İsrail Devleti’nin başkenti



Yüklə 433,92 Kb.
səhifə7/9
tarix18.01.2019
ölçüsü433,92 Kb.
#101105
1   2   3   4   5   6   7   8   9

ÜRDÜN

  • Ürdün, Yavuz Sultan Selim’in 1516 Mısır seferi sırasında Osmanlı Devleti’nin eline geçti.

  • Ürdün (Aclûn),

  • Fethedildikten sonra Şam Beylerbeyliği’ne,

  • XVIII. yüzyılın başlarında Sayda sancağına,

  • XIX. yüzyılın Havran’a bağlı bir kaza idi.

  • XIX. yüzylda;

  • Arabistan Yarımadası’ndaki Vehhâbîlik hareketi bu dönemde Ürdün’ü de etkiledi. 1809-1810 yıllarında Ürdün’ün tamamını ele geçirip Suriye’ye yaklaşan Vehhâbî gruplarının çıkardığı karışıklıklar Mehmed Ali Paşa ve oğlu Ibrâhim Paşa tarafından bastırıldı.

  • Ibrâhim Paşa’nın 1841’de bölgeden ayrılmasının ardından kabilelerin çıkardığı karışıklıklar daha da arttı ve demografik değişmelere yol açtı. Özellikle Ürdün’ün kuzeyine göçler oldu.

  • XIX. yüzyılın ikinci yarısında Ürdün’ün kuzey bölgeleri şehirleşme ve nüfus açısından gelişme gösterirken güney bölgelerinde nüfus azaldı. 1864 yılından itibaren Ürdün’ün kuzeyi tekrar Suriye (Şam) vilâyetine bağlandı. Kafkasya’daki karışıklıklar sebebiyle Osmanlı topraklarına göç eden Çerkezlerin bir kısmı Amman civarına yerleştirildi (1878).

  • XX. yüzyılın başlarında;

  • Ürdün’deki en dikkat çekici gelişme Hicaz Demiryolu’nun önemli merkezleri olan Zerka ve Maan istasyonlarının açılmasıdır. Bedevî kabileleri hac güzergâhı üzerinde kendi kontrollerini azaltacak bu girişime karşı çeşitli saldırılarda bulundu. 1905-1910 yılları arasında Şevbek, Kerek gibi Ürdün şehirlerinde Osmanlı yönetimine karşı çıkan isyanlar Şam’dan gelen Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırıldı.


Birinci Dünya Savaşı Sırasında Lübnan ve Şerif Faysal Dönemi;

  • Birinci Dünya Savaşı esnasında Şerîf Hüseyin’in Hicaz’daki isyanı Ürdün’ü de etkiledi. Ürdün kabilelerinin bir kısmı Şerîf Hüseyin’in oğlu Faysal’ın yanında yer alırken bir kısmı Osmanlıları destekledi. Lawrence ve Faysal’a bağlı kuvvetler Lübnan’da birçok bölgeyi ele geçirdiler. Böylece 1918 yılı sonunda Ürdün, Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinden çıktı ve bu dönemden itibaren Şerîf Hüseyin’in oğlu Faysal’ın yönetimi altına girdi.

İngiliz Manda Yönetimi Dönemi (1921-1946)

  • Şerif Faysal’ın 1920’de Fransızlar tarafından Suriye’den çıkarılmasının ardından kardeşi Abdullah Ürdün’e gelerek Şubat 1921’de kendini Şarkı Ürdün emîri ilân etti.

  • Şerif Abdullah’ın yönetimi bölgeyi elinde tutan İngilizler tarafından desteklendi ve İngiliz manda yönetimi kuruldu. Abdullah’ın otuz yıllık iktidarı döneminde Ürdün modern bir devlete dönüştü.

  • Şerif Abdullah’ın emirlik dönemi modern bir devlet için gerekli olan kurumların İngiltere örneğine göre yapılandığı bir dönem oldu.

  • Ülkede kabilelerin hâkimiyetine son verilerek devlet düzeni kuruldu.

  • Kadastro ile özel mülkiyete geçildi.

Ürdün’ün Bağımsız Olması (1946) ve Kral Abdullah Dönemi:

  • 1921’den beri manda yönetiminde kalan Ürdün’e 25 Mayıs 1946’da İngilizler tarafından bağımsızlık verildi. 24 Ocak 1949’da devletin adı Ürdün Hâşimî Krallığı şeklinde belirlendi ve Abdullah ilk Ürdün kralı ilân edildi.

  • Ürdün’ün Filistin ile olan sınırları 1948 ve 1967 Arap-Israil savaşları sonunda değişikliğe uğradı.

Arap-Israil savaşında Ürdün sınırı önemli ölçüde değişmiştir;

  • 1948 Arap-İsrail Savaşlarında Ürdün ordusu Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te konuşlandı ve topraklar 1950’de resmen Ürdün sınırları içerisinde kaldı.

  • 1967 Arap-Israil Savaşı’na katılan Ürdün, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki topraklarını kaybetti.


Kral Hüseyin Dönemi (1951-1999):

  • 1951’de bir suikast sonucu öldürülen Kral Abdullah’ın yerine geçen büyük oğlu Tallâl ertesi yıl psikolojik problemleri sebebiyle tahttan indirildi. Yerine kardeşi Hüseyin kral, diğer kardeşi Hasan veliaht ilân edildi.

  • Ürdün 1950’li yıllarda İngiltere ve Amerika’nın malî ve askerî yardımlarıyla güçlendi.

  • Kral Hüseyin, nüfuzundan rahatsızlık duyduğu İngilizlerin Arap Lejyonu kumandanı Sir John B. Glubb’u ve Ingiliz askerlerini Ürdün’den çıkarıp orduyu millîleştirdi (1956). Ertesi yıl Kral Hüseyin’e karşı yapılan darbe teşebbüsü Amerika’nın desteğiyle önlendi.

  • 1970-1971 yıllarında Filistin Kurtuluş Örgütü mensupları ile Ürdün ordusunun çatışması sonucunda Filistin Kurtuluş Örgütü, Ürdün topraklarından çıkarıldı.

  • Anayasal bir monarşi ile yönetilen Ürdün’de 1952 anayasasına göre kurulan parlamento seçimle gelen milletvekillerinden oluşan millet meclisi ile üyeleri kral tarafından tayin edilen senatodan oluşur. Ancak Kral Hüseyin döneminde 1967-1984 yılları arasında seçim yapılmadı.

  • 1984’ten itibaren demokratik hayata geçmeye başlayan Ürdün’de 1989’dan beri her dört yılda bir parlamento için seçim yapılmaktadır. Pek çok siyasî partinin bulunduğu Ürdün’de başbakan ve kabine kral tarafından tayin edilmektedir.

  • 1990-1991 yıllarında Irak’ın Küveyt’i işgal etmesi yüzünden Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahalesiyle ortaya çıkan Körfez krizi esnasında Saddam Hüseyin’i desteklemekle suçlanan Ürdün’e dış yardımlar kesildi. Körfez ülkelerinde çalışan on binlerce Ürdünlü’nün sınır dışı edilerek ülkelerine gönderilmesi ülkede büyük sıkıntıya yol açtı.

  • 26 Ekim 1994’te Amerika Birleşik Devletleri’nin aracılığıyla Ürdün ve Israil arasında barış antlaşması yapılarak karşılıklı diplomatik ilişki kuruldu. Bu antlaşmanın ardından Amerika Birleşik Devletleri’nin Ürdün’e yaptığı malî yardımlar arttırıldı ve sağlanan ekonomik kolaylıklar genişletildi. Bu yardımlar 1990’lı yılların ortalarında Ürdün’ün gelişmesine ve alt yapı yatırımlarına katkıda bulundu.

Kral II. Abdullah Dönemi (1999-…)

  • Kral Hüseyin, 1999 yılında ölmeden hemen önce kardeşi Prens Hasan’ın yerine oğlu Abdullah’ı veliaht tayin etti ve ölümünün ardından oğlu II. Abdullah Ürdün kralı oldu.

  • Müslüman Kardeşlerin en önemli muhalif grubu meydana getirdiği Ürdün’de, 2011’de pek çok Arap ülkesinde başlayan ve yönetimlerin devrilmesiyle sonuçlanan “Arap baharının” etkisiyle

  • Çeşitli protesto gösterileri yapıldı,

  • Buna karşılık hükümet akaryakıt ve yiyecek fiyatlarını indirmek zorunda kaldı.

  • Bu olayların ardından Kral II. Abdullah kabineyi feshedip yeni bir kabine tayin etti.

  • Arap Birliği’nin kurucu üyeleri arasında yer alan Ürdün, “Arap Ekonomik Birliği Konseyi” ile “İslâm İşbirliği Teşkilâtı” üyesidir.

  • XX. yüzyılın başlarında çok düşük bir nüfus yoğunluğuna sahip olan Ürdün’ün nüfusu, çeşitli savaş ve krizlerin ardından toprakları işgal edilen Filistinlilerin göçmesi ve özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Iraklıların büyük oranda Ürdün’e sığınmasıyla arttı.

  • Ürdün’ün toplam nüfusunun % 70’i Filistinlilerden meydana gelir.

  • Nüfusun % 90’dan fazlası Sünnî Müslüman, % 6’sı Hristiyan’dır.

  • Ürdün genç ve eğitimli bir nüfusa sahip olmakla birlikte yüksek işsizlik oranı sebebiyle bu iş gücünü daha ziyade zengin Arap ülkelerinde istihdam sahası bulabilmektedir.

  • Ülkede Arapçanın yanı sıra İngilizce yaygın biçimde kullanılır.

MISIR TARİHİ

  • 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı topraklarına katmasıyla Mısır, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir eyaleti olmuş; idari anlamda imparatorluğa ait diğer vilayetlerden farklı bir statü verilerek “mümtaz (ayrıcalıklı, seçkin) vilayet” ismiyle anılmaya başlanmıştır.

  • 1882 yılına kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan ülke, 1882 yılında İngilizlerin işgaliyle Osmanlı yönetiminin elinden çıkmıştır. Bu süre içinde;

1869’da Süveyş Kanalı açılmış; kanalın açılması Mısır’ın ekonomik, askeri ve stratejik öneminin artmasına sebep olduğu halde bundan sonraki süreçte yapılan aşırı harcamalar Mısır’ın borçlarının giderek büyümesine yol açmış ve bu nedenle Mısır, Süveyş Kanalı’nın hisseleri İngiltere’ye satmak zorunda kalmıştır.

  • 19.yüzyılda İngiliz işgaline karşı olan ayaklanmalar, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yükselen Mısır milliyetçiliğinin etkisiyle daha da güçlenmiş; İngilizler, 1922’de Mısır’ın “sözde” bağımsızlığını tanımak zorunda kalmıştır.


MISIR KRALLIĞI DÖNEMİ (1922-1952)

Kral Fuat Dönemi (1922-1936)

  • 1922 yılında, Kavalalı Mehmet Paşa Hanedanından olan Fuad Paşa yönetiminde;

  • Bağımsız bir Mısır birliği kurulmuştur.

  • Süveyş Kanalı’nın kontrolü ve geçiş güvenliğin sağlanması konuları Mısır ve İngiltere arasında sorun olmaya devam etmiştir.

Kral Faruk Dönemi (1936-1952)

  • 1936 yılında Kral Fuad’ın ölümü sonrası 16 yaşındaki Kral Faruk başa geçmiştir. Bu dönemde;

  • İngiltere ile Süveyş Kanalı ve tam bağımsızlık konuları ile ilgili anlaşmaya varılmıştır.

  • Mısır, II. Dünya Savaşı’nda sonra tam bağımsızlığını kazanmış ve Birleşmiş Milletlere üye olmuştur.

  • 1948’deki Arap-İsrail Savaşı’nda ülkenin yenilgiyle ayrılması sonucu güçlenen milliyetçilik hareketleri, “Hür Subaylar Komitesi” denilen Muhammed Nasır ve arkadaşlarından oluşan bir örgütün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Siyasal kargaşa ortamı ve Mısır Silahlı Kuvvetleri’nden de destek bulan örgüt 23 Temmuz 1952’de Kral Faruk’un iktidarına son vererek yönetime el koymuştur. Bu darbe, yapılacak olan reformlar ve 1953’te General Necip yönetiminde Cumhuriyet’in ilan edilmesi gibi köklü değişimler neticesinde daha sonra “Hür Subaylar Devrimi”, “Nasır Devrimi” ve “Temmuz 1952 Devrimi” olarak da anılmıştır.

Öte yandan darbenin ABD tarafından organize edildiği şeklinde birtakım düşünceler de olmuştur.“Hür Subaylardan bazılarının darbe öncesi CIA ile görüşmeler yaptıkları ortaya çıkmıştır. İran’daki CIA darbesinin yürütücüsü Kim Roosevelt, darbe öncesinde Kahire’deki karışıklıklar üzerine kente gelmiş, Kral Faruk’la görüşerek toprak reformu gibi önlemlerle durumu düzeltmesini önermiştir. ABD görevlileri iktidardan umudu kesince de başka arayışlara girmişler ve ordu üzerinde odaklanmışlardır.”

CUMHURİYET DÖNEMİ (1953-2018)

CEMAL ABDULNASIR DÖNEMİ (1954-1970)

  • 1954 yılında Necip’in yerine başa geçen Cemal Abdül Nasır,

  • Yönetimde kendine özgü bir sosyalizm ve milliyetçiliği benimsemiştir.

  • Mısır’ı tek partili ve resmi dini İslam olan bir devlet olarak ilan etmiştir.

  • Emperyalizmi ve İsrail devletini yaşamsal tehdit unsuru olarak nitelemiştir.

  • Emperyalizmin Ortadoğu’daki egemenlik aracı ve İsrail’in çıkarlarına hizmet eden bir ittifak olarak tanımladığı 1955 Bağdat Paktı’na karşı çıkarak Mısır’ın “Bağlantısızlar Hareketi” içinde yer almasını sağlamıştır.

  • Uyguladığı Sosyalist politikalarla,

  • Sovyetler politik tarzına yaklaştırdığı Mısır’da birçok kuruluşu devletleştirmeye başlatmıştır.

  • Sovyetlerin yardımları ile ülkeye Asvan Barajı gibi önemli tesisler kazandırmıştır.

  • Sovyetlerden de aldığı desteğin neticesinde 1956 yılında Süveyş Kanalı’nın kamulaştırılması (millileştirilmesi) kararını almıştır. Kanal’ın kapatılarak millileştirilmesi sonucu,

  • Duran petrol akışı gibi sebepler İngiltere’nin mali olarak krize girmesine sebep olmuştur.

  • Mısır’ın bu politikaları İngiltere, ABD ve Fransa gibi ülkelerin çıkarlarına ters düştüğünden büyük tepki çekmiş ve Mısır’ın bu ülkelerden ticari boykot ve diğer mali yaptırımlar görmesine neden olmuştur.

Bu süre zarfında Batı, Mısır karşısında İsrail askeri birliklerinin 19 Ekim 1956’da Sina Yarımadası’na çıkarma yapmasına yardımcı olmuşlardır. Daha sonra İngiltere ve Fransa’nın Mısır havaalanlarını bombalaması ve İngiliz-Fransız birliklerinin Port Said’e askeri çıkarma yapması izlemiştir. Saldırı sonucu Batı’yla ilişkisini kesen Arap dünyasının ve SSCB’nin tepkisi ise oldukça sert olmuştur.


  • Mısır, Ortadoğu’da Arap birliği kurma çabalarına girişmiş, bu amaçla 1958’de “Birleşik Arap Cumhuriyeti” adı altında Suriye ile birleşmeye gitmiş ama 1961 yılında Suriye’nin birlikten ayrılması neticesinde bu birleşme uzun soluklu olmamıştır.




  • 1967 yılında Mısır’ın, İsrail gemilerinin Sina Yarımadası’na geçiş izni vermemesi, sınır çatışmaları ve diplomatik krizler neticesinde Abdulnasır’ın İsrail’in Elat Limanı’na uzanan Akabe Körfezi’ni kapatma girişimi, İsrail ve Mısır arasında 5 Haziran 1967’de “Altı Gün Savaşı” olarak bilinen üçüncü bir Arap-İsrail savaşının başlamasına neden olmuştur.

  • İsrail’in, Mısır, Suriye ve Ürdün’e saldırmasıyla başlayan savaş, Mısır’ın İsrail karşısında ağır yenilgisiyle sonlanmıştır.

  • Mısır, Süveyş Kanalı’ndaki kontrolünü kaybetmiş ve Kanal 1975 yılına kadar kapalı kalmıştır.

  • Mısır, Sina Bölgesi’ni İsrail’e bırakmak durumunda kalmıştır.



ENVER SEDAT DÖNEMİ (1970-1981)

  • 1970 yılında Abdulnasır’ın ölmesinden sonra Mısır’ın başına Başkan Yardımcısı Enver Sedat geçmiştir. Enver Sedat, başlarda Nasır politikalarını uygulamaya devam edeceği mesajı verse de daha sonraki uygulamalarında devlet kadrolarının tasfiyesinden başlayarak devrim ilkelerinden adım adım uzaklaşıp Batı yanlısı bir tutum sergilemiştir. Örneğin 1972 yılında ülkedeki 8000 SSCB uzmanını sınır dışı ederek Sovyetler Birliği ile ilişkilerini koparmış ve ABD ile yakın ilişkiler kurma yoluna girmiştir. Bunun da en büyük nedenlerinden biri, Enver Sedat’ın İsrail’in işgal ettiği Mısır topraklarından çıkarabilmenin ve sorunun müzakere yoluyla çözülebilmesinin sadece ABD’nin inisiyatifiyle gerçekleşebileceğini ve bunun da bölgedeki SSCB nüfuzunu azaltarak ABD’ye yakınlaşmaktan geçeceğini düşünmesiydi. Bu stratejinin ortaya çıkmasında “Yom Kippur Savaşı”nın da çok büyük etkisi olmuştur.



  • Enver Sedat yönetimindeki Mısır, 1973 yılında Sina bölgesindeki İsrail güçlerine saldırarak “Yom Kippur Savaşı’nın” başlamasına sebep olmuştur. Savaşın başında, Suriye ile kurduğu ittifak neticesinde İsrail’e karşı başarılı sonuçlar almasına rağmen; İsrail, ABD desteğiyle birlikte toparlanmış ve Mısır’ı yenilgiye uğratmıştır.




  • 1978 yılında ABD’nin arabuluculuğuyla ve Henry Kissinger’in girişimleriyle Mısır ile İsrail arasında CAMP DAVİD BARIŞ ANTLAŞMASI imzalanmıştır. Mısır’ın daha sonraki senelerde özellikle ekonomik ve siyasi durumunu büyük oranda belirleyen ve bugün bile Arap dünyasında tartışma konusu olan Antlaşmaya göre:

  1. İsrail Sina’dan çekilecek:

“İsrail’in Sina Yarımadası’ndan çekilmesi ancak 1982 yılında Mısır’ın İsrail’e petrol satması şartıyla gerçekleşebilmiştir. Çünkü İsrail, kendisine hiçbir Arap ülkesinin petrol satmaması neticesinde 12 sene boyunca petrol ihtiyacını işgal ettiği bu bölgeden karşılamak zorunda kalmıştı ve başka cazip bir alternatifi bulunmamaktaydı.”

  1. İsrail ve Mısır arasında normal ve dostça ilişkiler kurulacak

  2. İki ülke de birbirinin toprak bütünlüğünü ve barış içinde yaşama hakkını kabul edecek

Antlaşmanın ikinci ve üçüncü maddeleriyle Mısır Yönetimi, İsrail’i dostu olarak nitelemiş ve İsrail’in varlığı ve toprak bütünlüğü garanti altına alınmıştı.

  1. Sina’da tampon bölgeye BM Barış Gücü yerleştirilecek

  2. İsrail gemilerine Süveyş Kanalı’ndan serbest geçiş hakkı tanınacak

Beşinci maddeyle ise İsrail, 1950 yılından beri devam eden sevkiyat problemini çözmüş; kargo ve hatta savaş gemilerinin Mısır içinden geçişini güvence altına almıştır.

  1. Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinlilere tam özerklik verilmesi için görüşmeler yapılacak.

  2. Batı Şeria ve Gazze’de kendi kendini yöneten bir idarenin yapılması için seçimler yapılacak ve İsrail bölgeden 5 yıl içinde çekilecek”

Altıncı ve yedinci maddelerde yer alan Filistin’e özerklik verilmesi bir yana; İsrail, bölgeyi Filistinliler için dev bir toplama kampına çevirmişti. İsrail, 5 yıl içinde Filistin topraklarını boşaltacağını belirtmesine rağmen onlarca sene geçmesine rağmen verdiği sözü tutmamış; aksine bölgeye Sovyetler Birliği’nden getirilen Yahudiler yerleştirmiştir.

  • İsrail’e böylesi büyük avantajlar getiren Camp David Antlaşması, gerek ülke içinde, gerek Arap dünyasında büyük bir tepki yaratmış ve Mısır’ın Arap Dünyasında siyasi ve ticari olarak dışlanmasına ve Arap Birliği’nden çıkarılmasına neden olmuştur. Suudi Arabistan yapmış olduğu yardımları kesmiş, diğer Arap ülkeleri ise Kahire’deki büyükelçilerini çekerek Mısır’la diplomatik ilişkilerine son vermişlerdir. Hatta Enver Sedat’ın öldürülmesi başta Libya olmak üzere Suriye, İran, Irak’ta memnuniyetle karşılanmış; bu devletlerin ve Sovyetler Birliği’nin yetkileri Sedat’ın cenazesinde yer almamışlardır.


HÜSNÜ MÜBAREK DÖNEMİ (1981-2011)

  • 6 Ekim 1981’de Enver Sedat’ın Kahire’de suikaste uğrayarak hayatını kaybetmesinden sonra devlet başkanlığı görevine, yapılan halk oylamasıyla Sedat’ın yardımcısı Hüsnü Mübarek geçmiş ve Mübarek ilk olarak Mısır’ın Arap komşularıyla arasını düzeltme çabalarına girişmiştir.

  • Hüsnü Mübarek,

  • Yönetiminde Abdulnasır kadar kısıtlayıcı ya da Enver Sedat kadar serbest bir anlayış benimsememiştir.

  • Özel teşebbüslere, özelleştirmelere imkân sağlamıştır.

  • Çok partili sistemden-basın hürriyetinden ve mevcut liberal siyasal-ekonomik sistemden uzaklaşmamıştır.

  • Daha ziyade politikalarını borçlardan kurtulmak üzerine kuran bir lider olmuştur. Mısır, 1990 yılındaki Irak’ın Kuveyt işgaline karşı körfeze asker yollayan ilk Arap ülkelerinden biri olmuş; bu sayede ABD tarafından borçları silinmiştir.




  • Envar Sedat Dönemi’nde başlayan ve Mübarek iktidarı boyunca devam eden ekonomik özelleştirme politikaları,

  • Mısır’ın dış dünyaya, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlara bağımlılığını attırmıştır.

  • Alınan krediler borç yükünü attırarak ülke ekonomisine zarar vermiştir.

  • İşsizlik ve enflasyon gibi ekonomik sorunlarla boğuşan ve büyük bir bölümü günde 2 doların altında çalışan halk bunun yanında yolsuzluk, rüşvet, hukuksuzluk ve ağır işleyen sınırlı bir demokrasiyle yüzleşmek durumunda kalmıştı.




  • Hüsnü Mübarek Dönemi boyunca “olağanüstü hal” durumunun hüküm sürdüğü Mısır’da, ilk çok adaylı devlet başkanı seçimi ancak 2005 yılında gerçekleşebilmiştir. Devlet başkanlığı seçimleri şeffaf ve özgür bir ortamda yapılmadığı için Cumhurbaşkanı her defasında yüzde 90’ın üzerinde oy almıştır. Mübarek’in kendisinden sonra yerini oğluna bırakarak rejimin değişmeyeceği inancını pekiştirmesi tüm bu olumsuzluklarla beraber Mısır halkının Mübarek ve rejime karşı ciddi tepkiler göstermesine sebep olmuştur.



MÜSLÜMAN KARDEŞLER

  • 1928 yılında bir ilkokul öğretmeni olan Hasan El Benna tarafından İsmailliye kentinde kurulan İhvan-u Müslimün (Müslüman Kardeşler) hareketi ilk yıllarda işçiler ve lise öğrencileri üzerinden faaliyetlerini sürdüren sıradan bir din hareketi olarak gözüküyordu. 1938 yılına gelindiğinde üye sayısı 100.000 civarında olan örgüt, 1952’deki Hür Subaylar Devrimi’nden sonra ülkedeki tüm partiler gibi kapatılsa da göreve gelen Nasır, ülkede geniş halk desteğine sahip ve yakın ilişkilerinin olduğu Müslüman Kardeşler Örgütü’nü tamamen ortadan kaldırmamış, yeraltına çekilen örgütün faaliyetlerine fazla karışmamıştır. Fakat 1952’de örgütün 6 lideri Abdulnasır’a suikast girişiminde bulunmaktan idam edilmiş ve hareket şiddet yoluyla bastırılmaya çalışılmıştır.

  • 1980’li yıllardan itibaren tekrar bir canlanma dönemine örgüt, 1990’lı yıllarda söylem ve eylemlerinde demokratik ve liberal eğilimlere yönelmişlerdir. Örgüt’ün, 1990’lı yılların sonlarında Hıristiyan Kıptilere karşı başlayan saldırılara ve cinayetlere tepki göstererek bunları terör eylemleri olarak nitelemesi, dış dünyada harekete karşı sempatinin oluşmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Müslüman Kardeşlerin oluşturduğu sivil toplum kuruluşları, protesto eylemlerinde hiçbir zaman şiddeti araç olarak kullanmamış, kişi liderliğinden çok toplum liderliğini benimseyen sosyal bir yapıda olmuşlardır. Yine bu hareketin içinde doktorlar, avukatlar, öğretmenler, işçiler, öğrenciler ve bunların bağlı olduğu birçok dernek ve sendika bulunmaktaydı. Kahire depreminde hükümetten daha organize hareket ederek daha çok yardım ulaşmasını sağlaması Mısır toplumundaki saygısını daha da yükseltmiştir. Daha önce dini bir partinin kurulmasına imkân vermeyen düzenlemeler nedeniyle, Müslüman Kardeşler değişen seçim yasaları ile tarihinde ilk defa 2005 yılında 88 milletvekili ile parlamentoda temsil hakkını kazanmışlardır.

KİFAYE HAREKETİ

  • 2004 sonbaharında, Mısır’da reform süreciyle birlikte, ülkede köklü değişikliklerin gerçekleşmesini isteyen “Kifaye” adı altında toplumsal bir muhalefet ağı ortaya çıkmıştır. Hareket, başlangıçta bir sivil toplum hareketiyken daha sonra Mısır halkının özgürlük, eşitlik ve adalet gibi taleplerini Mısır siyasetine taşıyan siyasi bir harekete dönüşmüştür. Mübarek yönetimine karşı internet, cep telefonu gibi sosyal iletişim araçlarını kullanarak sosyal hareket eylemlerini organize eden oluşum; milliyetçileri, liberalleri, laikleri ve İslamcıları yani birçok kimlikten insanı Mübarek rejimine karşı birleştirecek bir yapı oluşmasına yardımcı olmuştur. Hatta Mısır’ın en önemli muhalefet hareketi olarak bilinen Müslüman Kardeşler bile faaliyetlerini “Kifaye” organizasyonlarına uygun şekilde yürütmüştür.

2011 MISIR DEVRİMİ

25 Ocak 2011 tarihinden itibaren başlayan gösteri ve protestolar, devrim sırasında ve sonrasında yaklaşık 1000 kişinin ölümüne 6000 civarında kişinin yaralanmasına ve 12000 kişinin tutuklanmasına yol açtı ve 11 Şubat 2011’de Mübarek’in istifasıyla sonuçlandı. Şubat 2011’den 2012 Haziranı’ndaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar ülkeyi, Hüsnü Mübarek’in görevdeyken Savunma Bakanlığı görevinden aldığı Hüseyin Tantavi yönetti.



MUHAMMED MURSİ DÖNEMİ

  • Haziran 2012’de oyların yüzde 52’nini alarak cumhurbaşkanlığına seçilen Muhammed Mursi, demokratik yollardan seçilen ilk sivil cumhurbaşkanı olmuştur. 2000-2005 arası bağımsız milletvekilliği yapan Mursi, 2008’de girdiği ve 8 ay tutuklu kaldığı cezaevinden kaçmıştır. Uzun yıllar ABD’de eğitim görmüş olan Mursi, Müslüman Kardeşlerin bir yöneticisiydi. Ayaklanmalar sırasında Müslüman Kardeşler tarafından kurulan “Özgürlük ve Adalet Partisi’nin” başkanı seçilmiştir.




  • Mursi, göreve gelmeden önce ve göreve geldikten sonra yurtiçinde Filistin konusunu ön planda tutarak “refah geçişini açıp Gazze’yle Mısır’ı birleştireceğim”, “ABD ve İsrail’e karşı boyun eğmeyeceğim” gibi iddialarla ortaya çıkmıştı. Oysa dış politika faaliyetlerinde söylemlerine zıt politikalarda bulunmuştur. Hillary Clinton’dan gelen “Camp David Barış Antlaşmasını referanduma götürmeme” direktifi üzerine antlaşmayı referanduma götürmeme sözü vermiş; Müslüman Kardeşler üzerinden “İsrail’i tanıyabiliriz.” şeklinde konuşarak Gazze politikasında çok da büyük değişiklikler olmayacağını, refah geçidinin kapalı kalmaya devam edeceğini göstermiştir (hatta Gazze’ye verilen gazı kestirdiği yolunda söylentiler bulunmaktadır) Bunların yanında, “IMF’ye olan borçlarımızı ödeyip ilişkilerimizi keseceğiz” gibi söylemlerine rağmen 2012’nin Ağustos ayında IMF ile masaya oturarak 4 milyar 800 milyonluk bir borç anlaşması imzalamıştır. Aynı zamanda bölgedeki ABD politikası ekseninde Suriyeli muhaliflere destek çıkmıştır. Mursi’nin iç dengeleri gözeterek yaptığı çıkışlar ile dış politikalarının örtüşmemesi dış basında “Mursi’s dilemma” (Mursi’nin ikilemi) gibi bir tanımın ortaya çıkmasına sebep olmuştur.




  • Wall Street Journal’ın haberine göre Mısır’ın yeni savunma bakanı Abdülfettah El Sisi’nin, Obama’nın danışmanı ile ABD’de eğitim gördüğü 1981 yılından beri kişisel dostluğu bulunmaktaydı. Aynı zamanda ABD’nin Mısır büyükelçisi Anne Patterson ile yakın ilişkisinin olması sebebiyle ABD’ye oldukça yakın bir isim olarak lanse edilmiştir. Bunun yanında Mursi’nin Yüksek Askeri Konsey’i tasfiye ederek kara, deniz ve hava kuvvetleri komutanlarını değiştirmesi ABD tarafından olumlu karşılanmıştır.




  • Mübarek eski bir Amerikan müttefikiydi ama Nasır’dan esinlenen bir Mısır milliyetçiliğinin de mevcut olması, ABD’nin, bir anlamda kullandığı ve yıpranan Mübarek yerine yeni bir oluşuma gitmesini gerektirmiştir. Bakıldığı zaman Mısır eylemlerini, ABD’nin, başta İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere AB’nin destekliyor olması dikkat çekicidir. Bununla birlikte ABD, Mübarek iktidarı terk etmezse Mısır ordusuna her yıl hibe ettiği 1,5 milyar dolarlık yardımın kesileceğini belirtmiştir. ABD ve Suudi yardımlardı olmadan Mısır ekonomisinin ayakta durması zor olacağından bu tehdit Mısır açısından önemli olmuştur.




  • 22 Kasım 2012’de Mursi bir deklarasyon yayınladı, yasama, yürütme ve yargıyı tek elde topladığını açıkladı. Mursi ve yandaşları bunun geçici ve devrimi güvence altına almak amacıyla yapıldığını savunsa da seçime kadar alacağı her kararın mutlak kılınmasını sağlaması ve parlamento ile yargı denetlemesini kaldırması, Mısır muhalefetini Mursi’ye karşı birleştirmiş, “yeni firavun” ve “Mursillini” (Mussolini’ye atıf yapılarak) imalarının yapılmasına neden olmuştur. Bundan dolayı Genelkurmay Başkanı Abdülfettah El-Sisi yönetime el koyarak Mursi’yi hapse attırmıştır.


Yüklə 433,92 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin