Yazişma adresi : yrd. Doç. Dr. FÜsun terziOĞlu hacettepe üNİversitesi hemşİrelik yüksekokulu 06100-ankara



Yüklə 69,87 Kb.
tarix31.10.2017
ölçüsü69,87 Kb.
növüYazi



HIV/AIDS İLE İLGİLİ DAMGALAMA VE AYRIMCILIK: HEMŞİRELER İÇİN MÜDAHALE STRATEJİLERİ

YAZAR


FÜSUN TERZİOĞLU

Yrd.Doç.Dr

Hacettepe Universitesi

Hemşirelik Yüksekokulu

Öğretim Üyesi

Tel: +90-312 3051446

Fax: +90-312-3127085

e-mail: fusun@hacettepe.edu.tr




YAZIŞMA ADRESİ:

YRD.DOÇ.DR. FÜSUN TERZİOĞLU

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU

06100-ANKARA



ÖZET:

Uluslararası Hemşireler Birliği (ICN) her yıl dünya sağlığını ciddi oranda tehdit edebilen sorunlara yönelik tema belirlemekte yıl boyunca düzenlenen çeşitli etkinliklerle bu konuyu ele almaktadır. 2003 yılı teması olarak da “Nurses: Fighting AIDS Stigma, Caring For All” “AIDS Damgasıyla Savaşımda Herkes İçin Bakım” konusu belirlemiştir. Damgalama tutumu sıklıkla virüsün yayılımı ve hastalığın ortaya çıkışını önleme stratejilerini ve tedaviye ulaşma hakkını engellemektedir. AIDS ile damgalamaya karşı savaşta hemşirelerin bu damgalama ve sessizlik duvarının yıkılmasında liderlik edecekleri bilinmektedir. Bu açıdan hemşirelere önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir.



Anahtar Kelimeler: HIV/AIDS, damgalama, ayrımcılık, hemşirelik, müdahale stratejileri.

ABSTRACT:

Every year International Council of Nurses (ICN) identify a theme related with issues that threaten world health and emphasize this theme by various activities throughout the year. For the year 2003 the theme was determined as Nurses: Fighting AIDS Stigma, Caring for all. Stigma attitude often impede the preventive strategies of the HIV epidemic and the right of access to treatment. In the fight toward the stigma with AIDS, nurses will lead on breaking down the wall of stigma and silence. In this respect nurses have important responsibilities and tasks.



Key Words: HIV/AIDS, stigma, discrimination, nursing implication strategies.
HIV/AIDS İLE İLGİLİ DAMGALAMA VE AYRIMCILIK: HEMŞİRELER İÇİN MÜDAHALE STRATEJİLERİ

Florence Nightingale’in Kırım Savaşı (1854-1856) sırasında verdiği hizmetler, modern hemşireliğin doğuşunu sağlamıştır. Bu 1899 yılında Uluslar arası Hemşireler Birliği’nin (International Council of Nurses-ICN) kurulmasına dayanak sağlamıştır. ICN, tüm dünyada milyonlarca hemşirenin üye olduğu 120 ulusal hemşirelik derneğini temsil eden dinamik bir organizasyondur. Türk Hemşireler Derneği ICN’e 1949 yılında üye olmuştur Florence Nightangele’in doğum günü olan 12 Mayıs (1820); 1954 yılından bu yana tüm dünyada, 1964 yılından itibaren ise ülkemizde 12-18 Mayıs tarihi Hemşirelik Haftası olarak kutlanmaktadır (1, 2).

ICN’in temel görevi hemşirelerin ve hemşireliğin toplum yararına gelişmesini sağlamaktır. ICN Hemşireliği; Hemşirelik, insanların bulunduğu her ortamda, hasta yada sağlıklı her yaş grubundaki birey, aile, grup ve toplumlara tek başına hemşireler tarafından yada diğer sağlık elemanlarıyla işbirliği yapılarak verilen bakımı kapsamaktadır. Hemşirelik sağlığın geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesini, hasta, özürlü ve ölmekte olanların bakımını içerir. Aynı zamanda güvenli çevrenin geliştirilmesini savunmak, araştırma, sağlık politikalarının belirlenmesine katılmak, tedavi edici ve koruyucu sağlık sistemlerinin yönetiminde yer almak ve eğitim hemşirenin anahtar görevlerindendir, şeklinde tanımlamıştır (3). Bu bağlamda hemşirelere çok önemli görev ve sorumluluklar yüklenmiştir.

ICN her yıl dünya sağlığını ciddi oranda tehdit edebilen sorunlara yönelik tema belirlemekte ve yıl boyunca düzenlenen çeşitli etkinliklerde bu konuyu ele almaktadır. 2003 yılı teması olarak da Nurses: Fighting AIDS Stigma, Caring For All -“AIDS Damgasıyla Savaşımda Herkes İçin Bakım” konusu belirlemiştir (4).

Ülkemizde İlk AIDS vakası 1985 yılında teşhis edilmiştir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 1985 – 2003 yıllarında rapor edilen HIV pozitif (%70,2) ve AIDS (%29.8) vakaları 1600’e ulaşmıştır. Bunların %68.6’sını erkekler (1097), %31.4’ünü kadınlar (503) oluşturmaktadır (5). Aralık 2003 verilerine göre dünyada HIV/AIDS’le yaşayan toplam insan sayısı, 40 milyondur. Bunun 37 milyonunu yetişkinler, 19.2 milyonunu kadınlar, 2.5 milyonunu ise çocuklar oluşturmaktadır. 2003 yılında 3 milyon kişi AIDS’den ölmüştür. HIV/AIDS dünya genelinde ölümlerin dördüncü en büyük nedenidir. Her dakika 5 genç insanın (15-24 yaş), günde 7000, yılda ise 5 milyon kişinin HIV ile infekte olduğu tahmin edilmektedir (6). Sahra Altı Afrika’da ise günde yaklaşık 4000 yeni infeksiyon ortaya çıkmaktadır. Bu bölgede HIV/AIDS ölümlerin birinci nedenidir. HIV ile dünyaya gelen çocuk sayısı günde yaklaşık 1400’dür (7).

HIV/AIDS’in yukarıda açıklandığı şekilde hızla yayılmasına ve ilk teşhisinden bu yana 20 yıldan uzun süre geçmesine rağmen, hala toplum ve bireylerde bu hastalığa karşı negatif reaksiyonlar devam etmektedir. Bunlar; HIV/AIDS’li bireylere karşı şiddet, korku, sessizlik, inkar, damgalama ve ayrımcılığı içermektedir. İnsanlar bir yandan bu ciddi hastalıktan dolayı acı çekerken bir yandan da , toplumdaki düşmanlık duyguları ile acımasız ve reddedici davranışlarla karşı karşıya kalmaktadırlar (4).

HIV/AIDS dünyanın her tarafında toplumları, aileleri ve milyonlarca bireyi etkilemekte ve bu hastalıkla ilgili damgalanma kalıcı bir problem oluşturmaktadır. Damgalanma bireyin saygınlığını yitirmesine, statüsünü kaybetmesine ve toplumun gözünde değerinin azalmasına neden olabilmektedir. Ayrıca damgalama sadece HIV/AIDS’e yönelik değildir. Tüberküloz, ruhsal hastalıklar, epilepsi, fiziksel anomaliler, alkol ve ilaç bağımlılıkları, fiziksel ve cinsel istismar, ırk ve cinsiyet konularında da damgalama yaşanabilmektedir. Damgalama çoğunlukla, sorumsuz bireysel davranışların sonucu olarak gelişen infeksiyon, tedavi edilemez hastalık yada şekil bozukluğuna yol açan durumlarla ilgili olarak algılanmaktadır. Bu aynı zamanda, cinsel aktivitenin cezalandırılması gibi sosyal değerlere uymayan davranışlar sonucu gelişen hastalıklarla da ilgili olabilmektedir (4, 8, 9). HIV/AIDS’de bu algılamalara uygundur.

De Bruyn (1999), HIV/AIDS’le ilgili damgalamaya katkıda bulunan 5 faktör tanımlamıştır (10).



  1. HIV/AIDS yaşamı tehdit eden bir hastalıktır.

  2. HIV virüsünü kapma korkusu vardır.

  3. HIV/AIDS, seks işçileri IV ilaç kullananlar, homoseksüeller gibi zaten damgalanmış davranışlarla ilgilidir.

  4. İnsanların HIV/AIDS’le yaşadıkları gerçeği, kendilerini bu hastalığı kapmalarından dolayı yargılamalarına neden olur.

  5. Dini ve ahlaki inanışlar, HIV/AIDS’i “anormal seks” yada “seks işçiliği” gibi ahlaki bir hata ile eşdeğer gördüğünden, bu bireylerin toplumun onlara karşı olan olumsuz tutumlarını hak ettiklerine inanır.

Bu açıdan HIV/AIDS ile ilgili damgalama çoğunlukla, toplumda paylaşılan değer ve inanışlara uymayan davranışlar sonucu infekte olan insanların toplum tarafından yargılanmasıdır. Bu genellikle ilaç kullanımı gibi sosyal ve yasal olarak kabul edilemeyen davranışlar yada cinsellikle ilgilidir. HIV ile infekte olmuş erkek, homoseksüel, biseksüel yada seks işçileri ile birlikte olan kişi olarak düşünülebilir. HIV/AIDS’li kadınlar ise, seks işçisi olarak görülebilir. Toplumda damgalama ve ayrımcılık davranışları, çoğunlukla korku ve bilgisizlikten kaynaklanmaktadır (4, 11).

HIV/AIDS’le İlgili Damgalamanın Bazı Belirleyicileri (4).
“tedavi edilemez”hastalık Cinsellik ve cinsel uyum Yanlış bilgi ve İnanışlar
Cinsiyet HIV/AIDS’le İlgili Damgalama ceza, suç, günah

Sınıf
HIV sırrı/gizemi Hastalık ve kontaminasyon korkusu Irk/Etnik


HIV/AIDS’le ilgili ayrımcılık ve damgalamanın yukarıda gösterilen kaynakları analiz edildiğinde, cinsellik, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, ırk, etnik, gibi sosyal ve ekonomik problemlerin sonucu kontaminasyon yada hastalık korkusu ön plana çıkmaktadır. AIDS’le ilgili kontaminasyon ve hastalık korkusu, utanç duygusunu ve ölüm korkusunu beraberinde getirmektedir (4, 8, 9). Bu da HIV/AIDS’e karşı damgalama ve ayrımcılığı güçlendirmektedir.

Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda aileler, HIV/AIDS’li bireyler için primer bakım verici ve temel destek kaynağıdır. Bununla birlikte aileler de HIV/AIDS’e karşı olumsuz tutumlar sergilemektedir. İnfekte aile bireyleri, ev içerisinde de damgalanabilmektedir. HIV/AIDS’li birey kadın ise, fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan daha fazla zarar görebilmektedir. Kadınlar, ailesinin olumsuz reaksiyonları, evini ve çocuğunu kaybetme, reddetme ve suçlama davranışları ile erkeklere göre daha fazla oranda karşılaşabilmektedirler. Aileler bu kişileri sadece HIV oldukları için değil, aynı zamanda seks işçisi, ilaç bağımlısı, homoseksüel gibi istenmedik davranışlarla da eşdeğer olarak görebilmektedirler. Aynı zamanda “sekonder damgalama” ilave bir sorun olarak ortaya çıkabilmektedir. Sekonder damgalama, damgalama ve ayrımcılık davranışlarının, ailelere, arkadaşlara ve komşulara kadar uzanmasıdır. Ayrıca HIV/AIDS’li bireyler, infeksiyonun yayılmasına neden olabileceği partnerleri ve çocukları tarafından da sosyal izolasyona maruz bırakılabilmektedirler (4, 10).

Aynı zamanda HIV/AIDS’li bireyler, işlerini bırakabilmekte yada meslektaşları tarafından damgalama ve ayrımcılık davranışlarıyla yüz yüze kalabilmektedirler. Örneğin işe girmeden önce tarama testleri yapılabilmekte, test sonucu pozitif olanlar işe alınmamakta yada işten çıkarılabilmektedir. HIV/AIDS’li olduğunu açıklayanlar ise, damgalanma ve istifaya zorlanma şeklinde tutumlarla karşılaşabilmektedir (4, 8, 9, 11).

Damgalama ve ayrımcılık davranışları sadece aile ve iş ortamıyla sınırlı kalmamakta kanun ve politikalarda da damgalama ve ayrımcılık örnekleri görülmektedir. Bunlar; İşe eleman alınırken tarama çalışmalarının ve AIDS vakalarının bildiriminin zorunlu tutulması, gerçek ismini saklama hakkının sınırlanması, belli meslek gruplarına HIV/AIDS’li bireylerin alınmasının yasaklanması, uluslar arası seyahat ve göçün sınırlanması ve HIV/AIDS’li bireylerin alı konması yada sınır dışı edilmesine izin verilmesine yönelik uygulamalardır (4, 8, 11).

İnfeksiyon ve hastalık korkusu, toplumda olduğu kadar, sağlık sisteminde de damgalama ve ayrımcılık kaynağına neden olmaktadır. Sağlık personeli infeksiyon korkusuyla, bakımı istismar etme, hastayı aşağılama hatta reddetmeye kadar uzanabilen çeşitli reaksiyonlar gösterebilmektedir (4, 8, 9, 11). Sağlık bakım sisteminde yer alan bazı damgalama ve ayrımcılık örneklerini ele alacak olursak; izin almadan HIV testinin yapılması, kaba ve yargılayıcı yorumlar, hastaların endişelerini ve isteklerini göz ardı etmek, medya yada polise bilgi vermek, kayıtlarda hastanın etiketlenmesi yada açıkça ortaya konması ile gizliliğin sağlanmasında yetersizlik, kalitesiz bakım sağlama, erken taburculuk yada ailesinin önünde hastanın kötü muamele görmesi şeklinde karşımıza çıkabilmektedir.

Oysa ki bu çeşit damgalama ve ayrımcılık uygulamaları, HIV infeksiyonunun yayılımını azaltmada etkin olmayan tedbirlerdir. Aynı zamanda bu tutumlar, HIV/AIDS’le ilgili damgalama ve ayrımcılığı artırmaktadır. Birey, gizliliğini kaybetme korkusu yüzünden HIV olma olasılığını bilmemeyi tercih etmekte; işini kaybetme, damgalanma, ilişkilerini koparma, sosyal izolasyon ve hatta şiddet riskinden dolayı HIV olduğunu bilme yönünde çaba göstermemektedir. Bu durum da, HIV infeksiyonlu bireyin, partnerlerine ve onunla ilişkili kişilere karşı koruma önlemlerini almasını engelleyebilmektedir.

Ayrıca damgalandığını ve ayrımcılık yapıldığını hisseden HIV/AIDS’li bireyler, önleme, teşhis ve tedaviye yönelik sağlık hizmetlerinden yararlanmada isteksiz davranabilmektedir. “Damgalandığını hissetme” ile ilgili utanç, bireylerin gönüllü olarak test, tedavi ve danışmanlık hizmetlerini almalarını engellemektedir. Çünkü HIV testi pozitif ise, sağlık personeli tarafından damgalanacağı korkusu ile bu hizmetlere ulaşamayacaklarını düşünebilirler. Bunun sonucunda birey HIV pozitif olduğunu bilse bile, bakımı geciktirebilir. Bu durumda hem hasta hem de sağlık bakım sistemi için maliyetin artması demektir.

Oysa ki HIV/AIDS’li bireylere karşı ayrımcılık, hem insan haklarının hem de mesleki etik kuralların ihlali anlamına gelmektedir. Etik kodlar ve insan hakları beyannamesi, damgalama ve ayrımcılıkla savaşa geniş bir görüş açısı sağlamaktadır. Şöyle ki İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 7. maddesinde “her bireyin ayrımcı tutumlara ve ayrımcı tutumlara yönelik yapılan her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır” denilmektedir (12). Mesleki Etik Kodlar, sağlık çalışanları için güçlü bir rehber oluşturarak sağlık personelini bakımı altındaki bireylere “zarar vermeme” ve “yarar sağlama” etik prensiplere uymaya zorunlu bırakmaktadır. Örneğin ICN’in hemşirelere yönelik etik kodlarından birisinde, “hemşireliğin doğasında insan haklarına saygı, yaşama hakkı, saygılı olma ve değer verme vardır” ifadesi yer almaktadır (13). HIV/AIDS’le ilgili damgalama ve ayrımcılık da ise bu etik kodların ve insan haklarının ihlal edildiği açıktır.

Son zamanlarda yapılan konferanslar, HIV/AIDS’e karşı damgalama sorununa odaklanmakta ve damgalanmanın önlenmesine yönelik aktivitelerin önemini vurgulamaktadır. 2000 yılında Güney Afrikada, Durban’da Uluslar arası AIDS Konferansında “HIV/AIDS’de sessiz kalmayı bırakın” teması işlenmiştir. 2002 yılında İspanya’daki Barcelona Konferansı’nda ise AIDS’e karşı aktiviteler için bilgi ve sorumluluk üstlenilmesinin taahhüt edilmesi konusu ele alınmıştır (4, 9). Ayrıca sağlık bakımında damgalamaya yönelik tartışmalarda internet üzerinde bu sorun üzerinde yoğun müzakereler başlatılmıştır.

Sonuç olarak önyargı ve damgalamayı kabul etmek, onlarla savaşta ilk basamaktır. Damgalama ile savaş, HIV/AIDS’li bireylerin yaşam kalitesini artırmaktadır. Bu hastalıkla yaşayan bireylere saygın muamele edilmesi, daha üretken yaşamalarına izin verecektir (13). Bu açıdan sağlık personeline önemli görevler düşmektedir. HIV/AIDS’li bireylere karşı ayrımcılığın önlenmesinde hemşirelerin ve diğer sağlık personelinin, ulusal bir fikri harekete geçirmek, HIV/AIDS’le ilgili damgalama ve ayrımcılığa karşı mücadele eden olayları organize etmede önemli sorumlulukları vardır (4, 13, 14). Aynı zamanda olumsuz etkilerin en aza indirilmesi yada önleyici stratejilerin hazırlanması ve kaynakların daha iyi anlaşılması için ortam yaratılması da önemli aktiviteler arasında yer almalıdır.

Damgalama ve ayrımcılığa karşı savaşta geliştirilen çeşitli müdahale stratejileri bulunmaktadır. Bunlar bilgi verme, danışmanlık, baş etme yeteneklerinin kazandırılması ve infekte ve etkilenen gruplarla etkileşimin sağlanması şeklinde olabilmektedir. Bunların uygulanmasına yardımcı olacak örnek durumlar aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Danışmanlık yaklaşımında, güvenli davranışları sürdürme yada davranış değiştirme, ve olumlu davranışların övgü ve sosyal destek şeklinde sunulmasının olumlu yönde güçlendirici etkisi olduğu belirlenmiştir. Bu yaklaşım, aynı zamanda aile desteğini ve toplum tarafından kabullenilme oranlarını da artırmaktadır (4).

Bilgi verme ve baş etme stratejilerinin kazandırılması yaklaşımlarının da HIV/AIDS’li bireylerde olumlu tutumları arttırdığı bulunmuştur. Tanzanya’da ilkokul çocuklarıyla yapılan bir çalışmada, HIV/AIDS’le ilgili bilgi içeren 2-3 aylık bir program öğretmenler ve sağlık çalışanları tarafından uygulanmış ve riskin azaltılmasına ilişkin küçük grup tartışmaları ve posterlerin, öğrencilerin HIV’e ilişkin risk faktörlerini algılamalarını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Okul çocuklarının HIV pozitif bireylere karşı tutumların 12 aylık bir program sonunda anlamlı oranda değiştiği belirlenmiştir. (15).



İnfekte yada etkilenen bireylerle etkileşim yoluyla bilgi verme stratejisi ise tek başına yada diğer yaklaşımlarla birlikte kullanılabilir. Bu stratejide, yüz yüze görüşme yöntemi, yanlış anlamaların giderilmesi için soruların cevaplandırılması ve empatik yaklaşım kullanılabilir. Ayrıca medya aracılığıyla etkilenen yada infekte bireylerin başarılarının duyurulması önemlidir. ABD’de başarılı bir basketbol oyuncusu olan Magic Johnson’un HIV ile infekte olduğu bilinmektedir. Bu haber medyada ilk duyulduğunda Magic Johnson’un önce toplum tarafından damgalanmış ancak toplumun HIV/AIDS konusunda bilgilenmesinden sonra Magic Johnson’a karşı tutumların değiştiği belirlenmiştir (16).

Damgalama ve ayrımcılığı azaltacak müdahale stratejileri (17):

TİP

Bilgiye Dayalı Görüş

Baş etme Yeteneklerinin Kazandırılması

Danışmanlık Yaklaşımı

Etkilenen Gruplar ile Etkileşim

Tanım

Yazılı yada sözlü iletişimi temel alan gerçek yada bilgi

Baş etme davranışlarını öğrenme

Olumlu davranış için destek sağlama

Etkilenen gruplarla etkileşim

Örnekler

  • Bilgi kitapçığı

  • Broşür

  • Sınıf çalışması

  • Gerçeklerin anlatılması

  • Medya reklamı (tanıtım)

  • Akran eğitimi

  • Grup tartışmaları

  • Rol play

  • Söz sanatları,

  • Gevşeme,

  • Hassasiyeti azaltmak,

  • Senaryo




  • Danışmanlık (Bire bir)

  • Destek grupları

  • Başarılı bireylerin medyada yer alması,

  • HIV/AIDS’li bireylerle etkileşim,

  • HIV/AIDS’li olduğunu hayal etmek

Bu stratejilerin dışında ulusal hemşirelik dernekleri, hemşireler, diğer sağlık personeli, politikacılar ve yöneticiler damgalama ve ayrımcılığa karşı savaşta, bazı müdahaleler belirlemelidirler. Bunlar; güvenli ve destekleyici bir çalışma ortamının oluşturulması, HIV/AIDS’li hastalarla dost olabilen hastane ortamının yaratılması, sağlık personelinin eğitimi, gizlilik ve sessizlik komplosunun kırılması, HIV/AIDS bakımının özel ve mesleki dernekler tarafından desteklenmesi, koruyucu malzeme ve yeterli destek sağlanması, maruziyet sonrası tedavi ve bakım için girişimlerin artırılması, politika ve rehberliğin geliştirilmesi, HIV/AIDS ile ilgili dünya çapındaki önemli olayların belirlenmesidir (4, 8, 10, 14).

Sonuç olarak damgalanma korkusu insanları sessiz kalmaya, sessizlik ise ölüme götürmektedir. Toplumdaki AIDS hakkındaki yargılayıcı tutumlar, bireyleri baskılayarak, infekte olduğunu diğer insanlara söylemekten alıkoymaktadır. Her ne kadar kanuni ve yasal düzenlemeler yapılsa bile bu damgalama ve sessizliğe karşı en güçlü silah, dünyadaki insanların AIDS hakkında konuşmaları ve seslerini yükseltmeleridir. AIDS ile damgalamaya karşı savaşta hemşirelerin bu damgalama ve sessizlik duvarının yıkılmasında liderlik edecekleri bilinmektedir. Bu açıdan hemşirelere önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Eğitim ve uygulama alanında yukarıda açıklanan stratejilerin uygulanmasının damgalama ve ayrımcılığı önlemede önemli rol oynayacağı düşünülmektedir.



YARARLANILAN KAYNAKLAR


  1. Deniz, E. (1950). Stockholm’de toplanan milletlerarası Hemşirelik Derneği Kongresi münasebetiyle. Hemşirelik Dergisi 11 (1), 9-15.

  2. Ülker, S. (1998). Lemon giriş. T.C. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Ankara.

  3. The ICN Definition of Nursing (2004). http://www.icn.ch/definition.htm.

  4. Hancock, C., Oulton JA. (2003). Nurses: Fighting AIDS stigma caring for all.International Council of Nurses, Geneva, Switzerland.

  5. Sağlık Bakanlığı, (2003). http://www.saglik.gov.tr/extras/istatistikler/temel2003/108.htm.

  6. UNAIDS (2003). Global Summary of HIV/AIDS Epidemic, December 2003. www.unaids.org

  7. WHO/UNAIDS (2002), Report on world health. Geneva: 1-4. web page: www.unaids.org.

  8. Pierret, J (2000) Everday life with HIV/AIDS: surveys in the social sciences. Social Sciences and Medicine, 50, 1589-1598.

  9. Akıncı F. HIV Pozitif ve AIDS Hastalarının Yaşadıkları Güçlükler ve Başetmeleri, Ankara, 2003. H.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Psikiyatri Hemşireliği Programı Yayımlanmamış Doktora Tezi.

  10. De Bruyn, T. (1999). HIV/AIDS and Discrimination 2. Stigma and discriminations: definitions and concepts. Ottawa: Canadian HIV/AIDS Legal Network and the Canadian AIDS Society.

  11. Yoshioka, LS, Schustack, A.(2001). Disclosure of HIV status:cultural issues of Asian patients. AIDS Patient Care STDS, 15 (2), 77-82.

  12. Universal Decleration of Human Rights United Nations High Commissioner for Human Rights http://www.unhchr.ch/udhr/lang/trk.htm. 1999.

  13. ……………(2000). The ICN Code of Ethics For Nurses. International Council of Nurses, Geneva, Switzerland. Web site: http://www.icn.ch

  14. Oulton JA.(2000). Reducing the impact of HIV/AIDS on nursing and midwifery personnel. International Council of Nurses, Geneva, Switzerland. Web site: http://www.icn.ch

  15. Klepp KI et.al. (1997) AIDS education in Tanzania: Promoting risk reduction among primary school children American Journal of Public Health 87: 1931-1936)

  16. Herek, GM., Capitanio, JP. (1997). AIDS stigma and contact with persons with AIDS: Effects of direct or vicarious contact, Journal of Applied Social Psychology 27 (1): 1-36)

  17. Slightly adapted from Interventions to Reduce HIV/AIDS Stigma: What Have We Learned? P.30.Newyork: The Population Council, Inc.




Yüklə 69,87 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə