=? Atların üzerine örtülen örtü neydi? Bürde mi? Buna benzer bir şeydi?



Yüklə 0,74 Mb.
səhifə3/14
tarix30.01.2018
ölçüsü0,74 Mb.
#41218
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   14

Calay : sağır Dilsiz, ahraz, Konuşamayan

cam: pencere

Camadan=sırtta taşınan, şimdiki askılı okul çantaları tipinde çuval..

camış= manda, Bizde camış pek denmez sanırım Kömüş denmezmi

Can gayısı: Can korkusu.

Can yakıcı= Yaramaz(Hele can yakıcıya bak sen uşağı döğmüş gine)

canı çıkasıca şişe galasıca ,asba çıkasıca,boynu bükülesice vs demek oluyor.

‎canını yiyipte yiyesice= bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum :)))) şişe galasıca ,asba çıkasıca,boynu bükülesice,canı çıkasıca vs demek oluyor,

care: sigara

Carı= Becerikli

CAZGIR=ŞAMATA YAPAN ARSIZ İNSAN***

Cazu, cozu= yaşlı cadı ukala ihtiyar anlamında, Cozuttu=iyice zıvanadan çıktı , cadılaştı gibi bir anlamı vardı galiba! cazu: cadı

cedelleşmek: mücadele etmek, münakaşa etmek

Cember: Başa sarılmayan, dolanmayan omuzlardan arkaya doğru bırakılan, bazen koyu yeşil, çoğu zaman beyaz giyecek.

cenber-çenber: kadın baş örtüsü

Cenevi, canevi= GöğüsCenevi= göğüs(herhalde can evi'nden oluşmuştur.) (Uşak bek öğsürüya, cenevinden soğuk mu almış nem?) canevim=bğrım,

Cerehat, macara= iltihap

Cerge= Güneş ve yağmurdan korunmak için yapılan kulübe

CERNİK= Şu anda soyu tükenmiş bir elma adı.

cıbıldak= çıplak

cıbır:1. tüysüz, 2. zayıf, gelişmemiş,cılız Cıbır kelimesi mecazen fakir, malı mülkü olmayan kimse anlamına gelir.Cıbır= saçsız, kel..?

cıbırga: CIBIRGI= cevizi ağaçtan indirmek için kullanılan ince uzun sırık CEVİZ İNDİRMEYE YARAYAN İNCE UZUN SOPA

Cıcak= Süs

Cıcık= Limon, arslan bey bazı yörelerimizde limona sulu zırtlak da deniyor.

Cıfıl= 1. Karışık renkli 2. Sulu insan

Cığalmak= Terlemek, sıcaktan bunalmak

CIGGADA Cıgkada, cıtgada= çok az... AACUK... AZICIK

Cığ= Ahırın üstündeki bir nevi yalıtım.

Cığa= tüy

Cığara, Ciğara: Sigara

Cıkkada cıkgada-cıtgada: azıcık = Az, azıcık, küçük, küçücük

Cıkkadacuk= Azıcık

cılaz: cılız

Cılbır : İnce ip.1.Hayvanların bağlandığı ince yular 2.Cılbır: Yaya yolu, keçi yolu,ince yol. 3.Cılbır : Yumurta ve yoğurttan yapılan bir yemek.4. Karın

Cılıdı= Vazgeçti, oyundan bir bahaneyle çıktı Cılıdı= cilidi, sicaktan isindi demek Kazakca'da belki isininca bozulma oluyordur. Cıfıt= kelimesi de KirimTatarlarinda yahudi anlamina geliyor...:)) Cılıdı=oyunu bozdu (Gümüşhane'de cığız derlermiş.) Bir de cılıdı çoştu, armudu bişti gibi bir tekerleme hatırlıyorum. (Meryem Hanım, yılmak'la ilgisi olabilir mi, gözü korktu, kaçtı gibi bir anlam?)

cılıgan: oyun bozan

Cılık= bayatlamış, bozulmuş yumurta gibi şeyler için de "cılımış" ,"cılık" derler. Cilidi, sicaktan isindi demek Kazakca'da belki isininca bozulma oluyordur.

cılımak: oyun bozmak,sözünde durmamak

Cılımbız: Cılız, zayıf.

CILIZ= ZAYIF, YETERSİZ..Su akıyor ama cılız gıymeti yok... gibi.

cılk = bozuk yumurta

Cınbıt : Üzüm salkımının bir dalı

cındım =?

Cıngırcak= Tahtirevalli, salıncak

cıpcıbır: çırıl çıplak ,üzerinde hiçbir şeyi olmayan

Cıpcıbır= Çırılçıplak, hiçbirşeysiz

CIRAMBA= Ordan oraya hoplayıp ,zıplayan ,tatlı tatlı yaramazlık yapan çocuklarda kullanılır. Cıranba= küçük, zayıf çelimsiz.

Cırıflamak= Dal budak salmak, yeşermek

Cırık=lokma

cırlamak: ötmek ,lüzumsuz yere konuşmak

Cırlamak= Ötmek (Kırım yırlamak= şarkı söylemek, Kazakçada ır, bazı yerlerde cır...)

Cırmalamak= Tırmalamak

cırmık: tırnakla yapılan iz

cırmıklamak:tırnaklamak

Cırnak: Pençe, tırnak. Kedi cırnağı: Bir çeşit, yenilebir ot.

Cırnıklamak, cırnaklamak= Tırmaklamak, tırnakla yüzmek

Cırt : Görmeden almak

cırtlak:1. lüzumsuz yere ,ilgisi olmayan yerde konuşan,2. Sesi bozuk, kötü sesli

Cırtlamak: Küçük birşeyi usulca alıp kaçmak. Yani çalmak

Cıscıvlak, cascavlak= Çırılçıplak, tüysüz

Cıtgadacuk: Azıcık, cıtgatcuk: ufacık, Cıtgatcuk=Cıtgadacuk=Selami Bey bu şekilde mi? Yoksa cıtgadacuk şeklinde mi? Siz nereliydiniz? bazı yörede cingadca denülebülü :)) Merkezde cıtgadacuk ama bazı yerlerde cıtgatcuk da deniliyor

CIVIT OLMAK : SİNİR OLMAK Cıvıt olma= Sinir olma açıklamanız çok ilginç.Bu söz cıfıt'tan gelse gerek. Çıfıt, eski Türkçede Yahudiler veya Yahudi inancını benimsemiş Musevi Türkler için kullanıldığı gibi, fitneci, hileci anlamlarında da kullanılıyor. Kırım'da Akmescit'te Musevi Türklere ait bir cıfıt mezarlığı görmüştüm.

Cıyaklamak = bağırmak, çığlık atmak. ( Kedi gibi cıyaklama. Kulağımın dibinde cıyak cıyak bağırma.)

Cızak= Met oyununda sayı, galibiyet : Met yere konuyor,belli bir mesafeden sopa kaydırılarak atılıyor, amaç sopa mete değecek, her değdiğinde bir galibiyet. Bu galibiyetin adı CIZAK. ÇOCUK DER Kİ "SEKİZ CIZAĞIM OLDU"

Cız dutma=Büyükbaş hayvanları bir tür sinek ısırdığında hayvanlar kuyruklarını toplayıp sağa sola kaçışırlar, buna denir.

cızdak= cızırdak= alıngan, ufak bir şeyde alınan,şikayet eden genelde çocuklar için kullanılır.(Bu göbel çok cızdak , bu çocuk çok cızırdıyor ...gibi.

cızlamak: ürpermek

Cızlavat=rastık ayakkabı

Cibi: Sepet örücü

Cibilliyetsüz= Soysuz?

Cibizlemek= kestane pişirilmeden önce kesilir ya ozaman kullanılır..kestaneyi cibizledim diye..

cice:1. hala, 2.büyük anne3. Abla

Cicik= Meme

CİGARA, CIĞARA=Sigara

Ciğara: Sigara

Cilbetür=İnce sopaların (Çımkış) uçlarını yere vurarak ileri fırlatmak suretiyle oynanan çocuk oyunu. Bir başka adı "güldaban"dır.

Cimciklemek= Parmakla sıkma

Cimcük= Sıkma

cimcüklemek: çimdiklemek

cimit= ? hayvanlara yal, yundu hazırlanan bir şeye deniliyor da neye bilmiyorum:) Cimit= Susam değil mi? değil...siyahımsı birşey hayvan yemi satılan yerlerde olur köyde hatırlıyorum cimitle yundu yapmışlardı :)) Cimit Keten tohumu küspesidir.Hayvan yiyeceği olarak yala katılr .Doğru..Keten tohumu sıkıldığında çıkan yağ,Bezir yağı.(Eskiden öyle tenekelerde hazır yağ yoktu.)Bezir yağına kırmızı aşı boyası eklenip kıvama getirilip ahşaba sürülürdü.İşte İnebolu'nun kırmızı aşı boyalı ahşap evleri bununla boyanırdı. (MUSTAFA FAKAZLI İNEBOLU)

cimpiri-cinibiz: küçük yapılı,hareketli,yaramaz

cincikboncuk...ufak tefek fazla değerli olmıyan.

Cincile :ekmeği ve yemeği yapılan mantar çeşidi , Cincile= bir mantar türü (Küre)(aynı zamanda bir armut cinsi) Cincile= o mantara cincile de denir, Mıkcuk=bir çeşit mantar,

Cini: En küçük parça

Cinibiz= 1. Zayıf, çelimsiz 2. küçük-uyanık-haraketli mi ?Cinibiz=Hareketli, yaramaz çocuklar için söylenir.

Cinlenmekk= Kızmak

Cisi, Çisi= Yağmur çeşidi

cit kadar :azıcık küçücük bir mikdar (Cıt gada olacak?)

Citteyne/citteynecük=Az, azıcık

civek: kıvılcım Civek=Yanan odundan sıçrayan kıvılcım. Gençlerin atik ve çevikliği için de kullanılır; Civek gibi...

Civil= Asabi, her işe karışan

cizleme: cıvık hamurdan tavada yada sacda yapılan yağlı ekmek Cizleme=(Günümüzdeki adı krep) Saçta yapılan ince ekmek.CİZLEME=SULANDIRILMIŞ UNDAN SAÇTA YAPILAN EKMEK. KREP***

coge: minik,cüce

Coguşmak=üşüşmek = birikmek, toplanmak... Guyulmak = atak yapmak, birden fazla kişinin tek kişiye saldırması, kerifsinmek = isteksiz davranmak, tiksinmek. coğuşmak=Kırgızistan'da c harfi kullanılıyor. Yoğuşmak, yoğunlaşmak güzel bir kelime imiş. Ben duymamıştım.

Coğüz, cöğüz: ceviz

Coğüz=Ceviz

Con= kalça, con sanki kalça için değil de kalça kemiği için kullanılırdı. Düşmüş conunu kırmış derler ya

Coruk curul= Gürültülü, anlaşılmaz ses

Coruk= Zayıf, Çelimsiz

Coruldaşmak= Anlaşılmaz konuşmalar

coştak= oynamayı seven ,gülen,konuşkanve serbest hareket eden kızlara söylenir bence...

Cozu garı= Cadı karı

COZU: Yaramaz, Gelin kaynanasının dedikodusunu yaparken şöyle der: O cozu her yemeği beğenmez ki!) cozu, cazu= yaşlı cadı ukala ihtiyar anlamında cozu= konuşkan, hareketli küçük kız çocuklarına söylenir(cozu kız,cozu gibi).Cozu nedir bilmiyorum.

Cozuttu=iyice zıvanadan çıktı gibi bir anlamı vardı galiba! Bir de cılıdı çoştu, armudu bişti gibi bir tekerleme hatırlıyorum. Cılıdı=oyunu bozdu (Gümüşhane'de cığız derlermiş.) (Meryem Hanım, yılmak'la ilgisi olabilir mi, gözü korktu, kaçtı gibi bir anlam?)

cöbü: 1. çömlek 2. toprak kapta yapılan mahalli yemek türü

Cöfü= akıllı küçük, İş beceren

Cöge= Tenekeye taş atarak oynanan oyun, kısa ve şişman olanlara takılan lakab

Cöğütlemek(Cüğütlemek?)=Şekerleme yapmak, tavukların gevşemiş halleri, biteviye çıkardıkları sesler?

Cöğüz, coğüz= Ceviz “aaa gııız sizin toğukla bizim cöğüzün altına yumurtlayala bakmayanuz mu?”

CÖPCÜ=KÜÇÜK TOPRAK ÇANAĞI***

Cöüz=Ceviz

Cöüz=Ceviz

cubluk= Çubuk, sopa

Cumalık= İnşaat devam ettiği müddetçe evde çalışan ustalara Cuma günleri ikram edilen yemek

curuk-cırık: 1.küçük,2.ezik ezilmiş

cücük: Cücük soğan için kullanılıyor değil mi?Cücük= civciv(küçük anlamında da kullanılır Soğanın Cücüğü gib..)

Cüher: Nefes, güç (Küre) Boş yere cüherini tüketme. (Haber anlatmaya, söz geçirmeye çalışma) Cüheri yetmedi .(Şarkı-türkü söylerken nefesi yetmemek)

Cüme(e, a'ya yakın)=Cuma

Cüp (cip): Birdenbire, hızlıca gitmek. Bir tepeyi hızlı bir şekilde aşmak."Tepeden cüpden aşıp gözden kayboldu".

çağıl: tarla ve bahçe kenarlarında harç kullanılmadan taşlarla örülen duvar

Çağyanı :El ve yüz yıkanan yer

çakaralmaz benim bildiğim eski namludan doldurulan ve horozuna fünye yerleştirilerek patlatılan çoğu zaman patlamayan tüfeklere verilen takma isim Yani dolma tüfek

Çakıldak: At ve öküz arabalarında, yükü bağlayıp sıkıştırmaya yarayan burgacağı çeviren 50 cm uzunluğunde, sağlam ağaçtan yapılma sopalar. Çakıldak: Fasulye ve nohut tanelerinin içinde bulunduğu kese. Kuruyunca çakıldak diye anılır. Çakıldak= koyun keçi gibi küçükbaş hayvanların tüylerinde kurumuş pisliklere de denir. Çakıldak: Hayvanların, butlarındaki uzun tüylere yapışarak kurumuş pislikleri. Bunların, hayvan yürürken birbirine sürtüp çıkardıkları sesten dolayı olacak, bunlara da çakıldak denir. Aslında en çok koyunların arka taraflarında yünlerine asılı kalmış tezeklerine derler,,, kuruyarak taşlanmış olanlarının yürürken birbirine vurarak ses çıkarır. (Ahlat’ta Cangıldak deniyormuş.) Çakıldak: Mecazen çok konuşan, boş konuşan insanlar için de kullanılır. Çakıldak= su değirmenlerinde tahılın taşa dökülmesi için taşa vuran iki adet üst üste koyulmuş 4 adet ağaç materyal..çakıldak: su değirmenlerinde ayar çubuğu, çok konuşan, Değirmende tahıl akıntı ayarı

Çakıldaklı= temizliği doğru yapmayana söylenen bir argo tabir.

çakır: mavi gözlü

çakmak : bir işten anlamak

çakmak çakması=şimşek çakması İnebolunun köylerinde kullanılıyor...

Çakmak taşı=düvenin altına çakıılan kesici beyaz taş

Çal= Çalılık, fundalık

Çalagan (Gazuğu, kazığı),= Seli, Erozyonu önlemek için tarla kenarlarına çakılan büyük kazıklar; üzerine taş, pür (Çam dalı) vs. atılarak yapılan engel, bu şekilde erezyonlu bölge sağlamlaştırılırdı.

çalak:ırmak ve çay kenarlarında tarlaları su ve selden korumak için ağaç dallarından yapılan büyük ve sağlam set

ÇALAK= IRMAK KENARINDAKİ TARLALARI KORUMAK İÇİN , BÜYÜK KAZIK VE AĞAÇ DALLARINDAN OLUŞAN SET.***

çalçene=çok konuşan, geveze.

çalgu: 1. çalgı 2. Üçgen başörtüsü

çalgucu=çalgı çalan, enstürüman kullanan kullanan kimse.

Çalguç = ağzında kemik (diş)bulunan bununla kendıini savunan erkek domuz , domuz dişi, çalguç: yetişkin uzun dişli domuz

çalkama : tereyağı,pudra şekeri ile çırpılarak elde edilen macun, Çalkama=Bebek beslenmesinde kullanılan mama

Çalmaç = inek sağımı sırasında kullanılan ahşap kap. çalmaç....süt ve yogurt kabı.....çalmaç= süt biriktirme kabı veya yoğurt mayalama kabı ağaçtan olanı, çalmak: sütün yoğurt yapmak için mayalanması, ÇALMAÇ =Tahtadan yapılmış tek tutmaçlı süt sağılan kap,kova

Çal'mak= 1. Yaşmak çalmak, 2. Yoğurt çalmak, 3. Tırpan çalmak, 4. Kara çalmak, 5. Kapı çalmak, 6. Andırmak, benzemek, 7. Fikir çalmak, Suçunu yüzüne çalma, 8. Boya çalmak, 9. Çene çalmak,10. Saz çalma... Ayrıca, Çalı, Çalışmak, Çalım, Çalık, Çalçene, Çalagan (Gazuğu, kazığı), Küre de ekmeğe yağ çalmak çok kullanılır..Sürmek anlamında...Çalabımak, Çalab.(Tanrı) gibi kelimeler de var...

Çalmak= Yaşmağı çalmak.. Çalmak=Yoğurt çalmak, sıvamak-sürmek(YÜZÜNE SIVADI-ÇALDI, YERE SIVADI-ÇALDI, EKMEĞE YAĞ ÇALDI, DUVARA BOYA ÇALDI... ) gibi.. ‎"Çalma"nın bir manası da benzemek, andırmak,hatırlatmaktır.'Arabanın rengi sarıya çalıyordu' gibi. Çorbaya-yemeğe kaşık çalmak..

Çalpara çalmak= Fişirdemek,

çalu çırpı: ince dal, ince odun

Çalu, çolu=çalı, ince dallı küçük ağaçlar

çaluntu:yeni yapılmış taze yoğurt

Çamdu=? ağacların birbirine gecmesiyle yapılan ahşap ev ya da bina Ahşap ev tavanlarındaki ağaç? yöresel olsa mutlaka biri hatırlardı belki de genel

Çamoşur=Aslı Farsça "çameşur"kelimesinden gelen ve yazı dilimizde "çamaşır"olarak geçen bu kelime bizde "çomoşur"veya "çamoşur" olarak telaffuz edilir.

ÇAN(T)DU-BOĞSU-ALAK: Çandudan(çam kütüklerinden) yapılmış alağın(tarlalarda ürünleri beklerken ya da yağmurda sığınmak için yapılmış küçük evcik) boğsusuna (iki kütük arasındaki küçük boşluk) dabancayı sakladım.

Çan: Çinkodan döküm suretiyle yapılan çan. Çinkodan yapılanları Manda ve sığıra, saçtan ve bakırdan yapılanları davara takılırdı.

Çañ= ?


Çanak =kase(Ayranı çanaktan içmenin tadı başkadır.)

ÇANAK=YAYLIMI PİSLETMEMESİ İÇİN HAYVANLARIN ALTINA TUTULAN KAP***

çandu-çatma: ağaçların çatılarak yapılmasıyla oluşan ev, ahır, samanlık

Çantı, ya da çenti, çandu= ağacların birbirine gecmesiyle yapılan ahşap ev ya da bina Ahşap ev tavanlarındaki ağaç? yöresel olsa mutlaka biri hatırlardı belki de genel , evin çatmaları şeklinde de kullanırdı anneannem (H.T.) Bu çatma kelimesi ile satrancın ilişkisi olduğunu biliyorum.

Çap= seyit=koş

ÇAP=bir insan için"bilgi, birikimi, tecrübesi, sözünün eri oluşu,yardımseverliği,paylaşımcılığı,heryere ulaşabilir oluşu,geçmişinin dolu dolu olması,çevresinin olması anlamlarında=( ÇAPLI ADAM) diye söylenir.

Çap=Koş

Çapa çapa = koşa koşa



Çapa= Bostan kazmaya yarayan, kazmadan daha küçük alet

Çapaçul, Dağınık. çapaçul: dağınık,tertipsiz,düzensiz, pejmürde

Çapalamak: Bostanı, çapa denilen alet ile kazıp,hem toprağını yumuşatma hem de yabani otlardan arındırma.

Çapda: Köşede

Çapıvi: Koşuver-

Çaplı adam= Bilgili, kültürlü, seviyeli..adam... zannedersem, karizmatik, okkalı gib galiba.. Bencede öyle olsa gerek, sözünde duran, çevresi olan, güvenilir gibi anlamlara geliyor gibi.

ÇAPMAK= Koşmak, seyitmek, Çapmak= hızlı seyitmek?

çaput: kullanılamayacak kadar eski kumaş parçası, ÇAPUT=BEZ PARÇASI, paçavra

çar : kadınların başlarını örtmekte kullandıkları büyük baş örtüsü,Çar: baş örtüsü, Bayanların kullandığı büyük baş örtüsü, Beyaz ince baş örtüsü, yaşmak ile aynı anlamda mıydı? çar= Sözlük te çar kelimesi var ancak ilave olarak Hanımların Daday İlçemizde pazara giderken örtündükleri dizlerinin alt kısmına kadar uzanan, beyaz zemin üzerine siyah bitkisel motifler ile bezenmiş baş örtüsüdür. Bunu ana rengi kırmızı olan farklı renklerde geometrik motiflerle bezeli ön bezleri tamamlardı. Daday da pazarlı günlerde hala bu kıyafeti görmek mümkün.Çar: Bayanların kullandığı büyük baş örtüsü

ÇAR= Sözlüğü incelerken"ÇAR" kelimwsinin açıklaması içersinde "YEMENİ kelimesini sormuşsunuz.YEMENİ= Küçük kare renkli çiçek senleri olan ,kenarları iğne oyası ,yada tığ oyası ile süslenen özellikle ev içinde kullanılan baş örtüdür.

Çar=ÇAR" kelimesinin açıklaması içersinde "YEMENİ kelimesini sormuşsunuz.YEMENİ= Küçük kare renkli çiçek senleri olan ,kenarları iğne oyası ,yada tığ oyası ile süslenen özellikle ev içinde kullanılan baş örtüdür.

çara= inek, kömüş gibi hayvanların üremeye elverişli olduklarını ve doğurmaya yakın oldukları dönemlerde cinsel organlarından salgıladıkları yapışkan sıvı. (Doğumdan bir gün önce gelen kıvamlı sıvı

çardak: ahşap binalarda salona verilen isimÇardak= (salon ) anlamında, sofa, hol, salon

Çardak= (Sofa veya Hayat da denir) Odaların arasındaki boşluk.

Çark-Çarkçılık= Bakırcılığın yoğun olduğu dönemlerde imal edilen bakır kapların torna benzeri bir usulle çok ince bir tabakasının sıyırılıp alınması ve ürüne parlak güzel görünüm verilmesi işi. Ustaya da çarkçı denirdi.

ÇAR-MÜCESSEM=baş örtüsü

Çarşu=Çarşı

Çaşıt, çaşut, çoşut= ajan laf ezdiren... Çaşıt sözü Merkez'de çoşut olarak geçer. kökenim akkaya bizde aslen çaşut derler

Çat:Kuyruk sokumu, insanın ve hayvanın iki bacağının birleştiği yer.

çatak- çatuk: 1. ağaçların dallarının birleştiği yer, çatal kısım 2. iki yolun birleştiği yer

ÇATAL EŞEK=Çocuk Oyunu adı.

Çatal hapaz= İki elin avuç içinden oluşan bir ölçü

Çatı budu üğünesi= hayvana yapıla beddua!!!..DDD

Çatını budunu ayırmak: Bacaklarından tutup ikiye ayırmak. Mecazen: İyice dövmek.

Çatıran ayaz, çatıran gış=Çok kuvvetli ayaz, çok soğuk kış

ÇATLADIG MI GIZ=ACELEN NE?

ÇATLADIG MI GIZ=ACELEN NE? HAVA İYİ OLUNCA,CANIMIZ BAĞA GİTMEK İSTİYOR. Çatladığ mı gız...Neydeli güneşi gödük,bağa gidecöz...!!)

ÇATMA=Çatma çivi kullanılmadan yapılan ağaç işi-ÇANDU-GEÇME. Ayrıca tüfek çatma da var. KIZMA YA DA KAVGA Da çatma. 'Çatma" bina yapımında, direklerin sağa sola yatmaması için, çaprazlamasına çakılan direklere de denir. Öğ hepsi bi oldu bana çattıla dün aşam! çatma samalık yada çatma dam=ağaçların baş tarafları kertilip üst üste yığılarak yapılan binalar

çatmak : Üzücü olaylarla karşılaşmak, uğramak

Çat'mak= 1. Ateş yakmak için odun çatmak, 2. Kaş çatmak, 3. Çıkışmak, 4. Tüfek çatmak, 5. Hesap sormak, 6. Kavga için çatmak; geldi çattı, 7. Vaktin gelmesi, 8. Derme çatma'nın çatması... Ayrıca, Çat (ses) da var... ÇATMAK: GENELDE KAVGA ÇIKARTMAK SATAŞMAK ANLAMINDA DUYDUM.

Çatuk= Ağacın çatal kısmı (Çatukören Köyü de vardır.)

Çatura= Çömlek

ÇAVUŞ AĞA,,,ÇAVUŞ...

Çayan= 1. yeşil gözlü 2. kertenkele

çaylık: köylerde çamaşır yıkanan yer

ÇAYSADIM, ÇAYSIDIM=Canım çay istedi, Çaysamak başka şehirlerde de kullaınılıyor bize özgü değil

ÇEC= Mahsul, arpa, buğday gibi

çecik:1. eklem yerleri 2. irade

çecikleri govşamak = bağlantı yerleri kulpları gevşemek, soğuktan çok üşümek

çeç: buğdayın savrulduktan sonra taneli samanlı kalan kısmı çekerek gidilişi

Çeç=Tahılın harmanda çuvallanmaya hazır hali. Çeç=Samanından ayrılmış mahsul (Arpa buğday, siyez..) Harmandaki ürün

Çegil= Çekil

Çekat= ceket

Çekiş etmek=Ağız dalaşı, kavga , Çekiş etmek=kavga etmek HEH BENİM BERBER DE ADINI "CENTRUM KUAFFÖR" KOYDU, AZ MI ÇEKİŞ ETTİMDE DEĞİŞDÜDÜM.

Çekiş: kavga

Çekişme= Azarlama, nasihat etme ?

Çekmen= Bebek yorganı

Çekürge(çeğürge):Evlerdeki, yüklük, hamamlık gibi dolapların kapılarının kapalı durması için, köşelere ortasından çakılmış7-8 cm uzunluğunda 1,5-2 cm ebatlarında küçük tahta parçaları. Bunlar çevrilmek suretiyle dolap kapıları açılıp kapatılırdı.

Çekürge(çekirge) Çökürge.

Çelermek= ?

Çembe=Başörtüsü, yazma, Çembe olarak mı geçiyor, r'si var mı?

Çember: Başörtüsü. Yazma ve bürgüce göre daha kalın ve kenarları işlemeli

ÇEMEK : Ürgendirenin altına takılan yarım ay şeklinde metal parça, Çemek= Çömek, Çemek, çömek =ürgenderenin arkasına çift sürerken tezeklerin dağıtılması için takılan üçgen demir, çemek-: öğendirenin baş tarafına takılan yassı demirden yapılmış alet

Çemkürme= Köpeğin kesik kesik havlaması

çemşirmek=

çençenleme: çok konuşma

Çendü gafalı = koca kafalı

Çene çarpan= Mantının büyüğü(başka yerlerde kullanılıyomu bilmiyorum)

çene çüş: geveze

çentük: ağaç vb . şeylerde baltayla, bıçakla açılan iz, yara

Çepel ayıklamak : Pisliği temizlemek?

çepel: 1. kirli ,karışık, yaramaz 2. çamurlu , batak

Çepellemek : YEMEĞİ ARTIK ETMEK Çepellemek :Mındarlamak, pisletmek

Çepellik= Çamurlu bataklık

çepiç: yaşlı kısır keçi, Çepiç= oğlak, Daha doğum yapmamış, genç dişi keçi. keçi yavrusu

ÇEPİÇ= Keçinin 6 aylık dişi yavrusuna verilen ad

çepreşük=karmakarışık, dolaşık=("Bu işler çok çepreşük işler.","Bu ip çok çepreşük.") gibi cümlelerde kullanılır.

‎Çete= Çapanın küçüğü.Bir tarafı kazmaya benzer diğer tarafı çatallıdır.Sapı da kendisi de çapadan daha küçüktür.

Çeten, çiten= Ahırda buzağıların konduğu özel bölüm. Yeni doğan buzağıların barındırıldığı, dam içerisindeki bölüm,

Çetlemük= Araç, İğdir, Okçular'da bir kiraz çeşidine verilen ad. (Ak kiraz, Kara kiraz, Al kiraz gibi çeşitleri de var...)

Çevgen : Ucunda yere doğru bakan budağı olan ve bu budağı uzunca kesilerek meyva dallarını eğmede kullanılan sopa.

Çevgen, Kanca,

Çevirge= Ortasında çivi ile kapıya tutturulan bir nevi kilit.

Çevre= Kadın başörtüsü

Çevürge,

Çıfıt kelimesi de KirimTatarlarinda yahudi anlamina geliyor...:))

Çığırmak= Ağlamak

Çık Et= kemiksiz ve yağsız et, lop et..

ÇIKABÜLÜ= Çıkabilir

çıkı: azık, bohça

çıkım: ekin biçerken, kendir çekerken tarlanın bir ucundan diğer ucuna biçerek yada

Çıkın= Bohça

Çıkışamamak: Baş edememek, yetişemek.(Bu evde çamaşur yıkamaya çıkışamaz oldum gayrı) Çıkışmak= Baş etmek anlamına mı geliyor bu durumda? Genel olarak, çıkışmak= hesap sormak, soru sormak, araya girip haddini bildirmek, gibi anlamları vardı galiba.

Çıkışamamak= Sedat Bey'in bahsettiği "çıkışamamak"kelimesinin açıklamasına katılıyorum.Bu kelimenin olumlusu "çıkışabilmek" baş etmek anlamında kullanılır."çıkışmak" baş etmek anlamında kullanılmaz.Tamamen farklı anlamda yani "azarlamak,fırça atmak"anlamlarında kullanılır.(O gada uşağa anca çıkışabiliyon töbe osun.)

çıkışmak: azarlamak ,kızmak Çıkışamamak: Baş edememek, yetişemek.(Bu evde çamaşur yıkamaya çıkışamaz oldum gayrı) Çıkışmak= Baş etmek anlamına mı geliyor bu durumda? Genel olarak, çıkışmak= hesap sormak, soru sormak, araya girip haddini bildirmek, gibi anlamları vardı galiba. Çıkışmak= Azarlamak, kızmak, (can alıcı soruyu sormak, hesap sormak, haddini bildirmek anlamlarına ilaveten...)

Çıkışmak= Sedat Bey'in bahsettiği "çıkışamamak"kelimesinin açıklamasına katılıyorum.Bu kelimenin olumlusu "çıkışabilmek" baş etmek anlamında kullanılır."çıkışmak" baş etmek anlamında kullanılmaz.Tamamen farklı anlamda yani "azarlamak,fırça atmak"anlamlarında kullanılır.(O gada uşağa anca çıkışabiliyon töbe osun.)

Çıkrık = bez dokuma işinde kullanılan tezgah? çıkrık:ipliği masuraya sarmak için kullanılan masurayı takıp döndürmeye yarayan alet

Çıkrıncak= Mahalle ve köylerin meydanlarına kurulan, genç- yaşlı-kadın-erkek herkesin bindiği tahterevalliye benzer daha büyük ve iki tarafına karın üzeri binilerek ayaklarla haraket verilen, merkezdeki dönen kısma kömür sürülerek çok ses çıkartması sağlanan bir eğlence aracı. Çıkrıncak=ÇIKRINCAK; BİR TELEFON DİREĞİ DÜŞÜN, ORTASINA DİĞER TARAFA GEÇMEYECEK ŞEKİLDE YARIDAN BİRAZ FAZLA 15-20 CM ÇAPINDA DELİK DELİYORSUN (DELİK DÜZ DELİK DEĞİL, KENARLARI HAVŞALANMIŞ) UÇLARINA BİRKAÇ TANE DELİKLER DELİNMİŞ AĞAÇLAR GEÇİRİLMİŞ VE TUTAMAK YAPILMIŞ ŞEKİLDE,

ÇIKRINCAK KAZIĞI; BİRDE KAZIK YAPIYORSUN 20-25 CM ÇAPINDA ONUNDA UCUNU UZUN YATAY KULLANILAN SIRIĞIN OYUĞUNA UYGUN YAPIYORSUN, YERDEN 1,5 METREYE YAKIN KARŞILIKLI İNSANLAR TAHTARAVALLİ GİBİ BİRKAÇ KİŞİ KARŞILIKLI EŞİT SAYIDA BİNİYOR, BİR KISIM İNSANLARDA YERDEN DOĞRU ONU ÇEVİRİYOR.

Çılbır= Çırpılarak yağda pişirilmiş yumurta. Çılbır=" Çırpılarak yağda pişirilmiş yumurta"yorumuna açıklama..= ÇILBIR= Kaynayan suyun içine yumurta kırılır ,katı olacak şekilde pişirilirsüzgeçli kepçe ile tabağa alınır.Üzerine sarımsaklı yoğurt konur,üzerine arzuya göre kırmızı biber ekilerek yenek bir yemek çeşitidir.

Çılı cırpı= İnce dal ve odun

çımkı: küçük çubuk

Çımkış=İnce ve esnek sopa


Yüklə 0,74 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   14




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin