Bir toplumun ayakkabı müzesini kuran kişi, gelecekte o toplumun kültür tarihini yaşatacak kişidir

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 65.54 Kb.
tarix15.01.2018
ölçüsü65.54 Kb.

Çarık formunun farklı kültür ve coğrafyalardaki gelişimi

"Bir toplumun ayakkabı müzesini kuran kişi, gelecekte o toplumun kültür tarihini yaşatacak kişidir"

George Bernard

H. Meryem İMRE1 Özet



Anadolu topraklarının bulunduğu coğrafyada yüzyıllara dayalı tarih kültürünü kalıcı izler bırakan uygarlıklar oluşturmuştur. İlk yerleşik uygarlıklarda derinin yaşamsal bir yeri olmuştur. Bu uygarlıklardan olan Hititler ile başlayan derinin macerası ayağı koruyan ayak giysisi Çarık formu ile birçok uygarlığı etkilemiş ve günümüze kadar gelmiştir.

Bu çalışmada Hitit, Mısır, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde giyim-kuşamın bir parçası olan ayak giysisi Çarıkın farklı coğrafya ve kültürlerdeki formu, hiyerarşik yapı içerisindeki özellikleri ve kullanılan malzemelerin gelişimi üzerinde durulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Anadolu, Deri, Çarık, Form, Malzeme

Development in different culture and geographies of sandal form

Abstract

The ancient Anatolian civilization historical and cultural values have left a remarkable and permanent indent throughout the centuries. Leather had a vital role in very early settled civilizations.The history of Leather started with Hittites in the form of Çarık/Sandal, which

'Öğr.Gör. H.Meryem İMRE, İAU Ayakkabı Tasarım ve Üretim Programı, meryemimre@aydin.edu.tr was created to cover and protect feet, numerous civilizations adopted this practice even to today.

This part of the project about Çarık/Sandal will cover its use as part of an outfit.During the period of Hittites, Egypt, Byzantium, Seljuk, and Ottomans Empire in the different geographies/ territories in a hierarchical structures and the evolution of the material used to construct such a product.

Keywords: Anatolia, Leather, Sandal, Shape, Material Giriş

Ayakkabı; kadın, erkek ve çocukların ay aklarını dış etki ve etkenlerden korumak, sosyal konum ve toplumdaki imajlarını sağlamlaştırmak için yüz ve tabanları farklı malzemelerden yapılmış ayak giysisidir, ilk insanla beraber ilkel toplumlarda görülen ayakkabı ağaç kabuklarından ve hayvan derilerinden ayağa bağlanarak yapılmıştır. İnsanın yerleşik hayata geçmesiyle, daha rahat yürüyebilmek ve hareket edebilmek için ayakkabı formlarında da farklılıklar ortaya çıkmıştır. İlk ayakkabı formlarından olan çarık bulunduğu kültür ve coğrafyaya bağlı olarak gelişmiştir.

Çarık kelimesine kökeni açısından bakıldığında iki farklı görüş ortaya çıkmaktadır. İlk olarak Büyük Larousse, Türk Dil Kurumu sözlüğü çarık kelimesinin, Türkçeden Macarcaya (saru), Farsça ve Balkan dillerine ise çarog, çaruğ olarak geçtiği görüşüdür (Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 1986). Diğer bir anlamı ise, kelimenin kökeninin "Farsça olduğu ve Frasça'dan Türkçeye geçip yerleştiği şeklindedir. Uygur Türklerinden beri bilinmekte olan çarık kelimesi, Osmanlı Türkçesinde Çaruk ve Çarık şeklinde kullanılmıştır"(Koçu, 1967).

Çarık Tanımı ve Çeşitleri



Kültürel ve tarihsel özellikleri bakımından çarık, genel olarak sığır derisinden özellikle daha çok yumuşatılmış ham manda derisinden kesilip ayağa geçirildikten sonra dört köşesinden büzülerek oluşturulan çarık formu iki şekilde sınıflandırılmıştır. Birincisi, herkesin ayak ölçüsüne göre kesilerek, kenarları kıvrılıp, ipler ile ayak bileğine bağlanan "kara çarık", diğeri ise, burnu yukarı kalkık, yanlarında eşit şekilde açılan deliklerden deri şeritler geçirilerek bağlanan yemeni biçiminde olan çarık, "dede burnu" çarık tipi olarak bilinmektedir. Hitit kabartmalarında "Dede Burun" çarık tipinin Hitit ayakkabılarında kullanıldığı görülmektedir. Deriden yapılmış ürünlerin toprak altında dayanıklılığı az olduğundan dericilik tarihi hakkında belge ve ürün günümüze çok az ulaşabilmiştir. Ayakkabı kalıbı olmaksızın sadece ayak formuna göre deriye şekil aldırarak yapılan çarık, insanın gelişmesi açısından yaratıcılığını gösterdiği bir üründür. Hitit Uygarlığında, günümüzde de hala kullanılan ve her uygarlıkta giyildiği görülen çarığın ilk modellerine rastlanmaktadır.

Hititlerde Çarık ve Özellikleri



Derinin Anadolu'da uygarlıkların kültürel gelişimine katkısının olduğu Alişar ve Kültepe arkeolojik kazılarındaki buluntuların yanı sıra, Çatalhöyük ve Alacahöyük kazılarındaki kabartmalardan derinin Anadolu halkında önemli bir yeri olduğu belgelenmiştir. "Hitit halkının taban köselesi önde sivri burun biçiminde yukarı kıvrık bağcıklı veya yarım boğazlı ayakkabıyı deriden yaparak giydikleri saptanmıştır. Alacahöyük'teki kabartmalarda görülen figürlerde taban köselesinin yukarı doğru kıvrık burunlu Hitit ayakkabısı görülmektedir" (Akurgal, 2000). Tanrı ile kral Vargalavas'ın aynı biçim daha sonra Anadolu'da çarık adı ile anılmaya başlayan ayakkabıyı giydikleri Yazılıkaya ve îvriz kaya kabartmaları ile gün yüzüne çıkarılmıştır (Resim 1).

Hititlerde, kralların binek arabalarının sığır, koşum takımlarının keçi derisinden yapıldığı bilinmektedir. Kral terliklerinde süslemeler ve çizmelerde ise daha düz formlar bulunduğu kabartmalarda betimlenmiştir. Tek parça deriden yapılan ve halkın kullandığı bağcıklı konçlu çizmelerin tüm devirler boyunca kullanıldığı günümüze ulaşan bilgiler arasındadır (Yıldız, 1993).

Resim 2: Maraş .Gömütaşı. Resim 1: îvriz, Kaya

Terazili Kadın. Kral kabartması.

Vargalavas, Geç Hitit, M.Ö.730 civarı




Çarık, kalın yün çorap veya ayakla baldıra bez sarılarak giyilmiştir. Bunun nedeni ise çarık, ham manda veya öküz derisi kullanılarak yapıldığından ve sert olduğundan dolayı giyildiğinde kolay yürüyebilmek içindir. Hitit taş kabartmalarına bakıldığında çarık formunda ayakkabının kadın ve erkek tarafından aynı şekilde giyildiği görülmektedir (Resim 2).

Hititlerin bulundukları coğrafyada uzun süre olan hakimiyeti Hitit kabartmalarında görülen çarık, bölgede yaşayan eski ve yeni topluluklar tarafından benimsenmiş ve uzun bir süre giyilmiştir. Coğrafya bakımından Tanrı dağları, Ural-îdil bölgesi, Anadolu ile geniş alanda yaşayan birçok topluluğun ortak giyim eşyalarından biri çarık olmuştur. Çarık formu Mezopotamya-Mısır'da malzeme ve form olarak gelişimini sürdürmüştür.

Mezopotamya-Mısır'da Çarık/Sandal



Ayakkabı Mezopotamya'da başlangıçta bilinmeyen bir obje olmuştur. Kazılarda bulunan ve müzelerde sergilenen kabartmalarda Kral ve Tanrıların çıplak ayakla betimlendikleri görülmektedir. Coğrafi konumu, iklim ve toprak yapısından dolayı erken dönemlerden itibaren uygarlık düzeyi sürekli yükselen Mezopotamya, M.Ö. III. binden itibaren deriyi işlemeye başlayıp geliştirmişlerdir. Bitkisel tabaklama ve kurutulan deriden eşyalar yapmışlardır. Mezopotamya'da dericilik incelendiğinde başlangıçta çarık tipi ayakkabının kullanılmış olduğu daha sonra ayakkabı tipi olarak sandalet üretilmesinin ve çeşitliğinin olmamasının nedeni, iklim ve coğrafi şartların ayakkabı ile ilgili ortaya koyduğu tüm ihtiyaçların sandalet formu ile giderilmiş olmasıdır.

Mısır'da yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan deri ayakkabılarda kullanılan derinin ve dikiş özellikleri itibariyle dışarıda değil ev içinde giyilen ayakkabı olduğu görüşüne varılmıştır (Yıldız, 1993). Eski Mısır'da ayakkabıyı başlangıçta soylular, rahipler ve savaşçılar giydiğinden ayakkabı statü sembolü olarak görülmüş olup tarihte yerini almıştır (Yue, 1997).

Mısırlılar sandalet yapımında, günümüzde el yapımı ayakkabıda kullanılan aletler ile aynı özelliklere sahip aletleri kullanmışlar (Resim 3). Sağ ve sol sandaleti ayırt edebilmek için ise farklı renkler ve desenler ile boyama yaparak görselliği yüksek sandaletler üretmişlerdir. Bulunan örneklerden yeşil, mor ve kırmızı ile boyanmış olduğu görülmektedir (Yıldız, 1993). Kralların sandaletlerinde öküz derisinden yapılan tabanlar birkaç katlı yapılıp biz ile delinerek birbirine bağlanmıştır. Halk ise çabuk giyilip çıkarılabilen ve ayağı sıcak kumdan korumak için sandalet giymiştir.

En eski Mısır ayakkabısı olan sandalet taban köselesine tutturulmuş kayışlardan oluşmaktadır. Sandaletlerin çoğu papirüs veya keten dokuma kumaş kullanılarak yapılmıştır (Resim 4). Taban için tek veya iki parça köseleden yapılmış malzeme kullanılmıştır. Alt taban daha kalın deriden üst taban ise ince deriden mumlu iplik ile birbirine dikilmiştir. İkinci 1000 yıldan itibaren sadece Tanrı ve Kralların giydiği sandaletin halk arasında kullanılması yaygınlaşmıştır. Hititlerde formu oluşan çarık, Mısır Uygarlığı döneminde coğrafi koşullardan dolayı yerini sandalete bırakırken burun kısmındaki yukarı kalkık form değişmemiştir.










Resim 3: Mısır Uygarlığında sandalet yapımında

Resim 4: Yeni Krallık Dönemi, Papirüs sandalet.





kullanılan aletler.

Mısır Uygarlığının geç döneminde ticaret yapan esnaf, gezgin ve askerlerin farklı coğrafyalardaki kültürlerden edindikleri deneyimlerini kendi ülkelerinde özellikle ayakkabı ve sandalet formlarında yansıtmışlardır ( Bossan, 2007 ). Hititlerdeki ucu kalkık çarık formu bu şekilde Mısır'da görülmeye başlamıştır. Sandaletlerde yürürken ayağın daha rahat olması için farklı yöntemler geliştirilmiştir. Öncelikle, topuk kısmındaki deriyi yükselterek ayak topuğunun rahatça tabana oturması sağlanmıştır. Sonra tabanlara kat ilave edilerek yükseltilmiş ve kum zeminden olan aşınma azaltılmıştır ( Cressman, 1962 ). Her kültür kendinden sonra gelen kültürleri de etkilediğinden Eski Yunan'da çarık formu daha çok sandaletin tabanında kullanılmıştır. Çarığın ucu kalkık form düzelmiş ve burun kısmı uzamıştır.






Resim 5: Kral Narmer. Resim 6:22 .Hanedan Kral II. Mısır (Kahire Müzesi) Shosheng 'e ait gold sandal M.Ö .3000 (Kahire müzesi).

EskiYunan'da Çarık/ Sandalet



Eski Yunan'da ayakkabı ustalığı dericilik mesleği içerisinde önemli bir yer alır. Vazo resimleri ile plastik eserler üzerindeki resim ve tasvirlere bakıldığında, ayakkabı çeşitleri ve ayakkabı yapımında kullanılan aletler konusunda bilgi vermektedir.

Ayakkabı tipleri yazlık-kışlık, kadın-erkek, kaba-zarif olarak sınıflandırılmıştır. Öküz ve geyik derisi sandalet yapımında ana malzeme olmasına karşın keçe ve keten kumaşın kullanıldığını gösteren kaynaklar vardır ( Yıldız, 1993 ). Bu kaynaklara örnek Knossos'da bulunan tasvirlerdir ( Resim 7). Derinin daha iyi işlenmesi ve kullanıma göre farklılıklar göstermesinden dolayı, çarık formunun burada değiştiği, burun kısmının uzadığı ve tabanın düzleştiği görülmektedir. Sandalet tiplerinde ahşap taban kullanıp deri veya kumaş şeritler ile ayak üzerinde bağlanıp sandalet oluşturulmuştur.

Kadın ve erkek sandaletlerinde ayrım yapılmamış ama kadın sandaletleri için derinin dahayumuşatılarakkullanıldığıbilinmektedir. Eski Yunan'ın mirasçısı olan Bizans İmparatorluğunda çarık formu kalıp ile kullanılmaya başladığından, kalkık burun formu küçülerek çarık ayağı dış etkilerden korumaya devam etmiştir.

Resim 7: Knossos tasvirleri.




Bizans İmparatorluğu döneminde ayakkabılarda deri ve kumaş kullanıldığı bilinmektedir. Ayakkabının uç kısımları çarık şeklinde yukarı kıvrıktır (Resim 8). Kişilerin ayak kalıpları alınarak ayakkabı yapılmıştır. Ökçe kullanılmayan Bizans ayakkabılarında süsleme olarak altın, mücevher ve ipek işlemeler soylular ve İmparatorluk üyelerine yumuşak deri kullanılarak yapılmıştır ( Coloney, 2011 ). Halkın giydiği ayakkabılar ise daha düz ve ham deridendir. Mor, Bizans'ın kutsal rengi kabul edildiğinden İmparatorlar mor giysiler ve mor ayakkabılar giyerlerdi.

Türklerde Çarık



Ayakkabı insanlık tarihinin her döneminde giyimi tamamlayan, karakter ve sosyal konumu belirleyen bir öge olmuştur. Türklerde daha çok çizme kullanıldığı ve ayakkabı olarak adlandırılan çizmenin özellikle Göktürklerde keçe veya deriden yapıldığı buradan İslam

Resim 8: Bizans erkek ayakkabısı (Westminister Katedrali).

dünyasına yayıldığı bilinmektedir. M.Ö. 1.yüzyılın başlarında yapılan arkeolojik kazılarda buluntular arasında olan kısa konçlu çizme ve M.Ö. II. ve I. yüzyılda Pazınk kazılarında, Büyük Hunlara ait buluntular arasında keçe çorap ve çizmeler bulunmuştur (Naskalı, 2007).

Çizmenin rengi Türklerde statü belirleme açısından çok önemli olmuştur. Kırmızı çizme Orta Asya'da Hükümdarlık sembolü olarak bilinmektedir. Türkler'de çizmenin ayak giysisi olarak önemli bir yer tuttuğu tasvirlerde görülmektedir. Çizmelerin üzerlerinin desenli oluşu, verilen önemi kanıtlamaktadır. Konçları bazen düz, bazen de diz kapağına kadar yuvarlak dizlik şeklindedir. Dolak ve tozluk, çarık veya ayakkabı ile giyilmiştir. Çarık, burun kısmı sivri kesilen deriden yapılmış, topuk ve yan kısımların ip geçirilerek ayağa göre şekillendirilerek giyilmiştir ( Resim 9 ). Türklere özgü ilk ayakkabı şekli çarıktır. Anadolu Uygarlıklarından Olan Hititlerin ayaklarına giydiği çarık formu etkisini Türklerde de göstermeye devam etmiştir. Dericilik tarih boyunca Türk kültürü içerisinde önemli bir yere sahip olmuştur. Orta Asya topraklarından başlayıp gelişerek ve döneminin en güzel örneklerini veren dericilik bir ata mesleği olarak bilinmektedir. Orta Asya'da başlayan ve gelişen Selçuklular ile Anadolu'ya taşınan dericilik sanatı en zengin ve güzel örneklerini bu dönemde vermiştir. Özellikle kırmızı ve beyaz en çok kullanılan renktir (Dağtaş, 2007 ).



Çizme ve ayakkabı ile ilgili örneklerin iklim ve coğrafi koşulların etkisinden günümüze kadar ulaşamamasından dolayı ancak 14.yüzyıl dönemine ait minyatürlerden yola çıkarak yorum yapılabilmektedir. Minyatürlere örnek olarak Varka ile Gülşah gösterilebilir. Bu minyatürlerde çizmenin yanı sıra burun kısmı sivri kesilen deriden yapılan ve yan kısımlarına ip geçirilerek ayağın formunu verilip giyilen çarık giydikleri de görülmektedir ( Süslü, 1998 ). Selçuklu Dönemine ait minyatür, çini ve fresk gibi eserler incelendiğinde ucu kıvrık kırmızı, beyaz ve renkli çizmelerin sıklıkla kullanıldığı görülmektedir.

Osmanlı İmparatorluğunda Çarık/Ayakkabı



Her coğrafyada olduğu gibi Osmanlı döneminde de saray, asker ve halk arasındaki giyim kuşamda farklılıklar görülmektedir. Saray için deri işleyen bir grup vardır ve örgütsel yapı içerisinde sadece padişah ve saraya deriden üretilen ürünlerin yapımında hizmet vermişlerdir (Yelmen, 1998).

Halkın giydiği ayakkabıları ise pabuççu ya da başmakçı diye adlandırılan deri ustaları yapmaktaydı. Çarık, yemeni, başmak ve çizme Osmanlı giyim kültüründe en eski ve değişik modelleri ile kullanılan ayakkabı çeşitleri olmuştur. Çarık veya çarık formunda ayakkabı, Hititlerden Osmanlı İmparatorluğuna kadar Anadolu'da birçok kültürde Kralların ve soyluların giydiği bir ayakkabı olmasına karşın Osmanlı İmparatorluğunda Anadolu köylüsünün giydiği bir ayakkabı türü olmuştur. Çarığın kelik, edik, çedik, arnavut ve karadağ çarık olarak çeşitleri bulunmaktadır.

Çarık Osmanlı Döneminde form değiştirerek Başmak ve Yemeni adını almıştır. Dericiliğin ve ayakkabıcılığın gelişmesiyle beraber çarık tipi değişmiştir. Formun değişmesine rağmen burun kısmı yeni ayakkabı tiplerinde de kalkık olarak kullanılmıştır. Başmak ise hem kadınları hem erkeklerin giydiği, burnu küt ve yuvarlak, tabanı kalın köseleden yapılan, kabara çakılmayan ve sadece Müslümanları giydiği bir Osmanlı ayakkabı türüdür. Yemeni ise daha çok kadınların giydiği bir ayakkabıdır.

Anadolu'da ayakkabı olarak yemeninin kullanılması özellikle ayak sağlığı açısından çok önemli bir yer tutmaktadır ( Resim 10 ). Yemeninin birçok çeşidi vardır ve aşağıdaki isimler ile bilinmektedir (Sakaoğlu ve Akbayar, 2002).

Burnu sivri (köylünün giydiği yemeni, burun kısmı yukarı kıvrıktır). Merkup ( Şehirlerde giyilmesi tercih edilir, yüz kısmı kısadır). Kulağı uzun Eğri yemeni

Halebi (Halep işi olarak adlandırılır ve ön kısmı bileğe kadar uzundur).

Çapula Yemeni (sağı ve solu olan)

Kaba Yemeni ( sağı solu olmayan halk tipi, erkek ve kadın giyer). Galata Yemenisi (istanbul tipi).

Osmanlı Döneminde ev içi ve ev dışı ayakkabılar kullanılmıştır. Evde atlas ve kadife gibi kumaşlardan terlik veya ev ayakkabısı giyilmiştir. Dışarıda ise daha çok deri kullanılarak yapılmış ayakkabılar tercih edilmiştir. Meslek gruplarının, gayri Müslimlerin ve askerlerin ayakkabıları farklılıklar göstermiştir. Osmanlı Müslüman halkı için ayakkabının rengi özel anlam taşımaktadır. Ayakkabıların rengiyle diğer tebaadan ayrılmışlar. Osmanlı toplumu içinde yüzyıllar boyunca kadın, erkek, çocuk, asker, kısacası herkes tarafından giyilen bir ayakkabı olan 'Başmak' giyen için bir tür statü göstergesiydi. Çünkü bu ayakkabıyı gayrimüslimlerin giymesi yasaktı. Bununla beraber bu önemli özelliğinden ötürü başmaklar, giyenin işine, mevkiine göre san, kırmızı ve siyah sahtiyandan üretilmekteydi. Kapıkulu Ocağına bağlı yüksek rütbeli askerler san çizme ve ayakkabı giyerdi. Gayri Müslimlerin Başmak giymesindeki yasak 1839 Tanzimat Fermanıyla kaldınlmıştır ve aynmcılığa son verilmiştir.

Sonuç



Köklü bir geçmişe sahip Çank geçmişten günümüze kadar tarihsel, kültürel ve coğrafi gelişmelere bağlı olarak bazı değişikliklere

Resim 9: Ham deri çarık. Resim 10: İşlemeli yemeni.




İnsanın var oluşundan beri giyimi kendisini anlatmanın bir yolu olmuştur. Bu ifade biçimi içerisinde ayakkabı sosyal hayatın statü sembolü olarak tarih boyunca etkisini sürdürmüştür. Hititlerden başlayarak birçok uygarlıkta etkin rol alan çarık, derinin tek parça olarak ayağa sarılıp ayakkabı formunu almasından bu yana tarihin her döneminde ve malzeme olarak değişime uğramış hemen hemen tüm uygarlıklarda ayakkabı formu ve tasarım olarak insan yaşamındaki önemini kaybetmemiştir. Bu önem uygarlıkların kültür bağlarının güçlü olduğunun kanıtıdır. Asırlar boyunca form olarak özelliğini yitirmeyen Çarık statü konusunda etkisini yitirmiş olsa da günümüzde Anadolu'da hala giyilmektedir. Sonuç olarak, güçlü bir formu olan Çarık'ın bilimsel, sanatsal çalışma ve araştırmalar ile ulusal ve uluslararası alanda tanıtılması yararlı olacaktır.

KAYNAKÇA



Akurgal, E., (2000). Anadolu Kültür Tarihi, Tubitak, Ankara.

Bossan, Marie. J., (2007). The Art of The Shoe, George Books, Printed Chine.

Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi., (1986). "Çarık " Maddesi, C5, Milliyet Yayınları, İstanbul.

Cressman, L., (1962). The Sandal and the Cave, The Indians of Oregon, Beaver Books, Portland.

Coloney, Thomas. J., (2011). 10.000 Years of Shoes, Oregon University, Oregon.

Dağtaş, Lütfü., (2007). Müze ve Koleksiyonlardan Deri Eserler, Dönence Basım ve Yayın Hizmetleri, istanbul.

Koçu, Reşat. E., (1967). Türk Giyim, Kuşam ve Süsleme Sözlüğü, Sümerbank Kültür Yayınlan, istanbul.

Naskalı, Emine, G., (2007). Ayakkabı Kitabı, Kitabevi, istanbul.

Sakaoğlu, N., Akbayar, N., (2002). Derinin Anadolu'da Bin Yıllık Öyküsü, Creative Yayınlan, istanbul.

Süslü, Ö., (1998). Tasvirlere Göre Selçuklu Kıyafetleri, Ankara.

Yelmen, H., (1998). Kazlıçeşme'de 50yıl II, Ezgi Ajans Reklamcılık ve Yayıncılık, istanbul.

Yıldız, N., (1993). Eski Çağda Deri Kullanımı ve Teknolojisi, Marmara Ünv. Teknik Eğitim Fakültesi Yayınlan, istanbul.

Yue, C. D., (1997). Their History in words and Pictures, Houghton Mifflin Company, Boston.




Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə