İnsan : Biyolojik, toplumsal, kültürel ve ruhsal özelliklere sahip canlı bir varlıktır



Yüklə 69,38 Kb.
tarix30.12.2017
ölçüsü69,38 Kb.
#36484

İŞ VE İNSAN İLİŞKİLERİ
İNSAN : Biyolojik, toplumsal, kültürel ve ruhsal özelliklere sahip canlı bir varlıktır. Diğer canlıların en önemli farkı akıl ve dil (lisan) sahibi olmasıdır.Akıl özelliği ile insan diğer canlı varlıklardan ayrılır ve bulunduğu çevreyi etkileme ve çevreden etkilenme özelliğini ortaya çıkarır. Yine akılla yaşama şartlarını sürekli değiştirmeye ve geliştirmeye çalışır, bu özellik canlı varlıklardan sadece insanda vardır.Akılın sağladığı bu üstünlükleri de lisan (dil) aracılığı ile sembol, işaret olarak anlaşma aracına dönüştürür. Bu da insanın toplumsal bir varlık olma özelliğini öne çıkarır.
TOPLUM: Toplu yaşamak iç güdüsü ve yardımlaşma arzusu ile bilinçli olarak, bir arada yaşayan insan topluluklarına TOPLUM denir. İnsan diğer insanlarla toplum halinde yaşarken, çeşitli ilişkilerde bulunur.

İNSAN İLİŞKİLERİ: Birbirinden haberi olan en az iki insan arasında bir süre devam eden, anlamlı, belirli amaçları bulunan bir bağdır.

İnsan ilişkileri oldukça karmaşıktır. Konuları, içerikleri, amaçları çeşitlidir. Bu nedenle iki usta arasında, iki sporcu arasında, iki öğretmen arasındaki insan ilişkileri, içerikleri bakımından farklıdır. İlişkilerin meydana gelişi, gelişmesi, zaman içinde değişmesi ilişkiden ilişkiye değişir.


İŞ: İnsanların toplumsal ilişkiler içinde, amaçlı olarak yaptıkları uğraşların hepsine iş denir.

Genel olarak bu şekilde yapılan işin tanımı ilgili olduğu alanlara göre değişir.



EKONOMİK ANLAMDA İŞ: Mal ve hizmetlerin üretilmesine, araştırılıp bulunmasına, değiştirilmesine, dağıtılmasına ve kullanılmasına yarayan devamlılık ve düzenlilik gösteren her türlü çabaya ekonomik anlamda iş denir.

ÜRETİM MESLEKLERİ ANLAMINDA İŞ: En az iki hareketle yapılabilen bir mamul eşyayı tanımlar,

HİZMET MESLEKLERİNDE İŞ; Tamamlanmış bir bakım, onarım. Muayene, kontrol ve montaj faaliyetidir.

Toplumu tanımlarken toplu yaşama iç güdüsünden ve yardımlaşma arzusundan söz etmiştik, bu iki duygu veya amaçla bir araya gelen insanlar bir takım ihtiyaçlarını gidermek amacı ile bir iş yaparlar yani çalışırlar.

Sözün burasında insan neden çalışır? Sorusunu ve ihtiyaç konusunu açmak gerekir.İnsan neden çalışır sorusunun cevabını genişletmede önce; ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çalışır demiştik. O halde önce İhtiyaç nedir önce onu cevaplayalım.

İHTİYAÇ: İnsanın eksikliğini his ettiği her şey ihtiyaçtır.

Hemen bir ihtiyaç listesi yapalım..... her birimizin pek çok ihtiyacı var. Her birimiz sadece bir ihtiyaç adı söylersek sınıf mevcudu kadar bir ihtiyaç listesi çıkarmış oluruz.

Şimdi de hemen ilk sorumuza dönelim;

İnsan neden çalışır? Sorusuna ilk ve basit verdiğimiz cevap insan ihtiyaçlarını karşılamak için çalışır,olmuştur.O halde insan ihtiyaçları nelerdir?

İnsan ihtiyaçları 2 ana grupta toplanabilir, bunları;


  1. TEMEL İHTİYAÇLAR: Yaşayabilmek için karşılanması gereken ihtiyaçlardır. Yeme,içme, barınma, ısınma, soluma temel ihtiyaçlardır. Doğuştan gelen ve karşılanmadığı zaman insanın hayatını devam ettiremeyeceği türdendirler.

  2. DİĞER İHTİYAÇLAR: Doğuştan sonra ortaya çıkan, ya da kazanılan, kişiden kişiye, toplumdan topluma değişebilen ikincil özellikte olan, Arkadaşlık, yakınlık, sevme türündedirler. Bunlar ikincil ihtiyaçlardır.

İki ana grupta sınıflandırdığımız ihtiyaçlar sıralı bir görüntüde ortaya çıkarlar. Moslov’un ihtiyaçlar Hiyerarşisi sıralamasına göre ;

A ) Fizyolojik ihtiyaçlar ; Açlık susuzluk gibi temel ihtiyaçlardır. Aç olan bir insanın sevgi, özgürlük gibi ihtiyaçlarını düşünmesi söz konusu değildir.

B ) Güvenlik ihtiyaçları ; Can ve mal güvenliğini, sağlığı, iş sahibi olmayı, ev sahibi olmayı anlatır.

C ) Ait olma ve sevgi ihtiyacı ; İnsan ihtiyaçlarının sosyal yönünü oluşturur.İnsan bir dine, bir millete, bir kuruluşa ( parti, dernek, kulüp, ) ait olmak ister. Aynı zamanda sevilme, arkadaş edinme ihtiyacı içindedir.

D ) Saygı görme ihtiyacı ; İnsanlar önemliden önemsize, ya da temelden diğere, ihtiyaçları karşılandıkça, yeni itici güçlerin etkisiyle yeni ihtiyaçlar edinirler, davranış değişiklikleri, giyim kuşam ile ilgili tercihler, iyi görünme , saygı görme arzuları insanları farklı eylemlere sevk eder, bunu başka bir deyişle , “ Kişinin toplumsal statüsünü geliştirmesi olarak da tanımlayabiliriz.

E ) Kendini gerçekleştirme ihtiyacı ; Alt düzeydeki ihtiyaçların karşılanmasından sonra ortaya çıkan ihtiyaçlardır. Bu aşamada kişi topluma hizmet etmek açısından eylemlerini yönlendirir. Örnek; Gönüllü ( hayır )kuruluşlarına katılma, sportif faaliyetlerde, yönlendirici olmak gibi.

Şimdiye kadar gördüğümüz ihtiyaçların birbiri ile yakın ilişkide oldukları, hatta zincir halkaları gibi iç içe ve sürekli oldukları ortada şöyle ki;

İnsan > Toplum içinde yaşıyor > Toplumda insanlar ilişki içindedir > Bu ilişkilerde öncelik insan ihtiyaçlarını karşılamaya dayanıyor > İnsan ihtiyaçları herkesin bir iş yapması ile karşılanıyor gibi bir zincir.

TOPLUM VE DAYANIŞMA

İnsanlar toplum halinde yaşamaya başladıkları ilk zamanlarda insanların her biri kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılamıştır. Daha sonra herkes belirgin bir işle uğraşmaya başlamış, diğer ihtiyaçlarını takas (Trampa) yolu ile sağlamıştır.

M.Ö. 4.yüzyılda yaşayan Eflatun; “Devletin temeli üretimdir. Bir toplumun olması mesleklerin farklı olmasını gerekli kılar. Herkes kendine uygun gelen bir işle uğraşır ve diğer alanlara karışmazsa, üretim daha kolay ve daha kaliteli sağlanır.” Demiştir. Bu görüş zamanla gelişerek Adam SMITH in uzmanlaşma teorisi ile, günümüzde uygulanan uzmanlaşma (İhtisaslaşma) esasına dayanan iş bölümü ile karmaşık ekonomik ilişkileri meydana getirmiştir.

Bu işlediğimiz kavramların yan yana koyarken bunlara toplu bir anlam vermemiz insani bir şekilde değerlendirme gereğimiz ortaya çıkmaktadır.

Bu konuyu şöylece özetleyebiliriz; İnsanı çalışmaya sevk eden ihtiyaçların karşılanmasıdır. İhtiyaçları karşılama para ile olduğuna göre para çalışmayı etkileyen önemli bir faktördür. Ancak para amaç değildir, çünkü sadece ihtiyaçların karşılanmasında kullanılan bir değiştirme aracıdır. İnsan ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz. O halde topluma muhtaçtır. Topluma muhtaç olduğuna göre yalnız kendi mutluluğunu değil toplumunda mutluluğunu da düşünmek zorundadır.En azından kendi hakkı kadar diğer insanların da hakkını gözetmek her medeni insanın ilk görevlerindendir. Bütün bu nedenlerden , ferdi ve toplumsal başarı ve insanların mutluluğu dayanışma ile olur. Dayanışmayı gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş olan pek çok kamu kuruluşu ile sivil toplum örgütleri vardır, herkesin gücü oranında bu konudaki görevini yerine getirmesi gerekir.

Toplumu düzenleyen yazılı ve yazısız kuralların içinde (ahlak kuralları, örf ve adetten doğan kurallar, din kuralları) fert ve toplum dayanışması vardır. Mensubu bulunduğumuz medeniyetin esası dayanışmadır. Yaptırımının kaynağı, ilahi ya da sosyal olsun medeniyetimizde başkaları için üzülmek, başkalarının ihtiyaçlarını karşılık beklemeden gidermek, asırlardan beri sistemli bir şekilde mevcut olagelmiştir. Düşünürlerimiz bu özelliğimizi “diğergamlık” olarak nitelendirmişlerdir. Buna karşılık, batı medeniyetinin önemli bir özelliği “hodgamlıktır.” Bu gün bencillik olarak bildiğimiz bu özellikten bütün dünya insanları şikayetçi ve bu nedenle mutsuzdurlar.

Günümüzde yitirmiş olduğumuz bu hasletimize, özelliğimize, yeniden kavuşmamız halinde toplumumuzun insanları daha mutlu olacaktır.


ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE İNSAN SEVGİSİ, BARIŞ, İYİLİK, GÜZELLİK

KAVRAMLARI VE TOPLUM, İNSAN, MİLLET, YURT SEVGİSİ

Toplumsal hayat hayvanlar aleminde de görülür. Karıncalar milyonlarca yıldan beri iş bölümü kuralları içinde yaşar ve yuvalarına yiyecek taşırlar. Geçen bu uzun sürede karıncalar yeni bir şey öğrenmemişler ve hala aynı şekilde yuvalarına yiyecek taşıyorlar.

İnsan topluluklarının hayvanlar aleminden en önemli farkı burada ortaya çıkar. İnsan topluluğu devamlı gelişme içindedir. Bilgi, inanç, sanat, ahlak, hukuk,örf ve adet konularında diğer insanlarla sürekli etkileşim halindedir. Bu yönleriyle insan sosyal bir varlıktır.

Çağdaş toplumlarda, günümüzde pek çok menfaat grubu bulunmaktadır.insanın hayatı bu grupların etkisinde ister istemez şekillenir. Toplumsal hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olan bu olgudan dolayı toplumda sosyal katmanlar bulunur.

Bireyler bencil davrandıkları ölçüde katmanlar arasında sosyal barış bozulur. ( esnaflar, memurlar, köylüler, işverenler ) ve diğerleri, toplumda birer sosyal katmanın örneğidir.

Bir kesimin mutluluğu diğer kesimin mutsuzluğuna neden olur. Ekonomik güçsüzlük içinde olanlar maddi manevi ihtiyaçlarını karşılayamazlar. Barış, yerini kin ve nefrete bırakır.

Toplumu biçimlendiren yüksek değerler, kişilerin bencil davranışları sonucu kaybolur. Toplumun iyilik, güzellik, doğruluk kavramları törpülendiği ölçüde toplumun ahengi bozulur, ömrü kısalır. Toplumu düzenleyen yazısız kuralar ortadan kalkar. Bu kurallar din kuralları, örf ve adetten gelen kurallar, ile gelenek ve görenekler yazısız kurallarıdır. Buna bir iki örnek verecek olursak: Diğer insanlara iyilik yapılması kanunla emredilmez, ancak toplum bunu fertlere tavsiye eder. Erdem, fazilet, iyilik, güzellik duyguları da pek çok açıdan böyledir. Bu kavramların bütünü Ahlak kurallarını meydana getirir.

Ahlak kuralları bir toplumdan diğer topluma aynı konuda dahi değişmekle beraber, toplum için biyolojik nitelikte gerekli kurallardır. Dıştan bir etki ile değiştirildiğinde, ya da zorlandığında toplumun düzeni bozulur. Bizim toplumumuzdaki kültür ve ahlak sürecindeki tabii olmayan zorlamalar, insanlarımız üzerinde olumsuz etkiler bırakmakta, dayanışmayı azaltmakta, mutsuzluğu arttırmaktadır. Meydana gelen sosyal değişmeler zamanla bu kuralların etkinliğini azaltmakta, yeni kuralların geçerliliği de etkisiz olmaktadır.

Bu kendiliğinden uygulanan kuralların etkinliği azalınca yazılı hukuk kurulları da yani kanunlar da uygulanamaz hale gelir.

Sonuç; Toplum işlevini, mutluluğunu ve devamlılığını kaybetmektedir. O halde toplumu oluşturan fertler gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta diğer insanlarla iş birliği içinde olmalı, mümkün olan en yüksek ölçülerde dayanışma sağlanmalıdır.Unutulmamalıdır ki, kendimiz için istediğimiz güzellikleri diğer insanlar da kendilerine istiyorlar. Ayrıca üzerinde yaşadığımız tabiat, kullandıklarımız, sadece bize ait değil, bizden sonra gelecek olan nesillere de aittir. Faydalandığımız nimetlerde gelecek kuşakların da hakkı vardır.

Birkaç yüzyıldan beri toplumumuzda görülen çözülme, Atatürk’ün önderliğinde yaptığımız Kurtuluş savaşı ve arkasından kurduğumuz Cumhuriyetle çağdaş toplumlar içinde olmak gayretlerimiz küçümsenecek boyutlarda değildir. İnsana dayanmak, toplumu meydana getiren her bireyden güç almak ve fikir olarak seçici ( eklektik) olmak özellikleri ile Atatürkçülük Milletimize mal olmuş bir fikirdir.

Son zamanlarda milletler arası ilişkilerin gösterdiği gerçeklerden çıkan sonuç; Barışın sadece içinde yaşadığımız toplumda olmasının yetmediğidir. Bütün insanlığın barışa yeteri önemi vermesi lazımdır. Barışın var olmasının ilk şartı, kendimize gösterdiğimiz saygıyı diğer insanlara da gösterebilmektir.

Bizlerin bu konudaki ilkemiz: Büyük Atatürk’ün ifadesi ile “Yurtta sulh cihanda sulhtur.” Yurtta’da dünya’da barışı temin etmenin biricik yolu güçlü olmak ve insan sever bir kafa yapısına sahip olmaktır. Şahıs olarak dünyadaki olaylara etki edemiyorsak da, güzelliklerin ve barışın çevremizde olmasına katkıda bulunabiliriz. Bu konuda derviş Yunusu anmadan geçmek olmaz.

Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü..... Ben gelmedim davi için,/ Benim işim sevi için,/ Gönüller aşk evi için,/ Gönüller yapmaya geldim.ve diğer pek çok örnek böyle bir medeniyetin üzerine inşa ettiğimiz kültür dünyamızı bu güzellikleri ile muhafaza etmek hepimizin görevidir. Asıl olan sevgidir.

Sevgi, güven, güzel olanı takdir etmek ve içinde yaşadığımız topluma “ ait olma” duyguları ile bağlı olmak Diğeri ise, daha çok çalışkan olmaktır. Zaten çalışmak insanın doğasında, yaratılışında olan bir kavramdır. Her ikisini de başarmak zor değildir.



İŞ İLİŞKİLERİ
Bir işyerinde çalışanları belirlenen amaçlara yöneltmek için yöneticinin uyguladığı kurallardır. İş ilişkileri denildiğinde idare edenler ve çalışanların birbiri ile olan ilişkileri akla gelir. İş ilişkilerinde usta (idareci) olduğunuzda yapıcı, yol gösterici, akılcı olmanız gereği unutulmamalıdır.

Bir işyerinde üretimin yapılabilmesi için bir takım temel elemanların bir araya getirilmesi gerekir. Bunlar; Tabiat yani her türlü malzeme, insan gücü yani emek, sermaye yani para ve üretim için gerekli olan araç gereçler, teşebbüs, girişimci yani insan gücünü ve diğer elemanları bir araya getirerek onları yönlendiren, karşılıklı güvene dayanarak gerçekleştirdiği faaliyetlerdir. Girişimci bu faaliyetleri yapmadıkça diğer üretim elemanlarının üretim faaliyetini kendiliğinde gerçekleştirmesi mümkün değildir.



HABERLEŞME
Fikir ve duyguların başkalarına açık seçik olarak belirtilmesidir.Bu tanım iş yerindeki haberleşmeyi ifade eder. Günümüzde haberleşme anlamında iletişim sözü kullanılmakta hatta kimi zaman haberleşme yerine Telekomünikasyon denilmektedir. Tele, uzak(tan) komünikasyon haberleşme anlamında latince kelimelerdir. Aynı şekilde tele- vizyon uzak seyretme, görme anlamındadır.

Haberleşme : ( İletişim) Bireyler ya da toplumlar arasında söz, jest,yazı, görüntü, simge( işaret) aracılığıyla görüş, dilek, duygu alış verişidir.

Yapılan araştırmalar insanın uyku dışında geçen günlük 10-12 saatinin yüzde 70 inin dinleme,konuşma, okuma, yazma gibi iletişimle ilgili faaliyetlerle geçtiğini göstermiştir. Günlük hayatımızda 7-8 saat gibi uzunca bir süreyi kapsaması nedeni ile iletişimin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.


HABERLEŞME ELEMANLARI

Yukarıda tanımı ve önemini verdiğimiz haberleşme ; kaynak ve alıcı arasında bir mesajı ( haberi) bir şekilde yani bir kaynak aracılığı ile iletmek biçiminde yapılır.buna göre,



1 Kaynak,

2 -- Haber, ( Mesaj)

3 – Kanal,

4 – Alıcı , haberleşmenin elemanlarıdır.
HABERLEŞME ELAMLARININ ÖZELLİKLERİ
Kaynak ve alıcı ortak özelliklere sahiptir, herhangi bir mesaj (Haber) herhangi bir kanalla (Ağız, söz, telefon,mektup, faks,Tv.Radyo ) alıcıya ulaştırılırken ” kanal” olabilir. Ancak alıcı ve kaynak insan olma hesabı ile ayni özelliktedir, ikisi de kaynak iken alıcı durumuna geçebilir veya bunun tersi olabilir. Konu ile ilgili olarak günlük hayatta TELE KOMİNİKASYON sözünü çok duyarız. Tele (Uzak) Kominikasyon Haberleşme, demektir. Keza Televizyon uzaktakileri seyretme anlamındadır.

Yapılan istatistikler insanın uyku ile geçen 10-11 saat dışındaki zamanının % 70 ini dinleme, konuşma, okuma, yazma, yani haberleşme ile geçirmektedir. Bu nedenle haberleşme, iletişim veya kominikasyon, adına ne denirse densin önemli bir konudur üzerinde durulması, tekniklerinin öğrenilmesi gerekir.



HABERLEŞMENİN BAŞARI ORANI

Haberleşmeyi başarıya ulaştıran gerçek ortak tecrübedir. Kaynağın tecrübe alanı alıcının tecrübe alanına eklenince ortak tecrübe alanı ortaya çıkar.

Kaynak ve alıcının her biri ayrı ayrı , haberleşmeye ait gerekli özellikleri taşıdığı halde belirli bir konuda haberleşirler diye bir kayıt yoktur. Aynı kaynak bir alıcı ile haberleşmede güçlük çekerken başka bir alıcı ile etkili bir şekilde haberleşe bilir. Haberleşmede semboller bazen bir jest, bazen bir ses tonu olabilir. Bazı durumlarda susmak bile anlamlıdır ve haberleşmeyi sağlar.Haberleşmenin başarı oranı,haberleşmeye ait doğru teknikleri ve uygun iletişim araçlarını kullanma ile yakından ilgilidir.

HABERLEŞME ARAÇLARI

Kulağa hitap edenler - Göze hitap edenler - Hem göze hem kulağa hitap edenler


Telefon Mektup Televizyon


Fotoğraf Gösteriler

Resim, Grafik

HABERLEŞME ARAÇLARININ ETKİLERİ

İşletmede çalışan kişiler ve birimler her an ilişki ve haberleşme halindedir. Bu ilişkiler bireyin ve işletmenin çıkarlarını dengede tutacak şekilde düzenlenmeli ve amaca ulaşması için haberleşmenin hangi amaçlarla ve nasıl yapılacağının iyi bilinmesi gerekir.Buna göre;



  1. Sözlü iletişim araçları: En genel ve en çok kullanılan haberleşme şeklidir. Haberleşmenin hızlı akışını kişiler arası ilişkilerin gelişmesini, pekişmesini sağlar yansıma sürecinin erken gerçekleştirilmesini temin eder. Bu üstünlükler yanında sözlü haberleşmede tartışmalar ve uzun konuşmalar olursa, haber fazla basamaktan geçerse mesaj amacından sapabilir.

  2. Yazılı iletişim araçları: Mesajın kalıcı olması isteniyorsa yazılı araçlardan yararlanılır. Sözle anlatılamayacak plan proje simge gerektiren mesajlar ile birkaç basamaktan geçecek olan mesajların yazılı olması tercih edilir.

  3. Görsel İşitsel araçlar: Diğer haberleşme yöntemlerinin kuvvetlendirici , destekleyici nitelik taşırlar. Bu araçlarla haberleşme daha etkili kalıcı ve anlaşılır hale gelir.Radyo-film-Tv.,Cd., Faks,bilgisayar, Kroki, maket ve modeller, Grafikler bu yöntemle kullanılan araçlardır.


İŞLETMEDE HABERLEŞME SÜRECİNİN İŞLEYİŞİ
İletişim süreci mesajın tek yönlü yada çift yönlü gönderilme durumuna bağlı olarak iki açıdan incelenebilir.


  1. TEK YÖNLÜ HABERLEŞME: Bir verici bir alıcı veya bir verici çok alıcı şeklinde yapılan haberleşmedir. Örnek; Mesaj A’ dan B’ ye veya A’ dan BCD’ ye gitmişse haberleşme süreci tamamlanmıştır.

  2. İKİ YÖNLÜ HABERLEŞME; Göndericiden çıkan mesaj olumlu veya olumsuz cevap biçiminde kaynağa döner. Bu şekilde iletişim süreci tamamlanır.işletmede bireyler arası ilişkilerin olumlu düzeyde gelişmesi isteniyorsa tek yönlü iletişim yerine imkanlar ölçüsünde iki yönlü iletişime geçmek gerekir.



İŞLETMEDE HABERLEŞME KANALLARININ BİÇİMLERİ

Haberleşme İşletmenin biçimsel yapısını bir doku halinde ören kan damarları gibi saran kanallar şeklinde çalışır. Bu kanallar;



  1. Dikey kanallar; İşletmede basamaklar arasında emir ve bilgi akışını sağlayan yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarı olmak üzere çalışan kanallardır.

  2. Yatay Kanallar: Aynı kademedeki yöneticilerin bağlı bulundukları üst kademeye başvurmadan kendi aralarında iletişim kurmalarıdır.

  3. Çapraz Kanallar: Bazı olağan üstü durumlarda bir yönetici kendi bölümü dışında kalan diğer işçilerle doğrudan ilişki kurabilir. Örnek; Bir yangın durumunda güvenlikten sorumlu müdür yardımcısının diğer basamakları kullanmadan işletmedeki bütün işçilere emir vermesi şeklinde çalışan kanallardır.

  4. Dışa dönük kanallar: İşletmeler iç yapılarının gereği olarak iletişim halinde oldukları gibi amaç ve varlıklarının gereği olarak ta kendi dışlarındaki şahıs ve kurumlarla da iletişim halinde olmak durumundadırlar. Örnek; İşletmeler, Devletle, tüketicilerle, müşterilerle, kredi kuruluşlarıyla ve diğer kuruluşlarla sürekli olarak haberleşirler.

HABERLEŞMENİN (İLETİŞİM) İŞ YERİNDE GÜNLÜK UYGULAMALARI

Haberleşme, (İletişim) ister sözlü ister yazılı veya görsel olsun, kaynağı dil, yani lisandır. İnsanın beyninde kavramlaştırılan şekillendirilen anlamlı hale getirilen olgular dil vasıtası ile diğer bir insana aktarılabilir.

Kişinin kendi düşünce ve duygularındaki (beynindeki) kavramlaştırma sürecinde, neyi, nasıl, ne kadar, düşündüğünü veya his ettiğini bilemiyoruz. Ancak kişi bunları dil ile bize aktardığında, bize aktarılan miktar ve biçim özelliklerine göre o konuda düşünmeye başlıyor ve onun bize aktarma başarısı oranında, tam ya da eksik anlayabiliyoruz. Buradaki başarı ölçüsü hem kaynak hem alıcı için dilin ve kavramların kullanımdaki başarı ölçüsüdür.

O halde gerek iş, gerekse insan ilişkilerinde önemli olan, başarıyı sağlayan, önce bilgi ve dildir.Bilgi ve dil birlikte geliştirilebilen iki unsurdur..

Şimdiye kadar İş ve İnsan ilişkileri konusunda edindiğimiz bilgiler daha çok büyük işletmeleri ilgilendiren, haberleşmeye ait gelişmiş teknikleri içeren konular idi. Ancak biz çalışanların, ustaların, amir, yönetici veya personel olmak sıfatlarımızla, küçük işletmelerde ya da günlük hayatta yapacaklarımız neler olabilir.

1 – Sözlü İletişim: En çok kullandığımız iletişim yolu sözlü iletişimdir. O halde, söze yani konuşmaya oldukça önem vermeli Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmak için çaba göstermeli yanımızdakilerin de buna dikkat etmesini sağlamalıyız. Bu konuda, karşılama, selamlaşma, tanışma ve tanıştırma, hitap etme konularında gereken titizlik gösterilmelidir.

2 – Telefon : İş yerinde ve günlük hayatta sıkça kullandığımız bir araçtır. Telefonla konuşmak ayrıca bir sanat değil ama güzel ve doğru konuşmanın bir devamı, iyi insan ilişkilerinin bir parçasıdır. Telefon edenin kendisini tanıtması, telefon çalındığında, buyurun, efendim, denilmesi, karşıdakinin bekletilmemesi , bekletilecekse kısaca sebebinin söylenmesi, telefon konuşmasının gereği kadar olması, uygunsuz saatlerde ( çok geç, çok erken) telefon edilmemesi, yaygın hale gelen cep telefonları için nezaket ve ekonomik durumların göz önünde bulundurulması telefon kullanmada dikkat edilecek hususlardır.

3 – Faks cihazı, bilgisayar, vcd, tepegöz, projeksiyon, data Show ve diğer iletişim araçları günümüzde haberleşmenin önemli unsurlarıdır, bunlardan hiç olmazsa gerekli olanları kullanmayı öğrenmek önemli bir konu haline gelmiştir.

4 – Giyim - Şekil : Etkili bir iletişimin önemli faktörlerinden bir giyimdir. “Kıyafet önemli bir tavsiye mektubudur.” Sözünden hareketle gerek iş kıyafetlerinin gerekse günlük kıyafetin iyi ve uygun olması gerekir.

5 – Kültürel Özellikler : İyi bir dinleyici olmak, iyi bir gözlemci olmak, tartışmaları usulüne uygun yapabilmek, görgü kuralarına uymak, insanlara karşı sempatili olmak, ve empati kurabilmek iletişimin önemli ilkelerindendir.

İŞBİRLİĞİ



İşbirliği : İşletmenin amaçlarına ulaşması için işletmede çalışan bütün personelin belirlenen amaç doğrultusunda yönlendirilerek gerekli ölçülerde yardımlaşmalarına işbirliği denir.

İşbirliği işletmede amir ( yönetici) tarafından sağlanır.



YÖNETİCİ
Yönetici :Belli bir amaca ulaşabilmek için insanların faaliyetlerini planlayan, örgütleyen, düzenleyen, yöneten ve kontrol eden kişidir.

Daha basit bir anlatımla ; Amir, başkalarını idare eden, başkalarından sorumlu olan kişidir.

Tanımından da anlaşıldığı gibi karar verme ve alınan kararın sonuçlandırılmasını sağlama belli bir yönetim şeması içinde amire aittir.

Karar ; Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen yargı dır. Bu yargı iş ilişkileri içinde amire aittir. Karar verme ; Kararın doğru olması, hızlı olması , kararı uygulayacak kişilere mesajın doğru verilmesi ilkelerini beraberinde getirir.

Aynı şekilde verilen kararların verilen kararlara ait iş ve eylemlerin takibi de Amire aittir.



Kontrol ; İşin doğru ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığını incelemektir. Kontrol (Denetleme) iki aşamada yapılır

1 – Önleyici denetim,

2 – Düzeltici denetimdir.

İşletmecilikte amirlerin kontrollerine ait genel ölçüler vardır. Buna göre bir amirin kontrol edeceği insan sayısı sınırlıdır. Yönetilecek insan sayısı arttığı ölçüde yönetim zorlaşır.

Konuyu açarsak ; Bir amirin emrinde bir adam varsa o adam zor durumda kalır. Çünkü amir bütün işi o adama yükleyecektir. Amirin emrinde iki adam varsa durum biraz düzelebilir ancak istenilen sonuç alınmaz. Bir amirin emrinde en az üç en çok yedi adam bulunması en normalidir. Bu durumda bir organizasyon şeması çizilerek çalışmalar yürütülür. İş yerinde çalışan dolayısıyla ilişki içinde olan insanların sayısı ne olursa olsun, yönetimin bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikler ;
YÖNETİMİN ÖZELLİKLERİ
1 – İnsancıl özellik ; Yöneten ve yönetilen insandır,

2 – Grup özelliği ; Bir kişinin olduğu yerde ilişki söz konusu değildir, dolayısıyla iş yerinde yöneten ve yönetilenler vardır.

3 – Amaç özelliği ; Yöneten ve yönetilenlerin ardından koşacakları, erişmek istedikleri bir hedeflerinin olması gerekir. İşbirliği özelliği amaç özelliğinin bir parçasıdır.

4 – Basamaksal özellik ; Bir iş yerinde yöneten ve yönetilenler bir hiyerarşi içinde faaliyet gösterir.

5 – Demokratik özellik ; İş ve insan ilişkileri insan onuruna yakışır şekilde yürütülmelidir.Bu ilişkilerde insanı hayvan veya araç yerine koymak başarısızlık getirir.

6 –Haberleşmeye dayanma özelliği ; İş ilişkilerinde haberleşme sürekli bilgi alış verişi anlamına gelir. Bu da iş ilişkilerinde başarı getiren bir unsurdur.

7 – Akılcılık özelliği ; Akılcılık amaca en kısa yoldan ulaşma yöntemidir.Bazen akılcı olmadan da amaca ulaşılabilir ama maddi manevi yönden pahalıya mal olur. Bu nedenle iş ve insan ilişkilerinde akılcılık esas alınmalıdır.

8 – İş ve insan ilişkilerinin sanat olması özelliği ; Yönetimin bilim ve sanat gibi iki ayrı özelliği vardır. Bazı okullara gidilerek yönetici olunabilir, bazı insanlar da doğuştan yöneticidir. Kendilerinde yöneticilik vasfı olmayan insanlar okumakla iyi yönetici olamazlar.İyi yöneticinin bir özelliği de kendi kendini yetiştirmesidir. İyi bir yönetici takdir etmesini de ceza vermesini de bilir. Aldığı kararla ilgili olarak çevresini kendisine inandırır. İş ilişkilerinin gerektirdiği disiplin konusunu kavga etmeden, saldırgan olmadan becerir.
Disiplin ; İş yerinde personelin önceden belirlenmiş olan düzenleyici kurallara uymasıdır.
YÖNETİCİNİN ÖZELLİKLERİ
Amirin önemli özelliklerinden biri de insanlarla özellikle çalışan personelle işbirliği içinde olması ve personelin birbiri ile işbirliği yapabilmesin sağlama maharetidir.

İnsanların duyguları çabuk incinir ve ferdi saygınlıkları kırılır. Bunun sonucunda işbirliğini kaybetme tehlikesi ortaya çıkar. Toplumda birlikte yaşama mecburiyeti, işletmede bir faaliyeti birlikte sonuçlandırma zorunluluğuna dönüşür .Bu nedenle iş ilişkileri insan ilişkilenin bir parçası olmakla beraber daha üst seviyede bir ilişkiyi ifade eder.Bundan dolayı iş ilişkisindeki bireyin faaliyet alanı ile ilgili bir kişi olması gerekir.

Bu nedenle, özellikle yöneticilerin işle ilgili insan ilişkilerini düzenleyebilmek, işbirliğini olumlu etkilemek için basit bazı kurallara uyması gerekir .

Bir yöneticinin sahip olması gereken özellikleri kısaca :



Saygı, Zeka, Sorumluluk, Cesaret, Kişiliktir.

İŞBİRLİĞİNİ OLUMSUZ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1 – Çok fazla etki edici ve baskıcı olmak,

2 – Tartışmacı olmak,

3 – Eleştirici olmak,

4 – Mesuliyeti başkalarına yüklemek,

5 – Saldırgan olmak,

6 – Sürekli şekilde şakalar yapmak,

7 – Alaycı olmak,

8 – Başkalarına önem vermemek,

9 – Dedikodu yapmak,

10 – Hoş olmayan görevleri aldatarak başkasına yüklemek,

11 – Cesaret kırmak.

Yukarıda yazılı hususlar çoğaltılabilir bunlar ve benzerleri amirlerin yani yöneticilerin iş görenlerine, iş arkadaşlarına, müşterilerine karşı dikkat etmeleri gereken konulardır.


İŞBİRLİĞİNİ OLUMLU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

İşbirliğini sağlayabilen iyi bir yönetici :



1 – Zorlama yerine liderlik yapar,

2 – Çevresinin örnek alması için işbirliğini önce kendisi yapar,

3 – Çevresindekilerin ferdi saygınlığına önem verir.

4 – Çevresindeki insanların özel problemlerine ilgisiz kalmaz,

5 – İş ve hayat konularında kimsenin cesaretini kırmaz.

PROBLEM ÇÖZME



Problem : İş hayatında ve günlük hayatta bireyi veya grubu , fikri ve zihni yönden rahatsız eden her durum problemdir.

Problemler iş ve günlük hayatımızın arasına girerek, gereksiz yere üzüntüye sıkıntıya hatta paniğe kapılmamıza neden olurlar. Mutluluk ve zaman insan için önemli iki kavramdır. Problemler zamanımızın boşa harcanmasına mutluluğumuzun zedelenmesine neden olurlar. Oysa ki yaşanan zaman yarından gelir,düne akıp gider.Tekrar yaşanmaz, tasarruf edilemez.Mutluluk da zamanın içinde yaşanır. yarın mutlu olacağım umuduyla yaşamak yaşanan an içindeki mutluluğu kaybetmiş olmak anlamındadır.Ve olan ( geçmiş) olaylar için üzülmek, tartışmak, kişinin kendisini ve çevresini mutlu etmeye yaramaz, tersine bize lazım olan zaman ve mutluluğun bir kısmını daha alır götürür.

Bu nedenlerle amirin, yöneticinin diğer bir deyişle ustanın, iş yerinde zamanı çalacak ve ahengi bozacak bütün faktörleri önceden göz önünde bulundurması doğabilecek problemlere ait tedbirleri düşünmesi gerekir.

Bu şekilde davranmak elbette bütün problemleri yok etmez. Ancak bu çalışmalarla problemlerin sayısı ve ağırlığı azaltılmış olur.


PROBLEM BELİRTİLERİ



1- Dalgınlık,

2 – Unutkanlık,

3 – Aşırı sigara, içki,

4 – Sert hareketler ve davranışlar,

5 – Uykusuzluk,

6 – İşe geç kalmak,

7 – Devamsızlık,

8 – Personelin ilgili konularındaki eğitim yetersizliği,

9 – İş güvenliği kurallarına uymamak,

10 –Makine, takım araç-gereç ve malzeme yetersizliği.
Yukarıda yazılı problem belirtilerinin bir kısmi insan ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi,üretim ya da iş faaliyeti devam ederken hizmet içinde eğitim yapılması, iş güvenliği kurallarına önem vermek, iş yeri teknik şartlarının zorlanarak dahi olsa daha iyi hale getirilmesi yani re organizasyon ( yeniden düzenleme ) ve rehabilitasyonla ( iyileştirme) mümkündür.

Bütün bunların yanında , kişilerin yetişme tarzları, kültür düzeyleri iş ve insan ilişkilerini etkiler. Bir düşünür ; Dünyamızı tuvalete çeviren, sempati ve antipatilerimizdir, diyor. (hoşlandığımız ve hoşlanmadığımız şeyler) Bunlarla dünyamızı çirkinleştirmek de güzelleştirmek de elimizdedir. Zor da olsa görevimiz güzeli tercih etmektir.

Yüklə 69,38 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə