1. Devleti dağılmaktan kurtarmak. Milliyetçilik isyanlarına ve azınlıkların bağımsızlık çabalarına engel olmak



Yüklə 230,63 Kb.
səhifə1/5
tarix18.08.2018
ölçüsü230,63 Kb.
#72643
  1   2   3   4   5

OSMANLI ISLAHAT TARİHİ

OSMANLI DAĞILMA DÖNEMİ ISLAHATLARI VE DEMOKRATİKLEŞME ÇABALARI

Bu Yüzyılda Yapılan Islahatların Genel Hedeflerini Üç Başlıkta Toplayabiliriz:

1.Devleti dağılmaktan kurtarmak.

2.Milliyetçilik isyanlarına ve azınlıkların bağımsızlık çabalarına engel olmak.

3.Avrupalı devletlerin Osmanlı iç işlerine karışmalarına engel olmak.

Bu Dönem Islahatlarının Genel Özellikleri:

1.Bu dönem ıslahatlarında II. Mahmut ve onun çocukları olan Abdülmecit ve Abdülhamit önemli bir yere sahiptir.

2.Daha önceki dönemlerde yapılan ıslahatlarda devletin otoritesini sağlama ön plandayken bu dönem ıslahatlarının temel amacı devleti dağılmaktan kurtarmak ve ülkede birliği sağlamaktır. Ayrıca yapılan ıslahatlarla Batı’nın askeri ve teknik düzeyi yakalanmak istenmiştir.

3.Islahatlar bir önceki döneme göre daha kapsamlı olsa da daha önceki ıslahatlarda olduğu gibi bu dönemde de ıslahatlar konusunda yine halka danışılmamıştır.

4.19.ve 20.yüzyılda sadece askeri alanda değil ordunun yanı sıra eğitim, yönetim, hukuk ve ekonomi gibi diğer alanlarında da önemli ıslahatlar yapıldığı görülmektedir.

5.17.ve 18 yüzyıl ıslahatlarında askeri ıslahatlar ön plandayken bu yüzyılda en çok yönetim ve hukuk alanında ıslahat yapılmıştır. Yapılan ıslahatlar sonucunda Anayasal belgeler ortaya çıkmıştır.

6.Islahatlarda en çok başarı sağlanan alan eğitim olmuştur. Fakat ikili uygulamalar (özellikle eğitim ve hukuk alanında) bu döneme damgasını vurmuştur. Böylece birçok alanda çok başlılık ortaya çıkmıştır.

c:\users\user\desktop\semboller\uyari.pngCumhuriyet döneminde eğitim ve hukuk alanında birliği sağlamak için yapılan çalışmaları araştırınız.

7.Bir önceki döneme göre daha kapsamlı ıslahatlar yapılmıştır.

8.Bu dönem ıslahatları kişisel olmaktan çıkıp bir kadro girişimi niteliği kazanmıştır, yani bu dönem ıslahatları bir kadro hareketine dayanırlar. Bu dönem ıslahatlarına öncülük eden sınıf ise bürokrasi olmuştur.

II. MAHMUT DÖNEMİ ISLAHATLARI (1808-1839)

II. Mahmut I.Abdülhamit’in Nakşî dil Sultandan doğan oğludur.1784 yılında doğdu 24 yaşında padişah oldu. Yaklaşık 31 yıl tahta kaldı. Reformcu bir padişahtı yaptığı çalışmalarla devlete modern bir görünüm kazandırmaya çalıştı. Çocuklarını Avrupalı prensler gibi yetiştirmeye gayret gösterdi. Balolar ve kabul resimleri düzenlettirdi; padişah yakalandığı verem hastalığı dolaysıyla 55 yaşında vefat etti.

II. Mahmut yaptığı ıslahatlarla merkezi otoriteyi güçlendirmeye ve modern bir devlet yapısı oluşturmaya çalışmıştır. II. Mahmut’un yaptığı ıslahatlardan birçoğunun ortak noktası merkezi otoriteyi güçlendirmeye çalışmasıdır.

II. Mahmut bir taraftan ıslahatları hayata geçirirken diğer taraftan eski uygulamalardan bir çoğununda yeninin yanında devam etmesine izin vermiştir. Bu durum özellikle eğitim alanında ileriki süreçlerde büyük sorunlar yaratmıştır. Bu dönemde modern okulların yanında mahalle mektepleri ve medreselerin varlıklarını devam ettirmeleri toplumda kültürel çatışmaların yaşanmasına ortam yaratmıştır.

II. Mahmut dönemi ıslahatları Tanzimat dönemi ıslahatlarına ve yeniliklerine ortam hazırlamıştır. Çocukları babalarının yaptığı ıslahatları yeterli görmemiş birçok yenilik yapmışlardır.

II. Mahmut’un yaptığı ıslahatlar sadece askeri alanla sınırlı kalmamıştır. Birçok alanda geniş çaplı ıslahatları tasarlamıştır. Sorunlara köklü çözümler üretmiş, yaptığı birçok ıslahat kalıcı olmuştur. Fakat geç kalındığı için devleti çöküşten kurtarmak için yeterli olmamıştır.



c:\users\user\desktop\semboller\değerlendirme.jpegSevgili öğrenciler! II. Mahmut’un bazı uygulamalara son vermesi (misal müsadere uygulamasına son vermesi gibi) bahsedilen uygulamanın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Çünkü uygulamadan kaldırılan bir şeyin yasal olarak ta kaldırılması gerekir. II. Mahmut’un son verdiği birçok uygulamaya yasal olarak (yani tam manasıyla ) daha sonra yapılan Tanzimat fermanı vb düzenlemelerle son verilmiştir. Bundan dolayı kimi durumlarda Osmanlı tarihinde bazı uygulamalara sanki bir kaç defa son verilmiş gibi bir intiba oluşmaktadır. Aslında gerçek durum şudur bir padişah bir uygulamaya son verirken daha sonra gelen diğer bir padişah aynı uygulamaya yasal olarak son vermektedir. Bazen ise kaldırılan bir uygulamanın bir süre sonra tekrar geri getirildiği bir süre sonra ise tekrar kaldırıldığı da olmuştur. Bu gibi durumların sayısı çok değildir, bundan dolayı bir kafa karışıklığı yaşamamalıyız.

A.YÖNETİM ALANINDA YAPTIĞI ISLAHATLAR:


  • Sened-i İttifak 1808:Adından da anlaşılacağı üzere Padişahla ayanlar arasında imzalanan bir senettir. Bu senede göre padişah ayanların varlığını ve haklarını tanıyacaktır. Ayanlar da padişahın otoritesini tanıyacak padişaha ve devlet emirlerine bağlı kalacaklardır. Sened-i ittifak’ın imzalanmasına kendiside bir ayan olan Alemdar Mustafa Paşa öncülük etmiştir.


Ayan Nedir: Ayanlar merkezi otoritenin zayıflaması ile ortaya çıkan yerel güçlerdir. Ör: Çapanoğulları gibi.

  • Celali isyanlarıyla tımar sisteminin zayıflaması,

  • Tımar sisteminin yerini iltizamın alması,

  • 1695’ten sonra iltizam sisteminden malikâne sistemine geçilmesiyle görev yerlerine gitmeyen üst düzey taşra yöneticilerinin yerlerine müsellim ve voyvoda gibi isimlerle vekiller tayin etmeleri vb durumlar ayanları güçlendirmiştir.


Peki, neden böyle bir sözleşmeye ihtiyaç duyulmuştur?

Böyle bir senet imzalanarak:

1.Ayanları devlete bağlama, dolaysıyla merkezi otoriteyi güçlendirmek

3.Yapılacak yeniliklerde ayanların desteği sağlamak gibi hedeflere ulaşılmaya çalışılmıştır.

Bu senette yer alan önemli hususlar şunlardır:

1.Ayanlar kendi bölgelerinde devletin asker ve vergi toplamasına yardım edeceklerdir. Devletin eyaletlerden asker almasına karşı gelmeyeceklerdir. Ayanlar devletin otoritesine karşı çıkacak ayaklanmaların bastırılmasına yardım edeceklerdir.

2.Padişah aşırı vergi koymayacak eşit ve adaletli vergi alacaktır. Vergi miktarları ise ayanlarla hükümet arasında yapılacak görüşmelerle belirlenecektir.

3.Sadrazamın kanun ve ittifaka uygun emirlerine uyulacak, uygun olmayanlara karşı çıkılacaktır.

4.İstanbul’da yeniçeri veya diğer ocaklarda bir isyan çıktığında ayanlar emir beklemeksizin İstanbul’a gelerek isyanı bastıracaklardır.

5.Yeni atanan sadrazam ve şeyhülislamlar en kısa zamanda senedi imzalamakla yükümlü olacaklardır.

6.Hanedan temsilcileri öldükten sonrada hanedanlık hakları hükümet tarafından kabul edilecek.

Sonuç ve Önemi

1.Devletin ayanlara söz geçiremeyecek kadar güçsüz olduğunu gösteren bu belge ile Osmanlı padişahlarının yetkileri ilk kez kısıtlanmıştır. Padişah, otoritesini ayanlar ile paylaşmıştır. Bu yönüyle İngiltere’deki Manga Carta’ya benzer, ancak Senedi İttifak Manga Charta gibi bir geleneğin başlatıcısı olamamış merkezi otoritenin güçlenmesiyle gündemden düşmüştür.

2.Senetle ayanların varlığı hukukilik kazanmıştır, güçleri ise yasallaşmıştır. Padişah kendi otoritesinin yanında ayanları da bir güç olarak kabul etmiştir.

3.Bu senetle ayanlara yönetimi denetleme, herhangi bir eylemi önleme ve suçluları cezalandırma hakkı tanınmıştır.

4.Senedi ittifak, Osmanlı devletinin mutlakıyetçi yapısına aykırıdır. Merkezi otoriteyi güçlendirmek için hazırlanmıştır; fakat aksine zayıflatmıştır.

5.Senetle ayanların miras hakları ve hanedanlık hakları garanti altına alınmıştır. Senedi İttifak padişahın tuğrasını taşıdığı için onu bağlayıcı bir belgedir. Senet hanedanların fiilen kuruluşuna hukukilik kazandırdığı için modern devlet anlayışına ters düşer.

6.Sened-i İttifak anayasal bir belge değildir; fakat anayasal sürecin ilk adımı kabul edilir.



  • Divan Teşkilatının Kaldırılması: Orhan Bey döneminde kurulan Divan-ı Hümayun II. Mahmut döneminde kaldırıldı ve yerine Heyet-i Vükela(vekiller heyeti) kuruldu. Böylece:

  • Divanın yetkileri nezaretler yani bakanlıklar arasında paylaştırıldı.

  • Sadrazam başvekil oldu, vezirler Nazır haline geldiler.

  • Nazırlıklar yani bakanlıklar kurularak vezirlerin görevleri dâhiliye nezaretine devredildi.

  • Reisülküttabın yetkileri hariciye nazırlığına devredildi.

  • Sadrazam padişahın mutlak vekili olmaktan çıktı.

  • Nazırların her biri kendi mührünün sahibi oldu. Her bir nazır padişah tarafından atandı.

  • Padişahın otoritesi ve saray kuvvetlendirilmiş oldu.

  • Ayrıca padişah hükümet mensuplarının huzurunda oturmalarına müsaade etmiştir.


c:\users\user\desktop\semboller\not.pngNazırların her birinin mühür sahibi olması ve her birinin padişah tarafından atanması sadrazamlık makamının güç kaybetmesine neden olurken başvekilin işlevlerinin nazırlara dağıtılmasıyla padişahın otoritesi ve saray kuvvetlendirilmiştir. Divanın kaldırılması modern devlet örgütlenmesine geçişin aşamalarından sayılabilir. Padişah nazırların huzurunda oturmalarına hatta ayaklarını üst üste atmalarına izin vermiştir.


  • Meclis-i Valay-ı Ahkâm-ı Adliye’nin Kurulması: Bu meclis kişilerle hükümet arasında doğan davalara bakmak ve devlet memurlarının mahkemelerini görmek ve onları yargılamak amacıyla 1838’de kuruldu.

Daha sonraları adalet işlerinin yanı sıra yönetim işleriyle ilgili görevler de üstlendi. Bunlardan biri de Avrupa tarzında kanunlar(mevzuat)hazırlamaktı. Bu meclis Tanzimat döneminde yeniden düzenlendi. İlk önce yasama organı haline getirildi buna göre çeşitli alanlarda Avrupa tarzında kanunlar hazırlayacaktı. Fakat Meclis-i Ali-i Tanzimat açılınca bu görev bu yeni meclise verildi. Meclisi Vala ise yüksek mahkeme haline getirilmiştir.

  • Dar-ı Şuray-ı Bab-ı Ali’nin Kurulması: Bu meclis mülki yani yönetim işlerini planlamak için kuruldu. Islahat hareketlerinde devlete yardımcı olmak, yeni teklifler sunmak, memurların terfi ve yargılanmaları ile uğraşmak amacıyla kuruldu. Kısaca idari işlere bakmak için kurulan bir meclisti. Hükümet işleri burada yönetiliyordu. Böylece mülkiye işlerinde yetki karmaşasına son verildi.

c:\users\user\desktop\semboller\not.pngOsmanlı Devletinde son söz hala padişaha ait olduğundan bu meclisler danışma kurulu özelliği taşımaktaydılar. Buna rağmen bu meclislerin açılmasıyla modern devlet örgütlenmesine geçiş süreci başlamıştır.



  • Meclis-i Nafıa’nın Kurulması: Bayındırlık meclisi olarak kuruldu. Bu dönemde yeni okulların yapımına önem verilerek eğitim medrese tekelinden kurtarılmaya çalışıldı.

  • Müsaderenin Kaldırılması: Devletin gerekli gördüğü hallerde yöneticilerin mallarına el koyması anlamına gelen bu uygulamaya son verilerek özel mülkiyet güvence altına alındı. Tanzimat fermanında da yer alan bu ilke ile halka miras bırakma imkânı sağlanmıştır. Ayrıca Osmanlı devletinde insan hakları doğrultusunda ilk ıslahat girişimi sayılan müsaderenin kaldırılması olayı kul sisteminin tasfiyesi yani ilmiye sınıfı dışında kalan insanlara da miras bırakma hakkının verilmesi anlamına geliyordu.


c:\users\user\desktop\semboller\not.pngOsmanlı devletinde ilmiye sınıfı içerisinde yer alan kimseler kul statüsüne tabi değillerdi.


  • Tımar Sisteminin Kaldırılması: II. Mahmut döneminde tımar sistemine son verildi. Dirliklere el konulup iltizama verildi. Memurlara toprak geliri yerine maaş bağlandı. Bu uygulamadaki amaç merkezi otoriteyi güçlendirmektir; fakat bu uygulama ayanları güçlendirmiştir.


c:\users\user\desktop\semboller\soru.jpgTımar sisteminin kaldırılmasının ayanların güçlenmesine nasıl ortam hazırlayacağını sorgulayınız.


  • Memurlara Maaş Bağlanması: Devlet memurlarına maaş bağlanmıştır. Ayrıca memurlara nişan ve rütbe verilmesi kabul edilmiştir.

  • Kıyafet Nizamnamesi: Ulema hariç devlet memurlarına fes, ceket, setre pantolon ve istanbulin ayakkabıdan oluşan resmi kıyafet giyme zorunluluğu getirildi. Halk ise kıyafet konusunda serbest bırakılmıştır. Padişah sakalını kısalttı, Mısır tarzı setre pantolon giymeye, elçiliklerde düzenlenen davetlere gitmeye, yurt içi gezilere katılmaya, doğum gününü kutlamaya başlamıştır. Padişah resimlerinin devlet dairelerine asılması geleneği başlatılmıştır.

  • Yurt İçi Gezilerinin Yapılması: Osmanlı devletinde seferler haricinde padişahların yurt içi gezilere katılmaları pek rastlanan bir durum değildi. Ancak klasik dönemde padişahların özellikle başkent İstanbul’da tebdili kıyafetle zaman zaman gezdikleri çeşitli kaynaklarda rivayet edilir. Ancak uzun süreli yurt içi gezilere çıktıklarına pek rastlanmamaktadır. Türk ve Osmanlı devlet geleneği incelendiğinde bu durumun sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Monarşiyle yönetilen Osmanlı devletinde Padişahlar sefere çıktıklarında yanlarında yüksek devlet erkânını, devlet hazinesini, mahiyetini, kapıkullarını ve hatta eşlerini de birlikte götürürlerdi. Yani bu durum başkentin padişahla birlikte hareket ettiği gösterir. Padişahın gezi sebebiyle devletin başkentini terk etmesi devlet yönetimi ve kendi tahtı açısından zafiyet oluşturabilirdi. Bu yüzden yurt içi geziler pek tercih edilen bir şey değildi. Osmanlı tarihinde yurt içi gezileri II. Mahmut’un başlattığı kabul edilir. II. Mahmut böylece başlattığı ıslahat hareketleri için bir kamuoyu oluşturmak ve halkın tepkisini görme imkânı da bulmuştur.

  • Din Farkı Gözetilmeyeceğine Dair Fermanın Yayınlanması: II. Mahmut tarafından toplumda din farkı gözetilmeyeceğine dair ferman yayımlanmıştır. II. Mahmut:’’Ben Müslüman’ı camide, Hıristiyan’ı kilisede, Musevi’yi havrada görmek isterim demiştir.

c:\users\user\desktop\semboller\not.pngBöyle bir fermanın yayınlanmasında bu dönemde yaşanan milliyetçilik akımı ve devletin karşı karşıya bulunduğu sorunlar etkili olmuştur. Sevgili öğrenciler bu açıdan Osmanlıcılık siyaseti konusunu araştırmanızı tavsiye ederim.

  • Dolmabahçe Sarayına Taşınma: Osmanlı padişahlarının resmi ikametgâh olan Topkapı sarayı Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478’de yaptırılmıştır. Topkapı sarayı klasik Osmanlı mimarisine göre yapılmış bir saraydı. II. Mahmut’tan önce tahtta bulunan Sultan III. Selim boğaz içinde batı tarzında ilk binaları inşa ettiren padişah olmuştur. II. Mahmut zamanında da bu tür çalışmalar devam ettirilmiştir. Sultan II. Mahmut Topkapı sarayından başka Beylerbeyi ve Çırağan bahçelerinde batı tarzı iki büyük saray yaptırmıştır. Bu devirlerde Topkapı sarayı fiilen terk edilmiş sayılır.1815 yılında ise klasik bir saray olan Topkapı sarayından Dolmabahçe sarayına taşınılmıştır. Topkapı sarayından resmen taşınma ise sultan Abdülmecit zamanında olmuştur. Dolmabahçe Sarayı’nın ilk yapım emrini veren ve ilk kullanan padişah Abdülmecit’tir. Sultan Abdülmecit babasının Dolmabahçe’de yaptırdığı ahşap sarayların yerine günümüzde de ayakta olan taş binayı yaptırmıştır.

II. Mahmut’un klasik bir saray olan Topkapı sarayından daha modern bir saraya taşınmak istemesi modern devlet örgütlenmesine geçme çalışmaları ile ilişkilendirilebilir.

  • Eyaletlerin Vilayetlere Dönüştürülmesi: Ayanların gücünü kırmak için eyaletler vilayetlere dönüştürüldü. İllerin başına müşir denilen valiler gönderildi. Müşirliklere bağlı olarak sancak düzeyinde feriklikler kuruldu. İllerde askeri ve idari yetkiler müşirlere verildi. Bu uygulamalarla ayanlıklar kaldırıldı.

  • Müşirliklerin ve Ferikliklerin Kurulması: İllerin başına müşirler yani valiler atandı. Müşirliklere bağlı olarak sancak düzeyinde feriklikler kuruldu. Müşirler askeri ve idari yetkileri bulunan valilerdir.

  • Köye ve Mahalle Muhtarlıklarının Kurulması: II. Mahmut döneminde halkla hükümet arasında aracılık etmek üzere köy ve mahalle muhtarlıkları kuruldu. Muhtarlıkların kurulma amaçlarından biri de ayanların gücünü kırmak ve merkezi otoriteyi güçlendirmektir.

c:\users\user\desktop\semboller\soru.jpgMuhtarlıkların kurulmasının ayanların tasfiye sürecini nasıl etkileyeceğini sorgulayınız.


  • Muhassıllıkların Kurulması: Muhasıl (hâsılatı toplayan) adı verilen devlet memurları aracılığı ile taşrada vergilerin doğrudan devlet tarafından toplanılmasına çalışıldı. Amaç mültezimleri devre dışı bırakmaktı; fakat bu sistem bir türlü yaygınlaştırılamadı. Muhasıllar maaşlı devlet memurlarıydı.

  • Nüfus Sayımının Yapılması: Osmanlı devletinde 1831’de ilk defa nüfus sayımı yapılmıştır. Bu sayımda 4 milyon erkek nüfus tespit edilmiştir. Kadınların sayılmamasının nedeni nüfus sayımının asker ve vergi mükellefi sayısını tespit amaçlı olmasındandır. Askerlik ve vergilendirme amaçlandığı için sadece erkek nüfus ile emlak sayımı yapılmıştır. Bu Sayımda Arabistan ve Mısır nüfusu sayılmamıştır. Bu sayım aynı zamanda taşrada merkezin denetimini artırmayı da amaçlamıştır.

  • Pasaport Uygulamasının Başlatılması: II. Mahmut döneminde yurt dışı seyahatlerde pasaport uygulaması getirilmiştir.

  • Mürur Tezkeresi Uygulamasının Başlatılması: Ülke içindeki seyahatlere denetim getirildi. Yerinden ayrılan kimselere bu belgeyi alma zorunluluğu getirildi.

  • Polis Teşkilatının Kurulması: Amaç güvenlik ve asayişi sağlamak ve ayrıca devletin otoritesini güçlendirmektir.

  • Düzenli Posta Örgütünün Kurulması: Hem ülkede haberleşmeyi sağlamak hem de taşrada denetimi sağlamak için posta teşkilatı kuruldu. Bu teşkilat 1840’ta sultan Abdülmecit tarafından bakanlığa yani posta nezaretine dönüştürüldü.

c:\users\user\desktop\semboller\soru.jpgPasaport, mürur tezkeresi gibi uygulamalarla posta ve polis teşkilatlarının kurulmasının merkezi otoriteye etkilerini sorgulayınız.

  • Karantina Uygulamasının Başlatılması: Avrupa’daki karantina uygulamalarına benzer ilk karantina ve sağlık örgütü bu dönemde oluşturuldu. Bu dönemde görülen salgın hastalıklar çok büyük ölümlere neden oluyordu. Kendisi de o dönemde salgın bir hastalık olan vereme yakalanan II. Mahmut karantina önlemlerine büyük önem vermiştir. Ancak karantina tedbirleri halk tarafından bazen tepkiyle karşılanmaktaydı. Çünkü karantina önlemleri nedeniyle giriş ve çıkışların yasaklandığı yerleşim yerlerinde ekonomik sıkıntılara ve kıtlıklara neden olmaktaydı.

  • Yol Yapımına Önem Verilmesi: Ekonomik kalkınmada önemli olduğu için yol yapımına önem verildi. Yol yapımı aynı zamanda merkezi otoritenin ülkenin en ücra köşelerine götürülmesinde ve güçlendirilmesinde de büyük öneme sahiptir.


B.HUKUK ALANINDA YAPTIĞI ISLAHATLAR:

  • Meclis-i Valay-ı Ahkâm-ı Adliye’nin Kurulması: Adalet işlerini düzenlemek için kurulmuştur. Vatandaşla hükümet arasındaki davalara bakmak, devlet memurlarını yargılamak amacıyla kuruldu. Daha sonraları adalet işlerinin yanı sıra yönetim işleriyle ilgili görevlerde üstlendi. Bunlardan biride Avrupa tarzında hukuk kuralları, kanunlar (mevzuatlar),tüzük ve yönetmelikler hazırlamaktı. Sultan Abdülmecit döneminde ise kanun hazırlama görevi Meclis-i Ali-i Tanzimat’a verildi. Bu meclis daha sonra Şuray-ı Devlet ve Divan-ı Ahkâm-ı Adliye diye ikiye ayrılarak Danıştay ve Yargıtay gibi kurumlara temel teşkil etmiştir.

c:\users\user\desktop\semboller\h.jpgII. Mahmut yaptığı ıslahatlarda aynı zamanda devlete çağdaş bir görünüm kazandırmıştır. Fakat son söz hala padişaha aitti. Kurduğu meclisler bu yüzden danışma meclisi özelliği taşıyorlardı. Buna rağmen bu meclislerin açılmasıyla modern devlet örgütlenmesine geçiş süreci de başlamıştır.

  • Müsaderenin Kaldırılması: Bu dönemde Müsadere uygulamasına son verildi böylece özel mülkiyet güvence altına alındı ve yaygınlaşmaya başladı.

c:\users\user\desktop\semboller\değerlendirme.jpegMüsaderenin kaldırılması Osmanlı devletinde çağdaş anlamda insan hakları doğrultusunda yapılan ilk ıslahat girişimidir. Bu aynı zamanda kul sisteminin tasfiyesi oluyordu. Böylece ilmiye sınıfı dışında kalan kişilerin de varislerine miras bırakmasının yolu açıldı.

C.EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN ISLAHATLAR:

II. Mahmut döneminde eğitim alanında da çok önemli ıslahatlar yapılmıştır. Ancak eğitim konusunda asıl atılımlar oğlu sultan Abdülmecit döneminde gerçekleştirilmiştir.



  • İlköğretimin Zorunlu Hale Getirilmesi: II. Mahmut ilköğretimi İstanbul’da zorunlu hale getirdi. Buna göre ilköğretim kız ve erkek çocuklar için zorunlu hale getirilmiştir. Görüldüğü gibi bu zorunluluk kız çocuklarını da kapsıyordu; fakat bu kanun gereği gibi uygulanamadı.

  • Avrupa’ya Resmi Olarak Öğrenci Gönderilmesi: Batı tarzında yapılan ıslahatların amacına ulaşması ve açılan kurumların işlevsellik kazanması geleneksel anlayışla yetişmiş kadrolarla mümkün değildi. Bu dönemde devlet adamı yetiştirmek amacıyla ilk kez Avrupa’ya öğrenci gönderildi.1826’dan 1848 yılına kadar 300 civarında öğrenci yurt dışına gönderilmiştir. Bu öğrenciler ileride Tanzimat kadrolarını oluşturacaklardır.

  • Zorunlu Yabancı Dil Dersi: Bu dönemde okullarda yabancı dille eğitim başlatılmıştır. Askeri okullarda Fransızca zorunlu ders haline getirildi. Ayrıca Tıbbiye’de Fransızca öğretim dili olarak kabul edilmiştir.

  • Orta Öğretim Kurumlarının Açılması: II. Mahmut döneminde ortaokul düzeyinde batılı eğitim veren rüştiyeler, lise düzeyinde eğitim veren Mekteb-i Ulum-ı Edebiye gibi orta öğretim kurumları açıldı.

c:\users\user\desktop\semboller\hatirlatma (2).jpgUzun yıllar batıyla olan ilişkilerini savaş üzerine kurmuş olan devlet batı karşısında askeri üstünlüğünü 17.yüzyılın sonlarından itibaren kaybetmeye başlamıştır. Osmanlı devletinde başarı denince ilk akla gelen şey askeri alandaki başarılardır. Hâlbuki batının gerisinde kalınan tek alan askeri alan değildi. Eğitimde, sanatta, kültürde, ekonomide, sanayide ve benzeri birçok alanda batının gerisinde kalınmıştı. Fakat bu anlayıştan dolayı bizim tarihimizde batı tarzında ilk yenilikler askeri alanda yapılmıştır. Tarihimize bakıldığında modern anlamda İlk mühendislerimiz, müzisyenlerimiz, pilotlarımız vb çoğunun asker kökenli kimseler olduğunu görürüz. Bu bakış açısının zamanla gelenekselleştiği söylenebilir. Günümüzde de hala Türk silahlı kuvvetleri birçok açıdan diğer kamu kurumları ve sivil toplumun sahip olduğu imkân ve şartların ötesinde imkânlara sahiptir. Islahat tarihimizin dikkat çeken diğer bir özelliği ise toplumsal yapının ve geleneksel yapının dikkate alınmasıdır. Örneğin eğitim alanında yapılan yeniliklerde ilk önce erkek öğrencilerin hedef alınmış daha sonra kız çocuklarının ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmuştur. Mesela ilk erkek rüştiyesi II. Mahmut döneminde açılırken ilk kız rüştiyesi oğlu Abdülmecit döneminde açılmıştır. Zaten ikinci Mahmut’un oğlu olan Abdülmecit ve Abdülaziz’in yaptıkları ıslahatlar babalarının yaptığı ıslahatları tamamlayıcı niteliklere sahiptirler.
  1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə