80yil ozel 07 doc



Yüklə 0.62 Mb.
səhifə1/13
tarix06.03.2018
ölçüsü0.62 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13

Bugünkü topraklarımız kolay elde edilmemiş, bugünkü ulaştığımız noktaya kolayca varılmamıştır. Atatürk’ün 1923’te söylediği “Memleketin bir an evvel kalkınması için, ekonomimizi kuvvetlendirmek mecburiyetindeyiz” sözü, bugün dışımızdaki gelişmeler karşısında her zamankinden daha geçerlidir. Ekonomisi kuvvetli olan memleketlerin politikasının da kuvvetli olduğunu ve bize bizden başkasının hayrının dokunmayacağını, vatanını seven her insan bilmeli ve ona göre çalışmalıdır. Aksi halde, hem Atatürk’ün mirasına hem de kendi kendimize ihanet etmiş oluruz.”


Vehbi Koç

Birlikte başardık, birlikte yürüyoruz
Değerli Koç Topluluğu üyeleri,
1926 yılında Vehbi Koç’un girişimiyle Ankara’dan başlayan yolculuğumuzda 80 yılı geride bırakırken, 2007 itibarıyla ağırlıklı olarak otomotiv, finans, dayanıklı tüketim, enerji, gıda, turizm ve perakende sektörlerinde faaliyet gösteren yaklaşık 90 bin kişilik bir büyük aile yapısına ulaştık. Ülkemizde pek çok “ilk”e imzamızı attık ve aradan geçen 80 yılda ulusal liderlikten küresel oyunculuğa geçtik.

Bu büyük aile, bugün, 30’un üzerinde ülkede yatırım ve 100’den fazla ülkeye ihracat yapmanın, yılda 35 milyar dolarlık satış gerçekleştirmenin, böylelikle ülkesinin ve ulusunun refahına katkıda bulunmanın haklı gururunu yaşamaktadır.

Bugünlere, temel ilkelerini Vehbi Koç’un ortaya koyup uyguladığı “Koç kültürü”nü özümsemiş siz çalışanlarımızın özverili çabaları ve kıymetli bayilerimizin katkılarıyla geldik.

Ulusal ekonomide liderliğini sürdüren Koç Topluluğu, uluslararası alanda gerçekleştirdiği yatırımlarla da daha fazla katma değer yaratmanın çabası içindedir. Belirlediğimiz stratejik hedefler doğrultusunda attığımız adımlarla, sadece Türkiye’nin lider grubu olmak değil, aynı zamanda dünya pazarlarının liderleri arasında yer almak ana hedeflerimizden biridir.

Ülkemizin geleceğine güvenen ve müreffeh bir Türkiye için çalışan topluluğumuz, aynı zamanda örnek sosyal sorumluluk projelerine de öncülük etmektedir.

Vehbi Koç’un “Ülkem varsa ben de varım” ilkesini, bütün Koç Topluluğu çalışanları, şimdiye kadar olduğu gibi gelecekte de rehber edineceklerdir. Onun açık fikirli, değişen şartlara uyum sağlayan ve işi ehline emanet eden çalışma anlayışına sıkı sıkıya bağlı kalınacaktır.

Kurucumuz Vehbi Koç’u bu vesileyle bir kez daha minnet ve saygıyla anarken, topluluğumuzun gelişimine katkıda bulunan yönetici, çalışan ve bayilerimize şükranlarımızı, Koç Topluluğu’nu geleceğe taşıyacak genç kuşağa başarı dileklerimizle teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Sevgi ve saygılarımızla



Mustafa V. KOÇ Semahat ARSEL

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı
BİR DÖNÜM NOKTASINI DAHA

ONURLA KUTLAYABİLMEK
Bir bakkal dükkanından bir dünya devine dönüşmek…Dünyada bunu başarabilen çok az şirket var;ama asıl önemli olan bu dönüşümün nasıl yaşandığı…
Koçzade Ahmet Vehbi Firması’nın kuruluşunun üzerinden tam 80 yıl geçti. Küçük bir bakkal dükkânında başlayan bu uzun süreçte, bugün 100’den fazla şirketi ve 90 bine yakın çalışanıyla, yer aldığı her sektörde “takip eden değil, takip edilen” olan bir ticaret, sanayi ve hizmet devi, Koç Topluluğu oluştu. Üstelik bu dev artık bir dünya oyuncusu ve ülkesinde yakaladığı başarıyı, dünyada yakalama hedefine adım adım ilerliyor. Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç’un dediği gibi “Uzun vadeli başarının kısa yolu yoktur. Bugün Koç Topluluğu şirketlerinde, bayisinde, yetkili servisinde ve hatta pek çok çalışanın duvarında yer alan Koç Topluluğu Hedef ve İlkeleri” bu sürecin salt ticari değil, etik ve insani yönlerini de gözler önüne seriyor. “İnsana rağmen” var olmayı değil, çalışanıyla, müşterisiyle, yurttaşlarıyla kısacası “insanla” var olmayı seçti Koç Topluluğu...

Vehbi Koç, ilk günden itibaren, Batı dünyasındaki asırlık firmaların başarısını yakalama özlemindeydi. Türkiye’deki durumu ise şöyle değerlendiriyordu: “Türkiye’de çok önemli müesseseler kuruldu. Ne yazık ki bunlar sahiplerinin ölümlerinden sonra kaybolup gitti. Bir kısmı ‘Aman servetimi kimse bilmesin’ düşüncesiyle teşkilatlanmadığı için, bir kısmı ‘Hesabı kitabı kendim tutayım, az vergi vereyim’ derken, bir kısmının çoluk çocuğu olmadığından, bir kısmının da çocuğu olsa da hayırsız çıktıklarından kaybolup gittiler.”

Vehbi Koç’un en çok imrendiği şey olan “100 yıllık kuruluş” olmaya emin adımlarla ilerleyen Koç Topluluğu’nun tüm çalışanları, onun kurumsallaşma sürecini ne denli iyi yönettiğini her an bir kez daha fark ediyor; üstelik sosyal sorumluluklarını da unutmadan...
KOÇ HOLDİNG ŞEREF BAŞKANI RAHMİ M. KOÇ:
Uzun vadeli başarının kısa yolu yoktur”
Koç’u Koç yapan; kurucusu ve babamız Vehbi Koç’un vizyonu, uzak görüşlülüğü, bunun neticesi olarak, Ankara’nın ve memleketin gelişmesindeki ihtiyaçları bilerek ve tahmin ederek birçok konuda öncü olmasıdır.

Düzgün çalışması, muntazam vergi ödemesi, kabiliyetli profesyonelleri seçmesi, seçtiği idarecilere selahiyet ve imkân vermesi. Kâr paylaşımı sistemini oturtmuş olması ve neticede kurumsallaşma felsefesini aşılaması başarısının başka bir boyutudur. Uzun vadeli başarının kısa yolu yoktur.

Merdivenlerin teker teker ve basamak basamak çıkılması lazımdır. Gerek muvaffakiyet, şöhret, gerek varlık ve para gücü hazmedilmeli ve sindirilmelidir.
‘’Vehbi Koç, yanında çalışanların fikirlerine daima hürmet etmiş, dinlemiş ve kafasındaki cevapları onlara söyletmeyi bilmiştir’’
Mali kontrol ve finansman sorununu planlamak ve takip etmek başarının kaçınılmaz şartlarındandır.

Vehbi Koç, başlangıçta şu felsefe ile hareket etmiştir: “Alacaklarımı alamayabilirim ancak borçlarım her zaman ödenecektir.” Bankacılık ilerlediğinde lüzumundan fazla öz kaynak kullanıyor diye bu sistem tenkit edilmiştir. Fakat Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede Vehbi Bey her zaman haklı çıkmıştır.


Her zaman takım oyunu

Vehbi Koç, çalışanların fikirlerine daima hürmet etmiş, dinlemiş ve kafasındaki cevapları onlara söyletmeyi bilmiştir. Her zaman takım oyununu tercih etmiştir. Birçok işadamının ihracat kelimesini dahi bilmediği dönemde, topluluğa nasıl ihracat yapar diye çalışmalar yaptırmış, arkadaşlarına bu felsefeyi benimsetmeye çalışmış ve gerekli mali ve hukuki düzenlemeleri yapmaları için zamanın iktidarlarını uyarmıştır.

Koç Topluluğu kurucusundan sonra gelen kuşaklar da aynı felsefe ile hareket etmişler ve değişen şartlara süratle ayak uydurmayı bilmişlerdir. Yerli ve yabancılarla kurulan gerek azınlık gerek çoğunluk ortaklıkları çok iyi idare etmişlerdir. Azınlık ortaklara daima saygı gösterilmiş, hakları hiçbir zaman çiğnenmemiştir.
20 yıl sonra Koç Topluluğu

100. senesinde Koç Topluluğu’nu dünyaya açılmış, daha fazla ciro ve kârlılığının çoğunun yurtdışından temin ediliyor olmasını isterim. İdareci ve personelinin de Türk-yabancı farkı gözetilmeden, en kabiliyetli uzmanlar tarafından yönetilmesini arzularım. Bugün olduğu gibi o gün de "corporate governance" dediğimiz kurumsallaşmanın sürdürüleceğine eminim. Koç Topluluğu’nun bugüne kadar olduğu gibi diğer kurumlara lider ve öncü olmasını temenni ediyorum.


KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA V. KOÇ:
En önemli desteğimiz çalışanlarımız”
Koç Topluluğu’nun 80 yıllık geçmişi, bugüne ekonomik, sosyal ve moral değerler açısından nasıl bir miras taşıdı?

Koç Topluluğu’nun 80 yıllık gelişimi boyunca, kurucumuz, değerli büyüğümüz Vehbi Koç’un çalışma ilkeleri her zaman iş yapma kültürümüzün en önemli parçalarından biri olmuştur.

Vehbi Koç’un ‘Ülkem varsa ben de varım” sözünü benimseyerek her dönemde ticari başarılarımızı topluma katkılarımızla tamamlamayı tercih ettik. 1969 yılında kurulan, Türkiye’nin ilk özel vakfı olan Vehbi Koç Vakfı da topluluğun sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarına verdiği önemin en somut göstergesi oldu. Vehbi Koç Vakfı; sağlık, eğitim ve kültür alanındaki yatırımları, hayata geçirdiği projelerle pek çok kuruluşa bu konuda örnek teşkil etti.

Ekonomik değerler açısından baktığımızda ise, Türkiye’nin ekonomik gelişiminde topluluğumuzun başarılarının önemli yer tuttuğunu görüyoruz. Ülkemizde üretilen ilk buzdolabı, ilk çamaşır makinesi, ilk termosifon, ilk araba, ilk otomobil lastiği, ilk tüp gaz gibi günümüzde çağdaş bir yaşamın vazgeçilmez unsurları Türk toplumunun hayatına Koç Topluluğu ile girdi. Buradan hareketle, “Koç Topluluğu’nun öyküsü aynı zamanda Türkiye’nin de tarım toplumundan sanayi toplumuna yolculuğudur” diyebiliriz.

Bugün geldiğimiz noktada, 80 yılın sonunda ortaya çıkan yapı, faaliyet gösterdiği alanlarda dünya devleriyle yarışıyor. Otomotivde, dayanıklı tüketim mallarında, gıda ve perakendede açık ara liderliğimizi sürdürüp; enerji ve finans sektörlerinde hedeflerimizi büyütürken aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine yön veriyor olmanın sorumluluğunu taşıyoruz.
Toplulukta şimdi üçüncü kuşak dönemi yaşanıyor. Üçüncü kuşağın kendinden öncekilere göre avantajları ve dezavantajları söz konusu mudur?

Toplulukta üçüncü kuşak olmanın getirdiği büyük avantajlar var kuşkusuz. Koç Topluluğu gibi 80 yıllık köklü, güçlü, kurumsal bir yapıda ve yerleşik iş kültürüne sahip bir kurumu devralmış olmak büyük bir şans. Türkiye’de simge olmuş örnek işadamlarının sizin babanız, dedeniz olması, çok önemli bir faktör. Biz, önceki kuşakların deneyimlerinden azami ölçüde yararlanırken, global bir dünyada yaşıyor olmanın bize sunduğu olanakları da en iyi şekilde değerlendiriyoruz. Dünyanın öbür ucundaki gelişmelerden anında haberimiz olduğu bir çağda, gerek Ar-Ge alanındaki çalışmalarımızla, gerekse dünya çapında yatırımlarımızla, dünyanın önde gelen şirketleri arasında yer alıyoruz.


Vehbi Koç, “Devletim ve ülkem var oldukça ben de varım. Demokrasi varsa hepimiz varız” diyor. Bugünün global dünyasına bakıldığında, bu yaklaşım ne ölçüde önem taşıyor?

Vehbi Koç’un bu sözleri her dönem için geçerli olacak bir felsefeyi özetliyor.

Sizin şirket olarak başarınız, içinde yaşadığınız toplumun başarısından bağımsız değildir. Türkiye geliştikçe Koç Topluluğu da gelişir. Küreselleşmenin getirdiği şartlar, aslında bu görüşü daha geniş bir düzlemde algılamamız gerektiğini söylüyor bize. Bugün artık ülkeler bir araya gelerek dünyanın geleceği için neler yapacaklarını konuşuyor.
Koç Topluluğu’nun kurumsallaşma anlayışını özetler misiniz?
‘’Artık dünya şirketleri kurumsal anlamda iyi vatandaşlık örneği üzerine yönetiliyor. Tüm ülkelerde yasalara uyarken, topluluğumuzun etik değerlerine de sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz’’
Dünyada üçüncü kuşağa kalmış yönetim sayısı oldukça az. Bunun temel nedeni, aile bireylerinin profesyonel kültürden uzak davranarak kurumsal bir çalışma kültürünü yerleştirememiş olması. Vehbi Bey, bu konuda da geleceği gören biri olarak kurumsallaşma için çok gayret sarf etti. Şirketlerimizin yönetiminde profesyonel kadroların etkin şekilde görev yapması, Koç Holding’in, yönetim kurulunda bağımsız üye bulunduran ilk Türk şirketlerinden biri olması, hep bu anlayışın yansımalarıdır. Buna ilaveten, topluluğun yönetim yapısı ve iş süreçleri yasal kurallara bağlı olarak düzenlenmiş bulunuyor. Karar ve yönetim mekanizmalarında şeffaflık ve netliği sağlayacak uluslararası uygulamalar tatbik ediliyor. Artık dünya şirketleri kurumsal anlamda iyi vatandaşlık örneği üzerine yönetiliyor. Biz de Koç Topluluğu olarak, faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde bir taraftan ilgili ülkenin yasal mevzuatıyla uyum içerisinde hareket ederken, diğer taraftan topluluğumuzun kural ve etik değerlerine de sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İşbirliği Sözleşmesi’ni imzalayan ilk Türk şirketi olan Koç Topluluğu kurumsal kimliğinin önemli bir parçası olan etik iş yapma konusundaki ciddiyetini de böylelikle bir kez daha göstermiştir.
Uluslararası alandaki yoğun rekabete Koç Topluluğu nasıl hazırlanıyor?

Koç Topluluğu olarak 2002 yılında oluşturduğumuz stratejik planlarımız çerçevesinde hızlı büyümeyi, kârlılığımızı artırmayı, yurtdışı gelirlerimizi istikrarlı bir biçimde yükseltmeyi ve içinde bulunduğumuz her sektörde lider ya da liderin en yakın takipçisi olmayı hedefledik. Geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirdiğimiz üç büyük satın alma olan Yapı Kredi, Tansaş ve Tüpraş bu doğrultuda gerçekleştirilen önemli adımlardı. Bu kuruluşların her birinin Topluluğumuzun gelecekteki ulusal ve uluslararası pozisyonu açısından çok önemli katkıları olacağını düşünüyorum.

Ancak aynı zamanda, faaliyet gösterdiğimiz alanlardaki risklerimizi ve fırsatları değerlendirerek ana işimiz olmayan bazı sektörlerden çekilmeyi de tercih ettik. Çekildiğimiz sektörlerde dahi, şirketlerimizi devralan kurumların o şirketleri daha da iyi konuma getirebilecek kuvvette şirketler olmasına, yıllardır kader birliği ettiğimiz başta çalışanlar, bayi ve servis teşkilatı olmak üzere tüm paydaşların mümkün mertebe bu değişiklikten zarar görmemesine, hatta fayda sağlamasına gayret gösterdik.

Koç Topluluğu olarak hedeflerimizi “Oyun alanımız dünya” sloganı ile simgeleştirmemiz, dünyanın önde gelen şirket gruplarından biri olma yolunda hızla ilerlediğimizi gösteriyor.


Koç Topluluğu’nun “BM Küresel İşbirliği Anlaşması”na imza atmış olması nasıl bir anlam taşıyor?

Küresel İşbirliği Anlaşması, Birleşmiş Milletler öncülüğünde oluşturulan ve imzalayan katılımcıların, işlerini yürütürken, evrensel ilkeler doğrultusunda çalışacağının ve bu ilkeleri kendi etki alanında da yaygınlaştıracağının deklarasyonu olarak değerlendirilebilir. Şirketlerin sadece ticari kaygılarla hareket etmesi değil, topluma karşı sorumluluklarını da yerine getirmesi ve bu sorumlulukların yaygınlaşmasına katkıda bulunması gerekiyor. Dünyada çok sayıda kurum ve şirket, bu sözleşmeyi imzalayarak hükümetler ve sivil toplumla birlikte bu ilkelerin hayata geçirilmesine destek olacaklarını beyan ettiler. Bizim zaten benimsemiş olduğumuz çalışma etiğini teyit eder nitelikte olan bu sözleşmeyi imzalayarak kurumlara da örnek teşkil etmiş oluyoruz.


Topluluğun 100. yıl vizyonu nedir?

Koç Topluluğu ABD’den Avrupa Birliği ülkelerine, Çin’den Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki ağıyla her geçen yıl daha da güçleniyor. Bir yandan yurtdışındaki yatırımlarımızla büyümeye devam ederken diğer yandan Türkiye’de yeni atılımlarda bulunuyoruz.

Pek çok sektörde Türkiye ekonomisinin ölçeklerini yeniden tanımlayan topluluğumuz, önümüzdeki 20 yılda bu kazanılan ivmeyi devam ettirecektir. Türkiye’yi ekonomik, kültürel platformlarda başarıyla temsil edecek bir kurum olarak yerel ve global arenadaki istikrarlı varlığımızı sürdüreceğimize inanıyorum.
En önemli güven kaynağımız çalışanlarımızdır”

“Koç Topluluğu kurulduğu günden bu yana faaliyet gösterdiği alanlarda en iyi ürünü, en iyi hizmeti ve kaliteyi hedeflerken, disiplinli bir çalışmayla sürekli gelişerek liderlik yolunda ilerlemiştir. Koç Topluluğu, Türk ekonomisine güç katan ve Türk toplumuna değer yaratan bir kuruluştur. Global oyuncu olma iddiamızı her geçen gün güçlendiriyoruz ve dünya sıralamalarında istikrarlı bir yükseliş yaşıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz alanlarda birbiri ardına yaptığımız ataklarda en önemli desteğimiz ve güven kaynağımız ise çalışanlarımızdır. Bu vesileyle, 80 yıllık bu süreçte özveri ve bağlılıkla her zaman yanımızda olan tüm çalışanlarımıza topluluğumuza verdikleri destek için bir kere daha teşekkür etmek istiyorum.”


KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKAN VEKİLİ SUNA KIRAÇ:
Projelerimiz topluluğumuzun ülkesine bağlılığının göstergesidir”
Türkiye’de eğitime ve eğitim faaliyetlerine katkı denince, öncelikle Koç Topluluğu ve kurduğu ya da kurulmasına öncülük ettiği vakıflar akla gelir. Eğitime katkı sağlamak ülke yararına bir sosyal sorumluluk faaliyeti olmanın dışında Koç Topluluğu, Koç Ailesi ve çalışanları için ne ifade ediyor?

Vehbi Koç, eğitime çok önem verirdi. Türkiye’nin kalkınmasında en önemli etkenin eğitim olduğunu, özellikle de gençlerin ve çocukların ülkemizin geleceğini şekillendirdiğini her zaman vurgulamıştır. Bu bakış açısıyla kurduğu Vehbi Koç Vakfı sayesinde, ülkemizde en çok desteğe ihtiyaç duyulan eğitim alanında gerçekleştirdiğimiz projeler, Koç Topluluğu’nun ülkesine olan bağlılığının bir göstergesi. Vehbi Koç Vakfı çatısı altında, eğitim alanında Koç Üniversitesi, Koç Özel İlköğretim Okulu ve Lisesi, Koç İlköğretim Okulları gibi kurumlarımız ile sağladığımız burslar ve destek verdiğimiz diğer faaliyetler bizi en çok heyecanlandıran projeler olmuştur.

Koç Topluluğu ve Koç Ailesi olarak, Vehbi Koç’un bize miras bıraktığı sosyal sorumluluk kültürünü benimseyerek bugünlere geldik. Projelerimize çalışanlarımızı da dahil ederek bu kültürün nesiller boyunca devam etmesini sağladığımızı düşünüyorum.
Koç Topluluğu’nun şirketler ve vakıflar aracılığıyla bugüne kadar sağladığı burs desteği, ülkeye kazandırdığı eğitim kurumları ve eğitime dolaylı destek faaliyetlerinin büyüklüğüne ilişkin neler söylemek istersiniz?

Vehbi Koç bizlere öncelikle yaptığımız tüm işlerin ülkemiz yararına olmasını öğretti. Biz de ondan devraldığımız bu misyon ile, sosyal sorumluluk projelerini iş yapış anlayışımızın en önemli parçası haline getirdik. Bugüne kadar Vehbi Koç Vakfı, Türk Eğitim Vakfı, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı aracılığıyla, eğitim alanında önemli sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdik.

Vehbi Koç Vakfı aracılığıyla bugüne kadar, 15 ilköğretim okulu yaptırdık. Bunun için 30 milyon dolar yatırım yaptık ve okulları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağışladık. Halen Kocaeli’nde bir inşaatımız sürüyor, Diyarbakır’da ise bu yıl içerisinde bir okul projesine daha başlıyoruz.

Koç Özel İlköğretim Okulu ve Lisesi’nin dünya standartlarında bir okul olarak başarılarını sürdürmesi için sürekli yeni yatırım yapıyoruz. Yalnızca son üç yılda bu kuruma yaklaşık 20 milyon dolar yatırım yaptık. Vehbi Koç Vakfı’nın desteği olmaksızın bu gerçekleşemezdi.

Koç Üniversitesi’nin yalnızca kampus maliyeti 200 milyon doların üzerindedir. Bunun dışında vakıf her yıl üniversitenin 5 ile 10 milyon dolar bütçe açığını kapamaktadır. Vatandaşlarımız Türkiye’de özel üniversite kavramını çoğunlukla yanlış anlıyorlar. Dünyanın bütün iyi üniversiteleri kendilerini destekleyen kişi veya kurumların bağışları ve bu bağışlarla oluşan fonların geliriyle ayakta dururlar. Aksi takdirde iyi öğrenci, iyi öğretim üyesi çekmek, araştırmaya ağırlık vermek mümkün değildir.

Topluluğumuzun en yeni eğitim projeleri arasında ise, Vehbi Koç Vakfı bünyesinde yürüttüğümüz “Mesleki ve Teknik Eğitime Özendirme Programı” yer alıyor. Bu program, Türkiye’nin en can alıcı sorunlarından biri olan sanayinin ara eleman ihtiyacının karşılanması ve istihdam sorunu ile ilgili çözüm geliştirmek amacıyla “Meslek lisesi memleket meselesi” sloganıyla başlatıldı. Bu kampanya doğrultusunda yedi yılda toplam 8 bin öğrenciye burs desteği sağlamayı ve sanayi-eğitim işbirliğinin Türkiye için kalıcı bir fark yaratan örneklerinden birini oluşturmayı amaçlıyoruz. Proje için ayırdığımız kaynağın 14 milyon dolara ulaşmasını planlıyoruz.

Meslek lisesi bursları dışındaki diğer burs programlarımız vakfımızın zaten en eski faaliyetleri arasında yer alıyor. Bu programlar kapsamında da yılda yaklaşık 2 milyon dolar burs desteği veriyoruz.

Türk Eğitim Vakfı bünyesinde ise sanayi ve üniversite işbirliğini desteklemek amaçlı okul, öğrenci yurdu ve merkezlerinin açılmasına öncülük ediyoruz ve maddi desteğe ihtiyacı olan başarılı öğrencilere burs veriyoruz. TEV’in kuruluşundan bu yana geçen 40 yıl içinde, yurtiçinde 150 bin 136 ve yurtdışında 1091 öğrenciye burs vererek eğitim olanağı sağladık, ülkemizin çeşitli bölgelerinde 14 İlköğretim Okulu, 1 Anadolu Lisesi, 1 Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi, 1 Toplum Eğitim Merkezi, 1 Çıraklık Eğitim Merkezi, 2 Öğrenci Yurdu yaptırdık ve eğitim konusunda iki araştırma gerçekleştirdik. Ayrıca, 2001 tarihinden itibaren de Kocaeli’nde muhtaç ailelerin üstün yetenekli çocuklarına parasız yatılı eğitim veren “Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi”ni işletiyoruz.

Sağlık alanındaki eğitim projeleri de önem verdiğimiz bir diğer konu. 1992 yılında Amerikan Hastanesi bünyesinde kurulan, Vehbi Koç Vakfı çatısı altındaki Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi (SANERC) sayesinde ise bu alanda bilgi ve becerilerini artırmak, araştırma yapmak isteyen hemşirelere, mezuniyet sonrası branş eğitimleri düzenledik. Bir diğer proje olan Hemşirelik Fonu ile de bugüne kadar 2 binin üzerinde hemşirelik öğrencisine burs vermiş bulunuyoruz.

Vehbi Koç Vakfı çatısı altında bulunan, İnan ile birlikte kurduğumuz AKMED de uluslararası bir kültür kurumu olarak Antalya’da ülkemiz kültür ve sanatına hizmet etmektedir. AKMED’in kuruluş amacı öncelikle Antalya ve çevresinin tarihi, arkeolojik, etnografik ve kültürel değerlerinin araştırılması, belgelenmesi, korunması, onarılması ve tüm Akdeniz kıyılarındaki ilişkilerinin yorumlanmasına yönelik bilimsel çalışmalara ve araştırmalara destek olmaktır. Süreli yayınlarından ADALYA, uluslararası kabul gören akademik alanda taranmaya hak kazanmış bir dergi olarak ülkemizdeki tek yayındır.


Türkiye’nin ilk vakfı” olma özelliğine sahip olan Vehbi Koç Vakfı’nın eğitim, kültür ve sağlık alanında ortaya koyduğu çalışmalara ilişkin misyonunu bir de sizin bakış açınızdan görmek isteriz... Sanıyoruz TEGV’in kuruluş çalışmalarında da bu bakış açısının önemli bir rolü vardı.

Vehbi Koç’un toplumsal alandaki çalışmalara verdiği önem, ailesinin hayat felsefesini de doğrudan etkilemiştir. Vehbi Koç, başarılı işadamlığının yanı sıra toplumsal sorunların çözümlenmesi için her bireye bir görev düştüğünü savunurdu. Bizler de sosyal yardımlarda bulunmaktan her zaman büyük mutluluk duyduk. Sosyal yardım çalışmalarının sistematik olarak yürütülmesi ve sürekliliğin sağlanması amacıyla kurmuş olduğu Vehbi Koç Vakfı’nın Koç Ailesi’nin hayatındaki yeri çok önemlidir. Amacımız bu vakıf kanalıyla çağdaş ve gelişen bir Türkiye için yaşamın en temel gereksinimleri olan eğitim, sağlık ve kültür alanlarında toplumun kalkınmasına yönelik projeler gerçekleştirmektir. Benim bakış açım da bu temel yaklaşım doğrultusunda oluştu. Bu projelerden kişisel olarak bağ kurduğum ve desteklediğim birçok proje oldu.

TEGV’i kurma fikrinin temelinde ise Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyacak çocuklarımızı en iyi şekilde eğitmek yatıyor. Ülkemizde yaşanan tüm olumsuzlukların başlıca nedeninin eğitim eksikliği olduğuna inanıyorum. TEGV de, genel eğitim alanında en büyük sivil toplum hareketini başlatmak, devletin özellikle 7–16 yaş grubunda verdiği eğitime bir destek programı oluşturmak ve nesillerin daha iyi yetişmelerini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Ayrıca, devletin eğitim sisteminde kaynak yetersizliği ve yapısal sorunlar nedeniyle çeşitli güçlüklerle karşılaşması, TEGV’in var oluş nedenini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, TEGV devlet tarafından verilen temel eğitime katkıda bulunmaktadır.
Koç Topluluğu’nun eğitime verdiği değerin son halkalarını oluşturan Koç Üniversitesi ve Koç Özel Lisesi’nin sizin büyük katkı ve çabalarınızla hayata geçtiği biliniyor. Bugün bu kurumların Türk eğitim sistemi içindeki yerini nasıl konumlandırıyorsunuz?

Koç Özel Lisesi, 1988 yılında kurulmuş ve çok kısa bir sürede Türkiye'nin en seçkin okullarından biri haline gelmiştir. Koç Özel Lisesi bünyesinde, alanlarında uzman Türk ve yabancı öğretmenler eğitim veriyor. Lise, başarılı akademik programı ve öğrencilerine ülkelerine yararlı birer dünya vatandaşı olmaları yönünde sunduğu eğitim imkânlarıyla Türkiye’nin en çok tercih edilen eğitim kurumlardan biri olmuştur ve diğer okullara örnek teşkil etmektedir. Koç Üniversitesi ise 1993 yılında yüksek eğitimdeki kalite düzeyini artırmak amacıyla kurulmuştur. 14 yıldır faaliyet gösteren Koç Üniversitesi, dünya standartlarında eğitim kalitesiyle donanımlı, vizyon sahibi öğrenciler yetiştiriyor. Güçlü akademik kadrosu ve sunduğu eğitim imkânlarıyla üniversitemiz bugün, ülkemizin en gözde üniversitelerinden biri olmuştur. Yurtdışından gelen uzmanlar bu kadar kısa sürede ulaşılan bu başarıya hayret ediyorlar. Koç Üniversitesi ve diğer başarılı özel üniversitelerin “Tersine Beyin Göçü” açısından da çok önemli bir rol üstlendiklerini belirtmek isterim. Koç Üniversitesi gibi kurumlar olmasaydı, bugün sahip olduğumuz dünya standartlarındaki öğretim üyelerimizin büyük bir bölümü ülkemize dönmemiş olacaktı. Bununla gerçekten gurur duyuyoruz.



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə