T. C. İStanbul 13. AĞIr ceza mahkemesi



Yüklə 1,24 Mb.
səhifə1/10
tarix31.10.2017
ölçüsü1,24 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10



T.C.

İSTANBUL

13.AĞIR CEZA MAHKEMESİ

( CMK 250 MADDESİ İLE YETKİLİ ) DURUŞMA TUTANAĞI
ESAS NO :2008/209

CELSE NO :207

CELSE TARİHİ :15.12.2011
BAŞKAN :HASAN HÜSEYİN ÖZESE 28298

ÜYE :SEDAT SAMİ HAŞILOĞLU 37266

ÜYE :ERCAN FIRAT 39995

C. SAVCISI :MEHMET ALİ PEKGÜZEL 33954

C. SAVCISI :MEHMET MURAT DALKUŞ 40226

KATİP :ZAFER HAN 139152

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ile Üye Hakimler Sedat Sami Haşıloğlu ve Ercan Fırat’dan oluşan mahkeme heyeti tarafından 15.12.2011 günü saat 10.19’da Silivri Cezaevi bitişiğindeki büyük duruşma salonunda oturum açıldı.

Tutuklu sanıklardan Boğaç Kaan Murathan ve Seyhun Zayim ile başka suçtun tutuklu sanık Sedat Peker dışındaki tutuklu sanıkların cezaevinden getirildikleri görüldü.

Tutuksuz sanıklardan gelen yok. Bir kısım sanıklar müdafilerinden Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük, Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Mehmet Cengiz, Sanık Aykut Metin Şükre müdafii Av. Mehmet Taşdelen, Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül, Sanıklar Doğu Perinçek ve Hikmet Çiçek müdafii Av. Osman Aydın Şahin, Sanık Bedirhan Şinal müdafii Av. Nursafa Pandar ile müdahil vekili Danıştay Başkanlığı Vekili Av. Perihan Özcan geldikleri görüldü.

Açık yargılamaya devam olundu.

Tanık odasında hazır olan Gizli Tanık 17’nin sesi değiştirmek ve görüntüsü bozulmak suretiyle duruşma salonundaki monitörlere yansıtıldı.

Mahkeme Başkanı: "Yansıtalım.”

Üye Hakim Hüsnü Çalmuk: “Başkanım şuanda gizli tanık odasında Hakim Hüsnü Çalmuk ile Zabıt Katibi Mehmet Ali Altunkaynak bulunmaktadır. Başka kimse yok, tanık dışında.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam Hakim Bey.”

Gizli Tanık 17’nin 15.12.2011 havale tarihli el yazılı dilekçe ibraz ettiği görüldü.

Dilekçesinde açık kimliğini söyleyeceğini ancak açık kimliğinin basında yayınlanmasını istemediğini talep ettiği anlaşıldı.

Talep İncelendi.



GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

-Gizli Tanık 17’nin yazılı dilekçesi ve CMK’nın 58. ve 187/3 maddeleri ile tanık koruma yasasının ilgili maddeleri dikkate alınarak bu tanığın dinlenmesi sırasında kimliği hakkında yalnızca Gizli Tanık 17 tabirinin kullanılmasına ve dinlendikten sonrada sadece bu tabir kullanılarak yayın yapılabileceğine,

-Açık kimliğinin her ne şekilde olursa olsun açıklanması ile ilgili yayın yasağı konulmasına, aksine hareket edenler hakkında yasal işlem yapılacağının ihtarına,

-Ara karar örneğinin gereği için CMK. 250. maddesiyle yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekiline gönderilmesine,

Çıkacak duruşma zabıtlarında gerekli önlemin alınmasına oybirliği ile karar verildi.

Açıklandı.

Açık yargılamaya devam olundu.

Mahkeme Başkanı: "Buyurun. Basın mensupları kararı dinlediniz. Karar doğrultusunda yayın yapmanız gerekiyor. Onu hatırlatmak istiyorum. Gizli Tanık 17, Gizli Tanık 17”

Üye Hakim Hüsnü Çalmuk: “Başkan Bey şu anda sesi bozuk çıkıyor eğer birkaç dakika izin verirseniz sesi düzelttirelim. Ondan sonra o şekilde konuşalım Başkanım.”

Mahkeme Başkanı: "Hangi konuda Avukat Hanım, hangi konuda? Buyurun.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük söz istedi verildi: “Efendim gizli tanığın sesi değiştirilerek başka odada dinlenmesinin nedeni kimliğinin açığa çıkmaması. Gizli Tanık 17 kimliğinin açığa çıkma yani burada kimliğinin bilinmesinde bir sakınca görmediğini sadece medyanın bunu yazmamasını talep ettiğine göre artık onun başka bir odada sesi değiştirilerek dinlenilmesinin bir herhangi bir hukuki yararı bulunmamaktadır. Çünkü gizli tanıkta kimliği konusunda bir şeyde bulunmuyor çekincede bulunmuyor.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam, tamam Avukat Hanım kendisine. Tamam.”

Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük: “Salona getirilmesini talep ediyorum çünkü ben tanık olarak bütün şey tepkilerini normal bir tanık gibi dinlensin sadece basına bu konuda bir tedbir alınsın.”

Mahkeme Başkanı: "Anlaşıldı Avukat Hanım buyurun. Buyurun.”

Gizli Tanık 17: “Benim, benim görüntümün çıkmasını istemiyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Bir dakika söz verildiği zaman konuşun gizli tanık. Buyurun Avukat Bey.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül söz istedi verildi: “Efendim bildiğiniz üzere hakkımda yapılmış suç duyurusu nedeniyle halen Gizli Tanık 17’nin kimliğini açıklığa kavuşturduğum iddiasıyla yargılanıyorum. Evvelki celselerde de birçok kez sanığın kimliği salondaki sanıklar tarafından da ifade edilmiştir. Bu halde gizli tanıklık müessesesinden beklenen hiçbir fayda yoktur ki savunma hakkının kısıtlanmasının önüne geçebilsin. O sebeple bende o talebe katılıyorum. Buyursun gizli tanık buraya gelsin ne fotoğraf var, ne de herhangi bir suretle ismini açıkça yazma imkanı. Bu suretle savunmaya lütfen imkan sağlayın.”

Mahkeme Başkanı: "Anlaşıldı Avukat Bey. Tamam buyurun, buyurun Kemal Bey. Kısaca alalım.”

Sanık Kemal Kerinçsiz söz istedi verildi: “Değerli Başkanım usulü konusunda birkaç cümle sarf edeceğim. Ceza Muhakemeleri Kanununun 59. maddesinde bir tanığın nasıl dinleneceğini açıkça ifade edilmiş hepimizin malumu. Yalnız burada gizli tanıklar dinlenirken kendisine ilk söz verildikten sonra derhal soruşturma aşamasında alınan ifadesi okunuyor. Hal böyle olunca sorulara geçmeden önce o ifadenin okunmasıyla birlikte artık söz konusu tanık soruşturma aşamasında verilen ifadenin tesiri altında kalıyor. Kanunun gaye amacına baktığımızda öncelikle kendi bildiklerini anlatması daha sonra yine suallerle o bildiklerinin açılması gerek savcılık makamın gerekse diğer buradaki savunma makamının ve sizlerin ve en son gerekirse çelişkiler var ise veya çelişki olmasa da Değerli mahkemenin takdir ettiği ölçüde en son aşamada soruşturma aşamasında alınan ifadesinin okunması gerekir. Aksi halde gerçekten adil yargılanma ilkesi zarar görüyor ve bunlardan en fazla zarar görende sanıklar oluyor. İstirham ediyorum efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun. Gizli Tanık 17.”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Duyuyor musunuz beni?”

Gizli Tanık 17: “Duyuyorum efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Sesini, orijinal sesinizle beyanda bulunmak ister misiniz?”

Gizli Tanık 17: “Orijinal sesimle zaten beyanda bulunmak istiyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Evet.”

Gizli Tanık 17: “Sadece görüntümün çünkü baya bir eşgal değiştim ondan dolayı şey etmek istemiyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Yani sadece görüntünüzün.”

Gizli Tanık 17: “Evet, evet, evet sesimin sakıncası yok.”

Mahkeme Başkanı: "Bozuk olmasını istiyorsunuz öyle mi?”

Gizli Tanık 17: “Evet, evet sesimi duysunlar.”

Mahkeme Başkanı: "Evet şuanda zaten görüntünüz bozuk olarak monitörlere yansıtılıyor. Gizli Tanık 17.”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Dava konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluları kayırmaktan veya delillerini yok etmekten gizleme veya değiştirmekten dolayı hakkınızda açılmış soruşturma veya dava var mı?”

Gizli Tanık 17: “Yok efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Vural Bey hakkınızda bir karar var hatırlarsınız. Sizi de dışarı alalım lütfen. Buyurun.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül söz almadan konuştu: “Esad rejiminde bile böyle bir hukuk uygulaması yok (1, 2 kelime anlaşılmadı).”

Mahkeme Başkanı: "Efendim lütfen efendim.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Bir dakika zabta geçsin o. Söyledikleriniz zapta geçsin.”

Mahkeme Başkanı: "Lütfen efendim söyleyin.”

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu: “Konuş onları.”

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül söz istedi verildi: “Böylesi bir yasadışı, böylesi bir hukuk dışı uygulama Esad rejiminde bile yok. Bu uygulama ancak mahkemenize yakışıyor.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun, buyurun.”

Gizli Tanığa CMK 45, 48 ve 49, 53. maddelerindeki hakları ve tanıklığın öneminin izahına geçildi.

Mahkeme Başkanı: "Size sorulan sorulacak sorulardan sizi ve yakınlarınızı ceza kovuşturmasına uğratabilecek olan sorulara cevap vermekten çekinebilirsiniz. Maddi gerçeği bulmak açısından sizden sadece gerçekleri ve doğruları söylemenizi istiyoruz. Gerçeği söylememeniz halinde yalan tanıklıktan dolayı hakkınızda soruşturma veya dava açılabilir. Doğru söyleyeceğiniz hususunda birazdan yemin edeceksiniz.”

Gizli Tanık 17: “Ederim efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Söyleyeceğim yemin metnini aynen tekrarlayın.”

Gizli Tanık 17: “Buyurun.”

Mahkeme Başkanı: "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Gizli Tanık 17: “Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime.”

Mahkeme Başkanı: "Namusum ve vicdanım üzerine.”

Gizli Tanık 17: “Namusum ve vicdanım üzerine.”

Mahkeme Başkanı: "Yemin ederim.”

Gizli Tanık 17: “Yemin ederim.”

Mahkeme Başkanı: “Gizli Tanık 17 bir dönem Kuvayı Milliye Derneği içerisinde yer almışsınız, çalışmışsınız. Bildiklerinizi anlatır mısınız?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim Kuvayı Milliye deyince aklımıza, gönlümüze hep iyi şeyler gelir. Bu nedenden dolayı Kadıköy’de açılan Kuvayı Milliye bizi çekti yani daha doğrusu beni çekti. O zaman yatacak yerimde yoktu. Bu nedenden dolayı girdim ki hakikaten hep Atatürk’ün resimleri böyle güzel hakikaten bir maneviyat çok yani Kurtuluş Savaşımızı anımsatan bir atmosfer. Fakat içeri girdiğimde günler geçtikçe hiç Atatürk ile alakası olmayan efendim Atatürk’ün A’sının bile olmadığı apayrı bir atmosfer orası. Bir tane teşkilat başkanı Hüseyin Görüm gece sabaha kadar esrar içer, gündüz akşama kadar yatar. Kendi halinde bir esrarkeş. Gençlik Başkanı Kahraman Şahin çok iyi, çok iyi bir delikanlı ama bağımlı olmuş orada bağımlı olmuş. Bunu nereden biliyorum? Zaman zarfında babası Şahin Bey beni geldi bana dedi ki oğlum Allah rızası için benim oğlumu bu çeteden kurtar. Bende şaşırdım. Yani öyle bir insan Maltepe’de oturuyor yaşlı bir insan. Sözün kısası bir müddet sonra beni paşa önce istihbarat yaptı.”

Mahkeme Başkanı: "Gizli Tanık 17.”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Gizli Tanık 17 hala sesiniz bozuk olarak yansıtıldığı için duruşmaya kısa bir ara veriyoruz.”

Gizli Tanık 17: “Oldu efendim.”



Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Sanık Sevgi Erenerol müdafii Av. Vural Ergül’ün 15.12.2011 havale tarihli dilekçe verdiği anlaşıldı.

Dilekçesinde seyirci olarak duruşma salonuna girişinin engel olunmamasını talep ettiği görüldü.

Ayrıca Sanık Veli Küçük müdafii Av. Zeynep Küçük’ün de aynı tarihli dilekçesinde aynı konuda talepte bulunduğu anlaşıldı.



GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

-Gizli Tanık 17’nin yüzünün belli olmaması yönündeki açık beyanı da dikkate alındığında bu kişinin ayrı bir ortamda dinlenilme kararından vazgeçilmesine yer olmadığına,

-Avukat Vural Ergül hakkında gizli tanıkların dinleneceği tüm celselerde duruşmalara katılmaktan men kararı verildiği dikkate alındığında bu kişinin hakkında verilen men kararının gerekçesi de dikkate alınarak duruşma salonundan çıkarılması suretiyle kararın uygulanmasına,

-Avukat Vural Ergül’ün mahkememiz kararının hatırlatılması üzerine mahkememiz heyeti hakkında sarf ettiği sözlerden dolayı gereğinin takdir ve ifası için duruşma zabtının da eklenerek Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına oybirliğiyle karar verildi.

Okundu, açıklandı.

Açık yargılama devam olundu.

Mahkeme Başkanı: “Gizli Tanık 17.”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Sesimi duyuyorsunuz değil mi?”

Gizli Tanık 17: “Duyuyorum efendim.”



Mahkeme Başkanı: “Biraz önce beyanda bulundunuz ancak sesiniz bozuk olduğu için tam anlaşılamadı. Tekrar baştan itibaren beyanda bulunur musunuz?”

Gizli Tanık 17: “Olur efendim. Şimdi efendim Kadıköy’de bulunan Kuvayı Milliye bir arkadaşın tavsiyesiyle o zamanda yatacak yerim yoktu gittim. Çünkü Kuvayı Milliye deyince tarihimiz bir Kurtuluş Savaşı geliyor güzel bir anılarımız oluyor velakin içeriye girdik birkaç gün hakikaten güzel bir atmosfer, her yer Atatürk’ün resimleri ilgi, alaka böyle bir resmi daire gibi. Fakat zaman geçince hiç bunların Atatürk’le alakasının olmadığını öğrendim. Efendim akşamları keşhane aynı 50 gram, 100 gram esrar içiyorlar özellikle Hüseyin Görüm inkarda etmiyor zaten o ben diyor içiyorum diyor. Teşkilatlandırmadan teşkilat başkanı yani şeyi o. 2. bir ismi de İmam Hüseyin, bir ismi daha var özel kuvvetler komutanı. Ondan sonra efendim Gençlik Başkanı Kahraman Şahin çok iyi bir arkadaş. Genç fakat uyuşturucu bağımlısı ondanda ileri zamanda dostluğumuz arttı, babasıyla da tanışma fırsatımız oldu Şahin Bey. Adam bana yalvarıyordu benim oğlumu bu çeteden, bu şebekeden kurtar. Yani o kadar trajikomik bir olaydı. Sözün kısası bu Kadıköy’de Bağdat Caddesinde orada ne kadar Cumhuriyetçi, Atatürkçü hanımefendiler, beyefendiler, emekliler bu işe gönül vermiş insanlar içeri giriyorlar, ertesi gün geri kaçıyorlar. Çünkü gerçekten hiç Atatürk’le alakası olmayan adeta efendim bir suç yuvası haline gelmiş. Zaman zarfında paşayla, Mehmet Fikri Karadağ’la da tanıştık. İlk etapta hakikaten güzel bir insan, hoş muhabbeti fakat zaman zarfında Mehmet Fikri Karadağ’ın ben adli dengesinin yerinde olduğuna pek inanmıyorum bakın neden? Çünkü bu Dünya’da bunun kadar ırkçı çünkü bu işine gelmeyen ya Ermeni ya Rum ya efendim dönme, bunun meşhur kelimesidir dönme, dönme. Ondan sonra efendim bunun bir yemin töreni var, yemin töreni var. Zaten o yemin töreni o yemin törenini gören oraya hiç kimse ciddi insan gelip oturmaz. Bilahare bana bana dedi sen benim dedi istihbaratım ol istihbarat, bende inşaat ustası bir adamım. Efendim ilkokul mezunu bir insanım. Yani şimdi bir paşa beni istihbarat yaparsa oo dedim tamam. Zaman zarfında efendim binaya gelenler oluyor, gidenler oluyor derken bu Cumhuriyet mitingleri baş gösterdi Cumhuriyet mitingleri. Tabi bu sırada bizim binada suyumuz kesildi. Niye kesildi? Para ödenmediği için sabahleyin erkenden gelmiş TEDAŞ şey İSKİ ameleler o işte suyu kesen vatandaşlar suyu kesti gitti. Aradan 2, 3 gün geçti. Bizde Hüseyin Görüm’le aşağıya indik suyu bağlarken şey geldi İSKİ geldi. Niye bağladın, niye ettin derken bir kavga durumu oldu İSKİ’yle. Bu sırada Kahraman Şahin kamerayla aşağıya indi. Dedi ya bunları kameraya çekelim efendim bunlar dedi Atatürk’ün evine efendim zarar veriyorlar, Atatürk’ün evi burası, buranın suyunu kesemezsiniz, elektriğini kesemezsiniz burası muaftır, efendim burası Atatürk’ün bize mirasıdır derken; adamları oyalarken o sırada paşa geldi paşa. Ne oldu? Dedik ki efendim böyle böyle. Adamlara dedi ya siz dedi Fethullahçı mısınız, siz dedi hain misiniz, dönme misiniz, siz bilmiyor musunuz bu binanın dedi Atatürk’ün binası olduğunu derken. Şimdi Kahraman işçilere doğru işçileri çekerken paşa bana dedi ki; söyle dedi oradan dedi Atatürk’ü tanımıyoruz, Atatürk’e etmiyoruz ya söyle. Beni orada bende bir şeytana uydum orada söyledim o kamerada ses kaydı çekti. Hemen bunu CD’ye aktardı hop Kadıköy Cumhuriyet Savcılığına. Dediler efendim İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İSKİ, Atatürk’e hakaret etti falan adamlara bir ton zar zulüm. Yani bunun gibi neler neler neler. İkincisi efendim şimdi Amerika’dan namı değer bir Kaan Bey geliyor. Kaan Bey bu Ataşehir'de lüks bir emlak bürosunda bir toplantı tabi ben gözlemci olarak gittim. Benim oraya gittiğimde Kahraman Şahin, ben, bir de arabasını bize emaneten veren iyi niyetli hiç bu işlerle alakası olmayan Hikmet diye bir lokantacı bir arkadaş ve başımızda da İmam Hüseyin, Hüseyin şey. Şimdi o zaman daha Ak Partiye kapatma davası açılmamış, açılmamış yani. Oraya geldik adam böyle çok bilgili bir adam Amerika’dan yeni gelmiş. Adam Hüseyin bir tane Raif herhalde Raif diyeyim yaşlı bir adam Arap kökenli ama Türk vatandaşı. Orada çok kritik bir, bu muhabbetin içeriği çok önemli. Ak Parti daha kapatılmamış orada Ak Partinin kapatılacağını, kapatma davası açılacağını, Ak Partinin içinde efendim Kürt grubu, Laz grubu, efendim milliyetçi grup bir de takunyacı grup olduğunu, Ak Partinin dörde bölüneceğini. Bunun gibi bir şey verdi ondan sonra baya muhabbetler yok efendim işte Amerika’da sizi tanıtalım Amerika’ya gelin gibi o 3. derecede bir mason şeymiş o kendisi söyledi yani orada. Neyse kalkarken dedi ki; bir dedi maddi manevi dedi bir yardımımız dokunursa, maddi manevi yardımımız dokunursa emrinizdeyiz dedi. Hüseyin Görüm hayır dedi, hiçbir şeye ihtiyacımız yok dedi halbuki ihtiyaç belki de vardı yani. Derken teşkilatın önüne geldik Mehmet Fikri Karadağ Paşa kapıda bizi bekliyor. Kapıda bizi bekliyor. Ne oldu dedi para yardımı aldınız mı? Yani aklıma şu geldi; ben belki tahsilim yok efendim ama düşünen bir insanım. Yani bağlantılar çok çirkin, çok kirli bağlantılar. Ondan sonra efendim biz Çanakkale mitingine gittik. Çanakkale mitinginde Tuncay Özkan, Tuncay Özkan şeyde konuşuyor, kürsüde konuşuyor. Şöyle bir kelime geçti Allah aşkına dedi solcular o zamanda seçim meçim bir şeyler var yani bir aktiviteler var yani Ankara'da. Bütün solcuların birleşmesini istiyor derken bizim arkadaşın biri de ki ya dedi abi biz buraya Cumhuriyet mitingine mi geldik, solcuların birleşmesine mi geldik derken böyle bir sürtüşme oldu o sırada bende susadım. Alan çok büyük olduğu için su satan yerde baktım ki; bu bu dediğim çok önemli bir hassas bir noktadır bu. Bir tane steyşın Kartal yeni bir arada. İçinde dinleme cihazları değil de ses kayıt cihazları var kamera, kameranın üstünde 1. Ordu kayıt şey 1. Ordu kayıt aracı. Adamlara baktım hep (1 kelime anlaşılmadı) ben git… Kahraman oradaysa bunu teyit eder. Kahraman’a hemen geldim dedim ki ya burada askerin ne işi var, bizi kaydediyorlar. Tabi o atmosferin şeyiyle Kahraman hiç alakadarda olmadı. Neyse biz bir kavga orada efendim böyle yer gök inledi, büyük bir kavga biz kendi grubumuzla arabaya bindik İstanbul'a geldik. Aradan gününü hatırlayamıyorum çünkü böyle bir soruşturma olacağını kim bilirdi de not tut… Zaten millet olarak günlük tutma alışkanlığımız yok bizde. Bizim devletimiz arşivcidir yani böyle bir tarih bizim aklımıza gelmedi. Çünkü günübirlik yaşadığımız için efendim. Bir akşam bir araba çünkü insan geliyordu aynı bakanlık gibi çalışıyordu efendim, aynı bakanlık gibi. Bin bir çeşit adam geliyordu Hüseyin Görüm’e bütün esrar alemcileri Hüseyin Görüm’e geliyordu. Onun 2. Kattaydı. 3. katta da paşanın odası vardı. Paşaya tabi daha esli fesli askerler efendim ıvırlar zıvırlar geliyordu. Derken yani ikisine ikisi de birbiriyle konuşmuyorlar. Nedenini daha sonra söyleyeceğim zıtlaşma var aralarında. Derken bir akşam bir grup geldi, bir grup geldi. Böyle yanında yine böyle bir şey koruma mı diyeyim arkadaş mı diyeyim yani işte o zaman ben Veli Küçük’ü ben hiç görmedim, bilmem, duymam. Sadece bazı haberlerde adı geçer işte Veli Küçük olduğunu zannettiğim bir kişi yukarıya geldi efendim şey için gelmiş Çanakkale mitingindeki davranışımızın, biz hepimiz yandaşız, amacımız bir, davamız bir niye böyle oluyor diye. Çekişti, vuruştu böyle bir ziyarete geldi. Daha sonra o demiş ki ben gelmedim, ben uğramadım ama daha sonra başka bir tanıkta teyit ediyor bunu. Yani oraya gelse ne olur gelmese ne olur. Aradan bir zaman geçti Mehmet Fikri Karadağ bir gün bana bir tane kutu verdi. Dedi ki; sana dedi bir adres vereceğim. Adreste Vatan Caddesinden yukarı çıkıyorsun orada bir eski kooperatif evleri ama üçer katlı ya sigorta evleri ya Akbank Evleri öyle bir şey geçmiş zaman. Mehmet Kireçsiz diye bir avukat, Kemal Kireçsiz. Onu bir tanede böyle bakır tabela yolladı, üzerine adalet eğer oradan da bir tanışıklık var, oraya da bizi yolladı. Ondan sonra Sami Hoştan’a gittim bak oradaysa Sami Hoştan o teyit eder. Teyit eder yani eğer adamsa teyit eder. Sami Hoştan’dan da para getirdim paşaya. Ondan sonra efendim bunun gibi birçok karanlık işler bizleri orda asker etti. 2. bir husus en çok midemi bulandıran yeraltına adam topla, yeraltına girelim çünkü hükümet gelişmeleri bunu çok etkiliyor yeraltına girelim. Efendim Sabancı’ya konalım, efendim Koç Holding’i kaldıralım. Efendim yani Devlet Bahçeli’ye dönme, efendim şeye Cumhurbaşkanımıza Yahudi şey Ermeni Ermeni, Başbakana Rum, yani bu adam aklına kim gelirse işine gelmezse Ermeni, Yahudi, Rum ve hatta kendisi ondan sonra herhalde bir şeyden Ümraniye’den Veli Küçük’ün tayfaları gelmeye başlayınca dedi ya bu ibnenin adamlarını sokmayın dedi ya ordaysa kendisi teyit etsin. Niye dedik; ya dedi bu dedi şimdi güvenlik şirketine dedi bizim adamları alacak, bunun dedi kafasında dedi biz dedi geçenlerde şey ettik o dedi Ankara’daki planımız dedi meclise diye yükleneceğiz meclise kalpaklı malpaklı yani aralarında da rekabet var. Aralarında da rekabet var. Zaten bunların başarısız olmasının nedeni dikkat ederseniz ya efendim hepsinin mevkisi var, televizyonu var, partisi var lider konumundalar. Kendi aralarında rekabete girmişler. Görüyorum ki baya da insan tahliye olmuş onlarda gariban takımı benim gibi. İlk defa Türkiye Cumhuriyetinde eskiden biz girerdik devlet bizden hesap sorardı, şimdi devletin eli biraz daha uzandı herkese hesap sormaya başlayınca bunlar biraz zorlandı. Ben şuanda üzülüyorum onlara ama kanun önünde herkes eşittir. Şimdi bunların içinde kendi aralarında bir rekabet var. Ne rekabeti? Sen lider olacan çünkü bunlar meydana toplandığı zaman bir 100 bin kişi olmasa da bir 30 bin kişi oluyor ama lider yok. Şimdi bunun ben örneğini vereceğim efendim. İzmir mitingine gittik, İzmir mitingine paşa ordaysa teyit etsin. İzmir mitingine gittik meydana protokole Kuvayı Milliye’yi almamışlar, Kuvayı Milliye’yi almamışlar. Tabi Hüseyin Görüm hepimizde kafamızda bereler, elimizde efendim bıçaklar mıçaklar belimizde öyle yani haydut gibi gittik yani. Derken bana dedi ki evlat. Dedim emret komutanım. Dedi ki şu kürsüyü dedi işgal et dedi ben çıkıp konuşma yapacağım bak Hüseyin Görüm eğer ordaysa namusuna, şerefine konuşsun. Hüseyin Görüm’ün elinde de bir tane baston var, bastonun içinde gizli bir kılıç var. Hüseyin Görüm’de biraz deli cesareti vardır yani he çok deli cesareti. Hüseyin Abiyle beraber bir girdik içeriye grubun tam önümüze çıktığı şey bir oranın muhafız yani çevreyi böyle kordona alan. Derken biz onlarla kavga dövüş ederken paşa bir ayağını tabelaya attı yukarıya konuşmaya valla paşayı pata küte indirdiler aşağıya. Yani şunu demek istiyorum, bunların kendi aralarında da rekabet var, bunlarda birlik yok, beraberlik yok. Ama bunların en güzel yaptığı şey akşam yalanı uydururlar, sabahleyin kendileri inanırlar. Ya yazık günah. Şimdi mesela örnek, bende 51 yaşındayım orda Doğu Perinçek’i görüyorum Doğu Perinçek hayatında 1 tane doğruyu söylemiş mi söylemez. Niye söylemez çünkü akşam yalanı söyler, gündüz kendisi inanır. Şimdi bütün Türkiye’de siyasi olarak iflas etmiş, zarar etmiş insanları Ulusal Kanal’da toplandılar. Yani şunu demek istiyorum bunların kendi aralarında bir şebeke var ama bunlarda kendi aralarında anlaşamıyorlar. Niye anlaşılamıyor? İşte hepsi liderliğe oynuyor şuanda söyleyeceklerim bu kadar efendim.”

Mahkeme Başkanı: “İlave edeceğiniz, ilave edeceğiniz herhangi bir şey var mı?”

Gizli Tanık 17: “Efendim şuanda aklımda yok çünkü çok uzun geçmiş bir zaman olduğundan dolayı kişiler var onlarda işte kendi karakterleriyle ilgili o da zamanda eğer gerekirse cevap verebilirim efendim. Ha İSKİ, İSKİ olayı var. İSKİ olayını ben söyledim zaten. Bu Kadıköy şey Kadıköy Cumhuriyet Savcılığından o CD alınabilir yani orda bir provokasyon var. Tam da böyle seçim zamanı öyle kritik bir, kritik bir dönem, kritik bir dönem. Ondan sonra bayrak yakma meselesini ben şey ettim herhalde. Şimdi bayrak, Ali Kutlu Mersin’den. Sesim geliyor mu efendim?”

Mahkeme Başkanı: “Sesiniz geliyor.”



Gizli Tanık 17: “Şimdi şimdi Ali Kutlu Mersin’de hepimizin malum olduğu bir bayrak yakma olayı vardı, bir provokasyon bende bilmiyordum Ali Kutlu ansızın geldi, böyle bizim bodrum kat var abi ne çıkıyor, ne iniy… bir korku içinde. Bak Kahraman Şahin ordaysa o da teyit etsin. Ya dedim Ali hayırdır ya bir çık Kadıköy sahile git. Abi dedi, ağzından kaçırdı ya dedi böyle ben dedi bir mitingimiz var ona alt yapı oluşturmak için dedi öyle çocuklara hatta ben kızdım kendisiyle tartıştım Ali şeyde sırf bu olaydan dolayı. Şimdi orda orda ki Muhterem insanların hafızalarını tazelemesini istiyorum. Bu memlekette Çorum olayı yaşandı, Maraş olayı yaşandı, yakın tarihimizde Gazi Mahallesi, Sivas şimdi düşünebiliyor musunuz, en hassas kritik noktalarımız neredir? Mersin, Adana, Hatay. Bütün Kuvayı Milliye ve bu tür efendim provokasyon yapan teşkilatlarda oralarda peydahlanmıştır. Bak dikkat ederseniz bizim gazetemizde ordan geliyordu. Yani orda böyle bir bayrak yakılması Allah korusun bu memlekette kardeşi kardeşe boğazlatırdı. Şimdi bu işin en güzel cevabını bize Doğu Perinçek verir. Bak niye Sayın Doğu Perinçek verir? Bak onu sana söylüyorum. Burada Sivas olayları efendim yakın tarihimize gelirsek efendim bir Gazi Mahallesi olayları yani insanları birbirlerine kırdırmayı en güzel bunlar bilir. Çünkü bunların başka işi yok ki efendim. Ne zaman bunları ben bir arada gördüysem bizim paşayı ve arkadaşlarını yok bu memleketin kana ihtiyacı var, memleketin efendim idama ihtiyacı var, memleketin bir kılıçlı adama ihtiyacı var, efendim doğuyu kaldıralım, orayı keselim, burayı biçelim. Ya bana bir tane orda kendisi oturuyor paşa, bir tane desin ki evlat ben şu memleketi birleştirmek için bir kelime söyledim, mümkün değil efendim. Ortaya tabanca koyacak, millete yemin ettirecek, en sonunda ne oldu onu size söyleyeyim. Bir gün Zaman Gazetesinden Nusret diye bir kardeş binanın resmini çekerken gazete rica etmiş demiş ki binanın bir resmini hemen bizi faksla. Kapıdaki nöbetçiler hemen çocuğu pata küte, pata küte getirdiler içeriye ulan dedim ne oldu hayırdır. Ya abi dedi bu fetoşun dedi ajanı. Yav çocuğu oturttum onu bak paşada hatırlar. Çocuğu oturttum karşıma dedim ki… abi dedim ben dedi yeni dedi fotoğrafçı oldum gazetenin şeyi. Bir rica ettiler, binanın dışarıdan bir resmini çek haber yapacağız diye. O İSKİ durumunu. Çocuğu haşat etmişler, çocuğa acıdım. Neyse fotoğraf makinesini verdim çocuğa dedim hadi kardeşim git buradan. Giderken bana bir kart bıraktı, bir kart bıraktı. Şimdi o kartta yalnız tarihte yanılabilirim yalnız bu olayın muhatabı Melik Duvaklı diye Zaman Gazetesinin iyi bir gazetecisi, bu olayın muhatabı. Şimdi birkaç gün sonra bana telefon açtı çocuk. Dedi ki abi bizim dedi bölge müdürü senle görüşmek istiyor dedi. Dedim hayırdır. Ya abi dedi sen dedi beni dedi belki dedi ölümden değil de belki dedi kafamı gözümü keseceklerdi dedi çünkü hep psikopat aşağısı. Nerde buluşalım? Kadıköy Momanti’de gittik. Genç bir arkadaş abi dedi teşekkür ettim. Bir kardeşimiz dedi bir fotoğraf için öldürüyorlarmış. Ya dedi ben çok merak ediyorum o binanın içini, o binanın içini ben bir gezmek istiyorum, e dedim buyur gel. Geldi, o sırada da Hüseyin Görüm’ün fotoğrafları vardı masada. Çeşitli paşalarla, çeşitli komutanlarla, onlarla, bunlarla çekilmiş bir ton resim. Ya dedi abi bunlardan dedi ben dedi alabilir miyim? Dedim bunların CD’si var, CD’yi bilgisayara taktı, resimlere baktı çeşitli komutanların, çeşitli emeklilerin hepsinin birbirleriyle resimleri var. Cebinden bir ufak bir cihaz çıkardı, harddisk mi ne diyorlar ona şey flashdisk. Bütün resimleri aldı. Dedi abi hakkını helal et ben bunlara dedi bir bakacağım dedi. Abi gitmiş bir baktım ki öbürsü gün bütün gazetelerde komutanların birbirleriyle apak, çavuş ilişkileri. Derken paşa bir kızmış, bir kızmış kim bu hainliği yaptı. Derken efendim paşayla aramız soğudu, bir müddet sonrada ben orda bir evlilik yaptım. Evlilikten sonra hanım sanki eve gelmedi de hiç orda onlara hizmet ediyor, orda bir soğukluk oldu aramızda. En sonda paşa bana dedi af ederseniz bilmem ne yaptır git buradan, kafana dedi sıkarım dedi. Mahkeme kurdular, bunların bir meşhur mahkemesi var. Ben söyleyemiyorum dilimde meşhur bir mahkemesi var. O mahkemede beni yargıladı, bana dedi hadi yürü git. Ondan sonra gittim kendim uzun zamandan beride şeyde derken operasyon oldu. O şey işte bu tutuklamalar olunca ben korktum tabi dedim acaba dedim ismim var mı? Derken aklıma o Melih geldi, Melih’e ben (1 kelime anlaşılmadı) ya dedim Melih. Ha buyur abi dedi. Ya dedim bir ricam var, acaba dedim benim ismim var mı bir şey et? O da gitmiş Savcı Beylerden biriyle görüşmüş. Savcı Beyde bir gelsin demiş. Gittim, ne bildiysem bildiğim kadarıyla, işin gerçeği de hani korka korka gittim yani yani korka korka gittim. Ya baktım hakikaten hiç eski şeylerle alakası olmayan efendim iyi niyetli insanlar bildiklerimi, duyduklarımı, gördüklerimi anlattım. Ondan beride Türkiye’nin bir şehrinde tek başıma yaşıyorum. Bugünde buraya Mahkemeye geldim. Şuanda bildiklerimi söylüyorum eğer aklıma bir şey gelirse de dilekçeyle başvuracağım efendim mahkemenize.”

Mahkeme Başkanı: “Söyleyecekleriniz bu kadar öyle mi?”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim bir de geçmiş zaman olduğu için saat zaman veremiyoruz, millet olarak kültürümüzde zaten günlük not düşme yok yani çoğumuz saate bile bakmıyoruz. Onun içinde günlük notları, saatleri de yanılabilirim o yönden de şimdiden davayla ilgilenen kişilere ve avukatlara şimdiden söylüyorum efendim”

Mahkeme Başkanı: “Evet.”

Dava klasörlerinden 391. klasörün dizi 242, 248 sayfaları arasında yer alan 11.6.2008 tarihinde CMK. 250. Maddesi ile Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu ifadesinin okumasına geçildi.

Sanığa klasör 391 dizi 248’deki 4. ve 5. paragraftaki beyanları okundu, soruldu.

Mahkeme Başkanı: “İlave edeceğiniz bir şey var mı?”

Gizli Tanık 17: “Yok efendim zaten hepsi doğrudur. Yalnız burada bu mesleklerden eksik ben yazmışım çünkü zamanın birinde biz. Müsaade var mı bir şey söyleyebilir miyim?”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun.”

Gizli Tanık 17: “Şimdi bir kadastroya kafayı takmış eski haritaları ilgilendiren biri geldi. Hemen kimliği çıkardı dedi ki sende Kuvayı Milliye’nin tapu kadastro müdürüsün. Yani bunun gibi trajikomik olaylar efendim. Tamam efendim, söyleyeceğim bu kadar.”

Sanığa klasör 391 dizi 248’deki 6. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Yok efendim ben zaten demin ben onu bahsettim. Akşam olduğu zaman binadan esrar dumanı çıkıyordu, başka bir şey çıkmıyordu.”

Sanığa klasör 391 dizi 248’deki 7. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim. Çünkü haciz geldiğinde babası da bana söyledi. Bizi dedi bitirdi o dernek benim oğlumu dedi oradan kurtar. Gerekirse babası gelsin burada söylesin yani böyle bir dert yanan burası bir şebeke gibi bir yer yani.”

Sanığa klasör 391 dizi 248’deki 8. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim. Bu şahıs zaten ilk geldiğinde bana paşayı sordu. Bende paşayı aradım ondan sonra kendisi birkaç sefer daha geldi gitti. Orada söylediklerim kesinlikle doğrudur eksik yoktur.”

Sanığa klasör 391 dizi 247’deki 1. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Efendim şimdi bir de bunlar, bunlar zararsız insanlar yani bir Hüseyin büyükleri olduğu için ona gelirlerdi, kafayı bulurlardı ordan giderlerdi efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 247’deki 2. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Kesinlikle doğrudur efendim. O teşkilatın eskiden gerçekten imamıdır o. Yani dini bilgisi çoktur ama sakalı olmadığı için İmam Hüseyin kendi sakal bıraktı. Hiç Kuran’ı bilmiyor yani bir çelişkidir. O çocuğu da oraya göreve yolladılar o da sahipsiz bir insan. Sahipsiz bir insan yani ona öyle görev verilecek.”

Sanığa klasör 391 dizi 247’deki 3. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Duydum efendim duydum. Zaten şimdi zaten o yüzden de ona biraz kızdım. Kahraman Şahin oradaysa da o ayırdı. Dedim yani bu çünkü bayrak yakılmaz yani hiçbir şekilde yakılmaz. Ama şimdi provokasyon için neler yapılıyor işte bunlar bir şahittir. Mersin yöremizde çok hassas kritik bir noktadır. Doğudan göç alan bir yerdir. Allah korusun aynı Çorum ve Maraş olayları gibi işte orayı da bu kişiler karıştırmak istemek şeyleri var planları olduğunu ben düşünüyorum yani. Yoksa niye bir bayrak yakılsın da niye millet yürütülsün bunun anlamı ne olabilir yani? Tamam efendim, diyeceğim bu kadar.”

Sanığa klasör 391 dizi 247’deki 4. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Evet efendim. Zaten bende pek samimiyetim yok ama şimdi teşkilatta giren çıkandan haberim olduğu için bunlar konuşuluyordu. Zaten paşa, paşada bu adamı pek sevmiyordu yani. Çünkü bu adam gayrimeşru koşturduğu için yani bilmiyorum neden ama hiç hoşuna gitmiyordu bu. Yani diyordu dikkat edin buna diyordu. Evet efendim, diyeceğim bu kadar.”

Sanığa klasör 391 dizi 247’deki 5. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim ben 51 yaşıma geldim ben bunun kadar yalancı bir adam görmedim. Neden? Diyor ki nano teknolojiyi diyor ben icat ettim Almanlar şey Amerikalılar benden çaldı. Yok efendim ya bu, bu öyle ilginç bir insan. Çok ilginç bir insan. İfadede zaten ben belirtmişim. Tamamen hayal dünyasında yaşayan oralarda ufak tefek elektrik işleri yapan bir insan. Ama gel gelelim adam yani o kadar bir kendini kaptırmış ki kendini öyle zannediyor. Aynı şey deliler gibi. Kendini nano teknolojisinin mucidi. Sonra bu adamın 2. bir özelliği var efendim onu buraya belirtmedim. Şimdi sultan hazret, Eyüp Sultan Hazretleri diye bir zat var tarihimizde. Bu Eyüp Sultan’ın bir tane bu, bunun torunuymuş hesapta. Yani bize anlattığı yani Hüseyin Görüm olsaydı o çok iyi bilirdi. Paşa da biliyor bu konuyu. Şimdi bu evden bir tane Kasımpaşa’dan bitpazarından al bir hırka getirmiş diyor ki bu benim dedemin. Yani bunun gibi böyle dalavereci bir adam yani. Tamam efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 247’deki 7. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğru efendim zaten beb… şimdiye kadar paşa kadar ırkçı bir adam görmedim yani. Yani tamamen ırkçı ve adam Alevi diye çok iyi bir insan Hüseyin o hanımı da var bir hanımefendi. Kendisi çok iyi bir insan böyle olgun yapıcı bir insan. Adama efendim böyle düşman düştüler yani böyle bir olaydır yani. Hüseyin Gazi Oğuz çok iyi bir insandır yani zararsız bir insandır. İyi niyetinden zaten adam buralara da düştü herhalde bunların peşine takıldığı için. Maalesef inşallah Allah şifalar versin.”

Sanığa klasör 391 dizi 247’deki 8. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Evet efendim. Şimdi efendim ben düşüncelerimi burada şey edeyim aynen doğrudur. Şayet bu Ergenekon soruşturması olmasaydı benim kendi görüşüm bu faaliyetleri ben takip ediyordum yani hakikatten o Mersin, Adana veya Hatay bölgesinde aynı Maraş ve şey büyük bir kitle olacaktı. Çünkü niye? Müthiş bir Kürt düşmanlığı var. Yani Kürt düşmanlığı. Yani o bölgede bunların başka bir işi yoktu ki bak yani devamlı bir Kürtle, Türkü bir yani bundan ne çıkarları vardır onlarda kendi bilecekleri iştir efendim. Bir de bu işin uzmanlarından biri de Sayın Doğu Perinçek’tir Doğu Perinçek’in zaten özel provokasyon şeyi vardır yani ben onu da yakın biliyorum. Çünkü ben gençliğimde siyasi faaliyetlerimi İşçi Partisinde sürdürdüm efendim. Halende üyeyim şey, şey bu şeydeki İstiklal Caddesindeki teşkilatında da üyeyim. Sildiler mi silmediler mi bilmiyorum efendim. Evet.”

Sanığa klasör 391 dizi 246’daki 1. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim yani ben zaten şimdi beni bile kandırdı, beni bile kandırdı. Özellikle paşa ben sizler benim gelecek, ben kendim bile binbaşı elbisesi giyiyordum. Ben inşaat şeyde ben askerde bitli piyadeydim bir anda ben ilkokul mezunuyum baktım üzerime de yakıştı yani bizleri böyle kandırdılar. Şimdi bir şey söylemek istiyorum efendim. Müsaadeniz var mı efendim?”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Gizli Tanık 17: “Şimdi ben burada şunu gördüm. Şimdi örnek veriyorum PKK doğuda bir genci nasıl kandırır? Der ki buna keleş verir üzerine bir şey verir der ki sen şu dağın komutanısın, sende şu dağın komutanısın, sen şu dağın komutanısın işlerinde biraz büyükçe sende der ki bu bölgenin komutanısın. Aynısı bizim bu Kuvayı Milliye’de oluyordu efendim, ben bu işe… Burada başkan olmayan yoktu, buraya giren insan 3 gün sonra başkan, 3 gün sonra binbaşı, 3 gün sonra albay diyeceklerim bu efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 246’daki 2. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Evet efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 246’daki 3. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 246’daki 4. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim bunlar kesinlikle doğru. Artı bu İstanbul Anadolu Yakasında olsun, karşıda olsun çekini ödemeyen, çekini tahsil edemeyen harçlı, borçlu yani adeta orası bir tahsilat yuvası gibi olmuştu efendim. Orda kendisi oradaysa teyit etsin tamamdır efendim doğrudur.”

Sanığa klasör 391 dizi 246’daki 5. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Evet efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 245’deki 1. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Mahkeme Başkanı: “Doğru mu bu beyanınız?”

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim, doğrudur.”

Sanığa klasör 391 dizi 245’deki 2. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 245’deki 3. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Evet efendim kendisi de oradaysa söylesin.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Lütfen efendim.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Lütfen efendim müdahale ederseniz çıkartmak zorunda kalırım Mehmet Fikri Karadağ lütfen.”

Sanığa klasör 391 dizi 245’deki 4. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim hem de çok tartışmaları oldu öyle tartışmaları oluyordu ki böyle trajikomik yani, yani akıl mantığa uymayacak tartışmalar oldu efendim yani. Bir çocuk yapmaz bunların yaptığını.”

Sanığa klasör 391 dizi 244’deki 1. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Efendim Sayın Kemal Kerinçsiz’in de faaliyetleri çok hoşuna gediyordu yani o takip ediyordu belki de ondan da olabilir çok hoşuna gidiyordu. Çünkü özellikle bu Ermenileri Protestan efendim birtakım faaliyetleri vardı o zaman çok gündemdeydi Mehmet şey Kemal Bey çok gündemde olan bir akşamdı şey her akşam televizyonlardaydı. Demek ki ondan etkilenmiş olabilir yani veyahut da aralarında başka bir ilişki var onu da bilemiyorum. Ama ben tanıştıklarına da inanıyorum çünkü insan tanımadığı adama niye bir şey yollasın? Tamam efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 244’deki 2. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim. Zaten Doğu Beyi ben eskiden de tanırım bir de orada şeyde değildi yani protokolde değildi. Kürsünün önündeydi halkın içindeydi öyle bir konuşmamız oldu kısa bir konuşmamız oldu, doğrudur.”

Sanığa klasör 391 dizi 244’deki 3. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Kesinlikle doğrudur zaten efendim zaten en çok beni de üzen o. Ben uzun yıllar parasızlıktan evlenememiştim, o hanımefendiyle evlendim. Fakat gel gelelim bizi hizmetçi ettiler orada. Eğer ben bunların lafına uysaydım belki de şuanda uzun yıllar cezaevlerinde kalan, yatacak bir insandım yani Allah’tan ki işte her şey bir vesile olur insana. Nasip yani o da iyi bir kadındı ama olmadı yani olmadı.”

Sanığa klasör 391 dizi 244’deki 4. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim Sayın paşamızın ben akli dengesini bak neden; herkesi potansiyel suçlu olarak görüyor. Şimdi örnek verelim bir örnek verelim. Şeyde Beykoz tarafından bir hanımefendi geliyordu kadın kollarına. Yav kadına bir kafayı taktı. Ya kadının saçından neler yaptı o saçındaki başörtüsüne tükürdü etti. Şimdi bunları da bıraktım bak Kahraman Şahin ordaysa namusuna, şerefine konuşsun. Duvarda bir ayet yazıyor diye bunlar Arap palavraları diye aldı yırttı. Bak o görüntülerde de vardır bir kaset var efendim bu orda da vardır bunun konusu. Çok enteresan, asabi bir yapası var. İyi olduğu zaman iyi ama özellikle insanları hiç sevmiyor yani adam bir nevi diktatör, tamam efendim diyeceğim bu kadar.”

Sanığa klasör 391 dizi 244’deki 5. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Evet efendim iyi ki de beni kovdular hayatım kurtuldu, iyi ki de kovdular aslında benim paşaya da teşekkür etmem lazım yani demek ki bir şeye bir sebep olmak lazım. Hiç olmasa ben zaten orda kendi bütün paramı, kendi birikintim cebimde vardı onları yedim. Yani bir acayip bereketsiz bir yer ya, böyle bir şey olmaz. Elektriği kesik, suyu kesik, ha para geliyor, ha bak Hüseyin Görüm ordaysa söylesin şimdi seçim zamanı Cumhuriyet Halk Partisi Pendik İlçe Teşkilatından 2 milyar para geldi, aynı gün onun 500 lirasına yakını esrara gitti. Böyle bir şey olur mu? O parayı daha sonra geri istediler, bak bunlar şey biliyor bu olayı. Demin o bahsettiğim Alevi kökenli vatandaş biliyor o Pendik’te olan he o biliyor, yani resmen para getirdi, o da niye? Hani sokak yolları biraz can… şey hareketlendirin. Yani bunun anlamı nedir yani? Demek ki bize bize etrafı kırdıracaklar, döktürecekler, bizi kullanacaklar. Yani bu bir yerde yani onun Atatürk’le ne alakası var, Atatürk’le ne alakası var? Diyeceklerim bu kadar efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 243’deki 1. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim o zaten arşivde var yani oranın kendi arşivinde var kayıtlarda var CD kayıtlarında. Paşanın gırtlağını dayadı. Çünkü paşa kızdığı zaman dur ben bir çocuklara danışıyım bir de ben bir arkadaşlara danışıyım. Ya paşaya diyor ki ya bu nedir, bu kimle görüşüyor bizim yönetim kurulumuz var. Tabi ki kendi aralarında. E bende inanıyorum. Paşanın bu teşkilatın dışında yani Kuvayı Milliye’nin dışında büyük insanlarla bir ittifakın olduğuna ben zaten o şeyden o kilise var orda şeyde Karaköy’de eski bir kilise. Orda toplandıklarını da ben zannediyorum yani. Çünkü niye; ya (1 kelime anlaşılmadı) değil, ha bir gün bir mesele oldu. Geldi dedi ki ya eşek oğlu eşek dedi affedersiniz. Jandarma dedi biliyor ya komutanlar dedi kızıyor, bu esrarı kesin dedi, şeye söyledi affedersiniz yani biraz. Ama ben.”

Mahkeme Başkanı: “Şimdi Gizli Tanık 17 ifade verirken hakaret etmemeye dikkat edin.”

Gizli Tanık 17: “Yok, yok ben lafı o anki durumuyla söylüyorum çok özür dilerim yani.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Gizli Tanık 17: “Yani sanki bizi orda bir paşanın dışındaki insanlarda kontrol ediyormuş gibi. Yani bir insan olmadık bir şeyi gidip arkadaşlara danışayım. Yav arkadaşlar buraya gelecek, daha güçleneceğiz ama bu esrarı kesin. Yav kesin bu esrarı. He ondan sonra İmam Hüseyin bu laf bundan daha şey Kuran’a merak sardı. İmam Hüseyin çok enteresan esrarı içip içip hülya görürdü böyle es Kuran’a esrar şey sardı merak. Bu bir gün bunun elinden Kuran’ı bir kaptı, ulan dedi beni dedi, size dedi İncil versem İncil’e tapacaksınız, size dedi Marksizm versem, Marksizme tapacaksınız. Sana dedi ben dedi bunu verdim şimdi Kuran’a tapıyorsun dedi adama bütün hakaret etti. Hüseyin Görüm 1 hafta odasından çıkmadı efendim. Böyle bir kişiliğe sahip. Tamam efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 243’deki 2. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim şeyden Bağdat Caddesinde Cafe Crown önünden aldım getirdim içinde ne var bilmiyorum ama herhalde para.”

Mahkeme Başkanı: “İçindekini görmediniz yani.”

Gizli Tanık 17: “Görmedim, bakmadım çünkü açmadım ama para olduğu belli yani. Tamam efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 243’deki 3. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Doğru efendim şimdi önemli şahsiyetler geldi mi zaten adam biraz şeyde oluyor hemen pat çıkıyor yani kimlik mimlik gösterme yok. Yani normal bir vatandaş geliyor, bir trafik vardı yani paşanın odasında. Yani kendi arkadaş belki de askeri arkadaşları ama bir şeyler vardı yani bizim bilmediğimiz şeyler vardı yani, bizim bilmediğimiz şeyler vardı. Evet efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 243’deki 4. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Gizli Tanık 17: “Evet efendim. Çok şüpheleniyordu, çok şüpheleniyordu özellikle bura dinlenir diyordu fetoş dinliyor diyordu bizi fetoşa dikkat edin diyordu. Fetoş dediği Fethullah Gülen Hoca efendinin şeyine. Yani ona böyle acayip bir şüphe paranoyak bir insan yani muhakkak. Aman telefonlarınıza dikkat edin, aman dinlenirler, aman şey edin, aman harekete geçmeden bizi şey ederler. Ne harekete geçeceğiz, nedir yani böyle böyle enteresan bir yapılanmanın içindeydik iyi ki de ordan kurtulmuşum yani tamam efendim.”

Sanığa klasör 391 dizi 243’deki 5. paragraftaki beyanı ile dizi 242’deki 1. paragraftaki beyanı okundu, soruldu.

Mahkeme Başkanı: “İlave edeceğiniz başka bir şey var mı?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim milletvekili seçimlerinde aday oldu, 45 oy oldu, 45 tane oy aldı. Geldi odaya bu Dünya’da ne kadar ağır küfür varsa Türk milletine etti. Ne hayvanlığı koydu ne her şey bunlar dedi şöyledir, böyledir bir sinir. Çünkü dernektekiler bile oy vermemiş, dernektekiler bile oy vermemiş. Niye vermemiş? Şimdi bizim resmi kayıtlarımız 3, 4 bindi Pendik baya bir kalabalıktı. Yani bunların her birinin evinde bir insan olsa 6 bin oy yapar. Yani 45 oy almış, 45 tane oy almış paşa bu millete söylemediğini bırakmadı, bu millete. Hele ki bir tane paşa vardı o zaman Genelkurmay Başkanı. Ona dedi en büyük baş dönme, baş dönem olmasa bugün darbe yapar diyordu. Yani bunun işi gücü insanları sokağa döküp efendim bir de onun yandaşları da var işte orda birkaç kişi var. Bunların yandaşları orduyu darbe yapmaya zorlamak. Yani orduyu darbe yapmaya zorlamak yani bugün örnek burada konuşuyoruz. Efendim bir Mersin, Adana oralarda bir kardeş kavgası başlasa bir müdahale olmaz mı veya olmasa da yani bir olağanüstü durum olmaz mı? İnsanlar yani bunlar iyi düşünmüyorlar bunlar bence devletin yerinde olsam bunları bir akıl sağlığı…. çünkü niye? Bunlar bir akıllı bir insanın yapacağı işler değil, ben inşaat ustasıyım, ilkokul mezunuyum ben bunun düşündüğünü düşünmüyorum efendim bu kadar basit diyeceklerim bu kadar.”

Üye Hakim Hüsnü Çalmuk: “Başkanım CD dolmak üzere ara verirsek.”

Saatin 11:57 olduğu görüldü.




Yüklə 1,24 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə