Okulöncesi EĞİTİMİ almiş ve almamiş İLKÖĞretiM 1



Yüklə 147,39 Kb.
tarix17.11.2017
ölçüsü147,39 Kb.


OKULÖNCESİ EĞİTİMİ ALMIŞ VE ALMAMIŞ İLKÖĞRETİM 1.SINIF ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
The evaulation of the first grade primary school students’s success who have preschool education and who haven’t.

ÖZET
Problem Durumu: Okulöncesi dönem, öğrenmenin en yoğun olduğu, 0–6 yaş (0–72 ay) çocuklarını kapsayan bir dönemdir. Okulöncesi eğitim kurumları, bu kritik dönemde çocuğun eğitimini üstlenmektir. Okul öncesi eğitimi, çocukların sağlıklı ve düzenli fiziksel koşullar içinde, temel bilgi ve becerilerini kazanmalarını ve kendilerini keşfedip yeteneklerini geliştirebilmelerini amaçlanmaktadır. Bu araştırma okul öncesi eğitimi alan öğrencilerle almayan öğrencilerin arasındaki farkları göstermektedir.

Araştırmanın Amacı: Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitimi almış öğrencilerle almamış öğrencilerin başarılarının belirlenmesi.

Yöntem: Araştırmada veriler araştırmacı tarafından hazırlanan öğretmen görüşme formu yoluyla toplanmıştır. Açık uçlu 5 sorudan oluşan görüşme formu ile toplanan verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2008–2009 eğitim öğretim yılında, Hatay’daki tüm ilköğretim okullarının 1.sınıfları oluşturmaktadır. Örneklem ise evrenin %50’si alınarak 20 ilköğretim okulu olarak belirlenmiştir. Bu okulların içerisinden de her okuldan 2 öğretmen örnekleme alınmıştır.

Bulgular ve Yorumları: İlköğretim 1. sınıf öğretmenlerine, okul öncesi eğitimi almış öğrencileri ile almamış öğrencilerinin başarıları arasındaki farkı belirleyecek akademik başarı, öğretmen iletişimi, arkadaş iletişimi, sınıf kuralları, sosyal beceri, Türkçeyi doğru ve etkili kullanma konularından oluşan açık uçlu 5 sorudan oluşan görüşme anketi soruları yöneltilmiş ve öğretmenlerin verdikleri cevaplar değerlendirilmiştir. Sonuçta; okul öncesi eğitimi alan öğrencilerin başarıları bu eğitimi almayan öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır.
Anahtar Kelimeler: Okulöncesi Eğitim, Anaokulları, Öğretmen Görüşleri

ABSTRACT
State of the Problem: The preschool period is a period which covers 0-6 aged children(0-72 months) whose learning is upmost.Preschool education institutions undertake the education of children in this critical period.The preschool education aims at children's gaining basic knowledge and abilities in a healthy and systematic environment and improving their own abilities by self discovery. This research depicts the differences between the children who have had preschool education and who have not.

Aim of the Research: Aim of this research is determination and comparison of success of the students who have had preschool education and who have not.

Method: The data in this research have been collected via a teacher interview form prepared by the researcher. The content analysis method has been used for the analysis of the data collected through the interview form consisting of 5 open-ended questions.The universe of the research includes the first grades of all primary schools in Hatay, in 2008-2009 education year. However, the sample has been determined as 20 primary schools, which is 50 per cent of this research universe. 2 teachers from each of these schools have been included to the sample.

Findings and Results: Interview survey questions, which consist of 5 open-ended questions including the subjects of academic success, teacher interaction, friend interaction, class rules, social ability, using Turkish truly and effectively that will indicate the difference between the students who have had preschool education and who have not, have been directed to the first grade teachers of primary schools and answers given by the teachers have been evaluated, consequently; it has been clear that success of the students who have had preschool education has been higher compared to the students who have not had.
Key Words: Preschool Education, Nursery Schools, Teacher Opinions

1. GİRİŞ

Okulöncesi dönem, öğrenmenin en yoğun olduğu, temel alışkanlıkların kazanıldığı ve bilişsel yeteneklerin hızlı gelişip biçimlendiği 0–6 yaş (0–72 ay) çocuklarını kapsayan bir dönemdir. Bu dönem çocuğunun eğitimini üstlenen okulöncesi eğitim kurumları, bebeklerin/çocukların gelişimlerini, sağlıklı ve düzenli fiziksel koşullar içinde, toplumsal/kültürel açıdan en doğru biçimde yönlendiren, onlarda sağlam bir kişiliğin, sosyal duyarlılığın ve yaratıcı zekânın temellerini atan, uzman eğitimci kadroya sahip, temel işlevinin eğitim olması amaçlanan kuruluşlardır (Ömeroğlu, 2000; Poyraz ve Dere, 2003).

Okulöncesi kurumları, çocukların sözel faaliyetlerine önem veren ve onlara hareket imkânı sağlayan kurumlar olmalıdırlar. Bu kurumlarda renk, sayı ve kavramlar çocuğun düşüncesine uygun bir biçimde somuta indirgenerek verilir. Çocuk, en iyi ve örgütlü oyun ortamını okulöncesi eğitim kurumlarında bulur. Böyle özgür ve duyguların rahatlıkla ifade edildiği ortamda da çocuğun gizil güçleri kolayca ortaya çıkar (Yavuzer, 1995, s.152). Bu dönemde çocuğa sağlanacak deneyimlerle kazanacağı bilgi, beceri ve alışkanlıklar, onun sonraki öğrenim yaşamının yanı sıra sosyal ve duygusal yaşamını da biçimlendirecek güçtedir. Nitekim yapılan bilimsel araştırmalar ile çağdaş eğitim alanındaki uygulamalar, nitelikli, sağlıklı ve istenen davranışlara sahip bireyleri yetiştirmek için eğitime erken yaşlarda başlanması gereğini ortaya koymuştur (Zembat, R,1994). Son yıllarda yapılan araştırmalar altı yaşına kadar çocukların belirli bir düzeyde sosyal becerileri edinemedikleri takdirde hayatları boyunca risk altında olma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir (Parker ve Asher, 1987; Cartledge ve Milburn, 1980; Hops, 1983; Cartledge ve Milburn, 1986; Worzbyt ve O’Rourke, 1989; Katz ve McClellan, 1997; Merrell ve Gimpel, 1998).


    1. Okul Öncesi Eğitimin Tanımı

Aral ve arkadaşları (2000), okul öncesi eğitimi, çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli roller oynayan; bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihinsel ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, ailelerde ve kurumlarda verilen eğitimle kişiliğin şekillendiği gelişim ve eğitim süreci olarak tanımlamışlardır.

Gürkan (1988), ise okul öncesi eğitimi, “0–6 yaşlarındaki çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönlerden gelişmelerini, sistemli bir ortam içinde daha iyi sağlayan, yeteneklerinin gelişmesine yardım eden, onları ilköğretime hazırlayan ve temel eğitim bütünlüğü içinde yer alan bir eğitimdir” diye tanımlamıştır.

Dirim (2004), ise okul öncesi eğitimi, “Doğumdan ilköğretim yıllarına kadar çocuğun kişisel özelliklerine, gelişim düzeyine uygun; çocuğa zengin ve çeşitli uyarıcı olanaklar sağlayarak temel bilgi ve beceriler kazandıran; toplumun kültürel ve sosyal değerleri doğrultusunda onu en iyi şekilde yönlendiren düzenli ve sistemli bir eğitim sürecidir.” şeklinde tanımlamıştır.

Yılmaz (2003)’ a göre okul öncesi eğitim, 0–72 aylık çocukların, tüm gelişimlerini, toplumun kültürel değerleri doğrultusunda yönlendiren; duygularının gelişimini ve algılama gücünü artırarak akıl yürütme sürecinde ona yardımcı olan ve yaratıcılığını geliştiren; kendini ifade etmesini ve öz denetimlerini kazanmasını sağlayan, sistemli bir eğitim sürecidir.

M.E.B. (1998)’na göre okul öncesi eğitim; 0-6 yaş çocukların bireysel özelliklerine ve gelişim düzeylerine uygun, zengin uyarıcı ve çevre imkanlarını sağlayan; onların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişimlerini, toplumun kültürel değerleri ve özellikleri doğrultusunda en iyi biçimde yönlendiren, bilinçli ve sistemli bir eğitim sürecidir.

Bütün bu tanımlardan da anlaşılacağı gibi okul öncesi eğitim, doğumdan ilköğretim yıllarına kadar yani bireyin sadece zihinsel değil fiziksel ve fizyolojik olarak gelişmesinin en yoğun ve hızlı olduğu dönemleri kapsayan, çocukların temel bilgi ve becerilerini kazanmalarını sağlayan aynı zamanda onların bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal açıdan gelişimlerini destekleyen bir eğitim sürecidir.
1.2. Okul Öncesi Eğitimin Önemi
0-72 aylar arasını kapsayan okulöncesi dönem yılları; bilişsel, sosyal –duygusal, psikomotor ve dil gelişiminin hızlı olması, bilgi, beceri ve alışkanlıkların kazanılması açısından yaşamın en kritik dönemlerinden biridir. Çocukların bu dönemde edindiği tüm bilgi, beceri ve alışkanlıklar yaşantısını etkileyecek güçtedir. Bu bağlamda okulöncesi eğitim, tüm eğitim basamaklarının temelini oluşturur. Okul öncesi dönemde çocukların aldığı eğitimin, gelecek yaşamlarındaki sosyal beceri ve akademik başarıları edinme bağlamında önemi büyüktür (Zigler ve Muenchow, 1992; akt. Niles,2004:1).Okul öncesi eğitim döneminde yapılan küçük hatalar çocukların ileriki yaşamlarında önü kesilemez problemlere yol açabileceği gibi bu kritik dönemde okul öncesi eğitimi ile çocukların ileriki yaşamlarındaki yapacakları yararlı işlerin tohumları atılmaktadır.

Schultz (2000) , erken çocukluk eğitim programlarının çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine katkıda bulunmasının yanında ruh sağlığını da olumlu yönde etkilediğini belirtmiştir. Bunların yanı sıra, erken çocukluk eğitimi araştırmacılarından Currie, Reynolds, Karoly, Barnett ve Van Uzendoom erken çocukluk eğitim programlarının çocuğun bilişsel gelişimine ve akademik başarısına katkısı olduğunu ortaya koymuşlardır ( Niles, 2004:2). Duffy’ e (1998) göre, insan gelişiminin yüzde sekseni bu yıllarda tamamlandığı için, okulöncesi eğitimin öneminin çok önemli olduğu ve geleceğimizi inşa etmede en önemli yapı taşı olduğu söylenebilir. Driessen’e (2000) göre; okul öncesi eğitim sayesinde sosyoekonomik açıdan dezavantajlı çocuğun sosyal-psikolojik, bilişsel gelişimindeki gecikmeler önlenmektedir. Okul öncesi eğitim sayesinde çocuklar okul öncesi eğitimin fiziksel ve sosyal yapısından yararlanarak yüksek motivasyonla ve zevkle eğitimini sürdürmekte ve bunun sonucunda da ruhsal açıdan olumlu bir gelişme göstermektedir.

Çocuğun öğrenme yeteneklerinde görülen düzensizliklerin nedenini öğrenmek ve bunların düzeltilerek ilköğretime başlamadan giderilmesinde okulöncesi eğitim yardımcı olmaktadır (Wechselberg ve Puyn, 1993: 289). Bu sürecin sonunda eğitim alan öğrenci ilköğretime hazır hale gelmiş olur ve eğitim ve öğrenme sürecinde yeteneklerini daha da geliştirmiş ya da hatalarını düzeltmiş olarak ilköğretime girmiş olur.

Okulöncesi eğitimin amaçları (MEB, 2004), Türk Millî Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak;



  1. Çocukların; Atatürk, vatan, millet, bayrak, aile ve insan sevgisini benimseyen, millî ve manevi değerlere bağlı, kendine güvenen, çevresiyle iyi iletişim kurabilen, dürüst, ilkeli, çağdaş düşünceli, hak ve sorumluluklarını bilen, saygılı ve kültürel çeşitlilik içinde hoşgörülü bireyler olarak yetişmelerine temel hazırlamak amacıyla çaba göstermek,

  2. Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,

  3. Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamak,

  4. Çocuklara sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma gibi davranışları kazandırmak,

  5. Çocuklara hayal güçlerini, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerini, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışlarını kazandırmak,

  6. Çocukları ilköğretime hazırlamaktır.

    1. Problem Durumu

İlk ve en iyi öğretmenin, anne olduğu bir gerçektir. Ancak, anne-baba ne kadar kültürlü, çevre ne kadar elverişli olursa olsun, çocuğun okulöncesinde muhtaç olduğu eğitimin okuldan uzak bir ortamda, yeterince verilebileceği söylenemez. Çünkü okulun taşıdığı bazı özellikleri ailede bulmamız mümkün değildir. İnsan hayatının en önemli dönemi olduğuna inanılan okulöncesi döneminde, çocukların yaşadıkları, yetiştikleri ve büyüdükleri ortam çok önemlidir. Çocuk ailesinden bekleneni alamıyor, çevresi de çocuğa bekleneni veremiyorsa ve çocuk okulöncesi eğitim kurumundan da yoksun ise o çocuğun yetişmesinde ve gelişmesinde büyük eksiklikler meydana gelir. Böyle bir ortamda çocuğun sağlıklı ve normal bir insan olarak yetişmesi güçtür ve tamamen tesadüflere kalmıştır (Yangın,1991, s:9).

Doğumdan itibaren annesi ve ailedeki diğer bireylerle duygusal ve sosyal iletişim içinde olan çocuk, üç yaşına doğru diğer çocuklarla birlikte olma, oynama ihtiyacı duymaya başlar. Bu ihtiyacı giderecek ortam da okulöncesi eğitim kurumudur (Dirim, 2004, s:8). Okulöncesi devresinde çevresel koşulların yetersizliğinden dolayı anaokuluna gidemeyen çocuklar, daha sonraki öğrenmelerinde olumsuz yönden etkilenirler. Kısaca çocuklar kendilerine sunulan öğrenme olanaklarından eşit bir şekilde yararlanamazlar. Böylece anayasada kabul edilen eğitim olanaklarından yararlanmada fırsat eşitliği ilkesi daha temel eğitime başlamadan zedelenmiş olur. Bu nedenle anaokulu tüm çocuklara sunulmalıdır. Eşit eğitim olanaklarından yararlanabilmek için, anaokulu tüm çocukların hakkıdır (Ülgen, G ve Fidan, E,1992, s.192).

Yapılan araştırmalar, çocukluk yıllarında kazanılan davranışların büyük bir kısmının yetişkinlikte bireyin, kişilik yapısı, tavır, alışkanlı, inanç ve değer yargılarını biçimlendirdiğini göstermektedir. Bu konuda yapılan bazı araştırmaların sonuçları şöyle özetlenebilir (Fidan, 1977, s.18;Oğuzkan ve Oral, 1987,s.7; Gürkan, 2000,s.8; Poyraz ve Dere, 2001,s.17).



  • İnsan, beyninin ve beyin hücrelerinin büyük bir kısmı oluşmuş biçimde dünyaya gelmektedir. Altı yaşına kadar da hücreler arası sinir bağlantılarının oluşumu devam etmektedir. Bu nedenle, erken yaşlarda karmaşık algılama ve fiziksel deneyimler için olanaklar sağlamak, ileriki yaşlardaki öğrenme becerilerinin gelişimini olumlu yönde etkilemektedir.

  • Gelişim açısından insan yaşamının ilk yıllarında kritik dönemler bulunmaktadır. Temel bilgi ve becerilerin, bu kritik dönemlerde zengin deneyimlerle kazandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde zamanında öğrenilmeyen bilgi ve becerilerin ileriki yaşlarda öğrenilmesinde istenilen düzeye ulaşılamamaktadır. Örneğin; çocuğun dil gelişimi ve eğitimi açısından okulöncesi eğitimi çağı kritik bir dönemdir. Çocuğun ergenlik döneminde ulaştığı okuma düzeyi ve sözcük dağarcığının yaklaşık %50’si dokuz yaşına kadar oluşmaktadır.

  • Okulöncesi eğitimin öğrenme yeteneği ve akademik başarı üzerinde de olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır. Okulöncesi eğitimin uzun dönemli etkilerine bakıldığında, okul başarısızlığını ve sınıf tekrarını azaltmanın yanı sıra, okula devamı ve iş gücünü artırdığı, ergenlik suç oranını ve erken yaştaki hamilelikleri de azalttığı gözlenmektedir.

  • Bloom’un yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre,17 yaşına kadar olan zihinsel gelişimin %50’si dört yaşına kadar oluşmaktadır. Dört ile sekiz yaş arasında %30’u, sekiz-on yedi yaş arasında ise %20’sinin kazanıldığı ileri sürülmektedir. 18 yaşına kadar gösterilen okul başarısının %33’ü okulöncesi yıllarda gösterilen başarı ile açıklanabilmektedir.

Görüldüğü gibi çocukların kişiliklerinin oluşumu yaşamın ilk yıllarında başlamakta, temel bilgi, beceri ve alışkanlıklar 0-6 yaşları arasında kazanılmaktadır. Bilgi, beceri ve alışkanlıkların temeli ailede atılmakta, okulöncesi eğitim kurumları da ailenin ilk yıllardaki bu rolüne katkıda bulunmaktadır. Tüm bu nedenlerle, çağdaş bir toplumun gerektirdiği, duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilen, girişimci, öz denetimli, kendisinin ve başkalarının haklarına saygılı, yeteneklerini kullanabilen, ruhsal ve bedensel özellikler yönünden sağlıklı bireyler yetiştirmek ancak okulöncesi dönem çocuklarının eğitimine gerekli önemi vermekle sağlanabilmektedir(Aral, Kandır ve Yaşar, 2000,s.13).

Fakat ülkemizde okulöncesi eğitime verilen önem AB ülkelerindeki okulöncesi eğitimi verilen önem kadar değildir. Son yıllarda yapılan bütün olumlu gelişmelere rağmen okul öncesi eğitimde okullaşma oranı çok düşük seviyelerdedir. Türkiye okulöncesi eğitimde geri planda kalmıştır. Avrupa ülkelerinde eğitime ilişkin plan program ve yatırımların temel hedeflerinde ve cazibe merkezlerinin okulöncesi eğitim merkezlerinin oluşturduğu bilinmekte. Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin birçoğunda okulöncesi eğitimin okullaşma oranı yüzde 100’dür (EURYDICE, 2005a). 2008-2009 eğitim öğretim yılında okulöncesi eğitim okullaşma oranı yüzde 33’tür.2013 yılına kadar tamamlanması gereken hedef %100 olarak belirlenmiştir (MEB, 2009). Fakat bunun için de yeterli maddi kaynak, toplum bilinci ve öğretmen gerekmektedir.



1.4. Problem Cümlesi

Okulöncesi eğitimi almış öğrencilerin davranışları ile almamış öğrencilerin davranışları arasında bir farklılık var mıdır?



1.5. Alt Problemler

  1. Okulöncesi eğitimi almış ve almamış öğrencilerin akademik başarıları arasında fark var mıdır?

  2. Okulöncesi eğitimi almış ve almamış öğrencilerin öğretmenle iletişimleri arasında fark var mıdır?

  3. Okulöncesi eğitimi almış ve almamış öğrencilerin arkadaşları ile iletişimleri arasında fark var mıdır?

  4. Okulöncesi eğitimi almış öğrencilerin temel becerileri arasında fark var mıdır?

1.6. Araştırmanın Amacı

Bu araştırmada, ilköğretim 1.kademe 1. Sınıf öğretmenlerine yönelik hazırlanmış olan “öğretmen görüşme formu” kullanılarak okulöncesi eğitimini almış ve almamış 1. Sınıf öğrencilerinin akademik başarı, temel beceri, iletişim ve diğer bazı özellikleri arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi amaçlanmıştır.



1.7. Araştırmanın Alt Amaçları

  1. Okulöncesi eğitimi almış ve almamış öğrenciler arasında akademik başarıları arasında farkın belirlenmesi,

  2. Okulöncesi eğitimi almış ve almamış öğrencilerin öğretmenle iletişimlerinin arasındaki farkın belirlenmesi,

  3. Okulöncesi eğitimi almış ve almamış öğrencilerin arkadaşları ile iletişimleri arasındaki farkın belirlenmesi,

  4. Okulöncesi eğitimi almış ve almamış öğrencilerin temel becerileri arasındaki farkın belirlenmesi.

1.8. Araştırmanın Önemi ve Gerekçesi

Okulöncesi dönem, çocuğun hem o yıllar hem de ileriki gelişimi için kritik bir dönemdir. İnsan hayatını belli yaş dönemlerine ayırarak inceleyen araştırmalar, okulöncesi yıllarda, tüm gelişim alanlarında gelecek için temel oluşturacak niteliklerin kazanıldığını göstermektedir (Oğuzkan, 1996,s.7). Temel bilgi, beceri ve alışkanlıkların kazanıldığı bu kritik yıllarda, eğitim tesadüflere bırakılmamalıdır. Belirlenen amaçlara yönelik hazırlanan program dahilinde eğitim ve öğretim çalışmaları daha özenle yapılmalı ve çocuğun sağlıklı bir birey haline gelmesinde bir yapı taşı niteliğinde olan okulöncesi eğitime daha fazla önem verilmesi gerektiği düşünülmüştür.


2. YÖNTEM
2.1. Araştırmanın Modeli, Evren ve Örneklem
Bu araştırma, genel tarama türlerinden betimsel araştırma modelidir. Araştırmanın evrenini Hatay il merkezindeki 2008-2009 eğitim öğretim yılında ilköğretim okullarında görev yapan ilköğretim 1.kademe 1.sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem ise, Hatay il merkezinden bütün ilköğretim okullarının %50’si olan 20 ilköğretim okulu olarak belirlenmiştir. Örneklem seçilirken random yöntemi kullanılmıştır. Bu okullardan da her okulda 2 öğretmen olmak üzere toplam 40 öğretmen örnekleme alınmıştır.
2.2. Veri Toplama Aracı ve Verilerin Toplanması
Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış öğretmen görüşme formu hazırlanmıştır. Toplam açık uçlu 5 sorudan oluşan bu form, MEB’in okulöncesi eğitim amaçları doğrultusunda soru havuzu oluşturularak MKÜ Eğitim Fakültesi Öğretim üyelerine ve ilköğretimde görev yapan öğretmenlere sunulmuştur. Gelen eleştiriler ve öneriler doğrultusunda gerekli düzenlemeler yapılarak görüşme formu son halini almıştır. Verilerin toplanması sırasında öğretmenlerle yüz yüze görüşmeler yapılarak görüşme formu sorularına verdikleri cevaplar araştırmacı tarafından kaydedilmiştir. Örnekleme alınan okullar araştırmacının kolay ulaşabileceği uygun örnekleme yöntemi ile seçildiği için, örneklemdeki bütün okullar ziyaret edilmiş ve görüşme formları yerinde doldurulmuştur.
2.3. Verilerin Çözümlenmesi
Örneklemde bulunan öğretmenlerden görüşme formu vasıtasıyla toplanan nitel veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Değerlendirme sırasında her görüşme formunun birinci sorularına verilen cevaplar tek tek okunmuş ve her formdan soruya ilişkin ifadeleri gösteren cümleler çıkarılmıştır. Bu cümleler daha sonra değerlendirilerek daha anlaşılır olması için benzer cümleler birleştirilmiş ve anlamını bozmadan bazı ifadeler değiştirilmiştir. Daha sonra frekansları belirlenerek tablolaştırılmıştır. Her formda birden fazla görüş bulunduğundan ve her görüş bir frekans olarak değerlendirildiğinden dolayı toplam frekans örneklem sayısından fazla çıkmıştır.

3.BULGULAR
Okul öncesi eğitimi almış öğrencilerle almamış öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesini amaçlayan araştırma verilerinin çözümlenmesinden sonra elde edilen bulgular şu şekildedir;

Tablo 1. Okulöncesi Eğitimi Almış ve Almamış Öğrencilerin Akademik Başarıları Hakkında Öğretmen Görüşleri




Öğretmen Görüşleri

Frekans

1

Akademik başarıları arasında fark vardır.

39

2

Okulöncesi eğitim alan öğrencilerin notları daha yüksektir.

30

3

Okulöncesi eğitim alan öğrenciler daha çabuk ve iyi kavrıyor.

18

4

Okulöncesi eğitim alan öğrencilerin derslere hazır olma düzeyleri daha yüksektir.

5

5

Okulöncesi eğitim almayanlar daha yavaş öğreniyor.

3

6

Okulöncesi eğitim alanlar öğrenmeye daha isteklidir.

2

7

Okulöncesi eğitim almayanlar daha geç kavrıyor.

2

8

Akademik başarıları arasında fark yoktur.

1

9

Okulöncesi eğitim alanlar öğrenmeye daha istekli ve hazır oluyorlar.

1

10

Okula ilk başladığında fark oluyor.

1

11

Okulöncesi eğitim almayan öğrenciler okuldan korktuğu için derslerden de korkuyor bu yüzden başarısız olabiliyorlar

1
Tablo 1’e göre okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrencilerin akademik başarıları arasında farkın olduğu öğretmenlerin neredeyse tamamı tarafından belirtilmektedir (f=39). Bu farkın okulöncesi eğitim almış öğrencilerin lehine olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin çoğu, okulöncesi eğitim almış öğrencilerin notlarının diğerlerine oranla daha yüksek olduğu (f=30), bir takım öğretmenler ise okulöncesi eğitim almışların kavrama yeteneğinin daha çabuk ve hızlı olduğu (f=18) yönünde görüş bildirmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşleri dikkate alındığında okulöncesi eğitim almış öğrencilerin derslerdeki başarıları diğerlerine nazaran olumlu yöndedir. Aynı öğretmenler okulöncesi eğitim almamışlar hakkında ise daha yavaş öğrendiklerini (f=3), dersleri geç kavradıklarını (f=2) ve ilk günlerde okul ortamına alışamadıkları için bir korkunun oluştuğunu ve bu korkunun derslerde de görüldüğünü bu yüzden de başarısız olabildiklerini (f=1) belirtmişlerdir.
Tablo 2. Okulöncesi Eğitimi Almış ve Almamış Öğrencilerin Öğretmenleriyle İletişimleri Konusunda Öğretmen Görüşleri

Sıra

Öğretmen Görüşleri

Frekans

1

Öğrencilerin öğretmenleriyle iletişimleri arasında fark vardır.

33

2

Okulöncesi eğitim almışlar kendilerini öğretmelere karşı daha rahat ve açık ifade ediyorlar.

25

3

Okulöncesi eğitim almamış öğrenciler çekingen ve utangaç davranıyorlar.

9

4

Okulöncesi eğitim almışlar konuşurken nezaket kurallarına daha duyarlıdır.

5

5

Öğretmelerle iletişimleri öğretmenin tutumuna bağlıdır.

3

6

Okulöncesi eğitim almışlarda öğretmen korkusu olmuyor.

3

7

Okulöncesi eğitim almışlar öğretmenle daha samimi oluyor.

2

8

Okulöncesi eğitim almışlar öğretmene daha çok soru soruyor.

2

9

Okulöncesi eğitim almışlar söz alarak konuşuyor.

1

10

Okulöncesi eğitim almışların okula adaptasyonu daha kolay oluyor.

1

Tablo 2 incelendiğinde okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrencilerin öğretmenleriyle iletişimleri konusunda fark olduğu öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından dile getirilmektedir (f=33). Buradaki farkın eğitim almışlar lehine olduğu öğretmenlerin diğer görüşleriyle örtüşmektedir. Öğretmenler, okulöncesi eğitim almış öğrencilerin kendilerini daha rahat ve açık bir şekilde ifade ettiklerini (f=25), almamışların ise çekingen ve utangaç davrandıklarını (f=9) belirtmektedirler. Bazı öğretmenler ise öğrencilerin öğretmenlerle iletişimlerinin öğretmenlerin tutumlarına bağlamaktadırlar (f=3). Ayrıca okulöncesi eğitim almış öğrencilerin nezaket kurallarına diğer öğrencilere oranla daha duyarlı olduklarını (f=5) belirtmektedirler.

Tablo 3. Okulöncesi Eğitimi Almış ve Almamış Öğrencilerin Arkadaşlarıyla İletişimleri Konusunda Öğretmen Görüşleri

Sıra

Öğretmen Görüşleri

Frekans

1

Öğrencilerin arkadaşlarıyla iletişimleri arasında fark vardır.

39

2

Eğitim almış öğrenciler daha rahat iletişim kuruyorlar.

14

3

Eğitim almışlar sosyal aktivitelere çekinmeden katılıyor.

7

4

Eğitim almışlar daha paylaşımcıdır.

7

5

Eğitim almamışlar içe kapanıktır.

7

6

Eğitim almışların liderlik vasıfları daha baskındır.

5

7

Eğitim almışlar yardım severdir.

3

8

Eğitim almışlar almamışları dışlayabiliyor.

2

9

Eğitim almışlar arkadaşlarını birbirlerine düşürüyor.

2

10

Eğitim almamışlar daha kavgacı oluyor.

2

11

Arkadaşlarıyla iletişimleri arasında fark yoktur.

1

12

Arkadaşlarıyla ilişkileri çevre ve öğretmene bağlıdır.

1

Tablo 3 incelendiğinde okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrenciler arasında arkadaşlarıyla iletişimleri konusunda farkın olduğu öğretmen görüşleriyle ortaya çıkmış (f=39) ve farkın eğitim almışlar lehine olduğu öğretmen görüşleriyle belirtilmiştir. Bu görüşlere örnek olarak eğitim almışların diğerlerine oranla daha rahat iletişim kurdukları(f=14), sosyal aktivitelere çekinmeden katıldıkları (f=7), daha paylaşımcı oldukları (f=7), liderlik vasıflarının daha baskın olduğu(f=5), almamışların ise içe kapanık oldukları (f=7) öğretmenler tarafından belirtilmektedir. Fakat bazı öğretmenler aksi durumdan da bahsetmektedir. Mesela eğitim almış öğrencilerin arkadaşlarını birbirine düşürdükleri (f=2) ve almamışları ortamdan dışlayabildikleri (f=2) öğretmenler tarafından belirtilmiştir.



Tablo 4. Okulöncesi Eğitimi Almış ve Almamış Öğrencilerin Temel becerileri (eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme) Hakkında Öğretmen Görüşleri


Sıra

Öğretmen Görüşleri

Frekans

1

Öğrencilerin temel beceriler yönünden birbirleri arasında fark vardır.

36

2

Eğitim almışların kendi başlarına iş yapabilme becerileri daha gelişmiştir.

10

3

Eğitim almışlar daha eleştirel düşünebiliyor.

8

4

Eğitim almışlar bir problem karşısında daha çabuk ve kolay çözüm üretebiliyor.

7

5

Eğitim almışlar sınıf içerisinde yeni ve özgün fikirlere sahip.

6

6

Eğitim almışlar canları sıkıldığında oyun üretebiliyorlar ya da öğrendiklerini uyguluyorlar

5

7

Eğitim almamışların kendilerine güvenleri daha az

5

8

Eğitim almışlar daha yaratıcı.

5

9

Eğitim almışlar daha girişimci.

4

10

Öğrenciler arsında belirgin bir fark göremedim.

4

11

Eğitim almamışlar problemleri kendileri aşamıyor öğretmene daha bağımlı oluyor

3

12

Eğitim almışların hayal dünyaları çok geniş.

2

13

Eğitim almışlar kendilerine daha çok güveniyor.

1

14

Eğitim almamışlar boş vakitlerini nasıl dolduracaklarını tam olarak bilmiyor.

1

Tablo 4’e göre okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrencilerin temel beceriler açısından aralarında fark olduğu (f=36) öğretmenler tarafından belirtilmektedir. Bu farkın eğitim almışlar lehine olduğu öğretmenlerin diğer görüşleriyle de desteklenmektedir. Örneğin okulöncesi eğitim almış öğrencilerin kendi başlarına iş yapabilme becerileri daha gelişmiş oldukları (f=10), diğerlerine oranla daha eleştirel düşündükleri (f=8), herhangi bir problemle karşılaştıklarında daha çabuk ve kolay çözüm ürettikleri (f=7), sınıf içerisinde orijinal fikirler ortaya kayabildikleri (f=6) ve daha yaratıcı oldukları (f=5) öğretmenler tarafından bildirilmiştir. Ayrıca eğitim almamış öğrencilerin kendilerine güvenlerinin az olması (f=5) ve herhangi bir probleme karşı öğretmene bağımlı olması (f=3) öğretmenlerin eğitim almamış öğrenciler hakkındaki görüşleri olarak ortaya çıkmıştır.



Tablo 5. Okulöncesi Eğitimi Almış ve Almamış Öğrenciler Hakkında Öğretmenlerin Diğer Görüşleri

Sıra

Öğretmen görüşleri

Frekans

1

Eğitim almışların kas sistemi daha gelişmiş olduğundan el becerileri daha gelişmiştir

40

2

Eğitim almışlar okul kurallarına daha fazla özen gösteriyor.

27

3

Eğitim almışlar Türkçeyi daha doğru ve etkili kullanıyorlar.

26

4

Eğitim almamışlar argo ve küfürlü konuşabiliyor.

4

5

Eğitim almışlarda disiplinsizlik görülebiliyor.

2

6

Eğitim almışlar problemler karşısında daha iyimser.

1

Tablo 5 incelendiğinde öğretmenlerin tamamı okulöncesi eğitim almış öğrencilerin el kaslarının diğerlerine oranla daha gelişmiş olduğunu söylemektedirler (f=40). Öğretmenler okulöncesi eğitim almış öğrencilerin daha olumlu tutum içinde olduklarını belirtmişlerdir. Mesela, eğitim almışlar okul kurallarına daha fazla özen gösteriyor (f=27) ve Türkçeyi daha etkili ve doğru kullanıyorlar (f=26) diye görüş bildirmişlerdir. Fakat eğitim almış öğrencilerin bazılarında disiplinsiz davranışların görüldüğünü de belirtmişlerdir. Ayrıca eğitim almamış öğrencilerin argo ve küfürlü konuşabildiği bazı öğretmenler tarafından belirtilmiştir.


4. SONUÇ VE TARTIŞMA
Araştırmada, okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrencilerin başarıları değerlendirilmeye çalışılmış ve aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. Bu araştırmada, okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrencilerin akademik başarıları arasında farkın olduğu öğretmen görüşleriyle ortaya çıkmıştır. Bu farkın okulöncesi eğitim almışların lehine olduğu ve okulöncesi eğitim almış öğrencilerin notlarının yüksek olduğu ve daha çabuk ve hızlı kavradıkları öğretmenler tarafından belirtilmektedir. Okulöncesi eğitimin çocuğu ilköğretime hazırlamak amacı göz önüne alındığında, okulöncesi eğitim almış öğrencilerin, ilköğretim 1. sınıfta kazandırılması gereken bilgi ve becerilerin temelini okulöncesinde almış olması olabilir. Çünkü okulöncesinden gelen öğrenciler hazır bulunuşluk düzeyi itibari ile ilköğretime daha hazır gelmektedir. Gürkan (1979) okul öncesi eğitimin çocuğun gelişimine etkileri konusunda yaptığı “ Okul Öncesi Eğitimin İlkokuldaki Etkileri” konulu araştırmasında, okul öncesi eğitim alan birinci sınıf öğrencilerinin okul öncesi eğitim almayan öğrencilere göre zihinsel gelişimlerinin daha üstün olduğunu belirtmiştir. Dağlı (2007)’nın yaptığı çalışmanın bulguları da bu sonucu destekler niteliktedir. Okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrencilerin Türkçe ve matematik dersleri akademik başarı puanları arasında anlamlı bir fark vardır ve bu fark aritmetik ortalamalara baktığımızda okulöncesi eğitim almışların lehinedir (Dağlı, 2007,67). Bazı öğretmenler ise okulöncesi eğitim almamış öğrencilerin daha yavaş öğrendiklerini belirtmişlerdir ve bu da yukarıdaki görüşü destekler niteliktedir.

Öğretmenlerin büyük çoğunluğu öğrenciler arasında öğretmeniyle iletişimi konusunda fark olduğunu belirtmişlerdir. Örneğin okulöncesi eğitim almış bir öğrencinin öğretmenlerine karşı kendilerini daha rahat ve açık ifade ettikleri ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni okulöncesi eğitim almış olan öğrencinin daha önceden öğretmen fobisini yenmiş olması olabilir. Çünkü öğretmenle daha önceden birçok aktivitede yer almış olması ona nasıl yaklaşması gerektiğini ve kendini nasıl ifade etmesi gerektiğini okulöncesi dönemde kazanmıştır. Okulöncesi eğitimi almamış öğrenci ise öğretmenlerine karşı daha çekingen ve utangaç davranmaktadır. Bunun nedeni bireyin aile ortamından bambaşka bir ortama girmesi, bu ortama alışması belli bir zaman alacaktır. Çünkü birey çoğunlukla kendi aile fertleriyle iletişim içerisindedir ve başkasına kendini ifade etmede zorluk yaşaması normal karşılanabilir. Erbay (2008)’ın yaptığı çalışma bu sonucu destekler niteliktedir. Erbay okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrencilerin duygulara yönelik bulgularında “duygularını ifade etme” becerisi eğitim almış öğrencilerde gelişmiş, almamış öğrencilerde ise az gelişmiş olarak ortaya çıkmıştır (Erbay,2008,55–56). Bazı öğretmenler de okulöncesi eğitim almış öğrencilerin diğerlerine oranla nezaket kurallarına duyarlı olduğu görüşünü belirtmişlerdir. Burada çocuğun okulöncesi eğitimde kazanması gereken ahlaki davranışları kazandığı sonucuna varılabilir.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamına yakını okulöncesi eğitim almış ve almamış öğrenciler arasında arkadaş ilişkisi bakımından fark olduğunu belirtmişlerdir. Okulöncesi eğitim almış öğrenciler arkadaşlarıyla daha rahat iletişim kurdukları ve sosyal aktivitelere çekinmeden katıldıkları öğretmenlerin görüşleri olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü okulöncesi eğitimin temel ilkelerinden olan çocukların sevgi, saygı, işbirliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir ilkesi doğrultusunda eğitim verilmesi çocuğun bu dönemde sosyalleşmesi açısından oldukça önemlidir. Bu dönemde kazandırılan işbirliği, dayanışma ve yardımlaşma çocuğun ilköğretimde arkadaş ilişkisini büyük ölçüde etkilemektedir. Okulöncesi eğitim almamış öğrencilerin ise içe kapanık ve kavgacı oldukları bazı öğretmenler tarafından belirtilmektedir. Apartman kültürü ortamında yetişen çocuk okul çağına kadar aile dışında herhangi bir sosyal ortamda bulunmamaktadır. Mahalle oyunlarının da tükenmeye yüz tuttuğu günümüzde çocuk dört duvar arasında yalnızdır. Kendi akranlarıyla kavga etmeden, işbirliği içerisinde oynaması gerektiğini kavrayamamıştır. Çünkü akranlarıyla oyun oynamanın, bir şeyler paylaşmanın, zorda kaldığı durumda bir arkadaşının ona yardım etmesinin hazzını yaşayamamaktadır. Bazı öğretmenler de okulöncesi eğitim almış öğrencilerin eğitim almamış öğrencileri dışlamak ve arkadaşlarını birbirine düşürmek gibi olumsuz tutumlarında bahsetmektedir. Bunun nedeni ise bazı öğretmenlerinde belirttiği gibi eğitim almış öğrencilerin liderlik vasıflarının baskın olması olabilir. Bu tip özellik gösteren öğrenciler de dünyanın merkezinde kendisi vardır ve her şey kendi etrafında dönmesini ister. Bundan dolayı da eğitim almamış içe kapanık ve dayanışma kavramını tam olarak kazanamamış öğrenciyi kendi ortamlarından uzak tutmak isteyebilirler.

Araştırmanın sonuçlarından birisi de temel becerileri yönünden aralarında belirli bir farkın olduğu öğretmen görüşleriyle ortaya çıkmıştır. Bu farkın okulöncesi eğitim almış öğrenciler lehine olduğu yine öğretmen görüşleriyle ortaya çıkmaktadır. Örneğin okulöncesi eğitim almış öğrencilerin, kendi başlarına iş yapabilme becerileri, eleştirel düşünme becerileri ve problem karşısında daha çabuk ve kolay çözüm üretebilme becerileri daha gelişmiş olmaktadır. Erbay (2008)’ın yaptığı bir çalışmada da öğrencilerin problem çözme becerilerinin eğitim almış ve almamış öğrenciler arasında farklılaştığını bulmuştur. Yani eğitim almış bir öğrencinin problem çözme becerileri gelişmişken eğitim almamış öğrencinin problem çözme becerileri az gelişmiş durumdadır (Erbay,2008,59–60). Okulöncesi eğitimin öğrenciye kazandırmış olduğu bu beceriler öğrencinin ilköğretimde uygulamaya dönüştürdüğü görülmektedir. Çünkü okulöncesi eğitimin temel ilkelerinden olan çocukların yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri geliştirilmelidir ilkesi öğrenciye kazandırılmış olduğu görülmektedir. Bazı öğretmenler ise sınıf içerisinde eğitim almış olan öğrencilerin orijinal fikirlere sahip olduğunu ve canları sıkıldıkları zaman yeni bir oyun üretebildiklerini belirtmişlerdir. Burada okulöncesi eğitimin öğrencilerin yaratıcılığı konusunda ne kadar yararlı olduğu görülmektedir.

Okulöncesi eğitim almış öğrencilerin küçük kasları geliştiğinden el becerileri de gelişmiştir diye araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamı bu konuda hem fikirdir. Çünkü okulöncesi eğitim döneminde öğrencinin küçük kaslarını geliştirecek birçok faaliyet yaptırılmaktadır. Gerek kalemle yapılan aktiviteler gerek makasla yapılan aktiviteler çocuğun küçük kaslarının gelişmesine yol açmaktadır. Bu da diğerlerine oranla eğitim almış öğrencileri avantajlı kılar. Okulöncesi kurumların öğrenciyi bir yandan sosyalleştirirken diğer yandan da birlikte yaşamanın olmazsa olmazı kurallara uymayı öğretmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlere göre okulöncesi eğitim almış öğrencilerin sınıf ve okul kurallarına uymakta diğerlerine oranla sıkıntı yaşamamaktadırlar. Yine öğretmenlere göre okulöncesi eğitim almış öğrenciler Türkçeyi doğru ve etkili kullandıklarını ifade ederken eğitim alamamış olan öğrenciler argo ve küfürlü konuştuklarını ifade etmektedirler. Bunun sebebi okulöncesi eğitimin temel ilkelerinden olan Türkçeyi doğru ve etkili kullanabilme ilkesinin okulöncesi eğitim kurumlarında öğrencilere kazandırıldığı yargısına varılabilir.
5. ÖNERİLER
Çocukların okulda yasadıkları ilk deneyimler tüm bir kültürün yasam boyu öğrenme, toplumsal dayanışma, sorumluluk ve üretkenlik konularındaki tutumlarını biçimlendirir(Healy, 1999, s.89).Bu yüzden öğrenme sürecinin en kritik dönemi olan okulöncesi dönem çocuklarımız için hayati önem taşımaktadır.

Her çocuğun potansiyelinin en üst düzeyine kadar gelişmesi temel bir insan hakkıdır. Bu Türkiye’nin de altına imza attığı Çocuk Hakları Sözleşmesinin bir maddesidir( Unicef, 2009). Bu madde, çocukların yasama ve gelişmelerinin güvence altına alınması, çocukların bakımı ve gelişimi için hizmetlerin sağlanması ve anne-babaların çocuklarının gelişimi konusunda desteklenmesi gibi önemli olguları getirmektedir. Burada belki de en önemli mesaj, çocukların, özellikle de küçük yastaki çocukların bu en temel insan hakkını elde etmekte çevresindeki yetişkinlere bağlı oldukları gerçeğidir. Özellikle gelişimin en hızlı ve çevreden en çok etkilendiği erken yaslarda yetişkinlere düsen bu görevlerden biri de çocuğun ‘tüm’ gelişimi için destekleyici bir çevre yaratmak ve bu çevre içinde onun en temel insan hakkını elde etmesini sağlamaktır (Berkman, 2000, s.xıv).Bu sonuçlara dayalı olarak;

Okulöncesi eğitime katkıda bulunmak amacıyla bu araştırmanın sonucunda şu önerilerde bulunulabilir:


  1. Okulöncesi eğitimi veren kurumların arttırılması ve var olan fiziki şartları iyileştirme çalışmaları yapılması gerekmektedir.

  2. Öğrencilerin ilköğretimin birinci sınıfına başlamadan önce en az bir yıl süreyle okulöncesi eğitimden yararlanmaları sağlanmalıdır.

  3. Öğrenci velilerine okulöncesi eğitimin önemini vurgulamak amacıyla seminerler aracılığıyla bilgi verilmeli ve çocuklarının bu eğitimden yararlanmasını sağlamaları konusunda teşvik edilmelidir.

  4. Okulöncesi eğitim kurumlarında olduğu gibi ilköğretimlerde de öğretme, öğrenme ortamları çocukların rahat hareket etmelerine, özgür, yaratıcı düşünmelerine olanak vermeli, ilköğretimde bütünlük sağlanmalıdır.

  5. Okulöncesi eğitimi alanında görev yapan öğretmenlerin kendi önemlerinin farkına varmaları ve bu bilinçle hareket ederek kendilerini her konuda geliştirmeleri için gerekli ortamlar sağlanmalıdır.

  6. Okulöncesi eğitimi almayan öğrencilere daha fazla destekleyici programlar geliştirerek gereksinimleri karşılanmalıdır.

  7. Okulöncesi eğitim kurumları ile ilköğretim kurumlarının mevcut eğitimsel yaklaşımları sık sık gözden geçirilmeli ve bu kurumların eğitim programları arasında paralellik sağlanmalıdır.


KAYNAKÇA
Aral, N. , Kandır, A. ve Yaşar M. (2000). Okulöncesi Eğitim ve Anasınıfı Programları. İstanbul: Ya-pa Yayınları

Başer, M. G. (1996). “Anasınıfı Eğitimi Alan ve Almayan İlkokul Birinci Sınıf Öğrencilerinin Akademik Başarılarının Karşılaştırılması” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Cartledge, G. ve Milburn, J. A. (1980) Teaching Social Skills to Children. Pergamon Press, USA.

Dağlı, A. (2007) ”Okulöncesi eğitimi alan ve almayan ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin Türkçe ve Matematik derslerindeki akademik başarılarının karşılaştırılması” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.

Demirtaş, H. ve Güneş, H. (2002) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Sözlüğü. Ankara: Anı Yayıncılık

Dirim, A. (2004) Okul Öncesi Eğitimi. İstanbul: Esin Yayınevi

Erbay, E. (2008) “Okulöncesi Eğitimi Alan Almayan İlköğretim Birinci Sınıf Öğrencilerinin Sosyal Becerilere Sahip Olma Düzeyleri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Denizli.

EURYDICE/EURYBASE (2005a). The Education System in Denmark. http://194.78.211.243/Eurybase/Application/frameset.asp?country=DK&language=EN (Erişim: 11.06.2009)

Fidan, N. (1977). Eğitimde Yeni Kavramlar ve İlkeler. Ankara: Rehber Yayınevi

Gürkan, T. (1988) İlkokul Programı ve Öğretim Yöntemleri. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi Yayınları

Gürkan, T. (2000).” Okulöncesi Eğitimin Tanımı Kapsamı ve Önemi” Okulöncesi Eğitimin İlke ve Yöntemleri(Editör: Şefik Yaşar). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi Yayınları, ss.1-10)

Hops, H. (1983), Children’s social competence and skill: Current research pratices and future directions. Behavior Therapy, 14, 3 –18.

Katz, L. ve McClellan, D.E. (1997). Fostering children's social competence: The teacher's role. National Association for Education of Young Children, USA.

MEB (1998) Cumhuriyetimizin 75. Yılında Okul öncesi Eğitim. Okul öncesi Eğitim Genel Müdürlüğü, Ankara: Milli Eğitim Basımevi

MEB Okulöncesi eğitim kurumları adresinden alınmıştır. (Erişim:11.06.2009)

MEB(2009) Basın duyurusu ( Erişim:12.06.2009)

Merrell, K. W. ve Gimpel, G. A. (1998). “Social Skills of Children and Adolescents” Conceptualization, Assessment, Treatment. London: Lawrence Erlbaum Associates Publishes,

Niles, D. M. (2004) Does Eraly Childhood Intervention Affect Children’s Social and Emotional Development ? Doctor of Philosophy, University of Wisconsin- Madison. , (16.06.09)

Oğuzkan, Ş. ve Oral, G. (1996) Okulöncesi Eğitimi. İstanbul: M.E.B.

Oğuzkan, Ş. ve Oral, G. (1997). Orta Dereceli Kız Teknik Öğretim Okulları Okulöncesi Eğitimi. Ankara: Milli Eğitim Basımevi

Okulöncesi Eğitim Mevzuat Bankası (2008), Okulöncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliği (Değişmiş son hali), Adresinden alınmıştır (erişim: 15.06.2009).

Okulöncesi eğitim mevzuat bankası (2008), Okulöncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliği (Değişmiş son hali), adresinden alınmıştır (erişim: 11.06.2009).

Ömeroğlu, Esra T. (2000), Okulöncesi Eğitim Kurumlarının Fiziksel ve Eğitsel Ortamları, Okulöncesi Eğitim İlke ve Yöntemleri (Ed. Şefik Yaşar). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları

Parker, J. G. ve Asher, S. R. (1987). “Peer relations and later personal adjustment: Are low-accepted children at risk?” Psychological Bulletin, 102(3),357–389.

Poyraz, H. ve Dere H. (2003), Okulöncesi Eğitimin İlke ve Yöntemleri. Ankara: Anı Yayıncılık

Şahin, E. (2005), Okulöncesi Eğitimi. Ankara: Anı Yayıncılık

Unicef, (2000), Çocuk Haklarına Dair Sözleşme. adresinden alınmıştır (Erişim: 11.06.2009)

Ülgen, G.- Fidan, E. (1992 ), Çocuk Gelişimi, s.192. İstanbul: ME Basımevi

Yangın, A. E. (1991), “Yurdumuzda Okulöncesi Eğitim” Ya-Pa 7. Okulöncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri. Ya-Pa Yayınları, Eskişehir

Yavuzer, H. (1995), Çocuk Eğitimi El Kitabı, s.152 , Remzi Kitapevi

Yılmaz, N. (2003), “Türkiye’ de Okul Öncesi Eğitimi”. Erken Çocuklukta Gelişim ve Eğitimde Yeni Yaklaşımlar. Morpa Kültür Yayınları, İstanbul
Wechselberg, K. and Puyn, U. (1993), Anne ve Çocuk. Çeviren: Kınalıbay E. , İstanbul: Remzi Kitabevi

Worzbyt, J.C ve O’Rourke, K. (1989), “Elementary School Counseling. A Blueprint for Today and Tomorrow.” West Kilgore Avenue. Accelerated Development Inc.



Zembat, R. , Yıldız, G. ,Önder, A. ve Fathi, L. (1994), “İstanbul’daki Okulöncesi Eğitim Kurumlarında Uygulanan Programlarla İlgili Bir Durum Tespit Araştırması”. 10. YA-PA Okulöncesi Eğitimi Ve Yaygınlaştırılması Semineri. İstanbul : Ya-Pa Yayınları




Yüklə 147,39 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə