendi çapında bu sene toplantılar yapacak.Kooperatif Hatıra Kurulu çıkarılacak, Hatıra Para çıkarılacak, Kamu Spotları hazırlanacak

Sunucu: Medya peki başka bu projede nasıl kullanılacak medyanın etkin kullanılması gerekiyor ki geniş kitlelere ulaşılabilsin

M.NİKSARLI: O bir finansman meselesi takdir edersin burada medyanın bu şekilde kullanılması için yeterli bir finansman yok ama biz şunu talep ediyoruz bu bir kamu görevidir kamu hizmetidir kooperatifler aynı zamanda kamusal bir iş yapıyorlar bunu kamu spotlarıyla yayıncıların televizyonların desteklemesini bekliyoruz en önemli etkinliklerden bir tanesi de bir Kooperatifler Ormanı kuralım diye düşünüyoruz hatta kararlaştırdık
Sunucu: Yeri bellimi

M.NİKSARLI: Yerini bunu bizim Cafer arkadaşımız OR-KOOP’un Genel Başkanı Cafer Yüksel üstlendi şimdi yer arayışı içerisindeyiz Mart sonuna yetiştirmeye çalışıyoruz. Anayol üzerinde görülebilecek bir yerde her yıl bakımını yapabileceğimiz bir Kooperatifler Ormanı kurmakta bu eylem planı içerisinde. Yalnız Strateji Belgesi yürürlüğe konacak dedim.

Sunucu: Evet onu biraz açalım nedir beklentiler kooperatifçiler olarak

M.NİKSARLI: Esas konu bu, Strateji Belgesi Kooperatifçilikten olan şikayetleri minimize edecek her türlü önlemin alınmasını öngörüyor, yeni yeni kurumlar kurulmasını öngörüyor, şunu söyleyeyim kooperatiflerdeki sıkıntıların başında bilgisizlik geliyor yani bilmeden bilgisizlikten kaynaklanan yanlışlardan doğan sorunlar, bunun için bir eğitim araştırma kurumu öneriyor Strateji Belgesi, ilgili kamu kurumlarıyla beklide, üniversitelerle, ilgili Bakanlıklarla müşterek yani Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin içinde bulunduğu, yönetiminde bulunduğu beklide yöneteceği bir kurum öneriyoruz. Bunun nedeni şu, demokrasinin kuralı herkes kooperatif yöneticisi seçilebilir kooperatifçiliği bilmeyende seçilebilir bilmesini bekleyemezsiniz o zaman o kişiye önce bir miktar temel eğitim vereceksiniz kooperatifçilik nedir, hangi sorumluluğun altına girdi nasıl davranacak bu 3- 5 günlük bir temel eğitimden sonra sertifika verilecek ancak ondan sonra kooperatifçiliği yapmaya başlayacak. Böylelikle o kişiler yıl içerisinde de her yıl bir kaç kez birkaç günlük eğitimden geçerek bilgisizlikten kaynaklanan hataları minimize etmek istiyoruz. Bu çok önemli. Bunun yanında mesela kooperatifçilerin finansman sorununu çözmek için biz devletin, tek tek kooperatiflere kredi vermesi, para vermesi, tek tek birim kooperatiflerin projelerini değerlendirmesi, verilen paranın yerinde kullanılıp kullanılmadığını izlemesinin zorluğunu gördük biliyoruz, o halde bir kredi garanti fonu gibi bir yapı Tarım Kooperatifleri için, bir yapı kooperatifleri için, birde kredi kooperatifleri eğer bir para verilecekse kooperatifçilere bir destek verilecekse bu kurumsal yapılar aracılığıyla verilsin böylelikle verilen paranın nereye gittiği o verilen para arzu edilen şeyi sağladı mı, geri dönüşünün garantisi, bunun için kredi garanti fonları diye kurum önerdik. Bakınız biraz önce Avrupa’da bankalardan söz ettik Türkiye’de kooperatifler bankası yok, belki bu kredi garanti fonları birer Anonim şirkettir aynı zamanda, eğer iyi bir deney kazandıktan sonra belli bir olgunluğa eriştikten sonra belki de üçü bir araya gelir Kooperatifler Bankası olurlar, Türkiye’de kooperatiflerin finansman sorununun çözümü için böyle bir kurum önerdik.

Sunucu: Dünyada örnekleri hangi ülkede var bu kurumların

M.NİKSARLI: Dünyada banka örnekleri var şu anda banka kurmanın yönetmenin zorluğunu bildiğimiz için başlangıçta böyle bir yolla gidelim, ama hedef banka olmalı yani birden bire banka demiyoruz. Birde şöyle bir şey var, hala toplumumuzda bir bilinç düzeyi var, bazı kesimlerde bankayı banknot matbaası sanabilir, bizim insanımız, ya bu banka benim, ya o halde kime hesap verecem versin para, alsın benim çocuğumu çalıştırsın maaş versin, bunların geçmişte örnekleri oldu onun için başlangıçta tabi ki hedef banka olmak kaydıyla, başlangıçta 3 tane böyle kredi garanti fonu öneriyor strateji belgemiz. Bir temel sorun’da şu, bakınız Almanya’da bir kooperatif kurulduğunda kooperatif üst birliğe üye olmaz ise kooperatifçilik faaliyetinde bulunamaz

Sunucu: Ama Türkiye’de böyle bir şey söz konusu değil

M.NİKSARLI: Bir kuaför kuaförler odasına kaydolmadan kuaförlük yapabilir mi, bir bakkal bakkallar odasına, bir kahvehane sahibi kahveciler odasına, şimdi düşünün bunlar kim bunların karı zararı kendini ilgilendirir buna rağmen diyor ki sen bu mesleği yapabilmek için bu zanaatı yapabilmek için üye olacaksın, oysaki, kooperatifteki hata zarar topluma.

Sunucu: Orda belli bir kesimi ilgilendirirken burada

M.NİKSARLI: Esnafı dükkanı olan kişiyi ilgilendiriyor, onun için Türkiye’de temel sorunlardan bir tanesi kooperatiflerdeki dikey örgütsüzlük. 3-4 tane kooperatif türü hariç tarım kredi, pancar, esnaf gibi bunlar hariç diğerlerinin örgütlenme oranı % 20’lerde yani %80’ni bir yere bağlı değil nerde ne yapıyor bilemezsiniz ama bir yere bağlı olmasa da bir kooperatifin yaptığı hatanın faturası hepimize çıkıyor

Sunucu: örgütlü bir çatı altında toplanmaktan neden korkuyoruz ya da korkuyormuyuz

M.NİKSARLI: Belki denetimden kaçılıyor. Üst yapıya girmemekle denetimden kaçıyor gayet açık. Çünkü üst yapıya girdiğiniz takdirde bir piramitin içine girdiğiniz takdirde sizi denetlemeseler dahi ya denetlerlerse diye psikolojik bir baskı altında olacaksınız, o nedenle caydırıcı bir yanı var, onun için üst yapılara pek girilmiyor. Bakınız size şöyle bir örnek vereyim, efendim kooperatiflerle ilgili iyi bir imaj yok deniyor. Şu anda 80.000 tane kooperatif olduğunu varsayarsak istatistikler onu gösteriyor, bir kooperatifin ortalama 5 yöneticisi vardır, 2 denetici 3 yönetici ne yapar 5, çarptığımız zaman 400.000 tane sorumluluk taşıyan kooperatif yöneticisi var, bunların 400.000 inin hepsinin aynı tornadan çıkmış gibi insanlar olduğunu iddia edebilir miyiz

Sunucu: mümkün değil

M.NİKSARLI: Bunların bir kısmı yanlış yapacak, bilmeden yapacak bir kısmı kötü niyetle yapacak, ama bunların hepsi kooperatifçiliğe fatura ediliyor. Onun için, eğer böyle kooperatifçiliğin imajı filan düşünüldüğü zaman ben söylerim 400.000 tane sorumluluk taşıyan hem de para harcama sorumluluğu taşıyan başka bir örgütlenme var mı, diğerleri dernek gibi örgütlenmeler, var mı? Yani oda örgütlenmesinde odalar bizim mahallenin bakkalının kasasından sorumlumu? Ama kooperatiflerde, o kasadan sorumlu yani üst yapı sorumlu, onu izlemek durumunda. Onun için örgütlenmeyi zorunlu hale getirmeden bunları bir piramit içerisinde toplamadan, ne bunları doğru dürüst eğitebilirsiniz, nede bunları doğru dürüst denetleyebilirsiniz. Bu olmazsa olmazı bu işin. Şimdi efendim örgütlenme özgürlüğü ya giriş çıkış serbestisi, ya kardeşim eğer bir davranış topluma zarar veriyorsa onu örgütleme özgürlüğü ile kılıflamak doğru değil, o zaman özgürlüğü anlamıyoruz demektir, o demokrasiyi özümsememişiz demektir, yani bir örgütlenme olacak, örgütlediği kesime zarar verecek, ülkeye zarar verecek, insanlara zarar verecek, e canım ne yapalım örgütlenme özgürlüğü demokrasi var, böyle bir demokrasi olmaz, böyle bir örgütlenme özgürlüğü de olmaz, onun için örgütlenmelerin muhakkak bir yapı içerisine konulması gerekiyor. Bir örnek vereyim size, en fazlada yapı kooperatiflerinden bahsedilir, yani yapı kooperatifleri bir hesaba göre Türkiye’de 60.000 tane, e şimdi düşünün aynı şekilde 3 kişi 5 kişiyle çarpın 300.000 kişi, 300.000 yönetici, yapı kooperatiflerinde üst örgütlenme %15 , %85 inin nerde ne yaptığını bilemezsiniz, ama onun yaptığı hatalardan onun ortaklara topluma verdiği zararın faturası bize de çıkıyor. Onun için strateji belgesindeki bu örgütlenme olayı çok çok önemli

Sunucu: Sayın Niksarlı nasıl bir denetim mekanizması yer alacak bu strateji belgesinde

M.NİKSARLI: Sanılıyor ki kooperatifler denetim istemiyor tam tersine kooperatifler denetim istiyor ama denetim polisiye bir olay değil denetimi eğitimden ayıramazsınız yani denetlerken eğiteceksiniz en az hata yapmaları için onları belli bir noktaya getireceksiniz. Bizde denetim öyle değil ihbar ve şikayet üzerine müfettiş gönderiliyor bu suçu işlemiş mi, işlememiş mi, tabi denetimi kamu müfettişlerinin eline bırakırsanız o zaman kooperatifleri denetleyebilmek için ordu kurmak lazım. Çünkü sadece kooperatifler değil şirketler var, aynı çerçevede kooperatifler var, bunu belki 100 ün biraz üzerinde siz müfettişle denetim firmayla denetleyemezsiniz. O halde denetimi kurumlaştırmak lazım denetimde kooperatif üst birlikleriyle devletin sorumluluk paylaşması lazım iş birliği yapması lazım. Biz bir şey önerdik ama o çok fazla kabul görmedi. Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu diye bir kurum var biz kooperatiflerde de böyle bir şey olsun istedik ama bunda pek görüş birliğine varamadık.

Biz diyoruz ki kooperatif üst birliklerinin yapısı güçlendirilsin kooperatif üst birlikleriyle kamu, denetimde işbirliği yapsın, ancak bu denetim kooperatiflere ek maliyet getirmesin bu kadar. Muhakkak denetlenelim ama bu denetim ilave maliyet getirmesin bizim maliyetlerimizi artıran bir unsur olmasın yeni denetim anlayışımız bu. Strateji belgesinde de buna konu açık. Strateji belgesinde iki tane daha konu var bunlardan bir tanesi kamunun kullanmış olduğu yetkilerin bir bölümü kooperatif üst birliklerine devredilecek. Kuruluşuyla ilgili, genel kurullarını yapmasıyla ilgili, denetimle ilgili bunlar strateji belgesindeki önemli unsurlar



Sunucu: Bazı istatistikleri paylaşmamız gerekirse şimdi diyoruz ki dünya kooperatifinin %10’undan fazlası Türkiye’de bulunuyor tabi bunlardan 13.000 tarımsal 17.000 tarım dışı amaçlı kooperatifler şimdi oldukça fazla bir sayı, Türkiye’de bir kooperatif enflasyonumu var

M.NİKSARLI: Kesinlikle biz kooperatif sayımızın çokluğuyla bugüne kadar öğünmesek bile, bizde işte bu kadar çok kooperatif var dedik, bu doğru değil bu öğünülecek bir şey değil. Bakın kooperatifler eğer birer işletmeyse birer iktisadi yapı ise günümüzde küçük sermayeli küçük kapasiteli üretim alanları üretim örgütlenmeleri şirketler ayakta duramıyor. Ne yapıyorlar birleşiyorlar bankalar dahi birleşiyor hatta ülkeler içindeki birleşmeler yetmiyor uluslar arası birleşmeler oluyor niye, ayakta duramadıkları için bu dünyada kooperatiflerinde bir çoğu iktisadi olma özelliğini yitirmiş veyahut ta değil çünkü kooperatifler kurulurken bir hesaba göre kurulmuyor, yani bir fizibiliteye göre kurulmuyor, ihtiyaç var mı, kimlere hitap edecek, ne üretecek, kime pazarlayacak, ne kazanacak bir hesaba dayalı değil 7 kişi bir araya geldiği zaman kooperatif kuruyor bunun adı da örgütlenme özgürlüğü oluyor, yok yani onu biraz önce söyledim bunu kabul etmek mümkün değil. Bakın şöyle bir örnek vereyim dünyadaki kooperatiflerin %10 u Türkiye’de deniyor değilmi dünyadaki kooperatiflerin bildiğimiz ICA’ya bağlı kooperatiflerin kooperatif büyüklüğü üye sayısı 1300 kişi bir kooperatifte en az 1300 kişi var bizde 93 kişi neyle öğüneceğiz biz, bakın Almanya’da giderek kooperatif sayısı azalıyor kooperatif ortağı sayısı çoğalıyor , şimdi biz eğer bu 93 kişi diyorumya biraz açık söyleyeyim pancar kooperatiflerini çıkaralım, tarım krediyi çıkaralım, esnafı çıkaralım bu ellinin altına düşer . Bir köyde 30 kişilik kooperatifler var 30 kişilik motorlu taşıyıcılar kooperatifi var, 20 kişilik su ürünleri kooperatifi var köy kalkınma kooperatifi var bunlar hiçbir zaman iktisadi faaliyette bulunamazlar. O halde her köyde 3- 4 tane kooperatif kurulacağına her havzada her üretim bölgesinde bir kooperatif birkaç kooperatif kurulsun böylelikle denetlenmesi de kolay olur.

Sunucu: Evet çünkü çok fazla sayıda kooperatifin olması demek denetim mekanizması işini de zorlaştıracak

M.NİKSARLI: Söylüyorum işte sayılarını çok basit Türkiye’de işte 80.000 kooperatif 8,5 milyon böldüğünüz zaman 93 kişi çıkıyor, dünyada 750.000 kooperatif 1 milyarın üzerinde ortak böldüğünüz zaman 1300 kişi çıkıyor yani neyle öğünüyoruz biz, biz kooperatif sayımızın çokluğuyla değil kooperatif ortağı sayımızın aktif kooperatif ortağı sayımızın çokluğuyla ancak öğünürsek kooperatifçiliği belli bir noktaya getirebiliriz

Sunucu: Şimdi dedikki Bakanlıklar yeniden düzenlendi ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı çatısı altında Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü kuruldu ve bu Müdürlükte Kooperatif Strateji belgesi hazırlanıyor. Onun dışında nasıl çalışmalar yapılıyor doğrusu çok taze bir Müdürlük buda hani nasıl bir katkı sağlayacak kooperatifçiliğe bu Strateji Belgesinin dışında

M.NİKSARLI: Bu Strateji Belgesi daha önceden başladı 3 yıllık çalışma, bu Bakanlık bir yıllık bir Genel Müdürlük, bu Genel Müdürlüğünün geçmişi Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndaki Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü, o buraya Kooperatifler Genel Müdürlüğü olarak aktarıldı

Sunucu: Bu gelişmeyi sevindirici buluyor musunuz hani ayrı bir Genel Müdürlük hani acaba sadece Müdürlük adı altında mı kalacak faaliyetlerini ilerleyen dönemlerde bizde takip edeceğiz

M.NİKSARLI: Umudumuz dileğimiz ismen kalmaması ama bugüne kadar kooperatifler adıyla bir genel müdürlük yoktu son zamanlarda bu bizi umutlandırıyor, strateji belgesinin hükümet programında yer alması bizi umutlandırıyor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teşkilat yasası o kanun hükmündeki kararnamede kooperatiflerin destekleneceği sözü var bu bizi umutlandırıyor, Gümrük ve Ticaret Bakanlığındaki bu Genel Müdürlüğünün dışında da bizim kooperatiflerle ilgili çok önemli bakanlıklarımız genel müdürlüklerimiz mesela Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü, çok ilgili Ulaştırma Bakanlığı ilgili, Sağlık Bakanlığı ilgili, Bayındırlık Bakanlığı ilgili, Tarım Bakanlığı ilgili yani ilgili Bakanlık ve Kurum çok. Bu Genel Müdürlüğün görevi bunun koordinasyonunu sağlamak, çünkü şöyle bir şey var aslında biz bu dağınıklığa karşıyız, dünyada da böyle değil kooperatifçilik bir felsefe, bir hukuk, ortaklık hukuku özel bir ortaklık hukuku, bu ürettiği mala göre değişmez birisi meyve üretir, birisi pancar üretir, birisi ormanda çalışır, birisi konut yapar ama temel ilkeleri hiçbir kooperatifin değişmez hepsi aynıdır. Şimdi bu Genel Müdürlüğün yapacağı şey işte o ortaklık hukuku, kooperatifçilik anlayışı, dünya kooperatifçilik standartlarını

Ülkemizde de hakim kılmaktır. Umudumuzu kaybedersek baştan her şeyi kaybetmiş oluruz. Umudumuzu kaybetmiyoruz umudumuzu kaybetmeyeceğiz, çünkü yeryüzünde kooperatifçilik son bulmaz. şirketler iflas eder kooperatifler iflas etmez onun için kooperatifçilik daha bir sürekli yapılanma ve ilişki biçimidir, onun için bugün anlaşılmasa dahi gelecekte iyi anlaşılacağını umuyoruz ve bu işin eninde sonunda iyi bir noktaya geleceğine inanıyoruz inanmak istiyoruz.



Sunucu: Şimdi kooperatifler özellikle kadın kooperatif girişimcileri yani 7 yıllık belki daha fazla isterseniz o bilgiyi de sizler paylaşın bizimle, kadın kooperatifçiler atağa geçti hem kurulma aşamasında hem yöneticilik kısmında oldukça iyi bir yerdeler bizde tarım bülteninde bunu sıkça dile getiriyoruz yer veriyoruz kadın kooperatifçilerin başarılarına ve tabi ki bunlar bakanlıktan çeşitli desteklemelerle eğitimlerle güçlendiriliyor bu oldukça güzel bir gelişme bu konuyu biraz açsak neler söyleyebiliriz bu başarılar altında

M.NİKSARLI: Hiçbir konuda kadın erkek ayrımından yana değilim eğer kadınların kooperatif ortağı olmaları kooperatifleri yönetmeleri daha iyi sonuç veriyorsa bütün kadınlar gelsin kooperatifçilik yapsın. Çünkü kadınlar küçük kapasiteli mesela bir köyde elişi, kışın tarım azdır ne yapacaklardır elişi yapacaklardır, tabi yaptıkları elişinin değerlendirilmesi aileye bir ekonomik katkıda bulunma, mesela bizim köylerimizde besi işlerinde süt sağma işlerinde onun diğer ürünlere yoğurt ve peynire dönüştürülme işlerinde ağırlıklı kadınlar çalışır. Bunların kooperatifleşmesi daha iyi bir sonuç veriyorsa bunları kooperatifleştirmek gerekiyor daha doğrusu bir motivasyon oluyorsa yapsınlar, yapıyorlar başarılı olanları kutluyorum diğerlerinin de kooperatifçiliği yapmasını diliyorum yoksa bu şu değil öyle özel bir şey olduda, mevzuat yasa değiştide, bir atrağa filan geçtide değil uzun yıllardır var özellikle elişiyle ilgili elişlerinin değerlendirilmesi ile ilgili var, son zamanlarda tarım kesiminde de olmaya başladı, bana kalırsa Karadeniz’de çay hasadını hep kadınlar yapıyor, kadınları kooperatifleştirmek lazım yani şu, üretenin kendini yönetmesi söz ve karar sahibi olması bizzat üretenin söz ve karar sahibi olması gerekiyor o halde üretimdeki ağırlık kadınınsa o konudaki örgütlenmedeki söz ve karar sahibinin kadın olması gerekiyor. Erkek oturup çorap örüyorsa, elişi yapıyorsa, nakış yapıyorsa tamam o yapsın emek kiminse o emeğe sahip çıkmak değerini yüceltmek korumak onun işi emek sahibinin işi. Onun için kadın kooperatiflerinin özel bir yeri olduğunu düşünmek istemiyorum. Kadınlar hangi konuda erkeklerden çok emek veriyorsa üretimin içindeyse o alanda kadınlar o kooperatifi kurmalı ve yönetmeli

Sunucu: Peki kooperatiflerin pazarlama gücünü nasıl buluyorsunuz

M.NİKSARLI: Bu kadar küçük kapasitedeki kooperatiflerin temel sorunu pazarlamak kapasite küçük pazara çıkma olanağı olmuyor tek tek kooperatif şarap üretiyor diyelim ki 1000 şişe, salça yapıyor diyelim ki 300kg bunlarla pazara çıkamazsınız onun için diyoruz ki bu yapıların büyütülmesi lazım köy ölçeğinde 3-4 kooperatif değil 3-5 köy ölçeğinde bir kooperatif, böyle olmadıkça bizim kooperatiflerimizin pazara çıkması para kazanması çok zor. Örnekler var kazananlar var ihracat yapanlar var bunlar çok az. Oda yöneticisinin başarısından geliyor, yani kooperatif liderliği çok önemli. Diyelim ki siz bugün şu kooperatifi yönetiyorsunuz müthiş işler yapıyorsunuz ürünlerinizi de dışarı ihraç ediyorsunuz sizin beceriniz olmayınca olmayacak onun için kurumlaşmak gerekiyor ve pazarda yer tutacak büyüklüğe gelişmek gerekiyor. Onun için bu kooperatif enflasyonuna son vermek. Bunun yolu da örgütlenmeyi zorunlu hale getirmek ve ekonomik birleşmeleri teşvik etmek

Sunucu: Peki haksız rekabetten ve kayıt dışılıktan bahsettik programdan önce biraz konuştuk bunun çok ciddi bir sıkıntı olduğunu dile getirdiniz

M.NİKSARLI: Evet yani şu kooperatifin temel açmazı ülkede kayıt dışılık, ekonomideki kayıt dışılık % 50’lerle ifade ediliyor bir ara %60’larda şimdi %50’lere düştü %40’lara düştü. Şimdi siz bir işletme sahibisiniz aynı alanda iş yapıyoruz ikimizde süt üretiyoruz veyahut ta aynı üretimi yapıyoruz siz serbest tacir olarak faturasız mal alabilirsiniz siz sigortasız insan çalıştırabilirsiniz bunlar övünülecek şeyler değil ama Türkiye’nin gerçeği bu, ama kooperatif ne kadar kötü yönetilirse yönetilsin bir tek kuruş kayıt dışı işlem yapılamaz o zaman sizin maliyetinizle kooperatifin maliyeti birimi sizin maliyetiniz daha düşük. Sigortasız çalıştırıyorsunuz, sizin maliyetiniz daha düşük, faturasız faturasız çalışıyorsunuz siz dolayısıyla kooperatiflerden daha az vergi ödüyorsunuz kooperatifler vergiden muaf değiller. Siz kooperatiften daha az vergi ödüyorsunuz o zaman kooperatifler nasıl rekabete girecek, yani çok temel konulardan bir taneside ülkedeki kayıt dışılığının boyutunun kooperatiflere haksız rekabet olarak yansıması

Sunucu: Artık programımızın yavaş yavaş sonuna geliyoruz son sözü de kooperatiflerin özerkliğine getirelim kooperatifler özerk bir yapıya mı sahip

M.NİKSARLI: Özerk olması lazım özerk olmayan bir yapı kooperatif olamaz yani yakın bir zamana kadar tabi ki, Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bir çok konuda devlet öncülük yapmış sanayileşmede öncülük yapmış Etibank’ı, Sümerbank’ı, şeker şirketini kurmuş, kooperatiflerde öncülük yapmış Mustafa Kemal ATATÜRK tekir çiftliğini yani şu andaki Tarım Kredi Kooperatiflerinin ilk başlangıcını yapmış, tabi İsmet İNÖNÜ, Celal BAYAR ilk memurlar tüketim kooperatifini kurmuşlar, Ankara’da Bahçelievler’de Türkiye’nin bir sürü bakanı Saraçoğlu başta olmak üzere isimlerini şimdi saymayacağım bir sürü bakanı, Merkez Bankası yönetim kurulu üyeleri , Ziraat Bankası yönetim kurulu üyeleri yapı kooperatifi kurmuşlar. Bu şunun göstergesi Cumhuriyeti kuranlar karma ekonominin yanında 3. Sektör olarakta kooperatifleri birer kalkınma aracı görmüşler ve önermişler topluma, ama maalesef belli bir süreçten sonra yani bu yöneticilerden sonra diğer yöneticiler ilk iş toplumda yanlış bir izlenim yarattılar kooperatifçilikle kominizmi bağdaştırmaya hep çalıştılar, oysaki şöyle bir düşünün bakalım dünyada başarılı bugün adı sanı duyulan bilinen kooperatifler nerde en güçlü kooperatif bankaları Hollanda, Almanya’da bunlar kominist mi en güçlü sigorta şirketleri İngiltere’de bunlar kominist mi kırsal kesimde elektrik dağıtımının %90’ını Amerika’da kooperatifler yapıyor bunlar kominist mi yani bu kadar kamuoyunu yanıltmak bu kadar kooperatifçiliğe haksızlık yapmaya kimsenin hakkı yok, her zaman bizim insanımız böyle kandırılmaya yanıltılmaya müsait. Şunu söyleyeyim kominist sistemde kooperatifler toplumu yöneltme aracı olarak kullanır, kooperatifler birimler vasıtasıyla topluluklar üretim sürecine sokulmuş, ihtiyaçları kadar üretimden onlara pay verilmiş gerisini devlet almış yani bir yönetim aracı olarak, oysaki kapitalist ülkelerde batı ülkelerde kalkınma aracı olarak kullanılmış. Kominist sistemdeki kooperatifçilik özgür değil müdürünü yöneticisini yukarıdakiler atar peki başarılı oldu mu? Olmadı ama batıda demokratik ülkelerde kooperatifçiliğin olmazsa olmazı özgür olması kendi kendini yönetmesi, yalnız bakın kooperatifçiliğin hiç ihmal edilmeyecek bir faydası, unutulmayacak yararı, demokrasiye katkısı, demokrasi okuyarak öğrenilmez, demokrasi bir yaşam biçimidir yaşanılarak öğrenilir. Kooperatif yapı ne, demokratik işleyişin var olduğu bir yapı, kimlerden oluşuyor, ortaklarından, nasıl karar veriyorlar, demokratik yöntemlerle, nasıl yönetiyorlar, demokratik yöntemlerle yaşayarak, öğreniyor, hakkını arıyor, el kaldırıp söz alıyor, aday oluyor, seçiliyor seçilemiyor, seçme hakkı var seçilme hakkı var, küçük bir birimde öylelikle seçme ve seçilmeyi, söz ve karar sahibi olmayı özümsüyor. Genelde kooperatifler demokrasi okulu olarak adlandırılır her yerde, onun için bizim kooperatiflere bu yönüyle her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü bugünlerde demokrasiyi demokrasinin işleyişini özgür toplumu çok konuşuyoruz, eğer bunu gerçekten çok arzuluyorsak bu yasa çıkarmaya arzu etmekle olmaz, kooperatifçiliğin yaygınlaşmasını sağlayacak, öğrenilmesini sağlayacak, özümsenmesini sağlayarak sivil örgütlenmelerin kooperatif örgütlenmelerinin önünü açmak gerekiyor

Sunucu: Geçtiğimiz hafta düzenlenen Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenlediği toplantıda da şeye dem vurdunuz, hani dünyanın bir çok ülkesinde anayasal çalışmalarla kooperatifçilik destekleniyor ancak bizim ülkemizde şu dönemlerde biliyorsunuz anayasa çalışması var bunu talep ediyorsunuz böyle bir görüş alındımı sizden

M.NİKSARLI: Hayır bize bir şey sorulmadı ama biz görüşümüzü bildireceğiz o konuda bir hazırlığımız var bildireceğiz. Yeri gelmişken söyleyeyim mevcut anayasanın 171. maddesi kooperatifçinin destekleneceğini öngörüyor, desteklendi mi, yeterince değil, diyorlar ki anayasada olsa ne olur olmasa ne olur. Tamam yani biz demokrasiyi iyi noktalarda öğrenmiş bir toplum olsak, ona bakarsanız İngiltere’de anayasa yok, bazı ülkelerde anayasalarla güvence altına alınmış bazı ülkelerde çok temel yasaları var. Mesela İtalya, Almanya’nın bir güney eyaleti ve yanılmayım Portekiz’de ağırlıklı olarak anayasalarda yer alıyor, daha bir çok ülke var derler ki işte Güney Amerika’da ya onlar şu siyasette, kooperatifçiliğe ideolojik bir kılıf siyasi bir kılıf giydirmek kadar yakışıksız bir davranış olamaz

Sunucu: Kooperatifçiliğe yapılacak en büyük kötülük

M.NİKSARLI: Kesinlikle

Sunucu: Değerli görüşleriniz ve katılımınız için çok teşekkür ediyoruz

M.NİKSARLI: Ben Bereket TV ye teşekkür ediyorum Dünya Kooperatifler Yılını bu kadar önemsediği için ve programında yer verdiği için, umuyorum ki, diliyorum ki bundan sonraki programlarınızda da bu sene 2012 yılında, geçmişte yapıyordunuz bunu ama 2012 de daha da bir ağırlıklı kooperatif yapılara örgütlenmelere kooperatif sorunlarına yer verirseniz bizi mutlu edersiniz

Sunucu: bunlar sizin katkılarınızla olacak

M.NİKSARLI: Her zaman biz hazırız.

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə