Dinar sanayi geliŞİm stratejileri plani projesi araştirma raporu



Yüklə 1,64 Mb.
səhifə23/27
tarix29.07.2018
ölçüsü1,64 Mb.
#62139
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   27

Dinar Sanayi 2023 Vizyonu


Yukarıda yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucunda Dinar sanayinin 2023 vizyonu ve stratejik hedefleri şu şekilde belirlenmiştir.
Şekil Dinar Sanayi 2023 Vizyonu Şeması


DİNAR SANAYİ

2023 VİZYONU



SON TEKNOLOJİLİ ÜRETİM SÜREÇLERİ İLE YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLER ÜRETEN, SÜREKLİ GELİŞİM VE DEĞİŞİM ANLAYIŞIYLA ULUSAL VE ULUSLARARASI ALANDA REKABET GÜCÜNÜ ARTIRAN BİR İLÇE: DİNAR




Stratejik Hedef V

Uluslararası Pazarlara Açılımın Teşvik Edilmesi



Stratejik Hedef I

Potansiyel Yatırım Alanlarının Geliştirilmesi



Stratejik Hedef II

Özel Sektör Yatırımlarının Arttırılması



Stratejik Hedef III

Nitelikli İnsan Kaynağının Geliştirilmesi



Stratejik Hedef IV

AR-GE ve Yenilikçiliğin Teşvik Edilmesi




    1. Dinar Sanayisi Stratejik Hedefleri ve Somut Öneriler

Bu bölümde Dinar sanayi 2023 vizyonuna ulaşmak üzere belirlenen stratejik hedefler ve bu stratejik hedefler doğrultusunda gerçekleştirilmesi öngörülen somut öneriler sunulmuştur.



      1. Stratejik Hedef 1 - Potansiyel Yatırım Alanlarının Geliştirilmesi

Dinar sanayisinin 2023 vizyonuna ulaşabilmesi için tüm sektörlerde iyileştirmeler yapmak gerekmektedir. Ancak ilin sosyo-ekonomik yapısı ve sahip olduğu yerel kaynaklar göz önünde bulundurulduğunda kalkınmada itici güç olabilecek bazı potansiyel yatırım alanları öngörmek mümkündür. Bu çalışma kapsamında öngörülen potansiyel yatırım alanları Tekstil Sektörü, Madencilik Sektörü ve Bitkisel ve Hayvansal Ürünlere Dayalı Sanayi’dir. Teknolojinin gelişmesi ve ürün tedarik zincirlerinin aktifleştirilmesi ile belirlenen sektörlerde hedeflenen pazarlar Dinar ve çevre illerle sınırlandırılmamış ulusal ve uluslararası pazar hedef olarak belirlenmiştir. Bu sektörler Dinar’ın ekonomik ve sosyal kalkınmasında lokomotif rolünü üstlenecek niteliklere haizdir.



5.3.1.1 Tekstil Sektörü
Türkiye’de Tekstil Sektörü:
Dünya Ticaret Örgütü tarafından 2010 yılında yayınlanan istatistiklere göre, Türkiye hazır giyim ticaretinde dünyanın 4. büyük, tekstil ticaretinde ise 8. büyük tedarikçisi konumundadır. Dünyadaki diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de üretime ve istihdama katkısının yanında, ihracat yoluyla ülkeye döviz kazandırması sebebiyle hazır giyim ve tekstil sektörü lokomotif sektör olma özelliğini korumaktadır. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre, 2012 yılında tekstil ve hammaddeleri ihracatı 16.088.099 dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin yerli sektörlerinden olan tekstil sektörü Türkiye’ye net döviz kazandıran nadir sektörlerden biridir. Tekstil sektörü ülkede yaratılan katma değerin (GSMH) 1/10’undan, ülke ihracatının 1/3’ünden fazlasını gerçekleştirmektedir. Tekstil ve hazır giyim sektörünün imalat sanayi içindeki katma değer payı ise 1/6’dır.
Tekstil sektörü yaklaşık 27.500 işyerinde 523.000 kayıtlı kişiye istihdam sağlamaktadır. Sektör yaygın yan sanayi ağı ve iki milyona yaklaşan çalışanıyla önemli bir sosyal işleve sahiptir. 17
Girdi koşulları ana değişkeni altında sektör değerlendirildiğinde öncelikle işgücü maliyetlerinin önemli bir kalem oluşturduğu ve rekabet gücünü etkilediği görülmektedir. Genel olarak menfi rekabet, aile şirketlerinde görülen yönetim ve özsermaye eksikliği, yeni ürün geliştirme kısıtları ve işletmelerin ölçekleri nedeniyle modern pazarlama faaliyetlerinin gerçekleştirilememesi sektörün rekabet gücü önündeki temel engellerdir. Tekstil sektörünün küresel anlamda sürdürülebilir bir rekabet gücüne sahip olması için maliyet, kalite ve çeşitliliği en etkin şekilde birleştirmesi ve AB pazarında sahip olduğu payı sürekli kılarken yeni pazarlarda niş ürünler ile yükselen bir büyüme eğilimi elde etmesi hedeflenmelidir.
Talep koşulları ana değişkeni altında sektör; öncelikle tüm dünyaya yayılmalı ve ticari ilişkilerini geliştirmelidir. Şu an ihracatının büyük bir kısmını AB pazarına yapan sektör, pazar çeşitlemesine gitmeli, hem ürün portföyünü hem de pazar profilini farklılaştırmalıdır.
Firma stratejisi, yapısı ve rekabet koşulları bağlamında değerlendirildiğinde, sektör öncelikle markalaşma çalışmalarına daha yoğunlaşmalıdır. Sektör, günümüzde moda ve marka alanında da sorunlar yaşamaktadır. Bu alanda yaratıcılık ve özgünlük büyük değer taşımakta, taklitçilik ve takipçilik markalaşmanın önündeki engeller olarak kabul edilmektedir. Tasarımcılar ile yapılan çalışmalar ve tasarım odaklı yatırımlar henüz yeterli ölçüde değildir. Yeni ürünlere yönelik talep oluşturma, yaratıcı ve inovatif ürünleri piyasaya sürebilmede pazarlama en önemli etkendir. Türkiye için hedeflenen ülkenin tekstil ve hazır giyimde yeni tasarım ve moda merkezi olabilmesidir. Düzenlenen moda ve tasarım yarışmaları Türkiye’nin gerekli bilgi ve donanıma sahip olduğunu ve yetenekli gençlerin yaratıcı ve özgün ürünler ürettiğini göstermektedir. Bu noktada sanayi için gereken ivmenin sadece hazır giyim aşamasında değil, kumaş, ara, mamul ve iplikte de sağlanması amaçlanmaktadır.
Sürdürülebilir ve büyüme gösteren ihracat için Türk üreticilerin niş üretim alanları bulmaları ve gerekiyorsa gruplar halinde bu alanlarda Türk tasarım ve markalarını tanıtmaları önem kazanmaktadır. 18
Son yıllarda nanoteknoloji uygulamaları tekstil sektöründe de hız kazanmıştır. Tekstilde nanoteknoloji uygulamaları, nano-tekstiller olarak adlandırılmaktadır. Nanotekstil ürünleri (yastık, yorgan, battaniye gibi) özel, yumuşak ve hafif malzemelerden üretilmektedir. Bu ürünlerin masaj yapma, bakteri barındırmama, metabolizmayı canlandırma ve kan dolaşımını düzenleme gibi işlevleri vardır. Ayrıca ısı koruyucu özelliğe sahiplerdir. 19
Son 10 yılda nanoteknolojinin gelmiş olduğu nokta, tekstil teknolojisi alanındaki hızlı gelişmeyi desteklemiştir. Önümüzdeki 25 yıl içinde tekstil sektöründe nanoteknolojinin sebep olacağı öngörülen gelişmeler beklenmektedir. Nanoteknoloji tekstil için gerçekten uzak gibi görünen birçok projeyi gerçekleştirebilecek potansiyele sahip gözükmektedir. Ürüne, kullanım süreci içerisinde anlaşılabilecek yeni özellikler katması ve her tip kumaşa uygulanabilmesi açılarından tekstil firmalarına cazip gelmektedir. Ayrıca insanların nanoteknoloji kullanılan ürünlerin dayanıklılığını bilmeleri de daha pahalı olmasına rağmen bu ürünleri tercih etmelerini ve dolayısıyla üreticilerin ciddi bir kar marjına sahip olmalarını sağlamaktadır. Pek çok ülkede nanoteknoloji merkezleri ardı ardına açılmaktadırlar. Son yıllarda konferans ve sempozyumlarda sunulan, uluslararası dergilerde yayımlanan makalelerin hızla artan sayısı, yapılan çalışmaların yoğunluğunu da bunu desteklemektedir.

Leke ve su tutmama, çabuk kuruma, çabuk ütülenme özellikleri ile büyük miktarda enerji ve zaman tasarrufu sağlayan akıllı kumaşların üretim teknolojisi birçok ünlü marka tarafından tüketicilere sunulmuştur. Nanoteknoloji tekstil sektörü için gelecek vaat eden bir alandır. Tekstil sektörü şimdiden nanoteknolojinin etkisi altına girmiştir. Performansı geliştirmek veya tekstil malzemelerinde daha önce emsali görülmemiş işlevler ortaya çıkarmak amacıyla yapılan araştırmalar giderek artmaktadır. 20


Sonuç olarak tekstil sektörünün küresel anlamda sürdürülebilir bir rekabet gücüne sahip olması için maliyet, kalite ve çeşitliliği en etkin şekilde birleştirmesi ve AB pazarında sahip olduğu payı sürekli kılarken yeni pazarlarda niş ürünler ile yükselen bir büyüme eğilimi elde etmesi hedeflenmelidir. Sanayinin yenilikçi ve yaratıcı olması ve bunun için gerekli özveri ve cesareti göstermesi büyük önem taşımaktadır. 21
Neden Dinar’da Tekstil Sektörü?
Türkiye’nin özellikle Avrupa Birliği ve diğer pazarlara yakınlığının avantajının toplam maliyet üzerindeki olumlu etkisi ve müşteri isteklerine kısa sürede yanıt verebilme becerisi sektörün rekabet gücünü devam ettireceği yönünde güven vermektedir. Kamu ve şirket stratejilerinin doğru belirlenmesi ile Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü yeniden yapılanacaktır. Bu yeniden yapılanma içinde ulusal ve uluslararası marka yaratan şirketler, tasarım, araştırma ve geliştirme ile ek değer yaratan merkezler, yeni iş modelleri ile rekabetçiliğini devam ettiren üreticiler ve fasoncular yer alacaktır. Bu yeniden yapılanma sonucunda Türk Tekstil ve Hazır Giyim sektörü uzun yıllar ekonomideki önemli yerini koruyacaktır. 22
Sektör hâlihazırda dünya pazarlarında ihtiyacın yaklaşık %4’ünü tek başına karşılamakta ve net ihracatçı konumunu sürdürmektedir. Tekstil ve konfeksiyon sektörünün, ekonomide öncü rolünü koruyabilmesinde ve sürdürülebilir büyümesi için mevcut rekabet gücünün oluşmasındaki temel faktörlerin rolü büyüktür. Bu çerçevede Türk tekstil sektöründe rekabet yeteneğini belirleyen temel unsurlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
-İmalat maliyetleri

-Özendirme politikaları

-Kur politikaları

-Pazarlama olanakları

-Finansman politikaları

-Sektörel düzenlemeler



Dünya Ticaret Örgütü’nün değerlendirmesine göre; Türk tekstil sektörü son on yıl içerisinde tekstil ve konfeksiyon ticareti yapan ülkeler arasında en yüksek performans gösteren ülke olmuştur. 23
Dinar’ın Denizli iline yakınlığı ve Denizli ilindeki tekstil yatırımı kapasitesinin doyması nedeniyle yatırımların komşu illere ve ilçelere yayılmasını sağlamıştır. Dinar’ın sahip olduğu hayvancılık potansiyeli halı-kilim ipliği ve dokuma tesislerinin hammadde ihtiyacı olan yapağı, yün, ve kılın ilçeden tedarik edilmesini sağlayarak girdi maliyetlerini düşerecektir. Ayrıca dokuma tesislerinde ağırlıklı olarak kadın işçileri çalıştırılmasın ile ilçedeki kadın işgücü katılım oranlarının artırılması sağlanabilecektir.
Sektörün Gelişimine Yönelik Somut Öneriler:


  • Dinar’da tekstil sektörünün gelişimine yönelik olarak öncelikle tüm ilgili paydaşların temsiliyetini sağlayan bir Tekstil Sektörü Araştırma Komisyonu kurulmalıdır. Komisyon tarafından tekstil sektörü ile ilgili sektörün gelişimini sağlayıcı gerekli çalışmalar (Fizibiliteler, pazar araştırmaları, envanterler vb.) yapılmalıdır.

  • Dinar’ın tekstil sanayi alanında gelişmesi büyük ölçüde ilçeye güçlü sermaye gruplarının çekilerek yatırım yapmalarının sağlanmasına bağlıdır. Bunun yapılabilmesi Dinar ilçesinin ekonomik, sosyal, coğrafi ve demografik verileri saptanarak ilçenin tekstil sektörü profili ortaya konulmalıdır. Ayrıca ilçede Dinar için önerilen tekstil yatırımlarının yöreye çekilmesine yönelik tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.

  • Tekstil sektörü Dinar sanayinin gelişimi için gelecek vaat eden alternatif bir yatırım alanıdır. Sektörün geliştirilebilmesi için öncelikle Dinar TSO önderliğinde ve yerel aktörlerin katılımı ile bir “Tekstil Çalıştayı” yapılmalıdır. Çalıştayın yerel aktörlerde tekstil sektörünün önemi ve Dinar ilçesinin bu alanda sahip olduğu potansiyel konusunda farkındalık oluşturulmasını sağlayacağı düşünülmektedir. Çalıştayların ilerleyen yıllarda düzenli olarak devam ettirilmesi yararlı olacaktır.

  • Sektörün gelişimi ve alternatif bir yatırım alanı haline gelmesi için “Dinar Tekstil Sanayi Eylem Planı” oluşturulmasının faydalı olacağı öngörülmektedir. Bu eylem planı kapsamında Dinar tekstil sanayi 2023 vizyonu ile stratejileri belirlenmeli ve bu kapsamda gerçekleştirilecek eylemler oluşturulmalıdır.

  • Afyon Kocatepe Üniversitesi Afyon Meslek Yüksek Okulu (MYO)’nda Tekstil Teknolojisi Bölümü bulunmaktadır. Tekstil Teknolojisi Programı, lise eğitimden sonra iki yıllık bir eğitim sunmaktadır. Dinar’da tekstil sektöründe üniversite-sanayi işbirliği oluşturularak teorik bilgilerin pratikte kullanım alanları sağlanmalıdır. Ayrıca ilçedeki genç nüfus tekstil sektörüne yönelik meslek edindirme kurslarına yönlendirilerek sektöre nitelikli insan gücünün aktarılması sağlanmalıdır.

  • Dinar’da tekstil sektöründeki yatırımlar makro ölçekli sektör stratejileri ile uyumlu olarak klasik tekstil ürünlerinden ziyade teknik tekstil (nanoteknoljili teksil) alanında yenilikçi ve katma değer yaratan ürünlere yönelik olarak yapılmadır. Bu yüzden öncelikle Tekstil Sektörü Araştırma Komisyonu tarafından tekstil sektöründe nanoteknoloji uygulamalarına yönelik Dinar’da üretilebilecek nanoteknolojili ürünler araştırılmalı ve araştırmalar Dinar Nanoteknolojili Tekstil Ürünleri Raporu hazırlanmalıdır.


5.2.1.2 Madencilik Sektörü
Türkiye’de Madencilik Sektörü:
Madencilik, tarım ile birlikte toplumların hammadde ihtiyaçlarını sağlayan iki temel üretim alanından biridir. Sektör, hem ekonomiye doğrudan yaptığı katkı, hem de imalat sektörüne sağladığı girdiler nedeniyle iki yönlü öneme sahiptir. Sektörler arasında en yüksek katma değer ve istihdam yaratma kapasitesine sahip olan madencilik, daha çok kırsal alanlara yakın yerlerde gerçekleştirildiği için kente göçü önler ve bölgesel kalkınmayı hızlandırır.
Türkiye’de Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içinde madenciliğin payı son 10 yıl içinde % 1,1 ile % 1,5 arasında seyretmektedir. Doğaltaşlar Türkiye toplam maden ihracatının % 43'ünü kapsamaktadır. Doğaltaşlardan sonra krom, bakır, çinko cevherleri ile tabii boratlar ve konsantreleri maden ihracatının yoğunlaştığı diğer ürün grupları arasında yer almaktadır. Türkiye'de bulunan diğer önemli madenler toryum, linyit, mermer, manyezit, trona, feldspat ve sodyum sülfat olarak sıralanmaktadır. Zengin maden rezervine rağmen sektörde ithalat, ağırlıklı olarak devam etmektedir. Bu konumda net maden ithalatçısı olan Türkiye'de, özellikle kömür ve demir madenlerinin ithalatı yapılmaktadır. Dünya madencilik pazarında rekabet açısından ise Türkiye'de özellikle bor madeni dikkat çekmektedir. Sektör, sanayi ve enerji sektörünün çeşitli kollarına güvenli ve ekonomik hammadde sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede; hammadde üretim ve satımına dayalı bir pazar anlayışından kurtulup, dünya pazarlarına katma değeri daha yüksek olan mineral hammadde kaynaklı ürünlerle girilmesi gerekmektedir. Bunun için madenciliğin, diğer imalat sanayi ile ortak üretim politikaları geliştirebilen bir sektör olması Türkiye için önemlidir. Dünya genelinde yılda 10 milyar/ton olan maden üretimi 1,5 trilyon ABD doları dolaylarında ekonomik hacim ifade etmektedir. Üretim kapasitesinin % 10’u metalik madenler, % 15’i endüstriyel hammaddeler ve %75’i enerji hammaddeleri olarak dağılmaktadır. Dünya piyasalarındaki talebin büyüklüğü ve yurt içinde sağlanan üretim hacmi, Türkiye’de madenciliğin gerçekleştirdiği ihracat üzerinde belirleyicidir. Küresel piyasalardaki gelişmeler özellikle metalik cevher ihracı üzerinde etkili olmaktadır. Günümüzde dünya piyasalarındaki elverişli ekonomik konjektür Türk madenciliğine önemli gelişim fırsatları sunmaktadır.

Tablo Türkiye’de Maden Üretimi ve GSYH



Yıllar

Üretim (Bin TL)

GSYH (Bin TL)

Pay (%)

2000

1.658.124

166.658.021

0,99

2007

10.536.592

853.636.236

1,23

2008

13.458.457

950.534.251

1,37

2009

14.235.361

953.973.862

1,49

2010

11.351.000

1.098.799.000

1,03

2011

15.635.224

1.294.893.000

1,22

Kaynak: TÜİK ve İstanbul Maden İhracatçıları Birliği, 2010-2011
GSYH ile karşılaştırıldığında 2000 yılından sonraki en düşük üretim oranı 2010 yılında % 1,03 ile gelmiş, bunda 2008 ve 2009 küresel ekonomik sorunlarının yarattığı belirsizlik etkili olmuştur. Bugün Madencilik sektörü doğrudan 115 bin dolaylı olarak 750 bin kişiyi istihdam etmektedir.
Türkiye, belli zenginlik ve kalitede olan maden kaynaklarını ihraç ederken; sanayisinin gerek duyduğu ve yurt içi kaynaklardan yeterli miktar ve /veya kalitede üretemediği madenleri de ithal etmektedir. Dünya piyasalarında yaşanan gelişmelere paralel olarak, Türkiye’de de sektör ihracatının 2003 yılından itibaren önemli bir ivme kazandığı ve 2009’a kadar olan son altı yıllık dönemde % 262 oranında büyüme kaydettiği görülmektedir.
Dünya talep büyümesine paralel olarak küresel ölçekte ekonomik sarsıntının yaşandığı 2009 hariç, sektör ihracatı süreklilik kazanan bir ivme yakalamıştır. 2008 yılında ilk defa 3 milyar barajını aşarak 3.241 milyar dolara çıkan ihracat, 2009 yılında 2.508 milyar dolara gerilemiş, bu tarihten sonra da artış trendini koruyarak 3.655 milyar dolara ve 2011 yılında 3.876 milyar dolara çıkmıştır.
Sektörde en fazla ihraç edilen maden ürün grupları arasında doğal taşlar ilk sırada yer almakta, onu metalik cevherler ile endüstriyel hammaddeler ve maden dışı olarak nitelendirilen ürünler takip etmektedir. Maden ihracatında diğer önemli ihraç ürünleri olarak blok mermer, krom cevheri tabii boratlar ve konsantreleri ile feldspat sıralanmaktadır.
Maden ürünleri ihracatında, ülke grubu bazında, ihracatın 1/3’ünün yapıldığı Avrupa Birliği Ülkelerinin ağırlığı görülmektedir. AB ülkelerini % 20 ile Kuzey Amerika Ülkeleri izlemektedir. Ülke bazında ise, ABD % 20 payla maden ürünleri ihracatının yapıldığı en büyük pazar konumundadır. Onu Çin Halk Cumhuriyeti, İspanya, İtalya ve Bulgaristan izlemektedir. Bulgaristan, Rusya, Finlandiya ve Hindistan’a yapılan ihracatın değer bazında da artış gösterdiği belirtilmelidir. 24

Tablo Yıllara Göre Maden İhracatı



Yıllar

Toplam İhracat

Maden İhracatı

Yüzde (2/1)

 

(Milyon USD)

(Milyon USD)

 

2000

27.774

568,9

2,0

2001

31.334

574,0

1,8

2002

35.080

684,6

2,0

2003

46.877

847,3

1,9

2004

62.770

1.207,8

1,9

2005

73.426

1.525,3

2,1

2006

85.761

2.080,7

2,4

2007

107.154

2.715,8

2,5

2008

132.000

3.241,0

2,5

2009

102.165

2.508,6

2,5

2010

113.900

3.655,3

3,2

2011

134.954

3.876,0

2,9

Yüklə 1,64 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   19   20   21   22   23   24   25   26   27




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin