Arşİvler paneli



Yüklə 34,62 Kb.
tarix25.12.2017
ölçüsü34,62 Kb.
#35971
növüYazı

ARŞİVLER PANELİ

KASET 2



İkinci olarak Şeref beyin konuşmalarında bir iki noktayı not aldım; birincisi Uzakdoğu’da sayısallaştırma maliyeti artık 1 dolar ve altına indi dedi. ... optik karekter tanıma teknolojisi hem el yazısı tanımak, hem latin alfabesi dışındaki özellikle arap alfabeleri ve diğer alfabelerde uygulanabiliyor dedi, arkasından özellikle ingilizcenin söz konusu bir kısım uygulamalarda çevirilerde 85% e varan bir takım başarılar var dedi, arama motorlarından ve halkla ilişkilerde bunlardan yararlanılarak pazarlama yapılabilir, ve bunların arkasındanda para kazanmak mümkün olabilir dedi. Şimdi bunları peş peşe dizdiğiniz zaman aradaki bağlantıları kendiniz kafanızda kurarsanız, bu mantık zincirini takip ederek, çok yanlış bir yere varabiliyor. Şimdi sayısallaştırma maliyetini 1 doların altına indirebilecek teknolojiler derken Şeref bey ne tür şeylerden bahsediyor açıkçası tam bilmiyorum ama benim saydığım maliyetlerdeki maliyet unsurlarının büyük çoğunluğu insana dayalı faktörler. Yani özellikle Devlet Arşivinin bünyesinde çalışan insanların yapacağı bir kısım işlemlerin maliyetleri. Yani dokümanın hazırlanması v.s. , yani işin sayısallaştırma, teknik tarafındaki maliyetler çok büyük rakam değil. Bir bilgisayar ve bir OSR teknolojisinin yatırımı sonuçta veya kamera gibi buna benzer yatırımlar büyük görünen rakamlar olabilir ama toplam maliyet içinde küçük kalacaktır. Network maliyetleri olabilir ama zaten bunu başka yere taşıyamazsınız. İş gücüne dayalı maliyetleri uzakdoğuya kaydırabildiğiniz taktirde, evet çok ucuza mal edebilirsiniz ama arşiv belgelerinide taşımanız gerekir, dolayısıyle böyle bir şey mümkün değil. İkincisi arap harfli ve el yazısı optik karakter teknolojisinden, geliştiğinden bahsetti, doğrudur ama bu ikisi bir arada değil maalesef. Özellikle bizim Osmanlı arşivindeki bir kısım dokümanların taranıp, OSR dan geçirilip bilgisayar tarafından anlaşılır hale getirilmesini ben açıkçası mümkün görmüyorum çünkü zaten insanlar zor okuyor. Yani öyle bir kısım el yazıları var ki, ne olduğunu sökmek için uzmanların baya uğraşması gerekiyor. Aynı şekilde ingilizceye çeviri konusunda dil araştırmaları, dil çözümlemelerinin yapılması gerekiyor, özellikle türkçeyle ilgili çözümlemelerin yapılması şiddetle gerekli. Buna sonuna kadar destek veriyorum ve Türkiye’de gerçekten çok ihmal edilmiş. Bir dönem Bilkent’te birkaç kişinin çalışmalarının dışında hiçbir şeyin olmadığı bir alan, şimdi onların bir kısmı Sabancıda, bir kısmı Bilkent’te, dağıldılar, daha da darmadağın bir hale geldi. Bunlar gerçekten desteklenmesi gereken şeyler. Arama motorlarından faydalanmak konusunda bir kısım, arşivciliğe yönelik arama motorlarından bahsedeceğim, onun için ayrıca geleceğim ama halkla ilişkiler ve pazarlama faaliyetlerine sonuna kadar katılıyorum, bunlarında cidden yapılması lazım. Türk arşivleri dünyada hak ettiği öneme henüz ulaşabilmiş değil, dolayısıyla tanıtılması bence de çok önemli. Ama işin para kazanmak tarafında düşündüğüm başka bir şey var. Yani devlet arşivleri veya milli kütüphane gibi yerlerde işin ticari boyutlarına varacak bir para kazanmak sevdasına düşmek bence yanlış olur. Elbette ki fotokopinin maliyeti alınır veya bir görüntüyü sayısallaştırıp onu internet üzerinden sunarsanız bunun karşılığında belli bir ücret istenebilir. Ama devlet arşivinin bir ticaret haneye dönmesi tamamen mümkün değil. Şimdi Fuat Recep’ in otomasyona farklı standartlar olması meselesi ile de bağlantılı arama motorları ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Dünya arşivlerinde yurt dışında giderek yaygınlaşan bir uygulama var, özellikle katalogların internet üzerinden açılmasında arama motorlarıyla bağlantılı geliştirilen bir teknoloji var. Şimdi bu neyi sağlıyor? Normalde web de dolaşmak için kullandığınız browserlarla aynı programları kullanıyorsunuz, küçük bir eklenti ekleniyor, nasıl filmleri izlemek için ufak bir eklentisi varsa browserlerin, birde ead eklentisi var. Bununla dolaştığınız arşiv sitelerinde özel anahtar kelimelere göre arama yaptırabiliyorsunuz. Şimdi acml ile ilgilenenler belki billirler mesela bir kelimenin bold görülebilmesi için önünde ve arkasında bunları işaretleyen belli etiketler vardır ama sayfanın kaynak kodu düz metin dosyasıdır, bunu browserler bizim anlayabileceğimiz yapısal biçimlere dönüştürürler. Şimdi ead dede benzer bir şey var. Bundada bir yazar etiketi var, bir tarih etiketi var, benzer bu şekilde tanımlanmış bir takım unsurlar var. Web tarayıcınızla giriyorsunuz, sizin önünüze veri tabanına benzer bir takım ürünler çıkıyor ama altta yatan doküman bir metin dökümanı, siz bunun içinde arama yapabiliyorsunuz. Buna tek bir kurum bazında baktığınızda sağladığı çok büyük bir avantaj yok. Fakat altta yatan teknolojinin düz metin tabanları dosyalara dayanması arama motorlarının bunların üzerinde dolaşmasını sağlıyor. Dolayısıyla buradaki nihai hedef aynı anda birden fazla arşiv kurumunun katoloğunda belli alanlara göre arama imkanı sağlamak. Bir kısım portaller aracılığıyla, mesela gidip Atatürk yazıyorsunuz, Atatürk’le ilgili bütün dokümanları, dünyanın muhtelif yerlerindeki arşivlerinde arattırabiliyorsunuz. Bunun bir adım sonrasında, bellek örgütleri diyorlar, arşiv, kütüphane, müze ve resim galerilerinden oluşturulan, dört ayak üzerinde çalışacak bir ana portal sevdası var insanlarda ve inter oparability diye bir kavram gündeme geldi, yani birlikte çalışabilirlik. Buradaki portaldaki amaçta yine benzer bir yapı kurup, kullanıcı açısından tamamen görünmeyen bir takım kapılar, perdeler arkasında bu işin teknik tarafının çözülmesi. Ve mesela siz Atatürk dediniz, Atatürk’le ilgili ne var ne yok dünya üzerinde bir dolaş, bak bakalım dediniz. Portal size şunları getirecek; Atatürkle ilgili yazılmış kitaplar, Atatürk’ün yazdığı kitaplar, Atatürk ile ilgili arşiv dokümanları, Atatürk’ün imzasının bulunduğu arşiv dökümanları, müze nesneleri, resim galerilerindeki resimler, belki o kişinin kendi çizdiği bir takım resimler. Bütün bunlara tek bir portal üzerinden ulaşılabilmesini mümkün kılacak, en azından bunların meta datasına ulaşmayı mümkün kılacak bir teknoloji geliştirme peşindeyiz. Şimdi bizde de arşiv kurumlarının standardizasyonu gibi veya en azından bu kataloglama çabalarının standardizasyonu dendiği zaman benim aklıma doğal olarak öncelikle bu geliyor. Yani bir kodlanmış arşivsel niteleme ve bunun belki alt yapısını oluşturabilecek bir standart. Kolay yoldan bunu çözmenin muhtelif yolları var kullandığınız yazılımları diğer küçük arşiv kurumlarına da verebilirsiniz, yurt içinde bir standardizasyon sağlarsınız. Ama sizin sağladığınız standart ülke bazında kalacaktır. Dünya çapında bir standardın peşine düşecekseniz, ve özellikle arama motorlarında hazırladığınız bilgilerin görünebilmesini istiyorsanız bütün dünyanın gittiği yolu izlemek gerekiyor. Dolasıyla sayısallaştırma veya katalogların internet üzerinden açılması gibi işlere girişildiğinde, dünya bunu nasıl yapıyor, hangi yollardan gidiyor, bunları izleyip, bizimde bunların arkasından gitmemizde bence fayda var. Bu yapıldığında veya buna ek olarak bir halkla ilişkiler faaliyeti her zaman yapılmalı. Yani bizim ülke olarak en büyük eksiğimiz belki , tanıtım elbette ki güçlendirilmeli ama işin içine bir ticaret boyutu girdiğinde zaten çok net bir şey var, buna milyonlarca belki milyarlarca yatırım yapacaksınız fakat bunun karşılığında bir şey satmaya kalktığınızda alacağınız para üç beş kuruştan fazla olmayacak.

Teşekkür ediyorum.

_ Ben hala ısrar ediyorum, bilgi bedava değildir ve devlet arşivleri bilgi sendikasyonunu sağlayarak bilgilerinin bedava olanla, paralı olanları ayırt edip bir maliyet merkezi olmaktan çıkıp, hiç değilse işletme maliyetlerinin bir miktarını karşılayacak bir yapıya dönmek zorundadır. Bunun sürdürülebilmesi için şart olduğunu düşünüyorum, teşekkür ederim.

.

.



.

.

Şimdi ben birkaç noktanın altını çizmek istiyorum, belki başlangıçta da vurguladım, şüphesiz tabi devlet arşivleri genel müdürü olarak konuşuyorum. Burada bağlayıcı olan bir şey var, burada çok değerli konuşmacılarımız, hocalarımızın tabi farklı açılardan ortaya koydukları görüşler bizim ufkumuzu açacak nitelikte görüşler. Bir taraftan teknolojik boyutuyla, diğer taraftan araştırmacı gözüyle, arşivci gözüyle, sayın Atamanın ve diğer hocalarımızın görüşleri, ufkumuzu açacak nitelikte. Biz bunları bir bütün olarak düşünmek durumundayız. Ülkemizin zor bir coğrafyada bir yeri var ve ciddi anlamda dünyaya baktığımız zaman tanıtım eksikliğimiz var. Dünyada ki tarih yazıcılığına bizim çok ciddi katkı yapmamız lazım, tarihi arşivlerimiz açısından. Burada ister istemez çok fazla fayda, maliyet analizlerine giremiyoruz çünkü çok iyi biliyoruz ki bu ülke kendisi tanıtmak için tanıtma şirketlerine milyon dolarlar verdi ve hiçte bir faydası olmadı. Ama doğrudan doğruya belgeyi ulaştırma, internete açmada biz bunun, belki somut olarak para girmedi kasamıza ama çok dolaylı ülkemizin tanıtımınada katkı sağlayacağını düşünerek bir dengeleme yapmak lazım. Bir taraftan devletiz, devlet olmanın çok fazla maliyetini hesaplayamıyorsunuz ama bir taraftan da sürdürülebilir kılmak için elbette maliyetlerine belli oranda bizde dikkat ediyoruz. Ben iki senedir sürekli, sadece arkadaşlarım alınmasın diye ben fazla vurgulamam ama, kurum bütününde sık sık, üç aylık, yıllık dilimler halinde fayda maliyet analizleri yapıyorum. Personel giderleri, cari giderler, sadece teknoloji meselesi değil, bir bütün olarak bakmamız durumundayız kuruma. Bunları yapıyoruz. Zaten bu çerçevedende bakarak elimizdeki zenginliği tanıtmak ama sadece gerekenleri dijitalleştirme düşüncesindeyim. Biz kesinlikle arşivin tamamını dijitalleştirmeye kalkmayacağız. Zaten böyle bir politikamız yok, bu yanlış olur. Bunun devlet olarakta, genel müdürlük olarakta altından kalkamayız. Ama gerekenleri dijitalleştirmek, dijitalleştirdiğimizin büyük bir kısmınıda zaten internette tutma düşüncesindeyiz. Herşeyi internete açma örneği zaten dünyada yok. Biz katalogların tamamını açma, en azından şu anda ki düşüncem, bu panelin sonunda şüphesiz yeni bir değerlendirme şüphesiz yapmak durumundayız kurum olarak, çok şeyler öğrendik, değişik bakış açıları açıldı olaya. İnternette bütün katalog bilgilerini açarken dediğim gibi dijitalleştirdiğimiz bilgileri mutlaka kendi internet sistemiz içinde tutmak ve şu ana kadarki kafamızdaki modelde işte Ankara’da İstanbul’daki iki araştırma salonumuzu bir elektronik site haline getirip, buradaki görüntüyü Ankara’dakine, Ankara’daki İstanbul’a, yani cumhuriyet arşivinin görüntülerini bu bölgenin araştırmacıları İstanbul arşivimizde ulaşabilmesine yönelik bir model, ki 2004 ortalarında bunu bizim yürürlüğe koymamız gerekiyor. Aşağı yukarı hazırlıklarımız bitti. Birde diğer arşivlerdeki bilgileri toplama konusunda ben çok ciddi girişimlerde bulundum. Defalarca toplantı yaptım, tabi toplantı yaptım derken tabi ben bunu kamu açısından söylüyorum, yani tapu, vakıflar v.s. Bu katalog bilgilerini bize verin, bir portalda toplayalım hiç değilse katalog bilgilerini. Dünyadan Türk arşivleri diye girdikleri zaman dernek arşivlerinde, vakıflarıda, tapuyuda görsün isterim. Fakat diğer kurum yöneticileri isteksiz davrandı. Bunun buradan şuna gelmek istiyorum, belki hep teknoloji boyutuyla konuşuldu burada ama Türkiye’de bilginin paylaşılması ve dünyaya bilginin yaygınlaştırılması konusunda ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Yani kamu kurumları çok tutucu, yok muhafazakar. Herkes bende olsun bana yalvarılsın istiyor. Bu çok kötü bir şey. Yani ben bu anlamda, biraz önce saydığım Topkapı’da kültür bakanlığının 192 bin belgesi var sarayda, iki senedir yalvarıyorum şunu birleştirelim diye. En sonunda teklifim şu oldu, madem bunu vermiyorsanız, emaneten sizin oraya bir kamera kurayım, bunu dijital ortama aktarayımda, ben Sultanahmet’te araştırmacılara sunayım. Çünkü oraya müracaat eden bir yabancı, Strasburg’dada, Polonya’da Varşova’dada en çok yabancılar kültür bakanlığından şikayetçi. Müracaat ettik altı ayda izin alamadık diyor, sizin oraya aynı gün başlıyoruz, belgemizi alıyoruz ama orada ne var, ne saklanıyor diyorlar. Birde saklıyorsun gibi algılanıyor. Halbuki altyapı olmadığı için sistem kurmamış, eleman yok v.s. nedenlerden izin vermiyor kültür bakanlığı. Bizde dedik ki, bunu dijital ortama aktaralım, aslı sizde dursun, hiç değilse yabancıların bu tenkidinden kurtulalım. Onu resmiyete döktük, 2004 başında izin verecekler, biz dijital ortama aktaracağız. Çünkü ülkemizinde görüntüsünü kurtarmamız lazım dünyada. Bunun için bizde en önemli şey zihniyet değişimi, iyi niyetle bu gelişmeleri takip ederek yaklaşılırsa o zaman Türkiye’de arşivciliğin geleceğini ben parlak görüyorum. Çünkü buna kafa yoran çok insan var, bu konuda ciddi anlamda düşünce üretiliyor. Birde tabi bizim hem personelimiz, hem tüm arşivciler derneği adına konuşan sayın Fuat Recep beye bir iki cümle söylemek istiyorum, çünkü o kurumla ilgili çok şey söyledi. Araştırma salonunda bazı ufak tefek tenkitleri oldu, haklı olarak. Bunların giderilmesi konusunda genel müdür olarak ben defalarca talimat verdim, yani sorumluluk olan bir şeyin başkasını tenkit etmemesi lazım. Şunu genel müdür düzeltsin deseydi ben daha memnun olurdum, ben tenkide çok açık bir yöneticiyim. Ben diyorum ki araştırma salonuna şu uygulamalar olacak, bunu talimatlara yazıyorsunuz, buna rağmen. Şu gerçeği kabul edelim arkadaşlar, ben burada kendi personelimize döndüm yanlış anlamayın, zihniyetimizi çok hızlı değiştirmemiz lazım. Biz bürokratik bir kurum kimliğinden kurtulup, bilimsel araştırma kurumu olduğumuzu önce kendimiz, sonuna kadar hissetmemiz lazım. Kimseye bürokrasiyi aratmaya hakkımız yok. Malumlarınız bu yabancı araştırma izinlerini bir güne düşürdük, bir ayda, altı ayda verilen izni. Bakanlar kurulu kararnamesi çıkarttık bu konuda. Bakanlar kurulu kararnamesini ben Ankara’da çıkartıyorum, bundan sonra uygulama böyle olacak diyorum ama kurumdaki uygulama üç ay sonra o noktaya gelebiliyor. Yani özellikle hepimiz devlet memuruyuz ama araştırma hizmetlerinde arşivcilikte bu bürokrat mantığını bir tarafa bırakmamız lazım. Aksi halde normal bir maliye bürokrasisi gibi kültür bakanlığının biraz önce verdiği örnek durumuna düşeriz, bizim bu bütün kurumlara ve diğer arşivlerede örnek davranışımız olması lazım, bu konuda gerçekten türkiyede yetişmiş en ciddi eleman potansiyeli bu konuda bizimde çok ciddi bir potansiyelimiz var bizim diğer kurumlarada örnek olmamız lazım. Bu anlamdada kurumda zaten yaptığımız bütün projelerde sonuna kadar bizimle beraber olan personelimizede ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gerçekten iki senedir epey bir mesafe aldık, çok mesai yaptık, çok tartıştık. Yurt dışı arşivleri ile kıyaslama konusuna gelirsek, tabi ben bir üniversite mensubuydum 3 yıl önceye kadar, benzer şeyleri bende tenkit ettim, yanlış anlamayın. Yurtdışına uzman gönderelim, oradan getirelim falan. Şimdi genel müdür olduktan sonra, bu çok güzel bir düşünce, bende istiyorum fakat bir ekonomik kriz oldu, 2 senedir inanır mısınız, tasarruf diye yurtdışı faaliyetleri hep kesildi. Şimdi devletin birde bu boyutu var, masaya oturunca görüyorsunuz bu boyutunu. Son derece zaruri olan bir takım şeyleri yapmak durumunda kalıyorsunuz ama Türkiye ciddi bir istikrar dönemine girdi, bundan sonra bu tip şeylere daha iyi imkanlar tanınabilir. Birde tabi Mehmet hocam haklı olarak, biz arşivciliğe kaydık, teknolojinin öbür boyutuna, mekan konusuna değindi. Biz iki yıldır yeni depo inşasıyla uğraşıyoruz. Birini bitirdik, bu beyaz depolarını boşalttık. Fakat Türkiye garip bir ülke, müthaitle mahkemelik oldu. İkinci depoyu bitiremedik, bitirirsek Süleymaniye ve Sultanahmet deposuda bitirilip, Osmanlı arşiv malzemesinin tamamını modern depolara koymuş olacağız, 2004 ortalarında. Onun çabası içindeyiz. Bütün boyutlarıyla bakmamız lazım, hem koruyacağız, hem tasnif edeceğiz, hem de hizmete açacağız. Bu noktada şunu belirteyim, hocam haklı olarak dedi ki 500 kişiyle başladı, doğru, 1990-91’de 500 kişi var. Bu yardımcı hizmet elemanlarını saymıyorum, doğrudan doğruya arşiv uzmanı olan elemanlarımız. Şu anda 283 tane arşivciyle çalışıyorum ben Osmanlıda. Müthiş bir kan kaybı var, özlük hakları v.s. nedenlerinden dolayı kendisini yetiştiren pek çok arkadaşımız, 200’ün üzerinde kişi arşivden ayrılmış. Ciddi bir kan kaybı var ve yeni elemanda alamıyorsunuz, kamunun mevcut genel şişkinliğinden dolayı. Şimdi biz bir dijital arşiv ünitesi kurduk, bilgisayar ünitesini genişlettik falan, buralara eleman kaydırdıkça tahsis yapacak eleman kalmıyor. Yani bütün bunları dengeli düşünmek durumunda kalıyorsunuz. Onun için bazı şeyler neden şöyle yapılmıyor derken, mevcut imkanlardan dolayı. Aslında bu projeleri üniversiteli arkadaşlarımızla sık sık görüşüyoruz ama inşallah iyi bir noktaya gideceğiz. Bizim bir diğer ilgi alanımızda şüphesiz cumhuriyet arşivleri, burada tabi Osmanlı arşivleri belki ağırlıklı gündeme geldi. Türkiye’de yüzlerce kamu kuruluşunuda belli bir disipline alma, onlarda evrak tespiti yapma, eğitim verme, rehberlik hizmeti verme.. herşeyden önce Türkiye e-devlet çalışmalarının belli bir aşamasına geldi. Bunlar yazışma sistemlerinin bile, belli kuralları ve evrak dosyalama sistemlerinin bile tam kurallara oturmamış bir ülkeyiz. Biz bir buçuk senedir kamu kurumlarına standart dosya planı yaptırıyoruz. Birçok uzmanımı ben bu yolda kullanıyorum. Neden, 1. standart dosya planlarını yaptırmazsak elektronik belge üretimine ve alt yapı olsun istedik, şu anda kağıtta üretiliyor, karma karışık dosyalar geliyor, biz bunları ayıklıyoruz bir şekilde. Yani kurum kendisine müracaat eden bir vatandaşa bile, bir yıl önce üretilmiş belgeyi sunamıyor. Böyle bir kamu elektronik yazışmaya geçerse, bir defa bunun kaybolma oranı çok düşük olacak. Bütün diğer açılardan da bakarak standart dosya planı konusunda çalışıyoruz, sık sık eğitim veriyoruz. Yani düzenli belge, bilgi tutulması ve herşeyden önce, tabi ben branş olarak teknik bir eleman değilim ama, özellikle başbakanlıktaki bilgi işlem başkanlığındaki arkadaşlarlada sürekli konuşarak, diğer konuyu bilen, bizim kurumdaki yada dışarıdaki arkadaşlarla tartışarak, bu kurumlarada belli standartlarda yazılımlar takip edilmesi, kamuda bu entelasyonun uyumun yaşanabilmesi için kendi çapımızda telkinlerde bulunuyoruz. Şu anda gerçi DPT bu işi üstlendi, belki daha sistemli hale gidecek. Bilgi toplumu daire başkanlığı biraz daha bu konuda ciddi telkinlerde bulunuyor. En azından Türkiye’nin bir teknoloji çöplüğüne dönüşmemesi için organize yatırımlar yapılsın, mükerlerlerden kaçılması noktasında o daire daha koordinasyon merkezi gibi Ankara’da çalışmaya başladı. İyi olacak diye düşünüyorum. Ben özellikle başta değerli katılımcı ve konuşmacılarımıza ve değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum.
Duyulmuyor

... yatırımlarda bunu önümüzdeki senenin sonunda göreceğiz ama ben yaralı olacağını düşünüyorum. Zaten önceliği e-devlet yatırımlarında kamuoyunu büyük kesimlerini ilgilendiren projelere verdiler. Yani bizimki son derece sınırlı, Türkiye çapında bakarsanız, sınırlı insanı ilgilendiren bir proje. Ama nüfusun, iç işleri bakanlığının, diğer kurumların, 50 milyonu ilgilendiren projeleri var, tabi yatırımda öncelik oraya verilecek, eğitim gibi projelere.



Soru duyulmuyor


Şimdi elektronik ortamdaki belgelerin arşivlenmesi teknik açıdan çok ciddi sorunları beraberinde getiriyor. Ana hatlarıyla çok kısa özetleyeceğim, iki tane ciddi sorun var. Bunun bir tanesi orijinallik tespiti, yani elektronik ortamda belgenin orijinalliğini garanti altına alınabilmesi için çok ciddi önlemler almanız lazım, geleneksel ortamdaki belgeleri, yani kağıt üzerindeki belgenin orijinalliği için geliştirilmiş bir sürü teknik var, elektronik ortamda ancak belli kontrollerle sağlayabiliyorsunuz ve bunlarda çok ciddi teknolojik alt yapıları gerektiriyor ve hepside tam olarak çözülmüş değil. İkincisi de teknoloji eskimesi gibi çok ciddi bir sorun var. Şimdi arşiv belgesi dediğimiz zaman birkaç yüzyıl en aşağı, belkide sonsuza kadar yaşaması gerektiği belgelerden söz ediyoruz. Dijital ortamdaki belgenin ömrü 2 sene, buda en iyi ihtimal. İki senede bir bunu yenilemek zorundasınız. Donanımınız , yazılımınız eskiyecek, belki doküman formatları değişecek. Sırf bilginin kaydedildiği ortamlardan bahsetmiyorum, bunun dışında pek çok eskiyen şey var ve sürekli bunların güncellenmesi için arşivciler yurtdışındada kendi aralarında tartışıyorlar. Bir kısmı teknoloji müzesi kurulması gibi bir alternatiften söz ediyor, bir kısmı emilatörlerle bu işin çözülebileceğini söylüyor, özellikle yazılım..... donanım......bir takım emilatörlerle çözülebileceğinden bahsediliyor. Bir başka çözüm önerisi de, bu verilerin sürekli olarak her yeni teknoloji değişiminde, yeni ortamlara, yeni yazılım ve donanıma aktarılması şeklinde. Ama bunların hepsinin,ben şimdi buz dağının en ucunu ben size söyledim, bunun altında çok ciddi ayrıntılara indiğiniz zaman belki birkaç sempozyumluk konu var.

Soru duyulmuyor


Şimdi o biraz da uzun vadeli stratejimiz içinde var, hizmeti insanların ayağına götürme, ama bunu götürebilmeniz için belli oranda, dijitale aktarılmış belge oranınız olmalı. Henüz daha biz sayı itibarıyla düşük seviyedeyiz.

Soru duyulmuyor


Var, öyle bir planımız var. Burada da biz hatta arşiv içerisinde bazı arkadaşlarımızla bunu tartışıyoruz. Deniyor ki, şimdi katalogları internete açtık, şimdi insanlar evine istiyor, ne yapacağız, baş edemiz diye şimdiden tenkitlere başladılar, en azından ben tenkit ediliyorum arkadaşlarım tarafından. Benim idealim o, yani, karşılığı, ücreti ödenmek şartıyla, insanların üniversitesine, evine, ülkesine bunu göndermek. Çekilmişse cd olarak, aksi halde fotokopi olarak. Bu var, ama önümüzdeki 2004 yılında buna başlayamayız, 2004 yılı sonrasında başlamamız lazım. Çünkü alt yapımız çok müsait değil. Çünkü salonumuza gelen araştırmacılara hizmeti ancak yetiştirebiliyoruz.
Kaset bitti

Yüklə 34,62 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə