Nevevi Kırk Hadis Şerhi



Yüklə 2,71 Mb.
səhifə56/57
tarix17.12.2017
ölçüsü2,71 Mb.
#35128
1   ...   49   50   51   52   53   54   55   56   57

Muaviye bin Kurra dedi ki: Ömer bin Hattab yemen ehlinde bir kısım insanlara karşılaştı ve dedi ki:

“Siz kimsiniz?” dediler ki:

“Biz tevekkül sahibleriyiz” dedi ki:

“Siz bilakis müekkilsiniz, çünkü metevekkil sevgisini yere atıp Allah’a tevekkül edendir.”3 Hallal dedi ki: Muhamed bin Mansur bize haber verdi ve dedi ki: Mazini Bişr bin Harise tevekkül sordu, o da dedi ki: Tevekkül sahibi Allah’a kendisine kafi gelinsin diye tevekkül etmez, eğer bu kıssa tevekkül sahilin kalbine girse, tevbe ve pişmanlıkla Allah’a sığınırlar fakat tevekkül sahibi kalbiyle Allah’tan kifayet olan girer, Alah’ı kefil olduğu hususta tasdik eder.

Bu sözün manası Hakiki tevekkül sahibi tevekkülü rızkı ve başka şey hususunda Allah’tan elde etmek için sebeb kılmaz, çünkü eğer bunu yapsa rızkı celbetmek ancak hakiki tevekkülden: Allah’ın kulun rızkını ve ona yetecek şeye kefil olduğunu bilmesi ve kefil olduğu hususta onu tasdik etmesidir ve kalbiyle ona güven duymasıdır rızkı celb etme hususunda tevekkülü sebebler çizgisinde kılmamasıdır, rızık takva sahibi fasık mümin ve kafir gibi herkese taksim edilmiştir, Allah Teala buyurdu ki: (Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’ın üzerinedir) (Hud: 11/6) bu yürüyenlerden çoğunu çalışma hususunda acizliğiyle beraber böyledir, Allah buyurdu ki: (Nice canlı vardır ki rızkını (yanında) taşımıyor, onlara da size de rızık veren Allah’tır) (Ankebut: 29/60)


(1) Nuaym Hilyetül Evliya’da (8/351) Bişr bin Haris el-Hafi’den tahric etti.

(2) Sahihtir, Abdullah bin Amr’dan Davud ibni Hibban bu lafızla, Müslim ve ibni Hibban şu lafızla: “Kişiye fünah olarak gemine baktığı kimseyi zayi etmesi yeter (Camiul usul: 9/36).

(3) Sahihtir, Müslim ebu Hureyre’den tahric etti (Camiul usul: 10/521).

(4) Hadisinin isnadı zayıftır, Ebu Davud tahric etti Camiul usul: 10/550).

(5) Hadis zayıf münkerdir tirmizi (2519) tahric etti ve de di ki: Bu hadis garibtir, Yahya dedi ki: Benim yanımda bu hadis münkerdir, senedin de Muğri bin Ebi Kurra es-Südeysi var o zayıftır, Amr bin Ümeyye ed-Damri hadisiyle kuvvetleniyor.

(1) Sahihtir, Taberani Kebir’de bir çok tarikiyle tahric etti, Heysemi Mecma’da (10/303) dedi ki: Tariklerin birinin adamları sahih rivayet adamlarıdır, Yakub bin Abdullah bin Ümeyye güvenilirdir. Hakim İbni Hibban ve Zehebi doğruladı.

(2) Deylemim Sünedül Firdevs’te Tahric etti.

(3) İbni Dünya Tevekkül’de tahric etti.

Kul sağ oldukça Allah onu rızıklandırır ve çalışma olsun olmasın Allah ona kolaylaştırır kim rızık talebi için Allah tevekkül etse tevekkül kazanç ve sebeb kılar, kim ona kefilliğinde güvenerek tevekkül ederse ona güvendiğinden ve vadini tazdik ettiğinden dolayı tevekkül etmiş olur, Müsenna el-Enbari1’nin sözüne güzeldir. O imam Ahmed’in ashabını seçkinlerindendir: Kefalet altına alınmışsa tasalanmayın, kefli olanı itham etmiş olursunuz ve rızkı razı olmamış olursunuz.

Bilki tevekkülün neticesi kazaya rızadır, kim işlerini Allah’a havale ederse ve kendisine olan takdirine razı olursa tevekkül gerçekleştirmiş olur, bunun için Hasan Fadayl ve ikisinden başkası tevekkülü rızayla tefsir ediyorlardı. İbni Ebi’ddünya dedi ki:2 Hikmet sahiblerin birine şöyle dediği bana ulaştı: Tevekkül üç derecedir: Birincisi: fiikayeti terketmektir, İkincisi: Rıza, üçüncüsü: Muhabbettir. fiikayeti terketmek: Sabır derecedir, rıza: Allah’ın taksim ettiğine kalbin sükunet bulmasıdır, bu birinciden daha yüksektir, sevgi: Sevgisi Allah’ın yaptığı şeye olmasıdır. Birincisi zahidler içindir, ikincisi sadıklar için, üçüncüsü peygamberler içindir.

Allah’a tevekül eden eğer rızık ve başka hususta Allah’ın takdirine sabrederse o sabırlıdır, sonra kendisine takdir edilecek olana razı olursa o razıdır, eğer onu tamamen bir idaesi olmaz ve kendisine takdir edicek olan rıza gösterilse bu seven ariflerin derecesidir, Ömer bin Abdul Aziz diyordu ki: Ben sabahlarım ve benim için kaza ve kaderimden başka bir sevinç yoktur.
S:267 ELLİNCİHADİS

Allah Teala’nın Zikri

Abdullah bin Bişr’den şöyle dediği rivayet edildi: Peygamber (s.a.v.)’e bir adam geldi ve dedi ki:

“Ya Rasulullah İslam’ın şeriatlara bana çoğaldı, bize yapışacağımız toplayıcı bir kapı göster” buyurdu ki:

“Dilin Allah’ın zikriyle devamlı yaş olsun” bu lafızla bunu İmam Ahmed tahric etti.1

Bunu Tirmizi ibni Mace, ibni Hibban sahihinde manasıyla tahric etti, Tirmizi, dedi ki: Hasen garibtir, hepsi Amr bin Kays el-Kindi rivayetinden tahric etti, o da Abdullah bin Bişr’den rivayet etti, İbni Hibban sahihinde2 Muaz bin Cebel’den şöyle dediğini tahric etti: “Rasulullah (s.a.v.)’den son ayrılışımda ona dedim ki:

“Amellerin hangisi daha hayırlı ve Allah’a daha yakındır?” buyurdu ki:

“Lisanın Allah’ın zikriyle yaş olduğu halde ölmendir.” Bu kitabta dağınık olarak zikrin faziletlerinin zikri çok geçti, burada ona devam etmek ve çokça yapanın faziletini zikredeceğiz.

Allah müminlere kendisine çok zikretmelerin emretti böylece kendini zikredini övdü, buyurdu ki: (Ey inananlar! Allah’ı çokça zikredin. Ve onu sabah akşam tesbih edin) (Ahzab: 33/41-42) ve buyurdu ki:(Allah’ı çokça zikredin belki kurtulursunuz) (Enfal: 8/45) ve buyurdu ki: (Allah’ı çokça zikreden erkeklere ve zikreden kadınlara varya; işte Allah bunlar için bir mağfiret ve büyük mükafat hazırlamıştır). (Ahzab:33/35)
(1) Hanbelilerin tabakatına bak: 1/336.

(2) Tevekkül’de, S: 46.

(1) Hadis sahihtir Ahmed ve Tirmizi tahric etti (3372) ve: Harise, garibtir, ibni Mace, ibni Ebi fieybe, ibni Hibban sahihinde, Ebu Nuaym Hilye’de: (5/51) ve Hakim tahric etti ve dedi ki: İsnadı sahihtir Terğib ve Terhib: 2/394.

(2) İbni Hibban sahihinde tahric etti; 918.

Ve buyurdu ki: (Onlar ki Allah’ı ayakta, otururken veya onların üzereyken zikrederler) (Ali İmran: 3/191) Müslim’in sahihinde Ebu Hureyre’den rivayet edildi: “Rasulullah (s.a.v.) Cümdan denilen bir dağa uğradı ve buyurdu ki:

“Yürüyünüz, bu Cümdandır, müferridun ileri gitti.” Dediler ki:

“Müferridun kimdir ya Rasulullah?” buyurdu ki:

“Allah’ı çokça zikreden erkekler ve kadınlardır.”

Bunu imam Ahmed tahric etti ve lafzı:

“Müferridun geçti” dediler ki:

“Müferridun nedir?”Buyurdu ki:

“Allah’ın zikrinde aklını yitirenlerdir (ihtiyarlayanlardır, çünkü belli bir yaşa gelince akıl zayıflar)” buyurdu ki:Allah’ın zikrinde bunaklaşanlardır, zikir onların ağırlıklarını alır ve kıyamet günü hafif olarak gelirler.”2

Musa bin Ubeyde Ebu Abdullah el Karaz’dan o da Muaz bin Cebel’den şöyle dediğini rivayet etti: Rasulullah (s.a.v.)’le beraber Cüm’dana yakın yürürken uyardı ve buyurdu ki:

“Ey Muaz ileri gidenler nerede?”

“Geçtiler ve insanlar geride kaldılar dedim” buyurdu ki:

“Ey Muaz ileri gidenler Allah’ın zikrinden başka önemsemedikleri şey olmayanlardır.” Bunu Cafer el-Firyabi tahric etti.3

Bu Siyak’tan bu hadiste geçenlerin zikir vechi açığa çıkıyor, çünkü bineklileri geçince ve bazıları geri kalınca Peygamber (s.a.v.) geçenlerin Allah’ın zikrine devam edenler ve ona önem verenler olduğunu uyardı, çünkü el istihtaru biş şey: Onunla meşgul olma, önem vermek, hatta nerdeyse zikrini terketmemektir, bu “müstehterun” şeklinde rivayet edenlerinkine göredir.

Bunu bazısı rivayet etti ve: “Onlar Allah’ın zikrinde hata edenlerdir (çok zikirden dolayı)” ibnu Kuteybe4 Heter’i sözde yanılmak diye açıkladı, hadiste S: 369 olduğu gibi: “Birbirine söven iki kişi iki şeytandır, birbirine yalan söylerle düşük söz ederler”1 dedi ki: Bu hadisten murad Allah’ın zikrinde ve itaatında kendisine verilen ve bunaklaşandır, dedi ki: Bu rivayete göre müferidun ile murad: İçerisinde bulunduğu asırda ömür (uzun ömür) ile yalnız kalandır.

Birinci rivayete göre müferridun Allah’ın zikri sebebiyle insanlardan ayrı kalanlardır, yine dedi ki: İhtimaldirki , bu daha açıktı- iki rivayete göre de infirad: Bu amelle yalnız kalmaktır, o da çok zikirdir, yoksa bedeni yalnızlık değildir, ya asırda ya da topluma karışmada yalnızlıktır, Allah en iyiyi bilir.

Ömer bin AbdulAziz’in Arefe gecesi söylediği sözü de bu manadadır: Bu gün geçen devesi geçen değildir, ancak geçen bağışlanandır. Bu inadla Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Kim cennet bahçelerinde menfaatlenmek isterse, Allah’ın zikrini çoğaltsın.”2 İmam Ahmed, Nesai ve ibni Hibban sahihinde Ebu Saidi Hudri’den tahric etti, Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:

“Baki kalacak salih amelleri çoğaltınız” denildi ki:

“Ey Allah’ın rasulü onlar nedir?” buyurdu ki:

“Tekbir, tekbir, tesbih ve el hamdu lillah, vela havla vela kuvvete illa billahtır.”3

Müsned’de ve ibni Hibban’ın sahihinde yine Ebu Saidi Hudri Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Mecnun deyinceye kadar Allah’ın zikrini çoğaltın.”4 Ebu Nuaym Hilye’de5 ibni Abbas’tan merfu olarak rivayet etti:“Münafıklar: Siz gösteriş yapıyorsunuz deyinceye kadar Allah’ın zikrini çoğaltın.”


(2) Sahihtir, Ahmed, Müslim, Tirmizi (3590), ibni Hibban, Hakim tahric etti (Camiul usul: 5/242, Terğib ve Terhib: 2/399).

(3) Musa bin Ubeyde’yi Nesai, ibni Main ve başkası zayıf gördü (Mizanul itidal: 54/213). Yine Taberani Kebir’de tahric etti senedinde Musa bin Ubeyde var, Heysemi Mecma’da; (10/75) O zayıftır, dedi yine Taberani Ebu’dderda’dan, Abdullah bin Muhammed bin Said bin Ebi Meryem’in şeyhinden tahric etti, onlar zayıftır. İbnul Esir dedi ki: Hetera birşey vestehtera bihi:Ona dalmak ve başkasını konuşmamak, el müstehterun: Zikirle oyalanan ve ona devam edenlerdir.

(4)Bak:“Garibulhadis”: 1/321 ve sonrası.

(1) Sahihtir, İyad bin Himar’dan Ahmed, Buhari Edebül Müfred’de; (427) Taberani Kebir’de ve Bezzar tahric etti, ibni Habban doğruladı.

(2) Zayıftır, Musa bin Ubeyde tahric etti, o zayıftır.

(3) Derrac’ın Ebul Heysem’den rivayetinden rivayetinden dolayı isnadı zayıftır, Said bin Mansur, Ahmed, Nesai, Ebu Ya’la ibni Cerir, Taberani, ibni Ebi Hatim, ibni Hibban ve Hakim tahric etti ve doğruladı, ibni Mirdeveyh’te tahric etti (Dürrül Mensur: 4/408) ibni Hibban ve Hakim’in doğruladığından dolayı doğruluğunu tercih ediyorum.

(4) Derrac’ın zayıflığından dolayı isnadı zayıftır, Ahmed, Ebu Ya’la, ibni Hibban sahihinde ve Hakim tahric etti ve dedi ki: İsnadı sahihtir (Terğib ve Terhib: 2/399) ibni Hibban ve Hakim’in doğrulayı sebebiyle doğruluğunu tercih ediyorum.

(5) Zayıftır, Ebu Nuaym Hilye’de, Taberani Kebir’de, ibnul Mübarek Zühd’de tahric etti, Heysemi Mecma’da (10/76) dedi ki: Senedinde Hasan bin Ebi Cafer var, o zayıftır. Beyhaki Ebul Cevza’dan mürsel olarak rivayet etti (Terğib ve Terhib: 2/399.)

İmam Ahmed ve Tirmizi Ebu Said’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.)’e soruldu ki:

“Kıyamet günü kulların hangisi derece bakımından daha faziletlidir?” buyurdu ki:

“Allah’ı çok zikredenlerdir” denildi ki:

“Ey Allah’ın rasulü, Allah yolunda savaşandanda mı?” Buyurdu ki:

“Eğer kılıcıyla kafirlere ve müşriklere vursa ve kılıcı kırılsa ve kana boyansada Allah’ı zikredenle ondan derece bakımından daha faziletli olur.”1

İmam Ahmed2 Sehl bin Muaz’da (o da babası Muaz bin Enes’ten),o da Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etti ki: Bir adam ona sordu ve dedi ki:

“Cihadın hangisi ecir bakımından daha büyüktür?” buyurdu ki:

“Allah’ı çok zikredenlerdir” sonra dedi ki:

“Oruçluların hangisi daha büyüktür?” buyurdu ki:

“Allah’ı çokça zikredenleridir” sonra bize namaz, oruç, hac ve sadakayı zikretti, bütün hepsinde Rasulullah (s.a.v.); “en çok Allah’ı zikredenleridir” buyuruyordu, Ebu Bekir dedi ki:

“Ey Ebu Hafs, zikredenler hayrın hepsini götürdü” bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:

“Evet.”


İbnul Mübarek ve ibnu Ebiddünya mürsel vecihlerle manasıyla tahric etti3 Müslim’in sahihinde4 Ayşe (r.a.) dedi ki: Rasulullah (s.a.v.) bütün zamanlarında Allah’ı zikrediyordu. Ebu’dderda dedi ki:Dilleri Allah’ın zikrinden dolayı ıslak olmaya devam edenlerden biri cennete gülerek girer, (ona denildi ki: Bir adam yüz canlı (köle) azad etti, dedi ki:Bir adamın malından yüz canlı (azadı) çoktu, bundan daha efdali gece ve gündüz gereğiyle amel edilen imandır ve sizden birinizin dilinin Allah’ın zikrinden dolayı ıslak devam etmesidir.6 S: 371 Muaz dedi ki: Sabahtan akşam kadar Allah’ı zikretmem bana sabahtan akşama kadar atların güzelini Allah yolunda taşımamdan daha sevimlidir.1

İbni Mesud (Allah’tan hakkıyla korkun) (Ali İmran: 3/102) ayeti hakkında dedi ki: İtaat edilmesi asi olunmaması, zikredilmesi, unutulmaması, şükredilmesi, küfredilmemesidir, bunu Hakim tahric etti -merfu olarak, ve doğruladı, meşhur olan mevkufluğudur.3 Hakim ref etmedi ancak Abdullah’a vakfetti (mevkuflaştırdı). Buhari ve Müslim’in şartı üzere doğruladı.

Zeyd bin Eslem dedi ki:Musa (a.s.) dedi ki:

“Ya rabbi bana çok nimet verdin, bana sana çok şükretmemin yolunu göster” buyurdu ki:

“Beni çok zikret, beni çok zikredersen bana şükretmiş olursun, beni unutursan bana küfran etmiş olursun.” Hasan dedi ki:Allah’a kullarının en sevimlisi, onu en çok zikredenleri ve kalb olarakta en takvalı olanlardır.

Ahmed bin Ebul Havari dedi ki: Bana Ebul Meharik anlattı dedi ki: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:“İsra gecesinde arşın nuru içinde kaybolmuş bir adama rastladım dedim ki:

“Bu kimdir, melek midir?”

“Hayır” denildi,

“Peygamber mi?”

“Hayır” denildi.

“Kim o dedim” dedi ki:

“Allah’ın zikrinden dolayı dili ıslak olan ve kalbi mescidlere bağlı olan adamdır, ve kesinlikle ana babasına sövmemiştir.”4 İbni Mesud dedi ki: Musa (a.s.) dedi ki:

“Rabbim kulların hangisi sana daha sevimlidir.” Buyurdu ki:

“Beni çok zikredenleridir.” Kab dedi ki: Kim Allah’ın zikrini çoğaltırsa nifaktan kurtulur. Bunu Müemmil Hammad bin Seleme’den, o da Süheyl bin Ebi Salih’ten, o da Ebu Hureyre’den merfu olarak rivayet etti5 Taberani bu isnatla merfu olarak tahric etti: “Kim Allah’ın zikrini çok yapmazsa imandan beri olur.”6


(1)İsnadı zayıftır, Ahmed, Beğavi, Tirmizi (3373) tahric etti ve dedi ki: Ya Rasulullah insanların hangisi derece bakımından daha büyüktür denildi buyurdu ki; Allah’ı zikredenlerdir (Terğib ve Terhib: 2/392).

(2)İsnadı zayıftır, Ahmed, Taberani Kebir’de Muaz (r.a.)’dan tahric etti senedinde Zeban bin Faid ve ibni Lehia var zayıftırlar (Terğib ve Terhib: 2/400, Mecmauz zevaid: 10/74).

(3) İbnul Mübarek Zühd’de Ebu Said el-Makburi’den mürsel olarak tahric etti, yine ibnu Ebi’ddünyada tahric etti.

(4)Sahihtir, Müslim, Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi (3381) İbni Mace tahric etti ibni Hibban ve ibni Huzeyme doğruladı Camiul usul: 5/243.

(5)Eser sahihtir, Ebudderda’dan Ahmed Zühd’de, ibni Ebi fieybe, ibnul Mübarek, Ebu Naym Hilye’de tahric etti: 1/219.

(6) Eser sahihtir, Ebu’dderda’dan Ahmed Zühd’de Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti (1/219) Lafzı: “Sa’d bin Münebbih’in babası yüz köle azad etti.

(1) Eser sahihtir, Muaz bin Cebel’den ibnu Ebi fieybe ve Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti. (1/235).

(3) İbnu Mesud’a mevku bir eserdir tahrici Hakim’dedir.

(4)Mürseldir, Ebul Meharik’tan ibnu Ebiddünya mürsel olarak tahric etti (Terğib ve Terhib: 2/395).

(5)Zayıftır, Hafız Münziri hakkında Terğib ve Terhib’te dedi ki: (2/401) hadis garibtir, Taberani, Evsat ve Sağir’de tahric etti, lafzı:“Kim Allah’ın zikrini çoğaltmazsa imandan beri olur.”

(6) Daha önce geçtiği gibi hadis zayıftır Taberani Evsat ve Sağir’de tahric etti.

Bu manaya Allah Teala’nın münafıkları Allah’ı az zikreder olarak vasıflandırması şahiddi, kim Allah’ı çok zikrederse onların sıfatlarından ayrılır, bunun için Münafikun suresi Allah’ın zikrini emirle bitirildi, mümini bundan mal ve çocuğun oyalamaması emredildi, çünkü kimi bir şeyin zikri Allah’ın zikrinden oyalarsa o zarar edenlerdendir.

Rabi bin Enes bazı ashabında rivayetle dedi ki: Allah’ın sevgisinin alameti zikrini çok yapmaktır, çünkü sen bir şeyi seversen zikrini çoğaltırsın. Fetih El Musili dedi ki: Allah’ı seven göz açıp kapayıncaya kadar bile Allah’ın zikrinden gafil olma. Zün Nun dedi ki: Kimin kalbi ve dili zikirle meşgul olursa Allah onun kalbine kendisine iştiyakı atar.

İbrahim bin Cüneyd dedi ki: Deniliyordu ki:Allah’ı seven kişinin alametlerinden kalb ve dil ile zikre devamıdır, kişi Allah’ın zikrine önem verirse bu onun sevgisini ifade eder.

Selefin bazısı münacatında diyordu ki: Kahramanlar kahramanlıklarından usansa da seni sevenler sana münacat ve senin zikrinden usanmaz.

Ebu Cafer el-Muhavveli dedi ki:Allah’ın velisi Allah’ı seven ve kalbi rabbinin zikrinden boş kalmayandır, onun hizmetinden usanmayandır. Ayşe (r.a.)’nin sözünü zikrettik: “Peygamber (s.a.v.) her zamanında Allah’ı zikrediyordu.”1 Manası, ayakta, yürürken, otururken, yatarken ister abdestli, ister abdestsiz olarak.

Müsir dedi ki:Deniz hayvanları deniz de sakin duruyordu da, Yusuf (a.s.) hapiste Allah’ın zikrinden durmuyordu. Ebu Hureyre’nin bir ipi vardı onda bin düğüm vardı onunla tesbih çekinceye kadar uyumazdı.2

Halid bin Ma’dan her gün kırk bin tesbih çekiyordu, kuran okuyuşu hariç, ölünce yıkanmak için sedire konuldu, parmağını tesbih çeker gibi oynatıyordu.”3

S: 373 Umeyr bin Hani’e denildi ki: Senin lisanının gevşediğini görmüyoruz her gün kaç tesbih yapıyorsun? dedi ki:Parmaklarımın hata etmesi hariç, yüzbin.1 Yani o bunu parmaklarıyla sayıyordu.

Abdul Aziz bin Ebi Ruvvad dedi ki:Mekke de bizim yanımızda günde oniki bin tesbih çeken bir kadın vardı ve öldü, kabre ulaşınca adamların ellerinden gasbedildi Hasan’ı Basri çokça derdi ki: -Eğer konuşmuyor ve bir uğraşısı yoksa- Sübhanellahil azim, bu Mekke fakihlerinin bazısına zikredildi de: Arkadaşınız fakihtir, bunu yedi kere söyleyene cennete bir ev bina edilir.

İbni Sirin’in genellikle sözü: Sübhanellahil azim, sübhanellahi ve bihamdihi idi.

Muğire bin Hakim es Sanani gözler uyuyunca denize iner deniz hayvanlarıyla birlikte Allah’ı zikrederdi.2

Bazı kimseler İbrahim bin Edhem’in yanında uyudu ve dedi ki: Ben gece de her uyanışımda onu Allah’ı zikrediyor buldum, bunun üzerine gamlandın, sonra şu nefsimi şu ayetle taziye ettim (teseli):(Bu Allah’ın fazlıdır, onu dilediğine verir) (Maide: 5/54) Sevdiğinin ismini seven kimsenin o isim kalbinden kaybolmaz. zikrini unutmakla sorumlu tutulsa gücü yetmez, zikrini terketmeye sorumlu tutulsa sabredemez: Seven sevgilinin zikrinin nasıl unutur ismi gönlünde yazılmıştır.

Bilal, müşrikler kendisine sıcakta her azab ettiğinde tevhid üzere:Ehad, ehad diyordu, O na:Lat ve Uzza dediklerinde: Bunu güzel söyleyemiyorum derdi4 Kalbten sizin unutulmanız isteniyor tabiatlar nakledene reddediyor.

Marifet her kuvvetlenişinde zikir zikredenin dilindemeşakkatsiz akar, hatta bazısının uykusundayken dilinde Allah Allah oluyor, bunun için cennet ehline tesbih ilham olunur, kendilerine nefes ilham olunduğu gibi, dünya ehlinesoğuksu gibi onlarada La ilahe İlallah olur. Sevri şöyle şiir söyledi: Hayır ben seni unutuyor değilim zikrini çoğaltıyorum fakat dilim bununla akıyor.

(1) Tahrici yakında geçti.

(2)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (1/383).

(3)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 5/210.

(1)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 5/157.

(2)Benzerini Ebu Nuaym Hilye’de zikrettiYemen ehlinin efendisi Hakem bin Üseyd’de: 10/141.

(4)İbni Sad Bilal’in tercemesin de tabakatında tahric etti.

İbni Ömer’den şöyle dediği rivayet edildi:Ehli kitab bana güvercinin yuvasını sevdiği gibi bu ümmetin zikri sevdiğini haber verdi, onlar develerin susuzluk gününde suya hız göstermelerinden Allah’ın zikrine hız göstermeleri daha hızlıdır. Sevenlerin kalbleri ancak onun zikriyle huzur bulur, müştakların ruhları ancak onu görmekle sükunet bulur.

Zün’nun dedi ki: Dünya ancak onun zikriyle, ahiret ancak onun affıyla, cennet ancak onu görmekle güzel olur.1

İsteklilerin nefisleri ebediyyen diyarınıza özlem duyuyor.

Yine kalbler sizin zikrinizle korkudan sonra huzurlanıyor.

Ey efendilerim hayatınızla cömertleşin, kavuşmayla ihsan edin.

“Size mecnun diyecekleri zamana kadar Allah’ı zikredin.”2 Hadisi geçmişti, bazısı şöyle dedi:

Çok vesveselidir denilinceye kadar seni çok zikrettim. Ebu Müslim el-Havlani çok zikrederdi, bazı insanlar onu gördü ve haline itiraz etti, ashabına dedi ki:Arkadaşınız mecnun mudur?. Bunu Ebu Müslim işitti ve dedi ki:Hayır ey kardeşim, fakat bu mecnunun (deliliğin) ilacıdır. Sevginin hürmetine benim için size bedel yoktur benim için efendilerim sizden başka maksat yoktur. Arkadaşlık ettiğim kavme şark koştum olanların dışında kalbim sizinledir, onlar razı oldu. Sizinle konuşmamdan dolayı, bu hastadır dediler, dedim ki:Bu hastalık bende devam eder durur. Deliler zikirden oyalayan her uğraştan ayrı kalırlar, onlar içinsevdikleriyle yalnız kalmaktan daha sevimli birşey yoktur. İsa (a.s.) dedi ki:

“Ey havariler topluluğu Allah’la çokça konuşunuz, insanlarla az konuşunuz” dediler ki:

“Allah’la nasıl konuşuruz?” dedi ki:

“Onun yalvarışıyla, ona dua ile başbaşa kalınız.”

S: 377 Selefin bazısı her gün bin rekat namaz kılıyordu, hatta iki ayağıyla kalkamaz oldu, bin rekatı oturarak kılıyordu, ikindiyi kılınca diz üstü çöker kıbleye yönelir ve derdi ki: Yaratıkları şaşırdım senden başkasıyla nasıl dost olur, bilakis yaratıklara şaştım senden başkasının zikriyle nasıl kalbleri nurlanır.

Bazısı seninin tamamını oruç tutuyor, iftar vakti olunca diyordu ki:Nefsimden yemekten dolayı zikirden çıkmasından korkuyorum. Muhammed bin Nadr’a yalnızlıktan vahşet duymuyor musun? Nasıl vahşet duyayım o buyuruyor ki: Ben beni zikredenin meclis arkadaşıyım.2

Sevgilinin ismini kullardan gizledim gönlümdeki çocukluğa tekrarladım.

Boş kalmış beldeye arzum, belki sevdiğimin ismini çağırırım.

Sevenin hali ve marifeti kuvvetlenince onu dil ve kalb ile zikirden hiçbir şey oyalamaz, o cismiyle arkalardadır kalbi yüksek yerdedir, Ali (r.a.)’nin onların vasfını zikrederken dediği gibi:Cesedleriyle dünyaya arkadaşlık ederler, kalbelri yüce makama bağlıdır, bu manada denidi ki:

Cismim benimleri fakat ruhum yanınızdadır cisim gurbette ruh vatandadır.

Başkası dedi ki:

Seni gönülde benimle konuşan kıldım benimle oturmayı isteyenlerlede cismimi bırakıyorum cismim oturanla ünsiyet kurar kalbimin sevgilisi de gönülde enisimdir. Bu Allah Teala’nın buyurduğu gibi peygamberler ve sıddıkların halidir: (Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın) (Enfal: 8/45)
(1)Ebu Nuaym Hilye tahric etti (9/372).

(2) Tahrici yakında geçti, Ebu Saidi Hudri’den tahric edildi.

(1) İbnul Cevzi’nin Sıfetus Safvesi: 3/159 ve sonrası. “Ben beni zikredenin meclis arkadışıyım” haberini Deylemi Ayşe’den senedsiz tahric etti, Beyhaki bunu Übey binKab’tan o da Musa (a.s.)’dan zikretti (Mekasıdul hasene S: 95.

Tirmizi Merfuan1 Allah buyuruyor ki:“Benim tamulum: Örnekliğine kavuşarak beni zikredendir” ve buyurdu ki:(Hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman babalarınızı andığınız gibi hatta ondan daha kuvvetli şekilde Allah’ı anın) (Bakara: 2/200) ve buyurdu ki:(Ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerineyken Allah’ı zikredin). (Nisa: 4/103) Korku anında namazı kastediyor, bunun için buyurdu ki: (Huzura kavuşuncada namazı dosdoğru kılın) (Nisa: 4/103) ve cuma namazının zikri esnasında buyurdu ki:(Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lüfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz) (Cuma: 62/10) fazlından istemeyi ve çok zikrini bir arada toplamayı emretti.

Bunun için varid oldu ki:Gaflet yerlerinde ve çarşılarda zikir faziletlidir, Müsned’de ve Tirmizi ve ibni Mace’de ibni Ömer’den merfu olarak rivayet edildi ki: “İçerisinde bağırılan ve satış yapılan bir çarşıya kim girerse ve:Lailahe illallahu vahdehula şerike lehu, lehul mülkü velehül hamdu, yuhyi ve yümitü ve hüve hayyün la yemütü biyedihil hayr ve hüve ala külli şeyin kadir derse, Allah ona milyon iyilik yazar, milyon kötülük siler, onun derecesini bir milyon yükseltir.”6


Yüklə 2,71 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   49   50   51   52   53   54   55   56   57




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin