80yil ozel 07 doc



Yüklə 0.62 Mb.
səhifə3/13
tarix06.03.2018
ölçüsü0.62 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13

Hemen her aşamada görev yapan bir profesyonel olarak Koç Topluluğu’nu nasıl değerlendirirsiniz?

Neredeyse Cumhuriyetimizle yaşıt olan Koç Topluluğu, Türk özel sektörünün öncü ve örnek kuruluşu olma özelliğini kurulduğu günden beri büyük bir başarı ile sürdürmektedir. Kurucusunun ülke çıkarlarını ön planda tutan anlayışı, yüksek ahlaki değerleri topluluğumuzun anayasasında değişmez ve değiştirilemez madde olarak yerini almıştır. Bu nedenle, biz çalışanlar tüm faaliyetlerimizde şirketlerimiz kadar ülke ekonomisine de hizmet etmenin getirdiği gönül rahatlığı ve huzurunu duyduk ve böyle bir kurumda çalışmanın onurunu taşıdık. Hiç kuşku yok ki bayrağı devrettiğimiz arkadaşlarımız aynı anlayışın temsilcileri olarak Cumhuriyetimizin bu çok önemli kurumunu başarıdan başarıya taşıyacak ve bu nesiller boyu hep devam edecektir.


Arçelik yetkili satıcılık sisteminin güçlendirilmesi çalışmalarına önderlik ettiniz. Yetkili satıcı ağının topluluğa katkıları sizce nelerdir?

Kurucumuz Vehbi Koç’un Türk özel sektörünün ilk sanayi kuruluşu olan General Elektrik Ampul Fabrikası’nı kurmasıyla, o dönemde Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde bayilikler tesis ettirmesiyle başlayan örgütlenme yıllar içinde devam etmiş, Arçelik Fabrikası ile birlikte Türkiye’de ilk kez münhasır yetkili satıcılık sistemi kurulmuştur. 1967 yılında iş hayatına atıldığım Beko Ticaret bu örgütlenmenin öncülüğünü yapan bir Koç şirketiydi. Anadolu’nun o dönemdeki 67 vilayet ve 600 küsur kazasını dolaşarak tesis edilen yetkili satıcılarla başlayan, ilişkim bugün dostluk anlamında devam ediyor. Yörelerinin en itibarlı tüccarlarından özenle seçilen yetkili satıcılarımız bana göre Arçelik’in bugünlere gelmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Bugün otomotiv şirketlerimiz dahil sayıları 10 bini geçen Koç yetkili satıcıları bizim rekabet karşısında en güçlü silahlarımızdan biridir. Kurucumuz Vehbi Koç’un hemen her yetkili satıcılar toplantısına katılması ve onları, dinlemesi, zaman zaman mağazalarında ziyareti bizlere ilham vermiş ve bu sistemin güçlendirilmesi çalışmalarında bizlerde itici bir rol oynamıştır. Bugün Sayın Mustafa Koç’un “Anadolu Buluşmaları” adı altında Anadolu’da yaptığı toplantıları büyük bir sevinçle izliyorum.
Siz Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın da kurucuları arasındasınız. Topluluğun sosyal sorumluluk anlayışına ilişkin neler söylemek istersiniz?

“Ülkem varsa ben de varım” diyen ve bunu Koç Topluluğu’nun anayasasının değişmez maddesi haline getiren Vehbi Koç’un 1950’li yıllardan itibaren ülkenin önemli sorunlarına karşı büyük bir duyarlılıkla başlattığı sosyal sorumluluk anlayışı, Koç Topluluğu’nun sosyal sorumluluk anlayışının temelini oluşturmuştur. İlk olarak Ankara Vehbi Koç Talebe Yurdu ile başlayan bu hayır işleri daha sonra kurulan Vehbi Koç Vakfı ile kurumsallaştırılmıştır. Sadece Koç Topluluğu’nun eğitim, sağlık ve kültür alanlarında sürdürdüğü bu faaliyetlerle yetinmeyen Koç Ailesi, ülkenin çeşitli sorunlarının çözümü için çeşitli alanlarda sivil toplum hareketini başlatan çalışmalarda önder ve örnek olmuşlardır. Bugün başkanlığını yürüttüğüm Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, eğitim alanındaki en etkin ve saygın sivil toplum örgütlerinden biridir. Katılımcı demokrasi anlayışının gelişmesinde ve birikmiş ülke sorunlarının çözümünde büyük önemi olan sivil toplum hareketinin de öncüsü olan bir topluluğun mensubu ve çalışanı olmanın hepimiz için büyük bir onur olduğuna yürekten inanıyorum.


Koç Topluluğu çalışanlarına nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Genç kardeşlerime 37 yıl ve 8 aylık bir çalışma hayatndan sonra emekli olmuş bir Koç mensubu olarak şunları söylemek isterim: Ülkemizin en önemli ve değerli kurumunda çalıştığınızı unutmayın. İnsana değer veren ve onları çalışmaları ve yetenekleriyle değerlendiren köklü bir kurumda çalışıyor olmanın güveni içinde olun.

Yasalara saygılı ve etik iş yapma anlayışı gelişmiş bir toplulukta çalışmanın size getirdiği itibarı unutmayın ve çalışmalarınızda bu değerler içinde davranın. Tüm ilişkilerinizde dürüstlüğü, içtenliği, saygıyı ve sevgiyi rehber edinin. İşteki başarılarınızı yalnız kendinize mal etmeyin, mutlaka paylaşın. İş ve aile hayatınızdaki huzurun birbirini etkileyen ve bireye yaşam sevinci veren, başarıyı tetikleyen en önemli unsurlar olduğunun bilinciyle her türlü hareketlerinizi kontrol altında tutun. Kurucumuz Vehbi Koç’un kitaplarını mutlaka okuyarak topluluğun nasıl kurulduğunu, başarıya yön veren prensip ve değerlerin neler olduğunu iyi öğrenin. Tüm Koç çalışanlarına sağlıklı, huzurlu ve başarılı çalışmalar diliyor, sevgilerimi sunuyorum.
KOÇ HOLDİNG DENETİM VE MALİ GRUP ESKİ BAŞKANI ALPAY BAĞRIAÇIK:
Çalışanına gurur veren bir topluluktur”
Koç Topluluğu’nda uzun yıllar görev yapan Denetim ve Mali Grup eski Başkanı Alpay Bağrıaçık, 80’inci yılda topluluğun gelişimini, yönetim anlayışını ve kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını değerlendirdi:

“80 yıllık geçmişe sahip olan Koç Topluluğu, Cumhuriyetimizle yaşıt bir süreyi idrak etmiştir. Türk ekonomisinde bu dönemde önemli gelişmeler olmuş, Koç Grubu da bu sürede büyük aşamalar kaydetmiştir.

Türk müteşebbisinin pek nadir olduğu başlangıçta, Koç özel teşebbüsün en önde gelen temsilcisidir. Ticaret ile başlayan bu gelişme sanayi ve hizmet sektörü ile devam etmiştir. Koç’un sanayii, başlangıçta küçük ölçekli atölyeler şeklinde iken, sonra fabrikalara dönüşmüş ve halen dünya ölçeklerini yakalamaya çalışan büyük tesislere kavuşmuştur.

Topluluğumuz beyaz ve kahverengi mamul imalatında, otomotiv sanayiinde, döküm ve ısıtma sanayiinde hep ilkleri gerçekleştirmiştir. LPG, Türkiye’ye Koç ile gelmiştir. Koç her evde kullanılan mamulleri ile adını her an duyuran bir gelişme göstermiştir.

Sayın Vehbi Koç’un ufak bakkal dükkânından şirketleşmeye geçilmiş ve 1963 yılında Türkiye’de kurulan ilk holding ile de organizasyonda önemli bir adım atılmıştır. Vehbi Koç’un başında bulunduğu birinci nesil, bu arada, temelin inşasında büyük katkıları olan Hulki Alisbah, Bernar Nahum ve İsak De Eskenazis’i rahmetle yâd etmek lazımdır. Sayın Rahmi Koç’un Genel Koordinatör ve sonra da İdare Meclisi Başkanı olması ile başlayan ikinci nesil de, bu gelişmeyi devam ettirmiştir. Mümkün olduğu nispette profesyonelleşme sağlanmaya çalışılmış ve Batılı bir sistem kurulmuştur. Sayın Rahmi M. Koç’un önderliğinde, halen üçüncü nesil de bunu başarı ile devam ettirmektedir.

Kaynak yaratmakta, Sayın Vehbi Koç’un şirket kazançlarının şirkette bırakılması, şirketlerin yeni kuruluşlara ortak olması suretiyle gelişmeler finanse edilmiştir. Oldukça girift bir bünyeye rağmen, ailenin şahsi serveti üstünde bir gelişme gerçekleştirilmiştir. Bugün yatırım ve kaynakların Koç Holding’de toplanması stratejisi takip edilmektedir.

Koç’un en büyük “asset”i ismidir. Nitekim son yatırımlardaki, önemli bir seviyeye ulaşan kredi imkânları da bunu göstermektedir.

Dürüst bir ticaret ahlakı, kanunlara bağlılık, gayrimeşru hiçbir işin içinde olmamak, hesap ve kitaba dayanan, maceradan uzak ancak fırsatları değerlendirme inisiyatifi ve müesseseye aşırı bağlılık Koç kültürünün esasıdır. İnşallah hep bu böyle de devam edecektir. Koç artık dünyada da iyi tanınan, ismi güven ve saygı ile anılan bir noktadadır.

Koç Topluluğu sosyal hayatta da öncülük etmiştir. Sosyal münasebetlerde Koç’un her türlü organizasyonu daha bir Avrupai ve daha bir seviyelidir. Koç Lisesi, Koç Üniversitesi, Amerikan Hastanesi de bu bapta kendisini takip edenlere örnek olmuştur. İlköğretim seferberliğinde önemli yatırımlar yapılmış ve bunların devamına da gerekli ilgi gösterilmiştir. Son mesleki eğitimdeki faaliyet ile Türkiye’nin önemli bir problemine el atılmıştır.

Müzecilikte Sadberk Hanım ve Rahmi M. Koç Müzeleri, Suna Hanım’ın müzeleri bu yöndeki gelişmelerde etken olmuştur.

Eğitim ve kültür her şeyden önemlidir. Bu konudaki gayretlere devam edilmelidir.

30 yıl çalışma imkân ve fırsatını bulduğum müessesemizin bugünkü mensuplarına şunları söylemek isterim: fiahsi düşüncem, Koç’a hizmet memlekete hizmettir. Bu müessese çalışanına gurur veren bir topluluktur. En kıymetli referanstır. Topluluğumuzun daha büyük başarılarla devamını, en samimi hislerimle temenni ederim.

Saygı ve sevgilerimle.”
KOÇ HOLDİNG DIŞ TİCARET GRUBU ESKİ BAŞKANI TUNÇ ULUĞ:
En ileri derecede kurumsallaşan grup”
Koç Holding Dış Ticaret Grubu eski Başkanı Tunç Uluğ, halen Koç-Yönder Başkanlığı’nı sürdürüyor.
80 yıllık süreçte, topluluğun ülke ekonomisine katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

fiüphesiz ki Sayın Vehbi Koç’un, her geçen gün daha da iyi anlaşılan üstün iş dehası, dünya görüşü, ülke sevgisi ve kurumsallaşmaya verdiği önem topluluğun bugünlere gelmesi için gerekli altyapıyı hazırlamıştır. Kuvvetli bir altyapıya sahip, Koç kültürü ile donanmış bu topluluk, kurucusunun vefatından sonra, Rahmi M. Koç ve Mustafa V. Koç’un önderliğinde, güzide bir profesyonel kadro ile, değişen dünya şartlarına ayak uydurarak grubu bugünkü iftihar ettiğimiz konumuna getirmişlerdir.


Koç-Yönder’in konumu ve işlevi konusunda bilgi verir misiniz?

Koç-Yönder’in tüzüğü çerçevesinde, belli konularda üyelerine eğitim programları hazırlama gibi çalışmalar yapmakta, Koç Holding İnsan Kaynakları ile işbirliği yaparak yeni üyelerimize erişmekte, Koç Yönder mensuplarına sağlık, sigorta, emeklilik konularında yardımcı olmaktayız. Üyelerimizin bilgi ve tecrübeleriyle KOBİ’lere danışmanlık ve eğitim hizmetleri veriyoruz. Kurumsallaşmayı yaymak üzere sanayi ve ticaret odalarında konferanslar veriyor, üniversiteler ile eğitim çalışmaları yapıyoruz.


Topluluğun kurumsallaşmada vardığı noktayı değerlendir misiniz?

Kurumsallaşmanın vazgeçilmez bir yaşam biçimi olduğunu Sayın Vehbi Koç çok erken bir zamanda görmüş ve ilk adımları atmıştır. Koç Holding’in kuruluşu ile kurumsallaşma çalışmaları yeniden ivme kazandı. 70’li yıllarda uzun vadeli plan ve ona dönük teşkilatlanma, topluluğun yeni vizyonlara sahip olmasını ve gerekli yapılaşmayı beraberinde getirdi. 1990’lı yıllarda değişen dünya konjonktürü, Türkiye’nin dışa açılması, topluluğun kurumsallaşmasına hız kazandırdı. 2000’li yıllara girdiğimizde hızla büyüyen Koç Grubu dünya şirketi olma yolundaki çalışmalarına paralel olarak yeniden vizyonunu tespit ederek artık bir dünya şirketi düşüncesinde yoluna devam etmektedir.Türkiye’nin en ileri derecede kurumsallaşmış grubu, Koç Topluluğu’dur. Aile meclisi ve aile anayasasını meydana getirerek aile ilişkilerinde kurumsallaştığı gibi şirketlerinin de kurumsallaşmasını tamamlamıştır.


Topluluk üyelerine nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Koç Topluluğu’nda çalışan herkesin Koç Grubu başarısı ile gurur duymasını, Koç kültürünün bir parçası olduğunu her zaman hatırlamasını, farklı ve değerli insanlar olduklarını bilmelerini, bugünün çalışanlarının yarının bir Koç-Yönder üyesi olarak birliğin ve beraberliğin kuvvetini hissetmelerini temenni ediyorum.


FORD OTOSAN YÖNETİM KURULU ÜYESİ ALİ İHSAN İLKBAHAR:
Yeni ligin eşiğindeyiz”
Meslek yaşamının tümünü Koç Topluluğu’nda geçiren ve halen Ford Otosan Yönetim Kurulu Üyesi olan Ali İhsan İlkbahar, Ford Otosan’ın Türkiye ekonomisindeki yerini özetlerken, Kocaeli depremi sonrası çalışmalarını da aktardı.
Bir profesyonel için Koç Topluluğu’nda çalışmak nasıl bir anlam taşıyor?

Elbette ki Türkiye’nin en büyük özel kuruluşunda çalışmak, büyük işleri başarabilmeniz için önemli bir avantaj sağlar. Zira grubun sahip olduğu etik değerler ve size sunduğu sinerji sayesinde işlerinizi daha da başarılı olarak yapabiliyorsunuz. Her şeyden önce kendinizi global ortamda başarılı olmaya zorlamak zorunda kalıyorsunuz.


Çalışma yaşamınız boyunca otomotiv sektörünün içindesiniz. 80 yıllık süreçte Koç Topluluğu Otomotiv Grubu’nun, özellikle Ford Otosan’ın Türkiye ekonomisine katkıları neler olmuştur?

Ford işi, Vehbi Koç’un ilk teşebbüslerinden biri olması nedeniyle, Koç Holding’de çok özel bir yeri vardır. Türkiye’nin ilk otomotiv üreticilerinden Otosan, Anadol ile Türkiye’de bir otomobil üretilebileceğini, yeterli bir pazar potansiyelinin olduğunu ortaya çıkarmış ve bu sektörün gelişmesini sağlayacak yan sanayinin kurulmasına önayak olmuştur. Ford Otosan’ın 2000 yılında hizmete aldığı Kocaeli projesi ise, kendi sahasında Ford dünyasındaki en modern, en kaliteli tesisi olurken, Türk otomotiv sanayiinin ihracatçı olmasında akseleratör rolü oynamış, önderlik etmiştir.


Koç Topluluğu’nun sosyal ve kültürel yaşama desteklerine ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Deprem sırasında tesis inşaatımız yüzde 80 bitmiş, makine montajına başlanmıştı. Depremde her işi bırakıp 15 gün cevremizdeki kurtarma faaliyetlerine katılmıştık. Ford ve Ford Otosan olarak ilk çadır kenti biz kurmuştuk. Akabinde 110 dairelik apartmandan oluşan bir site kurup evlerini kaybedenlere teslim etti. Ayrıca bir Anadolu lisesi, bir meslek yüksekokulu ve Tıp Fakültesi’ne modern bir tanı merkezi inşa ettik. fiimdi de yeni bir ilköğretim okulu inşa etmekteyız. Depremden sonra işyerleri yıkıldığından ve Gölcük askeri tersane de taşındığından, büyük bir işsizlik sorunu çıkacaktı. Ford Otosan inşaatında 3 bin kişiye yakın bir istihdam sağlamıştık. fiimdi tüm Ford Otosan’da 9 bin kişi çalışırken sadece Kocaeli tesisinde 7500 kişi çalışıyor. Yan sanayii de dikkate aldığınızda 45-50 bin kişiye iş sağlanıyor anlamına gelir.


Koç Topluluğu çalışanlarına nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Türkiye gibi Koç Topluluğu da yeni bir lige sıçramanın eşiğinde bulunmaktadır. Nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti’ni kurup bize emanet edenler kendilerini feda edercesine çalıştılarsa, bizim de global bir oyuncu olmak için, kendimizi gelecek nesillerin uğruna adeta feda ederek çalışmamız gerekmektedir. Ülkemizi dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içine sokmak zorundayız. Önce kalbimize (yani beynimize) büyük hedefler vermeliyiz. Bu işin yüzde 50’si demektir. Gerisini de izah ettiğim şekilde çalışarak başaracağımız muhakkaktır.


KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU ESKİ BAŞKAN VEKİLİ CAN KIRAÇ:
Başarı el ele kazanılır”
Koç Topluluğu’nun seksen yıllık sürecinin yarısına tanıklık eden Can Kıraç, yeni nesil için değerlendirmelerini kaleme aldı:

“Gelişmesine 41 yıl katkıda bulunduğum KOÇ TOPLULU⁄U’nun 80. yılına kavuşmuş olmak, bana, gurur veriyor! Biliyoruz ki, giderek küçülen bir dünyada yaşıyor, sınırların kalkacağı bir çağın eşiğine gelmiş bulunuyoruz. İletişim alanında sağlanan gelişmeler, uluslar, toplumlar, kurumlar ve bireyler arasındaki ilişkileri büyük bir hızla birbirine yaklaştırmaktadır.

Kapalı devre ekonomi ve yerel demokrasi modelleri bütünüyle tasviye edilmektedir. Biz de, programlı bir düzenle, dışa açılarak, gelişmiş olan ekonomilerle ve demokrasiyi özümsemiş ülkelerle ilişkiler kurarak kendimizi yenilemeye yöneliyoruz. Siyaset hayatımızda olduğu gibi, ekonomik sistemde de yeniden yapılanıyoruz.

Bu aşamada, Koç Topluluğu, şeffaflaşarak, genç ve yetenekli kadroları ile ticaret hayatının ve sınai faaliyetlerin yeniden düzenlenmesine ve Türk özel sektöründe kurumlaşma hedefinin gerçekleşmesine öncülük yapmaya devam etmektedir.

Bu hedefe ulaşıldığı zaman, 20. asrın Türk iş dünyasına damgasını vurmuş olan Vehbi Koç emeline kavuşmuş olacaktır.

Son 11 yılı, O’nu, anarak ve yanımızda hissederek yaşadık. Bu duygu, O’nun, ilkelerini ve hayat felsefesini benimsetmek için, yaşamı boyunca, bizlere, ne derece yoğun emek verdiğinin çarpıcı bir kanıtı oldu.

Vehbi Koç, 1960 dönemini izleyen yıllarda, toplumsal uzlaşmayı savunan, taraflar arasında diyaloğun önemini kavrayan, bütün başarıların el ele vererek kazanıldığına inanan, iş dünyamızın en etkili lideri konumundaydı.

Vehbi Koç, Avrupa ile bütünleşmenin, Türkiye için vazgeçilmez bir hedef olması gerektiğini belirtirken, bunun, siyasette demokrasiye, ekonomide de serbest pazar ve rekabet kurallarına yönelmekle mümkün olacağını biliyordu. Bunun için de, her zeminde Türkiye’nin aydınlık geleceğinin katılımcı demokraside olduğunu ısrarla savunmuştu. Bugün; demokrasi, insan hakları, temiz toplum, şeffaf yönetim özlemini dile getiren iş çevrelerinin, Vehbi Koç gibi liderlere ihtiyaç duyduğunu biliyor ve bu boşluğun doldurulmasını bekliyoruz.

Koç Topluluğu’nun genç mensupları! İlerici, yenilikçi ve değişimci olmanın erdemi ile yaşamı değiştirmek zamanı artık sizlerin ellerindedir. Yolunuz açık olsun.”
KOÇ HOLDİNG İCRA KOMİTESİ ESKİ BAŞKAN VEKİLİ UĞUR EKŞİOĞLU:
Nasıl başardık?”
Koç Topluluğu’nun 80 yıllık tarihinin 38 yılını bizzat çalışarak ve yaklaşık 50 yılını da yaşayarak geçiren biri olarak, 80 yılı benden istenen kısa bir notla değerlendirmenin doğru olmadığını belirterek başlamak isterim sözlerime.

Muhakkak ki Kurucumuz merhum Vehbi Koç bir bakkal dükkanı ile işe başladığı zaman bu mütevazı kuruluşunun bugün Türkiye ekonomisinin % 22’sini kontrol edeceğini aklından geçirmemiştir. Zaman içerisinde Gruba kazandırdığı Sn. Bernar Nahum, Sayın Hulki Alisbah ve diğer değerli yöneticilerle fırsatları zamanında değerlendirerek, rakiplerinin ithalata devam ettikleri bir dönemde kurduğu ortaklıklarla sanayi hamlesini başlatıp, gene zamanında yerli üretime geçerek Türk iş aleminin lider kuruluşu olma yolunda önemli adımlar atmıştır.

1958 yılında “Eleman Yetiştirme Programı”nı uygulamaya sokarak, o zamanın üst yöneticilerinden olan Sn. Behçet Osmanağaoğlu ve Kenan İnal gibi çok değerli insanları görevlendirerek, Üniversitelerden elemanlar seçmiş ve benim de içlerinde bulunduğum bu elemanları fieref Başkanımız Sn. Rahmi Koç’la birlikte aynı gün şirketlerde eğitim çalışmalarına başlatarak, ikinci jenerasyon için hazırlık hamlesini düşünmüştür.

1960 başından itibaren organizasyonda profesyonelleşmenin ağırlık kazandığı, ilk Holding’leşme ve Vehbi Koç Vakfı’nın kurulması ile grubun müesseseleşmesi yeni ve isabetli yatırımlarla büyümenin pik noktasına ulaştığı, yurt içi ve yurt dışında gıpta ile izlenen bir dönem yaşanmıştır. Kurucumuz bu döneme ulaşıncaya kadar izlediği “Kazandır, Kazan” veya ortak müdür statüsünden ücret ve takdire dayalı prim sistemine geçerken, gerek kendisi ve gerekse Sn. Rahmi Koç her seviyedeki elemanları ile birebir ilişkiyi sürdürmeye çok önem vermişlerdir. Bu atmosfer çalışanlarda, işi kendi işi ve aileyi kendi ailesi hissederek gece gündüz demeden, her işi dalında lider konuma ulaşmak üzere çalışmışlardır. Bu noktaya gelinceye kadar patronlar ve profesyoneller omuz omuza çalışmışlar, ilişkilerde şeffaf, fikir ve düşüncelere saygılı ve girişimci bir ruhla bütünleşmişlerdir. 1970’li seneler, siyasi çekişmeler, ambargolar, grevler, ideolojik çatışmalar ve sermaye düşmanlığı ile ülkemizin geri gittiği, Grubumuzun mevcudu koruma saiki ile hareket ettiği ve çok değerli bir on yılın kaybedildiği dönem olmuştur.

1980’li yıllar toparlanma, yeniden büyüme ve yeni ekonomik reformlara uygunluk sağlama ve dış ülkelere açılma çabaları ile geçti ve konumumuzu korumak esas oldu. Henüz başlamamış özelleştirme hareketlerindeki teşebbüslerimiz, zamanın hükümetleri tarafından olumlu karşılanmak bir yana, piyasaları liberalleştirme politikaları adı altında bizim her türlü vergi ve yasal yükümlülüklerimizi yerine getirerek piyasaya sunduğumuz ürünlere karşı gümrüksüz satış mağazaları sistemi icat edildi ve kayıt dışı ürünler piyasada bizim ürünlerimize karşı haksız rekabet eder duruma geldiler. Bu sistemin ne kadar mahzurlu olduğu sonunda anlaşıldığından bir süre sonra yürürlükten kaldırıldı.

1990’lı senelerde politik ve ekonomik çalkantılarla piyasalar bir ileri bir geri giderken Grubumuzda da karar alma ve uygulama mekanizmaları bu dalgalı gelişmelere uyum sağlayamadı ve zaman zaman karar almakta zorlandık. Bu devrede elimize geçen önemli fırsatları değerlendiremedik, bunlar arasında Osmanlı Bankası, Hürriyet Gazetesi ve Çukurova ile Kepez Santralleri sayılabilir.

Kurucumuz Vehbi Koç’un vefatını takip eden 1990’ların ikinci kısmında önce Sayın Rahmi Koç ve takiben Sayın Mustafa Koç ve yeniden yapılanan profesyonel kadrolar bir atılım başlatmışlar, 2000’li yıllarda da başta Tüpraş ve Yapı ve Kredi Bankası olmak üzere yaptıkları alımlarla ve de ana işkolu vasfına uymayan işlerden çıkılmasıyla bana göre çok başarılı stratejik kararlar alarak, Koç Grubu’nun performansını ve kamuoyu nezdindeki saygınlığını üst düzeye taşımışlardır.

Bu başarılı gidişin devamı için bana göre; Aile birlik ve beraberliğinin sürdürülmesi, bugünün “mesaj atma”, “e-mail” gönderme gibi teknolojilerine uyarken, Grubu bu günlere taşıyan çalışanlarla ve değerli bayilerimizle bire bir ilişkilere önem vermek, profesyonellere işlerin ve görevlerin kendi sorumluluklarında bulunduğunu hissettirmek gibi hususları göz ardı etmemek, beraber başarılan bu eserde ve bu günlere ulaşmada emekleri olan insanlara vefa göstermek gibi, para ile başarılamayacak hususları ihmal etmemek gereğine inanıyorum.


DEMOKRASİ VARSA HEPİMİZ VARIZ”


Koç Topluluğu Hedef ve İlkeleri”nde yer alan bu sözler, topluluğun ilk günden bu yana siyaset dünyası ile ilişkisinin özeti niteliğinde
Bugün 80. yılını kutlayan Koç Topluluğu’nun kuruluşu aslında neredeyse Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla eşzamanlı. Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından, yine Ankara’da, üç yıl gibi kısa bir süre sonra kuruluyor Koçzade Ahmed Vehbi Firması.
Kuruluş yıllarının ardından Türkiye büyürken Koç Topluluğu da onunla birlikte büyüyor. Tüm paralelliğe karşın, aralarında çok önemli bir fark doğuyor zaman içinde: Yönetim biçimi. Topluluk, çağın gereklerini yerine getiren, çoğu zaman da çağının önünde bir yönetim anlayışıyla ama ilkelerinden taviz vermeden ilerlerken, Türkiye Cumhuriyeti yönetsel anlamda pek çok değişik aşamadan geçiyor. Türkiye, Ulu Önder Atatürk döneminin ardından, zaman içinde siyasi yelpazede değişik noktalarda yer alan pek çok iktidar, pek çok parti, pek çok lider, pek çok seçim ve hatta muhtıralar, darbeler görüyor. Koç Topluluğu’nun kurucusu Vehbi Koç da ilk dönemlerinde siyasetin içinde yer alıyor. 1920’lerin sonunda Ankara Belediye Meclisi ve CHP il yönetim kurulu üyeliklerine seçiliyor. Ancak siyaseti değil ticareti seçtiği andan itibaren siyasilerle ilişkisini bir başka boyuta taşıdı. Hangi parti iktidara gelirse gelsin her zaman mesafeli oldu ama ülkenin siyasi ya da ekonomik durumuna ilişkin görüşlerini çoğunlukla yazılı, kimi zaman da sözlü dile getirmeye hep devam etti.
9. CUMHURBAŞKANI SÜLEYMAN DEMİREL:
Türkiye’nin gurur kaynağı bir müessese”
Süleyman Demirel ile Vehbi Koç’un ilişkisi, Demirel’in cumhurbaşkanı olmasından çok öncesine, DSİ Genel Müdürü olduğu döneme dayanıyor; siyasete girdiğinde, başbakan olduğunda, yasaklı döneminde, cumhurbaşkanlığı sırasında hep sürüyor. İşte bu uzun sürecin değerlendirmesi...
Türkiye’nin ekonomik, ticari ve sosyal dönüşümüne tanıklık eden ve ülkemizin son 50 yıllık tarihinde izi bulunan biri olarak, Vehbi Koç adı sizin için ne ifade ediyor?

Vehbi Koç adı çok şey ifade eder. Evvela tek başına kendisi bir kurumdur. Cumhuriyet kurumudur. Cumhuriyet’ten bile yaşlıdır, faaliyetleri itibariyle. TBMM’nin kurulması ile birlikte sahneye çıkmıştır. Cumhuriyet’in bütün değerlerini çok iyi hazmetmiş ve onlara sadakatle hizmet etmiştir. “Ülkem varsa ben varım” diyen bir işadamıdır. Buradan, gayretlerinin hedefi ülkesine ve halkına hizmettir anlamı çıkar. Çok itibar sahibidir.

Bu itibarını da her kesimden almıştır. Hayırseverdi, çok dostu vardı. fiaşılacak derecede dost edinmiştir. Vehbi Koç adı geçtiği zaman onu saygıyla hatırlamayacak kimse yoktur. fiahsen benim münasebetlerim 50 seneye yakındır. Bu münasebetlerim, DSİ Genel Müdürlüğü’mden başladı, siyasete girdiğim zamanlarda devam etti. Başbakanken, cumhurbaşkanıyken ve yasaklı iken hep devam etmiştir. Hep dostane ve samimi olmuştur. Türkiye’ye getirdikleri hizmetlerin birçoğunda benim desteğim olmuştur. Otomobil fabrikalarından tutun birçok fabrikasının temelini ben attım. Sıkıştığı, daraldığı yerde sıkıntılarını ben aştım. Esasen bizim ülkeye hizmet için teşebbüs gücü olan, projesi olan insanları aradığımız yerde rahmetli Vehbi Koç örnek kişiydi.

Vehbi Koç’un Türk sanayiinin gelişim sürecinde üstlendiği rolü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vehbi Koç sanayinin baş liderlerindendir. Sanayi, başka ülkelerde bir ticari olaydır ama Türkiye’de aynı zamanda sosyal bir yanı da vardır. Tel dolabın yerine buzdolabını rahmetli Vehbi Bey akıl etmiştir. At arabası yerine, “herkesin bir otomobili olsun” diyen de odur. At arabasının yapıldığı yer Bursa’dır. Bursa’da otomobil fabrikasının açılışını yaparken, 1971 yılının fiubat ayında, bunları kendisine söyledim. Türkiye’nin otomobil yapabileceğine ilk inanan kişidir. Türkiye, dünyaya otomobil satan ülke haline gelmiştir. Türkiye, dünyaya elektronik cihaz satan hale gelmiştir ki yine teşebbüsü onundur. Arçelik markası, İngiltere, Almanya gibi sanayi devi ülkelerin başköşesinde duruyor. İngiltere’de kullanılan soğutucuların yüzde 15’i Arçelik mamulüdür. Sadece kendi ülkesinde değil, başka ülkelerde de toplum refahına hizmet eden güzel projeler ortaya çıkarmıştır. Vehbi Bey’in en büyük özelliği, girişimcidir ama maceraperest değildir. Sağlam düşüncelidir.



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə