BeyefendiNİn göÇ konuşmasi müteakiben: for other issues related to migration / directorate general of migration management mr. Abdullah demiR



Yüklə 310,71 Kb.
səhifə1/5
tarix03.12.2017
ölçüsü310,71 Kb.
#33715
  1   2   3   4   5



BEYEFENDİNİN GÖÇ KONUŞMASI

MÜTEAKİBEN:

FOR OTHER ISSUES RELATED TO MIGRATION / DIRECTORATE GENERAL OF MIGRATION MANAGEMENT MR. ABDULLAH DEMİR

  1. Suriyeliler başta olmak üzere Türkiye’ye gelen sığınmacılar arasından işkence ve kötü muamele mağdurlarına tıbbi, hukuki ve psikolojik yardım sağlamak için mekanizma mevcut mu?(Göç İdaresi)

Kitlesel akın durumunda hassas kişilerin tespiti için kayıtlar sırasında kişinin beyanları dikkate alınmaktadır ayrıca sağlık kontrol işlemleri yapılmaktadır. Gerekli görülmesi halinde söz konusu kişiler ile mülakat yapılmaktadır.Kayıtların yapıldığı sevk merkezlerinde psikolog, tercüman ve sağlık personeli görevlendirilmektedir. Ayrıca sevk merkezlerinde İl Sağlık Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, İl Müftülüğü ile İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından ülkeye kabul edilen yabancıların ön fiziki muayenesi, psikolojik değerlendirmesi yapılmaktadır.

  1. İltica başvurusu reddedilen kişiler için alınan tedbirler? Nerelerde tutuluyorlar? Kamplarda mı yoksa gözaltında mı tutuluyorlar? (Göç İdaresi)

Uluslararası koruma başvurusu reddedilen yabancılara 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) yargı yollarına başvurmalarını garanti altına almıştır.

Uluslararası koruma başvurusu kararlarına1, idari gözetim kararlarına 2karşı etkin itiraz yolları YUKK’ta detaylı şekilde düzenlenmiştir.

6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53/3. maddesine göre;

Kanunun 72. Maddesinde düzenlenen Kabul edilemez başvuru ve 79. Maddesinde düzenlenen Hızlandırılmış Değerlendirme çerçevesinde alınan kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün, alınan diğer idari karar ve işlemlere karşı kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde, ilgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından yetkili idare mahkemesine başvurulabilir. 72. ve 79. maddeler çerçevesinde mahkemeye yapılan başvurular 15 gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir. Diğer uluslararası koruma başvurularında ise 10gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna başvurabilirler.



Uluslararası koruma başvuru sahiplerinin idari gözetim altına alınması istisnai bir işlemdir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetime karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir.

İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanana kadar ilgili yabancının ülkede kalışına izin verilir. Mahkemenin kesin kararı vermesi üzerine kişi hakkında sınır dışı kararı alınır. Yabancının Türkiye’yi terk edebilmesi için 15 günden az olmamak üzere 30 güne kadar süre tanınır. Ancak kaçma, kaybolma riski bulunanlar, yasal giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenler, sahte belge kullananlar, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığına tehdit oluşturanlara bu süre tanınmaz. Ayrıca terke davet süresi tanınmayan bu kişiler hakkında idari gözetim kararı alınır ve 48 saat içinde geri gönderme merkezine sevki yapılır.



  1. 18 Mart Türkiye-AB Mutabakatı çerçevesinde geri kabul edilen Suriyelilere sağlanan koruma mekanizmaları nelerdir? Amnesty Int. Ve HR Watch raporlarına göre geri kabul edilen Suriyelilerin gözaltına alındığı, uzak barınma merkezlerinde uzun süre tutularak sınırdışı edildikleri iddiaları var. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Halep’ten kaçarak ülkemize gelmek isteyen Suriyelilere ateş açtığı iddiaları var. Suriyeli ve Iraklıların anlamadıkları bir dilde (Türkçe) form imzalatılarak gönüllü geri dönüşlerinin yaptırıldığı iddia edilmekte.(Dışişleri- Göç)

Kişiler kendi rızalarıyla ülkelerine gitmek istediklerini beyan etmeleri halinde söz konusu kişilere Türkçe/Arapça dillerinde hazırlanan “Gönüllü Geri Dönüş İstek Formu” imzalatılır ayrıca öncelikle BMMYK temsilcisi, BMMYK temsilcisinin bulunmaması halinde Kızılay yetkilisi tarafından Kızılay yetkilisinin de olmaması halinde valiliklerce uygun görülen STK Temsilcisi veya Valilik İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu görevlileri tarafından da imzalanacaktır. Bu formlara istinaden kişilerin ülkeden çıkışları gerçekleştirilmektedir.

  1. Raporun 205. Paragrafında bahsedilen refakatsiz mülteci çocuklar için alınan tedbirler ve barındırma koşulları? (Göç İdaresi)

Kendisinden sorumlu bir yetişkinin refakati bulunmaksızın ülkemize gelen veya ülkemize giriş yaptıktan sonra refakatsiz kalan çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uygulanmaktadır.

Refakatsiz çocuklarla ilgili tüm işlemlerde, çocuğun yüksek yararı gözetilmektedir.Refakatsiz çocuk derhal Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından koruma altına alınmakta ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından, uygun barınma yerlerine veya yetişkin akrabalarının ya da koruyucu bir ailenin yanına yerleştirilmektedir.Yaşı, bir belge ile kanıtlanamayan ve on sekiz yaşından büyük olabileceği şüphesi bulunan başvuru sahiplerinin ve düzensiz göçmenlerin, fiziksel ve psikolojik değerlendirmesini içeren kapsamlı yaş tespiti valiliklerce yaptırılmaktadır. Tespit işlemi sonucunda yabancının yaşıyla ilgili tereddüt giderilemediği takdirde, çocuk olduğu kabul edilmektedir. Yaş tespiti istenen başvuru sahibi veya düzensiz göçmen, hakkında kesin rapor verilinceye kadar yetkili kamu kuruluşunca ya da bu kuruluşça uygun görülecek başka bir yerde barındırılmaktadır. On altı yaşını doldurmuş olanlar, düzensiz göçmen ise özel koşullar sağlanırsa geri gönderme merkezlerinde, başvuru sahibi veya uluslararası koruma statü sahibi ise kabul ve barınma merkezlerinde de barındırılabilir. Refakatsız çocuklar sınırsız edilmek üzere geri gönderme merkezlerine gönderilmemektedir.Mümkün olduğu ölçüde, çocukların yararı, yaşları ve olgunluk düzeyleri dikkate alınarak, kardeşler bir arada bulundurulmaktadır.Zorunlu olmadığı sürece barınma yerlerinde değişiklik yapılmamaktadır.Çocukların mülakatları, onlara en uygun ortamlarda yapılmakta, çocuklarla yapılan mülakatlarda, idare tarafından belirlenen psikolog, çocuk gelişimci, sosyal çalışmacı, ebeveyni veya yasal temsilcisi hazır bulundurulabilir.Yapılacak bütün görüşmeler, çocukların psikolojik, duygusal ve fiziksel gelişimleri konusunda yeterli bilgiye sahip nitelikli personel tarafından yapılmaktadır.Karar aşamasında, çocuğun bütün taleplerini açık bir biçimde ifade edememiş olabileceği dikkate alınır.Mülakat görevlisi, mülakat raporunu hazırlarken çocukların mülakatına katılan uzmanın görüşlerinden de faydalanabilir.Tam teşekküllü bir devlet hastanesi veya Adli Tıp Kurumundan alınan yaş tespit raporu doğrultusunda on sekiz yaş ve üzerinde olduğu tespit edilenler hakkında, yetişkin düzensiz göçmen ya da başvuru sahiplerinin tabi olduğu usuller uygulanmaktadır.



  1. İnsan Hakları Yüksek Komiseri 24 Marttaki açıklamasında Türkiyenin geri gönderilebilecek güvenli ülke olarak tanımlanamayacağını söyledi. Türkiye AB mutabakatıkapsamında geri kabul edecekleri icin personel ve maddi takviye icin ne gibi tedbirler aldi? Her vaka icin tek tek degerlendirme yapiliyor mu? Türkiye Sözleşme hükümlerinden kaynaklı taahhütlerini yerine getirebilecek mi?(Göç İdaresi)

GİGM bu sürecin yönetilmesinden sorumlu kurum olarak adalarda yapılan iş ve işlemleri gözlemlemek amacıyla 25 göç uzmanını adalarda görevlendirmektedir. GİGM Merkez ve 81 ilde tamamladığı teşkilatlanması ile bu süreci yönetecek insan kaynağına sahiptir.İlk geri kabulü yapılan düzensiz göçmenlerin yerleştirildiği Kırklareli Geri Gönderme Merkezine 2 psikolog 1 psikiyatrist ve sosyal çalışmacılar görevlendirilmiştir.Ayrıca Başbakanlık tarafından çıkarılan Düzensiz Göçle Mücadele konulu genelge ile bu süreçte diğer devlet kurumlarının GİGM’e bu süreçte ihtiyaç duyacağı desteği sağlaması kararlaştırlmıştır.

  1. Bire bir mutabakati geriye yurumuyor. Bir kisinin 20 Mart’tan once ya da sonra Yunanistan’a gittigi nasil tespit ediliyor? (Göç İdaresi)

18 Mart 2016 tarihinde AB ile varılan mutabakat neticesinde 20 Mart 2016 tarihinden itibaren ülkemiz üzerinden Ege adalarına geçen düzensiz göçmenlerin iadesi ile ilgili olarak, bu kişilerin 20 Mart tarihinden sonra ülkemiz üzerinden geçtiklerine dair Yunan yetkililerinin yetkililerimize kişilerin yakalandıkları tarihleri bildirmeleri ispat olarak sayılmaktadır. Buradan hareketle ispat yükümlülüğü Yunanistan tarafındadır.

  1. Geri göndermeme ilkesi: Suriyeliler Turkiye uzerinde buyuk bir yuk. Turkiye imzaladigi geri kabul anlasmalari kapsaminda ucuncu ulke vatandaslarini kendi ulkelerine geri gondermekte. Afganistan, Irak ve Sudan vatandaslari bunlarin arasinda. Ancak bu ulkeler guvenli kaynak ulke degil. Bu ulke vatandaslari icin koruma saglanmali. Ornegin, Uluslararası Af örgütüne gore Turkiye 18 Mart mutabakati sonrasinda Taliban tarafindan tehdit edilen Afganlari Kabil’e gonderdi, multeci statusu vermek yerine. AB ile mutabakata Suriyeli olmayanlar nasil comply edecekler?) (Göç İdaresi)

Türkiye’de geri gönderme yasağını istisnasız olarak uygulanmaktadır. 6458 sayılı Kanun uluslararası koruma statülerini olarak mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma olarak düzenlemiş olup, eğer kişi mülteci ve şartlı mülteci şartlarını taşımıyorsa uluslararası korumadan mahrum kalmaması için ikincil koruma statüsü tanımlanmıştır. Buradaki amaç geri göndermeme ilkesini tam olarak uygulamaktadır. Ayrıca ülkelerine gönüllü olarak geri dönmek isteyen kişiler haricinde hiç kimse zorunlu olarak ülkelerine gönderilmemektedir.

Sınır dışı edildiği iddia edilen Afganlılar hakkında;

Gönüllü geri dönüş durumları hariç, kimseyi zorla geri gönderilmemekte olup, gönüllü geri gönderilecek şahıslar birebir başkonsoloslukları ile görüştürülmüştür ve kendilerine seyahat belgesi düzenlenmiştir. Ayrıca gönüllü geri gönderilen hiçbir şahsın herhangi bir uluslararası koruma başvurusu bulunmamaktadır.


  1. İltica taleplerinin değerlendirilmesinde İstanbul Protokolü kurallarına uyulmakta mıdır? (Göç İdaresi)

6458 sayılı Kanuna göre uluslararası koruma başvuru sahibi olanlardan sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayanların genel sağlık sigortasından faydalanacak olanların primleri GİGM tarafından karşılanmaktadır.

Ayrıca GGM’lere hem kabul hem de çıkış işlemleri esnasında hekim raporu düzenlenir ve böylece merkezlere kabul edilir. Kronik hastalığı olan veya düzenli ilaç alması gerekenlere gerekli kolaylık sağlanmaktadır. Merkezlerde sürekli olarak bulunan bir doktor ve sağlık görevlisi bulunmaktadır.

Ülkemizde suç işlemedikleri takdirde hiçbir mülteci/şartlı mülteci veya başvuru sahibi gözaltına alınmamakta, tutuklanmamaktadır. Ancak 6458 sayılı Kanunun başvuru sahiplerinin idari gözetimi başlıklı 68 inci maddesi kapsamında istisnai hallerde Kanunda belirtilen sürelerle idari gözetim altına alınmaktadır. Geri göndermeme (non-refulement) ilkesine de harfiyen uyulmaktadır.


  1. “Toplu cezalandırma” yönündeki iddialar. Sokağa çıkma yasakları bu çerçevede değerlendiriliyor. Terörle mücadele ederken özellikle sokağa çıkma yasaklarında insanların mağdur olmaması için ne gibi tedbirler alınıyor?

DIŞİŞLERİ SUNUMUNDA MEVCUT

BEYEFENDİNİN TERÖRLE MÜCADELE KONUŞMASINI MÜTEAKİBEN

MR. CEM TOKER/MINISTRY OF THE INTERIOR

  1. OHAL ilan etmeden sokağa çıkma yasaklarının dayanağı nelerdir? (İçişleri)

Özgürlük-güvenlik dengesinin sağlanması şüphesiz devletin en önemli fonksiyonlarından birisidir. Bu hassasiyete uygun olarak Türkiye, terörle mücadelesini sıkıyönetim ya da olağanüstü hal rejimi ile değil normal düzen içerisinde sivil otorite olan vali ve kaymakamlara verilmiş yetkilerle yapmaktadır. Terörist faaliyetler nedeniyle insanların güvenlikleri yanında özgürlükleri de tehdit altına girmeye başladığında terörist faaliyetlerin önlenmesi ve bu faaliyetler nedeniyle tehdit edilen hak ve özgürlüklerin yeniden tesis edilebilmesi için mevcut yasalarda bulunan bir takım istisnai düzenlemelerin uygulanması icap edebilecektir. İnsan hakları ile ilgili temel düzenlemelerimiz Anayasamızda yer almaktadır.Anayasamızın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. Maddesi, Temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğini öngörmektedir. İl İdaresi Kanununun 11/c maddesi ise valilere şu yetkileri vermektedir;

“İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir.

Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır.”

Valiler bu İl İdaresi Kanununun bu maddesi uyarınca huzur ve güvenliği sağlama, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkilerini kullanmak üzere sokağa çıkma yasağı kararları alınmaktadır. Bu kararların temel amacı, terör örgütüne karşı düzenlenecek operasyonlarda sivil halkın zarar görmesinin önlenmesi, sivil vatandaşların terör örgütü tarafından kalkan,tutsak vb şekillerde kullanılmasının önüne geçilmesidir.



  1. Defin işlemleri hakkındaki politikanız? Çatışmalarda ölen kişilerin cenaze ve eşyalarının ailelerine teslim edilmesi? (İçişleri)

Ülkemizde terörist cenazeleri dahil herkes insan onuruna yakışır şekilde muamele görme hakkına sahip olduğu temel prensibi çerçevesinde işleme tabi tutulmaktadır. Bu anlayıştan hareketle, mevzuatımızda son olarak yapılan değişiklikle bu konuda düzenleme yapılmıştır. Buna göre, otopsinin sonuçlanması veya hüviyetin tespitinden sonra morg ile ilgisi kalmayan ceset veya beraberindeki materyal, tahkikatı idare eden hakim veya Cumhuriyet savcısı veya hüviyet tespiti için gönderilen makam tarafından gömülmesinde sakınca olmadığını bildiren yazılı belge üzerine ailesine veya yakınlarına veya kimsesiz ise onbeş gün içinde belediyeye veya mülki idare amirliğine teslim edilir.

Kimliği tespit edilmiş olmasına rağmen ailesi veya yakınları tarafından beş gün içinde teslim alınmayan cesetler de belediyeye veya mülki idare amirliğine gömülmek üzere teslim edilir. Cesedin teslim veya gömülme işlemleri sırasında kamu düzeninin bozulabileceği veya toplumsal olayların meydana gelebileceği ya da suç işlenebileceği mülki idare amirince değerlendirildiği takdirde cesetler, gömülmek üzere doğrudan mülki idare amirliğine teslim edilir. Anayasamızın 2.maddesi gereğince bir hukuk devleti olan ülkemizde uygulama anılan mevzuat uyarınca bu şekilde işletilmektedir.

[Gerektiği takdirde:Ancak; (yabancı uyruklu kişiye ait olduğu tespit edilen ceset, ailesi, yakınları veya vatandaşı bulunduğu ülkenin diplomatik ya da konsolosluk temsilciliklerince tesliminin istenilmesi halinde, ülkelerine nakledilmek kaydıyla kendilerine ya da yetkili temsilcilerine teslim edilir. Ailesi veya yakınlarınca Ülkemizde defnedilmek istenilen, vatandaşı bulunduğu devlet tarafından ülkesine kabul edilmeyen, yabancı ölüm bildirimine diplomatik ya da konsolosluk  temsilciliklerince onbeş gün içinde cevap verilmeyen veya cevap verilmesine rağmen ailesi, yakınları veya yetkili temsilciliklerce  beş gün içinde teslim alınmayan veya kimsesi bulunmayan yabancı uyruklu ceset ise o yer mülki idare amirliğinin belirleyeceği yerde gömülür.]

[Terör örgütünün terörist cenazelerini bir örgüt propagandası haline çevirmemesi ve örgüt mezarlıkları oluşturmak istemesi üzerine ölü ele geçirilen teröristlerin normal mezarlıklara defnedilmesi için İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 18.07.2013 tarih ve 3805 sayılı Genelgesi ile Mezarlık Alanları Dışında Defin Yasağı getirilmiştir. ]



  1. Kolluk Gözetim Komisyonu’nun İçişleri’ne bağlanması bağımsızlığını nasıl etkileyecek? Bağımsızlık için ne gibi tedbirler almayı öngörüyorsunuz? (İçişleri)

Halen Meclisimizin önünde görüşülmekte olan Kolluk Gözetim Komisyonu Tasarısı, ile kurulması öngörülen Kolluk Gözetim Komisyonu görevlerini kendi yetki ve sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirmek üzere kurulmaktadır. Taslak Kanunun 3. Maddesinde hiçbir organ, merci, makam ve kişinin komisyonun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı özellikle belirtilmektedir. Komisyonunu 7 kişiden oluşması. Komisyonun İçişleri Bakanlığı ile ilişkisi, ihlal iddialarının mülkiye müfettişleri (senior civil inspectors) tarafından incelenmesi ile sınırlıdır. Bu durum Avrupa Konseyi üyesi bazı ülkelerde de aynıdır.

Komisyonun görevlerinin başında “İçişleri Bakanına önerilerde bulunmak” yer almaktadır. Diğer görevleri ise idari soruşturmaları merkezi bir sistemle izlemek, yetkili mercilerden disiplin soruşturması açılmasını ve teftiş yapılmasını istemek, sistemin işleyişi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek, görev alanındaki konularla ilgili raporlar hazırlayarak her yıl TBMM’ye ve Başbakanlığa göndermek ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak yer almaktadır. Komisyonun kurulması, esasında işkence ve kötü muamel iddiaları ile soruşturmaların kolluk kuvvetleri müfettişleri tarafından değil de İçişleri Bakanlığında mülki idare amiri konumundaki daha önce vali yardımcılığı ve kaymakamlık görevlerinde de bulunmuş müfettişler tarafından yapılmasını ve bu soruşturmaların genel gözetimini de amaçlamaktadır.



[Sorulduğu takdirde;İçişleri Bakanlığı Müsteşarı başkanlığında Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanı, İçişleri Bakanlığı 1. Hukuk Müşaviri, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü, Bir Avukat (Adalet Bakanının önereceği üç avukat arasından Bakanlar Kurulunca seçilen) ve Bir Öğretim Üyesi (İçişleri Bakanının önereceği üç öğretim üyesi arasından Bakanlar Kurulunca seçilen)nden oluşmaktadır.]


  1. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun askeri ve sivil cezaevlerine ziyaretleri? Tüm ziyaretler ne sıklıkla gerçekleşiyor ? Habersiz ziyaret etme yetkisi var mı? Ziyaret sonrası raporlar kamuoyuyla paylaşılıyor mu? İHK – bağımsızlığı nasıl güvence altına alınacak? (8 üye hükümet tarafından atanıyor.) Bağımsız bütçesi var mı? Yeni Kanun’la yeni bir bütçe öngörülüyor mu? Ulusal önleme mekanizması görevi (OP-CAT) devam edecek mi, bu maksatla ayrı bir departman oluşturulacak mı? (Adalet / İçişleri)

Malumları olduğu üzere, 20.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’na göre kurum; idari ve mali özerkliğe sahiptir, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haizdir.
Kurul, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere on bir üyeden oluşmaktadır. Kurulun sekiz üyesi Bakanlar Kurulu, üç üyesi Cumhurbaşkanı tarafından seçilmaktedir. Bakanlar Kurulunca seçilecek bir üye Yükseköğretim Kurulu tarafından insan hakları alanında çalışmalar yapan öğretim üyelerinden önerilecek iki aday arasından; yedi üye ise dördüncü fıkrada aranan şartları taşımak kaydıyla, insan hakları alanında çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar, akademisyenler, avukatlar, görsel ve yazılı basın mensupları ve alan uzmanlarının göstereceği adaylar veya üyelik başvurusu yapanlar arasından belirlenmektedir.
Kanunun 10. Maddesine göre; Kurul, bu Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Görev alanına giren konularla ilgili olarak hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Kurula emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Kanunun 1. Maddesinde Kurumun amaçları arasında “işkence ve kötü muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirmek” de yer almaktadır. Dolayısıyla ulusal önleme mekanizması işlevi devam etmektedir. Kanunda Ulusal önleme mekanizması; “İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol hükümleri çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı yerlere düzenli ziyaretler yapmak üzere oluşturulan sistem” olarak tanımlanmaktadır.Kanunun 9. Maddesinde ise kurumun görevleri arasında “Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek” yer almaktadır. Bu hususla ilgili yeni kurumda bir birim oluşturulmaktadır.
Kanunun “Genel Gerekçesi” incelendiğinde; ulusal önleme mekanizmasının önemine ve bu amaçla kurumsal kapasitenin güçlenmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. AB müktesabatına uyum ve bazı Avrupa ülkeleri örneklerinin incelendiği, eşitliğin sağlanması ve ayrımcılıkla mücadele ile ilgili ayrı bir kurum kurmak yerine insan hakları ile ilgili kuruma bu işlevlerin verilmesinin örnek alınarak Kanundaki yapılandırmaya gidildiği açıklanmaktadır.
Türkiye İnsan hakları ve Eşitlik Kurumu zamansız ve habersiz olarak cezaevlerini ziyaret edebilir. Bu ziyaretlerini lağvedilen TİHK olarak faaliyet gösterdiği sırada toplam 13 kez yerine getirmiştir. Her ziyaret sonrası rapor hazırlayarak kamuoyu ile paylaşmış aynı zamanda Adalet Bakanlığına iletilmiştir. Bakanlığımız raporlarda belirtilen eksik hususların giderilmesi amacıyla yaptığı işlemleri cevap olarak TİHK’ya bildirilmiştir.



  1. Farklı mekanizmalar tarafından gözaltı ve tutuklama merkezlerinin ziyaretleri için bir koordinasyon kurumu var mı? (İÇİŞLERİ)

Yukarıda belirtildiği gibi yeni kanunlaşan yasa ile kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanununun 9/j maddesine göre ; “Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerlere haberli veya habersiz düzenli ziyaretler gerçekleştirmek, bu ziyaretlere ilişkin raporları ilgili kurum ve kuruluşlara iletmek, Kurulca gerekli görülmesi durumunda kamuoyuna açıklamak, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları, il ve ilçe insan hakları kurulları ile diğer kişi, kurum ve kuruluşların bu gibi yerlere gerçekleştirdikleri ziyaretlere ilişkin raporları incelemek ve değerlendirmek” görevi Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna verilmiştir.

  1. Askeri cezaevlerinin denetim ziyaretlerine açık olmadığını iddia etti. (İçişleri)

Askeri cezaevleri ve askeri disiplin cezalarının uygulandığı merkezler denetlenebilmektedir. Bu yerler örneğin TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından incelenmekte ve denetlenmektedir. Komisyon bünyesinde kurulan Cezaevi Alt Komisyonu bu işlevi görmektedir. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Kanunun 4. Maddesine göre Komisyon; askeri cezaevi ve disiplin cezalarının uygulandığı merkezleri de kapsayacak şekilde Bakanlıklarla Genel ve Katma Bütçeli Dairelerden, mahalli idarelerden, muhtarlıklardan, üniversitelerden ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlardan bilgi istemek ve buralarda inceleme yapmak, ilgililerini çağırıp bilgi almak yetkisine sahiptir.Bu çerçevede TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Askeri Ceza ve Tutukevleri İnceleme Raporu 2011 yılında yayınlanmıştır. Komisyon ayrıca yıllık faaliyet raporlarında da bu tür yerlerde yaptığı incelemeleri ve sonuçlarını yayınlamaktadır.
MR. OLGUN ALTUNDAŞ

İÇ GÜVENLİK PAKETİ



  1. “PKK ile müzakere sürecinin sona ermesiyle şiddet eylemerinde artış oldu” , “PKK ve DEAŞ nedeniyle çok sayıda sivil hayatını kaybetti” ifadelerinde bulundu. İnsan hakları ihllalleriyle ilgili STK raporları bağlamında , iç güvenlik paketiyle gelen reformların gerekçesi nelerdir? Polise yargı gözetimi olmaksızın yetki verilmesini açıklar mısınız? (Dışişleri/EGM)

Değerli komite üyemizin sorduğu ve geçen yıl yasalaşan iç güvenlik paketi hakkında açıklamada bulunmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, suç işlenmesinin önlenmesi, vatandaşların kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması, can ve mal emniyetinin temin edilmesi, suçları önleyici tedbirlerin alınması, suçluların yakalanması amacıyla kolluk kuvvetlerinin durdurma, arama ve gözaltına alma, gerektiğinde silah kullanma gibi yetkileri, duyulan ihtiyaç üzerine emsal AB ülkelerinde olduğu gibi yeniden düzenlenmiştir.


Yüklə 310,71 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə