X. TÜRKİye muhasebe denetiMİ sempozyumu & IV. Uluslararasi tüRKİye muhasebe denetiMİ sempozyumu kurumsallaşma ve denetiM



Yüklə 458.33 Kb.
səhifə1/8
tarix11.01.2018
ölçüsü458.33 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7   8

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

X. TÜRKİYE MUHASEBE DENETİMİ SEMPOZYUMU

&

IV. ULUSLARARASI TÜRKİYE MUHASEBE DENETİMİ SEMPOZYUMU

KURUMSALLAŞMA VE DENETİM

INSTITUTIONALIZATION AND AUDIT

06 EKİM 2011

ANTALYA/BELDİBİ

I.GÜN

SUNUCU _

İstanbul Mali Müşavirler Odası IV. Uluslararası ve 10. Ulusal Muhasebe Denetimi Sempozyumuna hoş geldiniz.

Oturumumuza başlamadan önce sizleri Saygı Duruşuna ve İstiklal Marşımıza davet ediyorum.

SAYGI DURUŞU VE İSTİKLAL MARŞI

Değerli konuklarımız Sempozyum Açılış Konuşmalarını yapmak üzere İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Sayın Yahya Arıkan’ı kürsüye davet ediyorum.



YAHYA ARIKAN _ İSTANBUL SMMMO BAŞKANI _

TÜRMOB’un Sayın Genel Başkanı,

Sayın Onursal Başkanım,

Geçmiş Dönem TÜRMOB Genel Başkanım,

IFAC Yönetim Kurulu Üyem,

Çok Değerli Hocalarım,

Yurtdışında Gelen Çok Değerli Konuklar,

Antalya SGK İl Müdürüm,

Türkiye’nin Dört Bir Yanından Gelen Değerli Oda Başkanları ve Yöneticileri,

Gerek İstanbul’dan, Gerek Türkiye’nin Yine Dört Bir Yanından Gelen Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Değerli Basın Mensupları,

Sizleri şahsım ve İstanbul Mali Müşavir Odası adına saygı ve sevgiyle selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.

Değerli Konuklar, Saygıdeğer Meslektaşlarım, bu yıl 10.’sunu düzenlediğimiz Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu ve 4.’sini düzenlediğimiz Uluslararası Muhasebe Denetimi Sempozyumu ana konusunu “Kurumsallaşma ve Denetim” olarak belirledik. Mesleğimizin geleceği açısından bir milat yaşanmaktadır. Miladın başlangıcı, 01 Ocak 2013’tür. Bu değişim ve dönüşümün adı da “Yeni Türk Ticaret Kanunu”dur. Önümüzde büyük hedeflerimiz var, bu hedeflerin ne olduğunu biraz sonra sizlerle paylaşacağım.

Değerli konuklar, saygıdeğer meslektaşlarım, büyük bir uzlaşmayla çıkartılan Türk Ticaret Kanunu’nun yasallaşmasında emeği geçen Hükümete, Ana Muhalefet Partisi ve diğer Partilere, Yasa ile özdeşleşen ve bize göre adını tarihe yazdıran Sevgili Hocam Profesör Doktor Ünal Tekinalp Hocama da teşekkürü bir borç biliyoruz.

Değerli meslektaşlarım, Türk Ticaret Kanunu, yalnızca mesleğimiz açısından değil Türkiye’nin geleceği açısından da yaşamsal bir önem taşımaktadır. Türkiye’de yaklaşık 100.000 anonim şirket, 700.000 limitet şirket vardır. Yeni TTK devreye girdiği zaman kuşkusuz, bu şirketlerin bir bölümü elenecektir ancak Türkiye’de tüm muhasebe sistemi yeniden yapılanacaktır. Biliyorsunuz, Yeni Türk Ticaret Kanunu, işletmelere defterleri tutulurken bireysel ve konsolide finansal tabloları düzenlerken Türkiye Muhasebe Standartlarına uyma zorunluluğu getirmiştir. Tek Düzen Uygulama Tebliğinden sonra bu uygulamayla Muhasebe Mesleği, yeniden formatlanacaktır.

Sayın konuklar, değerli meslektaşlarım, yasalarımızın global standartlara, Avrupa’daki kriterlere uyumu olumludur. Çünkü Türkiye’nin gerek ekonomisi gerekse şirketleri özelinde rekabet gücünün arttırılmasına ihtiyacı vardır. Şirketlerimiz ve Türkiye ancak kurumsal yönetim, güven ve şeffaflık ilkelerinin hayata geçirilmesiyle büyür ve gelişebilir. İşte burada, en önemli görevlerden biri de meslek camiamıza düşmektedir. Biraz önce ifade ettiğim gibi Yeni TTK devreye girdiği zaman Türkiye’de tüm muhasebeler KOBİ standartlarına göre yapılacaktır. Bu standartları bilmesi gereken, denetim boyutuyla uygulaması gereken kişiler de meslektaşlarımız olacaktır.

“Tarih, deneyimde başaramayanları değil, yalnızca denemeye bile kalkışmayanları yargılar!” diye ünlü bir söz vardır. İşte, buna uygun olarak deneyim, başarmak için tüm meslektaşlarımızı kapsayacak şekilde büyük bir eğitim seferberliğini startını vermiş bulunmaktayız. Eğitimin, mesleki vitrinde denetim, vizyonunda ise kurumsallaşma bulunmaktadır. Bizim eğitime ne kadar önem verdiğimiz bir sır değildir, son beş yılda çeşitli konularda düzenlenen eğitim seminerlerimize yaklaşık 35.000 meslek mensubu ve stajyer katılmıştır. Yine, 20 yılı aşkın bir süre, bütün eğitimlerimize katılan meslek meslektaş sayımız ise 200.000’leri aşmıştır. Ama değerli meslektaşlarım, bu sefer herkesin katılmasını özellikle istediğimiz eğitimler var, bunlar çok önemli olacak ki başlıkları; “Yeni TTK, Standartlar ve Denetim”dir.

Değerli arkadaşlarım, bugün sektörümüzde 100 liralık bir gelirin % 90-95’i denetim ve danışmanlıktan elde edilmektedir ve buradan açıkça söylemekte bir sakınca görmüyorum; birileri, denetim işini bizim yapmamızı istemiyorlar. Yıllardır yaşamını defter tutmayla geçiren bizlerle ilgili el altından bir oyun oynanıyor.

Değerli arkadaşlarım, buradan uyarıyorum; tablo iç açıcı değildir, uyanık olmalıyız. Bu anlamda TÜRMOB’un yayınlayacağı yeni bağımsız denetim merkezli Tebliğ, hayati önem taşımaktadır. Açıklamakta yarar var, bu Tebliğ ile ilgili iki görüş var. Birinci görüş; sınav olmalı, sınav meslekte kalite getirir düşüncesini savunurken, ikinci görüş ise; sınavların doğru olmayacağını, verilen mesleki ruhsatlara sahip olunması görüşündedir. İstanbul Odası olarak biz de sınavların doğru olmadığını yüksek sesle savunuyoruz. Biz, sınav olmasın derken buradan her önüne gelen bu işi yapsın anlamı da çıkmamalıdır. Şu anda TÜRMOB’un çizdiği yol haritasında denetçi olacak bir meslek mensubu, yaklaşık 100 saati aşan TTK, KOBİ Standartları ve Denetim eğitimine katılacaktır. Bu eğitimin sonunda TTK’ye göre denetim raporu düzenlemeyi başarıyorsa “Denetçi Kütüğüne” kaydedilecektir. Bu yol haritası son derece doğru olup aynı zamanda işin daha kaliteli ve daha doğru yapılmasını sağlayacaktır. Bu nedenle çatı örgütümüz TÜRMOB, verdiği ruhsatlara sahip çıkmalıdır. Diğer görüşe göre, yani sınav yapılsın denildiğinde binlerce meslektaşımız sınav ile uğraşırken birileri de denetçi sözleşmelerine imza atar hale gelirse halkın tabiriyle, “Atı alan Üsküdar’ı geçmeye kalkarsa” buradan ayağa kalkacağımızı herkesin bilmesini isterim.

Ayrıca bir de, açık çağrıda bulunmak istiyorum; yeni TTK sürecine herkes sahip çıkmalıdır. Çünkü vurguladığımız gibi yeni TTK, tarihi bir fırsattır, hem ülkemiz açısından hem de mesleğimiz açısından. Başaramazsak ülkemiz kaybedecek, başaramazsak mesleğimiz kaybedecektir. Bu nedenle yeni TTK’yi, Standartları ve Denetim işimi mutlaka, öğreneceğiz.

Değerli meslektaşlarım, sakın bu süreci gözümüzde büyütmeyelim, yenilikçi yanımızı unutmayalım. Hatırlayın, el ile defter tutarken, Facit ile hesap yaparken tek düzen planını öğrendik, bilgisayar ortamında kayıt tuttuk, enflasyon düzeltmesini başarı ile uyguladık, e-beyan v e-bildirimde örnek olduk. Son 1 yıldır sürekli vurgu yaptığımız gibi şimdi dağın öte yakasını geçme zamanı gelmiştir. Dağın öte yakasına geçme ise eğitimlere katılmak, denetimi öğrenmek ve kurumsallaşmadan geçmektedir.

Sevgili meslektaşlarım, yeni Türk Ticaret Kanunu’nu öğrenmek zorundayız çünkü bu Kanun’un, müşterimize ne getirdiğini, bizlere neler getirdiğini öğrenmek zorundayız. Bunun için ikincil düzenlemeler yapılmadan önce mayıs ayında, yaklaşık 10.000’e yakın meslektaşımızın katılımıyla “Türk Ticaret Kanunu Farkındalık Eğitimleri”ni gerçekleştirdik. Yayınladığımız “130 Soruda Yeni TTK” kitabımız ise temel bir başvuru kaynağı olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, biz eğitim ile bu sürece sahip çıkarken aslında birçok kurum ve kuruluşa da önemli görevler düştüğünü iyi bilinmelidir. Ticaret ve Sanayi Odaları, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve ilintili tüm kurullarımız bu süreci sahiplenmeli ve hassas olmalıdırlar.

Değerli konuklar, “büyük hedeften” bahsetmiştim, şimdi oraya gelmek istiyorum; 2013 yılından itibaren umarız, bir engelleme olmadığı taktirde muhasebe mesleğinde yeni bir milat yaşayacağımızı söylemiştim. Artık vergi için bilgi için muhasebe yapmaya başlayacağız. İşte, 01 Ocak 2013 tarihli bu milat için yapılacak şey de bellidir. Evet, büyük hedefin adı; denetim işini öğrenmek ve de kurumsallaşmaktır. Çünkü kurumsallaşma bir kültürdür, bu kültür için de camiamız güçlerini birleştirmek zorundadır, ayakta kalmanın yolu da budur. Kurumsallaşma, ortak aklımızın ürünüdür ve ancak bu başarılırsa kazanma şansımız olacaktır. Herkes, kendi ufak derebeyliklerini, krallıklarını bırakıp asgari müştereklerde birleşmelidir. Yaklaşık 4 aydan beri süren meslek mensuplarımızın kurumsallaşmasına yol haritası olacak bir çalışmayı burada sizlerin görüşüne sunuyoruz. Bu çalışma elbette her şeyi çözecek değildir, sizlerin katkılarıyla zenginleşip hepimize rehber olacaktır.

Emeği geçen başta Oda Saymanımız Erol Demirer arkadaşım olmak üzere Kurumsallaşma Komitesi Başkanı Hıdır Özden ve arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Güçler nasıl birleştirilecek, kurumsallaşma yolunda hangi adımlar atılacak? Bu Sempozyumun sonunda daha da netleşmiş olacağız.

Değerli arkadaşlarım, kurumsallaşmanın, mesleğimizin yanı sıra Türkiye’miz için de toplam faydası yüksektir. Yeni TTK’deki bu konudaki düzenlemeler, bu düzenlemelerin iş dünyasına getireceği fayda ve sorumluluklar iyi kavranmalıdır. Biliyorsunuz, Yeni TTK’de kurumsal yönetim ilkeleri esas alınıyor. Kurumsallaşma ve kurumsal yönetim ilkeleri, şirketlerin doğru zamanda doğru karar verebilme yeteneklerini arttırır. Bu ise şeffaf, adil ve hesap verilebilir şirket kayıtlarının tutulmasıyla iç ve dış denetimin doğru bir şekilde yapılmasını sağlar. Dünyada, gelişmiş ülkelerde gözlenen kurumsallaşma hamleleri, bizim için de örnek olmalıdır. Son 10 yılda Amerika’da yaşanan ENRON, Worldcom, Global Crossing Skandalları hafızalardadır. Avrupa’da, İtalya’daki Parmalat, Hollanda’daki Ahop ve benzeri finansal skandallar sonrasında kurumsal yönetim ve kurumsallaşma kavramları çok sık kullanılmaya başlanılmıştır. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün ya da Dünya Bankası’nın raporlarında da yer alan bu yönde tavsiyeler açıktır. Yine anımsayalım, Avrupa Birliği 8. Yönergesiyle, Avrupa Birliği üye ülkeler içinde de kurumsal yönetim çerçevesi oluşturulmuştur.

Değerli meslektaşlarım, sonuçta kurumsal yönetim ilkeleri kamuoyunun aydınlatma ilkesine hizmet eder ve başrolünde meslektaşlarımızın olduğu bir yapıda toplam fayda sonucunu doğurur. Özetle, gün; güçlerimizi birleştirip en az 3 şirket kurarak kurumsallaşma günüdür. Yani muhasebe, denetim ve danışmanlık şirketlerini kurmak zorundayız. Dağın öte yakasına başka türlü geçme şansımız yoktur. Camiamızın yenilikçi yanı ile bunu da başaracağımıza inancımız tamdır.

Değerli konuklar, sözlerimi birçoğumuzun çok da fazla tanımadığını sandığım 58 yaşındaki Amerikalı Hafıza Uzmanı Doktor Bob Petrella‘ın öyküsüyle tamamlamak istiyorum. Petrella, iyi bir dostu ile tanıştığı günün tarihini, önemli olayların günü ve saatini, 53 yıldır yaptığı sohbetlerin büyük bir bölümünü aklında tutan biri. Bilim insanları Petrella’nın bu durumunu tıpta “süper otobiyografik hafıza” olarak adlandırılıyor. Değerli arkadaşlarım, Petrella kadar olmasak da biz de buradan ayrıldığımızda tüm dostlarımızı hatırlayıp, denetim ve kurumsallaşma konusundaki öğrendiklerimizi, değerlendirmelerimizi mesleğimiz açısından tarihe düşecek önemli notlar olarak aktaracağınıza yürekten inanmaktayım.

Değerli meslektaşlarım, unutmayalım, bir alanda ilk veya en olanların öyküsü yazılmaya değer bulunur. Ancak enleri başaranlar zamanla geçilebilir, örneğin ülkedeki en zengin insan gün gelir mutlaka geçilir. Oysa ilkleri başaranların tekrarı yoktur. Camiamız, geçmişte olduğu gibi yine bir ilki mutlaka başaracaktır.

Saygıdeğer konuklar, değerli meslektaşlarım, bu Sempozyum programında belirtilmeyen iki korsan girişim vardır. Birincisi, Odamız tarafından İstanbul Kalkınma Ajansı’ndan finans desteği alan “Entelektüel Sermaye Projesidir.” Bize ve müşterilerimize neler getirecek bu konuda bilgi sahibi olacağız. İkincisi, Luca Koza’dır, meslek mensuplarımızın önemli bir bölümünün kullandığı Luca’dan sonra müşterilerimizin hizmetine sunulacak Luca Koza da son durum nedir bunların bilgisini alacağız.

Değerli meslektaşlarım, yine, bildiğiniz gibi İstanbul, Ankara ve İzmir Odalarımızın, geleneksel olarak her yıl sürdürdüğü sempozyumları, sırayla her yıl bir Odamızın yapmasını kararlaştırdık. Bu amaçla önümüzdeki yıl 2012 yılında Ankara Odamız Muhasebe ve Vergi Uygulamaları konulu Sempozyumunu düzenleyecektir.

Son olarak bu önemli Sempozyumun gerçekleşmesinde katkı sunanlara, özel birkaç sözüm olacak. Sempozyum Düzenleme ve Yürütme Kuruluna, İSMMMO Yönetim Kuruluna, başta TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı ve TÜRMOB Yönetim Kuruluna, Sempozyum Koordinatörü Profesör Doktor Cemal İbiş’e, bu otelin oluşmasında bize çok büyük katkıları olan çok değerli dostum Antalya SGK İl Müdürü Sayın Selim Erol’a, Antalya Oda Başkanı Sayın Mustafa Erdem ve Oda Sekreteri Tayfur Çavdar’a, bildiri sunanlara, Oturum Başkanlarına, yurtdışından gelen değerli konuklarımıza, Valör Organizasyon Firmasına, Oda çalışanlarıma, Rixos Otel yetkilileri ve çalışanlarına, emekleri, özverileri ve katkıları için teşekkür ediyoruz.

Asıl teşekkürümü ise sizlere iletmek istiyorum. Türkiye’nin dört bir yanından gelen Oda Başkanlarına, Oda Yöneticilerine, gerek İstanbul’dan gerekse İstanbul dışından gelen değerli meslektaşlarıma ne kadar teşekkür etsek azdır. Çünkü bu Sempozyumu, sempozyum yapan sizlersiniz. Sempozyumun, mesleğimize yeni açılımlar getirmesi dileğiyle sizlere sevgiler, saygılar sunuyorum, teşekkür ederim.

SUNUCU _

Değerli Konuklar, konuşmalarını yapma üzere TÜRMOB Genel Başkanı Sayın Nail Sanlı’yı kürsüye davet ediyorum.



NAİL SANLI _ TÜRMOB GENEL BAŞKANI _

Sayın Onursal Genel Başkanım,

Değerli Bakanım,

Türk Ticaret Kanununun Mimari Değerli Hocam Profesör Doktor Ünal Tekinalp,

Kamu Kurum ve Kuruluşlarımızın Değerli Temsilcileri,

Değerli Hocalarım,

Değerli Oda Başkanları,

Değerli Katılımcılar,

Değerli Basın Mensupları,

Değerli Meslektaşlarım,

Sizleri öncelikle şahsım ve TÜRMOB Kurulları adına saygıyla selamlıyorum.

İstanbul Mali Müşavirler Odamızın, geleneksel hale getirdiği X. Türkiye Muhasebe Denetimi ve IV. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumunda sizlerle birlikte olmanın mutluluğu içerisindeyiz.

Değerli konuklar, değerli katılımcılar, gerek siyasi anlamda gerekse ekonomik anlamda küresel düzeyde önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. “Arap Baharı” ile birlikte bu bölgedeki ülkelerde yeni bir dönem yaşanıyor. Mısır, Libya, Suriye ve bölgesindeki ülkeler çok sancılı bir değişim süreci içerisinde. Bu değişim süreci, domino taşı gibi bütün Arap ülkelerini etkiliyor. En az, en muhafazakar ülke Suudi Arabistan bile kendini bazı reformlar yapmak zorunda hissetti. Ancak çağ dışı bir anlayış ile yönetilen bu ülkelerin alması gereken daha çok yol var. Kuzey Afrika ve Ortadoğu adeta yeniden şekilleniyor.

Türkiye, geleneksel dış politikasını değiştirdi. Alışageldiğimiz dış politikanın dışında bu süreçte oldukça aktif rol oynuyor. Bunun uzun vadede neler getireceğini şimdiden kestirmek çok güç ancak bu zorlu coğrafyada hiçbir şeyin görüldüğü gibi olmadığını hepimiz yıllardır yaşıyoruz. Yaşanan süreç, umarım ve dilerim ki bölge halkına barışı ve demokratik yaşamı getirsin. Ülkemiz için de temennimiz, bölgenin bu çözümsüz sorunlarına ve çıkmaz kuyularına Türkiye’nin çekilmemesidir.

Değerli konuklar, küresel finans tarihinin en derin krizini yaşıyor ve en geniş halk kitleleri tarafından toplumsal organizasyonlarla sorgulanıyor. Küresel ekonomide oldukça farklı bir dönemi yaşıyoruz. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa Birliği’nin birçok ülkesi borç krizine girmiş bulunuyor. Yunanistan’ın iflası çok net tartışılır oldu. İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkeler ciddi anlamda sıkıntı içindeler. Sürekli borçlanarak giderleri borçla karşılayarak sürdürülen politikanın artık sonuna gelindi. Borçlanarak finans sistemi araçlarıyla yaşamak imkânsız. Bu yaşanan süreçte üretimin ve reel ekonominin önemi net bir şekilde ortaya çıktı. Yaşanan bu küresel kriz, tüm dünyayı ve tüm ülkeleri etkiliyor. Önce Euro bölgesi ve Amerika Birleşik Devletleri’nden başlayan borç krizi, gelişmekte olan ülkeleri de etkilemeye başladı. Küresel ekonomide yaşanan gelişmeler, Türkiye’yi de önemli bir sınava tabi tutacaktır. Yarın faizlerin ne olacağını, dövizin ne olacağını, Borsanın nasıl seyir izleyeceğini hiçbirimizin tahmin etmesine imkân bulunmuyor. Her gelişme, dengeleri birden değiştirebiliyor. Türkiye, geçmişte sıklıkla yaşadığı ana benzer bir biçimde dış dengeden kaynaklanan bir dar boğaz ile karşı karşıyadır. Şimdilik bilmediğimiz, bunu şu aşamada aşıp aşmama şansının olup olmadığı konusundadır.

Değerli konuklar, değerli katılımcılar, Türkiye, aynı zamanda hepinizin bildiği gibi 30-35 yıldır kan ile gözyaşı ile ölümlerle, saldırılar ile şehitler ile yaşayan bir toplum oldu. Son günlerde yine şiddet hızla tırmanmaya başladı, şehit haberlerinin arkası bir türlü kesilmiyor. Bu saldırılar, insan olma özelliklerinden uzaklaşmış bir anlayışın eseridir, hedef gözetmeden insanları öldürmek, çocukları katletmek bir insani düşüncenin sonucu olamaz. Bu ülkede dökülen kanın durmasını, barış içerisinde, demokrasi içerisinde yaşamak istiyoruz.

Değerli konuklar, sevgili meslektaşlarım, İstanbul Odamızın Denetim Sempozyumu, Ankara Odamızın Muhasebe Uygulamaları ve Vergi Mevzuatı Sempozyumu, İzmir Odamızın Muhasebe Standartları Sempozyumu, yıllardır geleneksel halde başarı ile uygulanmaktadır. Bunların yanı sıra Konya Odamızın “Anadolu Odaları Semineri”, Muğla Odamızın “Sosyal Güvenlik ve Vergi Semineri”, Kayseri Odamızın “Muhasebe Uygulamaları Sempozyumu, Sakarya ve Kocaeli Odalarımızın “Maliyet ve Yönetim Muhasebesi Sempozyumlarını” gerçekleştirmektedirler.

Meslek örgütü olarak yıllardır eğitim çalışmalarına büyük önem verdik. Gerek TÜRMOB gerek Odalarımız gayretlerinin, çabalarının en büyük bölümünü eğitim çalışmalarına ayırdılar ve ayırmaya devam edecekler. Bu çalışmalar mesleki eğitimin yanı sıra bilimsel anlamdaki çalışmalara da önemli ivme katmaktadır. Buralardaki tartışmalar, sunulan görüşler yeni görüşlere, yeni açılımlara, yeni çalışmalara kaynak oluşturmaktadır. Bu çalışmaları hem mesleki eğitim hem mesleki gelişimde hem de akademik ve bilimsel gelişim anlamında önemsiyoruz ve zorlu görevi başarı ile gerçekleştiren arkadaşlarımızı ve Odalarımızı canı gönülden kutluyoruz.

Değerli katılımcılar, İstanbul Odamız gündemimizde olan ve uzun süre gündemimizde olmaya devam edecek olan Türk Ticaret Kanunu, kurumsallaşma, denetim ve denetim mesleğinin yeniden yapılandırılması gibi çok önem verdiğimiz konuları bu Sempozyuma taşıdı. Kurumsallaşma ve denetim, yıllardır gündemimizin en önünde yer almaktadır ve almaya devam edecektir. Bu sadece bizde değil dünyada da böyledir. Amerika Muhasebeciler Birliği Temel Denetim Kavramları Komitesi denetimi şöyle tanımlamaktadır; “denetim, ekonomik faaliyetler ve olaylar hakkındaki beyanlar ile önceden oluşturulmuş kriterler arasındaki uygunluk derecesini belirlemek için bu ekonomik faaliyetler ve olaylar hakkındaki beyanlarla ilgili kanıtların tarafsız olarak elde edilmesi, değerlendirilmesi ve sonuçlarının ilgili kişilere iletilmesinden oluşan sistematik bir süreçtir” diyor. Mali tablo denetimi kriterleri genel kabul görmüş muhasebe kavram ve prensipleridir. Bu kriterlere uygun olarak yapılan bir denetim, işletmenin gerçek mali tablo rakamlarına ulaşılmasını sağlayacağı için dolaylı olarak vergi matrahlarının ve diğer hususların da doğruluğunu zaten sağlayacaktır.

13.06.1989 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 3568 sayılı meslek Yasamız, serbest muhasebeci mali müşavirlere ve yeminli mali müşavirlere, denetim yapma yetkisi tanımıştır. Ayrıca yeminli mali müşavirlere tasdik yapma yetkisi vermiştir. Doğal olarak bu Kanun, denetim yapacak meslek mensuplarını da tanımlamaktadır. Meslek Kanunumuz Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanması ve ülke gerçekleri, mesleğin vergiye yönelik boyutunun ön plana çıkmasına neden olmuştur. Meslek, gerçek işlevini ancak vergi muhasebeciliği ve vergi denetçiliğinden uzaklaşarak sağlayacaktır.

Mesleğin denetim boyutuna taşınması sadece Yasa’dan kaynaklanan bir sorunmuş gibi görünmek ve bunu öyle algılamak da yanlış bir yaklaşım olur. Ülke gerçekleri ve müşterilerimizin bizden istedikleri de dikkate alındığında sadece yasal düzenlemelerle mesleği denetim boyutuna taşımak mümkün değildir. Bu anlayış ve düşünce, değişiklik yaratılmasını gerektirmektedir. İşte, bu anlayış ve düşüncenin değişim zemini olarak yeni Türk Ticaret Kanunu’nu görüyoruz. Yeni Türk Ticaret Kanunu, ülkemizde çok önemli değişiklerin zemini oluşturmaktadır.

14 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazete’de 6102 sayılı Yasa olarak yayınlanan yeni Ticaret Kanunu, gerek muhasebe uygulamaları ve muhasebe standartları gerekse denetim ve denetim standartları alanında devrim niteliğinde düzenlemeler getirmektedir.

Yeni Türk Ticaret Kanununda kurumsal yönetim anlayışı, sadece borsa şirketleri için öngörülen kurallar bütünü olmaktan çıkmakta ve tüm işletmelere uygulanması gereken yatırımcıya güven veren, sürdürülebilir bir gelişme unsuru olarak görülmektedir. Yeni Türk Ticaret Kanunu, tüm sermaye şirketlerine uygulanan kurumsal yönetime, iç ve bağımsız denetime ilişkin temel hükümler getirmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun kurumsal yönetim yaklaşımı; derinlemesine şeffaflık, adillik, hesap verebilirlik ve sorumluluk olmak üzere dört ana temel üzerine oturmaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu, sermaye şirketlerinin denetiminde reformcu bir anlayış ve çağdaş bir yaklaşımla köklü bir sistem değişikliği getirmektedir. Değişiklik, ulusal ve uluslararası piyasalarda güveni kuracak, yerleştirecek ve Türkiye’ye yeni bir bakış açısı kazandıracak niteliktedir. Bu bağlamda yeni denetim anlayışı; uzman, mesleki yönden yeterli, teknik donanımlı, hukuki anlamda özenli, sorumluluğunun bilincinde olan, bağımsız bir denetçi tarafından Uluslararası Denetim Standartlarına uygun olarak, meslek etiğine bağlı olarak gerçekleştirilen, mesleğin gereği şüphecilikle yapılan şeffaf bir denetim olacaktır.

Değerli konuklar, değerli katılımcılar, bu sürece mesleğimizi ve meslektaşlarımızı en iyi şekilde hazırlayabilmek için bir yol haritası hazırladık. Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kaliteli bir denetim faaliyeti, sürekli mesleki eğitim ile mümkündür. Denetçinin yeterlilik şartları IFAC Uluslararası Eğitim Standartlarında paralel olarak değerlendirilmelidir. Denetim alanında kurumsallaşma olgusu ön plana çıkmaktadır. Denetim, bir ekip işidir. Bu ekipte mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler birlikte çalışabilmelidirler. Bu nedenle bağımsız denetim uygulamalarıyla sınırlı olmak üzere serbest muhasebeci mali müşavirler ile yeminli mali müşavir unvanlı meslektaşlarımızın, birlikte şirketleşmelerine, ortaklık yapabilmelerine ve kurumsallaşmalarına olanak sağlamamız gerektiğine inanıyoruz ve bunu çok önemsiyoruz.

Hazırlamış olduğumuz yol haritasına göre standartları uygulayacak ve bu standartlara göre hazırlanacak finansal tabloların denetimini yapacak meslek mensuplarının eğitim gereksinimlerini karşılamak için yoğun bir eğitim dönemi bizleri beklemektedir. Bu dönemin gereklerini en iyi şekilde yerine getirebilmek için bu sürece en iyi şekilde hazırlanabilmek için bir eğitim seferberliği başlattık. Meslektaşlarımızın Türk Ticaret Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin eğitimlerini gerçekleştireceğiz. Bu anlamda demin Oda Başkanımız Sayın Yahya Arıkan’ın da kısmen değindiği gibi üçayaklı bir eğitim programı hazırladık. Birincisi; Türk Ticaret Kanunu ve uygulamaları, ikincisi; TFRS ve KOBİ Standartları uygulaması ve üçüncü aşamada da; denetim, denetim standartları ve de denetim uygulamaları. Bu konuda yazın başından beri “eğitmenlerimizin eğitimi” ile uğraşıyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu itibariyle eğitmenlerimizin eğitimi, değerli meslektaşlarım, % 88 oranında gerçekleşmiş bulunmaktadır. Ekim ayı ortalarına kadar bu süreç tamamlanacaktır. Ancak son yapılan bir değerlendirmeye göre bu eğitmenlerimizin eğitimi, küçük bir takviye eğitim ile “sunum eğitimleriyle” sonlandırılacaktır. Kasım ayı itibariyle Türkiye genelinde eşzamanlı olarak bütün Odalarımızda Türk Ticaret Kanunu eğitimiyle başlayacağız, Aralık ayında bunu TFRS ve KOBİ Standartları, Hesap Planı eğitimleri de dahil olmak üzere takip edecek ve Ocak ayı itibariyle de Denetim, Denetim Standartları ve Denetim Uygulamalarının eğitimini yılsonuna kadar, 01.01.2013 sürecine hazır olabilecek şekilde Türkiye genelinde eğitimlerimiz devam ettireceğiz. Tabii bu süreçte Türk Ticaret Kanunu’nun bizi ilgilendiren denetim boyutlu bölümü, 01 Ocak 2013 tarihinde başlayacaktır. Biz de bu tarihe hazırlanmak ve hazır olmak için meslek camiası olarak meslektaşlarımızı hazırlamak ve buna hazır tutmak için elimizden var geldiğince çalışıyoruz.

Burada dikkat etmemiz gereken ve önemsememiz gereken bir iki tane konu vardır, bunlardan bir tanesi; Türk Ticaret Kanunu’nun 2013 başı itibariyle uygulamaya başlanmasının, denetim süreci olarak uygulamaya başlanmasının birtakım bazı anti anlamındaki dirençleri gelişmeye başladı Türkiye’de. Bunlar, iş dünyasından da kaynaklanmakta, bundan bazı kamu kesimleri de buna zorlayıcı ve besleyici tedbirler koymakta, özellikle kamudaki yetkiler ve sorumluluklar aşamasındaki Bakanlıklar arasındaki çekişmeler de zaman zaman buna neden olabilmektedir.

Diyorlar ki, Türkiye’deki firmaların tamamı denetlenmesin! Demin Oda Başkanımız da söyledi, Türkiye’de resmi kayıtlara göre 700.000 limitet şirket, 95.000 anonim şirket var, kabataslak 800.000 şirket, bugün Türk Ticaret Kanunu kapsamında denetime potansiyel olarak duran bir şekilde. Biz, hepimizi biliyoruz ki, bu 800.000 şirketin birçoğu gayri faaldir veya tasfiye konumuna gelmiştir veyahut da geçmişte uygulanan hayat standartları esaslarına göre kurulan şirketlerdir. Bu görüşlerimizi Vergi Konseyinde de ilgili Maliye Bakanlığı, bugünkü ismiyle de, yeni ismiyle de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkililerine de aktardık. Bunun ötelenmesi, ertelenmesi yerine özellikle Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yapacağı ikincil düzenlemeler sırasında bu sözünü ettiğimiz gayri faal veyahut da hayat standardı esasına göre kurulmuş şirketlerin tasfiyesine yönelik basit bir tasfiye yöntemi geliştirilir ve bunu da hayata geçirirlerse göreceğiz ki, Türkiye’deki sözü edilen 800.000 firmanın sayısı 400.000-450.000’lere düşecektir. 450.000-500.000 şirketin de Türkiye’de denetlenebilmesi için yeterli sayıda yetişmiş insan gücü, yeterli denetçi, yeterli denetim firması vardır. Onun için bunun ertelenmesi ve ötelenmesi yerine Türk Ticaret Kanunu’nun yayınlandığı şekilde terminleriyle beraber uygulamaya geçmesi, aksaklıkların ve eksikliklerin uygulama içerisinde giderileceğinin daha uygun olacağını düşünüyoruz ve bunu savunuyoruz. Ben meslek camiamızın geçmişte Tek Düzen Muhasebe Tebliğlerinde olduğu gibi, geçmişte enflasyon düzeltmesinde olduğu gibi bu süreçten de başarı ile çıkacağına ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getireceğine olan inancım tamdır. Bunu, son derece başarabilecek yetişmiş insan gücüne, yetişmiş meslek mensubu gücüne şuanda sahip olmakla beraber 01.01.2013 tarihi itibariyle daha da tam anlamıyla hazır olacağız ve buna sahip olacağız.

Değerli arkadaşlarım, konuşmama son vermeden önce bir iki tane bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Özellikle TÜRMOB Yönetimi olarak bu dönem bir iki tane yeni uygulamayı devreye soktuk, hazır sizlerle toplanmışken onlardan da söz etmek istiyorum çok kısaca. Özellikle Başkanlar Kurulu toplantılarımızın, yaptığımız seçim çalışmaları sırasında sizlere verdiğimiz birtakım bazı sözler ve yaptığımız açıklamalar vardı. Özellikle Başkanlar Kurulu toplantılarımızı çok önemsediğimizi ve buranın TÜRMOB Yönetim Kurulu ile beraber eşgüdüm içerisinde çalışacağını, buradan çıkacak kararların bize yol haritası ve iş programı çıkaracağını söylemiştik. Onun için bu dönem Başkanlar Kurulu toplantılarına, bazılarını “çalıştaylar modeli”, “çalıştaylar formatı” şeklinde gerçekleştiriyoruz ve I. Çalıştayımızı Haziran ayında, 04 Haziran’da Mali ve İdari Konularda Uygulama Birlikteliği açısından Odaların ve TÜRMOB’un uygulamalarını içeren bir çalıştay olarak gerçekleştirdik. İkinci Çalıştayımızı, geçenlerde yine Haksız Rekabet ve Disiplin Uygulamaları açısından gerçekleştirdik ve burada özellikle Odalarımız arasındaki uygulama birlikteliğini sağlanmak ve etik kuralların yerleşmesini, haksız rekabetin önlenmesi ve disiplin cezalarının daha hukuki ortamda uygulanabilmesi için birtakım bazı görüşleri aldık, bunları kitapçıklar şeklinde de Odalarımızla daha sonra paylaşıyoruz.

Ayrıca bu dönem, demin sözünü ettiğim bu eğitmenlerimizin eğitimi konusunda ciddi bir proje ortaya koyduk ve yeni bir model başlattık. Bugüne kadar bazı Odalarımızda başarı ile uygulanan, özellikle İstanbul, İzmir, kısmen Ankara Odamızda uygulanan eğitmenler modelini TÜRMOB’a taşıdık. Bu eğitmenlerimiz, TÜRMOB Eğitmenleri olarak hizmet verecekler, biz de bu Türk Ticaret Kanunu aşamasında hazırladığımız, yetiştirdiğimiz eğitmenlerimizi TÜRMOB Eğitmeni olarak yetiştiriyoruz.

Bir başka konu; Türkiye genelinde Milli Eğitim Bakanlığı ile bir özel protokol çerçevesinde Türkiye genelindeki ticaret lisesi öğretmenlerin ki sayısı 6.400 civarındadır, 6.400 ticaret lisesi öğretmenlerinden “finans ve muhasebe” dalındaki öğretmenlerin bu konudaki eğitimlerini biz üstlendik ve TESMER kanalıyla bunların eğitimlerini gerçekleştiriyoruz.

Yine, Genel Kuruldan geçirdiğimiz, sizlerin onayıyla hazırlayıp Genel Kurulun onayından geçirdiğimiz yönetmeliklerimiz vardı. Bir dizi toplantılar sonucunda sonuna geldik, önümüzdeki hafta büyük ihtimalle Maliye Bakanlığı ile son bir defa bir araya geleceğiz, ondan sonra geçen sene Genel Kuruldan geçmiş 7 adet Yönetmeliğimizi de Resmi Gazete’de yayınlamış olarak sizlerle buluşturacağız.

Yine, bu TTK süreci içerisinde biliyorsunuz, yeni Türk Ticaret Kanununun geçici 2. maddesi, TÜRMOB’a bir yetki vermektedir. Bu yetki, Denetim Standartları Kurulunun oluşmasıyla ilgilidir. Bu konudaki yönetmeliğimizi hazırladık, çok kısa bir süre içerisinde Maliye Bakanlığına götüreceğiz ve Türk Ticaret Kanunu’nun öngördüğü Denetim Standartları Kurulu ve Denetim Standartlarının yayımı belli bir çerçevede hayata geçecek. Zaten bu Kurul, bugüne kadar TÜRMOB bünyesinde hizmet görüyordu ve standartları zaten sizlere yayınlamıştı. Ama yeni Türk Ticaret Kanunu formatında ve esaslarında yeniden bunu gözden geçirdik, yeni bir yönetmelikle Maliye Bakanlığına götüreceğiz.

Tekrar Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde ve denetim esaslarının dünya örnekleriyle örtüşebilmesi için kalite güvence sistemlerimizi hızla geliştiriyoruz, çok kısa bir süre sonra da kurumsal ve idari bir mantıkla da onu da sizlerin hizmetinize sunmaya çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bunların dışında TÜRMOB Türkiye’deki çalışmalarını sürdürürken diğer bir taraftan da uluslararası çalışmalarını da ihmal etmiyor, bugüne kadar büyük bir başarı ile götürmüş olduğu bu çalışmaları sürdürüyor. TÜRMOB, 1994 yılında Uluslararası Muhasebe Federasyonu IFAC’a üye oldu ve 1994’ten bu yana “Küçük ve Orta Ölçekli Muhasebe Ofisleri Komitesinde, Kamu Sektörü Muhasebe Standartları Komitesinde, Gelişmekte Olan Ülkeler Komitesinde, Bağımlı Çalışanlar Komitesinde, Eğitim ve Uyum Komitelerinde IFAC’da görev yaptı. Bu dönem Yönetim Kurulu olarak kendimize bir görev addederek çıtayı biraz yükseltmek istedik, IFAC’daki görevlerimizin ve yetkilerimizin biraz daha, temsilimizin biraz daha üst noktaya çıkmasına gayret ettik ve Geçmiş Dönem Genel Başkanımız Sayın Doktor Masum Türker’i IFAC Yönetim Kurulu Üyesi olarak IFAC’a önerdik. Bu önerimiz kabul edildi ve Kasım ayından itibaren Sayın Masum Türker, Türkiye TÜRMOB’u temsilen IFAC Yönetim Kurulunda görev yapacak.

Bir başka konu da; halen üyesi bulunduğumuz Küçük ve Orta Ölçekli, SMP Komitesinde, Küçük ve Orta Ölçekli Muhasebe Ofisleri Komitesinde Masum Türker’in bıraktığı göreve, Masum Türker Yönetim Kurulun devam edecek, bu göreve de dün itibariyle kesinleşti, Profesör Doktor Cemal İbiş bizim adımıza bu Komitede görev yapacak. Uluslararası ilişkilerimizi de böyle geliştirerek ve çıtayı yükselterek sizlerin adına devam ettiriyoruz. Bu çalışmalarımız devam edecek, bütün çalışmaları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Ben bu güzel Organizasyondan dolayı İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odamızın Değerli Başkanı Sayın Yahya Arıkan başta olmak üzere değerli yöneticilerini, emeği geçenleri, görüşlerini bizimle paylaşan değerli konuşmacılara ve bu Sempozyumun gerçekleşmesinin temel dayanağı olan siz değerli katılımcıları kutluyor, saygılar sunuyorum.




Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə