Выступление Шавката Мирзиёева на торжественной церемонии вступления в должность Президента Республики Узбекистан на совместном заседании палат Олий Мажлиса



Yüklə 94,61 Kb.
tarix27.07.2018
ölçüsü94,61 Kb.
#59938

ÖZBEKİSTAN CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI ŞAVKAT MİRZİYOYEV’İN ÂLİ MECLİS KAMARALARI ORTAK OTURUMU

CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİNİ DEVRALMA TÖRENİNDE YAPTIĞI KONUŞMASI

(Taşkent, 14.12.2016)

Sevgili yurttaşlarım!

Sayın Senato Başkanı ve Senatörler!

Sayın Meclis Başkanı ve milletvekilleri!

Bayanlar ve Baylar!
Sizlere ve Sizlerin temsil ettiğiniz tüm halkımıza hitaben yapacağım konuşmamın başında beni Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçerek şahsıma gösterdikleri bu güvenden dolayı tüm yurttaşlarıma en içten duygu ve samimiyetimle şükranlarımı yenilemeyi kendime borç biliyorum.

Bugün, bu yüce kürsüden ülkemizde yaşayan tüm halk ve azınlıkları temsil eden yurttaşlarıma, onurlu gazilerimize, saygıdeğer hanımlara ve ülkemizin geleceğini temsil eden geleceğimizi teşekkür etmek istiyorum. Çalışkan ve yüreği merhamet dolu yüce halkımın karşısında baş eğmeyi kendime borç biliyorum.

Halkım ve ülkem tarafından şahsıma gösterilen bu güven benim için ifade edilemeyecek derecede onur ve aynı zamanda büyük sorumluluk anlamını taşımaktadır.

Sizleri temin ederim ki, halkımın dünyada hiçbir şeyler kıyaslanamayacak bu güveni boşa çıkarmamak için tüm gücümü, imkanlarımı, bilgi ve deneyimleri ortaya koyarak ömrümün sonuna kadar asil halkımın yolunda feda edeceğim.

Özellikle beni Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösteren ve seçim kampanyası boyunca beni destekleyen Liberal Demokrat Partisi’nin tüm üyelerine teşekkür etmek istiyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerde benimle alternatif zeminde yarışan Özbekistan Milliyetçi Demokrat Partisi Merkez Kurulu Başkanı Sayın Hatamjon Ketmonov’a, “Milliy Tiklanish” Özbekistan Demokrat Partisi Merkez Kurulu Başkanı Sayın Sarvar Otamuratov’a ve “Adolat” Sosyal-Demokrat Partisi Siyasi Kurul Başkanı Sayın Narimon Umarov’a bir daha teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Bu vesile ile şahsıma tebrik ve iyi dileklerini ileten yabancı ülke ve uluslararası kuruluşların yöneticilerine, siyasi ve sivil örgüt temsilcilerine ve aynı zamanda, bugünkü oturuma katılan ve her zaman olduğu gibi seçim kampanyası boyunca da ülkemize dostluk ve samimiyet sergileyen yabancı ülkelerin Özbekistan diplomatik temsilcilikler başçılarına derin minnettarlığımı ve saygılarımı sunarım.

Sayın yurttaşlarım!

Herkes bağımsız ulusların kendine özgü tarihe ve kültüre sahip olduğunun bilincindedir. Bu tarih ve kültürün asıl yaratıcısı ve sahibi şüphesiz ki halktır. Özbekistan’ın kadim, asırlara dayalı tarihi ve ülke tarihinin son 25 yıllık dönemde gerçekleştirilen kalkınma ve ülkenin bağımsızlığı ve egemenliğini güçlendirilmesine yönelik kaydedilen ilerlemeler bu gerçeği yansıtmaktadır.

Şüphesiz ki, bu ilerleme sürecindeki belirleyici güç ulusumuzda yaşayan halklardır. Asırlara dayalı tarihinde Özbekistan halkının nasıl zor dönemlerden ve sınavlardan geçtiğini hepimiz çok iyi biliriz. Özbekistan’ın yakın tarihi ve elde ettiğimiz büyük başarıları gözden geçirecek olursak, cesur, güçlü, yılmaz iradeye ve kararlığa sahip halkımızın karşısına çıkabilecek her türlü zorluklara göğüs gerecek ve her türlü sınavlardan geçebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Bizler her zaman atalarımızı sevgiyle kalbimizde yaşatacağız ve sonsuza kadar onları saygı ile anacağız. Bizler, iradelerini, azimlerini ve cesaretlerini ortaya koyarak Vatanımızın gelişmesi ve kalkınması yoluna kendilerini adayan öğretmenlerimiz, hayat hocalarımız ve aydınlarımız ile gurur duymaktayız.

Bugün ise ben Âli Meclis kamaralarını, siyasi parti ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve tüm halkımızı Özbekistan Cumhuriyeti birinci Cumhurbaşkanı Sayın İslam Abdutaniyeviç KARİMOV’un bizlere miras bıraktığı ortak hedefimize ulaşmamız için güçlerimizi birleştirmeye davet ediyorum.

Bu hedefin asıl amacı ülkemizin istikrarlı ve dinamik şekilde gelişecek özgür, müreffeh ve demokratik bir hale getirmektir.

Günümüz itibari ile Özbekistan dünya ülkeleri arasında hatırı sayılır yere ve saygınlığa sahip bir ülkedir. Ülkemiz tüm dünya ülkeleri ile işbirliği ve görüşmelere açık bir ülkedir. Bunun açık ve ikna edici kanıtı olarak ülkemizde demokratik bir şekilde yürütülen seçimleri örnek gösterebiliriz.

Sizler de çok iyi bilirsiniz ki, ilkemizde gerçekleştirilen seçimler 46 farklı ülke ve 5 hatırı sayılır uluslararası kuruluşlar tarafından görevlendirilmiş 600’a yakın gözlemci katılmıştır. Özellikle de AB Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına bağlı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’nin geniş kadrolu komisyonunun ilk defa ülkemize geldiğinin altını çizmek gerekmektedir. Demokratik şekilde gerçekleştirilmesi bakımından ülkemizde yapılan seçimler 32 ülkeden katılmış bu Uluslararası teşkilata mensup 200’e yakın temsilci tarafından gözlenmiştir.

Yapılan seçimlerde halkımız özgür iradesini, yüksek seviyeli siyasi anlayışını ve aktif vatandaşlık konumunu açık şekilde sergilemiştir. Bu durum, aynı zamanda yurttaşlarımız ülke geleceği ve bekası konusunda kendilerine güvendiklerinin ve sorumluluk sahibi olduklarının bir göstergesidir. Bizler, seçim sonuçlarını Özbekistan’da kısa ve uzun vadeli stratejik kalkınma programı dahilinde hayata geçirilen demokratik reformların yurttaşlarımız tarafından objektif ve gerçek değerlendirmesi olarak kabul etmekteyiz.

Tüm yabancı gözlemciler seçimlerin ulusal kanun hükümleri ve kabul edilmiş uluslararası seçim standartları taleplerinin tamamına uygun şekilde baskısız ve özgür ifade ortamda partiler arası sağlıklı rekabet ve mücadele zemininde geçtiğini açık şekilde ifade etmişlerdir. Geçen günlerde bu konu Yüksek Seçim Kurumu seçim sonuçları açıklamasında da belirtmişti. Şüphesiz ki, bu gibi tanımlamalar ve yüksek değerlendirmeler bizleri mutlu etmiştir.



Değerli arkadaşlar!

Büyük bir devlet adamı ve siyasetçi olan değerli rehberimiz İslam Karimov tarafından başlatılan devasa kapsamlı işi devam ettirmek maksadı ile Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevini devralırken ben 32 milyon nüfusa sahip bu dev ülkeyi yönetmek ne kadar zor olduğunu ve bir devlet başçısı olarak üzerime ne kadar büyük bir sorumluluk aldığımın farkına vardım.

Ülkemizin birinci Cumhurbaşkanı’nın farklı istikametlerde gösterdiği siyasi faaliyet ve asil duruşu ile Vatanımızın kadim ve asırlara dayalı tarih sayfalarında silmeyecek izler bırakmıştır. Ülkemizin devlet başkanı Özbekistan’da olduğu gibi uluslararası arenada da saygın ve önem taşıyan başarılı şahsiyet ve devlet adamı olarak tanınırdı.

Bu sebeple, günümüz itibari ile binlerce yurttaşlarımız tarafından Birinci Cumhurbaşkanımızın hatıralarını ölümsüzleştirmek yönünde istek ve talepler gelmektedir. Gelen teklif ve öneriler incelenerek bu yönde gereken kararlar alınacaktır.



Saygıdeğer oturum katılımcıları!

Günümüzde genişleyen küreselleşme, uluslararası arenada farklı çıkar çatışmalarının yoğunlaşması, dünya çapında devam eden finansal ve ekonomik kriz gibi zor dönem ve şartlar altında üzerime Özbekistan Cumhurbaşkanlığı gibi büyük bir sorumluluk gerektiren görevi evvela asırlar boyu deneyim edinmiş akil halkımdan ve Sizlerin, değerli arkadaşlar, güven, yardım ve desteklerden güç alarak üstlenmekteyim.

Sizler, seçim süreci içerisinde seçmenler ve toplumun farklı kesimlerinin temsilcileri ile birçok görüşmeler yaptığımı biliyorsunuz. Doğrusunu konuşmak gerekirse, bu açık görüşmeler ve görüşmeler esnasında ileri sürülen teklifler, yasal talepler ve bunları dayalı tatbik edilen somut tedbirler benim için önemli bir hayat okulu olmuştur. Bu görüşmeler neticesinde elde ettiğim sonuçlar önemli ve büyük sorumluluk gerektiren ülke Başçılığını görevini üstleneceğim dönemde bana yol gösterecektir.

Günümüzde yaşanan gündemler bir devlet yöneticisi olarak en başta benim ve hepimizin karşısına yeni ve son derece karmaşık ve zor görevler çıkarmaktadır.



Birincisi; bizler ülkemizin Birinci Cumhurbaşkanı İslam Karimov’un başlattığı geniş çaplı siyasi, ekonomik ve sosyal reformları yılmadan ve tutarlı bir şekilde devam ettireceğiz. Bu yol bağımsız ve demokratik devlet kurulması, sivil toplum oluşturulması, ülke ekonomisinin güçlenmesi ve Ulusumuzun kalkınmasının sürdürülmesi için sağlam bir zemin oluşturmaktadır.

Ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Özbekistan Cumhuriyeti Anayasal hükümlerin harfiyen uygulanmasını, hukukun üstünlüğünü sağlanmasını, iç ve dış politikalarının vatandaşlarımızın hak ve özgürlüğünü temin edecek şekilde yürütülmesini kendime borç biliyor, vazife görüyorum.

Ülkemizin Anayasasının kabulünün 24. Yıldönümü töreninde yaptığım konuşmamda bu temel ilkelerin fiili uygulamasına ilişkin vizyonumu açıkladığım hepinize malumdur.

Bu sebeple Yasama Meclisi Başkanı ve Milletvekilleri, Senato Başkanı ve Senatörlerden Cumhurbaşkanı danışmanlık servisleri ve hükümetle işbirliği içerisinde hareket ederek ülkemizdeki yasama ve yürütmenin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için gereken tedbirlerin alınmasını rica ediyorum.



İkincisi; ülkemizdeki mevcut milletlerarası anlayış, muvafakat ve barış atmosferinin göz bebeğim gibi korunmasını ve bu bağın güçlendirilmesini kendime birincil görev olarak görüyorum ve kabul ediyorum.

Sizler de biliyorsunuz ki, ülkemizde hak ve düşünce özgürlükleri, farklı azınlıklara tanınan haklar garanti altına alınmış, inanç özgürlükleri verilen önemler güçlenmektedir. Günümüzde Özbekistan sınırları dahilinde 130’u aşkın halk ve azınlıkların sulh ve dayanışma içerisinde bir arada ikame etmekte, farklı mezheplere ait 16 dini kuruluş serbest bir şekilde faaliyet göstermektedir.

Geçmişte olduğu gibi bundan böyle de ülkemizdeki bu birlik ve beraberlik ortamının güçlendirilmesine, milliyet, inanç ve düşüncelerini ayırt etmeden tüm vatandaşlarımıza eşit haklardan yararlanmalarının sağlanması konuları öncelik göstermek sureti ile ele alınacaktır. Bizler, farklı millet ve azınlıklar arasında düşmancılık yayan ve ayrımcılığa sürükleyen aşırı ve radikal düşüncelerin ülkemizde yayılmasına kesinlikle kabul edemeyiz.

Dünyanın farklı bölgelerinde her geçen gün daha da artan kanlı savaş ve çatışmalar, terör tehditleri ve şiddet bizlerin sürekli şekilde dikkatli davranmamızı gerektiğine işaret etmektedir. Bu yüzden dikkatimiz Özbekistan’ın toprak bütünlüğü ve güvenliğinin sağlanması, ülkenin savunma gücünün artırılması, tahrip edici güçlerin ilkemizden uzak tutulması gibi hayati önem taşıyan konulara odaklanması gerekmektedir.

Bugün önem taşıyan bir düşünceyi bir daha hatırlatmak gerektiğini düşünmekteyim: Özbekistan ve bu ülkenin asil ve cömert halkı geçmişte olduğu gibi günümüzde de barışçıl siyasete ve dünya halkları ve insan hak ve özgürlüklerine saygı göstermeye dayalı sağlam duruşu ile bilinmektedir. Ancak, gerektiği takdirde, ülkemizin bağımsızlığına tehdit oluşturacak, halkımızın barış ve huzur içinde yaşamasını bozmaya yönelik her türlü girişimlere karşılık verecek güce sahip olduğumuzun bilinmesini isteriz.

Halkıma seslenirken, altını çizerek söylemek isterim ki, bu konuda kimsenin herhangi bir tereddüdü olmasın. Bunun için yeterli güç ve kudrete sahibiz.

Bu vesile ile Silahlı Kuvvetlerimizin er ve erbaşlarına, subaylarına ve generallerine, Ulusal Güvenlik Servisi, hudut ve jandarma komutanlığı mensuplarına ve güvenliğimizi sağlayan tüm askerlerimize yeminlerine ve kutsal görevlerine gösterdikleri sadakatten dolayı şükranlarımı sunuyorum.

Eminim ki, bugüne kadar ortaya koyduğunuz örnek davranış, korkusuz, cesur ve vatansever tavrınız bundan böyle de göstererek ülkemizdeki mevcut barış ve istikrarın korunması ve güçlendirilmesi için halkınıza olan sadakatinizi koruyacaksınız.

Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına bağlı Milli Güvenlik Kurulu’ndan Savunma Bakanlığı ve ilgili kurumların yönetici kadroları ile istişare sağlayarak Silahlı Kuvvetleri’nin ihtişamlı 25. Yıldönümü kutlamaları için alınacak tedbirleri en kısa zamanda hazırlayarak incelenmek üzere tarafıma sunmalarını rica ediyorum. Alınacak tedbirler arasında hak eden askerlerimize yakın dönemde tescil edilmiş madalyaların yanı sıra devlet nişanları ile ödüllendirilme tasarısının hazırlanmasının da doğru olacağını düşünmekteyim.

Üçüncüsü; Halkımızın ezelden beri değer verdiği adaletin güncel hayatımıza yansıtılarak sağlamlaştırılması bizlerin birincil görevlerimizin başında gelenlerden birisi olduğunu düşünmekteyim. Ulu ecdadımız Emir Timur’un : “Dilerim adalet bizim her girişimimizde yol yoldaşımız ve rehberimiz olsun!” derin anlam dolu kelimeleri ulusumuz her bir bireyinin hayatına sağlam şekilde nüfus etmelidir.

Bu konu, başta devlet kurum ve kuruluşları yönetici kadro ve personellerinin, yargı sistemi, savcılık, içişleri ve denetim kurumları personelinin tamamının ve Âli Meclis İnsan Hakları temsilcilerinin ilkesi haline gelmesi gerekmektedir.

Bizler meydana gelebilecek yolsuzlukları, işlenebilecek suç ve yasa ihlallerini önlemek ve bunlarla mücadele etmek uğruna kesin tedbirlerin alınmasının yanı sıra işlenen suç karşısında ceza kaçınılmaz olduğuna ilişkin kanun postulatının pratikte uygulanmasını sağlamamız gerekmektedir.

Ben, milletvekilleri ve senatörlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve halkımızın tamamının mutlak surette ülkemiz tarafından hukuk devleti ve demokratik toplum inşası çerçevesinde attığı adımları destekleyeceklerinin kanaatindeyim.

Geçmişte olduğu gibi ileriki dönemlerde de ülkemizde gerçekleştirilecek demokratik reform ve sivil toplum oluşumunun derinleştirme Kavramının uygulanmasında mahalli özyönetim kurumların yanı sıra devlete bağlı olmayan gayri-ticari kuruluşların, bağımsız ve objektif medya organlarının aktif şekilde iştirak edeceklerinden eminim. “Ülkeye güç kazandıran sivil toplumların gücüdür” ilkesi hayata geçirirken, bizler bunlar gibi sivil enstitülerin gücü ve kapasitelerine güvenerek yol alacağız.

Bu sebeple de, özellikle halk yönetiminin kaidesi olarak kabul edilen kamu denetimi enstitülerinin güçlenmesine özen vereceğiz, başka deyişle – ülkemizin Anayasasının 32. Maddesinde, “Devlet ve yönetim kurumlarının şeffaf faaliyeti hakkında” ve “Sosyal işbirliği hakkında” adlı Kanunlarda öngörülen taleplerin yerine getirilmesini sağlayacağız.

Bu gibi önemli teşebbüste bizler başta akil insanlar ve hayat okulundan geçerek deneyimler elde etmiş gazilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın tavsiyelerine ihtiyaç duymaktayız ve aktif şekilde katkıda bulunacaklarını bekliyoruz. Geçmişte de onların özverili çalışmaları sayesinde ülkemizde dev endüstriyel tesisler inşa edilmiş ve modernize edilmiştir. Onların entelektüel potansiyelleri ve gayretleri ile yüksek teknolojik yeni sanayi alanları kurulmuş, eşi benzeri bulunmayan altyapı tesisleri inşa edilmiş, çiftçilik alanı genişletilmiş, şehir ve köylerimizin mimarisinde radikal değişiklikler gerçekleştirilmiştir.

Bu gibi insanların Vatanlara olan derin sevgi ve ülkelerine bağlılık sayesinde ülkemizi sağlam temelleri atılmıştır.

Bu vesile ile ülkemizin kalkınması adına gösterdikleri özverili çalışmalarından dolayı saygıdeğer gazilerimize uzun ömür, can sağlığı, mutluluk ve esenlik diler, derin saygılarımı bildirmek isterim.

Dikkatinizi bir konuya çekmek isterim: yaşlılarımıza ve saygın yaşa ermiş kişilere gösterilen saygı ve ilginin artırılması, onların emekli maaşlarında iyileştirmeye gidilmesi, onlara verilen sağlık hizmetleri ile sosyal ve geçim şartları seviyelerinin yükseltilmesi bundan böyle de Cumhurbaşkanı’nın öncelikli görevleri arasında her aldığı gibi, hükümet ve yerel yönetim kurumların da öncelikli görevleri arasında yer alacaktır.

Bu doğrultuda emekli, kimsesiz yaşlılar ve engelli vatandaşlarımıza verilecek devlet desteği için geniş çaplı tedbir programı hazırlanmış ve harfiyen yerine getirilecektir. Bu kapsamda “Nuroniy” ve “Mahalla” SGK personel sayısının artırılmasına, bu kurumların hizmet imkanlarının artırılmasına ve toplumsal yaşamda bu kurumların rollerini ve saygınlığını artırılmaya yönelik ilave tedbirler alınacaktır.

Değerli hanım efendilerimiz, şefkatli annelerimiz, sevgi gösteren eşlerimiz, fedakâr kız kardeşlerimiz, sevgili kızlarımız ve kız torunlarımız – Sizler her zaman bizlere şefkat göstererek ilerlediğimiz hayat yolu boyunca karşılaşabileceğimiz engelleri aşmamız ve hedeflerimize ulaşmamız için bizlerin özgüven verir, gücümüze güç katıyorsunuz.

Gösterdiğiniz anne sevgisi, şefkat ve merhametinizin karşılığını ömür boyu ödeyemeyiz.

Bu sebeple, anne ve çocuk sağlığı korumasına, yaşam şartlarını dikkate alınmak sureti ile kadın istihdamı sağlanmasına, omuzlarındaki yükün bir nebze hafifletilmesine ve ülkemizin kamusal ve siyasi alanda kadınların rolünü ve saygınlığını artırmaya yönelik devlet politikasının sürdürülmesi bizlerin öncelikli görevlerimiz arasında yer almaktadır.

Özbekistan’ın zengin yer altı kaynaklara, güçlü ekonomik potansiyele ve insan kaynaklarına sahip ülke olduğu her kese malumdur. Ancak, entelektüel halkımızın manevi potansiyeli ülkemizin en büyük zenginliğidir. Bizler, başta saygıdeğer ordinaryüs ve profesörler, kültür, edebiyat, güzel sanatlar ve spor camiası temsilcileri başta olmak üzere ülke aydınları ve bilim adamlarının bu potansiyelin artırılmasında ve yeni nesil yetiştirilmesinde gösterdikleri başarıların farkındayız ve ülkeye sağladıkları katkılara değer vermekteyiz.

Özveri ile çalışan bu insanların gerçekleştirdikleri bilimsel araştırmalara ve sanatsal faaliyetlere her yönlü destek çıkmak ve çalışmalarının hayata geçirmeleri için ihtiyaç duydukları ortamları sağlanmak bizlerin öncelikli görevlerimiz arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda hükümet tarafından somut tedbirler alınacak ve uygulanacaktır.

Günümüzün çağrısı olan “Çocuklarımız bizden daha güçlü, daha akil, daha bilgi olmalı ve daha mutlu yaşamlıdırlar!” ilkesi her bir bireyimizin, velilerimizin ve geniş kitlelerin aklına ve kalbine kazınmıştır. Günümüz itibari ile genç nesil olarak tabir ettiğimiz 30 yaş altı vatandaşlarımız sayısı 10 milyon olup ülke nüfusunun % 32’ine tekamül etmektedir. Bizler, gençlerimizin ülke geleceğine ilişkin sorumlulukları üstlenebilecek kapasiteye sahip olmaları ve bugünümüzle yarınlarımızın belirleyici gücü olduklarından kıvanç ve gurur duyuyoruz.

Özellikle eğitim ve öğretim alanında alınan ulusal programlar başta olmak sureti ile bu istikamette yürüttüğümüz geniş çaplı çalışmalarımızı mantıklı sonuçlara ulaştırmamız gerekmektedir.

Bu sebeple de, gençlere kaliteli eğitimin sağlanması, onları fiziksel anlamda sağlıklı ve maneviyat anlamından olgun şahsiyet olarak yetiştirilmek hükümetimiz, ilgili bakanlık ve kurumlarımızın, saygıdeğer akıl hocalarımızın, profesör ve öğretmenlerimizin en önemli görevidir. Hayat şartları bizlerden genç evlatlarımız için çağdaş çalışma ortamları yaratarak onlara istihdam sağlanması ve genç nüfusun toplumda hak ettikleri seviyeye gelmelerini sağlanması amacı ile yürüttüğümüz çalışmaların kalite düzeyinin yükseltilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Bizler kararlı bir şekilde devlet gençlik programını uygulamaya devam edeceğiz ve sadece devam etmek kalmayıp bu programı güncel şartlara uygun hale getirerek hizmet seviyesini daha da yükselteceğiz.

Bizler, gençlerin özgür düşünceye, yüksek seviyeli entelektüel ve manevi potansiyele sahip olmaları, ülkemizin genç nüfusunun diğer ülke gençliğinden her daim bir adım önde giderek mutlu yaşamaları ve geleceklerine emin olmaları yolunda tüm ulusal ve toplumsal güç ve imkanlarımızı seferber edeceğiz.

Dördüncüsü; bizim için ülke ekonomisinin istikrarlı şekilde büyümesini sağlamak her zaman stratejik öneme sahip bir görev olacaktır.

Öncelikle ekonominin yeniden yapılanması ve serbest bırakılması kapsamında yürüttüğümüz çalışmaları genişletmemiz, tüm alan ve sektörlerinde başlattığımız yapısal değişim çalışmalarımıza hız kazandırmamız gerekmektedir. Ekonomi alan ve bölgelerini modern hale getirilmesi, rekabet güçlerinin artırılması, ihracat hacminin potansiyelinin büyütülmesi her zaman bizlerin ilgi odağı olacaktır. Bunun için ekonominin tüm alanlarına yabancı yatırımların celp edilmesi, bilişim ve yapısal dahil olmak sureti ile ileri teknolojileri kullanması istikametinde aktif çalışmalar yürütmemiz gerekmektedir. Bunları gerçekleştirerek 2030 yılına doğru ülkemizin gayri safi yurtiçi hasıla hacmini 2 katının üzerine çıkarmamız mümkün olacaktır.

Şüphesiz ki, tarım reformları ve gıda güvenliğinin sağlanması görevlimiz arasında önemli yerini koruyacaktır. Öncelikle tarımsal ürünlere dayalı üretimin ve bu alanın lokomotifi ve belirleyici gücü olarak kabul edilen çok yönlü çiftçiliğin gelişmesine süreklilik kazandırmaya önem verilecektir.

Hükümet, resmi devlet kurumlar ve hakimiyetlerin (yerel yönetimlerin) öncelikli görevleri arasında özel mülkiyet haklarının koruma altına alınması ve gelecekte gelişmesi ile ilgili konularda belirleyici stratejik seviyeye ulaşması ve mevcut sorunların çözülmesinin akabinde devlet iştirakinde daralmaya gidilmesi olacaktır.

Önemli görevler arasında küçük ve orta büyüklükteki işletmelere destekleme ve teşvik programı dahilinde KOBİ’lerin ülke ekonomisinin büyümesinde rollerinin artırmak sureti ile toplumsal barışın ve istikrarın sağlanması yer almaktadır. Girişimci faaliyetleri sadece kendi çıkarlarına ve ailesinin geçimini yönelik olmayıp ülke ekonomisi yararına olduğunu boşuna söylememişler. “Halkı zengin olan ülke güçlü ve zengin bir devlettir” - ilk bakıştan basit gözüken, ancak önem arz eden bu düşünceyi her zaman dile getiririm.

Bu sebeple de, girişimcilik faaliyetlerinin gelişmesine engel yaratan girişimler Devlet ve Cumhurbaşkanı Politikasına karşı koymak gibi değerlendirilecektir. Bu güncel konuda vazgeçilmez duruşumuzu bir daha altını çizerek hatırlatmam gerektiğinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Seçmenlerle görüşmem esnasında bu konuyu sadece girişimciler değil, halkımızın çeşitli tabakasının kararlılıkla destek verildiğine emin oldum.

Beşincisi; tarafımızca gerçekleştirilen ekonomik reform ve toplusal değişimler ilk başta halkın gelir düzeyinin artışına ve hayat şartları seviye ve kalitesinin yükselmesine gösterdiği etkiye göre değerlendirilecektir.

Bu amaçla tarafımızca maaşların, emekli maaşlarının, ikramiye ve bursların artışını öngören program hazırlanmış ve kademeli olarak hayata geçirilmesi için somut tedbirler alınacaktır.

2017 yılında itibaren başta akademik lise, mesleki eğitim kurumları ve yüksek öğrenim kurumları mezunları olmak üzere ülke nüfusuna istihdam sağlamak amacı ile yeni sistem uygulanacaktır.

Karşılaştığımız güncel sorunlardan birisi de tüketici ürünleri üretimi alanının genişletilmesi ve tüketicilerimiz gıda ihtiyaçlarının tamamını karşılayıp geniş ürün yelpazesini uygun fiyatlara sunarak tüketici taleplerinin tamamının yerel üretimle karşılanması konusudur.

Bizler için paha biçilemez kabul edilen insan sağlığını korumak maksadı ile hükümetimiz başta ilk müdahale noktaları ve sağlık ocakları olmak sureti ile sağlık sektöründe radikal değişiklikler hayat geçirilmesi ve iyileştirmeye gidilmesi, yüksek seviyeli tıbbi yardım gösteren acil tıbbi yardım sistemi ve ihtisas hastanelerinin geliştirilmesi yönünde sürekli şekilde tedbirler almalı.

Bu kapsamda geçen günlerde Sağlık Bakanlığı sisteminin tamamı yenilenmiş ve yönetici kadronun akademik düzeyi yükseltilerek daha güçlendirilmiştir.

Günümüzde ilaç ve tıbbi malzeme fiyat düzenlemeleri sisteminin geliştirilmesine yönelik somut tedbirler alınmaktadır ve bu yönde çalışmalarımız devam ettirilecektir.

Bu alandaki reformlar ülke nüfusunun sağlık hizmetleri kalitesinin radikal şekilde yükseltilmesine ve ilaç ile tıbbi malzeme tedariki konusunda iyileştirmeye yönelik olması sebebi ile özel önem taşımaktadır.

Sizlerinde biliyorsunuz ki, 2017-2021 yıllarında uygulanması öngörülen 15 hedef programdan bazıları artık onaydan geçmiş, diğerleri ile ilgili çalışmalar ise en kısa zamanda tamamlanıp onaya sunulacaktır.

Tüm bu programların tek amacı vardır – önümüzdeki 5 yıllık dönemde başta meskun bölgeler, köyler, ilçeler ve şehirlerin geliştirme ve kalkınma konularında güncel problemlerin çözümü ulaştırılması, mühendislik altyapı ve ağlarının yanı sıra sosyal ve piyasa enfrastrüktürünü modern hale getirilmesidir.



Altıncısı; bana göre benim önüme koyulan en önemli ve birinci dereceli görev, halkımızla olan ikili ilişkilerimin sürekli hale getirilmesine, halkımızın taleplerini, isteklerini ve tekliflerini dikkate alarak uygulamaya koymaya ilişkin alınacak tedbirlerdir.

Bununla ilgili raporlama sistemi kurulacak ve yapılan işlerlerle ilgili Başbakanlığı’nın yanı sıra ilgili bakanlıklar, resmi kurumlar, resmi işletmeler ve yerel yönetimlere ilişkin veri tabanı oluşturularak bu rapor sonuçlarına göre bu kişi ve kurumların faaliyetleri değerlendirilecektir.

Bu sebeple de, her bir yönetici ve bürokratlardan bu sisteme dayalı sistematik ve verimli şekilde faaliyetlerini yürütmelerini talep ediyorum.

2017 yılının bizler tarafından Halkla diyalog kurma ve insani ihtiyaçlar yılı olarak ilan edildiğini Sizler de biliyorsunuz. Ancak, hepimiz halkla diyalog kurmak, insanlarla iç içe olmak, onların sorunlarını çözmek, insani ihtiyaçları karşılamak bir yıllık kısa bir süreye sığdırılamayacak çalışma gerektiğini bilincindeyiz. Bu konu ileriki 5 yılın öncelikli konulardan birisi olarak kalacaktır. Bizler bu konuyu en derin manada anlamalı ve her yönden kavramalıyız.

Yeni devlet ve toplum tesisi yolunda her attığımız adımı, her aldığımız tedbiri halkımıza danışarak uygulayacağız.

Bizler yetiştiren ve bu günlere getiren halkımızdır. Bulunduğumuz makamlara halkımızın güveni sayesinde gelmişizdir.

Madem onların sayesinde bu makamlara gelmiş bulunuyoruz, atığımız adımları kimlere danışmamız gerekir Sizce? Kimlerin önerilerini rehber tutmamız gerekir? Tabi ki, halkımızın önerilerini. Halkı dinlediğimiz takdirde onların güvenoyunu alır, başlattığımız her teşebbüslerde başarı sağlar, güzel sonuçlar elde ederiz. Halkımızı memnun edersek, Cenabı Hak’ta bizlerden razı kalır.

Bununla ilgili büyük düşünür ve şair Ali Şîr Nevaî’nin derin anlam yüklü bir açıklamasını telaffuz etmek isterdim: “Sen insansınsa eğer, halkının bekası için çaba göstermeyen kimseye insan deme”. Yani, kendini insanların sorunlarını çözmeye adamak – insanlık kavramını öncelikli kriteridir. Ve halkının bekasını düşünmeyen kimseyi insan olarak kabul edilemeyeceğinin altını çiziyor ulu ecdadımız.

Bu ölümsüz kelamlar sanki günümüzdeki yaşama, bizlerin hedeflerine ve yaptığımız işlere tam olarak uyum sağlamaktadır.

Bizlerin, devlet kurumları ile ülke halkı arasındaki mevcut çalışma sistemini kalite bakımından değişiklik getirerek yeni sistem kurmamız gerekir. Özellikle de, 2017 yılı itibari ile her düzey yerel yönetimlerin, savcılık ve kolluk kuvvetleri yöneticilerinin halkla ilişkiler raporlama sistemi uygulamaya girecektir.

Bunun yanı sıra, daha önce de söylediğim gibi, her bir şehir ve ilçe merkezlerinde “Halk masası” oluşturulması ve uygulamanın sağlıklı şekilde faaliyet göstermesinin sağlanması gerekmektedir.

Bu gibi halk şikayet ve önerileri kabul masalarının hukuki statüsünün, yetkilerinin ve sorumluluklarının net bir şekilde belirlenmesi ve vatandaş başvurularının tamamının incelenmeye alınmasının sağlanması gerekmektedir.

Bizler, Devlet kurumları ve kurum yetkilerinin faaliyetlerini kanunlarda öngörülen hükümlerin uygulanması, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunması, devlet kurumları tarafından verilen bu hizmetlere ulaşabilirlik gibi ana kriterle göre değerlendireceğiz.

Bir daha altını çizerek söylüyorum: vatandaş devlet kurumlarının değil, devlet kurumları vatandaşın hizmetkârıdır.

Bu sebeple de, bizler sosyo-ekonomik programlar, sektör ve bölgeye göre uygulanan programlar, öncelikli yatırım projeleri ve diğer güncel uygulamalarda kullanılan mevcut sistemin durum değerlendirme verimliliğini artırmamız gerekmektedir. Bunun yanı sıra Bakanlar Kurulu ile ekonomi alanları sorumluları ve yerel yönetim Başkanları’nın kişisel faaliyet raporlarının Cumhurbaşkanı tarafından izleme olanağı sağlayan uygulama sisteme tanımlanacaktır.

Hükümet ve yerel yönetimlere ilgili bakanlık ve kurumlarla birlikte hareket etmek sureti ile seçmen ve geniş vatandaş kitlesi ile yapılan görüşmeler neticesinde 2017-2021 yıllarına yönelik Taşkent şehri ve Karakalpak Cumhuriyeti kalkınma ve geliştirme konuları ile ilgili güncel sorunlar kapsamında hazırlanan çözüm tedbirleri zorunlu şekilde uygulamaya koyulacaktır.

Bunun dışında, vatandaşlarımız tarafından Başbakana elektronik posta ve fiziki olarak gönderilen şikayet ve önerilerin incelenmeye alındığı gibi Cumhurbaşkanına hitaben yapılan başvuruların incelenerek çözüme ulaştırılma faaliyetlerin aktif bir şekilde devam ettirilmesi de benim için önem arz etmektedir.

Bundan böyle bakanlık, devlet kurumu ve kuruluşların yöneticileri ile yerel yönetim başkan ve yöneticilerin faaliyetleri sadece istatistik rakamlara göre değil, ülke halkı ile kurdukları diyaloglara ve halk ilişkilere, vatandaşların problemlerine getirdikleri çözümlere göre değerlendirilecek ve bu verilere dayanarak ilgili hakkında sonuca varılacaktır.

Halkımız ilgili kişinin çalışmalarından memnun kaldığı takdirde teşekkürü borç bilir, aksi takdirde halkın ona verdiği makamı boşaltması talep ederiz!

Saygıdeğer arkadaşlarım!

Karşımızda duran geniş kapsamlı konuları etkili şekilde çözüm getirebilinmesi için başta devlet başçısı olarak şahsımdan, devlet idaresinin tüm üç kanadından ve aynı zamanda tüm yönetim ve bürokratlardan sıkı disiplinle çalışmamızı gerektirmektedir.

Hayat şartları bizlere çalışmalarımızı doğru organize etmeye, verimli çalışmaları sağlamaya, yönetim sisteminin faaliyetlerini günümüz şartlarına uygun seviyeye getirmeye zorlamaktadır.

Planladığımız değişimlerin ne kadar zor ve çok yönlü olduklarının farkındayım. Ancak, yürüdüğümüz bu yolda ne kadar engel, zorluk ve problemlerle karşılaşırsak karşılaşalım, bizlerin alelacele karar almaya, dikkatsice adım atmaya ve fevri davranmaya hakkımız yoktur.

Bizim görevimiz seçtiğimiz kalkınma ve yenilenme modeli doğrultusunda birikmiş ulusal deneyimimizi ve en başarılı uluslararası uygulamaları göz önünde bulundurarak emin adımlar ilerlemektir. Bu yüksek hedeflere ulaşabilmemiz için bizlerin kararlı bir şekilde hareket etmemiz gerekmektedir.

Bu kapsamda önümüzdeki günlerde “Özbekistan’ın 2017-2021 yıllarına yönelik kalkınma stratejisi” tasarısı tamamlanacaktır. Bu strateji öncelikli beş ana istikameti kapsamaktadır – devlet inşası ve yargı sistemini geliştirmek, ekonomiyi liberalleştirmek, sosyal alanın hızlı gelişmesi ve aktif dış politika yürütülmesi.

Ülke halkı ile kesintisiz diyalog kurma meselesi kapsamında bu strateji kabul edilip uygulamaya koyulmadan önce halkının görüşlerinin alınması için medya vasıtasıyla yayınlanmasını teklif ediyorum. Eminim ki, bu tartışmalar ve görüşler halkımızın isteklerinin tamamını yansıtmaya yardımcı olacaktır.



Sevgili arkadaşlar!

Sizler bilirsiniz ki, ülkemizin Anayasanın 98. Maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu, hükümetin her bir üyesi, devlet resmi kurumları yöneticileri ekonomik ve sosyal reformların başarılı şekilde uygulanması konusunda sorumluluk taşımaktadırlar.

Bu yükümlülük Başbakan ve Başbakan yardımcılarından başlıca büyük bireysel sorumluluk olmak üzere karşılarına koyulan meseleleri verimli bir şekilde harfiyen uygulanmasını gerektirmektedir.

Bu konu ile ilgili bir teklifte bulunmak istiyorum. Günümüz taleplerini dikkate alırsak eğer, Ali Meclis’in 25 Ocak 2015 yılı ve cari yılın 8 Eylül tarihli ortak toplantılarına sunulmuş Bakanlar Kurulu Hareket Programı’nı kesinleştirmek ve ilaveler yapılması gerekmektedir. Bu konu acil ve ertelenmez bir konudur. Umut ediyorum ki, bugünkü oturumumuzun ikici yarısında Başbakan görevine seçilmek üzere ileri sürülecek aday kısa ve uzun vadede ilgili program kapsamında esas istikameti ve ele alınacak öncelikli meseleler ile ilgili bizlere bilgi takdim edecektir.

Bu bağlamda öncelikle aşağıdaki stratejik istikametlere dikkatinizi çekmeyi uygun görüyorum.

Birincisi; ekonomideki büyüme hızının korunması, gelecek dönemlerde makroekonomik istikrarın ve milli para biriminin güçlendirilmesinin sağlanması;

İkincisi; özellikle ekonomik ve sosyal bakımdan gelişimi yavaş ilerleyen şehri ve ilçelerimiz başta olmak kaydı ülkemizin farklı bölgelerinde bulunan şehir, ilçe, mahalle ve köylerimizin hızla geliştirilmesi;

Üçüncüsü; ve en önemlisi, ülke halkının gelir düzeyini yükselterek yaşam kalitelerini üst düzeye çıkartmak.

Hükümet çalışmalarının bir bütün olarak veya yeni seçilecek her bir üyesinin bireysel verimliliğini işte bu kriterlere göre değerlendirilmemiz gerekmektedir. Bu sebeple de, önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’nun icra strüktürü gözden geçirilecek ve onaylanacaktır.

Bu gibi yenilikler edindiğimiz deneyimleri dikkate alarak ülkemizin sosyo-ekonomik alanda kalkınmasını sağlayacak geniş kapsamlı çalışmalara cevap verecek en uygun ve verimli devletçilik sistemini getirmek maksadını taşımaktadır.

Başta bölgesel gelişme olmak üzere ekonomimizin kilit alanlarının kapsamlı gelişimi ile ilgili sorunları tespit edilmesi ve çözüm bulunması konularının yanı sıra vatandaşlarımızın tamamının gelir düzeyinin yükseltilmesi ve yaşam kalitelerinin artırılması bu sistemin çalışmaların merkezinde yer alması gerekmektedir.

Bu dışında, karşımızda Ekonomi Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Uluslararası Ticari, İktisadi İlişkiler ve Yatırımlar Bakanlığı, Özelleştirme, tekelleştirme ile mücadele ve rekabet geliştirme işleri üzere Devlet Kurumu, gümrük sistemi ve diğer kurum ve kuruluşların merkezi yönetim faaliyetlerine kalıcı bir iyeleştirme getirilmesi için kapsamlı tedbirlerin alınması gibi meselelerde bulunmaktadır.

Ayriyeten, güncel konular arasında bankaların ve değer altyapısal kuruluşların çalışma verimlerini artırmak konuları da yer almaktadır. Maalesef, bu kuruluşların günümüz itibari yürüttüğe faaliyetler belirgin bir şekilde ekonomik reformlara ayak uydurmamakta, günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermemektedir.

Bu sebeple de, bugünkü oturumumuza işlem hacmi büyük olan ticari bankaların yöneticilerini davet etmiş bulunuyoruz.

Onların başlıca görevleri bundan sonraki çalışmalarına kalıcı bir değişiklik getirerek vatandaşlarımızın ve girişimcilerimizin güvenini kazanmak, onlara gerçek anlamda yardım ellerini uzatarak destek çıkmaktır.

Bu nedenle, devlet bankaları karşısında aşağıdaki görevler verilmektedir. Halkla ilişkiler kuruluşları vasıtası ile her bir aile için avantajlı koşullar sağlayarak vatandaşlarımızı girişimciliğe teşvik etmeliyiz. Bu bağlamda, ticari bankalar ve şubelerinin bulundukları mahallerde imkanları dahilinde girişimciliğe finansal destek ve teşvik sorumluluğunu üstleneceklerdir. Kısacası, bankaların bundan böyle ahaliyi girişimcilik konusunda bilgilendirmeli ve onları girişimciliğe teşvik etmelidirler.

İşte o zaman insanlar girişimciliğe meyil göstererek bahçecilik, hayvancılık, el sanatları, ev işleri, hizmet sektörü gibi alanlara yönelerek işyerleri kurup yasal yollarla gelir elde edecek, kendi ve ailesinin geçimini sağlayacak ve semtlerinin, ilçelerinin, şehirlerinin ve illerinin ekonomisini katkı sağladıkları kadar ülke ekonominse de katkıda bulunacaklardır.

Yürüttüğümüz bu politikanın ana hedefi ülkemizde yaşan her bir vatandaşımızın yetenek ve potansiyelini hayata geçirmesini sağlayacak koşul ve imkanların sağlanmasını öngörmektedir.

2016 yılının bitmesine sayılı güler kalmıştır. Bizler, biten yılın başarılı bir şekilde sona ermesi, hedeflerimize ulaşmamız, ülkemizin dinamik bir şekilde büyümesini sağlamak bakımından sağlam temeller atılması ve 2017 yılında istikrarlı büyümeye devam etmesinin sağlanması için tüm güç ve imkanlarımızı seferber etmeliyiz. Bakanlar Kurulu’ndan bu meseleleri her detayı ve konuları ele alarak yerine getirmelerini ve önümüzdeki yılın Ocak ayında yapılacak Hükümet oturumunda konuyla ilgili detaylı raporu tarafıma takdim etmelerini rica ediyorum.



Sayın oturum katılımcıları!

Özbekistan Cumhuriyeti Anayasası 78. Maddesi hükümleri uyarınca ülke modernizasyonu, toplumsal reformlaşma ve demokratikleşmenin sağlanması görevi Yasama organı olan Ali Meclis’in sorumluluğuna bırakılmıştır.

Bunun için üç meselenin ele alınması gerekmektedir.

Birinci mesele – 07 Aralık 2016 yılı tarihinde yapılan bir önceki oturumda verilen görevlerin harfiyen yerine getirilmesinin sağlanması.

Bildiğiniz üzere, Anayasa Günü bayramı sebebi ile yapılan törendeki konuşmamda Milletvekilleri ve Senatörlere bir öneride bulunmuştum: parlamenter ve toplumsal denetim mekanizmalarının oluşturulması amacı ile şehir ve ilçelerimizdeki gerçek durumların incelenmesini ve ilgili yöneticiler tarafından hazırlanmış raporların Milletvekilleri Meclis oturumlarında dinleme koşullarını belirlemek ve uygulamaya koymak.

Bu sistemi uygulamaya koyarsak, her ilden Ali Meclise seçilmiş milletvekili ve senatörler ayın 10-12 gününü bir ilçeyi ziyaretle geçirip, yerel yönetimler, savcılık ve kolluk kuvvetlerinin çalışmalarını detaylı bir şekilde incelemek sureti ile belirli sonuçlar elde ederek raporlar hazırlayacak ve Meclis Başkanı ile Senato Başkanı bu raporlara dayanarak güncel konuları ilgili bölgelerin yerel Meclisleri ile görüşmesi halinde yarinden geç olmadan müspet sonuçlar elde edileceği kaçınılmazdır.

İkinci mesele – “Parlamenter Denetim Kanunu”nun pratikte tüm alanlarda uygulanmasına ilişkin gözlemcilik yapmak ve aynı zamanda bu alanda lider ülkeler deneyimlerini incelemek ve uygulamaya koymak.

Konuyla ilgili Ali Meclis Senato kamarasının oturumunda önemli bir konu ele alınmış ve konu ile ilgili karar alınmıştır.

Sizler de biliyorsunuz ki, ekonomi alanında bizim öncelikli konularımızda birisi uluslararası arenada ülke saygınlığının yükseltilmesini devam ettirmek, yabancı yatırım hacmini artırmak, Özbekistan Cumhuriyetinin diğer ülkelerle ekonomik ilişkilerini güçlendirmek ve yurtdışında ülkemizin ekonomik imkanlarının tanıtımını genişleterek turizm sektörünü geliştirmektir.

Bu nedenle de, Dışişleri Bakanlığı ve devlet kurumlarının bu istikamette yürüttükleri faaliyetlerini verimli şekilde parlamenter denetime tabi tutulması maksadı ile Senato Başkanı Birinci Yardımcısı kadrosu açılmıştır ve Senatonun ilgili komisyonunun faaliyeti kabiliyeti önemli derecede geliştirilecektir.



Üçüncü meselenin önem ve anlamına özellikle vurgu yapmak istiyorum – yasalarda öngörülen taleplerin yerine getirilmemesine ilişkin her bir fiile ilişkin yasal tedbirlerin alınması.

Bizler, Yerel yönetimler (hakimlikler) ve Millet vekilleri meclisleri gibi her düzeyde devlet kurumlarının faaliyetlerinin geliştirilmesini devam ettirmeliyiz. Bu bakımdan pratikte sırasıyla her bir ilimizde Ali Meclis tarafından yerel halk meclisi çalışmaları uygulamalarının hayata geçirilmesinin amacına uygun olacaktır.

Bunların esas amaç ve görevleri ülke halkını her tabakası ile sürekli diyalogda bulunarak vatandaşlarımızın yasal talep ve ihtiyaçlarını incelemekle kalmayıp, bunları temin edilmesidir. Meydana gelmiş problemleri fiilen çözülmesi ve aynı zamanda, ülke halkının serbest çalışması, boş vakitlerini değerlendirmesi ve laiki yaşam sürdürmesi için ihtiyaç duyulan ortamın sağlanması bakımında olumlu koşulların oluşturulması gerekmektedir.

İşte bu kriterlere dayanarak Özbekistan Cumhuriyeti Anayasasının 100-101. Maddelerinde öngörülen taleplerin yerel yönetimler tarafından yürütülen faaliyetlerinin verimliliğini değerlendirilebilir ve faaliyetleri ile ilgili sonuca varılabilir. Bu bağlamda, 2017 yılının Halkla diyalog kurma ve insani ihtiyaçlar yılı olarak seçilmesi tesadüf olmadığına özellikle vurgulamak isterim.

Uygulamaya koyduğumuz geniş kapsamlı planlarımızı hayata geçirmemiz bakımından kadrolarla çalışma sisteminin tamamının yenilenerek geliştirilmesinin için zorunlu şekilde bazı tedbirlerin almamız ve uygulamamız gerektiğiniz bizler çok iyi biliriz.

Halihazırda devlet kurumlarında çoğu durumlarda mevcut personel kadrosunun potansiyelinin rasyonel ve verimli şekilde kullanılmadığı, görev ve yetki dağılımının yanlış yapıldığı izlenimi mevcuttur. Bunun sonucu olarak bu durum bizim çalışmalarımıza engel teşkil etmektedir. Şöyle ki, herhangi bir kurumda yüzlerce personel çalışıyor izlenimi yaratmaktadır. Diğer kurumda ise iş yığını ve bir sürü sorun olmasına rağmen personel eksikliği vardır. Artık bu gibi yanlış iş gücü dağılımlarının sonu gelmiştir. Her bir devlet memuru net bir şekilde kendi yetki ve yükümlülük bilmesi gerekmektedir.

Bu bakımdan, yedek kadro oluşturulması, unların yetiştirilmesi ve meslek içi eğitim konularını kapsayan amacına uygun kadro yetiştirme programı hazırlanmasının zamanı geldiğinin kanaatindeyim.

Meselenin ana konusu doğru karar alma yeteneğine ve koydukları hedefle ulaşabilecek yüksek profesyonelliğe ve çağdaş düşünceye sahip yeni jenerasyon yönetici ve memurların yetiştirilmesini kapsamaktadır. Bu durumda, başta ilçe ve şehir yerel yönetimleri (hakimlikleri) olmak üzere bölgesel yerel yönetimler bünyesinde kalifiye ve nitelikli kadroların yetiştirilmesi konusunda önemle üzerinde durulması gerekmektedir.

Bunun için yüksek öğretim kurumuna bağlı sistemin yanı sıra 6 akademinin ve Bakanlar Kurulu’na bağlı Kurumsal yönetim eğitim ve bilim merkezinin bilim ve uygulama potansiyelini daha aktif şekilde eğitim vermesini sağlanması gerekmektedir.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Kamu Yönetimi Akademisi görevlerini tam anlamı ile yerine getiremediğinin altını çizmek gerekmektedir. Bu sebeple de, bizler bu Akademide radikal şekilde değişikler yaparak ilgili kurumun çalışma sistemini yenilememiz ve yönetici kadroları gözden geçirmeliyiz.

Bunun yanı sıra, yerel yönetimlerin yetki ve görev sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Onların bölgesel kalkınma, sosyo-ekonomik programların uygulaması, yasaların uygulanmasının sağlanması, devlet kurumların mahalli alanlarda faaliyetlerinin verimli koordinasyonu konularındaki rollerini dikkate alarak günümüz itibari ile yerel yönetimlere ek yetki verilmesi konusunda öneriler çerçevesinde kanun tasarıları hazırlanmaktadır.

Sevgili arkadaşlarım!

Ülkemizin dış politikaya ilişkin yaklaşımı ve duruşu Anayasa kutlamaları maruzatı metnimde geniş yer verildiği Silere malumdur. Maruzatımda bildirdiklerime ek olarak karşımızda koyulan meselelerin çözümünde dünya ülkelerinde uygulanan deneyimlerin derin şekilde incelenmesi ve tatbik edilmesi bu meselelerde başarılı sonuç elde edeceğimiz dair en önemli koşullardan birisidir.

Komşu ülkeler başta olmak sureti ile yabancı ülkeler ve uluslararası enstitülerle sıkı bir şekilde yürüteceğimiz ikili ilişkileri karşılık güven ve tarafların çıkarlarını dikkate almak sureti ile çağdaş taleplere göre kuracağız. Özbekistan Cumhuriyeti’nin güvenini kazanmış iş dünyası ile ikili ilişkilerimizi mutlak surette devam ettireceğiz ve geliştireceğiz.



Sevgili yurttaşlarım!

Bizler, önümüzde daha da büyük hedeflerin ve önemli görevlerin izi beklediğinin farkındayız ve bilincindeyiz. Vatanımızın büyük geleceğini bizler çalışkan ve onurlu halkımız ile el ele verip birlikte inşa edeceğiz ve mutlak surette önüme koyduğumuz hedeflere ulaşacağız.

Sağlık, mutluluk, refah ve aile saadeti dileklerimi kabul buyurun.

Allah Sizlerin tüm teşebbüsleriniz ve attığınız adımlarda yar ve yardımcınız olsun!



Ülkemiz her daim huzur ve barış içinde yaşamını sürdürsün, Vatanımızın sulh, halkımız mutluluk içerisinde yaşasın!

Teşekkür ederim.

Yüklə 94,61 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə