Sahih İlmihal



Yüklə 4,89 Mb.
səhifə95/99
tarix16.11.2017
ölçüsü4,89 Mb.
#31882
1   ...   91   92   93   94   95   96   97   98   99

1468 Hadisi Ebu Davud (II, 70), Nesai (I, 283-284), Tirmizi (III, 36), Beyhaki (IV, 34), Ahmed (IV,19-20) ve İbn Mace muhtasar olarak rivayet etmişlerdir.

5 Bu kelime laht veya luht diye telaffuz edilir. Kıble tarafından kabrin enine doğru açılması demektir. Yarmak (şakk) ise kabirin nehir yatağı gibi aşağı doğru kazılması demektir.

1469 Hadisi İbn Mace (I, 472), Tahavi (IV, 45), Ahmed (III, 99) rivayet etmişlerdir. Derim ki senedi Hafız'ın et-Telhis (V, 204)'de belirttiği üzere hasendir. Hadisin iki tane de şahidi vardır: Birincisi İbn Abbas'tan rivayet edilmiştir. Bunu İbn Mace (I, 298), Ahmed (39 ve 3358), İbn Sad (II, 2/72), Beyhaki (III, 407)'de rivayet etmişlerdir. Diğer şahit Aişe (r.anha)'dan gelmektedir. Bunu İbn Mace ve İbn Sad rivayet etmişlerdir. Herbirisinin de senedi Hafız'ın belirttiği üzere zayıftır. Fakat bunların birincisini şu lafızla bir başka rivayet yolu daha vardır: "Peygamber (s.a)'ın kabrine Abbas, Ali ve el-Fadl girdi. Ensardan bir adam onun lahtini düzeltti. Bedir günü şehidlerin kabirlerinin lahitlerini düzelten kişi de o idi." Bunu Tahavi, Muşkilu'l-Asar (IV, 47)'de, İbnu'l-Carut (268), İbn Hibban (2161) -ve senedi sahihtir- rivayet etmişlerdir. İbn Abbas'ın Peygamber (s.a)'ın ifadesi olarak bir hadis sonra gelecek olan lahde dair bir başka rivayeti de vardır. Ayrıca Ali (r.a)'ın rivayet ettiği ve 97. meselede gelecek bir şahid daha vardır.

1470 Hadisi Müslim (II, 61), Nesai (I, 283), İbn Mace (I, 471), Tahavi, Müşkilu'l-Asar (IV, 46), Beyhaki, Ahmed (1489, 1601-1602)'de rivayet etmişlerdir.

1471 Hadisi Ebu Davud (II, 69), Nesai (I, 283), Tirmizi (II, 152), İbn Mace (4711), Tahavi (IV, 48), Beyhaki (III, 408), Hafız (V, 203)'de belirttiği üzere zayıf bir senedle rivayet etmişler, ancak İbnu's-Seken sahih olduğunu belirtmiştir. Derim ki belkide hadisin şahidleri ve rivayet yolları dolayısıyla bu hükmü vermiş olabilir. Bu şahid ve rivayet yollarının bazıları: Cerir'den (Peygamber efendimize) merfu olarak bunun gibi bir rivayet gelmiştir. Bunu İbn Mace, Tahavi, Beyhaki, Tayalisi (669), Ahmed (IV, 357, 359, 362)'de Ebu'l-Yakzan, Osman b. Umeyr'den, o Zazan'dan, o Cerir'den diye rivayet etmişlerdir. Burada sözü edilen Osman, Hafız'ın belirttiği üzere zayıf bir ravidir. Fakat Tahavi bunu ikinci bir yoldan, Ahmed ise bunların dışında iki ayrı yoldan daha rivayet etmiştir. Böylelikle Cerir'in rivayet ettiği hadisin biri diğerini güçlendiren dört rivayet yolu vardır. Bunlar İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadise katıldıkları takdirde onu pekiştirirler ve hadis hasen derecesine hatta sahih derecesine dahi yükselir.

6 Kefen bezinin bir parçasına demek istiyor. İsterse bu parça bedeninin tamamını örtmesin.

7 İfadeden anlaşıldığı kadarıyla o babasının kardeşini kastetmektedir. Fakat durum böyle değildir. O bundan sonraki hadiste geçecek olan Amr b. el-Cemuh'u kastetmektedir. Cabir'in babasının arkadaşı ve kızkardeşi Amr kızı Hind'in kocası idi. Cabir'in ona amcam demesi, ona saygı duyduğundan dolayı olabilir. Nitekim Hafız İbn Hacer, Fethu'l-Bari'de böyle demiş ve bunu destekleyen birtakım rivayetler kaydetmiştir. (Bk. III, 168)

1472 Hadisi Buhari (III, 163-165, 169, VII, 300), Nesai (I, 277), Tirmizi (II, 147) -sahih olduğunu belirterek-, İbn Mace (I, 461), İbnu'l-Carut (270), Beyhaki (IV, 14), Ahmed (V, 431) -üçüncü fazlalık ona ait Buhari de o anlamda bir fazlalık zikretmektedir.- İkinci fazlalık ona ve Beyhaki'ye, üçüncü fazlalık İbn Mace'ye aittir. Bu fazlalığı Şevkani (IV, 25)'de Tirmizi'ye nisbet etmekle birlikte yanılmıştır.

8 Akrabalar (ulu'l-erham) baba, babanın babaları, oğul, onun oğulları, sonra anne baba bir kardeşler, sonra baba bir kardeşler, sonra onların oğulları, sonra baba anne bir amcalar, sonra baba bir amcalar, sonra onların oğulları, sonra kendisiyle evlenilmesi yasak olan herbir akraba gelir. el-Muhalla (V, 143)'da ve ona yakın ifadeler el-Mecmu (V, 290)'da böyledir.

9 Lakabı Şukran'dır. Bk. İbn Hacer, Nuzhetu'l-Elbab (1674)

1473 Bu hadisi Hakim (I, 396) ondan Beyhaki (IV, 53) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir. Hakim de Buhari ve Müslim'in şartına göre sahih olduğunu belirtmiş, bu hususta Zehebi de ona muvafakat etmiştir. Bu hadisin İbn Abbas tarafından nakledilen bir şahidi de vardır. Bu daha önce 94. meselede sözkonusu edilmişti. Bir diğer şahidi de Şabi'den mürsel olarak gelen bir rivayettir. Orada Rasûlullah (s.a)'ın azadlısı Salih'i sözkonusu etmemiştir. Bunu Ebu Davud (II, 69)'da ondan (Şabi'den) sahih bir senedle rivayet etmiştir.

1474 Hadisi Ahmed (VI, 144)'de Buhari ve Müslim'in şartına göre sahih bir senedle rivayet etmişlerdir. Hadis buna yakın ifadelerle Sahih-i Buhari'de (X, 101-102)'de, Müslim (VII, 110)'da muhtasar olarak geçmektedir. Daha önce kaydettiğimiz Aişe'den gelen bir diğer rivayet yolu daha vardır

11 en-Nihaye'de belirtildiği üzere cimaı kastetmektedir. Tahavi ise herhangi bir delil göstermeden bu açıklamayı uzak bir ihtimal olarak görmüştür. Ona itibar edilemez.

1475 Birinci rivayeti Buhari Sahih'inde (III, 122, 162), Tahavi, Müşkilu'l-Asar (III, 304), Hakim (IV, 47), Beyhaki (IV, 53), Ahmed (III, 126, 228) -anlatım ona ait- ikinci fazlalık kaydettiği rivayetlerden birisinde ona ait, birinci fazlalık ise Tahavi ve Hakim'e ait, son fazlalık da Buhari'ye aittir. İkinci rivayeti Ahmed (III, 269-270), Tahavi (III, 202), Hakim (IV, 47), İbn Hazm (V, 145), Enes'den bir başka rivayet yoluyla kaydetmiştir. Anlatım Ahmed'e aittir, fazlalık da Hakim'e aittir. Hakim şunları da söylemektedir: "Hadis Müslim'in şartına göre sahihtir" ve dediği gibidir. Zehebi de bunu böylece kabul etmiştir. Şu kadar var ki bazı hadis imamları onun Peygamber efendimizin kızının adını "Rukayye" olarak vermesini kabul etmemiştir. Buhari, et-Tarihu'l-Evsat'ta şunları söylemektedir: "Ben bunun ne olduğunu bilemiyorum. Çünkü Rukayye, Peygamber (s.a) Bedir'de iken ölmüştü ve onun defninde hazır bulunmamıştı."

1476 Hadisi İbn Ebi Şeybe, el-Musannef (IV, 130), Ebu Davud (II, 69), onun rivayet yoluyla Beyhaki (IV, 54)'de rivayet etmiş olup şunları söylemektedir: "Bu sahih bir sünnettir. (Abdullah b. Yezid): "Bu sünnettendir" dediğinden ötürü hadis müsned hadisler arasında sayılır." Derim ki daha sonra buna İbn Abbas ve başkaları yoluyla gelen birtakım şahidler de rivayet etmekte ve şöyle demektedir: "Hicazlılar arasında meşhur olan işte budur."

12 Bu Ebu Hanife'nin hocalarından Hammad b. Ebi Süleyman'dır. Fethu'l-Kadir ve başka eserlerde belirtildiği gibi. Derim ki: Fakat zahir olan bu bizatihi Ebu Hanife'dir. Buna delil de Şafiî'nin bundan sonra gelecek olan: "Hatta Hammad'dan şu rivayet edilmiştir" şeklindeki ifadeleridir. Bu da açıkça bu kişinin Hammad'dan başka birisi olduğunu ve Ebu Hanife olduğunu göstermektedir.

13 Bu mevkuf hadis ile diğer taraftan bundan önceki merfu hadisin delalet ettiği husus Ahmed'in kabul ettiği görüştür. Ashab-ı kiram'ın çoğunluğu da bu kanaattedir. el-İnsaf (II, 544)'da belirtildiği gibi. Bu görüş Hanefilerin görüşüne -az önce Şafiî'nin ifadelerinde de geçtiği üzere- muhaliftir. İbnu'l-Ğumam, Hanefilerin lehine İbn Abbas'ın şu hadisini delil gösterir: Peygamber (s.a) bir kabre girdi... Onu kıble tarafından aldı... Bu hadisi Tirmizi rivayet etmiş ve: "Hasen bir hadistir" demiştir. İbnu'l-Numan (I, 470)'de şöyle demektedir:

"Bu hadiste her ne kadar el-Haccac b. Ertae ve Minhal b. Halife bulunuyorsa da ve bu iki ravi hakkında (güvenilir olup olmadıkları konusunda) ihtilaf etmişlerse de bu hadisi sahih mertebesinden aşağıya düşürür, hasen mertebesinden değil."

Derim ki: Aksine bu durum hadisi hasen mertebesinden de aşağıya düşürür. Çünkü Haccac müdellistir ve hadisi anâne ile rivayet etmiştir. Anâne yapan müdellisin hadisi ise ilim adamlarınca makbul değildir ve bu Beyhaki'nin daha önce meselenin başında işaret edildiği üzere zayıf kabul ettiği iki hadisten birisidir. Bundan dolayı Nevevi (V, 295)'de, Tirmizi'nin bu hadisi hasen olarak değerlendirmesini kabul etmeyerek şöyle demektedir:

"Bu hadis hakkında Tirmizi'nin hasen bir hadistir şeklindeki sözü kabul edilemez. Çünkü Haccac b. Artae muhaddislerin ittifakıyla zayıf bir ravidir."

Zeylai (II, 300)'de Tirmizi'nin sözünü naklettikten sonra şunları söylemektedir:

"Onun bu sözü kabul edilmemiştir. Çünkü hadis Haccac b. Artae etrafında dönüp durmaktadır. O ise tedlis yapan bir ravidir ve bu rivayetinde sema (bizzat dinlediğini ifade eden tabirler) kullanmamıştır. Minhalin de zayıf olduğunu İbn Main söylemiştir..."



Derim ki: İşte hak olan budur. İnsaf sahibi olan kimseler bu hadisin zayıf olduğunu kabul etmişlerdir. Abdullah b. Yezid'in hadisi ise sahihtir. Garib hususlardan birisi şu ki İbnu'l-Ğumam bu hadisin sıhhatini kabul etmiş, fakat sahabinin sünnetin böyle olduğunu zannettiği bir fiil olduğunu gerekçe göstererek reddetmeye kalkışmıştır. O sahabinin: "Sünnet böyledir" şeklindeki sözünün -ondan daha önce 77. meselede naklettiğimiz üzere- müsned hadis anlamında olduğu görüşünde olmakla birlikte bunu söylüyor. Ayrıca 73. meseleye de bakılabilir. Orada taassubun bir başka türüne ashab-ı kiram'ın delilsiz olarak hataya düştükleri iddiası reddedilmektedir.

1477 Hadisi Ahmed (4081), İbn Ebi Şeybe (IV, 130)'de rivayet etmiş olup, senedi sahihtir.

1478 Hadisi Ebu Davud (II, 70), Tirmizi (II, 152-153), İbn Mace (I, 470), İbn Hibban, Sahih (773), Hakim (I, 366), Beyhaki (IV, 55), Ahmed (no: 4990, 5233, 5370, 6111) İbn Ömer'den gelen iki rivayet yoluyla rivayet etmişlerdir.

1479 Hadisi İbn Mace (I, 474), Nevevi'nin (V, 292) hakkında: "Ceyyid" dediği bir isnad ile rivayet etmiştir fakat Hafız: "Zahirine göre sahihtir" demektedir. Daha sonra bu hadisin benim et-Talikatu'l-Ciyad adlı eserimde açıkladığım üzere ravilerinden birisinin anâne yapması ile illetli olduğunu zikretmektedir fakat hadis şahidleri sebebiyle kaviy (güçlü)dir. Hafız bu şahidleri et-Telhisu'l-Habir (V, 222)'de zikretmiş bulunmaktadır, dileyen oraya bakabilir

1480 Hadisi İbn Hibban, Sahih'inde (2160), Beyhaki (III, 410)'de rivayet etmiş olup senedi hasendir

1481 Hadisi Buhari (III, 198-199) ile Beyhaki (IV, 3)'de rivayet etmişlerdir. et-Telhis'de belirtildiği üzere bu hadisi İbn Ebi Şeybe ile Ebu Nuaym, el-Mustahrac eserinde de rivayet etmiş fazlalık da onlara aittir.

14 Baskıya göndereceğimiz nüshada "el-Muttalib b. Ebi Vedaa" idi. Fakat gördüğünüz gibi tashih ettik. Bu hususta dikkatimizi çeken Dr. Abdu'l-Alim Abdu'l-Azim'e teşekkür ederiz. Allah ona hayırlı mükafatlarını versin.

1482 Hadisi Ebu Davud (II, 69), ondan Beyhaki (III, 412), Hafız'ın (V, 229)'de belirttiği üzere hasen bir senedle rivayet etmişlerdir. Ebu Davud bu hadisin yer aldığı bölüme şu başlığı vermektedir: "Ölüleri bir kabirde birarada gömen ve kabre alamet konulması" Beyhaki de: "Kabrin bir kaya parçası yahut herhangi bir işaret ile alametlendirilmesi" ifadesini kullanmıştır.

15 İbnu'l-Kayyim, Zadu'l-Mead (I, 206)'de de böyle demiştir. et-Talikatu'l-Ciyad'da belirttiğim üzere Nevevi ve başkaları zayıf olduğunu belirtmektedir. Sonra bu hususta Silsiletu'l-Ahadiysu'd-Daife (559)'de bu husustaki görüşü tahkik ettim. es-San'ani, Subulu's-Selam (II, 161)'de şunları söylemektedir: "Tahkik imamlarının ifadelerinden çıkan netice hadisin zayıf olduğu, gereğince amel etmenin bid'at olduğudur. Bu işi yapanların çokluğuna aldanmamak gerekir."

Onun bu ifadelerinden: "Gereğince amel etmek bid'attir" sözü gerçekten hoşuma gidiyor. Bu çoğu ilim adamlarının gözden kaçırdığı bir husus olmakla birlikte bir hakikattir. Onlar bu gibi hadislere çoğu hususlarda güveniyorlar ve bunları benimsiyorlar. Bunu yaparken de "Fezail-i A'mal'de zayıf hadis ile amel edilir" kaidesine dayanıyorlar. Halbuki bu kaidenin uygulanacağı yer kitab ve sünnet ile meşruiyeti sabit olan hususlardır. Yoksa mücerred zayıf hadis ile bu kaideyle amel edilmez. Buna daha önceki bir dipnotta bir örnek daha verilmiş, sonra bu önemli meselede Sahihu't-Terğib adlı çalışmamın mukaddimesinde ileri gelen ilim adamlarından bir kesimin sözlerini naklederek etraflı açıklamalarda bulunmuştum. Bk. I, 21-34



1483 Hadisi Ebu Davud (II, 70), Hakim (I, 370), Beyhaki (IV, 56), Abdullah b. Ahmed, Zevaidu'z-Zühd (s. 129)'da rivayet etmişlerdir. Hakim: "Senedi sahihtir" demiş, Zehebi de bu hususta ona muvafakat etmiştir. Hadis dedikleri gibidir. Nevevi (V, 292)'de: "Senedi ceyyiddir" demiştir.

16 Ölülerin kefenlerine özellikle de bedenlerine konulan hoş kokuların bir karışımıdır.

17 Derim ki kitab ve sünnette adı budur. Meleku'l-Mevt: Ölüm meleği. Ona Azrail adı verilmesinin ise -insanlar arasında meşhur olan ismin aksine- asılsız bir israiliyattan olma ihtimali vardır.

18 Bu bedeni ezmek maksadıyla nimetlerden yararlanmamak amacıyla, bedenin üzerine giyilen kıldan dokunmuş elbiselere denilir.

19 İğne deliği kastedilmektedir. Deve (cemel) ise bilinen hayvan olup, dokuz yaşında ise bu ismi alır.

20 Bu kelime gülmek ve tehdit halinde söylenir. Bazen acı ve ıstırab dolayısıyla da söylenir. Hadisin manasına daha uygun olan anlamı budur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. et-Terğib'de de böyle denilmektedir.

1484 Hadisi Ebu Davud (II, 281), Hakim (I, 37-40), Tayalisi (no: 753), Ahmed (IV, 287-288, 295-296)'da rivayet etmiş olup, anlatım Ahmed'e ve el-Acurri'nin eş-Şeria (367-370) adlı eserindeki şekildedir. Nesai (I, 282), İbn Mace (I, 469-470) (el-Bera b. Azib'in): "Başlarımızın üzerinde kuş varmış gibi..." ifadesine kadar olan birinci kısmını rivayet etmişlerdir. Bu aynı zamanda bundan daha da kısa olmak üzere Ebu Davud'un (II, 70) da rivayetidir. Ahmed de aynı şekilde (IV, 297) rivayet etmiştir. Hakim şöyle demektedir: "Hadis Buhari ve Müslim'in şartına göre sahihtir." Zehebi de bunu böylece kabul etmiştir. Hadisin durumu dedikleri gibidir. İbnu'l-Kayyim de İ'lamu'l-Muvakkıin (I, 214)'de ve Tehzibu's-Sünen (IV, 337)'de sahih olduğunu belirtmiş ve ayrıca orada hadisin Ebu Nuaym ve başkaları tarafından sahih kabul edildiğini de zikretmiştir.

1485 Hadisi Buhari (III, 167)'de rivayet etmiş olup, son fazlalıkla birlikte anlatım da ona aittir. Müslim (VIII, 120), Nesai (I, 284)'de rivayet etmiş olup birinci fazlalık da ona aittir. İbnu'l-Carut(260), Beyhaki (III, 402), Ahmed (III, 381), Amr b. Dinar, Cabir'den işitti diye rivayet etmişlerdir.

1 Taziyede bulunmak alacağı ecri hatırlatmak suretiyle sabra teşvik etmek, ölüye ve musibetzedeye duada bulunmak demektir.

1486 Hadisi Nesai (I, 296) -anlatım ona ait-, İbn Hibban, Sahih'inde, Hakim (I, 384), Ahmed (V, 35)'de rivayet etmişlerdir. Hakim: "Senedi sahihtir" demiş, bu hususta Zehebi de ona muvafakat etmiştir, hadis dedikleri gibidir. Hadisi yine Nesai (I, 264)'de ona yakın ifadelerle rivayet etmiştir. Beyhaki de Sünen (IV, 59-60)'de ve Adab'da (s. 438-439 fotokopi) rivayet etmiş ancak baştarafını tamamıyla nakletmemiştir. Birincisi dışında bütün fazlalıklar da onda mevcuttur. Hadisin Mecmau'z-Zevaid (III, 10)'da bir şahidi bulunmaktadır.

2 Derim ki: Burada sözü edilen Umeyme (Umame'de denilir) yaşadı ve Ali Fatıma'nın vefatından sonra onunla evlendi. Allah hepsinden razı olsun.

1487 Hadisi Buhari (III, 120-122), Müslim (III, 39), Ebu Davud (II, 58), Nesai (I, 263), İbn Mace (481), Beyhaki (IV, 65-68-69), Ahmed (V, 204-206-207)'de rivayet etmişlerdir.

1488 Hadisi Bezzar (857) rivayet etmiştir. Fazlalıklar da ona aittir. Hakim (I, 384)'de şöyle demektedir: "Hadisin senedi sahihtir." Zehebi de bu hususta ona muvafakat etmiştir. Derim ki hatta hadis Müslim'in şartına uygundur. Çünkü onun bütün ravileri Müslim'in Sahih'indeki ravilerdir. Fakat onlardan birisi hıfzı cihetiyle bir parça zayıftır. Fakat onun bu hadisi hasen mertebesinden aşağı değildir. Hadisi Heysemi Mecma (III, 8)'de kaydetmiş ve: "Ravileri Sahih'in ravileridir" demiştir.

1489 Hadisi Ahmed (no: 1750)'de Müslim'in şartına göre sahih bir senedle rivayet etmiştir. Onun rivayet yoluyla Hakim (III, 298) onun bir parçasını rivayet etmişti. Ebu Davud ve Nesai de ondan üç gün süre vermek ile traş olayını rivayet etmiştir. Hakim: "Senedi sahihtir" demiş ve bu hususta Zehebi de ona muvafakat etmiştir. Hadisin Ahmed tarafından Müsned (III, 467)'de rivayet edilen bir şahidi vardır. Fakat senedi nisbeten zayıftır.

1490 Hadisi Ahmed (6905), İbn Mace (I, 490)'de rivayet etmiş olup, ikinci rivayet ona aittir. Senedi Buhari ve Müslim'in şartına göre sahihtir. Nevevi (V, 320) ile el-Busiri, ez-Zevaid'de sahih olduğunu belirtmişlerdir. Yine bu hadisi Eslem el-Vasıti, Tarih-u Vasıt (s. 107)'de Ömer b. el-Hattab (r.a)'ın söylediği bir söz olarak rivayet etmiştir.

1491 Hadisi Ebu Davud (II, 59), Tirmizi (II, 134)'de rivayet etmiş ve hasen olduğunu belirtmiştir. Ayrıca İbn Mace (I, 490), Şafiî, el-Umm (I, 247), Darakudni (194, 197), Hakim (I, 372), Beyhaki (IV, 61), Ahmed (I, 175)'de rivayet etmişler. Hakim de: "İsnadı sahihtir" demiştir. Zehebi de bu hususta ona muvafakat etmiş olup, et-Telhis (V, 253)'de belirtildiği üzere İbnu's-Seken de bunun sahih olduğunu belirtmiştir.

1492 Bu hadisi Buhari (X, 119-120) -lafız ona ait- Müslim (VII, 26), Beyhaki (IV, 61) ve Ahmed (VI, 155)'de rivayet etmişlerdir.

1493 Hadisi Ahmed (1760)'de -anlatım ona ait-, Hakim (I, 372), Beyhaki (IV, 60)'de rivayet etmiş olup, senedi hasendir. Hakim: "Sahihtir" demiş, Zehebi de ona muvafakat etmiştir.

1494 Müslim (VIII, 86-87) Ebu Davud (I, 240), Ahmed (VI, 452), Ebu'd-Derda'nın rivayet ettiği bir hadis olarak zikretmişlerdir.

1495 Hadisi Buhari (IV, 156), Müslim (III, 155), Ebu Davud (I, 376)'da rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayet yoluyla Beyhaki (VI, 279)'da, Tahavi, Müşkilu'l-Asar (III, 140-141) ve Ahmed (VI, 69)'da rivayet etmişlerdir.

1496 Hadisi Ebu Davud (II, 81), Nesai (II, 143), Tahavi (III, 140), Beyhaki (IV, 255-256, X, 85), Tayalisi (2630), Ahmed (1861, 1970, 3137, 3224, 3420)'de rivayet etmiş olup, ikinci fazlalık ile birlikte anlatım ona ait. İsnadı Buhari ve Müslim'in şartına göre sahihtir. Hadisi ayrıca Buhari (IV, 158-159), Müslim (III, 156), Tirmizi (II, 42-43) -sahih olduğunu belirterek-, İbn Mace (I, 535) buna yakın ifadelerle rivayet etmişlerdir.

1497 Hadisi Buhari (V, 440, 494), Müslim (VI, 76), Ebu Davud (II, 81), Nesai (II, 130, 144), Tirmizi (II, 375) -sahih olduğunu belirterek-, Beyhaki (IV, 256, VI, 278, X, 85), Tayalisi (2717), Ahmed (1893, 3049, VI, 47)'de rivayet etmişlerdir.

1498 Hadisi Tahavi (III, 142) ve İbn Hazm (VII, 4) rivayet etmişlerdir. Lafız da ona aittir. Rivayet ettikleri sened ile ilgili olarak İbnu't-Türkmani "sahihtir" derken, Beyhaki zayıf olduğunu belirtmektedir. Daha sonra el-Askalani de böyle demiştir. Eğer her ikisi de bununla bu bakımdan zayıf olduğunu söylemek istemişlerse bunun açıklanabilir bir tarafı yoktur. Şâyet başka bir cihetten söylemişlerse bu zayıflığın ona zararı olmaz. Buna delil ise Said b. Cübeyr'in, İbn Abbas'tan şöyle dediğine dair naklettiği rivayettir: "Kişi ramazan ayında hastalanır da sonra oruç tutamadan ölürse, onun adına (oruç tutamadığı günler için) yemek yedirir ve üzerinde kaza borcu kalmamış olur. Şâyet üzerinde adak oruç varsa velisi onun adına kazasını yapar." Hadisi Ebu Davud, Buhari ve Müslim'in şartına göre sahih bir senedle rivayet etmiştir. Buna yakın bir hadisi bir başka yoldan İbn Hazm (VII, 7) rivayet etmiş ve senedinin sahih olduğunu belirtmiştir. Yine bunun Tahavi tarafından (III, 142)'de zikredilen üçüncü bir rivayet yolu vardır fakat göründüğü kadarıyla hadisin metninden müstensihin ya da baskının hatası ile bir şeyler düşmüş, bunun sonucunda mana bozulmuş görünüyor.

1499 Hadisi Ebu Davud (II, 108), Nesai (II, 211), Tirmizi (II, 287) -hasen olduğunu belirterek-, Darimi (II, 247), İbn Mace (II, 430), Hakim (II, 46), Tayalisi (1580), Ahmed (VI, 41, 126, 162, 173, 193, 201-202, 220)'de rivayet etmişlerdir. Hakim: "Buhari ve Müslim'in şartına göre sahihtir" demiş, bu hususta Zehebi de ona muvafakat etmiştir. Ancak burada açıklamaya yerin müsait olmadığı çeşitli bakımlardan bu hatadır. Hadisin Abdullah b. Amr yoluyla gelen bir şahidi daha vardır: Bunu Ebu Davud, İbn Mace, Ahmed (II, 179, 204, 214)'de hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.

1500 Hadisi Buhari (III, 198, V, 399-400), Müslim (III- 81, V, 73), Malik, Muvatta (II, 228), Ebu Davud (II, 15), Nesai (II, 129), İbn Mace (II, 160), Beyhaki (IV, 62, VI, 277-278), Ahmed (VI, 51)'de rivayet etmişlerdir.

1501 Hadisi Buhari (V, 297, 301-307), Ebu Davud (II, 15), Nesai (II, 130), Tirmizi (II, 25), Beyhaki (VI, 278), Ahmed (3080, 3504, 3508)'de rivayet etmişlerdir.

1502 Hadisi Müslim (V, 73), Nesai (II, 129), İbn Mace (II, 160), Beyhaki (VI, 278), Ahmed (II, 371)'de rivayet etmişlerdir

1503 Hadisi Ebu Davud, Vasaya bölümünün sonunda (II, 15), Beyhaki (VI, 179) -anlatım ona ait- ve Ahmed (no: 6704)'da rivayet etmişlerdir. Diğer rivayet Ahmed'e aittir. Senedleri hasendir.

1 Derim ki geçen açıklamalardan İbn Kudame'nin el-Muğni (II, 569)'da sözkonusu ettiği okunan Kur'ân'ın sevabının ölülere ulaştığı hususndaki icmaın sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Hem nasıl sözkonusu olabilsin ki buna muhalif olanların önünde İmam Şafiî -yüce Allah'ın rahmeti üzerine olsun- gelmektedir. İşte bu hakkında icma bulunduğu iddia edilmekle birlikte bunun doğru olmadığının örneklerine dair bir başka örnektir. Az önce de buna dikkat çekilmiş idi.

2 Amelinin faydası ve sevabının yenilenmesini kastetmektedir. Hattabi, Mealimu's-Sünen adlı eserinde şunları söylemektedir:

"Bu buyrukta oruç, namaz ve onlara benzer bedeni olan amellerde vekaletin sözkonusu olmadığına delil vardır. Bu hadis aynı zamanda ölmüş bir kimse adına hacca giden kimsenin haccının gerçekte haccedene ait olduğuna, adına hac yapılanın bunda bir payının olmadığına delil de gösterilebilir. Ölüye bundan sadece dua erişir ve eğer onun adına bir mal karşılığında haccetmiş ise verdiği malda ecri sözkonusu olabilir."



3 Burada amelin "salih" olmakla kayıtlandırılması ecrin öyle olmayan amel için sözkonusu olmadığından dolayıdır. Çocuğun günahından ötürü babaya günah erişmez. Şu şartla ki babanın niyeti hayır elde etmeye yönelik olmalıdır. Hadiste duanın sözkonusu edilmesi çocuğun babasına dua etmeye teşvik edilmesi içindir. Kayıt olduğundan dolayı değildir. Çünkü baba salih evladından dolayı ecir elde eder. Evladı salih amel işledikçe ister babasına dua etsin, ister etmesin fark etmez. Bir kimsenin bir ağaç dikmesi gibi. Onun meyvesinden yenilmesi sebebiyle o sevap elde eder. O meyveyi yiyen kimseler ister onu dikene dua etsinler, ister etmesinler farketmez. Annenin durumu da aynen böyledir.

İbn Melek, Mebaliku'l-Ezhar fi Şerhi Meşariki'l-Envar adlı eserde de böyle denilmektedir.


Yüklə 4,89 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   91   92   93   94   95   96   97   98   99




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin