Pre-modern, modern, postmodern



Yüklə 55.26 Kb.
tarix01.11.2017
ölçüsü55.26 Kb.

PRE-MODERN, MODERN, POSTMODERN:

Bu çalışma, David Boje & Robert Dennehy's Managing in the Postmodern World


3rd Edition September 1999, kitabının ilgili bölümünden derlenmiştir..
Bu çalışmada yönetim ve örgüte modern öncesi, modern ve modern sonrası yaklaşımlar özetlenecektir. Her yaklaşımın farklı hikâyeleri aydınlık ve karanlık yüzleri vardır. Çalışmada bu yönlerin yönetim uygulamalarına etkileri irdelenecektir.

Pre-Modern, Modern-Öncesi Hikaye

Pre-modern köklerin sanayileşme öncesi döneme uzan bir söylemdir (yazma ve söyleme biçimleri). Sanayi öncesi dönemin askeri, dini, sosyal yapılarında bu yaklaşımın köklerini bulmak mümkündür. Her dönemin söyleminin içerisinde toplumsal ilişkiler, ahlaki normlar tanımlar ve bugünkü davranışlarımızı şekillendiren nüveler bulmak mümkündür. Pre-modern yaklaşımın olumlu tarafında zanaatkarlar, loncalar ve ahilik, ustaların yaptıkları işten ve işin kalitesinden gurur duyabilecekleri bir ortam söz konusuydu.

Bu dönemin karanlık yüzünde ise kölelik, derebeyliklerin ve merkezi otoritenin mutlakiyeti, işkence, feodal veya dini dogmalar ve kadınların seslerinin kısılması yer almaktadır.

Pre-modern Hikayeler ve Zamanlar. 1800’lerin sanayileşme ve kapitalistleşme döneminin öncesinde örgütler ve üretim modern zamanlardan oldukça farklıydı. Osmanlı-İslam toplumunda Padişah ‘mülkün sahibi’ olarak üretim ve dağıtım üzerine mutlak hakimiyete sahipti. Toprak işletenlerin değil, padişahındı. Mülk ailenin değil, padişahın olduğuna göre mirasın devrinin de imkanı yoktu. Bu da ‘kapitalizmin tetikleyicisi’ birikimi engelliyordu. Üretim loncalar sayesinde gerçekleşiyordu. Sonradan Yeniçerilerin bu işe de el atması sayesinde düzende bozulma meydana geldi. Dönemin Avrupası ise örgütlerin baskı ve işkence ile yönetildiği bir dönemi yaşıyordu. Çalışanların ve köylülerim sindirildiği, köleleştirildiği ve egemenlerin bunların sömürüsüyle birikimlerine birikim kattığı bir dönem yaşanıyordu. 16 ve 17. yy’da topraklar köylülerin elinden alınarak feodal güçlere devredilince köylülerin bir anlamda topluca köleleştildikleri görüldü. Ormanlar ve çiflikler köylülerin geçimini sağlayacak yerine egemenlerin ve askeriyenin eline verildi.
Bu dönemin ilginç bir yönü ise kişilerin sanat ederlerinden ve yaptıkları üretimlerden bireysel bir haz almaya verdikleri önemdir. Bu dönemde ustalar hem üretim hem de sanatı birleştirebiliyor ve yaptıkları işten haz alabiliyordu. Bu dönemde ortaya konan sanat eserlerinin bir çoğunun günümüzde yapılması imkansız gibidir.

 

Sanayileşme kendini göstermeye başladıkça zanaatkarlar ve ustaların yaptıkları işler basitleştirilip standartlaştırıldı. Pre-modern zamanlarda kızılderililer ve yerliler beyaz Avrupalı adam tarafından topraklarından kamplara sürüldü, dillerinden ve efsanelerinden edildiler. Cezalandırma hem Avrupa hem de Osmanlı’da bir halk seyri gibiydi. Hapisaneler inşa edildi. Egemen sınıfın kurallarına uymamanın ne anlama geldiği herkese gösterildi.


Köle pazarları bir başka seyir yeriydi. Amerika’nın köleliği resmen (fiilen değil) kaldırması için kara adamın 1900’lara kadar işkence çekmesi gerekti. Bu anlamda hem pre-modern hem de mozamanlar Afrika’ya çok şey borçlular. Sanayi devrimiyle birlikte fabrika sistemine ve çalışanların becerilerinin parçalanması sürecine geçildi. Marx bu dönemin çalışanlarının sermayedarlar tarafından ‘insanlıktan uzaklaştırlma, yabancılaştırma ve kapitalizmin ticari metasına dönüştürülme sürecine tabi tutulduklarını söylemektedir. Bu dönemin entellektüelleri arasında sanayileşme karşıtları olduğunu görüyoruz. Ancak bunlar mücadelenin keybedenleriydi. Güçlü Protestan İş Ahlakı ve Sosyal Darvinizmin sadece uyum sağlayabilenler yaşar prensibi kapitalizmin merkezine oturtuldu. Sadece güçlülerin yaşaması aslında güçsüzlere bir haksızlıktı ama bu ne yeni ne de sonlanmış bir hikayedir zaten.
MODERN BİR HİKAYE

Modern Nedir? Modernleşme özünde insanoğlunun teknolojiyi, makineleri ve bürokratik yönetimi kullanarak toplumsal yapıyı kölelik ve kast sisteminden çıkararak daha ılımlı ve ileri bir düzeye taşıması anlamına gelmektedir. Modern örgütler Taylor’un önerdiği standart çalışma yöntemleri, Fayol’un örgütlenme biçimleri ve Weber’in bürokratik yönetimi ile daha önceki dönemde görülmemiş bir performans gerçekleştirdiler. Bu yeni yaklaşımın kendini en belirgin olarak gerçekleştirdiği örgüt Henry Ford’un üretim hattı olsa gerekir. Modern örgüt söyleminde öne çıkan kavramlar arasında planlama, örgütleme, yönlendirme, motive etme, denetleme öne çıkmaktadır.

Tablo1: Modernizm: Boyutlar ve Yöntemler

Modernleşmenin Boyutları

Dışlama Yöntemleri 

Kurumsal Irkçılık

Kurumsal Cinsiyet Ayrımı

Kurumsal Avrupa-merkezlilik 

Kurumsallaşmış Burokrasi 

Kurumsallaşmış

Sömürgecilik




1. İnsanı bir nesne olarak gören pozitivizm. 

2. Diğer bütün seslerden güçlü çıkan beyaz adamın sesi. 

3.Tercihleri bir piramit şeklinde sınıflandırmak. 

4. Yönetici ve çalışanlar arasında keskin statü farkı koymak. 

5. Sosyologlar ve psikologların gayri insani yaklaşımları. 

6. Totalizm, sadece beyaz adamın anlatıldığı ve diğerlerinin hikayelerinin bilinmediği bir tarih yazmıştır. 

7.Marjinalleştirmenin veya diğer insanların gerçeklerini görmezden gelmenin yaygınlaşması. 

8.Diğer bütün grupların aleyhine bir grupa imtiyaz tanınması.



Yukarıdaki Tablo ışığında modernleşmeyi, imtiyazı ve marjinalleştirmeyi kurumsallaştırarak baskı altındakilerin hikaye ve seslerini görmezden gelmek ve bu sürece uymayan herşeyi dışlayan bir yaklaşım olarak tanımlamak mümkündür.

Modern Hikayeler ve Zamanlar Bilek gücü yerini artık makine gücüne bırakmıştır. İnsanlar makinelerin tamalayıcı parçalarına dönüşmüştür. Per-Modern söylemin sonunu hazırlayan reformistlerin başında Adam Smith, Max Weber, Frederick Taylor and Elton Mayo gelmekteydi.. Adam Smith topluiğne fabrikasının hikayesini anlatarak, işçilerin dar tanımlanmış bir işte ustalaşarak daha fazla topluiğne üretebileceklerini söyledi bize. Max Weber ise bürokrasiyi övdü bize ve bu sayede çalışanların nasıl biçimselleştirileceğini, rasyonelleştirileceğini ve uzmanlaşacaklarını öğrendik. Frederick Taylor ise çalışanlara işin nasıl yapılacağının ve zamanın nasıl kullanılacağının öğretilmesi halinde onlardan çok daha fazla verim alacağını ispat etti. Elton Mayo,ise beşeri ilişkilerin babası olarak bilinmesine ve Taylor’u eleştirmesine karşın ortaya koyduklarıyla aslında yönetimin eline yen bir araç veriyordu: İnsanlardan daha fazla verim almak istiyorsan onları mutlu et. Öyle yapıldı.
Bilimsel örgütler insanları departman, fonksiyon, beceri grubu, hiyerarşık katmanlara ayırdı. İnsanlar sistemin küçük kutucukları içerisinde tanımlanmış, parçalanmış sıkıcı işleri tekrarlayıp durmak zorunda kaldılar. Sonra bu yapılanmanın da insanı dışlayan boyutunun aynı zamanda kapitalizmin açmazı olduğu görülmeye başlandı. Fabrikalarda, yaşanan bu gelişmelerin toplumsal sonuşlarının olmamaması beklenemezdi. Oldu da.
Modern Hizmet ve Ürün Burokrasisi söneminde birey yerini kollektivizme terketti. Taylorizm eskinin beceri sahibi zanaaatkar ve ustalarını yöneticinin nezaretinde çalışmaya macbur becerisiz yığınlara dönüştürdü. Bu sayede ürün burokrasısi doğdu. Bu dönemde hizmet bürokrasisi zaten hazırdı. Bu dönemde düşünme, planlama, yaratma, buluş yapma, kalite denetimi gibi işlevler işçilerin sorumluluğundan alınarak ‘yönetici ve memurlara!, beyaz yakalılar devredildi. Okullar fabrikalarda makinaların birer tamamlayıcısı olacak türden öğrenci yetiştirmeye başladılar. Bu gelişmelere karşı ortaya çıkan İnsan İlişkileri Ekolu daha güçlü bir modern kontrol aracı olmaktan öte bir işe yaramadı. Bilim adına işçiler sınanarak, incelenerek, ölçülerek ‘organizasyon adamı’ yapılmaya çalışıldı. Buradaki örgüt adamı bir bürokrat, teknokrat veya görevli olarak çalıştığı büyük şirketin menfaat ve güvenliğini herşeyin üstünde tutan kişi olarak düşünülmelidir.

 

Tablo 2.Pre-modern örgütlerin iki modern örgüt yapısıyla karşılaştırılması


   

Pre-modern 

Zanaatkar Örgütleri 

"Çalışan gruplar ve ticaret"



Modern 

Makine Burokrasisi

"Bilimsel Yönetim"



Modern 

Hizmet Burokrasisi 

“Bilimsel Yönetim”




Doğrudan nezaret 

Ticaret temelli uzmanlık 

Merkezileşmiş kararlar 

 Geleneklerle koordinasyon 

Görevler becerili zanaatkar ve ustaları gerektirir 

İnsanlar kendi işlerini planlar 

İnsanlar loncalarına bağlıdır 

 Patron otoriter, sıkı ve babacandır

İletişim informeldir


Zaman ve hareket denetimi 

 Görev temelli uzmanlık 

 Merkezi planlama 

Standartlaşmış iş süreçleriyle koordinasyon

 Görevler kesin sınırlarla dar olarak tanımlanmış 

Memurlar çalışanların bütün işlerini planlar

 İnsanlar vardıyalarına bağlıdırt 

Patron rasyonel ve mesafelidir  

İletişim yukarıdan-aşağıya dikeydir


Standardize beceri 

Fonksiyon-departman temelli uzmanlık


 Merkezi planlama 

 Kural ve süreçlerle koordinasyon 

 Görevler rollere ve iş tanımlarına dayandırılmıştır 

 Patron işleri planlar 

Boss plans your work 

 İnsanlar patronlarına bağlıdır

Patron kurallara bağlı ve politiktir

İletişim dikeydir.



Eğitimin Rolü: Bu dönemde eğitim, üretim ve tüketim sistemlerinin birbirini tamamlayıcı ve sinerjik olduğu görülmektedir. Eğitim sistemi insanların doğrudan nezaret altında rutin işleri uzun süre yapabilecek metanet ve uysallıkta olmalarını sağlıyordu. İşçiler aynı zamanda tüketici kitleleri haline geldiler. Tüketim ihtiyacının tanımı değiti. Bir fabrika için üretici olan çalışan diğer fabrika için tüketici durumuna geldi. Günümüzün orta sınıfının doğuşuna tanık olduk.

Burokratik Tecrit: Eşitlik adı altında burokrasiler insanları örgütlerde dilimlere ayırıp hücrelerde (ofisler, komiteler, projeler, makamlar) tecrit ettiler. Bu tecrit merkezi denetimin oluşmasını sağladı. Rasyonel tönetim kurallarının örgüt hayatının bütününe yayılması sağlandı. İnsanlar merkezi-burokratik makineye büyük bir kontrol alanı verdiler. Hücresel yapı belirginleştikçe değişime ayak uydurabilme becerisi ve dönüşüm giderek daha sorunlu bir hal almaya başladı.
Burokratik Disiplin: Michel Foucault’a göre bir örgüt çevreden merkeze doğru kılcaldamarlar biçiminde örgülenmiş bir denetim ağıdır. Örgütlerde yönetim farklılıkları bastırarak ve statükoyu koruyarak denetimi süreklleştirmektedir. Farklılıklar siliklerştirilince seslerin birbirlerinden farklı özgün yapılar olarak kalmaları da mümkün olmamaktadır. Yönetim söyleminde uzmanların ve yönetimin sesi merkezileşirken alt kadmenin sesi marjinalleşmektedir. Bu söylemde erkeğin bayanı, beyazın siyası, üstün astı disipline etmesi doğaldır. Disiplin çatışan veya farklı dolayısıyla alternatif olabilecek sesleri bastırırken tek sesliliğin moda haline gelmesini sağladı. 

Burokrasiler Erkek egemen ve Ataerkil Yapılardır: Kadının sesi hem modern öncesi, hem de modern dönemlerde yeterince yankı bulmadı. Üsünlük ve üstlük erkekle, zaaf ve astlık kadınla özdeşleştirildi. Rasyonellik ve nesnellik erkeklikle, duygusallık ve öznellik ise kadınlıkla eşanlamlılaştırıldı.

 

 



BİR POSTMODERN HİKAYE

Modernizmin versiyonları olduğu gibi postmodernizmin de farklı versiyonları vardır. Bu yüzden bazıları postmodernizmin yanında yer alırken kimileri karşısında olmaktadır.


Bir yorumuyla postmodernizm ırkçılığa, cinsiyet ayrımına, Avrupa-merkezliliğe, burokrasiye ve sömürgeciliğe karşı olmak anlamına gelmektedir. Bu bakımdan postmodernizm, modern yönetim ve örgüt teorilerinde seslerini duyuramayan ve marjinalleştirilen kesimlerin sesi olmayı amaçlamaktadır. Bunu yapabilme için ‘şüpjeci bir eylem gücü’ ve ‘yapıları yıkma’kararlılığı gerekir. Yapıların yıkılmasına burada atfedilen anlam, ortaya konan bir hikayenin merkezinde kim var, kimler kayrılmakta, kimler marjinalleştirilmekte sorularının sorulması ve sesleri çıkmayanların sesi olunmasıdır.

 


 Tablo 3 Postmodern Nedir
 

Postmodernizmin Boyutları

Postmodernizmde Modern Yapıyı Kırma Yöntemleri

Irkçılık Karşıtlığı 

Cinsiyet Ayrımı Karşıtlığı

Avrupa-merkezlilik Karşıtlığı 

Burokratiklik Karşıtlığı 

Sömürgecilik Karşıtlığı

1- Muhalefet (Tersini yapmak; Dışlananları sorgulamak; Alterntif önermek 

2-Erkek otoritesşine başkaldıracak söylemler geliştirmek

3. Avrupa-merkezlilikten çok merkezliliğe geçişi sağlayacak çoklu-merkezler oluşturmak

4- Daha az farklılaştırılmış statüler

5. Büyük devlet ayrımını ortadan kaldırmak

6- Toplum dışına itilmişleri toplum içine çekmek

7- Paylaşım ve katılımı yeniden önemsenir kılmak

8-

 

Tablo 4: Şüpheci ve Onaylayıcı Postmodern Yaklaşımlar 

  


Şüpheci Postmodern

-Kendimi manipule edilmiş hissediyorum



Onaylayıcı Postmodern

- Kendimi mutlu hissediyorum



  1. Olumsuz dünya görüşü: Gerçeğe ulaşmak imkansız. Parçalanmış, yabancılaşmış, kaosa itilmiş toplumlar dönemi.

  2. Gelecek: Aşırı nüfus, soykırımlar, atom bombaları, bozulan çevre, dünyanın ölümü.

  3. Değerler: Bir değerler sistemi diğeri kadar iyi veya kötüdür. Etiksel tercihler sadece dilbilimsel tercihlerdir. Bir görüş diğerinden iyi değildir.

  1. Olumlu dünya görüşü: Planlamada katılımcılığı sağlamal, örgütleri adem-i merkezileştirmek, liderlerin hizmet edici olmasını sağlamak, kendi kendini denetlemek mümkündür.

  2. Gelecek: Şebeke, merkezi yapılanmış, hiyerarşık örgütlerden iyi sonuç verir. Modern toplumun problemleri çözülür.

  3. Değerler: Çoğulculuk. Bazı değerler diğerlerinden daha iyidir (savaş-barış) İnsanlar şirketlerden daha değerlidir. Toprakana, kardan daha değerlidir.

 

-Postmodern post-fordizmden farklıdır

-Postmodern Japon biçimi yönetimle eş anlamlı değildir.

-Postmodern Mükemmellik anlayışından Farklıdır

 

POSTMODERN DÖNEMDE YÜKSELEN YÖNETSEL KAVRAMLAR

 


    • Küresel Strateji

    • Kalite ve Hizmet

    • Müşteri 

    • Takımlar

    • Esneklik ve yalınlık

    • Bilgi sentezi becerisi

    • YBS

Postmodernizmi eğitimim sürecine aktarmayı gerekli kılan gelişmeler 

Kadın çalışanların oranının artması

Azınlık, göçmen çalışanların oranının artması

Beyzaların oranının azalması

Birden çok çalışanı olan ailelerin artması

Bilişim teknolojisinin doğrudan nezaret ihtiyacını azaltması

Doğrudan nezaretin azalmasıyla çalışanların güçlenmesi

Küçük işletmelerin daha tercih edilir hale gelmeleri

İmalatın giderek daha esnekleşme eğilimi göstermesi

Sağlık gibi burokratik sistemlerde harcamaların % 30’a yakınının yönetim harcaması olması



Son Söz: Postmodernizm sadece yönetimde değil, sanatta, mimaride, siyaset biliminde, sosyolojide hatta yöntem bilimde de karşılığını bulmaktadır.

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə