Yeni DÜzenlem eve temel teşKİl el en sorunlar ve


YAPILANMANIN OLUMLU GÖRÜLEN YANLARI



Yüklə 116,74 Kb.
səhifə3/3
tarix29.10.2017
ölçüsü116,74 Kb.
#19544
1   2   3

YAPILANMANIN OLUMLU GÖRÜLEN YANLARI

Yeni öğretmen yetiştirme sisteminin Olumlu olarak görülen yönlerini aşağıdaki şekilde toplamak mümkündür:

1. “Türkiye’de şimdiye kadar neredeyse tümden ihmal edilmiş olan özel öğretim yöntemleri konusuna ehemmiyet verilmesi önemlidir.” (Kavcar1999,275)

2. “İlk ve ortaöğretim kurumlarında öğretmenliği olan bilim dallarında yurt dışına yüksek lisans ve doktora yapmak üzere öğretim elemanları gönderilmesi uygulaması olumludur.”(Kavcar 1999,275)

3. “Standart program yaklaşımı olumlu sayılabilir. Çünkü belli bir işe görevli eleman yetiştirirken, birbirine benzer programlarla yetiştirilmesi gereği vardır.”(Kavcar 19997276)

4. “Uzun bir zamandan beri ihmal edilen sınıf öğretmenliği sorununun çözülmeye çalışılması olumlu bir yaklaşımdır.”(Kavcar 1999,276)

5. “Yeni model sekiz yıllık kesintisiz temel eğitime öğretmen yetiştirme hazırlığı bakımından olumlu yenilikler getirmektedir. İlköğretimin son üç yılına öğretmen yetiştiren bölümleri devreye sokmuştur.” (Kavcar 1999,276)

YENİ YAPILANMA İLE İLGİLİ ELEŞTİRİLER

Aşağıda yapılan eleştiriler doğrudan YÖK’e yapılan eleştiriler değil, YÖK’ün uygulamaya koyduğu yeni yapılanma ile ilgili eleştirilerdir. Bu eleştirileri şu şekilde sıralayacak olursak (Dönmez, 1978,73)

1-Hemen uygulamaya konulmaya çalışılan model, İngiltere ‘de uygulanan modelin küçük bazı değişikliklerle ülkemizde uygulanmasından başka bir şey değildir. İngiltere’de üniversitelerin herhangi bir bölümünden mezun olanlar, üniversitelerin eğitim bölümlerinden bir yıl süreli bir öğretmenlik formasyonu eğitimi aldıktan sonra “Grammar School” da yeni liselerde öğretmenlik yapabil mektedirler. Üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olanlar ise genellikle üç yıllık bir eğitimden sonra öğretmen olabilmektedirler.

2. Eğitim Fakülteleri için .3,5+1,5, alan fakülteleri için 4+1,5 şeklinde ifade edilen model, Eğitim Fakültelerini tercih eden öğrenciler aleyhinde eşitsizlik yaratmaktadır. Bu model alan fakültesi Öğrencilerine ilgili alanda lisans diploması, tezli ve tezsiz yüksek 1isans yapma olanağı sağlarken, Eğitim Fakültesi mezunlarına tezli yüksek lisans imkanı vermemekte, bu nedenle bilimsel kariyer yolunu tıkamaktadır.

3. Eğitim Yönetimi ve Denetimi, Eğitim Ekonomisi ve Planlaması, Eğitim Programları ve Öğretimi, Halk Eğitimi, Ölçme ve Değerlendirme gibi önem derecesi daha az olmayan uzmanIık alanlarının anabilim dalı düzeyinde bile programlarını sürdürmeleri ne izin verilmediği halde sadece Özel Eğitim alanının tüm anabilim dalları ile birlikle Eğitim Fakülteleri içinde ayrı bir bölüm olarak yer alması anlaşılması güç bir durumdur. Ülkemizde engelli bireylerin eğitimine daha fazla önem verilmesi anlamında sevindirici bir gelişme olmakla birlikte, ülkemizde bu alandaki öğretim elemanlarının ve engelli bireylerin sayısında birdenbire büyük bir artışın olmadığı da bilinmektedir.

4. Nitelikli eğitim yöneticilerine büyük bir ihtiyacın olduğu, eğitimin içinde bulunduğu karmaşadan da kolayca anlaşılmaktayken, eğitim yöneticiliği için bir kariyer sisteminin oluşturulmamış olması nedeniyle çoğu zaman eğitim yöneticilerinin yeterliliğine bakılmaksızın politik tercihlerle ve adam kayırma yöntemi ile atandıkları bilinirken, bu uzmanlık alanındaki gelişmeleri görmezlikten gelerek lisans programlarının kapatılması, yönetim biliminin yok sayılması anlamına gelmektedir.

5. Ülkemizde öğretmen yetiştiren tek kurum yeniden düzenlenmeye çalışılan eğitim fakülteleri değildir. Asıl işlevi öğretmen yetiştirmek olan Teknik Eğitim Fakülteleri ve Mesleki Eğitim Fakültelerinin de bu yeni düzenlemenin içine neden alınmadıkları anlaşılamamaktadır.

6. Okul Deneyimi ve Öğretmenlik Uygulaması gibi dersler için, uygulama okulları Eğitim Fakülteleri ve alan fakültelerinin bulunduğu birçok ilde ihtiyacı karşılayabilecek sayıda değildir. Ayrıca, bu uygulama okullarında görev yapan öğretmenlerin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının mevcut kadroları ile Eğitim Fakülteleri tarafından karşılanması da çok güç görünmektedir.

7. Yeni yapılanmada 3,5+1,5 ve 4+1,5 yıl programları arasındaki fark belirsizdir. Bu programların her ikisi de aynı eğitim düzeyine (ortaöğretim) öğretmen yetiştireceklerse, böyle bir farka neden gerek duyulduğu anlaşılamamaktadır.

8. Yüksek lisans, belli bir alana dayalı üst düzey, öğrenim olmasına rağmen yeni modelde yer alan master programları , yüksek lisans kavramına uygulanmaktadır.

9. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun da belirtildiği gibi, “Öğretmenlik mesleğine hazırlık, alan bilgisi, genel kültür ve öğretmenlik bilgisi (pedagojik formasyon) alanlarında yapılır.’’ Eğitim Fakültelerinin ortaöğretim öğretmeni yetiştiren programları ile Fen—Edebiyat Fakültelerinin şimdiye kadar bu husus yeterince dikkate alınmamıştır. Yeni modelde yukarıda belirttiğimiz ilkeye uygunluk yine dikkate alınmamıştır.

10. Ülkemiz. şartları hem hem de ortaöğretim öğretmenlerinin, esas alanları yanında bir yan alanın da olmasını gerektirmektedir. Yeni model temel eğitim öğretmenliği alanlarında ek branş ihtiyacını dikkate almakta, fakat ortaöğretim öğretmenleri için bu ihtiyacı gözardı etmektedir.

11. YÖK Yürütme Kurulunun 28.11. 1997. tarih 97.42.3081 sayılı karar metninin, programların yeniden düzenlemesi bölümünün 1. maddesinde: ‘‘Okul öncesi ve ilköğretim gibi kritik alanlarda kısa sürede ciddi sayısal artış hedeflenmektedir.’’denmektedir. Buradan, öncelikle niceliksel bir gelişmenin hedeflendiği ve niteliksel durumun gözardı edildiği anlamı çıkarılabilir(Bülbül 1999,256).

12. Ortaöğretim dal öğretmenlerinin; 3.5+1.5 ya da 4+1.5 düzeni ile tezsiz yüksek lisans yapmalarıyla, öğretmen yetiştirme sürelerini beş, beş buçuk, belki de altı yıla çıkaracaktır.Halen üniversiteye girişte, öğretmenlik son tercihler arasında yer almaktadır. Öğrenim süresinin uzaması ile bu tercih sıralamasında öğretmenlik daha da gerilere düşecektir. Çünkü puanı yüksek olanlar altı yıllık bir öğrenim için öğretmenlik yerine tıp fakültesi vb. tercih edeceklerdir

( Adem,2000,145).

13. Dal öğretmeni adaylarına verilmek istenen tezsiz yüksek lisans, gerçekten yüksek lisans değil, bir çeşit “öğretmenlik sertifikası bozuntusudur.” Daha açık bir deyişle söz gelişi fen fakültesi matematik bölümü mezunu genç, eğitim bilimleri enstitüsünde, öğretim yöntemleri yoğunluklu derslerle tezsiz yüksek lisans yapacaktır. Bu kişiye hangi alanın bilim uzmanlığı diploması verilecek? Matematik mi, eğitim mi? İkisi de değil. Çünkü yüksek lisans, lisans üzerine yapılan bir öğrenimdir. Hele böyle bir tezsiz yüksek lisans mezununa doktora yolu açılması, bilim adına tam bir bilimsel cinayet olur( Adem,2000,145)



SONUÇ

Bu çalışmada 1998 itibarı ile öğretmen yetiştirme sistemimize ilişkin ihtiyaç ve sorunlar, bu temelden yola çıkılarak geliştirilen yeni düzenlemenin ana hatları ve uygulama ilkeleri ile sisteme getirdiği yenilikler tartışıldı.

Türk Eğitim Tarihi öğretmen yetiştirme bakımından yüz elli yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu zengin birikim içinde bir çok olumlu modeller bulunduğu gibi, çok olumsuz örnekler de var diyebiliriz. Hızla değişen ve gittikçe küçülen dünyamızda yenileşme ve reform etkinliklerinin yaşam süresi de aynı hızda kısalmaktadır. Yirmi birinci yüzyıl dünyasında yenileşme ve reform, kurumlar ve sistemler açısından artık sık sık yapılan ve sürekli bir etkinlik olmak durumundadır. Bu nedenlerle, ülkemizde öğretmen yetiştirme sistemimiz için getirilen bu yeni düzenleme bir sonuç değil, bir başlangıç olarak düşünülmelidir Daha önceki bir çok model gibi yeni modelin de olumlu ve olumsuz yönleri bulunabilmektedir. Ancak, gerçek anlamda, bir modelin olumlu veya olumsuz.diye nitelendirilebilmesi, o modelin belirli bir süreç içerisinde elde edilecek ve bilimsel araştırmalara dayalı sonuçlarının ortaya konulması ile mümkün olabilecektir. Aksi halde somut olarak hiçbir veriye dayanmayan yorumlar, sadece birer fikir olarak kalacaklardır. Hızla değişen iç ve dış koşullara stratejik bir anlayışla yaklaşmak, yenileşme ve değişmeyi sürekli bir etkinlik olarak algılamak zorundayız. Bu gerekçe ile, getirilen bu düzenleme ülkemizin ve dünyanın değişen koşullarında sık sık gözden geçirilmeli, değişen koşul ve ihtiyaçlara göre yenilenebilir ve değiştirilebilir olmalıdır.

Öğretmen yetiştirme çok boyutlu bir etkinliktir. Bilgi toplumunda öğretmen “ihtiyaç duyulan bilgi” kalıbına mahkum olan öğretmen değil, değişen koşulları ve koşulların öngördüğü sorunları saptayan, analiz eden ve sonuçlandıran insandır. Öğretmenin bunları yapabilmesi de öğretmenin kendi aldığı eğitimin de kaliteli olmasını gerektirmektedir. Bu süreçte birden fazla kurumun etkili bir işbirliği ve eşgüdümü öğretmen yetiştirme etkinliklerinin başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için önemlidir. Bu anlamda, Eğitim Fakültelerimizdeki hizmet öncesi öğretmen yetiştirme etkinliklerine ilişkin değişiklik ve düzenlemelerin benzer alanlarda, bu k6nuda sorumluluğu olan kurum ve kuruluşlar tarafından da desteklenmesi ve sürdürülmesi gereklidir. Öğretmenin yetiştirilmesi ve istihdamı birbirini tamamlayan iki önemli boyuttur. Bu anlamda, yeni düzenlemenin başarılı bir şekilde hayata geçmesinde Milli Eğitim otoritesinin ve okulların önemli işlevleri olacaktır. Dahası, öğretmenin etkili bir hizmet öncesi eğitimden geçmesi istihdam koşullarında gerekli düzenlemeler yapılmadığı zaman uzun vadede yetersiz kalmaktadır. MEB, yeni bir hizmet içi eğitim anlayışı ile öğretmenlerimizin meslek içinde bilgi ve deneyimlerinin artırılmasına özel bir önem vermeli, öğretmenlerin çalışma koşulları ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi konusunda gerekli çalışmaları başlatmalıdır.

Öğretmen yetiştirme ne tek başına MEB’in, ne de üniversitelerin ele alacakları bir konu değildir. Konu, ülkenin gelecek kuşaklarının yetiştirilmesi, bir başka deyişle Türkiye’nin var olma sorunudur. Bu nedenle bir “Ulusal Öğretmen Yetiştirme Politikası” oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Bu, sınırları kesin olarak belirlenmiş, doğrusu budur anlayışı ile değil, genel hatları ile kurumlara gelişme, geliştirme olanağı veren, katılımcı bir yaklaşımla yapılmalıdır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Akyüz, Y.(1999).Türk Eğitim Tarihi : Başlangıçtan 1999’a.Genişletilmiş Sekizinci baskı, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

Adem, M.(2000). Atatürkçü Düşünce Işığında Eğitim Politikamız.Çağdaş Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti.

Bülbül,S.( 1 999).Yeniye Direnme Olgusu.Ekim, 2001, Hacettepe Üniversitesi Web: http:/Iwww.journals.hacettepe.edu.tr/haber/duyuru25.html

Dönmez,A.(l 998). Kamuoyu ve Siyaset.İmge Kitabevi, Ankara

Kavcar,C.(1999).Nitelikli öğretmen Sorunu.21.Yüzyılın Eşiğinde Türk Eğitim Sistemi Ulusal Sempozyumu sunuldu, Ankara.

Özdemir, M. ve Sönmez, S.(2000).Öğretmen El Kitabı : Sınıf öğretmeni Adaylarına. Pegem A Yayıncılık, Ankara.

Şişman, M. (1 999).öğretmenliğe Giriş.Pegem A Yayıncılık,Ankara.

Yük Kumlu Başkanlığı.(1998, Mart).Eğitim Fakülteleri öğretmen Yetiştirme Programlarının Yeniden Düzenlenmesi.Ankara.

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı.(1998).Eğitim Fakültelerinin Yeniden Yapılandırılması. Ekim, 2001, Web: http:// www.yok.gov.tr/



Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 04.11.1997 tarih 97.39.2761 sayılı kararı.
Yüklə 116,74 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin