Sevgili Öğrenciler Benim Size Önerilerim



Yüklə 0,98 Mb.
səhifə9/15
tarix28.11.2017
ölçüsü0,98 Mb.
#33180
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   15




İNSAN;Işık hızından daha hızlı düşünebilen, akıl -ruh gibi hayvani-meleği doğa ötesini aşan zihinsel araçlar ve özgün nesnel bir bedene sahip yaratıktır. Sanki; nesnel geçmişi ile vahşi, doğal ve evrimsel (demir-cilali ve yontma taş devirleri) günümüz doğal kavimler (Eskimolar, Pigmeler, Avustralya yerlileri, Amazon yerlileri ve diğer yamyam ve Doğal Afrika ve diğer kıtalardaki doğal kavimler) bu  günü ile  yarı evcilleşmiş (yarı doğal) ve evcilleşmiş ya da doğaya zararlı ilkel kavimlerden oluşmuş bir türdür. İnsan kavramı bir yönü (nefsiyle ve zekasıyla)  ile hayvansal karakterlerle kenetlenmekte (%99 Film izleyin genleri maymunlarla aynı ), diğer yönü yani düşünsel (ruhu, vicdani ve aklı; %1'lik ? genler insanın özgün evrensel sıfatlarına ait genlerdir) ile tam tersine güzel ahlak hasletlerine sahip meleği bir yaratıktır. -Gelişmiş Ademi insanı primatlardan ayıran özellikler ve özgünlükleri;ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi ahlaklı olması… Vb
-Adem AS öncesi tüm insan nefisleri (İnsanımsılar;Yontma Taş Devri, Cilalı Taş Devri, Demir Devri, Tunç Devri, Astekler, Mayalar, İnknalar, Eskimolor, Aborcinler, Kızıl Derililer, Amazon Yerlileri, Bazı Afrika Doğal kavimleri… Vb), günümüz insanında buluğ yaşına kadar olanlar çocuklar ve yaşayan bazı büyük cahil insanlar bilmez oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.
-İnsan dünyaya gelişinden kişiliği olgunlaşana kadar cahil ve doğaldır. Dinde cahillerden uzak durun tavsiyesi, birazda bu durumla ilişkilidir.
-Sanki insan tüm yaratıkların nesnel, düşünsel, sanal, zihinsel ve dijital çözmecelerinin (pazılarının) ortak paydasıdır. Her yaratık onun çözmecesinin (pazılının) kişilik kazanmış ve hayat bulmuş birere elemanı gibidir. Ör. kainat insanın/lığın kalbinin yanında ihmal edilebilir nesnel bir yaratık gibidir. İnsanlığın kalbide Allah CC Hayat sıfatı içersinde geçici hayat bulmuştur. Yere göğe sığımdım kulumun kalbine sığdım (Hadis var).
-Belki de insan halifeliği ve fıtratı gereği tüm yaratıkları aşkın ve kuşatıcı sıra dışılıkları olmak zorundadır.
-Sanki kavimler ve ümmetler insan çözmecesinin (pazılının) dinamik parçaları, fertlerde ait olduğu parçanın dinamik dokuları gibidirler. İnsan şeytan değildir. Yer yüzü vahşi ve doğal insanları ve/veya insanımsıların dağa, taşa, doğaya bilime, ilime…Vb bir sürü şeye tapışı onun vahşi imanının tecellisinden beri vardır, Adem AS’LA kemale erdirilmişti. Tüm vahşi insanlar ve bu günkü onların devamı olanlar Hz.İbrahim AS’IN Ay’a, Güneş’e, Doğaya,… Vb vahşi tapışının ve vahşi imanın yani ontogenik (özgün-ferdi hayat döngüsü) vahşi döngünün Allah CC tarafından ıslahatla kendine yönelişinin insanın filogenetik iman edişi çok benzerdir. İnsan iblisin (Azazil-İbn-İ menazilin) Ahlak işletim sistemini ve eylemlerini hayata uyguladıkları zaman şeytana benzemiş ya da uymuş olurlar. Şeytan Müslüman’a musallat ancak her türlü yani tüm insanlığın düşmanı yaratıktır sebebi de kendisinden halifeliğin alınıp insan verilişidir. Sizi kavimlere ayırdık ki tanışasınız diye (Ayet var).
-Olgunluk aşamasına doğru kişilik gelişir ve özel olarak akıllı eğitilmezse cahil kalır.
-Yani aklını ve ruhunu harekete geçirecek akıllı eğitim verilmezse bu asır ki bazı insanlar gibi modern bir tarzan olur.
-Nesnel, düşünsel ve sanal kainatlar insanın zihinsel bedeninin-kalbinin bir parçasıdır.“Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis. İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır.
-Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalbindeki zihnin nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da düşünsel-sanal-nesnel zihinsel hard diski gibidir.
-İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır.
-İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın sanal araçlarından kalbinin ve insanlığın bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.
-Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin-zihinsel bedeninin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5
-Kainatta bilinen, bilinmeyen boyutlar ve çok şey ya da tüm bu boyutlar veya her şey Allah CC ilminin içindedir hiç bir şey onun ilminin dışında değildir. İlim içindeki ebedi boyutlar içinde yaratılmıştır.
-Allah CC mahlukattan(yaratıklarından) münezzehtir. Allah CC insana şah damarından daha yakındır (Ayet var)
Allah CC ebediyet boyutlarında ki ilimi içinde zerre nurdan nesnel, batini, sanal, düşünsel… Vb kainatları ve tüm yaratıkları ilk yaradılış anında ebedi hızı yavaşlatarak farklı geçici hızlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ebediyetten geçici zaman parçaları, ebedi mekandan geçici mekanlar, ebedi eylemlerden geçici eylemler yaratmış ve bunlardan bu günkü var olan kainatlar ve yaratıklar sistemini yaratmıştır. Sonra sistemin içinde değişen koşullara uyum sağlayan yaratıkların yaşamasına olanak sağlayacak şekilde türeme ile veya değişik şekilde yaradılış yasaları ve kurallarını; yaratıkların ve sistemlerin yaşam döngülerinde alışık tepki (refleks) haline getirtmiştir. Her zaman parçası bir boyut birimidir. Ebedi hıza ulaşılınca tüm boyutlar birleşerek ve genleşerek doyuma ulaşmış ebediyete ulaşır. Batıni kainatın 1 zaman biriminin zahiri kainatın 50 bin katıdır, Yerler ve Gökler yapışıktı onları biz açtık, Allah her şeyi nurunda yarattı, Onun (Allah CC) her şeye gücü yeter ve her şeye kadirdir. Allah yerlerin ve göklerin nurudur. Ayetler var.
Zahiri Doğal(vahşi) Kainattaki kanunlarla kainatın sıfatlarına bakıldığında kainattaki pek çok sıfat ve kanunların nesnel ve sanal yaratıkların üzerinde görmek mümkündür. Ancak kainatta olamayan sıfatlardan bazıları insanda vardır. Yani insanda var olan kainat ve içindeki nesnel yaratıklarda olmayan bazı özgünlükle vardır.
İnsanlara Allah CC tarafında verilen ruh, akıl, vicdan, namus, gelişmiş yazılı ve sözlü lisanı, net dik yürüyüşü, ışıktan hızlı düşünen beyni ve peygamberi ahlakı hasletleri kainatta ve diğer hiçbir nesnel yaratıkta yoktur. Peygamber ahlakı ve düşünsel olarak kainatı aşabilme özelliği nesnel yaratıklarda sadece insanda vardır.
Batini ve zahiri kainatta akıl, vicdan...Vb meleklerde ve cinlerde var olduğu bildirilmiştir. (ayet ve hadis vardır)
Kainatın vahşi ahlak ürünü olan insanlardaki doğal(vahşi); kutsiyet, inanç, örf, adet, yapısal (fıtratı), inançsal, kültürel, kişisel, özel, özgün ... Vb değer yargıları, idler, putlar (idoller)… Vb tabular yer yüzü geçmişinde ve günümüzde vardır.
-Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalp havuzunda/hayat havuzunda yer alan;biyolojik hatırlama kodları beyin çekirdeğinde/sinir yumağında bulunan zihinsel havuzun nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da sana-nesnel zihinsel havuzun hard diski gibidir.
Işıktan daha hızlı düşünen insan; bedenen ve zihnen olgunlaşıp, en azında ışık hızında verimli ve pozitif şeyler üretmeye başlayınca geçmiş negatiflerini telafi edebilir: Filmi izleyin.
İnsan;En küçük birimi verimli  bir erkek ve verimli bir dişiden oluşan; Işık hızından daha hızlı düşünebilen zihinsel olarak doğayı aşabilen, yüksek iletişim yeteneklerine,  en kötü - en iyi karakterlere sahip, yaşadığı çevreyi, doğayı önemli derece de etkileyen ve ondan etkilenen, zihnen bedenen ve kapasite bakımından  en gelişmiş yaratık olarak biliniyor. 
Evrime teorisine göre: İnsan;nesnel kökenli Homo sapiens sapiens  türüne ait yeryüzündeki tüm insan fertlerini içeren kapsamlı bir kavramdır. İnsanlar; genetik yapılarının yatkınlığına ilaveten, eğitim ve yetiştiği çevrenin ürünüdür.
Evrensel İnsan:bedeniyle dik yürüyebilen, ayaklarıyla toprağa yapışık gezebilen, zekası-nefsiyle doğayı, aklı ve ruhu ile hayvani-meleği doğa ötesini kavramaya çalışan ve tercihlere dayalı yaşayabilen- bilinen en gelişmiş yaratık olarak bilinir.
    -Hiçbir yaratığın halifeliği kabul etmek istemediği halde insanın Allah CC önerdiği halifeliğe hemen talip oluş cehaleti ve aceleciliği ilginçtir (Ayet vardır). Adem AS öncesi tapınan ve/veya inanan insanımsıların tümü, Adem AS sonrası insanların bir kısmı (Adem AS öncesi insanların/onların devamı gibi) sanki tüm yaratıkları anlamak için taparak yakalaşmış ve yakalaşıyor (Vahşi /Doğal İnanç). Sanki insan en aşağılık yaratık özelliklerinden en şerefli yaratığa kadar her türlü özelliği özünde bulunmakla tüm yaratıkları kuşatan ve tevhit eden özelliğiyle halifeliğini de her sahada ifade ediyor. Doğaldır ki insan bu yönü ve eylemleriyle; Şeytanları, Cinleri, Melekleri, Doğayı… Vb tüm yaratıkları kuşatması çok doğal ve gerekli gözükmektedir. Ben tüm insanları Müslüman ya da inançlı yaratsaydım öldürür tekrar bu günkü gibi yaratırdım.(Ayet var) Bu açılardan insanların farklılıklarını (Kainatın en +, en 0 ve en- ...enlerini temsil eden ve kuşatan halife yaratıktır), ifrat ve tefritlerini, sıra dışılıklarını, özel hallerini; doğru okumak , doğru empati duymak, doğru anlamak ve doğru değerlendiriş çok önemlidir. Sanki insan şeytanın tüm sapıklık ve hilkat garibesi arzu ve istemlerini ve/veya onları aşacak şekilde çok yönlü ve kapasiteli yaratılmış bir yaratık gibi görünmektedir. Şeytan hiçbir zaman insanı ve insanlığı aşamayacaktır. Ateşin ilahlık arzusunu Zerdüştlerin kalbinde, Güneşin ilahlığa ilgi duyuşunu Yezitlerin Kabinde…. Vb tapan insanların kalbinde ya da taptıklarının Allah CC ilahlığına sadakatinin delillerini insanların kalbinde keşif etmek ve/veya tüm yaratıkları insanda doğru okumak önemli bir yargı ve keşif olmalıdır. İnsanın özgünlüğünü doğru tanımak ve tüm yaratıkları insanda okumak, görmek, tanımak insanlığın geleceği için önemli bir yargı olmalıdır. Allah CC'DEN insana af diliyorum. Bu bir temenni kurgusudur tabii. Belki de insanın halife oluşunun gereği olarak;her ahlak seviyesinde ve her türlü ifrat - tefriti makamlarda temsil edilmesi gerektiği için; Nemrut, Fravun, Cengiz Han, Çin, Hitler, Karun, Lut AS kavmi, Hud AS kavmi, Semud Kavmi, Nuh AS Kavmi, Deccal…Vb nefislere (yaratıklara) yaşama ve yaratıklara tapışının tercihi yaşatıyor ve hayat hakkı veriliyor. Bunu anlayışta sıkıntı çekmekteyiz. Bu konuda;insan alimleri, din alimleri ve bilim alimlerini peygamberi ahlak ortak paydasında tek insanda tevhidini dileriz. Böylesi insanın Allah CC tapışını ve peygamber ahlakıyla tevhidini Allah CC'DEN dilerim. Belki Müslümanlar o zaman rahat edeceklerdir. Bu açıdan her türlü insanın insanlığın yaradılış gereği ve amacı nedeniyle neden yaşatıldığına doğru empati duyulup yaşam hakkına ihtiyatlı yaklaşmalıyız. Ancak insanların yönetim hakkını sürekli ifrat ve tefritilere değil en akıllı ve rahmanilerine teslim etmek en doğru tercihtir.

İnsanlar Doğuştan
-Nefisleri ve zekası itibari ile hayvanlar, bitkiler... vb nesnel yaratıktırlar.
-Ruhu ve Aklı itibari ile melektirler.
-Kişiliği itibariyle baçlangıçta cahildirler.
-Sonradan kişiliklerini kazanırlar. Yani günümüz insanı buluğ çağından ontogenik olarak 12-15 yaş arasında kişiliğini kazanır (tamamlar). Filogenetik olarak olgun insan Adem AS’LA başlar, Adem AS öncesi ve sonrası insanımsılar ya da insan nefsi olanlar (İnsanımsılar;Yontma Taş Devri, Cilalı Taş Devri, Demir Devri, Tunç Devri, Astekler, Mayalar, İnknalar, Eskimolor, Aborcinler, Kızıl Derililer, Amazon Yerlileri, Bazı Afrika Doğal kavimleri… Vb) çocuksu cahil kabul edilirler geçersiz ve mazlumdurlar.
-Olanakları ve irade ölçüleri oranında tercihleri itibariyle kalitelerini ve gelecekte varacakları hedefi ya da yeri ifade ederler ve belirlerler.
-Dünyadaki uğraşlarında sadece doğa ve maddeyle ilgilenirseler(sadece nefsi gelişir) hayvanlaşırlar. Demirkuş 2008

Doğadaki Çok Şeyi İnsanda Bir Reçete Gibi Okuyabilirsiniz
I-İnsan, nefsi itibariyle doğanın nüvesinin (çekirdeğinin) hemen her şeyini üzerinde taşır. Zeka işletim sistemi ile doğaya ve nefsine arif olmaya çalışır.
A-İnsan ruhu ve aklı itibarıyla doğa ve doğa ötesini kuşatan meleklerin bir parçasıdır.
B-Adem Öncesi Doğal ve Adem Sonrası İlkel insanlar düşünsel bedeni ve kalbi ile doğayı-evreni kuşatan hayvanların bir parçasıdır.Gelişmiş insanlar düşünsel bedeni (zihinsel bedeni) ve kalbi ile doğayı-evreni aşan meleklerin bir parçasıdır.
C-İnsan nesnel bedeni ile nesnel yaratıkların ve sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir.
D-İnsan kimyasal olarak cansızların ve kimyasal sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir.
E-İnsan nesnel bedenin fiziksel parçacıklar itibarıyla yani atom ve atom altı fiziki parçacıklar, plazma boncukları… Vb ile evrenin ve sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir.
F-İnsan Bâtıni kalbi ile kâinatı aşmıştır yani kainat insanın sanal kalbinin bir parçasıdır. İnsanda nesnel(bedenen) ve sanal nefsi itibari ile kainatın bir parçasıdır.
Kısaca insan, atomik olarak evrenin ve evrensel sistem zekalarının bir parçası ve üyesidir. Atomlarımız itibarıyla evrensel bir bendimiz var çünkü pek çok atomumuz dünyanın dışındaki kozmosa aittir

II-İnsan, ruhu itibariyle çoğu şeyin nüvesinin ilmini üzerinde taşır. Akıl işletim sistemi ile her şeye (doğa ve hayvani-meleği doğa ötesine) arif olmaya çalışır.

III-Doğa ve hayvani-meleği doğa ötesinde çok şey ilmin cüzi bir parçasıdır. O çoğu şeyin alimidir (ayet var). İnsan cüzi bir ilme sahip yaratıktır, güzel ve zayıf yaratılmıştır (ayetler var). Başta yer ve gök yapışıktı (ilmen yer ve göklerin çok yönlü yapışık olduğunu düşünün) biz onları bir birinden ayırdık. Her şeyi nurumdan yarattım. (ayet var)

Önemli not;Nesnel ve sanal kainatlar(doğal) insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçasıdır. “Yere göğe sığmadım kulumun kalbine sığdım.” hadis.
-Sanki insan yarı düşünsel-sanal-nesnel bir yaratık, içinde yaşadığı nesnel ve sanal kainatın hepsi fert ve toplumsal bazda insan batını kalbindeki zihnin nesnel, düşünsel ve sanal bilgi deposu ya da düşünsel-sanal-nesnel zihinsel hard diski gibidir.
-İnsan bedenen kainatın bir parçasıdır.İnsanın tüm boyutları kainatın bir parçası değil kainat insanın kalbinin (nesnel beden, zihinsel beden havuzunu-hafıza havuzunu ve insanın diğer sanal araçlarını içerir) bir parçası kabul edilmesi belki daha mantıklıdır.Belki de insan nesnel olarak doğanın, doğada nesnel olarak insanın düşünsel-Batıni kalbinin bir parçasıdır veya insan bedenen nesnel ve sanal kainatın(doğal) bir parçası, nesnel ve sanal kainat ise insan kalbinin bir parçasıdır.1, 2, 3, 4, 5


1Bilimi ve Doğayı Kullanışına Göre İnsan Toplum ve Devlet Kategorileri
   I-İlkel (akli primitif) İnsan/toplum/devlet,
  II-Doğal İnsan/toplum/devlet 
 III-Çağdaş(asri) İnsan/toplum/devlet
 IV-Normal İnsan/toplum/devlet
  V-Evrensel İnsan/toplum/devlet
 VI-Gelişmiş İnsan//toplum/devlet
VII-Diğer İnsan/toplum/devlet  

1İnsanlar Fıtratlarına Göre;
A-Kasti ve Çocuksu Cahiller
B-Milliyetçiler (Kavimlerin Parmak İzi ve Özgünlükleri)
C-Köktenciler (Radikaller)
D-Yenilikçiler
E-Diğerleri
-Bu fıtratlara ait gruplar, liyakatli Rahmani alimlerce eğitilmezse, bunların yeniliklerini tatmin edici gereksinimlerine ve kavimsel yada dinsel endişelerini giderici geleceklerine yönelik miras Rahmani bilgiler hazırlanmazsa bulundukları konumdan geçmişin köhne ve doğal ve/veya geleceğin vahşi/doğal; sapkın, Siyonist, şovenist, siyoşovenist, radikal dindar, liyakatsiz yenilikçi ya da aydın görüşlere tabi fertler olmaya mecbur kalırlar.
-İnsanlığın geleceği; ifrat ve terfidi yönetim ve radikallerin elinde risk ve tehlike altına girer. İslami açıdan önemli geleceklerin gençlerimize hazırlanışı gereklidir. Çünkü var olan bilim ve teknoloji konjonktürleri insanlığın; yenilikçilerini, tabucularını ve cahillerini gelecekte kaldıramayacağı bir Android (insanımsı robot) ve/veya Siber insan/robotsu insan (Cyborg) ile gerçek insan çatışmasını senaryoları günümüzde sergilenmektedir. Doğaldır ki yaradılış gayeleri arasında halife oluşu nedeniyle kainatın en şerefli ve tam tersi karakterler in yaşatılışlının gerekliliği gereği konumda insan olacaktır. Ancak kainatın geleceği ile birlikte insanlar yaşantısının tevhidine yönelik birlikteliğinin fıtratı çeşitliliğinin parçalanmayışı ve liyakatli tevhidi için kavim bazındaki yaşantının önceliği ve özgünlüğü ikinci plana iterek ya da gerekirse terk edip ileriye yönelik (Kainata açılıma yönelik) insani ortak paydaya yönelik ilimler, senaryolar üretilip; gerçek ve doğal insanın yad a insanlığın geleceği garanti altına alınmalıdır. Örneğin;çocuk sahibi oluşu konusunda her ferde bir çocuk ve fazla gereksinim için kura çekilir. İnsanlığın uzaya açılımı konusunda mümkünse en büyük genetik çeşitliliğe sahip gen havuzuna, yüksek insan popülâsyonuna, gerçek ortak iletişim dil ve alfabeye gereksinimi vardır.

İnsan, Doğa, Akıl, Ruh, Zeka, Yetenek, Nefis ve Öğrenme İlişkisi;
Doğa ve hayvani-meleği doğa ötesi çevre içinde yer alan insanın;nesnel ve sanal (zihinsel) bedenlerinde yer alan nesnel ve sanal araçları içinde;nefis-zeka, akıl- ruh öğrenme ile çok yakinen ilgilidir.
2 A-Zekanın Bedendeki Ayakları Genler ve Beyindir. Zeka insanın nefisinin ve doğanın bileşenlerini öğrenme düşünse/sanal aracıdır.
Zeka,nefsin, nesnel ve sanal bedenininde doğayı öğrenmenin işletim sisteminin ara yüzü gibi işlev görür. Zeka ve nefis insanları nesnel ve sanal olarak vahşi doğal aleme doğru arif eder ve yol aldırır.
Yaratıklardaki meyveleri;çevreye uyum, değişim ve sistemde kararlı durağana ve dinamik dengelerde durma, doğru-hızlı algılama ve düşünsel-uyumsal-nesnel neticelendirmeye yönelik sürekli içinde bulunduğu nefse (doğaya) çözmece merakı ve önceliğiyle ilgi duyan yaratıktaki düşünsel/sanal işletim sistemidir. Tüm yaratıklarda tek başına iş gördüğünde;Peygamberi ahlakı değerlere alışık tepkisi /leri;vahşi, doğal, kör ya da eksik olan çevreye uyum ve yetenekle ilgili araç olduğu için, bu günkü ÖSYM sınavında sadece zeka öncelikli öğrenci kategorize etmek toplumsal bir afat olarak kabul edilebilir. Akli değerler dikkate alınmadan senelerce hayvani eğitim sistemiyle bu ilkel insan tipi öne çıkartılarak insanlığı ve çevreyi vahşice/doğalca ya da hayvanca yönlendirerek bugünkü çevre sorunlarıyla yüz yüze getirmiştir.

2 B-Yetenek; yaratığın; genlerindeki, yaşam döngüsündeki, ait olduğu sistemindeki... Vb çevreye uyum derecesi ve becerisidir. Yapay veya doğal bir yaratığın, düşünsel, zihinsel, bedensel, yapısal… vb yönleriyle yapabilecekleri, becerebilecekleri, başarabilecekleri, irade edebilecekleri…. vb kadir olduğu vasıflarını ifade eder. Yetenek zeka ve akılla ilişiksel bir nesnel beceri ara işletim sistemi gibidir.



Yetenek ve Zekanın Ayrıcı Özgünlükleri:Yetenek yaratığın; nesnel, düşünsel, sanal, dijital (hesabi)… Vb yapısal becerilerini ve uyum derecesini ifade eder. Zeka yaratığın doğayı ve içindekileri; hızlı algılayabile, hızlı sonuçlandırabilme ve hızlı uyum sağlamaya yatkınlığıyla doğru orantılıdır. Zeka ve yetenek işlevleri yakın ilişkisel olduğu için iki kavram içi içe anılır.
-Sanki bir insanın; düşünsel/düşünce mimarisi, düşünsel işletim sitemi/leri, mantık sistemi ve genetik tasarımına ilaveten bedeninde ki her element, her atom, her atom altı parçacıkların ve her enerji halinin/lerinin geçmişteki özgün hayat hikayesinin/lerinin (bilim ve yaratıkların düşünsel-nesnel yaşam filogensinin/lerinin ya da bilim ve yaratıkların matematiksel evrim örgüsünün/lerinin ilişkisel birliktelik fermuar dişlerinin doğru-düzgün örtüşümünü /kapanışını ifade eder) özgün kainattaki/lardaki ve ötesindeki/lerindeki; düşünsel, mantıksal, atom altı ve atom üstü nesnel…Vb tüm enerji halleri sistemlerine: doğru empati duyuş derecesi/duygudaşlık derecesi, benzeşim; yatkınlığı, gücü ve performansı yetenek ve zekasıyla doğru orantılıdır.
-Ola ki çok çok özel hal/ler hariç kainatta hiç bir şey öteki olmaz yani her şey kendine/zatına özgüdür. Bir birine en çok benzeyen şeylerden bahsedilebilir. Demirkuş 2011
Yetenek; Çevresel değişimlere karşı yaratığın; sistemsel, davranışsal, nesnel... Vb tabanlı yapısal (fıtratı) uyum derecesini ifade eder. Yaratığın çevresine yüksek derecede sistemsel, davranışsal, bedensel... Vb uyumu, yetenekli oluş derecesiyle doğru orantılıdır.
Zeka; Düşünsel, sanal ve nesnel tabanlı olarak yaratıkların doğaya ve tüm sistemlere doğru-hızlı empati duyuş, doğru-hızlı eşleniş, doğru-gerçek-hızlı algılayış, doğru-hızlı sonuçlandırış ve doğru kestirişi ifade eden performansıdır.

2 C-NEFİS NEDİR?İnsanın; hayvani,gayri ahlaki, sıra dışı istenmeyen; tercih-davranış-duygu ve düşüncelerinin ilişkilendirildiği; doğaya eğilimli-etkili, Nesnel hayvani-bedensel ve hayvani-nefsi-vahşi-doğal (etolojik) sanal nesfi bedenimize ya da nüvesine (1)denir. Kısaca;Gücümüz, irademiz, tercihlerimiz ve eylemlerimizle baş edemediğimiz gayri akli ve gayri ahlaki her; davranış, tiryakilik, eylem, hayvan, fert, devlet, kurum kuruluş... Vb her şey; bu istenmeyen konum itibarıyla nefsimiz mesabesindedir.
-Ola ki yanlış, doğal, vahşi ve/veya eksik;öğretim, öğrenim ve eğitim ürünü olan bu günkü çoğu insanlarda ki; bu istenmedik alışkanlık, tiryakilik, davranış… Vb kontrol edebilen doğru/gerçekçi öğretim, öğrenim ve eğitim sisteminin ürünlerine sahip insan kadar iradeli insan, tersi/leri kadar ise eksik, cahil, vahşi, doğal ve hayvani insanız anlamı çıkar. Bu çıkarsayışı günlük, haftalık, aylık ve yıllık yaşam döngülerinize güncelleyerek; siz ne kadar neyi/neleri kontrol ediyorsunuz, ne ve neler sizin iradenizi kontrol ediyoru istişare ederek hakkınızda bazı iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varınız. Bu iradi yargılara ve önlemlere/tedbirlere varmadan önce; yalan, iftira, şer, domuz etini yiyiş, şovenistlik, Siyonistlik, radikaller, milliyetçiler, yenilikçiler, cahiller, cahillik, hastalık, virüs, kötü davranış… Vb istenmedik, davranış, yaratık, eylem, bilgi… Vb
A-Bu istenmedik ya da istenmedikler niye vardır?
B-Bu istenmedik ya da istenmediklerin mutlak gerekli olduğu yer/yerler neresi/nerelerdir?
C-Bu istenmedik ya da istenmedikler hiç olmazsa hayat döngüsünde ne/ler eksilir, ne/ler bozulur… Vb ne/ler olur? Sorularının mutlaka doğru ve liyakatli yanıtlarını araştırın sonra istendik/çözümsel iradi amaçlı; yargıya/lara, sonuca/lara varınız ve/veya öğretime, öğrenime, eğitime, ıslahata/lara, terbiyeye ve önleme/lere baş vurunuz. İnsanlığın ve/veya bir kavmin; radikal milliyetçileri (kavimlerin parmak izi), radikal Müslümanları (dinin farzlarının sigortası), radikal yenilikçiler (kavimin asra uyum ışıkları) ya da her çeşit gerekli radikalleri rahmani alimler ve bilginlerce, her an asrın değişimlerine ve/veya koşullarına uyumlu bilgilendirilip irşat edilmezse; milliyetçiler şovenizme, inananlar siyonizme, yenilikçiler otistik ve liyakatsiz felsefi görüşlere ve/veya inançlara kapılıp dumura uğrarlar. Genellikle alimsiz bir kavim ya da nefsine zülüm eden Müslüman kavimin/lerin rahmani alimleri ve bilginleri menfaatleri gereği radikallerinin arkasına gizlenir ya da onlara teslim olursa bu sonuç ortaya çıkar. Bu nedenle bunların hürriyetlerinden çok doğru adreste örgütlendirilip düşünsel olarak güncellenmeleri daha doğrudur. Doğru adreste durmanın; 1.Kuralı: Kendisini doğru tanımaktır. 2.Kural: Çevreyi doğru tanımaktır. 3.Kural: Peygamberi bir ahlakta doğru adreslerde bulunuşu alışık tepki (refleks) haline getiriştir. 4.Kural: Yaratıkları doğru ve dürüst anlamlandırmak için bilgili oluştur. 5.Kural: Öğrendiklerini hayatına peygamberi ahlak çerçevesinde uygulayıştır. Sonuç; yaratıklar içinde hayırlı bir kişilik olmak. Bunlardan bir tanesi bile olmazsa doğru adreste duramazsınız. Bir kavmin yenilikçilerini asimile eder bitirirseniz, akabinde milliyetçilerini asimile edişe başlarsanız bu tam mümkün değildir çünkü o kavmin değişmeyen/değişmez parmak izidirler (kavmin özgün kişilik genlerini taşırlar). Ancak yok etmeniz gerekir. Bu seferde evrimsel seçilimde en güçlü savaşkan Nemruti, Cengizhani, Fravuni, Çini, Hitleri… Vb insan ahlakının acımaz kara delikleri ve kavmin asimile edildiğini sandığınız yenilikçileri de ters teperek karşınıza çıkar ki kayıp edişi hak etmiş olursunuz. Her kavmin özgün radikallerinin gerekliliğini doğru adreslerde ve doğru kişilikler de yaşatmak elzemdir. Cahillerin, kafirlerin… Vb karakterlerin yok olduğunu düşünün sonuç sosyal döngünün çöktüğünü görürsünüz. Kısaca doğal döngüdeki özgünlüklerin gerekliliği kadar toplumsal, zihinsel, düşünsel ... Vb döngülerdeki özgünlükler gereklidirler. Önemli olan toplumsal yönetim, ahlak ve her türlü ilişkinin kilit ve yönlendirici noktalarında peygamber ahlaklı +bilgili +liyakatli kişiliklerin sürekli bulunuşunu sağlayıştır. Ör;sigara içmek, aşırı lezzetli yemek, içmek veya içkinin lezzetine doyumsuzluk yani bırakamamak (zayıf irade) da bedenimiz nefsimizdir. Mantık ve irademizin; aşkın, sevilmenin, pohpohlanmanın, kumarın, aşırı adrenalinin, lezzetli yemeğe doyumsuzluğuna (şişmanlık-aşırı kilo) tiryakiliğine... vb karşı aciz düşmesi nefsimizdendir. Küresel ısınma sorununa karşı önlem ve çözümlere katılmayanların bu süreçteki kişilik konumları nefsimiz mesabesindedir. İrademiz, yeteneklerimiz ve gücümüzle kesinlikle başaramadığımız veya başarmayacağımızdan emin olduğumuz olayların, süreçlerin, sorunların ve problemlerin çözümü konusunda;İbadetlerimizi olanaklarımız ve fıtratımız (yapımız) ölçüsünde kusursuz icra eder, samimiyetle hayatımıza uygular, peygamber teslimiyeti ile kişilik ve irademizin IP numarasını geri istememek ya da Allah CC terk etmemek koşulu ile Allah CC.’HUNA teslim oluruz (Allah CC ipine sarılın, dinden çıkılmaz çıkanlar mürtet olur ayet var) ya da kişiliğimizin tüm boyutlarını teslim ederiz ve Rabbimizden dileklerimiz için yardım istemek üzere dua ederiz. Sonuçta; doğru-yararlı tepkiler, davranışlar, çözüme yönelik denklemlerin, konumların kombinezonları ortaya çıkınca veya çözülünce de, duamız kabul oldu deriz. Nefsini tanıyan rabbini tanır (ayet/hadis!).İnsandaki bu kişiliğin konumu ve etkisi ayrıcalık gösterir.İnsanın genetik yapısı-yatkınlığı ve çevrenin; nefsi kişiliğinin (sanal-zeka-bedensel kişilik) gelişimine etkisi, çok büyüktür.

2 D-RUH NEDİR?;Allah.CC. tarafından sadece insana üflenmiş evrensel, doğa-hayvani-meleği doğa ötesi hemen her şeyin özünü içeren ilahi kökenli meleği kişilik olup; akıl  bu nüveyle etkileşimli çalışır. Sadece akıllı yaratıklarda var. Maddi ve manevi anlamda çoğu şeyin en değerli nüvesi olması hasebiyle akılla birlikte insanı evrenselleştirir. İnsandaki, nefis tanımının tersi (meleği) sanal insani-meleği kişiliğidir (1)aklı tercihlerle örtüşür, Allah C.C.;İnsana ruhumdan üfledim der. Fıtrat itibarıyla meleği doğa ötesine bağlıdır.İnsandaki melek gibidir.İnsan ruhu bedensel ve bâtını/düşünsel/sanal kalp le çalışır ruhsal bilinci uyumaz. Ben uyurum(nefsim uyur) kalbim uyumaz (hadis vardır). En net, sade, güzel ve doyurucu tanımı İslamiyet’te geçer, köken itibarıyla ilahi kabul edilir. Sanki uçak için kara kutu ne anlam ifade ediyorsa, bedenimiz içinde ruh onu ifade ediyor gibidir. İnsan ölünce de ruhunu Azrail  A.S. (Ruhu teslim alan melek/ölüm meleği) alır Allaha C.C.'HUNE götürür. Her insanda akıl sahibi bir melek (ruh) vardır. İnsan ölünce Allah emanetini (ruhu/meleği ve aklı) alır. Kalan her şeyle ve yaptıklarıyla insan belli bir vakte kadar baş başa kalır. Ruh kıyamete kadar ölmez ve hastalanmaz meleği kişiliktir. İnsanın sanal dünyasındaki ruhsal-meleği (psikolojikve psikiyatrlık bozuklukları ruh ve akılla değil nefis, zeka ve bedenle ilgilidir. Bu hastalıkların hemen hepsini hayvanlarda da görmek mümkündür. Evrensel bir insanda:canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb doğal sanal araçlarına ilave olarak, ilahi kaynaklı ruh ve akıl özgün sanal araçlarının varlığı kabul edilir.İnsanda hem can hem de ruh vardır. Hayvanların ruhu yoktur, bedensel canı var. Hayvanlar tamamen canlı beden ve nefis, içgüdü, deneyim, alışık tepki (refleks), zeka... vb sanal araçlardan ibarettir.

2 E-Akıl, Her Şeyin Nüvesini Taşıyan Ruhun İşletim Sistemi (Düşünsel/Nesnel/Kültürel... Vb Dinamik Değer Yargılarının Mimarisi) Gibidir.İnsandaki meyveleri;peygamber ahlakı, paylaşma, zayıflarına insancıl (rekabete girmeyen), doğa ve hayvani-meleği doğa ötesine ve öncelikle ilahi şeylere çözmece merakıyla ilgi duyan hikmetlere sahip … Vb olan ilahi kökenli Ruhun işletim sistemi düşünsel/sanal araçtır. Sadece akıllı yaratıklara özgüdür. Bitkilerde, hayvanlarda,... sistemlerde … Vb bulunmaz.Sadece akıllı insan ruhuna, vicdanına ve namusuna endeksli düşünebilen insan demektir. Akıllı insanlarda bilmediklerinin cahili edepli insanlardır. Sadece zeki insan nefse endeksli düşünebilen insan demektir.

2 F-Vicdan; Allah CC tarafından tüm akıllı yaratıklara verilmiş, meleği bir kalp ibresidir. Akılsız yaratıklarda ya yok ya da güdüktür.
Vicdan;akıllı yaratıkların herhangi bir şey hakkında; akıl, zeka, nefis, kişilik, ortam, bilgi dağarcığı… vb tüm olanaklardan süzülmüş, arınmış ya da arındırılmış (filtrelenilmiş) sonuçların arasında verilecek en Rahmani/meleği tercih ve tercih serisini gösteren gerçek kişilikle düşünülerek karar verilen batını kalp ibresi tercihidir.
-Akli selim haldeki (sinirli, asabi, düşünsel-bedensel hastalıklı… Vb sıra dışı halde olmayan) olgun akıllı bir yaratığın düşünsel-batını kalbinin ibresinin gösterdiği ve rahat ettiği karardır.
-Bir konuda karar vermekte sıkıntı çekiyorsanız kalbinizin rahat ettiğini yapın.(hadis var)
-Aklımız, zekâmız, ruhumuz nefsimiz ve tüm olanaklarımızı kullanarak bilmekte ve karar vermekte sıkıntı, titreklik ve karasızlık çektiğimiz herhangi bir konuda vicdanımızın (batını kalp ibremizin gösterdiği) sesini dinleriz.
-Sorumlu gerçek kişiliğe; vicdanın sesini dinlemediğinin bilincinde olduğu ve vicdanının sesini bildirerek ihlal ettiği kayda geçer. Akıllı kişi bunun bilincindedir.
-Ömür boyu verdiği; doğru-yanlış, günah-sevap ya da nötr-geçişken… vb kararlarda bu meleği kalp ibresi kararına bilerek uymayan kişinin hanesine kalp ve bilincine bu yanlışlarının kayıt edildiğinden ya da yazıldığına dair şuana kadar hiçbir akıllı yaratık ciddi olarak yazılı ve sözlü itiraz etmemiştir. İtiraz eden olgun insanlarında aklından??, nefsinden, zekasından, kastiliklerinden, anormalliklerinden ya da deliliğinde şüphe edile bilir ya da şüphelenmek farzdır.

2 KİŞİLİK KİMDİR?Bir ben var ki bende benden içeru (Hz.Yunus EMRE);uyanıkken hisseden, uyurken rüya gören. Bedensel ve zihinsel araçların; gücünü, yeteklerini bilen ve bilincinde olan.Her şeyi değerlendirirken;iradesini tarafsız kullanarak tercihleri tasdik edip icrasına karar veren:sorumlu:sanal gerçek; öz, ene, kişilik veya benliktir.
Normal İnsanın Kişilik Boyutları ve Kişilik Enerji Halleri :Normal bir insanda, doğadaki bilinen 7 boyuta ilave olarak, minimum 5 boyutu daha var;
A-Sanal/Düşünsel(Zihinsel-Sanal - Düşünsel Hayvani) Şeytani Nefsi Kişilik Boyutu ;(Nefsi Sanal/Düşünsel/Zihinsel Bedenimiz-Cinler Alemi İle İlgili Kişiliğimizdir):Zeka işletim sistemi ile çalışıp, doğayı asimile eden ve çıkarsamalar yapan nefisin;doğaya meyilli yayılan-yayılmış doğal sanal enerji boyutudur.Bu kişilik, doğaya ve madde alemine meyilli olup;hayvanlara ve tüm doğadaki nefsi yaratıklarla empati (halden/halini anlama, halini yaşama)duyan, özdeşleşen ve kenetlenen   zihinsel-sanal nefsani enerji boyutundaki özgün kişiliğidir. Kısaca insanın;ısı veya ateş halindeki enerji boyutunun sanal-zihinsel kişiliğidir.Sanal ya da Cinler Alemi Boyutundaki Kişiliğimizdir.

B-Nesnel (Bedensel Hayvani) Nefsi Kişilik Boyutu:Beyindeki organik tabanlı işletim sistemi ile madde tabanlı çalışan, vücudumuzdur.1, 2, 3, 4.İnsanın Toprak-Madde Boyutudur. Doğaya-Hayvanlara -Nefse bağımlı ve eğilimlidir.Yemeye içmeye, meyilli; canımızı, ruhumuzu... vb nesnel ve sanal araçlarımızı taşıyan bedensel kökenli Materyalist-Ateist Nesnel Kişiliğimizdir.

C-Zeki ve Yeteneği Kişilik Boyutu (Sanal ve Bedensel Nefsi doğal kişiliklerimizin doğal işletim sistemi merkezli kişiliğimizdir);Zeka işletim sistemine ve yapısal-düşünsel becerilerimize dayalı kişiliğimizdir. Bu günkü ÖSY sınavında muhatap olunan kişiliktir ve hayvanidir.

D-Ruhsal Kişilik Boyutu : Meleği doğa ötesine ve akli kurallara meyilli; meleği-saf-abdal kişilik boyutudur. Ruhban Kişiliğimizdir. Ruh, kişilik olarak Allah CC bizdeki en değerli emaneti ve elçisidir. İbadetlerimizle aklımızı kullanarak ruhsal kişiliğimizin külliyatındaki hakikatlere ve gerçekler arif oluruz.

E-Akli Kişilik Boyutu:bedensel ve zihinsel;gerçek araçlarını, sanal araçlarını, yeteneklerini, nefsi-ruhsal kişiliklerini, zekalarını kullanarak namuslu (namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb Rahmani ve/veya şeytani insanlarla; namuslu, dürüst, vicdanlı... Vb kara cahil , kasti cahil ve/veya çocuksu cahil insanlar karıştırılmamalıdır) ve dürüst karar veren, ruha, doğaya ve hayvani-meleği doğa ötesine, dengeli-meyilli Akıllı Kişiliğimizdir.

F-Vicdani Kişilik Boyutu: Akıllı yaratıkların herhangi bir şey hakkında; akıl, zeka, nefis, kişilik, ortam, bilgi dağarcığı… vb tüm olanaklardan süzülmüş, arınmış ya da arındırılmış (filtrelenilmiş) sonuçların arasında verilecek en Rahmani/meleği kalp ibresi kararını tercih eden kişiliktir.
Vicdan; Allah CC tarafından tüm akıllı yaratıklara verilmiş, meleği bir kalp ibresidir. Akılsız yaratıklarda ya yok ya da güdüktür.
-Sorumlu gerçek kişiliğe; vicdanın sesini dinlemediğinin bilincinde olduğu ve vicdanının sesini bildirerek ihlal ettiği kayda geçer. Akıllı kişi bunun bilincindedir.
-Ömür boyu verdiği; doğru-yanlış, günah-sevap ya da nötr-geçişken… vb kararlarda bu meleği kalp ibresi kararına bilerek uymayan kişinin hanesine kalp ve bilincine bu yanlışlarının kayıt edildiğinden ya da yazıldığına dair şuana kadar hiçbir akıllı yaratık ciddi olarak yazılı ve sözlü itiraz etmemiştir. İtiraz eden olgun insanlarında aklından??, nefsinden, zekasından, kastiliklerinden, anormalliklerinden ya da deliliğinde şüphe edile bilir ya da şüphelenmek farzdır.

Özel Not;Kuran-ı Kerim;yaratıkların, olayların, süreçlerin, olguların....ve İnsanın değişik enerji hallerine ve boyutlarına hitap ettiği için bazen kitabın bazı ayetlerini anlamakta sıkıntı çekilir. 18000 alemin enerji haline hitaben yazıldığı rivayet edilir. Kıtab-ı Kerim'i doğru anlamak için insanın sanal ve tüm enerji - kişilik boyutlarını iyi bilmesi, yaratıklara-olgulara... vb süreçlere doğru empati duyması-yaşaması gerekir.

G-Gerçek Kişilik(Özgün ve Sorumlu);Bir ben var ki bende benden içeru;rüya gören, bilincinin farkında olan, tüm kişilik boyutlarını; iradesi dahilinde kullanarak; aldığı sonuçlara göre, yaptığı tercihlerden, sorumlu özümüz, enemiz, kendimiz veya Gerçek Kişiliğimizdir. Ola ki Kainatta her yaratık; yaratık çözmecesinin bir parçası, insan olarak tercihlerinizle siz olmasanız sistemde/kainatta ne eksiliyor ve ne artıyorsa ola ki sizin değeriniz o dur. Demirkuş 2011
-Gerçekleri sadece madde kökenli kabul eden kişilikler (edenler) materyalistlerdir. Gerçekleri sadece ruh kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ruhbanlardır. Gerçekleri sadece doğa tabanlı kökenli kabul eden kişilikler (edenler) bilim insanlarıdır. Gerçekleri sadece ateş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Zerdüştlerdir. Gerçekleri sadece güneş kökenli kabul eden kişilikler (edenler) Yezidilerdir.Gerçekleri sadece hiçbir şey kökenli kabul eden kişilikler (edenler) ateistlerdir… Vb çoğu doğa kökenli id, idol ve/veya putlardır. O zaman; öğretim, öğrenim ve eğitimle gerçek düşünce sistemimizi hangi gerçeklere yaqpılandıracağız ya da oluşturcağız. Ola ki şu sorular sorulabilir; tüm yaratıklar, yaşadığımız kainatlar ve her şey; Kim? ve/veya Nere Kökenlidir? Sorularının yanıtı gerçeklerin adresine bizi yaklaştırır.
İslamiyet’te ve Allah CC gönderdiği tüm kitaplarda; her şey Allah CC nurundan yaratılmış ve sonra her şey ona Allah CC yönelecektir. Yani tüm yaratıkların gerçekleri göreceli (izafi) ve geçici gerçeklerdir. Ancak Allah CC istedikleri ebedi gerçek olacaklardır ve hayat bulacaklardır.
-Bir insan iradesi ve olanakları ölçüsünde; Ruhu ve aklı ile meleği, zekası ve nefsi ile hayvani, vicdani ve tüm kişilikleriyle Rahmani karar verir. İradesi çerçevesinde sadece nefsi, ceddi, hayvani… Vb şahsi menfaatleri ve arzuları için verdiği karalar şeytanidir.
Tüm insanlığı bir beden kabul et, bazılarının kişilikleri, beyinde (vahşi/doğal insani kişilik), bazılarınınki kalpte (peygamberi insan kişiliği), bazılarınınki cinsellikte-şehvette (hayat insanları kişiliği), bazıların ki hercai, bazılarınınki ruhu ile bütünleşmiştir (ruhban) … Vb tüm insanların kişilikleri toplamı ve dağılımı bir insan bedenini oluşturup adı da insan kişiliği bedenidir.
İnsan;
-Ruhu ve Aklı itibarıyla meleği olduğu için güzeldir.
-Nefsi ve zekası itibarıyla hayvani olduğu için cahil, nankör ve zulümkardır.
-Tercihleri itibarıyla kendini yani gerçek kişiliğini tarif edendir. Demirkuş 2011

-İnsan Kişiliği/leri; bu 4 temel sanal ve nesnel araçla (nefis-zeka, akıl- ruh) öğrendiklerinin hayata uygulayışında, iradesinin gücü oranında tercihleriyle yaşamaya gayret eder. Kişilik çocukluktan itibaren gelişmeye başlar. Yaş ilerledikçe olgunlaşır ve gelişir. Buluğ çağında sorumluluk taşıtılır ve yaptığı tercihlerden sorumlu öz egomuzdur.
Çeşitli kişilik boyutları vardır.  İnsanlığın filogenetik seviyede (tür olarak) sorumlu kişiliği: Kendisine hiçbir primatta bulunmayan; akıl, ruh, vicdan, namus, peygamber ahlakı, olgun kişilik… Vb düşünsel araçlar verilen Adem AS’LA başlar. Bugün çocuklar buluğ çağından (12-15 yaş) itibaren gelişmiş kişilik kabul edilir.



Yüklə 0,98 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   15




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin