Tiyatro Tarihi



Yüklə 48.23 Kb.
tarix23.01.2018
ölçüsü48.23 Kb.

Tiyatro Tarihi Konusunda Özet Bilgiler

Faydalanılan Metinler ve kitaplar :

1) http://www.tiyatrotarihi.com/


2) http://www.tiyatro.net/sayfalar/8/tiyatro_tarihi.html

1)Tiyatro Tarihi Ders Notları : T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları Prof. Raik Alnıaçık

2)Tiyatronun ABC’si - Aziz Çalışlar Say yayınları

3)Dünden Bugüne Tiyatro Düşüncesi - Sevda Şener - Dost Kitapevi

Tiyatro tarihi deyince tüm kitaplar önce tiyatro nedir sorusuna yanıt ile başlıyor. “Yazılmış oyun metini, canlandıracak oyuncu, düzenlenen yer ve seyirci olduğunda yapılan işlev tiyatro sanatıdır” deniyor.

Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır.

Kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar.

Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan İ.Ö 40-10 bin yıl önceden kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. Buralarda maske ve köstüm kullanımının, dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. Maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.

İlkel toplulukların inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü. İnsanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar.Yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, bunlar kurallı oyunun ilk örneğiydi. . Eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da, insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. Mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.

Bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. Şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. Bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmekteydi.

Tiyatro tarihini incelersek: Büyücülük, atalara ve totemlere yapılan törenler, av eğlenceleri, ölüm için ağıtlar, harbe gidiş ve dönüş şenlikleri, evlilik törenleri, mevsim başı ve sonu törenleri ; tüm bu törenler aslında birer oyundu.

Doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir. Doğa mevsimlele nasıl kılık değiştiriyorsa insanda sahnede kılık değiştirerek başka başka kılıklara bürünür bu da tiyaton sanatını doğurur.



Antik Çağ --- İS: 5.yyla kadar (Batı romanın çöküşüne kadar) antik çağda tiyatro sanatı Yunanistan’da ve Roma’da hızla başlamış ve gelişmiştir.

Yunan Tiyatrosu : İÖ6.yy dinsel törenlerden ayrılarak bir sanat türü haline geldi. Şarap tanrısı Dionysos onuruna söylenen Lirik şiirlere Ditrambos denirdi, Ditramboslar dans ve şarkılarla söylenirdi, önce amatörce söylendi bu şiirler daha sonra bu şiirlere senaryolar yarattılar.

Bu törenler sadece Dionysos’a değil, diğer tanrıların öykülerini de kapsamaya başladı. Halk Dionysos için olanları yeğliyor, çünkü Dionysos onlara doğayı veriyordu. Doğaya karşı aşklarını, saygılaını dile getiriyor varoluşlarının esrarını açıklıyorlardı.

Dionysos adına yapılan şenliklerde şarkıları söyleyenler Dionysos’un kutsal hayvanı teke(keçi) kılığına giriyor kaba saba danslar yapıyorlardı. Tragos (keçi) ve oidie(türkü) sözcükleinden keçilerin Türküsü; konuşmalı türkü Yunanca tragoidia’dan tragedya adını aldı ve dinsel törenlerin bir parçası olmaktan çıkıp birer sanat gösterisine dönüştü.

Atinada tiyatro sanatının İÖ:V yy’da gelişmesinin nedeni o dönemde Atina’nın Yunan dünyasının kültür merkezi olması ve refaha kavuşmasındandır. Atina 70 km karelik alanda hüküm sürmüştür bu bölge tarım açısından çok zengin bölgedir. Atina’yı Zeytin, Zeytinyağı ve Kalay’dan yapılan kaplar ve eşyalar, paralar zengin etmiştir.

Oyuncu ve oyun yazarı Thespis ilk kez koronun karşısına farklı kişilikleri farklı maskelerle temsil eden bir oyuncu koyar. Bu rolü Thespis kendisi oynar ve tiyatronun ilk oyuncusu doğar. İÖ 534’te Atina’da ilk tiyatro şenliğinde Thespis’in bir tragedyası ödül aldı.

İÖ.5 yy da ise Aiskhylos koroyu 50 kişiden 12 ye indirir ve 2. oyuncuyu ekler, bugünkü tiyatronun temellerini atmış olur.



Aiskhylos, tragedyayı Dionysos kökeninden koparıp, önemli kişilerin başından geçen önemli olayları yücelterek temsil etmeye başladı. Efsaneleri yada efsaneleşecek kadar eski olayları işleyen dinsel, ahlaki, siyasi bir mesaj vermesine önem verdi.

Sonraları Sophokles ve Euripides tarafından geliştirildi, gerçekci öğeler katarak soyuktuklan uzaklaştırıldı.

İÖ: 340 da 70 yıl yapımı süren 30 bin kişilik anfitiyatro yapılmıştır. 2 bölümden oluşur. Seyircinin oturduğu bölüm, Oyun yeri. 30 bin kişiye varlığını kabul ettirmek için maskeleri uzaktan görülecek şekilde yaptılar. Ağız boşlukları megafon tekniği uygulandı.Ayaklarına takunyalar giydiler.

İlk kadın maskelerini ortaya koyan ise Koerilios’tu. Thespis’ten sonra 13 kez yarışmayı kazanır.

İlk tiyatro oyunları tragedya olarak başlar, sonra satir oyunları ve daha sonrada komedya türleri ortaya çıkar.

Tragedya :Yunanca tragoidia’dan gelir. Tragos (keçi) ve oidie(türkü) sözcükleinden keçilerin Türküsü anlamında kullanılır.Tragedya türü tragosların şarkılarından doğmuştur.

Tragedya’nın Öğeleri: Öykü, Karakter, Düşünce, Diksiyon(dil), Görüntü, Şarkı.

Aristotales: (İÖ:348-322) sanat hakkındaki görüşlerini bir bütün içinde “Poetika” adlı eserinde sunmuştu, ayrıca çeşitli sanatları belli başlı özellikleri bakımından karşılaştırmıştır, en çok ta tragedya sanatı ve bu sanatın destandan farklılıkları üzerinde durmuştur. Poetika’da: Epos, tragedya, komedya, dithyrambos şiiri, ve flüt, kitara sanatlarının büyük bir kısmı genel olarak taklittir(mimesis) der. Aristoteles tragedya’yı şöyle tanımlar: Tragedya ahlaki bakımdan ağırbaşlı, başı sonu olan, belli uzunluğu bulunan belli bir hareketin taklididir; sanatça güzelleştirilmiş bir dili vardır,içine aldığı her bölüm için özel araçlar kullanır, hareket eden kişiler tarafından temsil edilir, bu bakımdan salt bir hikaye (mitos) değildir. Ödevi seyirciye acıma ve korku duyguları aşılıyarak ”ruhu tutkulardan arıtmaktı”. Konusu efsanelerdi.

Yunan Tragedyasının ünlüleri :

Sophokles İÖ: 497 (Kral Oedipus, Antigone,Elektra..) (ruhların güzelliği ön planda, doğaya karşı insanı yüceltmiş)

Euripides İÖ:480 (Helena, Truvalı Kadınlar, Bakhalar, Hecabe, ...) (İhtiraslar, büyük hisleri işlemiş, geleneklere çok yer vermemiştir)

Aiskhlos İÖ:525 (Perslar, Agememnon, Prometheus...) (Eski dinsel inançların dehşeti, alınyazısı,felaketlerin esrarı, tanrısal kaçınılmaz intikamlar)

Satirik dram : Tragedyada Dionysos konusu yanında diğer tanrıları da sahneye getirince halk zaman zaman Dionysos’un eğlenceli alaylı danslarını dithyramboslarını arar oldu. Şair Phlionteli Pratinas “satirik dramı” Atinada halka sundu. Bu dram türünde, ayinlerdeki saflık bir kenara itiliyor, yarı ciddi yarı komik sahroş, şaklaban, özelliklede ahlak dışı diyaloğlarla yarı insan yarı hayvan şeklinde görüntüyle eğlence açısından ele alınan oyunlar şeklinde ortaya çıkıyordu.Satir oyunu yada satyr oyunu tragedyanın ağır havasını dağıtacak güldürülü olarak yer alır.

Bugüne kadar gelen bu dram türünün örneği : Eurepides’in Kiklops oyunudur. Bu oyun mitolojinin “Politema” öyküsünü sergiler.



Komedya : Yunanca curcuna-cümbüş anlamına gelenKosmos” sözcüğünden türemiştir. Dionysos için düzenlenen bağ bozumu şenliklerinden doğduğu varsayılır. Bolluğu, üremeyi kutsayan ve köylerde yapılan halk geçit törenlerine kosmos denirdi. Komedya da bu eğlenceli geçit törenlerinde yapılan açık seçik taklitlerin düzenli bir biçim kazanmasıyla oluşmuştur. İÖ: 440 da komedi Atina devletinde yasaklanmıştır.

Aristofanes İÖ: 455 hiciv sanatı üzerine kurulmuş oyunlarından zamanımıza 11 tanesi ulaşmış. (Lizistrata, Kurbağalar, Atlılar, Eşek Arıları, Barış,....)

Menander İÖ: 322 100’e yakın eserinden 4 tanesi günümüze ulaşmış (Sisamlı kız, Yaşlı Cadı...)

Atina’nın antik Yunan’a hükmettiği İÖ 479-404 yılları arasında 30 tragedya, 1 satir oyunu, 1 yarı satir oyunu ve 9 adet komedi günümüze ulaşmıştır.



Yunan Tiyatrosunda bir tiyatro oyununu tamamlayan bileşenler konusunda bilgiler şöyle:

Koro ve Oyuncu: (Dionysos şenlikleri koro 50 kişi (masraflı, çalıştırmak zor), İÖ:487 Koro 12 kişi, Oyuncu güzel şarkı söylemeli, Güzel dans edebilmeli, Sesini değişik rollere göre uydurmalı, Maske takarak bir çok karekteri canlandırabilmeli Kadını da )

Oyuncu ve oyun yazarı Thespis ilk kez koronun karşısına farklı kişilikleri farklı maskelerle temsil eden bir oyuncu koyar. Tiyatronun ilk oyuncusu doğar. İÖ 534’te Atina’da ilk tiyatro şenliğinde Thespis’in bir tragedyası ödül aldı.

İlk kadın maskelerini ortaya koyan ise Koerilios’tu. Thespis’ten sonra 13 kez yarışmayı kazanır.



Kostüm Maske. ( Esas kostüm KİTON (boyundan ayak bileğine kadar uzun), kemer bele değil gögüs altına takılır, Kiton üstünde resimler süsler yapılır, pelerin takılır, koyu renk elbise acı, açı renksevinç, kraliçe mor renk giyer)

KOTHORNOS (Ayaklara giyilen takunya, nalınların yüksekliği kişinin önemini belirtir)

Komedyada kısa etekli kostüm Kiton. Arka ve önden doldurularak komik görünmek için.

Maske:büyük açık agızlı(Megafon gibi), hem ifadeyi hemsesi büyütür, bez yada tahta mantardan yapılıyor.

Onkos: Maske üzerine giyilen peruk, abartmak için kullanılır.

Sahne : 3 kapı vardır – Orta Kapı (Kral, yada kahraman sahneye çıkar), - sağdaki kapı 2. oyuncu çıkar, soldaki kapıdan 3. küçük rollü oyuncu çıkar)

Sahnede dekor : ekseni etrafında dönen panolar (her yüzü değişik sahneleri resmeden ve boyalı)

Sahnede dekor : yarım daire şeklinde yükselti ek sahneler yada taht için kullanılır.Tekerlekli Yükseltiler ölmüş birini anlatmak için kullanılırdı. Sahnenin sol yanına küçük ilkel vinç konur bu tanrıları indirip çıkarmada (İlk deneyen Aiskylos)

İlkel asonsörler kullanılırdı bunlar mekanik olarak ruhları yeryüzüne çıkarmada kullanılırdı.

Tiyatrolar: Yunan tiyatroları dağların eteğine oyulur düzlükte sahne olurdu, seyirci at nalı şeklinde tribünde oturur seyirci ve sahne arası uzun mesafeliydi. 30 bin kişilik tiyatrolar yapıyorlardı. Bir ara dağın eteğinde insanlar rahat otursun diye dağın eteğnei tahta sıralar yaptılar, zamanla tahta sıralarda çöktüntü oldu. Tahtadan vazgeçince taş sıralara ve taş sahne yapıldı bunların en güzel örnekleri bugün Anadolu Milet, Bergama antik tiyatrolarıdır.Tiyatrolarsa sahnenin önünde Orkestra için bölüm onun önündede at nalı şeklinde seyirci oturma yerleri bulunuyordu.

Roma Tiyatrosu: Roma önce kent devleti oldu, sonra İtalya ve tüm Akdeniz çevresini eğemenlikleri altına almışladır. Savaşcı ve yırtıcı ulusun doğurduğu sanatta vahşet, kan, ölüm gerçektir taklidi olmaz halk gerçeği gibi istiyor ancak öyle seyredebilir diye düşündüklerinden şairleri Seneka Oyunlarının temsilini istememiş ancak okunmasına izin vermiştir.Romalılar müzik ve dans ile tiyatrolarını süslemişlerdir bu oyunlara “Satura” denir, Saturalar sonra gelişerek “Atellan” adını almışlar ve bugünkü İtalya’da “Commedia Dell arte”’nin atası sayılırlar.Roma Tiyatrosu Yunan tiyatrosunun taklidi idi.

Romada, Plautus ve Terentius iki komedya yazarları Yunanlı yazarların eserlerini Romalılara uyarlamışlardır.



Romalı oyun yazarlarının ünlüleri :

Plautus, şair, usta bir danscı idi Roma komedisinin ustası sayılır (Eşekler, Çömlek, Hortlak,...)

Terentius Yunan Menander’in etkisinde kalmıştır (Andria,Kaynana, Harem Ağası, Kendi Kendisinin Celladı...) Bir kaç Yunan oyunundan 1 oyun yaratmıştır.

Selenka İsada 2 yıl önce doğmuş ve İS:65 de ölmüştür. Targedya yazarıdır (Truvalı Kadınlar, Oidipus, Agamemnun, Herkül, Fenikeli Kadınlar,..)

Roma döneminden kalan tek tamamlanmış tiyatro eleştiri ve kuram eseri Horatius’un “Ars Poetika”’sıdır.İÖ:24-20 yıllarında yazılmış bu eser “Pisos’a Mektup” adıyla da bilinir.Ars Poetika ‘da üç ana konudan söz edilmiştir. Bunlar Poesis, Poema, ve Poeta’dır.



Poesis : konu seçimi, birlik, bütünlük, uygunluk gibi şiirin özü ile ilgili konuları anlatır.

Poema: biçim kuralları tartışılır, malzemenin düzenlenmesi, anlatım, sözcük düzeni, dram türleri ve kişileri, dram malzemesinin seçilişi ve işlenişi, sahne müziği ve dram türleri ele alınır.

Poeta:yazarlığın amacı, işlevi, başarılı yazar olamak için nelere dikkat edilmeli anlatılmıştır.

Roma tiyatrosunda seyirci tam daire şeklinde oturur ve seyirci sahne ile iç içedir. Yunan’da dağların yamacına oyulan tiyatrolar Roma’da düzlükte inşa edilmiş, özellikle sahne duvarları yüksek tutulmuş çok zengin süsleme, heykellerle donatılmıştır.



Mısır Tiyatrosu : İÖ: 4000 den İS: 400 ‘e kadar süre tiyatro sanatı Mısır uyğarlığının yaratıcısı OSİRİS ‘in öyküsünü sanhelerler. 24 ayrı bölümden oluşur ve her bölüm 1 saat sürer.

Hint Tiyatrosu. Hint tragedyası aristokrattır. Amacı, yüksek ahlak, yüksek kahramanlık,insan sevgisi ve aşk gibi hisleri belirlemektir. İS:400 lü yılladan “Çakuntala” eseri ile Kalidasa klasik eserleri olan yazardır.

Çin Tiyatrosu : Türk uygarlığının etkisinde başlar. İÖ: 4000 yazılı Türk tiyatro metinleri vardır. Çinde İÖ.2000-280 arasında Tiyatronun ilkel oluşumuna rastlanır. Çin Tiyatrosunda dans, şiir, sözsüz oyunlar din geleneklerine uygun olarak halka inmesi 700 lü yıllarda “Ming Huang” zamanında olmuştur. Ming Huang kendi eğemenliği zamanında oyuncuları korumuştur, onlara sarayda görevler vermiş ve toplumun üst düzeyinde tutmuştur.

İS: 932-926’da imparator “Çuan-Cung “ kendiside güldürü oyunları oynamıştır .

Sung hanedanlığı (İS: 900- 1120) döneminde ise Çin Tiyatrosu en önemli aşamasını kaydetmiş ve daha çok “ahlak” amaçlayan 280 yazılı metin kalmıştır.

İS:115-1231 yıllarını kapsauan dönemden ise 640 yazılı eser kalmıştır.

Şiirsel yöntemle yazılmış oyunlar müzik eşliğinde icra edilir. Karşılıklı konuşma yoğundur.Genellikle 4 bölümden oluşur. Orkestranın en önemli sazı tambur’dur. Köylerde Bambudan yapılmış sahnelerde halk yerlerde seyreder. Kentlerde tuğla ile çevrili yüksek binalar yapılmıştır. Seyirciler balkon ve zemin olmak üzere iki bölümde oturur. Seyirci kısmında maslar vardır bazen 8 saat süren oyunlarda seyirci çay içebilir. İlgiyi kaybetmemek için seyirci ve oyuncular iç içedir.

Jopon Tiyatrosu: Hint, Çin, Orta Asya etkisinde Olup Japon Halkı kendi örf ve adetleri ile yoğurmuştur. Kaynağı Japon Mitolojisinden almıştır.

Güneş tanrıçası Amaterasu’nun öyküsü ile yaratılan danslarana KAGURA dansları deni. Sonra 1200 lü yıllaradaa Şintoizm ve Budizmin etkisinde kalınca bu iki dinin sentezinden oluşan yeni bir dans “DENGAKU”a doğdu, bu dinsel danslara Japon dramının kökü No’Ayu yaratır. No oyunları ata kültürüne dayanır, hem oynamak hem de seyretmek için üstün bir kültürü bilmek gerekmektedir.Kapalı salonlarda halk (T) harfi gibi oturur ve 3 yanı seyirciye açık sahnelerde oynanır.



Kabuki tiyatrosu 17. yy da halk için yaratılmıştır. Oyuncular mhgepsi erkektir, babadan oğula geçen klasik tiyatro oyunlarıdır.

Japon komedileri dramlarda araya neşeli bölümler katılarak yaratılmıştır. Bu komedi türüne Kiyogen denir.

Japon Kukla sanatıda gelişmiştir. İple oynatılan kuklalar ve el ile oynatılanlar olarak iki sınıfa ayrılır.

Ortaçağ (İS:5yy-İS1453)

Her türlü tiyatro çalışması yasaklanmıştır. Ortaçağda Kilise, tiyatroya karşı açıkça cephe aldı. Kilise babaları bu sanatın kaba, bayağı, işten ayartıcı, ruh dinginliğini bozucu olduğunu ileri sürdüler ve gerçek olmayanı uydurduğunu söylerler. Sadece Manastırlarda antik kültürün özü korunmuştur, manastırlarda Latince öğretmek için bu dilde eserler okutulmuştu, bunda kilisenin dilinin latince olmasının etkisi vardır. Düşünce açısından kısıtlanmış ortaçağda Latincenin korunması edebi açıdan tiyatronun varlığını korumuştur. Tiyatro ahlaka ve inanca aykırı olana yer verir ve kişiyi yararlı işlerden alıkoyar ayartır. 8.yy’da Latince yazılan metinler 9.yy’da halkın anlayacağı dilde yazılıp oynanmıştır. 12 yy’da Normandiya Fransızcası ile yazılmış “Adem” ve “Diriliş”oyunları yazılıyor. Bu oyunların kaynağı kutsal kitaptır. Bu oyunlar giderek güldürü tarzında papazlar tarafından kilise koridorlarına taşınınca Papa III: Innocent oyunları kilise dışına çıkarır . Adem kilise dışında temsil edilen ilk oyun olur.

Dante’nin İlahi Komedyası(Ese Cehennemle (kötü olanla) başlayıp cennetle(iyi olanla) sona erer . Halkın kullandığı günlük dille yazılmıştır.

Rönesansta Tiyatro : Tiyatro düşüncesi, Antik Yunan ve Latin tiyatro anlayışının izindedir.Rönesans Tiyatro yazarları bu sanatı kiliseye karşı savunmak zorunda kalmış ve onun eğiticiliği üzerinde durmuşlardır

.XV ve XVI yy larda Avrupa’da çok canlı bir tiyatro hareketi görülür. Tiyatro, her sınıfın isteğine cevap verdiği için kendini canlı, hareketli, eğlenceli ve anlamlı bir sanat dalı olarak kabul ettirmiştir.

Ortaçağ sonlarında okuma yazma bilmeyen halka Hıristiyan öğretisini anlatmak için Kutsal Kitaptan aldıkları bölümleri oyunlaştırmışlardır. İsa’nın yaşantısyla başlayıp azizlerin öyküleine kadar uzayan bu kilise oyunları giderek büyüdü ve kutsal öykülere halk anlatıları, gülünçlü bölümler eklendi, tiyatro böylece kendi bağımsız varlığını oluşturdu.

İspanya’da Miguel de Cervantes halkın sevdiği tiyatro türünde eserler vermiş olmasına rağmen halk tiyatrosuna karşı çıkmıştır. Hatta, Don Quixode (1605) adlı eserinde seyirciyi eğlendirmek için yazılmış oyunların tutarsızlıklarla ve saçmalıklarla dolu olduğunu söyler

Aristo ve Ruzzante, İtalyada tiyatroya ulusal dil ve yerel karekter kazandırmışlardır ve italyada dünya tiyatrosuna e önemli katkı olan Commedia dell’arte doğdu, doğaçlama oyunculuğa dayanan bir türdür. Bu türde seneryo vardı ama her oyuncu kendi diyalogunun kendine düşen bölümünü istediği gibi değiştirebiliyordu. Profesonel kadın oyuncuyu ilk kullanan Commedia dell’arte’ydi.Venedikli pinti tüccar pantalone gibi tipler Commedia dell’arte oldu.

İtalyada yazarlar edebiyattan tiyatroyu arındırırken İspanya tam tersini yaptı tiyatroyu yeniden edebileştirdi. İspanyol Calderon’nun eserleri örnektir.

İngilterede Elizabet döneminde saray tiyatroyu ulusal kimliği pekiştirmek için kullanmak istiyordu. İlk tiyatrolar 1576 dan başlayarak kuruldu. Saray tiyatrosunun sınırlarını aşan toplumun her kesimine seslenen oyunlar yazıldı. Marlow, Shakespare, Fletcher. Rönesans tiyatrosunun gelişimi Shakespeare’d doruğuna ulaşmıştır.

Fransada ibret ve mucize oyunları(Corneille ve Racine) ile başlayan dönem Moliere’nin komedileri ile devam eder.En gelişmiş sahne teknolojine sahip bina yapıldı.



Rönasansta tiyatro düşüncesinin odaklandığı konular şunlardır.

1-Tiyatro Okunmak için değil, oynanmak içindir, İtalyan yazarlar tiyatro oyunlarının okunmak için değil oynnmak için yazıldığının üzerinde durdular, bu görüş Avrupa ülkelrinin yazarlarınca da benimsendi.

2-Tiyatro gerçeğe benzerlik göstermelidir. W. Shakespare, Hamlet’te iyi bir tiyatronun doğaya ayna tuttuğunu, zamana kendi biçimini ve düzenini gösterdiğini belirtir.

3- Tiyatro ve Komedya türleri farklı özellikler taşıyan ayrı türledir. Asritoteles’in Poetikasında saptadığı Tragedya, komedya, tyresk dram ayırımı Rönesansta benimsendi.

4- Biçimlemede belli kurallara uyulmalıdır. Büyüklük, uzunluk ve tragedya’da üç birlik kuralı uygulanmalıdır. Üç birlik : (zaman, mekan, eylem birliği).

5- Tiyatronun görevi Eğitmek ve Eğlendirmektir. Tragedya halkı ahlak açısından eğitmeli uyumu ile hoşa gitmeli. Komedyada günlük kusurlar gösterirken bu kusurların acı vermemesine çalışılmalıdır.



Klasik Akım: XVII ve XVIII yy Avrupada Klasik akım.

Akıl, toplumsal davranış kurallarına, ahlak değerlerine bağlılık ve biçim Kurallarına uygunluk ister, eğiticilik anlayışı savunur.İngiltere ve Fransa’da krallıkların güçlü olduğu dönemdir. Saray Kilise ile güç dengesini kurmuştur. Tiyatroda bu iki gücün temel ilkelerini kendi sanat değerleri ile uzlaştırmıştır.

Tragedyada yazgısına mahkum olan kahramannın, bağlı olduğu değer yargılarını kurtarmak için kurban edilişi gösterilir.

Komedyada ise bu değerlerden sapan kişi gülünç düşürülerek cezalandırılır.Tiyatro Hıristiyan görüşünü benimsemiş ve bu dünya görüşü ile krallık değer yargılarını sanatsal bütün içinde bir araya getirmiştir. Descartes, Newton, Bacon, Keppler, Pascal gibi bilim ve düşün adamları bu dönemde yaşamıştır. Klasik akımın ilke ve kurallarını belirlenmesini Alman kuramcı Heinsius yapmıştı.

Klasik Akımın öncüleri Shakespare’nin oyunlarını eleştimişler: “Shakespare’nin tanrı vergisi yeteneği olan olağanüstü bir oyun yazarıdır ama bilgisizliği büyük hatalar yapmasına, oyunları gelişigüzel yazmasına neden olmuştur, üç birlik kuralına uymaması, komik ile trajiği yan yana kullanması, kanlı sahneleri seyircinin gözünün önünde sergiletmesi, edeplilik kuralına uymaması, mantık hatalaına düşmesi bağışlanamaz yanlışlardır”.

Klasik Akımın tiyatrodan beklentileri:



  • Klasik Akımın öncüleri “Biçimlemede Kurallara uyulmalıdır” der, bunları da şöyle sıralarlar: Arılık, Yalınlık ( kişilerin sözlerinde azla yetinilmesi ve özlü olması), Belli Uzunluk (oyunun serim, düğüm, gelişim ve sonuç bölümlerini içermesi), Organik bütünlük (olayların düzenlenmesinde bir düzen olmalıdır), İnandırıcılık, tutarlılık( Aristotelesin önerdiği görüşler benimsenmiş), Üç Birlik kuralı(Eylemde, zamanda ve yerde birlik gözetilmelidir)

  • Tragedya ve Komedya farklı özellikler taşır, bu iki türün amaçları farklıdır. Tragedyann amacı korku ve acıma duyguları uyandırmak ve sonunda arınma sağlamaktır. Komedya ise güldürü öğelerini ile güncel olanı sıradan kişilerle anlatmaktır.

  • Oyunlar merak uyandırmalı ve etkili olmalıdır, oyunlardaki merak öğesi oyunun sonuna kadar sürmeli.

  • Gerçeğe benzerlik ve inandırıcılık gözetilmelidir.Felsefe evrenin dengeli ve düzenli olduğunu, doğanın bir uyum içinde olduğu görüşünü benimsediğinden, sanat yapıtlaında da dengeli ve uyumlu düzen gözetilir.

  • Akla ve sağduyuya uymalıdır, gerçeğe akıl yolu ile ulaşılmalıdır.

  • Tiyatro yararlı ve zevk verici olmalıdır. Yararlı olan ahlak açısından eğitici olandır.

  • Anlatım incelikli olmalıdır, oyunun diline özen gösterilmelidir.

  • Görüntüde aşırı çarpıcılıktan kaçınılmalıdır.

En başarılı ürünleri: Pierre Corneille, Jean Racine, Moliere fransız yazarlar vermiş ve dünyaya öncü olmuşlardır.

Romantik Akım: XVIII yyın sonları ve 19.yy ın ilk yarısı tiyatro sanatının en parlak devri sayılır. Fransız devrimi(özgürlük, eşitlik,adalet ilkeleri) romantik düşüncenin temelini atar, Alman idealist felsefesi (yurt sevgisi,ulus sevgisi, dine bağlılık) ise bu akımın kuramsal temelini oluşturur. Romantizmin esin kaynağı Ortaçağdır.

Bireysel değerlerin yerleşik değer yargılarından daha üstün, birey vicdanının yasalardan daha haklı ve güçlü olduğu kabul edilmiştir. Sheakspare, Caldeon, Cervantes romantikler araında sayılır.

Romantik akım Almanya, Fransa ve İngiltere’yi etkilemiş, İtalya ve İspanya ise az etkilenmiştir.

Tragedya ve Komedya türlerinde yeni tanımlar doğmuş. Romantik İroni:Tersinleme:Tiyatroda ironi umulanın ya da kastedilenin tersinin gerçekleşmesidir.

Almanya’da Goethe ve Schiller romantik akım öncüleridir.

Romantik akımın oluşmasında Fransa’da Jean Jacques Rouseau’nun payı büyüktür. Fransa’da Victor Hugo, Cromwell adlı oyununa yazdığı önsözle Romantik akımın Fransa’daki bildirisini yayınlamıştır. Romantizim Fransada ağır ilerlemiş ve 1840larda Victor Hugo’nun “Les Burgaves” adlı oyunu nun başarısızlığı ile romantizm bu ülkede sona ermiştir.

İngiltere Romantik akım daha çok şiir sanatında etkili olmuştur.

Romantik görüşe göre Shakespare, klasik sınırlamaları aşmış özgür yaratma gücünü bolca ve rahatça kullanmış bir yazardır. Doğruyu, iyiyi, güzeli içgüdüleri ile bulmuştur, yaşama felsefi açıdan bakar ve çelişkileri görür. Ulusal tarihi ve mitolojiyi başarı ile kullanmıştır.

Romantizimde tiyatronun eğlenme ve eğlendirme görevi yeniden yorumlanmış, yeni bir uyum anlayışı getirilmiştir. Karşıtların dengelenmesi ile elde edilen bu uyum, tiyatro sanatının tür farklılıklarında yansıyan ikilemleri, korku ve acıma gibi, yanılsama ve ironi gibi birbirine karşıt etkilemeleri tutarlı bir bütün içinde görebilmemizi sağlamıştır.

Almanya’da Georg Bünchner romantik akımın ürünü diye bilinsede eserleri ile gerçekçi akıma doğru uzanır. Danton’un Ölümü ve Leonce ile Lena en bilinen eserleridir.



Rusya’da Nikolyeviç Ostrovsky doğalcı anlayışı ile dikkat çekti en bilinen eseri “Kurtlar ve Kuzular” dır.

Fransa’da Emile Zola “Theres Raquinle” natüralizme katkıda bulunmuştur.

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə