Gazi ÜNİversitesi


R404A Soğutucu Akışkanlar



Yüklə 1,01 Mb.
səhifə6/35
tarix03.11.2017
ölçüsü1,01 Mb.
#29159
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   35

2.6.2. R404A Soğutucu Akışkanlar

R125, R134a ve R143a soğutucu akışkanlarından kütlece sırası ile %44, %4, %52 oranında oluşturulan zeotropik bir karışımdır. ODP oranı sıfırdır. Yapısında R134a bulundurduğu için yüksek küresel ısıtma potansiyeline sahiptir. R 502 ve R 22 soğutucu akışkanlarına alternatif olarak geliştirilmiştir.

Genel olarak süper market soğutucuları, soğuk taşımacılık, buz makineleri ve teşhir soğutucuları gibi düşük ve orta düzeyde buharlaştırıcı sıcaklığı gerektiren uygulamalarda tercih edilmektedirler. R404A nihai bir alternatif soğutucu akışkan değildir ve uzun vadede, 2030 yılına kadar kullanımı planlanmaktadır.
R404 A soğutucu akışkanının ısıl performansı ve kritik sıcaklığı R502 soğutucu akışkanına çok yakındır. Hava soğutmalı sistemlerde yoğunlaşma sıcaklığının R 22 den daha yüksek ve kritik sıcaklığının daha düşük olması R404 A’nın bir dezavantajıdır. Aynı çalışma şartlarında hacimsel kapasitesi R22 soğutucu akışkanından daha yüksek, performans katsayısı ise daha düşüktür.

2.6.3. R 507 Soğutucu Akışkanlar

R507 soğutucu akışkanı, Allied Signal firması tarafından; ticari tip soğutucular, derin dondurucular, buz marinaları vb. soğutucularda kullanılan ODP oranı 0,33 ve R 502 soğutucu akışkanına alternatif olarak geliştirilmiştir.R125 ile R143a'nın bir azeotropudur. Karışım oranları kütlesel olarak %50 R125 ve %50 R143a'dır. ODP oranı sıfırdır. Karışım içerisinde R143a'nın bulunması, küresel ısıtma potansiyeline sebep olmaktadır.


R 507 soğutucu akışkanı ile çalışacak soğutucularda poliolester yağlama maddeleri kullanılmalıdır. Birçok kompresör imalatçısı özel poliolester yağlama maddelerini tavsiye etmektedir. R 507 soğutucu akışkanı, zehirlilik açısından her türlü uygulamada güvenle kullanılabilmektedir.

2.6.4. R 290 Soğutucu Akışkanlar

R 290 soğutucu akışkanı hidrokarbonlar sınıfına giren doğal soğutucu akışkandır. ODP oranı sıfır olup sera etkisi çok düşüktür. Bu özellikleri sebebiyle R 502,R 22, R 12 soğutucu akışkanları için önemli bir alternatiftir. Yanıcılık özelliği ve solunum güçlüğü yaratması nedeniyle kullanım alanı kısıtlıdır. R 12 ile kullanılan yağlara uyum göstermektedir. Ucuz ve kolay temin edilebilir olmasının yanı sıra hacimsel soğutma kapasitesinin R12 soğutucu akışkanına göre daha yüksek olması bir avantajdır.



2.7. Soğutucu Akışkanların Dünyanın Doğal Dengesi Üzerindeki Etkisi Ve Çevre Sağlığının Korunması Sorunu




2.7.1 Sera Etkisi Ve Atmosferdeki Ozon Katmanının Fakirleşmesi



1930 Yıllarına doğru ilk kez kullanılmaya başlandığı zaman CFC kısa adıyla anılan KLOROFLOROKARBÜRLER zararı, olabilecekleri asla akla getirilmeyen harikulade nitelikli yeni tip soğutucu akışkanlar olarak coşkuyla karşılanmış bulunmaktaydılar.Ancak aradan tam olarak yarım yüzyıl bir zaman geçtik ten sonra 1980 yılına doğru bu akışkanların çevre sağlığı üzerinde iki bakımdan zararlı etkileri bulunduğu iyice gün ışığına çıkmıştır.Bunlardan biri SERA ETKİSİ’NİN artması,diğeri ise atmosferdeki OZON KATMANI'NIN tahribe uğrayarak giderek fakirleşmesidir.SERA ETKİSİ diye bilinen doğal nitelikli ISINMA OLAYI yer yüzeyinden yayılan KIZIL ÖTESİ nitelikli RADYASYON IŞINLARI'NIN atmosferdeki bazı gazlar tarafından tutulmasından ve böylece yer yüzeyinden atmosferin dış katmanlarına doğru oluşması beklenen lSl YAYlNlMlNlN belirli ölçüde engellemesinden başka şey değildir.SERA ETKISI artıkça yer yüzeyinin giderek daha fazla ısınacak olması bu nedenle doğal karşılanmalıdır. Dünyanın kendi doğal dengesi içinde zaten bir SERA ETKİSİNİN varolduğunu gözlemekteyiz.Gerçekten de yer yüzeyi sıcaklığının yaşam için uygun olan sınırlar içinde tutulabilmesi işte DOĞAL nitelikli BU SERA ETKİSİ sayesinde sağlanabilmektedir .Şayet sera etkisi mevcut olmasaydı yer yüzünün ortalama sıcaklığı bugünkü düzeyinin yaklaşık 20 oC kadar altında bulunurdu ve dolayısıyla yer yüzeyinde hayatın bu koşullarda devam edebilmesi asla mümkün olamazdı.Yeryüzünden yayınan KIZIL ÖTESİ nitelikli radyasyon ışınları atmosfer ortamında doğal olarak mevcut olan SU BUHARI ve bunun yoğun biçimi olan BULUT KÜMELERİ tarafından tutulmaktadır.Yani DOĞAL nitelikli SERA ETKİSİ’NİN sadece SU BUHARI tarafından yaratılması söz konusudur. Oysa iş bu kadarla kalmamakta,örneğin insan bedeninden yayılan CO2 gazı da SERA ETKİSİ’NİN artmasına yol açmaktadır.İnsan elbette buna katlanmak zorundadır.Ama bizzat kendi eliyle yarattığı SOĞUTUCU AKIŞKANLAR'dan ve özellikle de CFC sembolüyle anılan KLOROFLOROKARBÜRLER den kaynaklanan SERA ETKİSİ söz konusu olunca ne yapacaktır?Gerçekten de CFC ve HCFC türü soğutucu akışkanların SERA ETKİSİ’NİN artmasına yol açtığı artık iyiden iyiye bilinmektedir. KÜRESEL ISINMA deyimiyle tanımlanan olgunun kökeninde varolan etkilerden birisi işte budur. Demek ki DOĞAL SERA ETKİSİ’NİN yanı sıra bir de YAPAY nitelikli SERA ETKİSİ’NİN varlığı söz konusudur ve CO2 gazı ile CFC ve HFCF türü soğutucu akışkan gazlarının miktarları arttıkça sera etkisinin etkinliği de giderek şiddetlenmekte,yeryüzünün giderek DAHA FAZLA ISINNMASI tehlikesi gündeme gelmektedir.DOĞAL nitelikli SERA ETKİSİ sadece SU BUHARIN'dan kaynaklandığı halde YAPAY nitelikli SERA ETKİSİ’Nİ doğrudan etkenlerden biri CO2 diğeri ise SOĞUTUCU AKIŞKANLAR’ DIR. Doğal sera etkisine ihtiyacı olan dünyamız yapay nitelikli sera etkisinden olumsuz yönde etkilenmekte,atmosfer katmanının giderek daha fazla ısınacak olmasından ötürü yer yüzeyinde KÜRESEL ISINMA deyimiyle tanımlanan ve ne gariptir ki bizzat insan eliyle yaratılan ürkütücü bir DOĞA FELAKETİ’NİN yaşanma tehlikesi baş göstermektedir.İşin bir başka yönü de şudur:Atmosferin birleşiminde CFC ve HCFC türü soğutucu akışkanların oranı CO2 gazı oranının çok altında bulunduğu halde bu soğutucu akışkanların oluşturduğu sera etkisi CO2 gazına göre binlerce defa daha fazladır.Bunun en önemli nedeni sera etkisine en çok yol açtığı bilinen CFC türü soğutucu akışkanların çok uzun ömürlü olmasıdır.Örneğin R11 gazının ömrü 58 yıl, R12 gazının ömrü 100 yıl ve R115 gazının ömrü 250 yıldır.
Öte yandan atmosferin STRATOSFER adıyla anılan 15'inci ile 50'inci kilometreleri arasında bulunan OZON KATMANI’NIN tahribe uğrayarak fakirleşmesi ise bambaşka nitelikli bir olaydır..Zira bu alay güneşten yayılan MOR ÖTESI nitelikli radyasyon ışınlarına bağlı olarak gelişir.STRATOSFER adıyla bilinen katmanın atmosferin yer yüzüne en uzak olan tabakasıdır.Derinlik ölçüsü yaklaşık 50-15=35 [km] düzeyinde olan bu katmanda OZON GAZI bulunmaktadır.Güneş tarafından yayılan MOR ÖTESİ nitelikli radyasyon ışınlarının yaklaşık %99 oranındaki bölümü tek başına bu katman tarafından tutulmakta,bu radyasyon enerjisinin sadece %1 oranındaki kısmı yeryüzüne ulaşmaktadır.Böylece yer yüzündeki yaşamın OZON KATMANI tarafından gerçeklenen bu KORUMA PERDESI, bu ISI KALKANI sayesinde devam edebildiği açıkça görülmektedir.OZON KATMANI'NIN tahribata uğrayarak fakirleşmesi elbette bu koruma perdesinin, bu ısı kalkanının zayıflamasına neden olacak ve bu olayın doğal sonucu olarak yer yüzeyi daha fazla Isınacaktır.Dikkat edilirse SERA ETKİKİSİ nasıl yer yüzeyinin ISINMASINA yol açıyorsa tıpkı bunun gibi OZON KATMANININ FAKİRLEŞMESİ de yer yüzeyinin giderek ISINMASINA neden olmaktadır.İşte KÜRESEL ISINMA deyimiyle tanımlanan olgunun kaynağında BİRİ İÇSEL yani DÜNYASAL diğeri DIŞSAL yani GÜNEŞSEL nitelikli olan bu iki olgu vardır.İlkinde yani SERA ETKİSİ’NDE dünyadan dışarıdan doğru oluşan ISI YAYINIMI engellenmekte,ikincisinde yani OZON GAZININ FAKİRLEŞMESİ’NDE ise yeryüzü tarafından GÜNEŞTEN KAZANILAN ısı miktarında ARTIŞ gözlenmektedir. İşte KÜRESEL ISINMA'NIN iki ayağı bu olgulardır.

Yüklə 1,01 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   35




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin