İsrail Devleti’nin başkenti


İKİNCİ İNTİFADA (28 EYLÜL 2000)



Yüklə 433,92 Kb.
səhifə3/9
tarix18.01.2019
ölçüsü433,92 Kb.
#101105
1   2   3   4   5   6   7   8   9

İKİNCİ İNTİFADA (28 EYLÜL 2000): İsrail’de Likud Partisi’nden Ariel Şaron, Kudüs’te Mescid-i Aksa’yı ziyaret edince Filistinliler bunu kışkırtma olarak nitelendirdi ve protestolar sonrası İkinci İntifada başladı. İkinci İntifada’ya veya El Aksa İntifadası da denir.

28 Eylül 2000’den 2005 yıllına kadar devam eden ikinci Filistin ayaklanması, İsrail ve Filistin arasındaki çatışmalar Şubat 2005 yılında Ariel Şaron ve Mahmud Abbas’ın katıldığı Sharm ek-Sheikh Zirvesi ile sona ermiştir. Ayrıca Oslo Savaşı olarak da bilinir. Filistin’de İsrail işgaline karşı başlatılan topluca başkaldırma hareketinin adıdır.



6 ŞUBAT 2001: Ariel Şaron, Likud Partisi lideri olarak seçildi ve İsrail Başbakanı oldu. Yaser Arafat ile müzakerelere devam etmeyi reddetti.

1 HAZİRAN 2001: Hamas üyesi intihar eylemcisi, bir gece kulübüne saldırdı. Saldırıda çoğu genç 21 İsrailli hayatını kaybederken 100 kişi de yaralandı.

17 EKİM 2001: İsrail Turizm Bakanı Rehavam Zeevi, Kudüs’te Filistin Halk Kurtuluş Cephesi grubu üyeleri tarafından vurularak öldürüldü.
ARALIK 2001: Ariel Şaron, Ramallah’a asker gönderdi. Filistin hükümetinin Batı Şeria’da bulunan karargahları kuşatıldı ve topa tutuldu. Arafat bölgeden çıkamadı.

27-28 MART 2002: Önde gelen Arap devletlerinin bir araya geldiği Beyrut Zirvesi’nde İsrail - Filistin meselesi tartışıldı. Zirveye Arafat katılmadı. Zirvede İsrail’e, 1967 yılından bu yana işgal altında tuttuğu topraklardan çekilmesi, başkenti Kudüs olan Filistin Devleti’ni tanıması ve 3 milyon 800 bin mülteciye geri dönüş hakkı vermesi karşılığında normal ilişkiler kurulması teklif edildi.

29 MART 2002: İsrail, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan bu yana en büyük askeri operasyonunu (Koruyucu Duvar Operasyonu) başlattı. İsrail aynı yıl Batı Şeria’da bir ayırıcı duvar inşa etmeye başladı.

22 MART 2004: Hamas’ın kurucularından Şeyh Ahmet Yasin’e suikast düzenlendi. Şeyh Yasin İsrail saldırı helikopterlerinden açılan ateş sonucu hayatını kaybetti.

17 NİSAN 2004: Hamas’ın Şeyh Ahmed Yasin’den sonraki lideri Abdülaziz El-Rantisi İsrail güçleri tarafından öldürüldü.

9 TEMMUZ 2004: Uluslararası Adalet Divanı, Batı Şeria’yı çevreleyen “ayırıcı duvar”ın uluslararası hukuka aykırı olduğu sonucuna vardı ve yıkılması gerektiğini bildirdi.

11 KASIM 2004: Yaser Arafat öldü.

9 OCAK 2005: Mahmud Abbas Filistin Ulusal Yönetimi Devlet Başkanı seçildi.

10 OCAK 2005: Ariel Şaron, Birleşik Torah Yahudileri Partisi ve İşçi Partisi ile ulusal birlik hükümeti kurdu.

Ağustos 2005: İsrail tek taraflı olarak Gazze ve Batı Şeria’nın bir bölümünden çekilme planını tamamladı.

25 OCAK 2006: Filistin genel seçimlerinde Hamas oyların çoğunu aldı. ABD, İsrail ve birçok Avrupa ülkesi Filistin’e yardımlarını kestiler.

25 HAZİRAN 2006: Filistinliler Gazze Şeridi’ni geçerek onbaşı Gilad Şalit’i esir aldılar. İki İsrail askeri öldü, dört asker ise yaralandı.
EYLÜL 2006: Gazze Şeridi’nde El Fetih - Hamas çatışması yaşandı. Batı, Mahmud Abbas’ı (sağda), Filistin’in ılımlı yüzü olarak görüyor.

1 EKİM 2006: Başlayan yeni şiddet dalgası sonucu, Hamas ve El-Fetih arasındaki grup çatışmasında 8 kişi öldü.

13 KASIM 2006: Müzakereler sonucunda Hamas ve El-Fetih, iki hareketin de dışında kalacak bir kişinin başkanlığında birlik hükümeti kurma konusunda uzlaştılar. Parti üyesi olmamasına karşı Hamas’a yakınlığı ile bilinen Gazzeli akademisyen Muhammed Shbeir başkanlık teklifini kabul etti.

EKİM 2006: Hamas - El Fetih anlaşmazlığının çözümü için arabulucu nitelikte birçok toplantı yapıldı. Mısır ve Katar, her iki tarafla görüşme yapmak için dışişleri bakanlarını gönderdi. İslami Cihat ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi gibi Filistinli gruplar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların sona ermesi için arabuluculuk yaptılar.

15 ARALIK 2006: Hamas, lideri İsmail Haniye'ye yönelik saldırıdan El-Fetih’i sorumlu tuttu.

16 ARALIK 2006: Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas devam eden krizin aşılabilmesi için seçimlerin yenilenmesi çağrısında bulundu.

21 OCAK 2007: Mahmud Abbas, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’in daveti doğrultusunda Şam’da Hamas lideri Halid Meşal ile görüştü.

30 OCAK 2007: 32 Filistinlinin ölümüne sebep olan çatışmaların ardından, Mısır’ın arabuluculuğunda Hamas ve El Fetih ateşkes ilan etti. Her iki taraf da görüşmeler için Suudi Arabistan’ın Mekke’ye davetini kabul etti.

8 ŞUBAT 2007: Hamas ve El Fetih, aralarındaki anlaşmazlığa bir son verme ve koalisyon kurma konusunda anlaştı. Bu anlaşma doğrultusunda Batılı güçlerin uyguladığı ağır yaptırımların kaldırılması ümit edildi.

9 ŞUBAT 2007: Ortadoğu Dörtlüsü (ABD, AB, Rusya, BM) Suudi Arabistan’ın, Filistin’de Ulusal Birlik Hükümeti kurma çalışmalarına verdiği desteği memnuniyetle karşıladı. Ancak daha sonra İsrail’i tanımak için uluslararası taleplere uyulması gerektiğini, şiddete son verilmesini ve daha önceden imzalanan barış anlaşmalarına sadık kalınmasını dile getirdi.
15 ŞUBAT 2007: İsmail Haniye ve kabinesi istifa etti. Ancak Haniye daha sonra Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından tekrar göreve atandı ve Filistin’de Ulusal Birlik Hükümeti kurma süreci başladı.

15 MART 2007: Filistinliler hükümet kurma konusunda anlaştılar.

17 MART 2007: Yeni Filistin hükümeti, Gazze’de ilk kabine toplantısını gerçekleştirdi. Bakanlar toplantıya Batı Şeria’daki Ramallah’dan video konferans ile katıldı.

MART 2007: İsrail, uluslararası taleplere uygun hareket edilmediğini öne sürerek koalisyon hükümeti ile görüşmeyi reddetti.

MART 2007: Gazze’de Hamas - El Fetih çatışmasında bir El Fetih üyesi öldü, yedi kişi yaralandı. Bu, birlik hükümetinin kuruluşunun ardından meydana gelen ilk çatışma oldu.

Nisan 2007: ABD güvenlik harcamaları için Mahmud Abbas’a 60 milyon dolar para yardımında bulundu. Bu para, Gazze’de bulunan ticaret yollarının güvenliğini sağlamanın yanı sıra lojistik ve iletişimi destekleme amaçlı kullanılacaktı.

MAYIS 2007: İsrail, Gazze’de beş hava saldırısı gerçekleştirdi. İsrail Başbakanı Ehud Olmert saldırıların devam edeceğini belirtti.

HAZİRAN 2007: Mahmud Abbas, Batı Şeria ve Gazze’de olağanüstü hal ilan etti. Hükümeti lağvederek geçiş dönemi için olağanüstü hal hükümeti kuracağını da açıklayan Abbas, hükümeti kurma görevini ise Maliye Bakanı Salam Fayyad’a verdi. Hamas bu hükümette yoktu.

HAZİRAN 2007: Filistin’e uygulanan yardım ambargosu kaldırıldı. ABD ve Avrupa, Filistin’e yardım etmeye başladılar. Mahmud Abbas, İsrail’le barış görüşmelerini sürdüreceğini dile getirdi.

KASIM 2007: Hamas Gazze’de etkinliğini sürdürürken ABD Başkanı George Bush Annapolis’de Filistin - İsrail barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı.

23 OCAK 2008: Gazze’den İsrail’deki sınır kasabalarına durmaksızın düzenlenen roket saldırıları sonucunda, İsrail’in Mısır’ın da desteğini alarak başlattığı ablukaya daha fazla dayanamayan Gazzeliler, Refah sınırındaki duvarları yıkarak temel ihtiyaçlarını satın alabilmek için Mısır tarafına geçtiler. 11 gün sonra, 3 Şubat’ta Mısır güvenlik güçleri geçişleri yasakladığında, toplamda 800.000’e yakın Gazzeli Mısır’a girip çıkmıştı.

28 ŞUBAT - 3 MART 2008: İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 117 Filistinli hayatını kaybetti, 200 Filistinli de yaralandı. Yaklaşık 800 Filistinlinin evi tahrip edildi. Kubbet-üs-Sahra Müslümanların en kutsal mekanlarından biri olarak kabul ediliyor.

14 NİSAN 2008: Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi’nin askeri kanadının lideri İbrahim Ebu İlba İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybetti.

19 HAZİRAN 2008: Mısır’ın arabuluculuğunda gerçekleşen müzakereler sonucu Hamas ile İsrail arasında altı aylık ateşkes imzalandı. Hamas roket atmama, İsrail de Gazze’ye yönelik ambargoyu kaldırma ve suikastları durdurma sözü vermişti.

19 ARALIK 2008: Hamas ile İsrail arasındaki altı aylık ateşkes sona erdi. Ateşkes sürecinde ambargo hafifletilmediği gibi saldırılar azalsa da kesilmedi.

27 ARALIK 2008: Roket saldırılarını gerekçe gösteren İsrail, mezuniyet töreninin yapıldığı bir polis merkezini vurarak aralarında Hamas’ın üst düzey güvenlik görevlilerinin de bulunduğu 140 polisi öldürdü ve Gazze Şeridi’nde “Dökme Kurşun Operasyonu”na başladı. 60 savaş uçağının katıldığı operasyonun sadece ilk saatlerinde 200’ü aşkın Filistinli hayatını kaybetti.

31 ARALIK 2008: İsrail Ortadoğu Dörtlüsü’nün ateşkes çağrısını reddetti.

1 OCAK 2009: İsrail uçakları Hamas’ın üst düzey liderlerinden Nizar Rayyan’ı evini bombalayarak öldürdü.

3 OCAK 2009: İsrail, Gazze Şeridi’nde kara operasyonuna başladı.

9 OCAK 2009: Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın görev süresi fiilen doldu. Ancak başkanlık seçimleri ertelendi.

15 OCAK 2009: Hamas hükümetinin İçişleri Bakanı Said Siyam, oğlu, erkek kardeşi ve ailesi ile birlikte İsrail’in füze saldırısında hayatını kaybetti.

16 OCAK 2009: Gazze’ye silah kaçakçılığının önlenmesi konusunda ABD ve İsrail dışişleri bakanları arasında bir anlaşma imzalandı.

18 OCAK 2009: 22 gün süren operasyonun ardından İsrail ateşkesi kabul ederek yerle bir ettiği Gazze Şeridi’nden çekilmeye başladı. Çekilme işlemi 21 Ocak’ta tamamlandı.

10 ŞUBAT 2009: İsrail’de genel seçimler yapıldı. Tzipi Livni’nin Kadima Partisi Binyamin Netanyahu’nun Likud Partisi’nden bir milletvekilliği fazla çıkarsa da sağ partilerin çoğunluğu alması nedeniyle hükümeti kurma görevi Netanyahu’ya verildi. 31 Mart’ta Likud Partisi’nin aşırı sağ partilerle kurduğu koalisyon hükümeti İsrail meclisinden güvenoyu aldı.

14 AĞUSTOS 2009: Gazze’nin Refah bölgesinde Hamas’a bağlı güvenlik güçleri ile El Kaide’yle bağlantısı bulunduğu iddia edilen Cünd-ü Ensarullah grubu arasında çıkan silahlı çatışmada, örgüt liderinin de aralarında bulunduğu 22 kişi öldü, en az 100 kişi yaralandı. Cünd-ü Ensarullah, Gazze’de bir “İslami Emirlik” ilan etmiş ve Hamas’ı dinden uzaklaşıp Batı’ya yanaşmakla suçlamıştı.

5 KASIM 2009: İsrail’in, Gazze’ye yönelik “Dökme Kurşun Operasyonu”nda orantısız güç kullanması nedeniyle savaş suçu işlemekle itham edildiği Goldstone Raporu, BM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

13 KASIM 2009: 24 Ocak 2010’da yapılması planlanan devlet başkanlığı ve meclis seçimleri, Hamas yönetimindeki Gazze Şeridi’nde oylama işleminin gerçekleşemeyeceği gerekçesiyle Filistin Seçim Komisyonu tarafından ertelendi.

2010’LU YILLARDA FİLİSTİN MESELESİ VE İSRAİL

6 OCAK 2010: 6 Aralık’ta Britanya’dan yola çıkan ve insani yardım malzemesi taşıyan “Filistin’e Yol Açık” konvoyu, uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Gazze’ye ulaştı.

19 OCAK 2010: Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın kurucularından ve komutanlarından Mahmud el-Mebhuh, Dubai’de kaldığı bir otelde Mossad ajanları tarafından boğularak öldürüldü.

MAVİ MARMARA OLAYI (31 Mayıs 2010): “Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” sloganıyla yola çıkan Gazze’ye Özgürlük Filosu’na İsrail donanması uluslararası sularda saldırdı. Mavi Marmara gemisindeki 9 Türk yardım gönüllüsü öldürüldü, 50’yi aşkın gönüllü de yaralandı.

HAZİRAN 2010: Mavi Marmara katliamının ardından artan uluslararası baskılar karşısında Mısır, Refah Sınır Kapısı’nı üç yıl sonra süresiz olarak açarken; İsrail de 20 Haziran’da ambargoyu hafifletme kararı alarak Gazze’ye girebilecek malların listesini yeniledi.

2 EYLÜL 2010: İsrail’in Gazze’ye saldırması üzerine Aralık 2008’de rafa kaldırılan doğrudan barış müzakereleri, Filistin lideri Mahmud Abbas ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından Washington’da yeniden başlatıldı.

22 EYLÜL 2010: BM İnsan Hakları Konseyi yayınladığı raporda, İsrail’in 9 Türk’ün ölümü ile sonuçlanan Mavi Marmara baskınını “yasadışı, orantısız ve kabul edilemez gaddarlık” olarak nitelendirdi ve Filistin toprağına deniz ablukası uygulamasının “yasadışı” olduğunu belirtti.

EYLÜL 2011: İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir hafta boyunca düzenlediği hava saldırılarında 18 Filistinli yaşamını yitirdi.

23 EYLÜL 2011: Filistin Yönetimi, Birleşmiş Milletler'e tam üye ‘devlet’ statüsü kazanmak amacıyla BM Genel Sekreteri Ban ki-Mun'a başvurdu.

12 EKİM 2011: İsrail ve Hamas, beş yıldır esir olan asker Gilad Şalit ve binden fazla Filistinli mahkumun serbest kalması için anlaştı.

31 EKİM 2011: Filistin, UNESCO Genel Konferansı'nın kararı ile kurumun 194'üncü üyesi oldu.

1 KASIM 2011: ABD, Filistin'in UNESCO'ya üyelik başvurusu kabul edilince, örgüte Kasım 2011'de yapmayı planladığı 60 milyon dolarlık ödemenin iptal edildiğini duyurdu.

18 ARALIK 2011: İsrail, Hamas ile Ekim 2011'de yaptığı esir değişim anlaşmasının ikinci aşaması çerçevesinde, kendi seçtiği 550 tutukluyu serbest bıraktı.

23 ARALIK 2011: Filistinli gruplar Fetih ve Hamas, uzun süren fikir ayrılıklarının ardından birleşme yolunda önemli bir adım attı. Mısır’ın başkenti Kahire’de yapılan görüşmelerin ardından Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü bünyesine katılma kararı aldı.

13 MART 2012: İsrail'in, Gazze Şeridi'nde dört gün boyunca düzenlediği ve 25 Filistinlinin öldüğü operasyonlar sonrasında, taraflar Mısır'ın arabuluculuğunda anlaşmaya vardı.

21 MAYIS 2012: Gazze Şeridi'ni 2007 yılından bu yana kontrolü altında tutan Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü şemsiyesi altındaki en büyük grup Fetih, Filistin'de hükümet kurulması konusunda ilk adımı attı.

28 AĞUSTOS 2012: İsrail'de bir mahkeme, 2003'te Gazze Şeridi'nde bir buldozer tarafından ezilerek hayatını kaybeden Amerikalı aktivist Rachel Corrie'nin ailesinin açtığı davada, orduyu suçsuz buldu.

30 KASIM 2012: BM Filistin’e, BM’de üye olmayan gözlemci devlet statüsünü verme kararını aldı. BM Genel Kurulu’ndaki oylamada BMGK’nın beş daimi üyesinden Fransa, Rusya ve Çin bu kararı desteklerken İngiltere çekimser kaldı ABD ise hayır oyu kullanmıştı.

7 TEMMUZ 2014: İsrail Gazze’ye yönelik 51 gün sürecek saldırılarını başlattı. Saldırılarda 530’u çocuk 302’si kadın 2 bin 100’den fazla Filistinli öldü, 10 binden fazla Filistinli de yaralandı. İsrail tarafında ise 64’ü asker 70 İsrailli öldü, 720 İsrailli de yaralandı.

01 NİSAN 2015: Filistin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) resmen üye oldu.

25 HAZİRAN 2015: Filistin, UCM’ye İsrail hakkında suç duyurusunda bulundu. Filistin yönetimi, biri İsrail’in son Gazze savaşı diğeri ise yasadışı yerleşim faaliyetleri ile ilgili mahkemeye iki ayrı dosya sunmuştu.

6 ARALIK 2017: 1980’de İsrail Kudüs’ü tek taraflı olarak İsrail’in başkenti olarak ilan etmişti. Bu karar kimse tarafından tanınmadı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, İslam dünyasından gelen tüm tepkilere karşın Kudüs'ü İsrail'in resmi başkenti olarak tanıdı ve Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınacağını açıkladı.
BAAS PARTİSİ (1953)

Baas Partisi, Arap ulusunun tek bir sosyalist devlette birleşmesini amaçlayan siyasal milliyetçi-laik sol partidir. Parti, Arap dünyasında birlik, özgürlük ve sosyalizmi gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Ortadoğu Arap ülkelerinde faaliyet gösteren, bu bölgedeki Arap devletlerini bir tek Arap milleti halinde birleştirmeyi ve sosyalist fikirleri yaymayı gaye edinen siyasi partidir. “Arap Sosyalist Baas Partisi” veya ”Arap Sosyalist Diriliş Partisi” olan Baas Partisi 1953 senesinde Michel (Mişel) Eflak ve Ekrem Havrani tarafından kurulmuştur.

Annesi Yahudi, babası Fransız olan Michel Eflak (Ortodox) ve Salah el-Bitar (Sünni) 1943 senesinde Şam’da Arap Diriliş Partisini kurdular. Daha sonra da Ekrem Havrani tarafından Arap Sosyalist Partisi kuruldu. 1953 senesinde bu iki parti birleşerek Arap Sosyalist Baas Partisi teşekkül etti. Kısa bir müddet içinde Ürdün, Mısır, Irak, Libya, Suriye ve Aden gibi ülkelerde teşkilatlanan Baas Partisi Suriye dışındaki ülkelerde faaliyetlerini gizli olarak sürdürdü.



BAAS PARTİSİ’NİN TEMEL FELSEFESİ

  1. Bütün Arapları Pan-Arabizm ideolojisi ile birleştirmek: Bütün Arap ülkelerinin tek bir çatı altında birleşerek sosyalist, milliyetçi ve laik bir şekilde yönetilmesini amaçlamıştır. Tabi ki bu felsefe zamanla parti mensuplarının karşısında duran farklı mezhepler yüzünden fiyaskoya uğramıştır. Çünkü Irak’ta Sünnilik, Suriye de ise Alevilik üzerine bir takım mezhepsel iktidarlık eleştirileri, bu iktidarları da mezhepçiliğe itmiştir. İşin içine mezhepçiliğin girmesiyle beraber zaten bütün Arapları birleştirmek ancak hayallere kalmış oldu.

  2. Arap Dünyasına Laikliği Yerleştirmek: Baasçılığın “Sekülerizm yerine “Laikliği” tercih etmesinin sebebi ise “İslam dininin Arap dünyasının temel parçalarından biri olduğunu düşünüp onun hayattan tamamen koparılmasının çok güç olmasıydı”.

  3. Arap Dünyasına Sosyalist-Marksist/Leninist Görüşler Yerleştirmek: Baasçılığın sosyalizm görüşü ise Marksizm-Leninizm’den biraz farklıydı.

  • Toplumsal eşitsizliğin giderilmesini hedeflese de, özel teşebbüsü tamamen sınırlamıyordu. Yerli ve yabancı büyük firmaları kamulaştırmayı ama özel teşebbüsü tamamen yok etmemeyi tercih etmişlerdi.

  • Miras hukukuna da müdahale etmeyerek yine bu konuda da sosyalizmden ayrı hareket etti ve buna Arap sosyalizmi dediler.

ORTADOĞU’DA BAAS PARTİSİ’NİN İKTİDARA GELİŞİ

Baas Partisi, Suriye ve Irak’ta yaptıkları darbelerle iktidarı ele geçirip tek parti diktatörlükleri kurdular. Bunun dışında parti olarak olmasa da ideolojik açıdan Cemal Abdül Nasır (Mısır) ve Muammer Kaddafi (Libya) sayesinde uzun yıllar Libya, Mısır ve Birleşik Arap Cumhuriyeti’nde de varlık göstermiştir.



DİKKAT: Birleşik Arap Cumhuriyeti, Mısır ve Suriye arasında 1 Şubat 1958'de ilan edilen ve her iki ülkedeki plebisitlerle onaylanan siyasi birleşme sonucu kurulan devlettir. Başkanı Cemal Abdül Nasır'dı. bir askerî darbenin ardından Suriye'nin Mısır'dan bağımsızlığını ilan etmesiyle, 28 Eylül 1961'de son buldu.

SURİYE’DE BAAS’IN YÜKSELİŞİ VE İKTİDARI

1958 yılı Suriye’deki Baasçılar için önemli bir yıldır. Çünkü Mısır ve Suriye birleşerek “Birleşik Arap Cumhuriyeti (BAC)”ni kurmuşlar ve bu birleşmede Baasçıların önemli bir rolü olmuştur. Bu proje Suriye’deki Baasçıların en büyük hayaliydi. İlk başta Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır bu birleşmeye sıcak bakmamış, komünizm tehlikesinin ciddiyeti konusunda ikna edilmiştir. 21 Şubat 1958’de yapılan referandumdan sonra BAC resmen kurulmuş oldu. Nasır, devlet başkanı olmuş ve Suriye’deki bütün siyasi partiler yasaklanmıştır. Birleşmeden sonra Baasçıların bekledikleri yönetim ortaya çıkmadı. Kilit noktalara Mısırlılar getirildi ve Suriye içinde etkili olmaya başladılar. Ayrıca Suriye’nin Mısır’ın uydu devletiymiş gibi görünmesi Suriyelileri rahatsız etmeye başladı.

1961 yılına gelindiğinde Nasır’ın Suriye içindeki nüfuzuna olan hoşnutsuzluk, süregiden kuraklık ve ekonomik kriz, Suriyelilerin sabrını taşırmıştı. 28 Eylül 1961’de Yarbay Abdülkerim Nehlevi Suriye’de askeri bir darbe gerçekleştirerek birliği sona erdirmiştir. 13 Ekim 1961’de Suriye bağımsızlığını tekrar kazanarak Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğini tekrar başlatmıştır. Bu ayrılıktan sonra Baas Partisi Suriye’de gittikçe etkisini göstermeye başladı. Bu sırada parti, kendi içinde iki kanada ayrılmıştır: Michel Eflak, Salah el-Bitar (Selahaddin el-Bitar) ve General Emin el-Hafız öncülüğünde “Eski Muhafızlar” ve Salah Cedid, Muhammed Umran ve Hafız Esad gibi dini-etnik azınlıklara mensup olan subayların öncülüğünde “Bölgeselci Kamp” 8 Mart 1963’te Baas Partisi öncülüğünde Suriye’de askeridarbe yapılmış ve Baas Partisi Suriye içinde en etkili parti olmuştur. 1966’da “Bölgeselci Kamp” grubu iç darbe yaparak “Eski Muhafızlar” grubunu tasfiye etmiştir. 1970 yılında Savunma Bakanlığı görevinde bulunan Hafız Esad, Salah Cedid ve hükümet üyelerinin tutuklama emri vererek iktidarı ele geçirdi. Bir yıl sonra da yedi yıllığına cumhurbaşkanı seçilerek iktidarını pekiştirmiş oldu.

IRAK BAAS PARTİSİ’NİN KURULUŞU VE YÜKSELİŞİ

Irak Baas Partisi’nin temelleri 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra Bağdat’a giden üç Suriyeli tarafından atılmıştır. Bu Suriyeliler Feyiz İsmail, Vasfi el-Ganim ve Süleyman el-Eysa’dır. Bu üç Suriyelinin etkisiyle 1949 yılında Irak Baas Partisi kurulmuş ve 1951 yılında Şam’daki “Baas Ulusal Önderliği” tarafından da tanınmıştır. İlk başta öğrenci grupları, iş adamları ve entelektüeller partiye üye olurken daha sonra Ahmed Hasan el-Bekir, Saddam Hüseyin gibi ileride Irak siyasetine damga vuracak isimler üye olmaya başladı.

14 Temmuz 1958’de Tuğgeneral Abdülkerim Kasım önderliğinde yapılan askeri darbeyle Irak’ta monarşi sona erdi ve cumhuriyet ilan edildi. Baasçılar bu darbede Kasım’a yardım ettiler. Suriye ve Mısır’ın kurduğu Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin etkisiyle Kasım, Baasçıları tehdit olarak görmeye başladı ve Baasçılar tasfiye edilmeye başlandı. Mart 1959’da Musul merkezli Baas Ayaklanması ortaya çıksa da bu bastırıldı. Ancak daha sonra 7 Ekim 1959’da aralarında Saddam Hüseyin’in de bulunduğu Baasçı bir grup General Kasım’a suikast düzenlediler ve bu suikastte Kasım yaralı olarak kurtuldu. Bu darbe girişimi Baasçılar adına başarısızlıkla sonuçlandı.

8 Şubat 1963 tarihine geldiğimizde General Abdüsselam Arif, Baasçıların desteğini alarak General Kasım’a karşı darbe yaptı ve Kasım idam edildi. Arif devlet başkanı olurken, yardımcısı ise 1968 darbesinden sonra devlet başkanı olacak olan Ahmed Hasan el-Bekir olmuştur. Darbeden 9 ay sonra Arif ile Baasçıların arası açılmış ve 13 Kasım 1963’te iç darbe yapılarak Baasçılar tasfiye edilmiştir. Bu tarihten sonra Baasçılar yer altında örgütlenmeye başlayacaklar ve bu darbeden dersler çıkaracaklardır. 14 Mayıs 1966’da Abdüsselam Arif bir helikopter kazasında ölünce yerine kardeşi Abdurrahman Arif geçti.



17 Temmuz 1968 Darbesi ve Baas Partisi’nin İktidarı

Tarih 17 Temmuz 1968’i gösterdiğinde Irak’ta 35 yıl sürecek yeni bir dönem başlıyordu. Bu tarihte Baas Partililer Abdurrahman Arif’e darbe yaparak iktidarı tek başına ele geçirdiler. Darbenin başındaki isim Abdüsselam Arif’in yardımcılığını yapan General Ahmed Hasan el-Bekir’di. Bekir darbeden sonra devlet başkanı, başbakan ve Devrim Komuta Konseyi (DKK) Başkanı olarak görev yapıyordu. Yardımcısı ise Saddam Hüseyin’di. Darbeden sonra yönetim şüphelendiği kişileri acımadan tasfiye ediyordu. 1970 yılında DKK’ya üye olmak için Baas Partisi’ne üye olma şartı getirildi ve ülkede tek parti rejimi tesis edildi.

Güvenlik ve istihbarat alanlarında ordu devre dışında bırakıldı ve kilit noktalara Tikritliler getirildi. Baas Partisi’nin yapısına baktığımızda akrabalık ilişkilerinin üst düzeyde olduğunu görürüz. Suriye’de Hafız Esad ve Irak’ta Hasan el-Bekir ve daha sonra devlet başkanı olacak Saddam Hüseyin kilit noktalara akrabalarını getirmişlerdir.
Saddam Hüseyin’in İktidara Geçişi (1979)

Saddam Hüseyin, Baas Partisi iktidara geldiği zaman ikinci adam olarak gözükse de parti içinde Hasan el-Bekir’den daha aktif bir politika yürütüyordu. Parti içi yapılanmada kendine yakın adamları getiriyor ve parti içinde daha güçlü bir hâle geliyordu. Tabii bunda geçmiş tecrübelerinin de etkisi vardı.

1969’da DKK yardımcılığına getirildikten sonra Saddam Hüseyin, parti içinde daha çok aktif hâle gelmeye başlamıştır. Şüphelendiği kişileri tasfiye etmiş ve akrabalarını yönetim kadrolarına almaya başlamıştır. Perde arkasında olmasına rağmen parti içinde Hasan el-Bekir’den gitgide daha çok öne çıkmaya başlamıştır. Hatta 1970’lerin ortasında bu durum daha çok belli olacaktır. Saddam Hüseyin asker kökenli olmamasına rağmen 1974’te ona Korgenerallik rütbesi verilmiş ve ordu içindeki ağırlığı da arttırılmıştır. Orduda gittikçe otoritesi artan Saddam Hüseyin karşısında Hasan el-Bekir’in otoritesi düşüyordu.

1979’da Saddam Hüseyin saray içi bir darbeyle yönetimi ele geçirmiştir. Hasan el-Bekir hastalığını öne sürerek istifa etmiştir. Böylelikle 25 senelik Saddam Hüseyin iktidarı Irak’ta başlamış oldu. Ordu içindeki ağırlığını pekiştirmek için ise 19 Temmuz 1979’da kendisine Mareşal unvanını alacaktır.


Yüklə 433,92 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin