Yeni YÜzyil üNİversitesi sağlik biLİmleri enstiTÜSÜ İNŞaat sektöRÜnde 6331 sayili kanunun etkileriNİn değerlendiRİlmesi Bitirme Projesi Volkan uysal



Yüklə 177,91 Kb.
tarix27.01.2018
ölçüsü177,91 Kb.
#40914




YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESi

SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
logo


İNŞAAT SEKTÖRÜNDE 6331 SAYILI KANUNUN ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ


Bitirme Projesi
Volkan UYSAL

131101291

Bölüm: İş Sağlığı ve Güvenliği

Danışman: Prof. Dr. İmer OKAR

Bitirme Tarihi (ŞUBAT,2014 )




Özgünlük Bildirisi


  1. Bu çalışmada, başka kaynaklardan yapılan tüm alıntıların, ilgili kaynaklar referans gösterilerek açıkça belirtildiğini,

  2. Alıntılar dışındaki bölümlerin, özellikle projenin ana konusunu oluşturan teorik çalışmaların ve yazılım/donanımın benim tarafımdan yapıldığını

  3. Araştırma ve/veya anket çalışmaları için “etik kurul onay” yazısı alındığını bildiririm.

İstanbul Şubat 2014


Volkan UYSAL



Declaration of Original Work
I here with declare that:

  1. any citations from other sources are clearly indicated by providing references to the respective sources;

  2. any sections other than the citations, particularly the theoretical studies and software/hardware constituting the main subject of the project, have been prepared by me, and

  3. The “ethical committee approval” letter has been obtained for the study and/or questionnaires.

Istanbul Şubat 2014


Volkan UYSAL



İNŞAAT SEKTÖRÜNDE 6331 SAYILI KANUNUN ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

(ÖZET)

İnşaat sektöründe 6331 sayılı kanunun etkilerinin değerlendirilmesi konu başlığı altındaki bu ödevde; iş sağlığı ve güvenliğinin tanımı ve tarihçesi anlatılarak başlanmıştır. Dünyadaki gelişim ile Osmanlı döneminde başlangıcı ve giderek derinleşen iş sağlığı ve güvenliği konusu Cumhuriyet döneminde de ilerlemeye devam etmiş, günümüzde 4857 ve 6331 Sayılı Kanunlar ile son halini almıştır.6331 sayılı kanunun genel olarak neler getirdi ve inşaat sektörüne etkilerinden bahsedilmiştir. İnşaat sektöründeki kazalar ve ölüm oranları tablolarda gösterilmiştir. İnşaat sektörü maalesef ülkemizde en çok ölümlü iş kazasının yaşandığı sektörler arasında yer almaktadır. İnşaat sektöründe riskler konu başlığı altında kazalar ve hastalıklar kısaca anlatılmıştır.6331 sayılı kanunun devlet açısından değerlendirmesi yapılıp devlet için öneminden bahsedildi. Aynı şekilde 6331’in işverenlere yüklediği sorumluluklar, işverenlerin karşılaşabileceği idari para cezalarından ve işverenlere getireceği faydalardan bahsedilmiştir.6331 Sayılı Kanunun çalışanın açısından, çalışanın sağlıklı yaşam ve sağlıklı çalışma hakkını koruyan kanun olmasından, çalışanlara düşen yükümlülüklerinin yerine getirilmesinden ve ‘İş sağlığı ve güvenliği’ kültürünü benimsemeleri gerektiğinden bahsedilerek; tartışma ve sonuç bölümüne geçilmiştir. Son bölüm olan tartışma ve sonuç bölümünde inşaat sektörünün tehlikelerinin yüksek oluşundan ve ölümcül kazalara sebebiyet verdiğinden bahsedilmiştir. Devlet, işveren ve çalışanın üzerine düşen yükümlülüklerinin yapılmaları gerektiği ve ‘İş Sağlığı ve Güvenliği’ kültürünü benimseyerek daha iyi çalışma ortamlarının oluşturulabileceği sonucuna varılmıştır.

Anahtar Kelimeler; Devlet , İşveren , Çalışan , İş Güvenliği, 6331 , İnşaat ,

SUMMARY
In this schoolwork, History of health & safety and development of it was described under heading subject of In the construction industry to evaluate the effects of Law No. 6331. According to development of Health and safety in the world, with the beginning of Ottoman era, developed with establishing of Turkish Republic and eventually latest shave was given with 487 and 6331 numbered labor, health and safety laws. In the construction industry to evaluate the effects of Law No. 6331 was mainly discussed in this schoolwork. Also described 6331 law and obligations for employers, Money penalties and benefits of law for employers described. After described also obligations of employees, establishing safety culture in the base of 6331 law conclusions and results phase was started. At the conclusion phase risks of construction works, obligations of employers and employees were specifically described in order to emphasize importance of health and safety culture.



İÇİNDEKİLER……………………………………………………………………......SAYFA
Özgünlük Bildirisi …………………………………………………………………………. . I

Declaration of Original Work ……………………………………………………………… II

ÖZET ………………………………………………………………………………………. III

SUMMARY ……………………………………………………………………………….. IV

İÇİNDEKİLER …………………………………………………………………………….. V
BÖLÜM 1. GİRİŞ .………………………………………………………………………..…. 1

1.1.İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tanımı ve Tarihi Gelişimi ……………………………............ 2

1.1.1. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tanımı ………………………………………………..…… 2

1.1.2.Dünyada İş Güvenliğinin Gelişimi …….…………….………………………………..…2

1.1.3.Türkiyede İş Güvenliğinin Gelişimi………………….…………………………...……...2

BÖLÜM 2.6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU………………………4

2.1.6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının Amacı ve Kapsamı ………………….……4

2.2.6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının Getirdikleri ………………………….….…5

2.2.1.Tüm Çalışanlar Güvenle Çalışacak …………………………………………………..…..5

2.2.2.Kuralcı Değil Önleyici Yaklaşım …………………………………………..…………….5

2.2.3.İş Yerleri Tehlike Durumuna Göre Sınıflandırılacak………………………..……………5

2.2.4.Her İş Yerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İş Yeri Hekimi …………………….…………..6

2.2.5.İş Yerleri İçin Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi ……………………………..…………..6

2.2.6.Küçük İşletmelere Devlet Desteği ……………………………………………..………...6

2.2.7.Risk Değerlendirmesi Zorunlu Hale Geliyor …………………………………..………...6

2.2.8.İşe Başlamadan Önce Sağlık Taraması …………………………………………..………7

2.2.9.İş Kazası ve Meslek Hastalıklarında Etkin Kayıt Dönemi …………….…………..……..7

2.2.10.İşyerleri Acil Durumlara Karşı Hazır Olacak ………………………….…………..……7

2.2.11.İş Sağlığı ve Güvenliğine Çalışan Katkısı ………………………….………………..….7

2.2.12.Çalışanlara İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi ………………………..…………………...8

2.2.13.İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları …………………………………..…………………...8

2.2.14.Tehlike Durumunda Çalışmaktan Kaçınma Hakkı ……………….…..………………...8

2.2.15. İş Merkezlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinasyo………….…………..…………8

2.2.16.Hayati Tehlike Tespitinde İşin Durdurulması …………………….……..……………...9

2.2.17.Büyük Endüstriyel Kaza Riski İçin Önceden Tedbir ……………….…..………………9

2.2.18.İdari Yaptırımlar Etkinleştiriliyor…………………………………….…..……………...9

2.2.19.Kanun Aşamalı Olarak Uygulanacak ……………………………………………………9

BÖLÜM 3. İNŞAAT SEKTÖRÜNDE RİSKLER ……………………….….………………10

3.1.İnşaat Sektörü ………………………………………………….………….………………10

3.1.1. Kazalar …………………………………………………….…………….……………...11



3.1.2. Hastalıklar ………………………………………………….………………………….. 12

BÖLÜM 4. İNŞAAT SEKTÖRÜNDE 6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUN DEVLET, İŞVEREN VE ÇALIŞANA GETİRDİKLERİ …………………….13



4.1.6331’in Devlete Getirileri …………………………………………………………………13

4.2.6331’in İşverene Getirileri ………………………………………………………………...13

4.3.6331’in Çalışana Getirileri ………………………………………………………………...15
BÖLÜM 5. TARTIŞMA VE SONUÇ ………………………………………………………...16
KAYNAKLAR………………………………………………………………………………...17
ŞEKİLLER

Şekil 3.1.……………………………………………………………………………………….10

Şekil 3.2.……………………………………………………………………………………….11

BÖLÜM 1. GİRİŞ

İnşaat sektörü son yüzyılda gelişen teknoloji ile birlikte önemli değişiklikler geçirmiştir. Eskiden çok daha uzun zaman alan işler, makinaların ve özel inşaat malzemelerinin kullanılmaya başlaması ile birlikte çok daha kısa sürer olmuş ve insanoğlunun belki de bundan 150 yıl önce hayal bile edemeyeceği büyüklükte binalar, barajlar, havaalanları, gökdelenler ve sanayii tesisleri, kısa zaman dilimlerinde, yapılmaya başlanmıştır. Teknoloji de yaşanan gelişmeler elbette inşaat sektöründe kullanılan malzemelerin de çeşitlenmesine yol açmıştır. Isı izolasyonunun yapıldığı, depreme, rüzgara, fırtınalara karşı çok daha dayanıklı yapılar inşa edilmeye başlanmıştır.[4]



Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları uzun yıllardır bir çok işçinin hastalanmasına, yaralanmasına, sakat kalmasına, ve hatta hayatlarını kaybetmesine yol açmaktadır. Bu tip olaylar özellikle de inşaat sektöründe daha fazla yaşanmaktadır. Bunun en önemli sebebi inşaat sektörünün kendine özgü çalışma koşulları olmasındandır. İnşaat sektörünün diğer sektörlerden farklı olmasının başlıca nedeni her projenin birbirinden farklı olması ve bu yüzden her projede değişik çalışma koşullarıyla ve farklı risklerle karşı karşıya kalınmasıdır. İşçiler endüstriyel sektördeki gibi tek bir fabrikada çalışma imkanı bulamadıkları gibi sürekli bir projeden başka projeye hareket halindedirler. Bunların yanı sıra inşaat tehlikeli ve bir sürü risk içeren faaliyetlerden oluşmaktadır ve bu ortamda çalışmak için tecrübeli ve fiziksel zorluklara alışık olmak gerekir. Ayrıca bir inşaat projesinde aynı anda birden fazla işçi grubu da çalışabilir ki bu da tehlike ve riskleri daha da artırır. İşte bu nedenlerden dolayı inşaat sektörü diğer sektörlere göre daha risk altındadır ve işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlamak hayli güç ve karmaşık olabilir. Son yıllarda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu ülkemizdeki inşaat sektörü için önem kazanmaya başlamıştır. Bunun en önemli nedeni ülkemizdeki büyük inşaat firmalarının giderek daha fazla sayıda uluslararası yükümlülüklere girmesi ve yabancı firmalarla işbirliği yapmasıdır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği açısından ülkemizdeki inşaat sektörüne göre daha ileride olan gelişmiş yabancı ülkeler Türk firmalarının işçi sağlığı ve iş güvenliğini sistematik olarak inşaat sahalarında sağlamalarını istemektedirler. Maalesef bir çok firmamız buna hazır değildir ve bu konuda ciddi atılımlar yapmaları gerekmektedir.[1]
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB)’ne girme çabaları da iş sağlığı ve güvenliği konusuna olumlu yönde etki yapmış ve standartlarımızı gelişmiş ülkelerin standartları seviyesine getirme zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu sebepten dolayı özellikle son yıllarda iş sağlığı ve güvenliği konusunda ülkemizde bir çok adım atılmıştır.6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu ülkemizde bu alanda hazırlanmış ilk kanun olması bakımından büyük önem arz ediyor. Ülkemizdeki inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği konusunda gelişme kaydedilmek isteniyorsa, bu gelişmeler yakından takip edilip etkili bir şekilde uygulanmalıdır. Bu amaçla, bu ödevde 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliğini kanunun inşaat sektöründeki durumuna genel bir bakış yapılmaktadır.
1.1.İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tanımı ve Tarihi Gelişimi

1.1.1. İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tanımı

İş sağlığı ve güvenliği; işin yapılması sırasında işyerindeki fiziki çevre şartları sebebiyle işçilerin maruz kaldıkları sağlık sorunları ve mesleki risklerin ortadan kaldırılması veya azaltılması ile ilgilenen bilim dalıdır. Bir kuruluşun gerçekleştirdiği faaliyetlerden etkilenen tüm insanların (çalışanların, geçici işçilerin, alt yüklenici çalışanlarının, ziyaretçilerin, müşterilerin ve işyerindeki herhangi bir kişinin) sağlığına ve güvenliğine etki eden faktörleri ve koşulları inceleyen bilim dalı olarak tanımlanmaktadır. 

1.1.2.Dünyada İş Güvenliğinin Gelişimi

18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İngiltere’de doğarak yayılmaya başlayan sanayi devriminin yol açtığı ağır çalışma koşulları sebebiyle işçiler ve işverenler arasında sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Özellikle tekstil sanayinde, teknolojinin gelişmesi ile birlikte makineleşmenin hızlanmasıyla işçilerin uzun çalışma saatlerine karşılık düşük ücretler almasının yanında sağlıksız ve ağır çalışma koşulları sorun oluşturmaya başlamıştır. Bu ağır çalışma koşulları, 19. yüzyılın ilk yarısında işçiler, sermaye sahipleri ve hükümet arasında birçok problemin doğmasına neden olmuş ve bu taraflar arasında büyük mücadeleler yaşanmıştır. Diğer taraftan, sanayi devriminin yol açtığı insanlık onuru ile bağdaşmayan çalışma koşullarının yeniden yapılandırılması için ilk zamanlar dar kapsamlı olarak kadın ve çocuk işçilerin korunması amacı ile bazı yasal düzenlemeler yapılarak, kadın ve çocuk işçilerin günlük çalışma saatleri ve çalışma alanları sınırlandırılmıştır. Çalışma hayatında, çalışma şartlarını daha sağlıklı ve güvenli hale getirmek için başlanan bu yasal süreç, klasik liberal devlet düşüncesinin, ikinci dünya savaşının yarattığı yıkıcı durumun da etkisi ile yerini sosyal devlet düşüncesine bırakmasıyla büyük bir ivme kazanmış ve birçok sanayi ülkesinde, teknolojinin ve dönemin gereklerine uygun olarak değişen ve sürekli olarak gelişen iş sağlığı ve güvenliği kurallarının oluşmasına neden olmuştur. Dünyada, iş sağlığı ve güvenliği ihtiyacı sanayi devriminden sonra hissedilmiştir. Buna bağlı olarak İngiltere ve ABD başta olmak üzere birçok sanayi devleti yıldan yıla bu alandaki tedbirleri arttırmış, bu doğrultudaki cezai ve hukuksal yükümlülüklerinin oranını yukarıya çekmişlerdir.[5]



1.1.3.Türkiyede İş Güvenliğinin Gelişimi

.Ülkemizde işçi sağlığı ve güvenliği alanında yapılan düzenlemelere gelindiğinde ise, Türkiye’de sanayinin doğuşu ve gelişimi Batı kadar erken dönemlerde değil, bunun tersine 1900’lü yılların ilk yarısından itibaren başlayabilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının ortaya çıkışı da bu dönemlere rast gelmektedir. Konunun ülkemizdeki gelişimini Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri olmak üzere iki farklı dönem itibarı ile incelemek gerekir. Sanayileşmenin henüz oluşmadığı ve fabrika denilecek büyüklükte işyeri sayısının çok az miktarda olması bu konudaki çalışmaların gecikmesine sebep olmuştur. Osmanlı döneminde konuya ilişkin önemli gelişmelerin olduğundan söz etmek zordur. Ancak bu dönemle birtakım önemli yasaların 1865 yılında Ereğli kömür havzalarında çalışan işçilere yönelik olarak çıkarılan “Dilaver Paşa Nizamnamesi” ve yine aynı işkoluna yönelik olarak 1869 yılında çıkarılan Maadin Nizamnamesi olduğunu söylemek mümkündür. Cumhuriyet dönemine bakıldığında ise, 1921 yılında 151 sayılı Ereğli Havza-i Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna müteallik kanun kömür işçilerinin çalışma şartları, iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili ilk yasadır. 1924 yılında 394 sayılı Kanun, çalışanlara haf^ tatilini getirmiştir. 1926 yılında yürürlüğe giren 818 sayılı Borçlar kanunu, iş kazası meslek hastalıkları ile ilgili hukuki hükümler getirmiştir. 1930 yılında çıkarılan Belediyeler Kanunu ise denetim konusunda hükümler içermektedir. 1935 yılında milli bayram ve genel tatil günleri hakkındaki Kanun da yürürlüğe girmiştir. 1930 yılında çıkarılan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 1937 yılında çıkarılan 3008 sayılı İş Kanunu bu konuda çıkarılan önemli kanunlardır. Bu kanunlara dayalı çok sayıda Tüzük ile detaylar ve uygulamalar belirlenmiştir. Öte yandan, 1946 yılında Çalışma Bakanlığı’nın kurulması iş güvenliği ve işçi sağlığı hususunda en önemli aşama olarak görülmektedir. Daha sonra 3008 sayılı İş Kanunu, 1967 yılında 931 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış, yerine ise 1971 tarihinde 1475 sayılı İş Kanunu getirilmiştir. Bu Kanun, uzun bir süre yürürlükte kalmış ve bu Kanuna dayanarak birçok Tüzük ve Yönetmelik de çıkarılmıştır. 6331 Sayılı Kanundan önce son olarak 2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiş ve halen yürürlüktedir. Diğer taraftan, 1964 yılında yürürlüğe giren 506 sayılı Kanun çalışanlara çeşitli risklere karşı güvenceler getirmiştir. Son olarak 16.06.2006 tarihli 5510 sayılı SSGSS Kanunu kabul edilerek sosyal güvenceler hız kazanmıştır.[5]



BÖLÜM 2. 6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU
20.06.2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, yayımı tarihi ile yayımı tarihini izleyen 6 ay ila 2 yıl içinde yürürlüğe girmek üzere TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, Cumhurbaşkanlığı'nca onaylanmak suretiyle Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.[2]
2.1.6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının Amacı ve Kapsamı
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda ülkemiz mevzuatı bağlamında Avrupa Birliği müktesebatına büyük ölçüde uyum gerçekleştirilmiştir.

Yasanın 1. maddesine göre; “Bu Kanunun amacı; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir”. Yasa ile işyerlerinde kapsamlı bir iş sağlığı ve güvenliği örgütlenmesinin oluşturulması, risk değerlendirmesinin yapılması, bu bağlamda önlemlerin saptanması, denetleme ve yine aynı çalışma alanında var olan işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği açısından koordinasyonunun sağlanması öngörülmektedir.6331 sayılı yasa ile belirli kimi istisnalar dışında tüm çalışanlar yasanın kapsamına dahil edilmiştir. Nitekim yasanın 2. maddesine göre; “Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır”.

Demek oluyor ki, 6331 sayılı yasa ile; 4857 sayılı yasaya tabi olarak çalışanlar yanında, 854 sayılı Deniz İş Yasası, 5953 sayılı Basın İş Yasası, Borçlar Yasasına tabi olarak çalışanlar da yasanın kapsamına alınmıştır; ayrıca kamu görevlisi statüsüne haiz memur ve sözleşmeli personelin de yasa kapsamına dahil edildiği görülmektedir11. Böylece 6331 sayılı yasa düzenlemesiyle Avrupa Birliği normlarına koşutluk sağlanmış olmaktadır. Şöyle ki, Roma Anlaşmasının 118a maddesi hükmüne göre yürürlüğe konulmuş 89/391 sayılı Avrupa Birliği Çerçeve Yönergesi’nin 2. maddesi uyarınca hem kamu hem de özel sektördeki tüm faaliyet alanlarına (sanayi, tarım, ticaret, idare, hizmet, eğitin, kültür vb.) bu çerçeve yönerge uygulanacaktır. Ancak kimi kamu hizmetlerine, örneğin silahlı kuvvetler veya polis ya da sivil savunmaya ilişkin özel faaliyetler uygulamadan muaf tutulabilir.

Bu bağlamda 6331 sayılı yasanın 2. maddesinde yasanın kapsamı dışında kalanlar tek tek sıralanmıştır. Buna göre;



- Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri
-Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri
-Ev hizmetleri
-Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar
-Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri” hakkında bu yasa hükümleri uygulanmaz.[3]

2.2.6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının Getirdikleri


2.2.1.Tüm Çalışanlar Güvenle Çalışacak
Kamu ve özel sektör ayrımı gözetmeksizin tüm çalışanlar kanun kapsamına alındı. Kişinin bulunduğu işyerindeki çalışan sayısı ve işyeri türü kanundan yararlanmasına engel olmayacak. Kanun aynı zamanda çırak ve stajyerler için de geçerli olacak. Her çalışan, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalardan faydalanacak. Bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturulacak. Avrupa Birliği’ndeki uygulamalara paralel olarak; TSK, Emniyet ve afet müdahale ekipleri gibi kendine özgü faaliyetleri olan kurum ve kuruluşlar, kanunun istisnaları arasında yer alıyor. Ev hizmetleri ile çalışan istihdam etmeden kendi nam ve hesabına çalışanlar da kanunun kapsamı dışında bırakıldı.[6]
2.2.2.Kuralcı Değil Önleyici Yaklaşım
Kanunla işyerlerine, risk değerlendirmesinde tespit edilen hususları da göz önünde bulundurarak, genel bir önleme yaklaşımı getirildi. Tüm sorumluluk işverene ait olmakla birlikte; iş sağlığı ve güvenliğinin işyerinin bütününde benimsenmesi ve uygulanması sağlanacak. Risk değerlendirmeleri sürekli olarak gözden geçirilecek. Kanun, iş sağlığı ve güvenliğinde en iyi koşulları hedefleyerek, işyerlerinin mevcut durumunun sürekli iyileştirilmesini amaçlıyor. İş kazası veya meslek hastalığı ortaya çıktıktan sonra neler yapılacağı değil, iş kazası ve meslek hastalığının önlenmesi için atılacak adımlar esas olacak. Bu kapsamda işveren; çalışanları ile birlikte işin her aşamasında işten kaynaklı tehlikeleri sürekli olarak tespit ederek, muhtemel risklere karşı tedbir alacak.[6]

2.2.3.İş Yerleri Tehlike Durumuna Göre Sınıflandırılacak
İşyerleri, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin daha etkin sunumu amacıyla tehlike sınıflarına ayrılacak. Bu sınıflandırmada; yapılan işin özelliği, işin her safhasında kullanılan veya ortaya çıkan maddeler, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri, çalışma ortam ve şartları gibi hususlar dikkate alınacak. Tehlike sınıfları; işyerlerinin yaptığı asıl iş dikkate alınarak, sosyal tarafların dâhil olduğu bir komisyonun görüşleri doğrultusunda Bakanlıkça tespit edilecek. Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı, az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az (C)sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlar görev yapabilecek.[6]
2.2.4.Her İş Yerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İş Yeri Hekimi
Çalışanların sayısına ve işyeri türüne bakılmaksızın her işyerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ile diğer sağlık personeli görev yapacak. İSG profesyonelleri, özel eğitim gören ve mesleki yeterliliğini sınavla ispatlayan kişiler arasından Bakanlıkça yetkilendirilecek. Gerekli şartları taşıması durumunda, işverenin kendisi de iş sağlığı ve güvenliği hizmetini üstlenebilecek. Bu profesyoneller, yetkileri kapsamında işverene karşı sorumlu olacak. Bu sorumluluk kapsamında İSG profesyonelleri, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hususları işverene iletecek. İSG profesyonelleri, işverenin tedbir almadığı hayati tehlike arz eden riskler bulunması durumunda ise doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvuracak. İş kazasının meydana gelmesi durumunda ihmali tespit edilen iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekiminin yetki belgesi askıya alınacak.[6]
2.2.5.İş Yerleri İçin Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi
Kanun iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin belirlenen sürelerle işyeri bünyesindeki personel tarafından verilmesini esas alıyor. Ancak işyerinde uygun vasıflara sahip personel bulunmaması halinde bu hizmet işyeri dışındaki ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden alınabilecek. Kamu kurum ve kuruluşları, organize sanayi bölgeleri ile özel şirketler tarafından kurulacak ortak sağlık ve güvenlik birimleri; gerekli donanım ve personele sahip olmaları şartıyla Bakanlıkça yetkilendirilecek. Ortak sağlık ve güvenlik birimleri, yetkileri kapsamında hizmet sundukları işverene karşı sorumlu olacak. İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin tam süreli görevlendirilmesi gereken işyerlerinde, işveren, gerekli donanım ve personeli sağlayarak işyeri sağlık ve güvenlik birimi kuracak.[6]
2.2.6.Küçük İşletmelere Devlet Desteği
Kamu hariç 10’dan az çalışanı olan çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesinde, Bakanlık maddi destekte bulunacak.10’dan az çalışanı bulunan, az tehlikeli sınıftaki işyerlerinin bu destekten yararlanmasına ise Bakanlar Kurulu karar verebilecek. Desteğin uygulamasında Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları esas alınacak. Sigortasız personel çalıştırdığı tespit edilen işyerlerinden, yapılan destek yasal faizi ile birlikte geri alınacak. Bu işyerleri destekten üç yıl süreyle men edilecek.[6]
2.2.7.Risk Değerlendirmesi Zorunlu Hale Geliyor
İşverenler, işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi ve bertaraf edilmesi için risk değerlendirmesi yaptıracak. Bu çalışmalara işveren ve iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin yanı sıra çalışanların da katılımı sağlanacak. İşyerlerinde sürekli iyileştirmenin sağlanması amacıyla risk değerlendirmesi çalışması güncel halde tutulacak. Risk değerlendirmesi çalışması, işyerlerinin tehlike sınıfına göre periyodik olarak yenilenecek. Yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu da risk değerlendirmesinde özellikle dikkate alınacak. Maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan sektörler ve büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamışsa iş durdurulacak.[6]
2.2.8.İşe Başlamadan Önce Sağlık Taraması
Çalışanların hassasiyetlerin saptanması ve riskli durumların belirlenebilmesi amacıyla tüm çalışanlar sağlık taramasına tabi tutulacak. Çalışanların sağlık muayeneleri; işe girişlerinde, iş değişikliğinde, iş kazası ve meslek hastalığı ile sağlık nedeniyle verilen aralardan sonra tekrarlanacak. Bu durumlar dışında ise periyodik olarak sağlık muayeneleri yapılacak. Muayene periyotlarını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı belirleyecek. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacak olanlar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamayacak.[6]

2.2.9.İş Kazası ve Meslek Hastalıklarında Etkin Kayıt Dönemi
Yeni dönemde iş kazaları ve meslek hastalıklarının kayıtları daha etkin ve güncel hale getirilecek. İş kazaları kazadan sonraki, meslek hastalıkları ise öğrenildikten sonraki üç işgünü içinde işveren tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilecek. İşyeri hekimi ve sağlık görevlileri tarafından meslek hastalığı ön tanısı konulan vakalar, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk edilecek. Sağlık kuruluşları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise tanı koydukları meslek hastalıklarını en geç 10 gün içinde Sosyal Güvenlik

Kurumuna bildirecek. Ayrıca işyerinde meydana gelen ramak kala olaylar da, işveren

tarafından kayıt altına alınacak.[6]
2.2.10.İşyerleri Acil Durumlara Karşı Hazır Olacak
Tüm işverenler; ilkyardım, yangınla mücadele, kişilerin tahliyesi, ciddi ve yakın tehlikeyle karşılaşılması gibi durumlar için önceden acil durum planı hazırlayacak. Acil durumlara hazırlık amacıyla tüm çalışanların katılacağı eğitim ve tatbikatlar yapılacak. İşverenler; ilkyardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında işyeri dışındaki kuruluşlarla da irtibatı sağlayacak. Ciddi ve yakın tehlike bulunan yerlere, sadece gerekli donanıma sahip ve özel olarak görevlendirilenler girebilecek. Bunların dışındaki çalışanlardan işlerine devam etmeleri istenemeyecek. Ciddi ve yakın tehlikenin önlemez hale gelmesi durumunda, çalışanlar işlerini derhal bırakarak tahliye edilecek.[6]
2.2.11.İş Sağlığı ve Güvenliğine Çalışan Katkısı
İş sağlığı ve güvenliğinde daha etkili bir sonuç alabilmek amacıyla yapılacak faaliyetlere çalışanların aktif katılımı sağlanacak. İşyerlerinde; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda çalışanlarla işveren arasındaki iletişimi sağlayacak çalışan temsilcisi görevlendirilecek. Seçimle ya da atama yoluyla görevlendirilen çalışan temsilcileri, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda işverene teklif getirebilecek. İşyerinde yetkili sendika bulunması hâlinde, sendika temsilcileri çalışan temsilcisi olarak da görev yapabilecek. Çalışan temsilcileri getirdikleri öneriler nedeniyle işveren tarafından hak mahrumiyetine uğratılamayacak.[6]
2.2.12.Çalışanlara İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi
İşveren, tüm çalışanlarını iş sağlığı ve güvenliği ile çalışma hayatına dair hak ve sorumlulukları hakkında bilgilendirecek. Çalışanlar iş ve işyeri değişikliği, uzun süreli işten uzak kalma ve kullanılan donanımın değişikliğinin ardından, yeni çalışma koşullarına yönelik olarak eğitim alacak. Bu eğitimler düzenli aralıklarla tekrarlanacak. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacak olanlardan, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgelemeleri istenecek. Bu belgeye sahip olmayanlar bu işlerde çalıştırılmayacak. Eğitimlerin maliyetleri çalışana yansıtılmayacak ve bu eğitimlerin süresi çalışma süresinden sayılacak.[6]
2.2.13.İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları
Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren işlerin yapıldığı tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturulacak. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunacak kurulun, mevzuata uygun kararlarını uygulamakla yükümlü

olacak. Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması hâlinde, işverenler birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirecek. İş yerinde alt işverene bağlı çalışanlar da varsa asıl işverenin koordinasyonunda alt işverenin de katılımı ile bir kurul oluşturulacak.[6]


2.2.14.Tehlike Durumunda Çalışmaktan Kaçınma Hakkı
Çalışan, ciddi ve yakın tehlikeyle karşı karşıya kaldığında iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurulun bulunmadığı yerlerde ise işverene bu durumun giderilmesi için başvuracak. Çalışanın talebi doğrultusunda karar verildiği takdirde gerekli tedbirler alınıncaya kadar, çalışmaktan kaçınma hakkına sahip olacak. Talep ettiği halde gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda çalışanlar iş sözleşmelerini feshedebilecek. Çalışan; gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınma hakkını kullandığı dönemde ücretini alacak. Çalışan, bu dönemde iş sözleşmesinden doğan ve kanunlardan gelen haklarını da kullanabilecek.[6]
2.2.15.İş Merkezlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinasyonu
Aynı işyerinde birden fazla işveren olması durumunda işverenler, mesleki riskler ve önlenmesi konularında birbirlerini ve çalışan temsilcilerini bilgilendirecek. İş merkezleri, iş hanları, alışveriş merkezi ve sanayi bölgeleri gibi yerlerde ise işyerleri arasında iş sağlığı ve güvenliği konusunda koordinasyon yönetim tarafından sağlanacak. Yönetim, işyerlerinin birbirlerini etkileyebileceği tehlikeler konusunda gerekli tedbirleri almaları için işverenleri uyaracak. Uyarılara uymayan işyerleri ise yönetim tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bildirecek.[6]
2.2.16.Hayati Tehlike Tespitinde İşin Durdurulması
Hayati tehlike tespitinde bu tehlike giderilinceye kadar, işyerinin tamamı değil sadece bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alanda iş durdurulacak. Böylece işyerinin tamamen kapatılmasıyla yaşanabilecek mağduriyetler önlenmiş olacak. İşveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara, ücretlerini ödemeye devam edecek. Çalışanlar, ücretlerinde bir düşüş olmaması kaydı ile meslek veya durumlarına göre başka bir işe yönlendirilebilecek.[6]
2.2.17.Büyük Endüstriyel Kaza Riski İçin Önceden Tedbir
Büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinde, kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu, işyeri çalışmaya başlamadan önce istenecek. Güvenlik raporu hazırlama yükümlülüğü bulunan işveren, hazırladığı güvenlik raporlarının içerik ve yeterliliğinin Bakanlıkça incelenmesinden sonra işyerlerini işletmeye açabilecek. Böylece muhtemel endüstriyel kazaların engellenmesine yönelik önleyici çalışmaların yapılması ve muhtemel kazalarda meydana gelebilecek büyük ölçekli kayıplardan korunması sağlanacak.[6]
2.2.18.İdari Yaptırımlar Etkinleştiriliyor
İşyerlerindeki çalışma hayatının teftişinde, iş sağlığı ve güvenliği koşullarının iyileştirilmesi için iş müfettişleri görev alacak. Kanuna aykırılığın tespiti durumunda, idari para cezaları daha caydırıcı halde uygulanacak. İşveren, iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmediğinde her bir kişi için 5.000 lira ceza ödeyecek. Aykırılığın devam ettiği her ay için de aynı miktar uygulanacak. Risk değerlendirmesi yapmayan işverene 3.000 lira, aykırılığın devam ettiği her ay için 4.500 lira idari para cezası uygulanacak. İşverenin iş kazası veya meslek hastalığını SGK’ya bildirmemesinin cezası da 2.000 lira olacak. Büyük kaza önleme politika belgesi hazırlamayan işverene 50.000 lira idari para cezası verilecek.[6]
2.2.19.Kanun Aşamalı Olarak Uygulanacak
Kanunun; işyerlerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirilmesi gibi bazı hükümleri aşamalı olarak hayata geçirilecek. Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri, Temmuz 2014’ten itibaren göreve başlayacak.50’den az çalışanı olan, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri Temmuz 2013’ten itibaren görev alacak.[6]
BÖLÜM 3. İNŞAAT SEKTÖRÜNDE RİSKLER
3.1.İnşaat Sektörü
İş kazaları ve meslek hastalıkları birçok işçinin hastalanmasına, yaralanmasına, sakat kalmasına ve hatta hayatlarını kaybetmesine yol açmaktadır. Bu tip olaylar özellikle de inşaat sektöründe daha fazla yaşanmaktadır. Bunun en önemli sebebi inşaat sektörünün kendine özgü çalışma koşulları olmasındandır. İnşaat sektörünün diğer sektörlerden farklı olmasının başlıca nedeni her projenin birbirinden farklı olması ve bu yüzden her projede değişik çalışma koşullarıyla ve farklı risklerle karşı karşıya kalınmasıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu yıllık istatistiklerine bakıldığında iş kazalarının yaşandığı sektörler; madencilik, metal sanayi, nakliyat ve inşaat olarak ön plana çıkmaktadır. Ölümcül iş kazalarına bakıldığında ise inşaat sektörü ilk sırada yer almaktadır. 2007 yılından itibaren iş kazası istatistiklerine bakıldığında aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır.

Şekil 1.1. Yıllara Göre Gerçekleşen İş Kazalarının Sayısı


Şekil 1.1.’de görülmektedir ki inşaat sektörü gerçekleşen iş kazalarının yaklaşık olarak %10’unun oluşturmaktadır.




Şekil 1.2. Yıllara Göre Gerçekleşen İş Kazalarında Meydana Gelen Ölüm Sayısı


Şekil 1.2.’de, gerçekleşen iş kazalarından ölümcül olanların büyük kısmının (2010 yılında %33 civarı) inşaat sektöründe gerçekleştiği görülmektedir. 2007 yılı öncesi SGK istatistiklerine bakıldığında da bu yüzde %27-34 arasındadır. Başka bir deyişle yıllara göre oranlarda farklılaşmalar olsa bile genel olarak iş kazası sonucu ölenlerden 3’te 1’i inşaat sektöründe çalışmaktadır. Bu yüksek oranın en önemli sebebi inşaat sektörünün proje bazlı üretime dayanması ve her projenin kendine özgü çalışma koşulları olmasıdır.[7]



3.1.1. Kazalar
Ölümle sonuçlanan kazalar arasında insan düşmesi tipindeki kazalar (%42,9) önemli bir farkla ilk sırada yer almaktadır. Elektrik çarpması, malzeme düşmesi, yapı makinası kazaları, yapı kısmının çökmesi, şantiye içi trafik kazaları ve kazı kenarının göçmesi tipindeki olaylar ön plana çıkmaktadır. Özellikle ölümle sonuçlanan ikinci önemli kaza tipinin elektrik çarpması olması, inşaat sektörümüz için elektrik konusunun özenle üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu göstermektedir. Şantiye İçi Trafik Kazaları olarak tanımlanan gruptaki olaylar, günlük yaşamdaki trafik kazalarının benzerleridir. Şantiye sahası içinde araç devrilmesi, çalışanlara çarpması, ezmesi gibi. Ölümle sonuçlanan kazalar arasında azımsanmayacak bir orana sahip olan bu olaylar, şantiye trafiğinin, yolların, manevra alanlarının uygun düzenlenmesini gerekli kılmaktadır Toplam kaza sayısı bakımından %11,5 oranıyla ikinci sırada yer alan ve kısaca Uzuv Kaptırma olarak tanımlanan olaylar, testerelere, tezgahlara, hareketli makine elemanlarına el, parmak, ayak kaptırma tipindeki olaylardır. Sadece bir tanesi ölümle sonuçlanmış olmasına rağmen bu tür olaylar uzuv kaybına ve dolayısıyla çalışma gücünün belirli (bazen de önemli) oranda kaybedilmesine neden olmaktadır.[8]
3.1.2. Hastalıklar

Kimyasal tehlikeler, genellikle hava yolu ile insanlara ulaşır. Sisler, buğular ve kokulardan Dumanlar, kaynaklanır. Solumak yoluyla ya da deriye temas(organik solvanlar ve pestisitler) yoluyla kimyasallar tehlike yaratır. Tabii bunlarla birlikte sıvı-yarı sıvı kimyasallar (zamk, tutkal, yapıştırıcı, asfalt, katran) ve tozlar da(toz çimento) da tehlikeli olmaktadır.

Fiziksel tehlikeler bütün inşaat projelerinde vardır. Gürültü, sıcak, soğuk, radyasyon, viibrasyon ve barometrik basınçbunlardan en önemlileridir. Gürültü gerçekten de inşaat sektöründe kullanılan makinaların sayısının artması ile önemli tahribatlara yol açmaya başlamıştır. Özellikle binaların yıkımı sırasında kullanılan makinalar, vinçler, grayderler ve kepçeler sadece makinaları kullanan işçiler için değil, çevredeki işçiler ve diğer insanlar için de işitmesorunlarına neden olmaktadır. İnşaat işleri doğası gereği meteorolojik koşulara (dış havaya) bağımlı olarak yapılmaktadır. Havanın çok soğuk olması ya da havanın çok sıcak olması özellikle inşaatta dış ortamda çalışan işçiler için önemli riskleri de beraberinde getirmektedir.Güneşçarpmaları,hipotermi,soğuktandonmalar, tansiyon yükselmesi ve düşmesine bağlı bazı rahatsızlıklar dış havaya sunuk kalındığı için görülmektedir.

Enfeksiyona neden olan mikro organizmalar, zehirli maddeler ve yırtıcı hayvanlar bu tehlikelerden bazılarıdır. Hafriyat işiyle uğraşan işçilerde toprakta yaşayan bazı mantarlar histoplazmoza (akciğer enfeksiyonu) neden olmaktadır. Ayrıca birçok işçinin yanyana çalışıyor olması tüberküloz, hepatit ve grip gibi bulaşıcı hastalıkların kişiden kişiye taşınmasına neden olmaktadır. Sıtma, ateş ve Lyme Hastalığı  ise çevredeki haşerelerin ısırması sonucu bulaşır.[4]



Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2011 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerini açıkladı. 2011 yılında 69,227 iş kazası yaşanırken 697 meslek hastalığı vakası görüldü.[9]

BÖLÜM 4. İNŞAAT SEKTÖRÜNDE 6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUN DEVLET, İŞVEREN VE ÇALIŞANA GETİRDİKLERİ
4.1.6331’in Devlete Getirileri
Sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması, çalışma hayatının öncelikli şartı ve tüm sosyal tarafların ortak sorumluluktur. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2010 yılı istatistikleri değerlendirildiğinde, Türkiye’de 1.325.749 işyeri faaliyet göstermiş ve bu işyerlerinde 10.030.810 işçi istihdam edilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği açısından ele alındığında, bu işyerlerinde 62.903 iş kazası ve 533 meslek hastalığı vakası meydana gelmiş, toplam 1.454 çalışanımız hayatını kaybetmiştir. 2010 yılında iş kazaları ve meslek

hastalıkları sonucu kaybedilen iş günü sayısı 1.516.024, sürekli iş göremez hale gelen çalışan sayısı ise 2.085’dir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının gayri safi yurtiçi hâsılamızın 50 milyar lirasını alıp götürdüğü tahmin edilmektedir. Maddi kayıplar, telafi edilebilse de kaybedilen yaşamların telafisi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği için alınacak tedbirler, bir maliyet olarak değil, işyerlerinin daha huzurlu, çalışanların daha mutlu ve işletmelerin daha verimli olabilmesi için bir öncelik olarak

görülmelidir. Türkiye’deki işyerlerinin %99’u 250’nin altında çalışan istihdam eden KOBİ’lerden oluşmakta, çalışanların %84’ü bu işyerlerinde istihdam edilmektedir. Asıl dikkat çekici olan durum ise iş kazalarının %80’inin yine KOBİ’lerde meydana geliyor olmasıdır. Bu verilerden de anlaşılacağı üzere ülkemizde büyük-küçük işletme, kamu veya özel sektör ayırımı gözetmeksizin tüm çalışanları kapsayacak bir düzenleme zorunlu hale gelmişti. Bu ihtiyaçtan hareketle tüm sosyal tarafların da görüşünü alarak 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu hazırladık. Bu önemli kanun, farklı siyasi partilerin de desteği ile TBMM’de kabul edildi ve yürürlüğe girdi. Çalışma hayatımızda olumlu etkilerini her geçen gün daha fazla gösterecek böyle bir kanunun hayata geçirilmiş olmasını çok önemsiyoruz. Ancak hazırladığımız kanun ne kadar iyi olursa olsun, kanunun amacına ulaşması ancak ilgili bütün paydaşlarca benimsenmesi ve uygulamaya geçirilmesi ile mümkün olacaktır.[6] 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile birlikte Avrupa Birliğine giriş sürecinde bir adım daha atılmıştır. Ekonimiden giden yüksek kayıpların bir kısmı engellenecek. Gerek iş yaşamı gerekse sosyal hayat açısından daha refah bir Türkiye’ye doğru ilerleme kaydedilmiştir.
4.2.6331’in İşverene Getirileri
İş sağlığı ve güvenliği koşullarını iyileştirme ve bunun sürekliliğini sağlama. Çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu dikkate alma. Risk değerlendirme raporlarını da göz önünde bulundurarak genel bir önleme politikası geliştirme. Mesleki risklerin önlenmesi için, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri alma. Çalışma ortamında gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaları yaptırma. İzleme, denetleme ve uygunsuzlukları giderme. Çalışanların hayati tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alma. Aynı çalışma alanını birden fazla işverenin paylaşması durumunda koordinasyon sağlamakla yükümlülüğü gelmiştir. 6331 Sayılı Kanun’da işverenin yapması veya yapılmasını sağlaması gerektiği bazı temel kavramlar vardır. Bunlar risk değerlendirme raporları, acil durum planları, iş güvenliği temel eğitimleri iş güvenliği kurulu oluşturulması, işçilerin sağlık gözetimlerinin yapılması, meslek hastalıkları ve iş kazası kayıt tutanakları tutulması ve işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve yardımcı sağlık personeli gibi gerekli personellerin teminidir. 6331 Sayılı Kanun’da işverenin sorumlu tutulduğu bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda maddi cezalara katlanması kaçınılmaz olur. Yaşanacak olası bir iş kazasında sorumluluklarında noksanlık tespit edilen işveren maddi ve manevi tazminat cezalarıyla karşılaşabilecektir. Başlangıç olarak yapılacak raporların, görevlendirilecek işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı gibi personelin ve iş güvenliğini sağlamak adına alınacak önlemler yeni ekipman ve kişisel koruyucuların hepsi işveren için maliyet olarak görünse de yaşanabilecek herhangi ciddi bir kazada karşılaşabileceği maddi tazminatlar ve işin durması, üretimin yavaşlaması gibi karşılaşabileceği görünmez maliyetler alınan önlemlerden kuşkusuz daha fazla, buz dağının görünen kısmından çok daha büyük görünmeyen kısmı olarak nitelendirilebilir. Madde 26 – (1) Bu Kanunun; 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene her bir yükümlülük için ayrı ayrı ikibin Türk Lirası, 6. maddesinin birinci fıkrası gereğince belirlenen nitelikte iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmeyen işverene görevlendirmediği her bir kişi için beşbin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynımiktar, diğer sağlık personeli görevlendirmeyen işverene ikibinbeşyüz Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar, aynı fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene her bir ihlal için ayrı ayrı binbeşyüz Türk Lirası, (ç) bendine aykırı hareket eden işverene yerine getirilmeyen her bir tedbir için ayrıayrı bin Türk Lirası, 8 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkralarına aykırı hareket eden işverene her bir ihlal için ayrı ayrıbinbeşyüz Türk Lirası, 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre risk değerlendirmesi yapmayan veya yaptırmayan işverene üçbinTürk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için dörtbinbeşyüz Türk Lirası, dördüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene binbeşyüz Türk Lirası, 11 ve 12 nci maddeleri hükümlerine aykırı hareket eden işverene, uyulmayan her bir yükümlülük için bin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar, 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene her bir yükümlülük için ayrı ayrı binbeşyüz Türk Lirası, ikinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işvereneikibin Türk Lirası, dördüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen sağlık hizmeti sunucuları veya yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına ikibin Türk Lirası, 15 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene, sağlık gözetimine tabi tutulmayan veya sağlık raporu alınmayan her çalışan için bin Türk Lirası, 16 ncı maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene, bilgilendirilmeyen her bir çalışan için bin Türk Lirası, 17 nci maddesinin bir ila yedinci fıkralarında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene her birçalışan için bin Türk Lirası, 18 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene, her bir aykırılık için ayrı ayrı bin Türk Lirası, 20 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene bin Türk Lirası, üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene binbeşyüz Türk Lirası, 22 nci maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene her bir aykırılık için ayrı ayrı ikibinTürk Lirası, 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bildirim yükümlülüklerini yerine getirmeyen yönetimlerebeşbin Türk Lirası, 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda ölçüm, inceleme ve araştırma yapılmasına, numune alınmasına veya eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kontrol ve denetiminin yapılmasına engel olan işverene beşbin Türk Lirası, 25 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere göre işyerinin bir bölümünde veya tamamında verilen durdurma kararına uymayarak durdurulan işi yönetmelikte belirtilen şartları yerine getirmeden devam ettiren işverene fiil başka bir suç oluştursa dahi onbin Türk Lirası, altıncı fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen işverene ihlale uğrayan her bir çalışan için bin Türk Lirası, aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar, idari para cezası verilir.[2]

6331’in uygulanması sadece tazminatlardan kaçış olarak değerlendirilmemelidir. İş sağlığı ve güvenliği kültürü tam olarak uygulanırsa daha verimli ve karlı bir iş yaşamı da oluşmuş olur.


4.3.6331’in Çalışana Getirileri
Sayı sınırı olmaksızın iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden yararlanma. İşyerlerindeki iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları ile ilgili görüş verme ve aktif katılım sağlayabilme. Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalması durumunda, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınma. İş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim alıp, bilgilenme. İş sağlığı ve güvenliği konularında temsil edilme. Kendisinin ve çalışma arkadaşlarının sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmeme. Kendilerine verilen üretim ve korunmayla ilgili tüm araç ve donanımları doğru kullanma.[6] Çalışanların 6331 Sayılı Kanun kapsamında iş güvenliği alanında yapmakla yükümlü oldukları işyerinde alınan iş güvenliği kararlarına uymaktır. Çalışanlar görevlendirildikleri konularda eğitim gerekiyorsa eğitim almakla, çeşitli kişisel koruyucuların takılma zorunluluğu varsa o kişisel koruyucu donanımların kullanılması konusunda, verilen talimatların izlenmesi gibi iş güvenliği anlamında alınan tüm kararları uygulamakla yükümlüdürler. 6331 sayılı kanun çalışanlara ciddi bir tehlikeyle karşılaştıklarında çalışmaktan kaçınma hakkı sağlamakta ve böylelikle olası ciddi yaralanma veya ölümlü bir kaza engellenmektedir. 6331 Sayılı Kanunda çalışanları ilgilendiren bir diğer konu ise yapılan risk değerlendirmesi veya acil durum planlaması gibi raporlarda çalışanlarında görüşlerinin alınarak çalışmalarda söz sahibi konumunda olmalarıdır.6331 sayılı kanun çalışanların sağlıklı yaşama ve çalışma haklarını savunmaktadır.


BÖLÜM 5. TARTIŞMA VE SONUÇ
İnşaat sektörü diğer sektörlere oranla ölüm ve kaza oranı yüksek olduğu için yıllardan beri iş güvenliğinin uygulandığı bir sektör. Fakat 6331 Sayılı Kanun ile iş sağlığı ve bilinci daha da arttı. . İşverenler 6331 sayılı kanuna en çok tepki gösteren kesim oldu, çünkü kendileri için bir çok yeni maliyet ve yaşanması olası her hangi bir aksilik ve eksiklikte büyük cezalar bekliyor.

Bu masrafları külfet olarak görmeyen işverenler tüm önlemlerini alarak iş kazalarının önüne geçerek kayıp iş günü ve çalışanlara ödenecek maddi manevi tazminat cezalarından kurtuldular, hatta diğer işverenlere göre daha fazla kar elde ettiler. Göstermelik olarak iş sağlığı ve güvenliği programını uygulayanlar ise kaza sonucu daha büyük cezalara maruz kalmaktadır. Özellikle iş kazalarından dolayı inşaatların bir saat bile durması işverenler açısından çok büyük para kayıplarına yol açmaktadır. İş güvenliği kapsamında çalışanlara kişisel koruyucular veya rahat çalışma koşulları sağlanması çalışanların motivasyonlarını da arttırmakta verimi de bu şekilde olumlu yönde etkilemektedir.

Çalışanlar açısından 6331 Sayılı Kanunu değerlendirdiğimizde inşaat çalışanlarının bu programa uymak zorunda olduğu için her çalışanın sorumluluğu artmış oldu. Yeni bir bilinç artan eğitimler çalışanların hayati tehlike durumlarında işten kaçınma hakkını kullanması konusunda bilinçlenmesi gibi pozitif anlamda bir çok gelişme sağlandı. Çalışanların kişisel koruyucu donanım kullanımı veya iş kazası meslek hastalığı yaşanmaması adına edindiği ve uyguladığı her talimat ve bilgi devlet ,işveren ve çalışan açısından olumlu gelişmedir. İnşaatlarda baretleri ve emniyet kemerleri mevcut olup da kullanmayan çalışanların sayısı 6331 in etkileriyle azaldı ve gün geçtikçe de bu bilinç daha da yayılmakta. İnşaatlarda bazı işverenler iş güvenliği kurallarını uygulamayan çalışanlarına para cezası uygulamakta bu uygulama işçinin moral seviyesini düşürse de, bununla beraber iş kazasının önüne geçmekte ve kişisel koruyucu donanım alışkanlığını arttırmakta olumlu bir hareket olarak değerlendirilebilir.

Devlet inşaatları daha da fazla denetlemeli ve çalışanların yanında olmalıdır. Sadece kanunu çıkarttım buna göre devam edin şeklinde değil, değişen teknolojik şartlara göre eksik kalan kanunları revize etmelidir. İş güvenliği konusunda umarsızca davranan işverenleri dada çok denetleyerek 6331 sayılı kanunun uygulanmasını tam anlamıyla yaymalıdır. Sadece cezadan kurtulmak yerine iş kazası ve meslek hastalıklarından gerçek anlamda nasıl önleyebiliriz cevabı aranmalıdır. İş kazasının çok yaşandığı ve çalışanların eğitim düzeyi olarak düşük olduğu inşaat sektöründe eğitimin en önemli nokta olduğu unutulmamalıyız. Göstermelik eğitimlerden kaçınılmalı, akılda kalıcı gerçek hayattan örneklerle görsel anlamda çalışanlarda iş sağlığı güvenliği bilinci aşılanmalı ve inşaattaki kazaların bir adımda olsa önüne geçilebilmesi sağlanmalıdır. Devlet ,çalışan ve işveren olarak bu kanun benimsenmeli, inşaatlarda iş sağlığı ve güvenlğine maliyet olarak bakmaktan vazgeçmemiz gerekmektedir. İş sağlığı ve güvenliği kültürünü benimseyerek, çalışma hayatımızın bir parçası yapmalıyız. Ancak o zaman 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkarılma amacına tam olarak kavuşur.


KAYNAKLAR


  1. BARADAN S. Türkiye İnşaat Sektöründe İş Güvenliğinin Yeri ve Gelişmiş Ülkelerle Kıyaslanması , DEÜ Mühendislik Fakültesi Fen ve Mühendislik Dergisi, İZMİR 2006


[2]6331 Sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete
[3] DEMİRCİOĞLU M. ve KAPLAN A. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası Çerçevesinde İşyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Örgütlemesi. İSTANBUL
[4] İnşaat Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği http://www.isguvenligi.net/iskollari-ve-is- guvenligi/insaat-sektorunde-is-sagligi-ve-guvenligi/
[5] İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir http://www.ekodialog.com/Konular/is-sagligi-ve-guvenligi-nedir.html
[6] 6331 Sayılı İş sağlığıve Güvenliği Kanunu Kitabı

http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/WLP%20Repository/csgb/dosyalar/kitap/kitap03_6331

[7] ANTMEN B. İnşaat Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Bağlamında Şantiye Şeflerinin Görev ve Sorumlulukları, Yüksek Lisans Tezi, ADANA 2013


[8] MÜNGEN U. İnşaat Sektörümüzdeki Başlıca Kazası Tipleri

http://www.imo.org.tr/resimler/dosya_ekler/2aaf8683619acde_ek.pdf?dergi=250
[9]http://www.istesaglikdergisi.com.tr/index.php/nisan-2013/159-en-fazla-is-kazasi-istanbulda




Yüklə 177,91 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə