80yil ozel 07 doc



Yüklə 0.62 Mb.
səhifə8/13
tarix06.03.2018
ölçüsü0.62 Mb.
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13

KOÇ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. ATTİLA AŞKAR:
Koç Topluluğu’ndan öncülük beklenir”
Üniversite kataloğumuzda, Vehbi Koç’un “Etrafımıza baktığımızda modern dünyanın çok hızlı ilerlemeler yaptığını görüyoruz. Aramızdaki farkı kapatmak ve geleceğe hazırlanmak için genç insanlarımızı en iyi şekilde eğitmeliyiz” ifadesiyle, Rahmi M. Koç’un “Mezunlarımızın karşılaşacakları her çeşit iş ortamında kendilerini güvenli hisseden, yüksek standartlara ve karar verme becerilerine sahip olan, demokrasinin değerlerine sahip insanlar olmasını bekliyoruz.” ifadesi bulunuyor.

Koç Topluluğu’nun kurucusunun ve şimdiki şeref başkanının işadamı-sanayici kimliklerinin yanı sıra eğitim sistemimizde de bir değişim-dönüşüm için öncülük ettiklerini görüyoruz. Koç Üniversitesi’nin varlık nedeni “En yetkin mezunları yetiştirmek, bilimin sınırlarını ilerletmek, bu alanlarda Türkiye ve insanlığa hizmet etmektir. Koç Üniversitesi'nin mezunları mesleklerinde önder olacaklar, eleştirel düşünmeyi öğrenecekler ve yaratıcı bireyler olacaklar; her türlü ortamda başarılı olabilecekler, en üst düzeyde ahlaki değerlerle donatılmış olacaklar, toplumsal sorumluluk taşıyacaklar” şeklinde tanımlıyor. Yukarıdaki ifadeler mezunların sadece belli alanlarda diploma alan kimseler değil, kişilik sahibi ve sosyal sorumluluk taşıyan insanlar olması hedefini göstermektedir. Toplumda da bu hedeflerin ve özelliklerin olumlu ve doğru algılandığı inancındayım. Zaten iş hayatı ile üniversite arasında kopukluk olmaması gerekiyor. Bu da temel ortak değerlerin paylaşılmasını gerektiriyor. “Koç” ismi bu anlamda özel bir ilericilik simgesi olarak algılanmaktadır. Üniversite kurması da hem iş hayatı ve sanayinin üstün nitelikli insan gereklerini iyi kavradığı hem de toplumsal sorumluluğa sahip bir grup olduğu imajını pekiştirmektedir.


‘’Akademisyenlerin inovasyona da eğilim kazanabilmeleri iş hayatı- sanayi ile daha yakın işbirliği gerektiriyor.Bu faaliyet içinde de üniversitelerle işbirliği ve arzusu yüksektir’’
Koç Üniversitesi kurulduğu zaman “Koç” isminin iş hayatı ve sanayide verdiği güven üniversite için de büyük destek olmuştur. Bunun nedeni Koç Grubu şirketlerinin gösterdiği güven, atılımcılık ve Türkiye’deki önderliğinin üniversitede de kendini göstereceği beklentisiydi. Koç şirketlerinin, Cumhuriyetimizin başlangıcında ülke içindeki ihtiyaçları karşılamayı ana hedef edinmişken artık “Küresel oyuncu” kimliği kazandığı gözlenmektedir.

Üniversitelerin Koç Topluluğu’ndan bir konuda da öncülük beklentileri vardır. Bu da araştırma-geliştirme-inovasyon. Araştırma-geliştirme daha kolay anlaşılan bir terim. İnovasyon, yapılan araştırma-geliştirmenin piyasadaki talep boyutunu da hesaba katan bir nitelik içermektedir. Yani fevkalade önemli bir geliştirme yapabilirsiniz, ama buna piyasadan talep yoksa, inovasyon niteliği olmuyor. Akademisyenlerin inovasyona da eğilim kazanabilmeleri iş hayatı-sanayi ile daha yakın işbirliğini gerektiriyor. Bu faaliyet içinde de üniversitelerle işbirliği ve arzusu yüksektir. Koç Topluluğu’nun bu alanda Türkiye’de liderlik etmesi beklentisi vardır.

Üniversitelerle iş hayatı arasındaki ilişkiler tüm dünyada ilgi gören ve önemi her zaman vurgulanan ilişkilerdir. İş hayatı ve sanayi çok özel bir konuda ve çok kısa zamanda belirli bir işi yapmaya yönelik somut çözüm bekler. Akademik hayatta ise dar bir alandaki somut çözümlerden ziyade konuyu anlamaya yönelik genel çözümler daha değer görmektedir. Üniversitenin mukayeseli avantajı daha geniş kapsamlı araştırma geliştirme konularıdır. Doğal olarak bu genel çözümler de kısa zamanda sonuç alınabilen konular değildir. Orta vadede sonuç alabilmek için, makul ölçüde kapital birikimine gereksinim vardır. Koç şirketleri bunu yapabilecek ender şirketlerdendir. Dünyanın bulunduğu yüksek rekabet ve bilgi tabanlı ekonomi çağında araştırma-geliştirme-inovasyon çok yüksek katma değer getirmektedir. Koç şirketlerinin Türkiye’de sanayide hamle yapmak üzere üniversitelerle ilişkilerinin diğer şirketlerden daha iyi olduğu, ama daha da iyi olabileceği beklentisi yaygındır. Bu alanda Türkiye endüstri dönemi ile bilgi tabanlı ekonomi çağı arasında bir yerdedir. Bu çağ atlamayı sağlayabilecek en önemli grubun Koç Topluluğu olduğu görüşü hakimdir ve büyük beklenti vardır.

Özet olarak, akademisyen gözüyle Koç Topluluğu’nun Türkiye’de iş hayatı ve sanayide önemli bir öncülük yaptığı, küreselleşmede en önemli aktörlerin başında geldiği, toplumsal sorumluluğa da sahip olduğu kabul görmektedir. Koç Grubu’ndan, geleneksel endüstri döneminden araştırma-geliştirme-inovasyon üçgenine dayalı bilgi tabanlı ekonomilere geçişte de önderlik beklenmektedir.


ADIYAMAN ÜNIVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. MUSTAFA GÜNDÜZ:
Detaya önem veren bir kurum kültürü”
Paylaşılan değerler, işletmenin kurum kültürü olarak da adlandırılabilir. İşletme yöneticilerinin ve çalışanların, işletmenin amaçlarını gerçekleştirmek için işlerini yaparken onlara yol gösteren, ışık tutan ve tüm işletme mensuplarının benimsediği ve kabul ettiği değerler, inançlar ve düşünceler sistemi, o işletmede paylaşılan değerler olarak kabul edilir. İşletmelerde, kurumsal kültürü belirleyen belli başlı faktörler vardır. Bu faktörlere verilen önem ve ağırlık, işletmenin kurum kültürünün yapısını belirlemekte ve onu amaçlarını gerçekleştirirken ve faaliyetlerini yaparken diğer işletmelerden ayırmaktadır. Detaycı, dengeli ve insana yönelik olma, gelenekçi ve riskten kaçınma, Koç Topluluğu’nun kurumsal kültürünü belirleyen başlıca faktörlerdir.

Koç Topluluğu’nun faaliyetlerini gerçekleştirirken her şeyi en ince ayrıntıları ile kurallar ve prosedürlere uygun olarak yerine getirdiği, bu nedenle detaya önem veren bir kurum kültürüne sahip olduğu söylenebilir. Toplulukta, iş hayatında, konumunu muhafaza etmeye yönelik, istikrarlı davranışları nedeniyle dengeli, çalışanların refahı ve rahatına özen gösteren, değerlere inanan davranışlarıyla da insana yönelik bir kültürün egemen olduğu görülür. Ayrıca gelenekçi ve risklerden kaçınan bir kurum kültürü de baskın durumdadır.

Koç Topluluğu’nun, işletme dünyasındaki gelişmeleri izleyen ve rakipleri taklit eden bir anlayışa değil, pek çok alanda öncü konumunda bir anlayışa sahip olduğu bildirilebilir. İşletme terminolojisi ile reaktif değil proaktif bir kurum kültürüne sahiptir.

Koç Topluluğu’nun kurumsal kültürünün bir başka özelliği de kurumsal geçmişe sıkıca bağlı olması yanında ağırlıklı olarak geleceğe yönelmesidir. Topluluğun kurumsal kültürünün odaklandığı noktaları başlıca dört ana grupta toplayabiliriz. Bunlar; inovasyon odaklılık, sorumlu ve şeffaf olma, aktif katılımcılık ve stratejik yaklaşımdır.

Farklılıklar yaratarak kalıcı üstünlükler sağlama vizyonu doğrultusunda Koç Topluluğu, pazarda kendisini farklılaştırarak ve farklılıklar yaratarak, küresel iş ortamında sürdürülebilir büyüme ve kârlılığı yakalamayı, kalıcı olmayı hedeflemektedir. Koç Topluluğu bu hedefi tüm faaliyet alanlarında inovasyonları hayata geçirerek, kurumsal kültür ve yönetim yaklaşımının bir parçası haline getirerek gerçekleştirmek üzere çalışmalarını sürdürmektedir.

Toplumun öz değerlerine ve insana saygı, halka yakınlık, sosyal sorumluluk bilinciyle kurumsal yönetişimi gerçekleştirmek Koç Topluluğu’nun bünyesinde bulunan başka bir kültür öğesidir.


‘’Topluluğun kurumsal kültürünün odaklandığı noktaları başlıca dört ana gurupta toplayabiliriz.Bunlar; inovasyon odaklılık, sorumlu ve şeffaf olma, aktif katılımcılık ve stratejik yaklaşımdır’’
Bugünkü işleri mükemmel yönetmek ve uzun dönemde üstünlükler sağlayacak şekilde geleceği planlamak amacıyla stratejik yaklaşım üzerine odaklanmak topluluk bünyesindeki kurumsal kültürün bir başka öğesidir.

Yurtiçi ve yurtdışındaki yatırım ve satışları ile küresel bir işletme haline gelmiş bulunan Koç Topluluğu, sahip olduğu kurumsal kültür ile bir üstünlük elde etmiş durumdadır. Kurumsal kültürün en üst noktasında insan kaynaklarına ve yaratıcılığa verdiği önem gelmektedir.

Bütün bunlarla birlikte, Koç Topluluğu, kurum kültürünü besleyen değerlerden hareketle birikimlerini Türkiye’de kamu yararına dönüştürmesi bakımından da çok haklı bir güven imajına sahiptir. Koç Topluluğu, (Eğitim Fakültesi hizmet binası yaptırıp bağışlamakla) Adıyaman Üniversitesi’nin kurulması yönündeki çabalara cesaret kazandırmıştır. Koç Topluluğu bu yönde hem Adıyaman halkı, hem de Adıyaman Üniversitesi’nin akademik ve idari personeli ile öğrencilerinin minnet duygularını kazanmıştır.


DÖRT BÖLGEDEN DÖRT YÖNETİCİDEN...
İŞ DÜNYASI

YEREL YÖNETİM İŞBİRLİĞİ
Yerel yönetimlerin temel görevlerinin pek çoğu Koç Topluluğu’nun da ilgi alanı içindedir. Özellikle eğitim, sağlık ve çevre çalışmaları... Kimi zaman birlikte projeler geliştirilir, kimi zaman yerel yönetimlerin projelerine katkı sağlanır.
Koç Topluluğu’nun 80 yıllık yolu sık sık yerel yönetimlerle de kesişir. Öncelikle pek çok kentte üretim yapıyorsanız, üretim yapmadığınız kentlerde şirketleriniz, bayileriniz varsa, sosyal sorumluluk projeleriniz için tüm Türkiye’yi hedeflemişseniz, sık sık yerel yönetimlerle de işbirliği yapacaksınız demektir.

Hemen hemen her kentte yerel yönetim–Koç Topluluğu işbirliği mutlaka vardır. Nitekim bu bölümde değerli görüşlerine yer verdiğimiz isimlerin Türkiye’nin dört ayrı bölgesinden olması dikkatli olanların gözünden kaçmayacaktır.

Eğitime sağladığı katkılar nedeniyle Sakarya Valisi iken Vehbi Koç Ödülü’nü alan günümüz Trabzon Valisi Nuri Okutan’ın, Koç Topluluğu ile ilişkisi Vehbi Koç Öğrenci Yurdu’nda kaldığı günlere dayanıyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, ağaçlandırmanın, yeşil alanların çoğaltılmasından yoksul köy okullarının restorasyonuna uzanan projelere dikkat çekiyor.

Adıyaman Belediye Başkanı M. Necip Büyükaslan, Koç Topluluğu’nun yaptırdığı bir binanın nasıl zaman içinde bir üniversiteye dönüştüğünün en yakın tanığı olarak anılarını paylaşıyor.

Çanakkale Kilitbahir Muhtarı Ali fiinasi Tınaz, bir proje ile nasıl bir köyün tüm yaşamının değiştiğini anlatıyor.


TRABZON VALİSİ NURİ OKUTAN VEHBİ KOÇ ÖDÜLÜ İLE...
Hayırsever olmanın mutluluğunu yaşadı
Kariyeri süresince eğitime katkıları dolayısıyla 2006 yılında Sakarya Valisi iken Vehbi Koç Ödülü’nü alan Nuri Okutan’ın yolu Koç Topluluğu ile henüz öğrenciyken kesişmiş.

Öğrenci iken kaldığı Vehbi Koç Yurdu’nun duvarlarında yazılı sözlerden çok etkilenen Nuri Okutan’ın yolu Koç Topluluğu ile pek çok kez kesişmiş. Görev yaptığı illerde topluluğun sosyal sorumluluk projelerine tanık olan Okutan, Vehbi Koç Ödülü’nü kazandığında eline geçen maddi kaynakla Sakarya’da bir okul yaptırmaya başlamış.

Bugün Trabzon’da görev yapan Vali Nuri Okutan, Koç Topluluğu’nun 80. yılı nedeniyle görüşlerini ve Vehbi Koç ile ilgili duygularını aktardı:

“İşe başlayıp, biraz para kazandıktan sonra mahallesinde, çarşısında, halk arasında yardıma muhtaç olanlara yardım etmekten büyük keyif aldığını hatıralarında anlatan Vehbi Koç, bu çabalarını sistemli bir sosyal hizmete dönüştürmeyi başardı ve bugün tüm Koç Ailesi’ne ‘Cumhuriyetimizin çınarı’ olarak anılma gururunu yaşatıyor.

‘Gençliğin yetişmesine hizmet, bir insanlık ve vatan borcudur’ diyen Vehbi Koç, yaptığı yardımların kendisinden sonra da topluma faydalı olacak şekilde devam etmesi için vakıflar kurdu ve birçok vakfın kurulmasına öncülük etti.

Ben, insanımızın nüvesinde bulunan yeteneklerin küçük bir destekle ülke gelişmesine ne kadar önemli bir katkı sağlayacağını bizzat yaşayarak müşahede ettim. Öğrencilik yıllarımda barındığım Vehbi Koç Yurdu'nun duvarlarında bulunan: ‘Sana yapılan fedakârlığın karşılığı, senden beklenen bilgi, karakter ve yurda hizmettir’ sözleri beni her zaman etkilemiştir.

İnsanın, insanlık için yapabileceği en önemli, en değerli ve en kalıcı yatırımın eğitim olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, ülkemizde eğitimle ilgili emeklerin takdir ve taltif edildiği bir kurumun mevcudiyetinden, sadece işadamı sıfatıyla değil eğitime ve memlekete yaptığı üstün katkılarla andığımız Cumhuriyet çınarı, memleket âşığı merhum Vehbi Koç adına verilen ödülü, mülki idare amirleri ailesinin bir ferdi olarak almaktan kıvanç duydum. Bu ödül ile birlikte takdim edilen parayla ise -yine Vehbi Koç örneğini dikkate alarak- annemin anısına Sakarya’da okul yaptırıyorum. Bu vesile ile de hayırsever olmanın mutluluğunun ne kadar derin ve anlatılamaz olduğunu öğrendim. Ayrıca Koç Ailesi, Sakarya’da görev yaptığım dönemde 8. sınıfı bulunan tüm okullara bilgi teknoloji sınıfları bağışı yaptı. Öğrencilerin bizlere ve Koç Topluluğu’na gönderdiği teşekkür mesajlarının içeriği, hedeflenen amacın gerçekleştiğini ortaya koyuyordu.
‘’Bu ödül ile birlikte takdim edilen parayla, -yine Vehbi Koç örneğini dikkate alarak- annemin anısına Sakarya’da okul yaptırıyorum’’
Bugün de memleket sevdalısı Vehbi Koç’un hedefleri doğrultusunda çalışmayı kendisine şiar edinen Koç Topluluğu’nun ülkemizin ara eleman ihtiyacına vurgu yapan, ‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’ sloganıyla başlattığı kampanyayı yürekten alkışlıyorum.

Vehbi Koç, sosyal çalışmalarını belli bir alanla sınırlı tutmadı. Eğitim, kültür ve sağlık alanında gerçekleştirdiği sosyal faaliyetlerle ‘güzel bir geleceği paylaşmak’ adına Türk iş dünyasına öncü oldu, örnek oldu.

Vehbi Koç, ‘Sermaye bulunur, makine alınır, teknoloji transfer edilir; fakat iyi eğitilmiş insan gücü yoksa netice almak zordur...’ sözleri ile eğitimli gençlerin yetişmesine ne derece önem verdiğini ortaya koydu. 1969 yılında kurulan Vehbi Koç Vakfı’nın ardından Sadberk Hanım Müzesi, Atatürk Kitaplığı, Koç Özel Lisesi gibi önemli yatırımlardan sonra vakıf, Vehbi Koç’un üniversite hayalini gerçekleştirmek üzere harekete geçti.

Kabiliyetli fakat imkânları sınırlı gençlere eğitimde eşit fırsatlar vermek ve topluma yararlı olmalarını sağlamak, eğitim yardımı alacak öğrencilerin seçimini eğitim kurullarına bırakarak daha objektif bir değerlendirme sağlamak, memleketimizin endüstri, ticaret ve eğitim alanında gelişmesine yardım amacıyla özellikle bu alanda gerekli konularda eğitimi desteklemek amacıyla kurulan üniversite bugün eğitimde başa güreşiyor.

İş dünyasında kazanılan liderliklerin bu alanda elde edilecek daha nice başarının müjdesi olduğunu ümit etmekteyim. Bu topraklarda kazanılan imkânların yine bu toprağın insanına çevrilmesi gerektiği inancındayım.

Koç Topluluğu'nu bu alana kaydırdığı imkânlar için kutluyorum. Ama ne kadar takdire değer yükseklikte katkı ve eser ortaya konsa da bu sahadaki boşluk o kadar ciddidir ki daha fazlasına daima ihtiyaç duyulacaktır. Ben eğitime inanç, sevgi ve bilgiyle yapılacak yatırımların mutlaka misliyle geri döneceğini de çok iyi biliyorum.”


ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in gözünden Bir gün köy okulunun onarımı başka gün afet eğitimi
Rahmetli Vehbi Bey’in, boşuna yanan ampule, boşa akan suya ne denli duyarlı olduğu hep anlatılır. Onun bu duyarlılığı, böylesine büyük bir sanayicinin, öylesine küçük sayılabilecek konulardaki titiz tutumluluğu olarak, biraz da garipsenerek, sempatik tebessümlerle konu edilirdi. Ben, rahmetliyi çocukları başta olmak üzere, Koç Topluluğu’nda en üst yöneticiden en küçük görevliye kadar, kendi davranışları ile dikkat çekici, az sözcüklü uyarıları ile bazen karizmatik bir öğretmen olarak görürdüm.

Öğretmen Vehbi Koç’un örnek davranış ve değer yargılarının bugün Topluluğun ilkeleri haline geldiğini, hatta dışa taşarak, yerel yönetimleri, çevrecilikten işbirliğine, kültür ve sanattan sosyal dayanışmalara kadar çok etkilediğini söylemek yanlış olmaz. Örneğin eğitime destek vermek için kurduğu Türk Eğitim Vakfı’nın sabit çelenk buluşu... Birkaç saatte solup gidecek koparılmış çiçeklere verilecek paraların “damlaya damlaya” bir araya gelmesi ve bir dostun acısını paylaşırken bir çocuğun eğitimine katkıda bulunmak ne güzel kollektif bir sosyal dayanışma modelidir...

Yine Koç Topluluğu’nun, üzerinde yaşadığımız ülke toprağına, kullandığımız suya karşı, “çevreci anlayış”ında yerel yönetimlerle işbirliği ilkesi de, Vehbi Bey’in sağlığında, geliştirdiği bir önemli anlayıştır. Bugün Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim birimlerinin her birinde, ağır metal, yağlı ve deterjanlı atık suları arıtan tesisleri olan yegâne fabrika Arçelik fabrikasıdır. Belediyeler, diğer sanayi kuruluşlarından da istedikleri aynı standardı ve davranışı bu örnekten öğrenmişlerdir.

Koç Topluluğu’nun, yalnızca Eskişehir’deki tesislerinde yöneticilerin, yönetim ve üretim telaşı dışındaki bir başka telaşlarını hep gözlemlemişimdir. Bakarsınız, bir gün, İnönü’deki Ford Otosan için ilçedeki ağaçlandırmanın, yeşil alanların çoğaltılması, yolların asfaltlanması gündemdedir. Bir başka gün, civardaki yoksul köy okullarının restorasyonu, öğretmen lojmanlarının tadilatı için kollar sıvanmıştır. Meslek liselerine yeni atölyeler kurmak, kırsal kesim halkına “afetlerden korunmak”, “ilkyardım” gibi konularda eğitim programları düzenlemek, Koç Topluluğu ve mensuplarının artık olağan toplumsal görevleri arasındadır.

Bütün bunların dışında, Koç Ailesi’nin kültür ve sanat alanında toplumumuza yaptığı hizmetler her türlü takdirin üstündedir. Sadberk Hanım Müzesi ile başlayan, Rahmi Koç Sanayi Müzesi ile devleşen Akdeniz Uygarlıkları Müzesi ile doruğa çıkan bu çabaların, ölçülemeyecek birer büyük servet olarak Türkiye’ye kazandırılmasına, Türk vatandaşları olarak hepimiz içten birer teşekkür borçluyuz.
ADIYAMAN BELEDİYE BAŞKANI M. NECİP BÜYÜKASLAN:
Üniversitenin ilk adımı Koç Topluluğu’ndan”
Toplumumuzun en önemli değerlerinden biri de hiç kuşku yok ki sosyal dayanışma anlayışıdır. 87 yıllık Cumhuriyet tarihimizin bu alandaki en önemli kilometre taşlarından biri ise rahmet ve minnetle andığımız Sayın Vehbi Koç’tur. 1969 yılında kurulan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk özel vakfı olan Koç Vakfı bu anlayışın en somut örneğidir.

Türk insanında her zaman var olan ancak unutulmaya yüz tutan vakıf geleneği, Koç Vakfı ile yeniden canlanmış, bugün ülkenin gurur kaynağı olmuştur.

Güzel ülkemizde bu anlayış üzerine kurulu birçok vakıf yer almaktadır, ancak Sayın Vehbi Koç’un başlattığı, bugün ise Koç Ailesi’nin çok değerli temsilcilerinin başarıyla yürüttüğü sosyal dayanışma anlayışı, Türk toplumu için son derece güzel bir örnektir. “Devletim ve ülkem var oldukça, ben de varım...” diyen Sayın Vehbi Koç, aslında bu anlayışın özetini yapmıştır. Bu nedenledir ki Koç Ailesi bu alanda imza attığı hizmetlerle gelecek nesle asla unutulmayacak ve daima yaşatılacak bir miras bırakmıştır.

Koç Topluluğu eğitimden sağlığa, ülke ekonomisine katkılarından sosyal sorumluluğa kadar birçok alanda yer almıştır ve almaya devam etmektedir. Ancak, Koç Topluluğu’nun topyekûn kalkınma anlayışında yerel yönetimlere verdiği destek asla unutulmayacak bir ayrıntıdır. Yeni kurulan Adıyaman Üniversitemizde Koç Topluluğu’nun ayrı bir yeri ve önemi vardır. Çünkü Koç Vakfı tarafından yaptırılan Mesleki Teknik Eğitim Fakültesi binası üniversitemizin kuruluş sürecinde çok önemli bir rol oynamıştır. Belediye başkanlığım öncesinde uzun yıllara dayanan ticaret hayatımda, Arçelik bayiliği süresince Koç Ailesi ile birlikte olmuş, Koç Topluluğu’nun misyonunu yeterince anlama fırsatı bulmuştum. Gün gelip belediye başkanı olunca Koç Ailesi’nin sosyal sorumluluk anlayışının ilimizde de somut bir proje ile hayat bulmasını istedim. 2005 yılında önce Sayın Mustafa Koç’un belediyemizi ziyareti, sonrasında Mustafa Bey’in İstanbul’daki ofisini ziyaretimizde, ilimize Mesleki Teknik Eğitim Fakültesi binası yapılması konusundaki talebimizi ilettik.


‘’Vehbi Koç Vakfı tarafından yaptırılan Mesleki Teknik Eğitim Fakültesi binası, Adıyaman Üniversitesi’nin kuruluş sürecinde önemli bir rol oynadı’’
Mustafa Bey’e “Rahmetli dedeniz Sayın Vehbi Koç beyefendinin hayatında görmediği tek il Adıyaman’dı. Vehbi Bey’in yaşarken ilimizi ziyaret etmesi kısmet olmadı, ancak bu hizmetinizle Adıyamanlı hemşerilerimiz Sayın Koç’u memleketlerinde görmediyse de böyle bir eserle kendisini her zaman minnet ve şükranla anacaktır” dedim.

Bunun üzerine Sayın Mustafa Koç “Rahmetli dedem de eğer yaşıyor olsaydı eminim aynı düşüncelerle hareket eder ve bu talebinizi değerlendirirdi. Adıyaman’a böyle bir hizmette bulunmak bizleri de son derece mutlu edecektir” diye yanıtladı. Sonrasında gerekli çalışmalar tamamlanarak büyük bir coşkuyla fakülte binamızın temeli atıldı ve bir yıl gibi kısa süre içinde modern donanımı ile öğretime açıldı. Başta Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mustafa Koç olmak üzere, Koç Vakfı Mütevelli Heyeti’ne ne kadar teşekkür etsek azdır.

Özetle ifade etmek ve altını çizmek gerekirse Koç Topluluğu ülkemiz için bir “değer”dir. Ve bu değerin toplumumuzun tüm kesimleri tarafından iyi anlaşılması ve örnek alınması gerekmektedir. Koç Topluluğu ülkemizin sanayileşmesi ve daha modernleşmesi adına bir değişim ve gelişime öncülük etmiştir. 80 yıllık deneyimi, birikimi, tecrübesi ve yarattığı değerlerle Koç Topluluğu gurur kaynağımız olmaya devam edecektir. Başarı ve istikrarla dolu daha nice yıllara…
Kilitbahir Köyü Muhtarı Ali Şinasi Tınaz:
Köyümüz gerçek bir turizm köyü oldu”
Opet’in 2006 yılında tarihi Gelibolu Yarımadası’nda başlattığı rehabilitasyon ve eğitim içerikli “Tarihe Saygı Projesi” Eceabat ilçesi ile Alçıtepe, Seddülbahir, Bigalı, Kilitbahir, Büyük Anafartalar ve Küçük Anafartalar köylerinden oluşan altı yerleşimi kapsıyor. 2006’nın fiubat ayında başlatılan ve üç yılı kapsayan 5 milyon dolarlık bu projenin bütçesi 1.5 yılda tamamlandı. Çanakkale savaşlarının izlerini ve anılarını korumak amacıyla 1973 yılında milli park ilan edilmiş bu bölgede “Tarihe Saygı Projesi” içinde yer alan köylerden biri de Kilitbahir. Köy muhtarı Ali fiinasi Tınaz, bu projeye nasıl dahil olduklarını ve proje sonrası köyde yaşanan gelişmeleri anlattı.
Bu proje kapsamında köyünüzde neler yapıldı?

Köy meydanımız baştan sona granit taşlarla kaplandı ve çevresi düzenlendi, peyzajı yapıldı. Ayrıca yine meydan ahşap çitlerle çevrelenerek, Atatürk büstü yapıldı, köy meydanı aydınlatılarak banklar ve çöp tenekeleri yerleştirildi.

Köyde evlerini boyamak isteyen herkese bedava boya verildi; eski köy kahvesi yenilendi. Okulun bahçesinin peyzajı ve okulu çevreleyen istinat duvarı Atatürk konulu panolarla çevrelendi ve çocuklar için oyun parkı yapıldı.

Köyün giriş çıkışına köyü tanıtıcı panolar yerleştirildi ve eski karakol binasından kaleye bağlanan yolun taş kaplaması ile çevre düzenlemesi gerçekleştirildi. Son olarak eski karakol binası, çatısından çelik taşıyıcılara kadar düşünülerek restore edildi ve sergileme dolapları, ikram hizmeti için mobilyaları alınarak Kültür ve Sanat Merkezi’ne dönüştürüldü. Bu projenin hayata geçmesinden sonra özellikle yerli turist sayısında yüzde 100’lük bir artış oldu. Çanakkale Savaşı ile ilgili köyümüzde bir televizyon programı çekilmesi sırasında da gördük ki Opet’in köyümüze kazandırdıkları sayesinde biz göğsümüzü gererek her türlü misafiri ağırlayabilecek güzellikte bir köy haline dönüşmüşüz. Ayrıca Opet’in köyümüze hediye ettiği 20 hediyelik eşya standı var. Bunların yanında, halkımız turist sayısındaki artışı gördüğü için pansiyonculuğa başladı. Bugün köyümüzde, biri eski bir otelin pansiyona dönüştürülmesi olmak üzere dört ev pansiyonu faaliyete geçti. Turist sayısına bağlı olarak bu tür çalışmaların devam edeceğini sanıyorum.


Sosyal yaşamda değişiklik oldu mu?

Elbette. Özellikle hanımların yaşamı çok değişti. Eskiden gerçekten çok harap olan köy kahvemize hiçbir hanım oturmazdı. Ama şimdi Opet’in düzenlediği park alanının içindeki restore edilen ve masasından bardağına yenilenen yeni köy kahvemiz, erkeklerin yanı sıra hanımların da uğrak yerlerinden biri oldu. Ayrıca bu gidişle zamanı boş geçen kimse kalmayacak gibi görünüyor. Çünkü, gerçek bir turistik köye dönüştüğümüz için köy halkımız da kendini bu yeni özellik çerçevesinde donatıyor.

Öte yandan, Opet’in çevre için yaptığı hizmetler dışında bir de köy halkına yönelik eğitim hizmeti vardı. Okul ve muhtarlığa birer adet bilgisayar hediye edildi. Bilgisayar eğitimi de sadece bizlere değil, katılmak isteyen tüm köy halkına verildi. Ayrıca Halk Eğitim’le birlikte İngilizce, temizlik, el sanatları ve girişimcilik kursları açıldı. Bütün bunlar halkımıza moral verdiği gibi dünyaya bakışını değiştirdi.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə