Musa (Aleyhi-s-Selâm / Selâm O’na) : Ahkâf Suresi 12



Yüklə 8,04 Mb.
səhifə260/260
tarix07.01.2022
ölçüsü8,04 Mb.
#88301
1   ...   252   253   254   255   256   257   258   259   260
Yûnus Suresi
91


آلْآنَ

şimdi mi?



وَقَدْ

oysa


عَصَيْتَ

isyan etmiştin



قَبْلُ

daha önce



وَكُنْتَ

ve olmuştun



مِنَ الْمُفْسِدِينَ

bozgunculardan























Türkçe Transcript (*)

Âl-âne vekad ‘asayte kablu vekunte mine-lmufsidîn(e)

Ali Bulaç Meali

Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın.

Edip Yüksel Meali

"Çok geç! Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculardan olmuştun."

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Şimdi mi? Oysa bundan önce hep isyan etmiştin ve fesatçılardan idin.

Süleyman Ateş Meali

Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun? (denildi).

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Şimdi mi? Daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun."

Yusuf Ali (English)

(It was said to him): "Ah now!- But a little while before, wast thou in rebellion!- and thou didst mischief (and violence)!

M. Pickthall (English)

What! Now! When hitherto thou hast rebelled and been of the wrong doers?

Yûnus Suresi
92


فَالْيَوْمَ

bugün


نُنَجِّيكَ

kurtaracağız



بِبَدَنِكَ

senin bedenini



لِتَكُونَ

olman için



لِمَنْ خَلْفَكَ

kendinden sonrakilere



آيَةًۚ

bir ibret



وَإِنَّ

gerçekte ise



كَثِيرًا

çoğu


مِنَ النَّاسِ

insanların



عَنْ آيَاتِنَا

ayetlerimizden



لَغَافِلُونَ

habersizdirler








Türkçe Transcript (*)

Felyevme nuneccîke bibedenike litekûne limen ḣalfeke âye(ten)(c) ve-inne keśîran mine-nnâsi ‘an âyâtinâ leġâfilûn(e)

Ali Bulaç Meali

Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler.

Edip Yüksel Meali

"Senden sonraki kuşaklara ibret olman için bugün senin cesedini koruyacağız. Ne var ki insanların çoğunluğu işaretlerimizden habersizdirler." *

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Biz de bugün senin bedenini arkandan gelenlere bir ibret olsun diye kurtaracağız. Bununla beraber, insanların birçoğu âyetlerimizden yine de gafildirler.

Süleyman Ateş Meali

Bugün senin (canından ayırdığımız) bedenini, (denizin dibinden) kurtarıp (sahilde) bir tepeye atacağız ki senden sonra gelenlere ibret olasın. Ama insanlardan çoğu bizim ayetlerimizden gafildirler.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Bugün senin bedenini kurtaracağız ki, arkandan gelenlere bir ibret olasın. Ama insanların çoğu bizim ayetlerimizden gerçekten habersiz bulunuyor."

Yusuf Ali (English)

"This day shall We save thee in the body, that thou mayest be a sign to those who come after thee! but verily, many among mankind are heedless of Our Signs!"

M. Pickthall (English)

But this day We save thee in thy body that thou mayest be a portent for those after thee. Lo! most of mankind are heedless of Our portents.

Yûnus Suresi
93


وَلَقَدْ

andolsun


بَوَّأْنَا

yerleştirdik



بَنِي إِسْرَائِيلَ

İsrailoğullarını



مُبَوَّأَ

bir yere


صِدْقٍ

iyi


وَرَزَقْنَاهُمْ

ve onları rızıklandırdık



مِنَ الطَّيِّبَاتِ

temiz şeylerle



فَمَا اخْتَلَفُوا

ayrılığa düşmediler



حَتَّىٰ

kadar


جَاءَهُمُ

kendilerine gelinceye



الْعِلْمُۚ

ilim


إِنَّ

şüphesiz


رَبَّكَ

Rabbin


يَقْضِي

hükmünü verir



بَيْنَهُمْ

aralarında



يَوْمَ

günü


الْقِيَامَةِ

kıyamet


فِيمَا

hususlarda



كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

ayrılığa düştükleri




















Türkçe Transcript (*)

Velekad bevve/nâ benî isrâ-île mubevvee sidkin verazeknâhum mine-ttayyibâti femâ-ḣtelefûhattâ câehumu-l’ilm(u)(c) inne rabbeke yakdî beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḣtelifûn(e)

Ali Bulaç Meali

Andolsun, biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.

Edip Yüksel Meali

İsrail oğullarına onurlu bir yer bağışladık ve onlara güzel rızıklar verdik. Fakat, kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düştüler. Rabbin, diriliş günü, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verecektir

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Gerçekten İsrailoğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızıklar verdik. Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Süleyman Ateş Meali

Andolsun biz, İsrail oğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (de bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler). Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yemin olsun, biz, İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz, Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Yusuf Ali (English)

We settled the Children of Israel in a beautiful(1474) dwelling-place, and provided for them sustenance of the best: it was after knowledge had been granted to them, that they fell into schisms. Verily Allah will judge between them as to the schisms amongst them, on the Day of Judgment. *

M. Pickthall (English)

And We verify did allot unto the Children of Israel a fixed abode, and did provide them with good things; and they differed not until knowledge came unto them. Lo! thy Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they used to differ.

Zâriyât Suresi
38


وَف۪ي مُوسٰٓى

ve Musa\da (ibret vardır)



اِذْ

hani


اَرْسَلْنَاهُ

onu göndermiştik



اِلٰى فِرْعَوْنَ

Fir\avn\e



بِسُلْطَانٍ

bir delil ile



مُب۪ينٍ

açık






















Türkçe Transcript (*)

Vefî mûsâ iż ersenâhu ilâ fir’avne bisultânin mubîn(in)

Ali Bulaç Meali

Musa (olayın)da da (düşündürücü ayetler vardır). Hani Biz onu açık bir delille Firavun'a göndermiştik;

Edip Yüksel Meali

Musa'da da (bir ders vardır). Onu Firavun'a apaçık bir delil ile göndermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.

Süleyman Ateş Meali

Musa'da da (ibret alınacak şeyler vardır). Onu açık bir delil ile Fir'avn'e göndermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Mûsa'da da. Biz onu açık bir kanıtla Firavun'a gönderdik.

Yusuf Ali (English)

And in Moses(5016) (was another Sign): Behold, We sent him to Pharaoh, with authority manifest. *

M. Pickthall (English)

And in Moses (too, there is a portent) when We sent him unto Pharaoh with clear warrant,

Zâriyât Suresi
39


فَتَوَلّٰى

çevirdi


بِرُكْنِه۪

yanını


وَقَالَ

ve dedi


سَاحِرٌ

büyücüdür



اَوْ

veya


مَجْنُونٌ

cinlidir






















Türkçe Transcript (*)

Fetevellâ biruknihi ve kâle sâhirun ev mecnûn(un)

Ali Bulaç Meali

Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: '(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir' dedi.

Edip Yüksel Meali

Erkanıyla birlikte yüz çevirdi ve "Ya bir büyücüdür, ya da bir deli," dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti.

Süleyman Ateş Meali

(Fir'avn ona) Yanını çevirdi ve: "Bu, ya büyücü veya cinlidir" dedi.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

O tüm gücüyle/tüm seçkin adamlarıyla birlikte yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Bir büyücü yahut mecnun."

Yusuf Ali (English)

But (Pharaoh) turned back with his Chiefs, and said, "A sorcerer, or one possessed!"

M. Pickthall (English)

But he withdrew (confiding) in his might, and said: A wizard or a madman.

Zâriyât Suresi
40


فَاَخَذْنَاهُ

biz de onu yakaladık



وَجُنُودَهُ

ve askerlerini



فَنَبَذْنَاهُمْ

onları attık



فِي الْيَمِّ

denize


وَهُوَ مُل۪يمٌۜ

kendi kendini kınıyordu





Türkçe Transcript (*)

Fe-eḣażnâhu ve cunûdehu fenebeżnâhum fî-lyemmi ve huve mulîm(un)

Ali Bulaç Meali

Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'

Edip Yüksel Meali

Onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Bu sonucu haketmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.

Süleyman Ateş Meali

Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.

Yusuf Ali (English)

So We took him and his forces, and threw them into the sea; and his was the blame.(5017) *

M. Pickthall (English)

So We seized him and his hosts and flung them in the sea, for he was reprobate

Zuhruf Suresi
46


وَلَقَدْ

andolsun


اَرْسَلْنَا

biz gönderdik



مُوسٰى

Musa\yı


بِاٰيَاتِنَٓا

ayetlerimizle



اِلٰى فِرْعَوْنَ

Fir\avn\a



وَمَلَا۬ئِه۪

ve ileri gelen adamlarına



فَقَالَ

dedi


اِنّ۪ي

ben


رَسُولُ

elçisiyim



رَبِّ

Rabbinin


الْعَالَم۪ينَ

alemlerin








Türkçe Transcript (*)

Ve lekad erselnâ mûsâ bi-âyâtinâ ilâ fir’avne ve mele-ihi fekâle innî rasûlu rabbi-l’âlemîn(e)

Ali Bulaç Meali

Andolsun, Biz Musa'yı, Firavun'a ve onun 'önde gelen çevresine' ayetlerimizle gönderdik. O da, dedi ki: 'Gerçekten ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim.'

Edip Yüksel Meali

Örneğin; Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına gönderdik ve "Ben evrenlerin Rabbinin elçisiyim," demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Andolsun ki, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa: "Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah'ın peygamberiyim." dedi.

Süleyman Ateş Meali

Andolsun biz Musa'yı da ayetlerimizle Fir'avn'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik: "Ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" dedi.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yemin olsun, Mûsa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun üst düzey adamlarına gönderdik de onlara dedi ki: "Ben âlemlerin Rabbi'nin resulüyüm."

Yusuf Ali (English)

We did send Moses(4649) aforetime, with Our Signs, to Pharaoh and his Chiefs: He said, "I am a messenger of the Lord of the Worlds." *

M. Pickthall (English)

And verily We sent Moses with Our revelations unto Pharaoh and his chiefs, and he said: I am a messenger of the Lord of the Worlds.

Zuhruf Suresi
47


فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ

onlara getirince



بِاٰيَاتِنَٓا

ayetlerimizi



اِذَا

hemen


هُمْ

onlar


مِنْهَا

onlarla


يَضْحَكُونَ

(alay edip) gülmeğe başladılar























Türkçe Transcript (*)

Felemmâ câehum bi-âyâtinâ iżâ hum minhâ yadhakûn(e)

Ali Bulaç Meali

Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

Edip Yüksel Meali

Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

Süleyman Ateş Meali

Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Mûsa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

Yusuf Ali (English)

But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them.(4650) *

M. Pickthall (English)

But when he brought them Our tokens, behold! they laughed at them.

Zuhruf Suresi
48


وَمَا نُر۪يهِمْ

onlara göstermeyiz



مِنْ اٰيَةٍ

bir mu\cize



اِلَّا

başkasını



هِيَ

ki o


اَكْبَرُ

daha büyüktür



مِنْ اُخْتِهَاۘ

kardeşinden (ötekinden)



وَاَخَذْنَاهُمْ

onları yakaladık



بِالْعَذَابِ

azab(lar) ile



لَعَلَّهُمْ

umulur ki



يَرْجِعُونَ

dönerler










Türkçe Transcript (*)

Vemâ nurîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uḣtihâ(s) ve eḣażnâhum bil’ażâbi le’allehum yerci’ûn(e)

Ali Bulaç Meali

Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.

Edip Yüksel Meali

Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.

Süleyman Ateş Meali

Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onlara gösterir olduğumuz her ayet-alâmet, kızkardeşi ayet-alâmetten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.

Yusuf Ali (English)

We showed them Sign(4651) after Sign, each greater than its fellow, and We seized them with Punishment, in order that they might turn (to Us). *

M. Pickthall (English)

And every token that We showed them was greater than its sister (token), and we grasped them with the torment, that haply they might turn again.

Zuhruf Suresi
49


وَقَالُوا

dediler ki



يَٓا اَيُّهَ

ey


السَّاحِرُ

büyücü


ادْعُ

du\a et


لَنَا

bizim için



رَبَّكَ

Rabbine


بِمَا عَهِدَ

söz hürmetine



عِنْدَكَ

sana verdiği



اِنَّـنَا

artık biz



لَمُهْتَدُونَ

yola geleceğiz











Türkçe Transcript (*)

Ve kâlû yâ eyyuhâ-ssâhiru ud’u lenâ rabbeke bimâ ‘ahide ‘indeke innenâ lemuhtedûn(e)

Ali Bulaç Meali

Ve onlar dediler ki: 'Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdiği sözü) adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız.'

Edip Yüksel Meali

"Ey büyücü, bizim için Rabbine dua et. Çünkü sen ona daha yakınsın; biz bundan sonra yola geleceğiz," dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlar azâbı görünce: "Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Biz gerçekten doğru yola gireceğiz." dediler.

Süleyman Ateş Meali

Bunun üzerine dediler ki: "Ey büyücü, bizim için Rabbine du'a et, sana verdiği söz hakkı için (bizi bağışlasın) artık biz yola geleceğiz!"

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Dediler ki: "Ey büyücü! Sana verdiği söz aşkına, Rabbine bizim için bir yakarıver; biz artık doğru yola gireceğiz."

Yusuf Ali (English)

And they said, "O thou(4652) sorcerer! Invoke thy Lord for us according to His covenant with thee; for we shall truly accept guidance." *

M. Pickthall (English)

And they said: O wizard; Entreat thy Lord for us by the pact that He hath made with thee. Lo! we verily will walk aright.

Zuhruf Suresi
50


فَلَمَّا كَشَفْنَا

fakat biz kaldırınca



عَنْهُمُ

onlardan


الْعَذَابَ

azabı


اِذَا

hemen


هُمْ

onlar


يَنْكُثُونَ

sözlerinden dönüyorlar























Türkçe Transcript (*)

Felemmâ keşefnâ ‘anhumu-l’ażâbe iżâ hum yenkuśûn(e)

Ali Bulaç Meali

Fakat onlardan azabı çekip-giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

Edip Yüksel Meali

Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.

Süleyman Ateş Meali

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda hemen yan çizmeye başladılar.

Yusuf Ali (English)

But when We removed the Penalty from them, behold, they broke their word.

M. Pickthall (English)

But when We eased them of the torment, behold! they broke their word.

Zuhruf Suresi
51


وَنَادٰى

seslendi


فِرْعَوْنُ

Fir\avn


ف۪ي

içinde


قَوْمِه۪

kavminin


قَالَ

dedi ki


يَا قَوْمِ

ey kavmim



اَلَيْسَ

değil mi?



ل۪ي

benim


مُلْكُ

mülkü


مِصْرَ

Mısır


وَهٰذِهِ

ve şu


الْاَنْهَارُ

ırmaklar


تَجْر۪ي

akıp giden



مِنْ تَحْت۪يۚ

altımdan


اَفَلَا تُبْصِرُونَۜ

görmüyor musunuz?














Türkçe Transcript (*)

Ve nâdâ fir’avnu fî kavmihi kâle yâ kavmi eleyse lî mulku misra ve hâżihi-l-enhâru tecrî min tah(s) efelâ tubsirûn(e)

Ali Bulaç Meali

Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: 'Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?'

Edip Yüksel Meali

Firavun halkına şöyle seslendi: "Ey halkım, Mısır'ın yönetimi ve şu altımda akıp giden ırmaklar bana ait değil mi? Görmüyor musunuz?"

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Firavun kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?

Süleyman Ateş Meali

Fir'avn kavminin içinde bağırıp dedi: "Ey kavmim, Mısır mülkü ve şu altımdan akıp giden ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?"

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Firavun, toplumu içinde haykırıp şöyle dedi: "Ey toplumum! Mısır'ın mülk ve yönetimi benim değil mi? İşte şu nehirler benim altımdan akıyor. Görmüyor musunuz?"

Yusuf Ali (English)

And Pharaoh proclaimed among his people, saying: "O my people! Does not the dominion of Egypt belong to me, (witness)(4653) these streams flowing underneath my (palace)? What! see ye not then? *

M. Pickthall (English)

And Pharaoh caused a proclamation to be made among his people saying: O my people! Is not mine the sovereignty of Egypt and these rivers flowing under me? Can ye not then discern?

Zuhruf Suresi
52


اَمْ

yahut değil miyim?



اَنَا۬

ben


خَيْرٌ

daha iyi


مِنْ هٰذَا

şundan


الَّذ۪ي هُوَ

ki o


مَه۪ينٌ

aşağılıktır



وَلَا

ve olmayandır



يَكَادُ

nerdeyse


يُب۪ينُ

söz anlatacak durumda














Türkçe Transcript (*)

Em enâ ḣayrun min hâżâ-lleżî huve mehînun velâ yekâdu yubîn(u)

Ali Bulaç Meali

'Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir.'

Edip Yüksel Meali

"Yahut ben, şu aşağılık ve konuşmaktan aciz olan adamdan daha üstün değil miyim?"

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?

Süleyman Ateş Meali

Yahut ben, şu aşağılık, nerdeyse söz anlatamayacak durumda olan adamdan daha iyi değil miyim?

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Yoksa ben şu zavallı, şu meramını anlatamayacak adamdan hayırlı değil miyim?"

Yusuf Ali (English)

"Am I not better than this (Moses), who is a contemptible wretch(4654) and can scarcely express himself clearly? *

M. Pickthall (English)

I am surely better than this fellow, who is despicable, and can hardly make (his meaning) plain!

Zuhruf Suresi
53


فَلَوْلَٓا اُلْقِيَ

atılmalı değil miydi?



عَلَيْهِ

üzerine


اَسْوِرَةٌ

bilezikler



مِنْ ذَهَبٍ

altın


اَوْ

yahut


جَٓاءَ

gelmeli (değil miydi?)



مَعَهُ

yanında


الْمَلٰٓئِكَةُ

melekler


مُقْتَرِن۪ينَ

yakın













Türkçe Transcript (*)

Felevlâ ulkiye ‘aleyhi esviratun min żehebin ev câe me’ahu-lmelâ-iketu mukterinîn(e)

Ali Bulaç Meali

'Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?'

Edip Yüksel Meali

"Neden ona altınlardan oluşan bir hazine verilmiyor, yahut neden yanında çalışacak melekler gelmiyor?"

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Eğer O'nun dediği doğru ise üzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli değil miydi?"

Süleyman Ateş Meali

(Eğer o, doğru söylüyorsa) Üzerine altın bilezikler atılmalı, yahut yanında (kendisine yardım eden, onu doğrulayan) melekler de gelmeli değil miydi?"

Yaşar Nuri Öztürk Meali

"Ona altın bilezikler atılmalı, yanında-hizmetinde melekler bulunmalı değil miydi?"

Yusuf Ali (English)

"Then why are not(4655) gold bracelets bestowed on him, or (why) come (not) with him angels accompanying him in procession?" *

M. Pickthall (English)

Why, then, have armlets of gold not been set upon him, or angels sent along with him?

Zuhruf Suresi
54


فَاسْتَخَفَّ

küçümsedi



قَوْمَهُ

kavmini


فَاَطَاعُوهُۜ

onlar da ona boyun eğdiler



اِنَّهُمْ

çünkü onlar



كَانُوا

idiler


قَوْماً

bir kavim



فَاسِق۪ينَ

yoldan çıkmış




















Türkçe Transcript (*)

Festeḣaffekavmehu fe-etâ’ûh(u)(c) innehum kânû kavmen fâsikîn(e)

Ali Bulaç Meali

Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.

Edip Yüksel Meali

Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da O'na itaat ettiler. Çünkü onlar fâsık bir kavimdi.

Süleyman Ateş Meali

Kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

İşte toplumunu böyle küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum idiler.

Yusuf Ali (English)

Thus did he make fools of his people, and they obeyed him: truly were they a people rebellious (against Allah..

M. Pickthall (English)

Thus he persuaded his people to make light (of Moses), and they obeyed him. Lo! they were a wanton folk.

Zuhruf Suresi
55


فَلَمَّٓا اٰسَفُونَا

onlar bizi kızdırınca



انْتَقَمْنَا

biz de öc aldık



مِنْهُمْ

onlardan


فَاَغْرَقْنَاهُمْ

ve onları boğduk



اَجْمَع۪ينَۙ

hepsini




Türkçe Transcript (*)

Felemmâ âsefûnâ-ntekamnâ minhum feaġraknâhum ecma’în(e)

Ali Bulaç Meali

Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.

Edip Yüksel Meali

Bizimle savaşmakta israr edince onlardan öc aldık, hepsini boğduk.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda boğduk.

Süleyman Ateş Meali

Onlar bizi kızdırınca biz de onlardan öc aldık, hepsini boğduk.

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince, biz de onlardan öc aldık; hepsini suya gömüverdik.

Yusuf Ali (English)

When at length they(4656) provoked Us, We exacted retribution from them, and We drowned them all.(4657) *

M. Pickthall (English)

So, when they angered Us, We punished them and drowned them every one.

Zuhruf Suresi
56


فَجَعَلْنَاهُمْ

onları yaptık



سَلَفاً

geçmiş ataları



وَمَثَلاً

ve örneği



لِلْاٰخِر۪ينَ۟

sonradan gelenlerin





Türkçe Transcript (*)

Fece’alnâhum selefen ve meśelen lil-âḣirîn(e)

Ali Bulaç Meali

Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.

Edip Yüksel Meali

Onları, sonradan gelecekler için bir ibret ve örnek yaptık.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onları sonradan gelecekler için ibret ve örnek kıldık.

Süleyman Ateş Meali

Onları sonradan gelen(inkarcı)ların geçmiş ataları ve örneği yaptık(bunlar da onların izinden gittiler).

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onları, sonra gelecekler için eski bir örnek yaptık.

Yusuf Ali (English)

And We made them (a people) of the Past(4658) and an Example to later ages. *

M. Pickthall (English)

And We made them a thing past, and an example for those after (them).

Yüklə 8,04 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   252   253   254   255   256   257   258   259   260




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin