Beş‹NC‹ BÖLÜM



Yüklə 179,26 Kb.
səhifə1/3
tarix27.07.2018
ölçüsü179,26 Kb.
#59981
  1   2   3


  • BEŞİNCİ BÖLÜM
    STANDART TİCARET MODELİ
    Önceki bölümlerde uluslar arası ticaretin, her biri üretim olanaklarının belirleyicileri hakkında farklı varsayımlar yapan iki farklı modeli geliştirildi. Önemli noktaları ortaya çıkarmak için, her bir model gerçekliğin diğer modellerin vurguladığı veçhelerini dışarıda bırakır. Bu modeller şunlardır:

    Rikardo modeli. Üretim olanakları, tek bir kaynağın, emeğin, sektörler arasında tahsisi ile belirlenir. Bu model temel karşılaştırmalı üstünlük fikrini sergiler ama gelirin bölüşümü üstünde konuşmamıza izin vermez.

  • Hekscher-Ohlin modeli. Çok sayıda üretim faktörü vardır, bu nedenle kaynaklardaki farklar ticaret paternlerine yön verebilir ve ticaret gelirin bölüşümünü etkileyebilir.

Gerçek sorunları analiz ettiğimizde, iç görülerimizi modellerin bir bileşimine dayandırmak isteriz. Örneğin, 1990'larda dünya ticaretindeki merkezî değişmelerden biri yeni sanayileşmekte olan ülkelerden yapılan ihracatlardaki hızlı artıştı. Bu ülkeler hızlı üretkenlik büyümelerine tanık oldular; bu üretkenlik büyümesinin ima ettiklerini tartışmak için, Üçüncü Bölüm'deki Rikardo-vari modeli uygulamak isteyebiliriz. Ticaretin değişen paterni Birleşik Devletler'in içindeki farklı grupların üzerinde farklılaşan etkilere sahiptir; artan ticaretin ABD’[deki] gelir bölüşümü üstündeki etkilerini anlamak için, Dördüncü Bölümdeki Hekscher-Ohlin modelini uygulamak isteyebiliriz.

Ayrıntılarındaki farklarına rağmen, modellerimiz bir takım [ortak] özellikleri paylaşmaktadır.
1. Bir ekonominin üretken kapasitesi üretim olanağı sınırı ile özetlenebilir ve bu sınırlardaki farklar ticarete yol açar.

2. Üretim olanakları bir ülkenin nispî arz şedülünü belirler.

3. Dünya dengesi dünya nispî talep ve ulusal nispî arz eğrilerinin arasında yatan bir dünya nispî arz şedülü tarafından belirlenir.
Bu ortak özellikleri nedeniyle, incelemiş olduğumuz modeller ticaret yapılan bir dünya ekonomisinin daha genel bir modelinin özel halleri olarak görülebilir. Uluslararası iktisatçılıkta, analizleri bu genel modelin terimleriyle yapılabilecek ve sadece ayrıntıları seçilecek olan modele dayanan birçok önemli mesele vardır. Bu meseleler, dünya arzında iktisadî büyümeden kaynaklanan kaymalar; dünya talebinde dış yardım, savaş tazminatları ve diğer uluslararası gelir transferleri sonucunda ortaya çıkan kaymalar; ve gümrük tarifeleri ve ihracat sübvansiyonları nedeniyle arz ve talepte ortaya çıkan eş-anlı kaymaları içerir.

Bu bölümde, uluslararası ticaret teorisinden elde ettiğimiz [ve] ekonominin arz tarafının ayrıntılarına fazla dayalı olmayan iç görüler vurgulanacaktır. Ticaret yapılan bir dünya ekonomisi [için], Üçüncü ve Dördüncü Bölüm'deki modellerin özel halleri sayılabileceği bir standart modeli geliştireceğiz ve bu modeli altta yatan parametrelerde [meydana gelebilecek] bir dizi değişikliğin dünya ekonomisini nasıl etkilediğini sormak için kullanacağız.





Öğrenme Hedefleri

Bu bölümü okumayı bitirdikten sonra şunları yapabileceksiniz:



  • Standard ticaret modelinin parçalarının, üretim olanakları sınırlarının, eşdeğer doğrularının ve kayıtsızlık eğrilirinin arz-yönlü ve talep yönlü faktörlerin bir bileşiminin nasıl ticaret paternlerini oluşturduğunu sergileyecek şekilde nasıl birbirini tamamladığını anlayacaksınız.

  • Ticaret hadlerinde, iktisadi büyümede ve uluslararasındaki transferlerde meydana gelen değişmelerin uluslar arası ticaret yapmakta olan ulusların refahını nasıl etkilediğini fark edip tanıyabileceksiniz.

  • Tarifeler ve sübvansiyonların ticaret paternleri ve ticaret yapan ulusların refahı ve ülkelerin içindeki gelir bölüşümü üstündeki etkilerini anlayacaksınız.




Ticaret yapan bir ekonominin standart bir modeli
Standart ticaret modeli dört kilit ilişki üstünde inşa edilir: (1) üretim olanağı sınırı ile nispî arz eğrisi arasındaki ilişki; (2) nispî fiyatlarla talep arasındaki ilişki; (3) dünya nispî arzı ve dünya nispî talebi ile dünya dengesinin belirlenmesi; ve (4) bir ülkenin ihraç ürünlerinin fiyatının ithal ürünlerinin fiyatına bölünmesiyle [elde edilen] ticaret hadlerinin bir ulusun refahı üzerindeki etkileridir.
Üretim olanakları ve nispî arz
Standart modelimizin amaçları için, her bir ülkenin [sadece] iki mal, gıda (G) ve kumaş (K) ürettiği ve her bir ülkenin üretim olanağı sınırının Şekil 5–1 de TT ile sergilenen gibi düzgün bir eğri [olduğunu] varsayacağız.

BURADA ŞEKİL 5-1 VAR!

Şekil 5–1

Nispî fiyatlar ekonominin hâsılasını belirler

Üretim olanağı sınırı TT olan bir ekonomi, en yüksek olanaklı eşdeğer doğrusu üstünde olan Q da üretim yapacaktır.

Bir ekonominin üretim olanağı sınırı üstünde gerçekte üretim yaptığı nokta gıdanınkine göre kumaş fiyatına, PK/PG ye bağlıdır. Tekel ya da diğer piyasa aksamalarının çarpıtmadığı bir piyasa ekonomisinin üretimde etkili olduğu - yani veri piyasa fiyatlarında hâsılanın değerini, PKQK+PGQG yi en-çoklaştırdığı, mikro-iktisatın temel bir önermesidir.

Hâsılanın piyasa değerini, bir dizi eşdeğer doğrusunu - yani üzerlerinde hâsılanın değerinin sabit olduğu doğruları çizerek belirtebiliriz. Bu doğruların her biri PKQK+PGQG =V, ya da yeniden düzenleyerek [elde edeceğimiz] QG=V/PG-(PK/PG)QK biçimindeki bir denklemle tanımlanır, ki burada V hâsılanın değeridir. V ne kadar yüksekse, [ilişkili] eşdeğer doğrusu o kadar yukarda yatar; böylece orijinden daha uzakta olan eşdeğer doğruları daha yüksek hâsıla değerlerine tekabül eder. Bir eşdeğer doğrusunun eğimi, basit bir şekilde, kumaşın nispî fiyatının eksi [işaretli] halidir. Ekonomi üretebildiği en yüksek değeri üretecektir, ki bu, [Şekil 5–1 deki örnekte], TT nin bir eşdeğer doğrusuna teğet olduğu Q noktasında üretim yaparak elde edilir.



BURADA ŞEKİL 5-2 VAR !

Şekil 5–2

Kumaşın nispî fiyatındaki bir artışın nispî arzı etkilemesi

VV1 den VV2 ye kayışla gösterildiği gibi, eşdeğer doğruları daha dik hale gelir. Bunun bir sonucu olarak, denge üretimi Q1 den Q2 ye kayar.

Şimdi PK/PG nin yükseldiğini varsayalım. Bu durumda eşdeğer doğruları eskisinden daha dik olacaktır. Şekil 5–2 de, PK/PG deki değişmeden önce ekonominin ulaşabileceği en yüksek eşdeğer doğrusu VV1 ile gösterilmiştir; fiyat değişmesinden sonraki en yüksek doğru ise VV2 dir, ekonominin üretim yaptığı nokta [böylece] Q1 den Q2 ye kayar. Böylece, tahmin edebileceğimiz gibi, kumaşın nispî fiyatındaki bir yükselme ekonominin daha çok kumaş ve daha az gıda üretmesine yol açar. Bu nedenle, kumaşın nispî fiyatı yükseldiğinde kumaşın nispî arzı [da] yükselecektir.


Nispî fiyatlar ve talep
Şekil 5–3, standart modelde üretim, tüketim ve ticaret arasındaki ilişkiyi gösterir. 4.üncü Bölüm'de işaret ettiğimiz gibi, [dünyanın geri kalanıyla borç alma verme gibi ülkelerin ödemeler dengesinin sermaye hesabında takip edilen sermaye ilişkileri olmayan] bir ekonominin tüketiminin değeri üretiminin değerine eşittir. DK ve DG sırasıyla kumaş ve gıda tüketimidir dersek,
PKQK+PGQG = PKDK+PGDG = V
olması gerekir. Yukarıdaki denklem üretim ve tüketimin mutlaka aynı eşdeğer doğrusu üzerinde bulunması gerektiğini söyler.

BURADA ŞEKİL 5-3 VAR !



Şekil 5–3

Standart modelde üretim, tüketim ve ticaret

Ekonomi Q noktasında üretir ve eşdeğer doğrusunun en yüksek olanaklı kayıtsızlık eğrisine teğet olduğu D noktasında tüketir.

Ekonomide eşdeğer doğrusu üzerinde bir noktanın seçilmesi beğenilere bağlıdır. [Bu konuda] standart modelimiz için, ekonomideki tüketim kararlarının, sanki bunlar temsili bir tek bireyin beğenilerine dayalıymış gibi gösterilebileceğine dair yararlı bir kolaylaştırıcı varsayım yaparız.

Bir bireyin beğenileri, grafik olarak, bir dizi kayıtsızlık eğrisi ile gösterilebilir. Bir kayıtsızlık eğrisi, bireyi aynı ölçüde iyi durumda bırakan bir dizi K ve G bileşiminin izini çizer. Kayıtsızlık eğrilerinin [dört] özelliği vardır:

1. Aşağı-doğru eğimlidirler: bir bireye eğer daha az G teklif edilirse, eskisi kadar iyi durumda kalması için ona daha fazla K verilmesi gerekir.

2.Bir kayıtsızlık eğrisi ne kadar yukarda ve sağda yatıyorsa, buna tekabül eden refah [düzeyi] o kadar daha yüksektir: bir birey her iki maldan da daha fazlasını daha azına tercih eder.

3. Her kayıtsızlık eğrisi sağa doğru kaydıkça daha düzleşir: bir birey ne kadar daha fazla K ve ne kadar daha az G tüketirse, marjdaki bir G birimi bir K birimiyle karşılaştırıldığında o kadar daha değerli hale gelir; böylece G deki herhangi bir ilave azalmayı telafi etmek için daha fazla K verilmesi gerekecektir.

[4]. Kayıtsızlık eğrileri kesişmezler.


Şekil 5–3 de bu [dört] özelliğe sahip bir ekonomi için bir dizi kayıtsızlık eğrisini göstermekteyiz. [Bu] ekonomi eşdeğer doğrusu üzerinde, mümkün olan en yüksek refahı verecek olan noktayı seçecektir. Bu, D de, eşdeğer doğrusunun ulaşılabilecek en yüksek kayıtsızlık eğrisine teğet olduğu noktadır. Bu noktada ekonominin bir K ihracatçısı ve G ithalatçısı olduğuna dikkat edilmelidir. (Eğer bu aşikâr değilse, Dördüncü Bölüm'de ticaretin paterni hakkındaki tartışmamıza [yeniden] bakılabilir.)

BURADA ŞEKİL 5-4 VAR!



Şekil 5–4

Kumaşın nispî fiyatındaki bir artışın etkileri

Eşdeğer doğrularının eğimi kumaşın nispi fiyatı PKPG nin eksi işaretli halini gösterir, öyle ki nispi fiyat yükseldiğinde bütün eşdeğer doğruları daha dik hale gelir. Anlatılan durumda eşdeğer doğrusu ekseni etrafında dönerek VV1 den VV2 ye kayar. Üretim Q1 den Q2 ye, tüketim D1 den D2 ye kayar.

Şimdi PK/PG arttırıldığında ne olacağını düşünelim. Şekil 5–4 de bunun etkilerini gösteririz. İlk olarak, ekonomi, üretimi Q1 den Q2 ye kaydırarak daha çok K ve daha az G üretir. Bu, üzerinde mutlaka tüketimin yatması gereken eşdeğer doğrusunu VV1 den VV2 ye kaydırır. Ekonominin tüketim tercihi de, bu nedenle D1 den D2 ye kayar.

D1 den D2 ye hareket, PKPG deki artışın iki etkisini yansıtır. Bir kere, ekonomi daha yüksek bir kayıtsızlık eğrisine kaymıştır: daha iyi durumdadır. Nedeni ekonominin bir kumaş ihracatçısı olmasıdır. Kumaşın nispî fiyatı yükseldiğinde, ekonomi her hangi bir veri ihracat hacminde daha fazla gıda ithal edebilecek hale gelir. Böylece ihraç ürününün daha yüksek nispî fiyatı bir üstünlüğü (avantajı) temsil eder. İkinci olarak, nispî fiyatlardaki değişme kayıtsızlık eğrisi boyunca, kumaştan gıdaya doğru bir kayışa yol açar.

Bu iki etki temel iktisat teorisinden hatırlanabilir. Refahtaki artış bir gelir etkisidir; her hangi bir veri refah düzeyinde tüketimdeki kayış bir ikame etkisidir. İkame etkisi ekonomiyi daha az K ve daha çok G tüketir hale getirme yönünde iş görürken, gelir etkisi her iki malın da tüketimini arttırma eğilimi gösterir.

Gelir etkisinin, PKPG yükseldiğinde her iki malın tüketiminin [de] gerçekten artmasına [yol açacak kadar] güçlü olması, ilke olarak olanaklıdır. Ne var ki, normal olarak, K tüketiminin G tüketimine oranı düşecektir, yani K ya yönelik nispî talep düşecektir. Şekilde gösterilen durum budur.
Ticaret hadlerindeki değişmelerin refah etkileri
PKPG yükseldiğinde, başlangıç durumunda K ihraç eden bir ülke, Şekil 5–4 de D1 den D2 ye hareketle gösterildiği gibi, daha iyi hale gelir. Tersi olsa yani eğer PKPG azalsaydı, ülkenin durumu daha kötü hale gelecekti - örneğin tüketim D2 den D1 e geri dönebilecekti.

Eğer ülke başlangıç durumunda kumaş yerine bir gıda ihracatçısı olsaydı, bu etkinin yönü elbette ki tersine dönmüş olurdu. PKPG deki bir artış PGPK da bir azalış anlamına gelirdi ve ülke daha kötü duruma düşerdi; PKPG deki bir düşüş ise bu ülkenin durumunu iyileştirirdi.

Ticaret hadlerini bir ülkenin başlangıçta ihraç ettiği bir malın fiyatının başlangıçta ithal ettiği malın fiyatı ile bölünmesi şeklinde tanımlayarak bu durumların hepsini kapsarız. Bu takdirde, genel önerme[yi], ticaret hadlerindeki bir düşüş bir ülkenin refahını azaltırken, ticaret hadlerindeki bir yükseliş bu ülkenin refahını arttırır [şeklinde ifade edebiliriz].
Nispî fiyatları belirleme
Şimdi dünya ekonomisinin, bir kez daha (kumaş ihraç eden) Bizim Ülke ve (gıda ihraç eden) Yabancı Ülke dediğimiz iki ülkeden oluştuğunu varsayalım. Bizim Ülke'nin ticaret hadleri PK/PG, Yabancı Ülke'nin ticaret hadleri ise PG/PK ile ölçülür. QK ve QG Bizim Ülke tarafından üretilen kumaş ve gıda miktarlarıdır. ve Yabancı Ülkenin ürettiği miktarlardır.

BURADA ŞEKİL 5-5 VAR !



Şekil 5–5

Dünya nispî arzı ve talebi

PG/PK ne kadar yüksek olursa, gıdaya nispetle dünya kumaş arzı (RS) o kadar yüksek ve gıdaya nispetle kumaş[a yönelik] dünya talebi (RD) o kadar düşük olacaktır.

PK/PG yi belirlemek için, dünya nispî arzı ve dünya nispî talebinin kesişme noktasını buluruz. Dünya nispî arz eğrisi (Şekil 5–5 de RS), PK/PG deki bir artış her iki ülkeyi de daha fazla kumaş ve daha az gıda üretmeye sevk ettiği için yukarı-doğru eğimlidir. Dünya nispî talep eğrisi (RD), PK/PG deki bir artış her iki ülkenin de tüketimlerini kumaştan gıdaya doğru kaydırmalarına yol açtığı için aşağı-doğru eğimlidir. Eğrilerin kesişmesi (nokta 1) denge nispî fiyatı (PK/PG)1 yi belirler.

Şimdi, standart modelde nispî arz, nispî talep, ticaret hadleri ve refahın nasıl belirlendiğini bildiğimize göre, bu [modeli] uluslararası iktisatçılıktaki bir dizi önemli meseleyi anlamak için kullanabiliriz.


İktisadî büyüme: RS eğrisinde bir kayma
Ticaret yapılan bir dünya ekonomisinde iktisadî büyümenin etkileri uzun bir süreden beri ilgi ve tartışma kaynağıdır. Tartışma iki sorunun etrafında döner. Bir kere, başka ülkelerdeki iktisadî büyüme bizim ulusumuz için iyi mi, yoksa kötü müdür? İkinci olarak, bir ülkedeki büyüme, bu ulus, sıkı bir şekilde bütünleşmiş dünya ekonomisinin parçası ise daha mı çok yoksa daha mı az değerlidir?

Başka ülkelerdeki büyümenin etkilerini değerlendirmede, her iki yönde de sağduyu argümanları öne sürülebilir. Bir tarafta, dünyanın geri kalan kısmındaki iktisadî büyüme, bizim ihraç mallarımız için daha geniş piyasalar anlamına geldiğinden ekonomimiz için iyi olabilir. Öte yanda, başka ülkelerdeki büyüme bizim ihracatçılarımız için artan rekabet anlamına [da] gelebilir.

Ülkemizdeki büyümenin etkilerine baktığımızda [da] benzer muğlâklıklar var gibidir. Bir tarafta, bir ülkenin üretim kapasitesinin büyümesinin bu ülke artan üretiminin bir kısmını dünya piyasasına satabildiği durumda daha değerli olması gerekir. Öte yanda, büyümenin sağladığı yararlar ülke içinde saklanacağına, ihraç ürünleri için daha düşük fiyatlar biçiminde yabancılara aktarılıyor da [olabilir].

Son bölümde geliştirilen standart ticaret modeli bu görüntüdeki çelişkileri yarıp ticaret yapılan bir dünya ekonomisinde iktisadî büyümenin etkilerini açığa çıkarabilecek bir çerçeve sunmaktadır.


Büyüme ve Üretim Olanağı Sınırı
İktisadî büyüme bir ülkenin üretim olanağı sınırında dışarıya doğru bir kayma anlamına gelir. Bu büyüme ya bir ülkenin kaynaklarındaki artışların ya da bu kaynakların kullanılmasının etkililiğinin iyileştirilmesinin sonucunda meydana gelmiş olabilir.

Büyümenin uluslararası ticaret etkileri böyle bir büyümenin tipik olarak bir sapmaya sahip olması olgusundan kaynaklanmaktadır. Sapmalı büyüme, üretim olanağı sınırı bir yönde öteki yönden daha fazla dışarı doğru kaydığında meydana gelir. Şekil 5–6 a, kumaşa doğru sapmalı büyümeyi, Şekil 5–6 b ise gıdaya doğru sapmalı büyümeyi sergilemektedir. Her iki durumda da üretim olanağı sınırı TT1 den TT2 ye kayar.

Hatırlanabileceği gibi, büyüme iki ana nedenden ötürü sapmalı olabilir:
1. Üçüncü Bölüm'deki Ricardo–vari model, ekonominin bir sektöründeki teknolojik ilerlemenin, ekonominin üretim olanaklarını, öteki sektörün hâsılasından daha çok o sektörün hâsılası yönünde genişleteceğini gösterdi.

2. Dördüncü Bölüm'deki faktör-nispetleri modeli bir ülkenin bir üretim faktörünün arzındaki bir artışın - diyelim ki, tasarruf ve yatırımdan ötürü sermaye stokundaki bir artışın - üretim olanaklarının sapmalı bir genişlemesini meydana getireceğini gösterdi. Sapma, ya arzı artmış olan faktörün özel olduğu mal ya da arzı artmış olan faktörün üretiminde yoğun olduğu mal yönünde [ortaya çıkar]. Bu nedenle, uluslararası ticareti ortaya çıkarmış olan aynı gerekçeler, ayrıca, ticaret yapan bir ekonomide sapmalı büyümeye de yol açacaktır.



BURADA ŞEKİL 5-6 VAR!



Şekil 5–6

Sapmalı büyüme

Büyüme, eğer üretim olanaklarını diğer mala olandan çok bir mala doğru kaydırırsa sapmalı büyümedir. Şekilde gösterilen her iki durumda da üretim olanağı sınırı TT1 den TT2 ye kayar. (a) durumunda bu kayış kumaşa doğru sapmalıdır, (b) durumunda gıdaya doğru sapmalıdır.

Şekil 5-6a ve b deki büyüme sapmaları güçlüdür. Her iki durumda da ekonomi her iki maldan daha fazla üretebilir, ama değişmeyen bir kumaş nispî fiyatında, Şekil 5-6b de kumaş üretimi fiilî olarak düşerken, Şekil 5-6a da gıda üretimi fiilî olarak düşer. Büyüme her zaman bu örneklerdeki kadar güçlü bir şekilde sapmalı olmasa da, kumaşa doğru daha ılımlı bir şekilde sapmalı olan bir büyüme dahi, herhangi bir veri kumaş nispî fiyatında, gıdanınkine göre kumaş üretiminde bir artışa yol açacaktır. Gıdaya doğru sapmalı olan büyümede [ise] bunun tersi söz konusudur.

BURADA ŞEKİL 5-7 VAR !



Şekil 5–7

Büyüme ve nispî arz

Gıdaya doğru sapmalı büyüme RS eğri-sini sola kaydırırken, kumaşa doğru sapmalı büyüme bu eğriyi sağa kaydırır.

Nispî arz ve ticaret hadleri
Şimdi Bizim Ülke'nin, güçlü bir şekilde kumaşa doğru sapmalı bir büyümeye tanık olduğunu varsayalım, öyle ki herhangi bir veri kumaş nispî fiyatında gıda üretimi düşerken kumaş üretimi artsın. Bu durumda, bir bütün olarak dünya için, herhangi bir veri fiyatta gıdanınkine göre kumaş üretimi artacak ve dünya nispî arz eğrisi RS1 den RS2 ye doğru sağa kayacaktır (Şekil 5-7a). Bu kayma kumaşın nispî fiyatında (PK/PG)1 den (PK/PG)2 ye bir kayışla sonuçlanır. Ki bu Bizim Ülke'nin ticaret hadlerinde bir bozulma ve Yabancı Ülke'nin ticaret hadlerinde bir iyileşmeyi temsil eder.

Buradaki önemli meselenin hangi ülkenin büyüdüğü değil büyümenin sapması olduğuna dikkat edilmelidir. Eğer Yabancı Ülke kumaşa doğru sapmalı bir büyümeye tanık olmuş olsaydı, [bunun] nispî arz ve bu nedenle ticaret hadleri üzerindeki etkileri değişmezdi. Öte yanda, ya Bizim Ülke ya da Yabancı Ülke'de gıdaya doğru sapmalı bir büyüme (Şekil 5-7b), RS eğrisinde sola doğru (RS1 den RS2 ye) bir kaymaya ve böylece kumaşın nispî fiyatında (PK/PG)1 den (PK/PG)2 ye bir artışa yol açar. Bu artış Bizim Ülke'nin ticaret hadlerinde bir iyileşme ve Yabancı Ülke'ninkilerde bir bozulmadır.

Bir ülkenin üretim olanaklarını, ihraç ettiği ürün (Bizim Ülke'de kumaş, Ya-bancı Ülke'de gıda) yönünde nispetsiz bir şekilde genişleten büyüme, ihracat-sapmalı büyümedir. Benzer bir şekilde, bir ülkenin ithal ettiği ürün yönünde sapmalı büyüme ithalat-sapmalı büyümedir. Analizimiz bizi aşağıdaki genel ilkeye götürür: İhracat-sapmalı büyüme büyüyen bir ekonominin ticaret hadlerini, dünyanın geri kalan kısmına yarayacak şekilde kötüleştirme eğilimi sergiler; ithalat-sapmalı büyüme büyüyen bir ekonominin ticaret hadlerini, dünyanın geri kalan kısmının sırtından iyileştirme eğilimi sergiler.
Büyümenin uluslararası etkileri
Şimdi, bu ilkeyi kullanarak büyümenin uluslararası etkileri hakkındaki sorularımızı çözümleyebilecek bir konuma gelmiş bulunuyoruz. Dünyanın geri kalan kısmındaki büyüme bizim ülkemiz için iyi mi yoksa kötü müdür? Ülkemizin ticaret yap[ıl]an bir dünya ekonomisinin parçası olması olgusu, büyümenin yararlarını arttırır mı yoksa azaltır mı? Her iki durumda da cevap büyümenin sapmasına bağlıdır. Dünyanın geri kalan kısmında ithalat-sapmalı büyüme, ticaret hadlerimizi bozarken, ihracat-sapmalı büyüme, ticaret hadlerimizi iyileştirdiği [için] bizim için iyidir. Kendi ülkemizde [ki] ithalat-sapmalı büyüme, ikincil bir yarar [sağlayarak] ticaret hadlerimizde bir iyileşmeye yol açarken, ihracat-sapmalı büyüme, büyümenin doğrudan yararlarını azalta[cak şekilde] ticaret hadlerimizi bozar.

1950'li yıllarda, daha fakir ülkelerden birçok iktisatçı, birincil olarak ham maddeler ihraç etmekte olan ülkelerinin, zaman içinde sürekli ve düzgün bir şekilde azalan ticaret hadleriyle karşı karşıya olduğuna inandılar. Daha fakir ülkelerdeki büyüme, sanayileşmeye yönelik bir hareket yerine zaten ihraç etmekte oldukları şeyleri üretme kapasitelerinin daha da genişletilmesi biçimini alırken, sanayileşmiş dünyadaki büyümenin, giderek artan bir şekilde, ham maddelerin yerine ikame edilecek sentetik maddeleri geliştireceğine; yani, azgelişmiş dünyadaki büyüme ihraç-sapmalı olurken, sanayileşmiş dünyadaki büyümenin ithalat-sapmalı olacağına inandılar.

Bazı analizciler daha fakir ülkelerdeki büyümenin gerçekte onların aleyhine sonuç vereceğini öne sürdüler. Fakir ülkelerin ihracat-sapmalı büyümesinin, bu ülkelerin ticaret hadlerini, hiç büyümeselerdi sahip olacakları durumdan daha da kötü bir duruma gelmelerine yol açacak kadar bozacağını iddia ettiler. Ki bu durum iktisatçılar arasında yoksullaştıran büyüme (immiserizing growth) durumu diye bilinir.

Columbia Üniversitesi'nden iktisatçı Jagdish Bhagwati, 1958'de yayınlanan ünlü bir çalışmasında, büyümenin bu türden ters etkilerinin fazla ayrıntılı bir şekilde özelleştirilmiş bir modelde gerçekten de ortaya çıkabileceğini gösterdi. Ne var ki, yoksullaştıran büyümenin meydana gelebileceği koşullar aşırı koşullardır: ticaret hadlerindeki değişmenin, bir ülkenin üretken kapasitesindeki artışın ilk olumlu etkilerini gidermeğe yetecek kadar büyük olması için, güçlü bir şekilde ihracat-sapmalı büyümeye mutlaka çok dik RS ve RD eğrilerinin eşlik etmesi gerekir. İktisatçıların çoğu şimdi, yoksullaştıran büyümeyi bir gerçek-dünya meselesi olmaktan daha çok teorik bir fikir gibi ele almaktadır.

Bir ülkenin kendi içindeki büyüme, normal olarak, ticaret yap[ıl]an bir dünyada dahi o ülkenin kendi refahını arttırırken, bu, ne var ki, ülke dışındaki büyüme hakkında hiç de geçerli değildir. İthalat-sapmalı büyüme düşük ihtimalli bir olanak değildir ve dünyanın geri kalan kısmı ne zaman bu türden büyümeye tanık olursa, bu bizim ticaret hadlerimizi bozar. Gerçekten de, aşağıda belirteceğimiz gibi, İkinci Dünya Savaşı sonrası döneminde dünyanın geri kalan kısmında meydana gelen büyümeden ötürü Birleşik Devletlerin bir miktar gerçek gelir kaybına uğramış olması mümkündür.

OLGUSAL ÖRNEK



Yüklə 179,26 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə