13. AĞIr ceza mahkemesi



Yüklə 0.6 Mb.
səhifə2/6
tarix12.08.2018
ölçüsü0.6 Mb.
1   2   3   4   5   6

veriyorlar ya, kaldırın arkasına bakın beş imzadan biri Hüseyin Nazlıkul, beş imzadan biri Hüseyin Nazlıkul. Niye burada Hüseyin Nazlıkul? Hani Kürt’tü, hani Aleviydi, hani Ana annesi Ermeniydi kötü adamdı Hüseyin, Ergenekoncu. Sevdamız ya dostuz dost bitti mi bu hasletlerin hepsi yok mu oldu? Benim kelim Doktor Mesut nasıl tanıştık? Yav hocası SSK’da kalp kapakçıklarını ölüden çıkarttığını diriye takıyor. Kemal Beyazıt adı da anlı şanlı adam geldi bana dedi ki ya Tuncay Bey, genç bir adam asistanı, artık vicdanım kaldırmıyor bu insanlar üç sene sonra ölüyor dedi. Niye ölüyor kardeşim ne olur ölüden çıkart diriye tak dedim. Çizik oluyor çizik olduğu zaman pıhtı tutuyor pıhtı tuttuğu zaman ölüyor dedi. Yav benim hocam yapıyor dedi. Dedim kardeşim saçmalama Kemal Bey yapmaz öyle şey, Kemal hoca hiç öyle şey yapar mı? adam ertesi gün akşam 3800 tane dosyayla geldi, Kemal Beyazıt emekliye ayrıldı ameliyat yapmayı bıraktı Bodrum’a yerleşti. Sağlık bakanlığının açtığı, bizim yaptığımız haberler sonucu, Mesut ne oldu yurtdışına kaçtı. Döndü SSK’da çalışmaya başladı. Neden? Ben halk hekimiyim diyor ya Alanyalı Türkmen öyle seviyor ya. Ne yaptık Tuncay’ı seversin ha Osmanımın küfürlerini kaydeden adamın görüntüyü Tuncay’a ulaşmasına aracılık edersin ha. Dünyanın en yetenekli kalp cerrahi Ankara’yı terk etti adam. Yav yüreğimde o kadar çok yük var ki hangi birisini sayayım size bu davadan dolayı, hangi birini sayayım dökeyim? Bu dava yüzünden gönderiliyor, kovuluyor kovuluyor kovuluyor ya bu nedir ya? Yeniden dönecek İsviçreliye mutlu mu olacağız? Mutlu olun. Mortalitesi binde bir, bakın bakalım Türkiye de kaç doktor var cerrah öyle tık tık tık bir saatte her şeyi halledip mortalitesi binde bir olan kaç tane doktor var? Adı Mesut Özcan. Kaç tane doktor var, sorun hepsi ondan alıyor lisansını. Doktor Hüseyin Nazlıkul, profesörler geliyor ondan alıyor bütün lisanslarını Türkiye’de ki lisanslarını. Lisans verme yetkisine sahip kişi o ama profesörlük alacak enstitü başkanı olacak yurtdışına çıkamıyor. Halk hekimliği yaptığı için kızına burs istedik yüzde elli diye üniversitede tıp fakültesinde okurken yüzde elli çok pahalı çünkü yüzde elli burs istesin diye verdik, dosyalara koydular teşhir ettiler çocuk okulu bıraktı. Ne yapacağım şimdi ben? Ne yapacağım şimdi ben? Bayram Özbek, mahkeme beraat kararları da burada, suçlayıcı kararları da burada bizim açımızdan. Ama insaf ya, ölçü ve izan ya. Siyaset iddianamenin siyaseti, şimdi size bazı şeyler okuyacağım. Ben bu Ergenekon ile ilgili ne kitap çıkarsa okuyorum ne yazarlarsa okuyorum. Abdurrahim Karakoç, diyor ki, siyasi sapkınlıkların merkez üssü ulusalcılık. Prof. Dr.Turan Güven. Milliyetçi olmayan milliyetçilik ulusalcılık, vallahi doğru tanımlamış. Nurullah Kaplan, milliyetçilerin sinsi hasmı ulusalcılar, bide Gültekin Avcı diye bir adam var. Diyor ki, ben diyor Ferhat Sarıkaya’nın durumuna düşmemek için istifa ettim diyor, istifa ettim diyor şanımla şerefimle. Ergenekon diye kitap yazıyor iddianamenin koşutu paraleli Gültekin Avcı, ben Fethullahçıyım diyor ne olacak diyor, ne var yani diyor. O diyor ki, Bazarovun Kemalist çocukları ve operasyonel laiklik. Ahmet Doğan İlbey Türk nekrofilleri yahut ulusalcılar. Nekrofil ölüye tecavüz etmek demek. Bu bakış açısı nerde yer alıyor? İddianamede yer alıyor. Peki insaf değil mi? böyle bir politika üretilebilir mi? bunlarla aynı çizgiye düşülür mü? Bunlarla aynı çizgide yürünür mü? Savcı eğitim almış hukuk fakültesini bitirmiş, hiçbir şey olmazsa herkes bir üniversite yav her insanın hayatı bir üniversite okul bitirsin bitirmesin, mesleği ne olursa olsun karşınıza gelip anlatmaya başladı mı adamın hayatı bir üniversite herkes, dinlediğiniz herkesten bir satır alsanız, dünyanın en zengin insanı sizsiziniz, bilgiden daha büyük zenginlik var mı bu dünyada ve cehaletten daha büyük yoksulluk var mı? şimdi soruyorum, iddianameye koymuşlar bir sürü şey mitingler mitingler mitingler Cumhuriyet mitingleri sen yaptın. Hepsini ben yaptım Cumhuriyet mitinglerinin hepsinde yer aldım, hepsinde konuştum şanı da şerefi de suçu varsa da benim kabul ediyorum, ben hepsini yaptım. Beni buradan bırakın gene miting yapacağım. Emniyete vereceğim, valiliğe duyuracağım gidip mitingimi yapacağım efendim. Soruyorum peki, Cumhuriyet mitingleri hangileri? Hangisi Cumhuriyet mitingi? İddianamede gördünüz mü var mı tanımlaması? Şu Cumhuriyet mitingidir diyor mu? yok. Hurşit Tolon’un düzenlediği Cumhuriyet, Hurşit Tolon Cumhuriyet mitingi falan düzenlemedi ya. Mustafa Özbek’in düzenlediği Cumhuriyet mitingi yok öyle bir şey. Hangisiymiş o Cumhuriyet mitingi? Hangilerine Cumhuriyet mitingi diyorsunuz? Söyleyin bana. 2003 yılında düzenlenen Cumhuriyet mitinginde ordu göreve pankartı yalan, Anıtkabir’e yürüyen öğretim üyeleri, açanlar hakkında öğrenciler hakkında soruşturmayı açmış cezayı vermişler. Bütün Cumhuriyet mitinglerinde ordu göreve pankartları, yalancısınız yok böyle bir şey, ispatlayın bana. Bütün mitinglerin şeyleri var orada eklerde klasörler yaymışsınız. Tuncay Özkan çağlayan mitingine geldi, polis rapor tutmuş. Tuncay Özkan çağlayan mitingine geldi ve dedi ki, deşifresini şimdi ben mitinge şöyle olmuş. Ne şeriat ne darbe tam darbe isteriz tam darbe. Eklerde yazıyor başkanım, polis böyle çevirmiş. Ne şeriat ne darbe tam darbe isteriz tam darbe. Savcılık bana söylerse hangi mitingin adı Cumhuriyet mitingi? Hangisini kabul ediyorsunuz Cumhuriyet mitingi diye? Ben Isparta da mitingi yaptım 300 kişi katıldı adı Cumhuriyet mitingi değil ama. Ama Antalya da mitingi yaptım 60 bin kişi katıldı ama Cumhuriyet mitingi değil. Hangisi Cumhuriyet mitingi söyleyin bana? 14 Nisan mı Cumhuriyet mitingi, çağlayan mı Cumhuriyet mitingi? Hangisi Cumhuriyet mitingi, söyleyin hangi suç varsa gösterin kabulüm, ben kabul ediyorum Cumhuriyet mitinglerinin sorumlusu da suçlusu da herkese söylüyorum yaptım gene yapacağım. Ne kabahati varsa benimdir yazın benim haneme. Demedim mi ben size polis sorgumda, savcılık sorgumda benimdir diye. Ama hangisi Cumhuriyet mitingi ya? Ordu göreve pankartı açılmış, yapma ya. Ne şeriat ne darbe tam bağımsız demokratik Türkiye diye biz bağırmadı ki halk bağırdı, halk bağıdı, dedi ki ne şeriat ne darbe tam bağımsız demokratik Türkiye. Tayip baksan kaç kişiyiz saysana, ben bağırmadım biz bağırtmadık 3 tane kız çocuğu Şişli’ye uzanmış kuyruk. Balkona çıkmışlar bağırıyorlar aşağıya, Tayip baksan kaç kişiyiz saysana, 3 kız çocuğu yaşları da en büyüğü de 14. insaf ya, bu halk böyle rendeden geçirilir mi? bu halka bu yapılır mı? Ne yapacağım yani yapmadım, bilmiyorum, özür dilerim yok canım hadi ya ben yaptım ben, ben yaptım kalayım serbest ahtım olsun anam avradım olsun gene yapacağım gene yapacağım, sonuna kadar bağırmaya devam edeceğim. Ya polise gidip bilgisini veriyorsunuz komiteyi belirliyorsunuz, sloganı söylüyorsunuz hükümet komiseri geliyor. Hükümet komiseri çağlayana geldi kes kardeşim dedi. Efendim dedim, kes kardeşim dedi. Siz kimsiniz dedim. Ben hükümet komiseriyim dedi. Ne diyorsunuz dedim? Hükümet komiseri deyince devletin tavuğu ya demokrasi güvercini olamamış ya daha, ne oluyor falan. Kes dedi. Niye kesiyoruz dedim. Süre dedi. Ne olmuş süreye dedim. Saat geliyor dedi. Nereye saat geliyor dedim. İzin dedi 17.30. yok dedim izin 18.30 yaz sıcağı güneş olduğu için 18:30 çıkarttık izin belgesini gösterdik. Ha iyi tamam o zaman dedi. Yani öyle biz çıktık bugün canımız Cumhuriyet mitingi yapmak istiyor şuraya 3,5 milyon kişiyi çağıralım gelsin sohbet ederiz meşveret ederiz, göndeririz, öyle bir şey olur mu efendim ya? Tuvaletini, otomobilini park edeceği yeri, geleceği güzergâhı, gideceği güzergâhı hepsini koydum buraya ya. Valilik gözetmeni atacağınız slogan, taşıyacağınız pankart polisin yanına arkadaşlarımızı koyuyoruz içeri girerken herkes aranacak aykırı, adım faşiste çıktı niye biliyor musunuz? Ben ilk kez geldim dedim ki Türk bayrağı dışında hiçbir şey taşınmayacak kardeşim, sokmadım miting meydanından içeriye. Hayır dedim hiçbir siyasi parti temsilcisini kürsüye çıkartıp konuşturmadım. Doğu abi bana küstü çağlayan meydanında bana arkasını döndü ben konuşurken beni protesto etti. Benim hakkımda en ağır eleştirileri işte Emcet abi orada bu Avrupa Birlikçidir, Amerikanın Türkiye’de ki oyunlarına alet olmaktadır diye yazdı. Cumhuriyet mitingleri halka hizmet için değil onlara hizmet için yapılıyor Amerikalılara Atlantik ötesinin planlarına hizmet için yapılıyor diye yazdılar, yazdılar. Saygıyla karşılıyorum eleştiri yapar öyle düşünüyor bende böyle düşünüyorum bana saygı duyuyor karşılıklı eleştiriyoruz, Cumhuriyet mitingleri ben yaptım Mustafa yoktu, hiçbir Cumhuriyet mitinginde görmedim ben Mustafa’yı. Var mıydın Mustafa? Görmedim ben Mustafa’yı ne kürsüde vardı yani varsın aşağıdasın ne konuştu ne komitede var hiçbir yerde yok. Cumhuriyet gazetesi bilmem ne yok. Ne Cumhuriyeti ya kimse yoktu bir tek Kanaltürk yayınladı Cumhuriyet haber yapıyordu. Hangi organizasyonda varsınız arkadaşlar? Neresinde varsınız? Ben varım ama ben yaptım yapamaz dediler olmaz dediler Türkan Hanım geldi bana dedi ki Tuncay İzmir mitingine katılmıyoruz. Niye Türkan Hanım? Sen dedi bu dedi acelecilikle telaşla dedi hepsini yok edeceksin toplanmış potansiyeli de dağıtacaksın, bitireceksin bu böyle olmaz dedi. Dedim ki yapacağım biz katılmıyoruz dedi. Çağdaş Yaşamı Destekleme Dermeği İzmir mitingine katılmadı. Sonra baktım gelmiş kürsünün yanında hemen sandalyemi götürdüm verdim. Oturttum emredin hocam, dertleşiyorduk çok dertliydi. Cemaatten çok dertliydi bizim cemaatten çok dertliydi. Emredin hocam söyleyin ben konuşmak istiyorum. Konuşamazsınız hocam neden çünkü konuşanların listesi valiliğe verildi. Valilik Emniyet bir liste hazırladı o listenin ışında kimse konuşamıyor. Vallahide çok istedik ama konuşturamadık. Yasa dışına çıkarız düzenleme komitesi hakkında şey çıkartırlar diye dava açarlar diye konuşamadı. Bir tanesiyle ilgili bir tek kişi hakkında bakın Başkanım üç milyon insan geliyor. AKP il binasının önünden yukarıya doğru akıyor. Aşağıya doğru akıyor. Yahu bir tek taş atılmaz mı? Bir tek laf söylenmez mi? Yok vallahi olmadı. Yok, insanlar böyle duruyor erkekler böyle duruyor. Erkekler önünde ki hanımefendiler rahatsız olmasın diye böyle duruyor. Cüzdanlar kaybolmuş dört tane getirdi verdiler ben anons ettim. İnsanlar geldi bak dedim kardeşim say eksik varsa ben tamamlayacağım. Bir tane eksik yok dediler. Suçmuş bunlar suçmuş. Böyle suç olur mu efendim ya? Biraz biraz bir şey darbe bir tane laf söylesene, bir tek laf söylesene bir tek laf, bir tek slogan söylesene. 2003 yılında yapılmış bir mitingden almışsın getirmişsin benle alakası yok kimseyle alakası yok hiç kimseyle alakası yok Türk solu diye bir grup koymuşlar Türk solunun çözümlemesini aha buraya koydum. Diyor ki operasyon başlayacak Tuncay’da alınacak o da alınacak oda alınacak herkes burda alınacak dediklerinin hepsi burada eklerde var. Türk solu dergisi yazmış alınacaklar ne zaman alınacaklar yazmamış mı Sayın Savcım? Var hepsi onlar burada değil ben buradayım alınacak diyorlar ben buradayım ya şu tarihe kadar sürecek şu tarihte darbe olacak falan filan diyor ya. Faşist bir grup en adi yazılar yazdılar benim hakkımda faşist yahu solcu adının önüne solcu koyulunca faşist olmuyor mu? Faşist Atatürk soluymuş faşist ırkçılık yapıyor bilmem ne yapıyor. Onlara bir şey demiyorlar beni buraya getirip koyuyorlar. Niye koyuyorsun beni buraya ne alakası var 311 ile 312 ile Cumhuriyet mitingleri 311 312 ile ne alakası var efendim soruyorum bana delilini göstersinler. Ankara’da miting yaptık 1 milyon kişi ne oldu. Cam mı kırılmış, çerçeve mi kırılmış, başbakanlığa mı gidilmiş, meclise mi gidilmiş, ne yapılmış, ne olmuş, lütfen söyleyin bana, delili gösterin bana olmaz böyle şey. Olmaz böyle şey inanamıyorum yani yaşadıklarıma inanamıyorum. Delil arıyorlar ben size bir delil söyleyeceğim şimdi benimle ilgili sizde efenim çok iyi dinleyin bu delil üzerine benim zaten bire bir hemen darbeci olduğumu anlayacaksınız. Ben son yani gazeteciliği bırakıp ben politikaya atılıyorum demeden önce gazeteciyken son bir buçuk yılda TSK’nin resmi olarak düzenlediği toplantılara, davetiye ile çağırılan 4 gazeteciden biriyim. Mustafa yok onların içinde çağırmadılar. 4 gazeteciden biriyim. Mustafa yok. ben Fikret Bila, Saygı Öztürk, Mehmet Ali Kışlalı rahmetli Ahmet Taner Kışlalı’nın ağabeyi bizi çağırdılar. Hatta ikisine katılamadım. Mazeret bildirdim. Nerden mi biliyorum? Size verdim ya matkap dosyasının şeyini. Ya başbakana söyledim diyor. Başbakan dedi ki diyor ya şimdi ona bir şey yapamayız. Genelkurmay 4 gazeteci çağırdı diyor adam onlardın bir tanesi. Burda yazıyor ya. Orada yazıyor. Neden? ya Turgut Beyle bir yere giderken kim olursa olsun beni de çağırırdı yani Turgut Özal bu başka bir şey şimdi bunu nasıl anlatacaksınız ki niye Mehmet Ali Kışlalı, niye Saygı Öztürk, niye Fikret Bila, niye Tuncay Özkan? Devir teslim törenlerinde arkaya hakikaten sağıma bir baktım soluma bir baktım kimse yok. 4 tane adamız. Ben bunu abartmadım. Ama bu benim darbecililiğim anlamına geliyorsa onlar bulamamış ben söylüyorum. Genelkurmay makamından ben korkmam. TSK’den ben korkmam ama burası onların eleştirileri ile dolu yazılmış kitaplar ile doludur. Ben mesleğimi hiçbir şey için satmam. Suat Kılıç Samsun Milletvekili bizim Kanal D’de yetişmiş bir çocuk AKP’ye bakıyordu şimdi milletvekili grup başkan vekili bağırıyor şimdi herkese. Abı dedi ben Tayyip Beyle sizi barıştıracağım. Onla da konuştum gel dedi. Ekrana çıkacaksınız Show TV’de elini sıkacak Tuncay Türkiye’nin en iyi gazetecisidir diyecek. Ama sende ona yolsuzluk molsuzluk sormayacaksın. Suat dedim teessüf ederim ben mesleğimi satmam hadi iyi günler. Elini sıkacaktım ya ne olurdu ki çıkmış beni övüyor adam ayna sorun ayna sorunu aynada görüntünüzü yakalayabilir misiniz? Yakalayamazsınız. Ama aynada görüntünüz yoksa yada aynada ki görüntünüzü sevmiyorsanız sizde yoksunuz. Sizde yoksunuz. Askerleri tanıyor ya tanımaz olur muyum? Ne zamandan beri tanıyorsun 1983’ten beri bütün Cumhurbaşkanlarını, Başbakanları, Bakanları, Askerleri, MİT’çileri, Emniyetçileri, Yargı camiasının tamamını tanıyorum ya. İnsaf ya. Papanın yanında fıkrayı anlattım ya hani Japonların şeyi bayıltması İtalyan müdürü. Böyle bir şey olur mu? Bir insanın yaşam öyküsü böyle ayaklar altına alınmak isteyebilir mi? Niye reklâm aldın? Orada var göreceksiniz. Değerli komutanım bunlar mafya usulü reklâm dağıtmaktadır bize de pay vermemektedir. Şok oldum dedim ki kanal biz battık. Bir çıkarttılar Kanal Biz battık. Bütün reklâm camiası kaçtı. Nereden buldun? O işte Bayram Özbek’in belgelerinin bulunduğu yerden bulmuşlar. İmza yok hiçbir şey yok bir kâğıt. Bilgisayarda yazılmış bir kâğıt el yazısı yok. Bütün reklâmcılara ifadeye çağırmışlar tek tek niye reklâm verdin verecek misin? Hiç birisi reklâm vermedi sıfır reklam batırıldım. Koca kanal gitti Merdan burada mı? 120 kişi çalışıyordu. Ne oldu 120 kişiye? Yazık olmadı mı? 120 kişinin ekmek yediği bir yere bu yapılır mı? Niye yaptınız bunu? Neden yaptınız bunu? Kaan Bülbüloğlu’na sormuşlar ifade tutanaklarında var. Beni bu işe niye bulaştırdınız? Benim ne alakam var? Ben reklâm veriyorum diyor. Ben onların hepsinden reklam alıyordum zaten ya reklam verdir diye adama bir şey yazı yazılır mı? Kesmiş korkudan. Benim çok değerli dostum, en büyük reklâm veren Tuncay beni bu işe nasıl bulaştırır diyor ya. Sorulara bir bakın ne olur. Tuncay beni bu işe nasıl bulaştırır kesmiş reklam vermeyi ne oldu peki, kim kazandı, kim kaybetti lütfen bakın bir tek bilgisayar çıktısı, bir tek bilgisayar çıktısı bakın ne olur bakın bitmiş. Herkesi ifadeye çağırmışlar. Herkes korkmuş, reklam vermeyi bırakmış, Kanalı kapattım biliyor musunuz? Yok, artık kanalımız. Nedir bu çektiğim benim ya Aydın doğan’a gittik tehdit etti çıktık gittik Show TV’ye, geldi Amerikalılarla birlikte tehdit etti. Richard Pearl ve Paul Wolfovitz Mehmet Emin Karaemir’e demişler ki bu adamı kesin göndereceksin. Geldi konuştuk dedim ki ben gideyim patron, Amerikalılar böyle söylüyorsa benim durmam mümkün değil yok dedi kalacaksın, o bu. Hani başbakanın bir tane üstün cesaret ödülü var ya. Amerika’daki Yahudi teşkilatı veriyor. Onu da ayarlayan Richard Pearl oranın başında. Aynısından bir tane de Mehmet Emin beye verdiler. Adam kurtulmaya çalışıyor içine düştüğü bataklıktan. Ya toplantı yapamaz olduk efendim maaşlar ödenmiyor. Toplantı yapamıyorum Skytürk’ü kurmuşum 50 bin dolara bizim Kerim Can genel müdürü Bir gün icra kurulu toplantısında dedi ki efendim 50 bin dolarlık yatırım yaparsak 150 bin dolarlık reklam gelecek. Mehmet Emin Bey göğsünü dövmeye başladı. Ah ah bir 50 bin dolarım olsa Kerim Can Bey. Şimdi bunu gördükten sonra orada durulur mu ya? Ceketimi aldım çıktım. Recep Tayyip Erdoğan çağırdı Nuray Başaran’la birlikte gittiler patron Ankara’da göndereceksin göndermesen başlatmam Yapı Kredi görüşmelerini dedi. Ayrıldım Çankırı meydan konuşması var ya o rejimin cazgırı var ya diyor o rejimin cazgırı bir gazeteci hani yolsuzluk molsuzluk yazdı. Yuvarladım gitti diyor. Ne yapacağız şimdi? yuvarladım gitti e yuvarladık gitti. Öyle oldu geldik buradayız şimdi. Onlar demokrat ben değilim öyle mi? Öyle bir şey varsa hakikaten kırın kalemimizi tutmayın kalemi elinizde kırın benimle ilgili olarak ben böyle bir dünyada yaşamayı zaten arzu etmem ki. Onursuz, şerefsiz, hasiyetsiz, sürünen, inandığını söyleyemeyen, doğru bildiğini açıklayamayan, karşı duramayan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bana diyor ki; Karşı dur oğlum, karşı dur evladım diyor sen yurttaşsın karşı dur. Ama ben karşı duramayacağım. Mert olamayacağım, inandığımı söyleyemeyeceğim niye yaşıyorum ki efendim ben ona inanırım buna inanırım ama söyleyerek yaşarım, mertçe yaşarım. Sus, Recep Tayyip Erdoğan’ı kim kınadı biliyor musunuz? Beyaz Sarayın Fredin hause diye Özgürlükler Evi diye Beyaz saray’a bağlı bir tane sivil toplum kuruluşu var. Medya gözlüyor dünyada Kanaltürk’e yaptıkları nedeni ile kınadı. İnternete girin görürsünüz hemen. Kınadı. Mecliste böyle yaptı. O dedi malum kanal var ya o malum kanal bıçak kemiğe dayandı dedi. Bir hafta sonra işim bitti. Bıçak kemiğe dayandı. Birde rahmetli Turgut beyde görmüştüm beni çağırdı. Dedi ki o Hasan Cemal’le Yalçın Doğan’a söyle, Ben Turgut Cumhurbaşkanlığı muhabiriydim o Hasan Cemal’le Yalçın Doğan’a söyle seninkiler ateşli oluyorlar dedi. O birileri demokrat olduğu için değil yem borusu kesildiği için birde orada görmüşüm hareketi böyle. Yem borusu kesildiği için bağırıyor dedi. O gazeteci benim nerede söyledi. Bornozuyla şeyde oturuyor. Sahil güvenlik hücum botunun içinde neresi yer Otluk Boyu. Şimdi ben bu hayat hikayesiyle yokum, birileri var. Peki, soruyorum iddianameden yine soruyorum. 3 Aralık 2003 toplantı tutanağına inanıyor musunuz? İnanmıyor musunuz? Ayrı ayrı benim ki ayrı dur daha ya darbeyi konuşuyoruz bizim ki ne tırışka iş gitmiş orada konuşmuş. Aksiyondan al röportajı 4 şey ekle koy oraya boş ver onu geç. 3 Aralık 2003 şimdi sordunuz. Mehmet Ali beyde yanıt verdi, darbedir dedi. Özüdür dedi. Şimdi ben bakıyorum darbenin özüne bakıyorum. Darbenin özü nedir efendim? Darbenin özü toplantı 3 Aralık 2003 muhtıra toplantısı eklerde geniş geniş anlatmışsınız. Odur dimi efendim bu olayın özü? Siz ona inanıyor musunuz? Siz onun gerçek olduğuna inanıyor musunuz? Buraya yazdım lütfen okuyun bu kitabı mutlaka okuyun. O toplantının gerçek olduğuna inanıyor musunuz? Bence inanmıyorsunuz. Niye inanmadığınızı söyleyeyim mi? Toplantıyı kim düzenlemiş? Tuncay Özkan bütün orgeneralleri, korgeneralleri toplantıya çağıran kişinin adı Tuncay Özkan. Ben düzenledim 3 Aralık 2003 darbe toplantısını dedim ki gelin buraya orgeneraller gelin buraya korgeneraller Genelkurmay Karargahında biz toplantı yapacağız. AKP iktidarına nasıl darbe yapacağımızı konuşacağız. Ben böyle bir şey yapabilir miyim efendim? Kara Kuvvetleri komutanı yapabilir mi böyle bir şey? Deniz Kuvvetleri Komutanı yapabilir mi? Savcı Bey yapabilir mi? Siz yapabilir misiniz? Yapamazsınız, Yapamazsınız. Yapabilecek bir kişi var bir tek kişi var; Genel Kurmay Başkanı. Kim o Hilmi Özkök. Toplantının başkanı o davet eden o toplantıyı tertip eden o, gündemi belirleyen o, söz hakkı veren o siz konuşun, siz konuşun, siz konuşun, siz konuşun diyen o, herkesi konuşturan o. Herkesi konuşturmuş, yani herkesi ondan söz olarak kalkmış bir şey söylemiş. Bütün orgeneraller ve korgeneraller bütün kuvvet komutanları kendiside görüş beyan etmiş. Ne demiş kendiside tutanaktan okuyorum. Söylediklerinize aynen katılmakla birlikte muhtıra verilmesine gereğini görmüyorum. Öyle mi Sayın Savcım? Burda öyle yazmışsınız. İddianameden öyle okudum. Toplantıyı düzenleyen tertip eden kişi gündemi belirleyen kişi yani AKP’ye karşı ne yapılır diye gündemi belirleyen kişi toplantıda herkese söz hakkı verip konuşturup değerlendirmesini alan kişi toplantı sonunda arkadaşlar diyor. Ben bu toplantıyı düzenledim ama görüşlerinizi aldım ama sizinde hepinize de katılmakla beraber hem muhtıra vermeye de gerek görmüyorum söyledikleriniz çok o dolulukta görmedim ama görüşlerim sizinle birdir diyor daha da şeyler söylüyor. Toplantıyı düzenleyen kişi Sayın Savcılar o 71 sayfa, 76 sayfalık şeyde soruyorum. Diyorum ki niye İzmir’de ki 250 ile yetkili Savcı almıyor da beyefendiler gidip alıyorlar. Böyle bir yetkileri var mı yok mu? Nerden soruyorum e Ali Suat Ertosun’u dinledik ya televizyonda ya bunlar açık konular değil bunlar böyle bunlar yasaya aykırı usul açısından taşıyabilir diyor. Tamam, gittin sordun evet ben bu toplantıyı yaptım diyor mu? Diyor, ifadesinde diyor. İşte burada ifadesi evet yaptım diyor geldik memleketin meselelerini konuşuruz diyor. Yani arkadaşlarda görüşlerinde ifade ederler diyor. iyide yani şimdi kadı ola davacı diye bir benzetme var yani hani demiş anamı bu dertlere salan kadı ben kimi şikayet edeyim. Yahu adam başkan darbe toplantısı düzenlemiş, düzenlediği savcılık sorgusunda kabul etmiş, memleket meseleleri tartıştık diyor. Sıfatı tanık. Ben sanık hem de iki defa ağır müebbetle. Toplantıdan haberin var mı? Namerdim toplantıdan haberim yok. Beni davet etmediler. Ben davetli olduklarından haberdarım, benim ilgim yok. Darbeden de bilgim yok. Yapacağız diyene de inanmam. İnanmam beni inandıramazsınız. Ee, ama adam yaptım diyor. Toplantıya yaptım. Türkiye’nin sorunlarını tartıştık konuştuk diyor. Yaptım diye savcıya ikrarda bulanan kişi İzmir’de tanık, ben söylüyorum bu Erzincanlıları sevmiyorlar. Ben ondan buradayım. Bu (1 kelime anlaşılmıyor) sevmiyorlar. Memleket Manisa olsaydı yırtmıştım. Ne anlatayım şimdi nasıl söyleyeyim, bunun ötesi ne yani? Bundan ötesinde bir şey söylenebilir mi? Adam tanık, yaptım demiş ikrarda ettirmişsiniz, evet biz Türkiye’nin meselelerini tartışırız konuşuruz demiş, Tamam, toplantı tarihi de sabit, konuşmalar da sabit, adamda ifadesinde söylüyor anlatıyor buraya ifade metinin de koydum kitaba. Söylüyor adam bunların hepsini. Ne yapacağız şimdi peki? Vur abalıya, vur abalıya. Olmaz ki ama. Siz inanmıyorsunuz 3 Aralık 2003 toplantısına. Yoksa onun adı şüpheli olurdu. Oda burda otururdu, o askerler de burayı doldururdu. Böyle. Biz de neyse arkamızda yerimizi alırdık. Gel beni buraya koy, ney ben biliyorum hakikaten bilmiyorum, yeminle söylüyorum bilmiyorum ne yaptığımı biliyorum ya, yapmadıklarımı bilmiyorum ama. Soruyorum hangi Cumhuriyet Mitinginde meclisle ilgili bir şey var ya? Ankara sıhhiye de miting yaptık. Seçmeyin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü diyoruz. İzmir den bağırıyorlar diyorlar ki meclise yürüyelim, meclise yürüyelim. Buda var CD’si. Şşt İzmirliler öyle kolaycılık yok, meclis benim kıblem diyorum. İzin almadık meclise yürümüyoruz. Ya bu konuşmada var ya. Peki, ne yapacağız? Sen suçlusun Tuncay, niye suçlusun? Sen muhalifsin güzel. İyi, iyi, iyi, öyle olsun. Öyle olsun. Bu nasıl bir iddianamedir ki, ben samimiyetle bütün samimiyetimle yirmi altı saat boyunca dört gün o bok ve sidik kokan battaniyenin üzerinde böyle yatmışım, ışık buramda. İşkencenin daniskası. Ne yapacaklardı beni askıya alıp elektrik mi vereceklerdi seksende yaptıkları gibi. Ağzımı burnumu mu kıracaklardı? Zulüm etmiş, torpillisini yukarı çıkartmış odasında yatırmış. Emniyet Müdür yardımcısı oldu mu, polis evine, hatırlı tanıdık oldu mu yukarda müdür odasına, adın Tuncay oldu mu aşağıya niye? Organize suçlar şubesinin kurulmasına ben ön ayak ettim de o yüzden. Bununla mücadele edemezsiniz diye yazılarım var. okuyun ne olur. Bir polis şubesi kurun, bu mafya ile başka türlü mücadele edilmez diyorum dünyada örnekleri budur diyorum. Dedim ya, bu kadar katkıdan sonra Hz. Ali’nin dediği şey, ondan niye zarar gelsin canım, ondan bir zarar gelmez, onun benimle ne ilişkisi var. Benim ona bir faydam yok ama buna faydam olmuş, o bana yapacak yapacağını. Veli Küçük ‘ü şimdi efendim emniyet beyanında, Veli Küçük’ü nasıl tanırsın. Veli Küçük‘ü tanımam. Aleyhinde çok yazı yazdım, çok eleştirdim, ama tanımam şahsen. Bilmem. Emniyette sordu, tanımam. Uzaktan tanırım, ne demek uzaktan tanımak, hakkında haber yaptım, dosyasını okudum bilirim. İddianame ne diyor, tanıdığını beyan ettiği, aynen öyle bir okuyun isterseniz yok mu gösteririm ama şimdi. Hemen koyarım. CD’ de var olayı abartmıyorum yani hemen buraya koyarım. 22.01.2008 (1-2 kelime anlaşılamıyor) Veli Küçük’ü tanıyor musun? Benimde Veli Küçük ile ilgili çete oluşumu ancak şeklinde cevap verdiğim görülecektir, gördüğünüz gibi… Veli Küçük’ü uzaktan tanıdığını, kendisi ile ilgili uzaktan tanımak ne demek ya, tanıdığını, tanıyor musun, burda. Öyle yok yok. Hepsi sayfa sayfa elinizde. Koyarım şimdi CD’ye ama iş uzar, iş uzarsa arkadaki arkadaşlarımın hakkında çalmış olurum. Çünkü onlar ben altı ay konuşacağım diye korkuyorlar. Beş bin sayfayı görünce yürekleri bacakları titremeye başladı. Yok, öyle bir şey efendim ben Doğu Perinçek, Tuncay güney diye bir tane zir zop çıkmış yazdım orda aman tanımıyorum etmiyorum bilmiyorum. Geri zekalı Mehmet’in, Mehmet Eymür denen yazmış tunca diye Mehmet’e ( 1-2 kelime anlaşılamıyor) Tunca diye yazdığım kim, kimi kast ediyorsun sen. Vallahi sen değilsin dedi. Kim bu tunca dedim ya, yav dedi Akşam’da çalışıyor, adı Tunca Akşamda çalışıyor. Banane dedim ya. Banane, sorsanıza Mehmet’e. Tunca, beni mi kast ediyorsun dedim ne burda böyle şeyler yazıyorsun falan millet de Tunca falan deyince Y yi düşürüyor, Mehmet yapar çünkü öyle. Ne zaman kapacağı belli olmaz. Tunca vallahi sen değilsin dedi, kim dedim ya, akşam Gazetesinde, tanımıyorum dedim. Yeminle söylüyorum bilmiyorum adamı. Gazeteci olarak bu piyasada bilen kimse yoktur. Mustafa biliyor musun ya Tuncay Güney diye bir adam? Vallahi de yok billahi de yok kimse tanımaz böyle bir adam yok. Gazeteci olarak yok. O eskidenmiş ya benim oğlan bir bok olmayacak bari gazeteci olsun. Biz onları değiştirdik biz hepimiz gittik okuduk, geldik araştırmacı şucu bucu gazeteciyiz biz artık. Bizde en kötüsü iki tane dil konuşuyor. O eskidenmiş o. yok böyle bir şey. Efendim o diyesiymiş ki, ben Doğu Perinçek ve bilmem ne, ya akıl akıl gel peşime takıl ya. Ne alakası olabilir benim Doğu Perinçek ekibi bilmem ne. Burda Emcet abi işte, sorun bakalım, ya Doğu Perinçek ile benim gırtlak gırtlağa girip kavga etmem mi lazım, yani ağzımızı burnumuzu mu kırmamız lazım karşıtlık için. Adam siyasi parti lideri bende gazeteciyim, programlarıma çıktı konuştu. Davet getirdik konuşturduk. O kadar ya. Susurluk, en çok beni arayan şeydir, Adnan Akfırat. Aydınlık’ta susurlukta ooo neler yaptılar, katkıları aydınlık dergisinin katkısı unutulur mu ya? Konferanslar düzenlendi gittik konuştuk. İşte orda arkadaşım. Gittik birlikte konuştuk konferansta, susurluk konferansında. Yanlış hatırlamıyorum değil mi? Gittik konuştuk birlikte ben terör konferansında da konuştum. Amerikalılar geldiler, ben konuşma yaptım, seçilmiş gazeteciydim. Conrad otelde. Birleşmiş milletlerin terör konferansı. Siber terör, siber terör nedir? Yani bir hacker bilgisayara girecek, uçak fabrikasının contasını bozacak, o conta bozuk olduğu için uçak dördüncü sefer uçuşunda düşecek, insanlar ölecek bunun adı siber terör dedi, ne zaman dedi, 1998 yılında söyledi. Kaç kişi ciddiye aldı Türkiye’de? Terör tanımı falan filan var ya bu iddianame de. Yav bırak geç bunları ya geç. Kavram kargaşasında boğulmuşsunuz. Tarifiniz özgürlükleri kapsıyor. Tarif etmeye çalıştığınız şeyde anarşizm, anarşizm bir siyasi çözüm. Gidin Fransız düşünürlerini, İngiliz düşünürlerinin yarısı anarşist. Oscar Valt diye bir adam var, ahlak anarşistiyim her şeyi yıkacağım diyor. Horştün kitabını gösterdim, okudum, çarpıldım etkilendim, 1930’larda 40’larda, 50’lerde bunları anlatmış, hukuk fakültesinde siz bunları okuyarak yetişmişsiniz, biz bunu okumadık ne büyük bir eksiklik. Hocanın ders notlarından çıkartmışlar getirmişler, dehşet, etkilendim. İnanılmaz etkilendim. Keşke hukuk okusaydım. Annemin sözünü dinlemedim. Efendim bir sürü insan sormuşlar hepsin burda söylediklerim doğrudur geçerlidir, birebirdir. Bir de bir laf, gelirler kontrolörünce düzenlenen rapor, evet gelirler kontrolörünce rapor düzenlendi. Ne olmuş gelirler kontrolörü rapor düzenlemişse, siyasetin aracı geldi oturdu, hakkında bin tane dava açtım. Yarısından çoğunu da ben kazandım. Elli trilyon lira istiyorlardı. Elli trilyon lirayı istediler, ne kadara indi biliyor musunuz? Ne kadara indi, şu an görüştüğümüz rakam 125 bin lira. İster ne olacak istesin, söylüyorum yav üç yılda on milyon dolar veren başka bir tane işletme bulun getirin, benim pozisyonumda başımın üstünde yeri var ya. Bir kuruş para almadan çıkan, ben emniyet sorgumda bana yöneltilen hiçbir soruya, gene yalan, gene yalanlardan bir tanesi, hiçbir soruya yanıt vermiyorum falan demedim. Dedik mi öyle bir şey Ahmet Bey? Hepsinin gerekçesini yazdırdık. Sayın Özese, yirmi altı saat sorular başa döndü tekrar işte sorular burda getirin bakın Allah aşkına. Yani 26 saat sonra da beni emniyetten salmıyorlar ki koşa koşa eve gideceğim ya evdekiler bekliyorlar kapıdakiler bekliyorlar yav ordan gidip savcıya gideceğim daha ifade vereceğim, elli küsür saat sürdü ya. Yüzümü yıkatmadınız ya, tıraş oldurtmadınız. Bir lokma suyu zorla içtik. Kendine sorulan iletişim tespit tutanaklarından bir kısmı hakkında ise herhangi bir şey söylemediklerini, söylemek istemediğini beyan etmiştir. Hayda, nerde yazıyor, yalan, Mehmet Ali bey yalan. Dedim ki bu soruyu savcı bey de soracak mı? Öyle değil mi Ahmet Bey, evet soracak dediler. Soru da ne biliyor musunuz? M. A. İle yaptığım görüşme. Hani örgüt üyesi olduğumun delili var ya bir tek delil var M. A ile yaptığım görüşme, öyle yazmışlar. Bunu savcı bey soracak mı dedim soracak. Yaz o zaman savcı beyde yanıt vereceğim. Geldim sordu Nihat Bey işte orda. Nihat Bey orda, öyle söyledi valla ben ne bileyim ben polisin yalancısıyım. Geldim sordu, hemen ordan başladık, bilgisayarında açıktı sorular. Nihat Beyin önündeki bilgisayarda açıktı sorular, burda kalmışsınız dedi devam ettik. E şimdi bende diyorum ki ya, niye bunu buraya yanlış geçiriyorsun ya. Neden bunu buraya yanlış koydun? Ne yazdırmışım? 25.09.2008 günü saat 22.30’da başladığımız ifade verme işlemi şu an 26.09.2008 saat 17.35’e kadar devam etmiştir. Bu ana kadar içtenlikle kendim isteyerek cevap verdim. 53. sayfa efendim, verdiğim şeyde. Ancak diğer ilişkiler başlıklı bu kısımdaki soruların daha önce yanıtladığım sorularla aynı mealde olduğunu gördüğümden yorgunluğum, açlığım, göz önünde bulundurularak savcılık aşamasında bu soruları cevaplayacağımı beyan etmek istiyorum. Ya siz yazmadınız iddianameyi, polisler yazdı. Yada siz bana karşı haksızlık ediyorsunuz ya. Vermedim mi ben yanıt Nihat Bey? M. A.’yı size anlatmadım mı? M. A., inanılmaz büyük sır. Metin Akpınar ya, Metin abim ya, Rakı arkadaşım, siyaset yapmak istediğim insan. Dostluğundan şeref duyduğum adam, tatil yaptığı zaman yanına gidip irfan ile birlikte bizim tekneyi çekip çıpıdı çıpıdı yüzdüğümüz doktor Mesut’u balığa çıkarttı, korktuk ölecek diye dürbün ile bakmaya başladık, mesut dedi ki ben yarı yolda kaldım. Niye dedim, yav hipotermiye gerecek, beş saat kalıyor suda dedi. Bizimki üç saatlik yoldan geri dönmüş korkusundan zıpkın ile balık avlıyor. Balıkları da donuna koyuyor, getirdi çıkartıyor koyuyor. Gece sabahlara kadar oturuyoruz. Kırk sekiz saat oturuyoruz her şeyden konuşuyoruz. O bir derya, bir filozof. Onunla arkadaşlık edemez miyim, siyaset yapmak isteyen, neresi suç ya? M. A. İle konuşması, M. A. Dediklerini metin Akpınar olduğu savcılık ifademde vaaar. Poliste yook. Bunu polis mi yazdı benim hakkımı mı yiyorsunuz hangisi? M. A. Yok böyle bir şey. Burda var ben sordular söyledim, metin Akpınar. Yav Turhan Çömez, ya Turhan çömez ile hayatımda bir kere konuştum. Canlı yayına çıktı konuştum. Daha çok konuşsam ne olurdu, başbakan’ın özel kalem müdürüydü. Ergenekon örgütü ise gidin ona da sorun. Böyle insafsızlık olur mu? İlhan Selçuk, yahu elinde büyüdük, civciv 17 yaşında gitmişim girmişim. Adama her şeyi söyleme, konuşma özgürlüğünü adamdan öğrenmişiz. Adam her şeyi söyletiyor. Karşısında her türlü eleştiriyi yapıyoruz. Her şeyi söylüyoruz. İnsaf ya. Cumhuriyet ile büyüdük. Ne yapalım şimdi yani hayır mı? Evet ya konuşurum ya, çağırırsa giderim. Desteklemem fikirleri olsa bile gider dinlerim. Adamcağız ameliyat olmuş, ben gidememişim, yollardayım anlatıyorum Kanaltürk ü niye sattığımı telefon etmiş, gitmişim ne demişim. Ya Mustafa beni çok yaralıyor. Çok kırıyor, hakaret ediyor, annem dedi ki ya, üzülsün diye söylemiyorum bunda bunları konuşmanın da bir anlamı yok bir şey demedi. Yani evladı gibi sevdiği için ya onun anası beni evladı gibi seviyor, beni evladı gibi seviyor, benim anam onu evladı gibi seviyor, bizim birbirimize bir kötülüğümüz yok. Kızmış kızıyor ya kızabilir hakkı ya. Ağzından laf kaçar, benim de kaçıyor, ne yapayım ya. özür diliyorum herkesten kötü sözüm için. Herkesten özür diliyorum milyon kere özür diliyorum ya. oda kötü söz söylüyor, bende kime şikayet edeceğim evin babası büyüğü kimse ona gidilir. İlhan abi dedim ya hasta yatağında adamcağıza bu söylenir mi? İlhan abi dedim çok ağır eleştirilerde bulunuyor ya. niye yapıyor Mustafa bunu dedim ya? Allah’ını seversen dedim söyle dursun ya. hak etmiyorum dedim ya söylediklerinin tamamı yanlış.sağ olsun oda telefon açmış, Mustafa da sağ olsun, durdu ya. İddianamede Mustafa Tuncay’a dedi ki anasını nınının, Özbek Tuncay’a dedi ki, nınının ne oldu. Hani biz Mustafa ile birlikteydik. Hani örgüttük? Hani Mustafa ile iki Mustafa bir araya gelip bana demişti ki siyasi parti kur, siyaset yap. Ataman bey de Ankara da benim kurduğum partiye beni genel başkan seçtirmek için kulisçi diye yazdırmışlar. Yav olur mu? Trajikomik hicran güldüğüme bakmayın içim kan ağlıyor. Burda ben niye varım nedir bu bunun neresinde 311,312? Neresi bunun 311,132, siyaseti gele geçirme neyini ele geçireceğim, vatandaşım ya. Cumhuriyet Halk Partisini ele geçirecekmişim. Niye sızayım CHP’ye? Milletvekilliğini kabul etseydim ne yapacaktım? Ben ne zaman Deniz Baykal’ın karşısına genel başkan diye çıktım da aday olmuşum da bilmem ne olmuşum. Üye olmuş muyum, sordum, soruyorum, kendimi nasıl savunacağım şimdi. Burda yazıyor her şey tamam savunayım kendimi. Nalsı savunayım kendimi Allah aşkına bana bir şey söyleyin. Üyesi olmadığım, delegesi olmadığım, çalışmasına katılmadığım bir yerde ben ne olabilirim, CHP’de beni kapıcı yapmazlar ya. CHP üyesi değilim. Yapamazlar. 23. madde duruyor orda. Üyesi olmayan hiçbir şey olamaz. Ele geçirirmişim? Ele geçirme çalışması diyor. Ele geçirme çalışması diyor. Efendim M. A. İsimli şahısla yaptığımız 19/06/2008 tarihli M. A ile yapmış olduğu telefon görüşmesi konusunda açıklama yapmak istemediği, emniyet sorgu tutanağım sayfa 97. benim size verdiğim 56. sayfa. Okuduğunuz anda anlayacaksınız, polis yazmış. Nihat Bey benden aldı adı, M. A kimdir dedi, zaten var ya orda gözüküyor da b.ana soruyor. Metin Akpınar, sanatçı Metin Akpınar. Dostum, ağabeyim, dostlundan ağabeyliğinden şeref duyduğum, onur duyduğum insan. Hemşerim, içiyoruz 48 saat. Sende gel kapı sofra açık ya. herkes gelip oturuyor. Tanju Güvendiren, hi, burda mı Tanju abi, yok. Tansu Çiller’in arkasında bir adam, böyle kıpır kıpır bir adam. Çipil çipil de gözleri var. Sky’ın bir o şey kiralamışlar, İstanbul’un arka tarafında bir stüdyo o stüdyo da Sky Türk’te seçim programı yapıyoruz. Bütün liderler geldi. 2002 seçimleri. Tanju abi orda öyle hareketleri falan olağanüstü dinamik, siz nesiniz dedim. Balıkesir den birinci sıra milletvekili adayıyım dedi. Nesiniz, askeri yargıçlıktan, askeri Yargıtay üyeliğinden istifa ettim seçime dahil oldum. Peki. Ya tanıdığım güne şükürler olsun. Asabınız bozulur, asabınızı düzeltir. Yola çıkarsınız sizinle yola gelir. Gece yarısı örgüt bağlantısı açıklıyorum, canım çok sıkkın, Ankara dan İstanbul’a geldim ulusal frekans konusunda çok zordayım. Biliyor avukatlar ,beni yolcu etti, gönlü razı olmamış telefon etti ben Kızılcahamam’ı aştım, İstanbul’a geliyorum seni bir öpeceğim senin moralinin iyi olmasını istiyorum, dedi. Sonra geri döneceğim dedi. Dayanamadım, hatta Hüseyin de vardı. Mazlum Çimen falan birlikte oturuyordum bizim evde. Türkü söylüyorduk, mazlum çok güzel türküler söylüyor. Bağlama çalıyor, Hüseyin’in sesi çok güzel oda türkülere eşlik ediyor, mazlum çimen falan hep beraber evde böyle arkadaşlar oturduk. Meşveretteyiz. Dedim arkadaşlar bana müsaade. Telefon ettim Şener, onu da tutanaklara benim sekreterimi Anet’i, Şener’i şoförümü, herkesi aldılar, herkesi aldılar. Şener’e telefon ettim, Şener geldi, beni aldı, bizde burdan gaza bastık, bolu dağında buluştuk. Tanju abi ile sarıştık, birer tatlı yedik, abi dedim daha ötesine gelme, dön. Sana zaten çok yüküm ve zahmetim oluyor. Yav hukuki danışmanlık yapıyor para almıyor. Gidiyorum ofisini açıyor, ofisindeki avukatlar işimi takip ediyor. Onların parasını cebinden ödüyor. Ya bu arkadaşlar para falan almazlar olduğu zaman alırlar ya. öldü mü ya bütün bu değerler? Yok mu sizin öyle arkadaşınız ya? bak hepsi toplanıp geliyorlar buraya. Sorsana kaç para aldın diye? Yok. Sonra yazacak alacak ödeyecek. Akıl danışıyorum, olay danışıyorum, Ankara da bir şey oluyor benim adıma takip ediyor, benim adıma yanıyor, benim adıma koşturuyor. Örgüt üyesi diyorlar ya. askeri savcı ya, DGM savcılığı yapmış, suçu ne? Suçunu biliyoruz hep beraber 28 Şubatta orda görev yapmış yav insaf ya ne yapmış yapmışta? Hasan Celal Güzel’i getirmişler karşısına ya git kardeşim hadi git demiş. Hadi git, git konuş konuşmaya devam et. İnsaf ya. örgüt üyesiymiş, para istedi, evet, Ankara’da elektriklerimizi kestiler. İstanbul’da doğalgazımızı kestiler, abi bana bana para bul dedim varsa gönder, ticaret yapıyor, bana para ver. Bul bir yerden de şu elektrik telefon parasını yatıralım. Yok mu öyle arkadaşınız. Yüreğim cız eder yapmayın Allah aşkına olsun öyle arkadaşınız dostunuz. Ne suçu varsa benim ya. bu kadar mı olurmuş savcının savcıya kurtluğu? İşlermiş içine de gidermiş ta yüreğine. Adamcağızı almışsınız sorgusunu okudum ağladım ya. zaten orda gördüm eli ayağı birbirine girmiş, ne oluyor abi dedim biraz dik dur ne oldu sana? Yav neler soruyorlar bilmiyorsun dedi ya. yav sizden biri ya. sen bu Tuncay Özkan’a niye bu lafı söyletiyorsun kocaman adamsın. Yahu o benim abim ya. o benim abim ya. siz onunla benim aramdaki duygusal bağı nereden biliyorsunuz ya? beyefendi nasılsınız diyorsam kırılmışım ona? Paşam diyorum paşam. Dedi ki paşam deme. Ama dedim sen benim gönlümün paşasısın. Emekli albay, askeri Yargıtay’dan emekli. Nasıl yani dedi. Dedim ki seni paşa yapmayarak büyük hata etmişler, sen benim gönlümün paşasısın. İşte bütün Kanaltürk onu paşa diye bilir. Bir gün beni çağırdı dedi ki; ya Tuncay dedi Allah aşkına bana paşa deme, bu adam hazımsız, albaylıktan emekli oldu, hazmedemiyor, paşa dedirtiyor kendisine derler dedi. Allah aşkına deme dedi ya. onun üzerine Tanju abi demeye başladım ya. elli kişi miydi, elli bir kişi miydi? Çorum’a parti toplantısına gidiyorum. Dedi ki oğlum senin partin tutmaz. Yapma kendini helak etme. Dedim ki tutar. Nereye gidiyorsun dedi ilk toplantına beni götür. Tamam dedim Çorum’a gideceğim ordan Giresun’a geçeceğim, ordan Ordu’ya geçeceğim, ordan Trabzon’a geçeceğim. Tamam bende geliyorum dedi. Göreceğim dedi, elli kişi mi var, elli bir kişi mi dedi? Atladık arabaya birlikte gittik Çorum’a. Üç bin kişi yıkıldı Çorum. Ordan dedi ki tamam ben gerisine gelmiyorum. Ordu’ya gittim telefon, elli kişi var değil mi? Yok abi elli bir kişi vardı diyorum. Yav şaka yapıyoruz birbirimize. Ankara’ya geldim. Yargıtay başkanlığı seçimi bir ne bitmiş bir de devam ediyor duydum işte. Yav Tanju abi çok güçlü ya espri tarafını bir bilseniz. Adamı tanısanız yani inanılmaz. Yav fıkır fıkır bir adam kaynıyor. Telefon konuşmalarına baksanız anlarsınız. Yani nasıl devam edeyim, nasıl anlatayım. Haksızlık da etmeyim istiyorum. Kendisine karşı haksızlık da etmeyim istiyorum. Saygımda sevgimde en küçük eksilme yoktur. Tanısınız bilseniz bilirsiniz zaten. Ben gördüğünüz gibi bir adamım. Böyle konuşurum. Böyle yaşarım ama sevdam da böyle sarıldığım zaman hissedersiniz. Benim kalbimin üstüne elini koyanın eli yanar. Ben öyle severim, ben taş değilim. Öyle seviyorum Tanju abiyi. Burda soruyor ne oldu Nazlıcan’ın okul parasını nasıl hallettin mi, yapabildin mi? Sormasın mı ya. örgüt ilişkisi mi ya. örgüt üyesinin kızının okul parasını sordu? Ne yaptın oğlum kızının okul parasını ödeyebiliyor musun diye soruyor ya, sormasın mı şurda kulağıma eğilmiş ne diyecek diyorum ya. ne yapayım şimdi Tanju abi örgüt üyesi, abi dedim Ankara’dayım, şimdi sen çok güçlü adamsın ya, siyaset miyaset her şey sende bak dedim Hasan bey bir oya kalmış, sen şimdi onu seçtirsen kapat dedi telefonu işim var dedi. Okuduğunuz zaman anlaşıyorsunuz ya. işi olmasa makaramız o kadar çok olur ki. Salih’i ardım salih de yakın arkadaşımız, salih ne haber nasılsın iyiyim, Hasan beyi seçtirsene bir oya kalmış çok güçlüler ya. hemen seç, böyle bir şey yok şaka yapıyoruz adama. Tutanağı okumuş, bahsettiği AKP’li zaten tam karşımda diyor, adamcağız tutanağı okumuş dava açmış salih hakkında. Hasan Gerçeker zavallı açıklama yapmak durumunda kalıyor. Ben Tuncay beyi tanımam, böyle bir şey yoktur, ben yüz yetmiş oyla seçildim diyor. Ben ne diyeceğim şimdi Hasan beye? Ne diyeceğim ben şimdi Hasan beye? Özür dilerim ya, espri yaptım ya, iki kişi karşılıklı espri yaptım ya. olmasa desem ki hasan beyi seçtir tanıyorum, lütfen hasan beyi oy verin ne olur, suç neresinde ya? 311 ne, 312 ne, 314 ne ya? Hasan bey meşru bir insan, ben meşru bir insanım. Meşru ilişkilerimden dolayı nasıl yargılanırım sorgularınım? Hasan bey Ergenekon terör örgütünün üyesi mi? Hiç mi insaf, izan yok.? Süheyl Batum, bitiriyorum efendim, bitiriyorum efendim, bana bir on beş dakika daha verirseniz toparlayıp bırakacağım efendim. Süheyl Batum, tanıştığıma o kadar memnunum ki, adam gibi adam. Kaç toplantı yaptım, bir tane değil örgüt eleman kazandırma toplantısı bilmiyorsunuz. Hilton’da bir de örgüt Hilton da yapıyor toplantıları, dehşet. Ergenekon terör örgütü toplantıları Hilton’da oluyor. Kaç kez toplantı yaptık, hepsi şimdi Yeni Partinin yönetim kurulunu oluşturuyorlar. MKYK’ sını oluşturuyorlar. Hatta Mustafa Sarıgül görmüş, demiş ki Tuncay ile parti yapma sakın demiş, ben parti kuracağım benim partiye gelirsin sakın ha benim partiye gel. Rakip örgüt Mustafa Sarıgül. El izan ya. Süheyl Batum ya, kiminle konuşacağım, Süheyl Batum ile konuşmayıp kiminle konuşacağım. Parti kuracağım, metin Akpınar ile konuşmayacağım, Süheyl Batum’la da konuşmayacağım. Bilseydim sizin politikaya bu kadar hevesli olduğunuzu, size gelirdim ya. kiminle yapacağım partiyi? Ya Süheyl bey gel birlikte yapalım. Gel birlikte yapalım, birlikte Hilton’da toplantı yaptım. Aman Allah ım elli atmış kişi var, kemal yavuz paşamda geldi. Biz birlikteydik, ben anlattım Türkiye projesi anlattım, ekonominin nasıl kurtulacağını anlattım. Çanakkale de su teresi yetiştirilerek nasıl 12 Milyar dolar kazanılacağını anlattım. Alemdar Yalçın hocam anlattı, bütün sivil, Türkan hanım vardı, bütün sivil toplum örgütlerinden temsilci arkadaşlar, partiyi birlikte yapalım dediğimiz Türkiye’nin önde gelen insanları avukat arkadaşlar, hepsi geldiler, anlattık sunum yaptık kendilerine, çok verimli bir toplantıydı. Bir kısmı şimdi arkadaşlarımızın şeydeler. Bizim merkez karar kurulundalar. Siyasi parti kurma çalışmasıydı. Bilseydim, dediğim gibi bir iç işleri bakanlığına dilekçe, bir Ergenekon savcılığına dilekçe, içişleri bakanının iznini de önemsemezdim yani, Ergenekon savcılığı izin vermiyor kurmayalım derdim. S.B. ile yaptığı görüşme, S. B. Süheyl Batum. Söyledim ya Süheyl Batum diye niye S. B diye kodluyorsunuz adamcağızı. S. B. İle yaptığı görüşme. S. B. İle yaptığı görüşme. Örgüte yeni eleman kazandırma çalışmalarının delilidir. Hoppala, Süheyl de şimdi şeyde, örgütte. Pes. 16 Aralık 2003 diye bir belge var. burda size okuyacaktım o belgeyi. Yav deli saçması ya. altında da 2000 tarihinde verdiğim röportaj var. şimdi siz bana ordan çok sorarsınız. Lütfen sorun ben onunla ilgili olarak burda artık okumayacağım ben gidiyorum diyorum ki, siz diyorum gideceksiniz enerji bakanı diyorum git bu YÖK’tekileri azarla, bu işi düzeltsinler, siz de istifa edeceksiniz diyorum. şey 2005 yılında istifa ediyor, Erkan Mumcu. Görüşme 2002 tarihinde yapılmış, 16 Aralık 2003’te diyorum ki. Sekiz ay önce yaptım bu görüşmeyi. 2002 tarihinde yapmışım. Ben onu hep 16 Aralık 2003 diye algılamıştım, sonra tekrar tekrar okurken aa bir de baktım ki ondan sekiz ay önceki yaptığım görüşme. 2002 yılında istifa et diyorum. 2005 yılında erkan kulakları çınlasın benim sevgili dostum. Bağlama çalar, söyler ailece görüşürüz. Işın, ailece görüşürüz. Çocuklar, Ankara’ya geldiğinde Tekin Bayram’ı bana emanet etti. Tekin bayram onun siyasi abisi. Yalvaç Eski belediye başkanı ANAP’tan şimdi İzmir’e yerleşmiş. Turgut beyin çok yakınıydı, Turgut Özal’ın. Getirdi Ankara da dedi ki al kardeş sen, yani gizli kapaklı görüşme falan filan böyle bir şeye gerek yok adam açıktan dedi ki Galataport ihalesi nedeni ile başbakan ile düştüğüm anlaşmazlık nedeni ile istifa ettim dedi. Söyledim işte 36 tane CHP’den istifa etmiş, altısı da gitmiş AKP’ye girmiş, geldi mahkeme huzurunda belgeler sizde. Böyle siyaset yapılır mı? Böyle siyaset olur mu? Olmaz. 16 Aralık 2003 diye belge yoktur. Oluşturulmuştur, içinde deli saçması doludur. İlk gün söyledim inanmadınız bana, ilk gün söyledim yapmayın bu belge sahtedir yanlıştır buna sakın dedim. Yav Ahmet bile size inandı ya, Ahmet bile siz o kadar bastıracak, Ahmet dedim la deli misin sen? Ne diyorsun sen? Ya döndü bana diyor ki, bu kadar ısrar ettiklerine sakın böyle bir şey hani konuşmuş monuşmuş olmayasın dedim yok Ahmet ya. Böyle bir görüşme yok. Yav artık yalvar yalvar anlatıyorum ya böyle bir şey yok. İnanmadılar bana ya. İnanmadılar bana ya. Siz yoktunuz odada. Zekeriya Bey ile Nihat Bey vardı, inanmadılar bana. Sivil toplum örgütleri, memleket sevdalıları derneği kurduk arkadaşlarla birlikte. Biz kaç kişiyiz derneği kurduk. ADD’ye gittim üye oldum, ADD ‘de Şener Paşanın karşısına çıktım, detayları burda. Az konuştu suç, çok konuştu suç, konuştu suç, konuşmadı suç, yav adama karşı çıktım yav, liste çıkarttım utku burda işte yönetti. Utkuyu aldınız içeriye. Evrem ordaki çalışmaları yönetti aldın, benim genel başkanlığım değil, Şener paşa zaten onu benim üyelik kabul tarihimi delege seçimlerini bitirmiş olduğu için onu ortadan kaldırdı. Ben olmayım diye, ben denizli şube başkanı Gülizar hanımı başkan yapmaya çalışıyorum. Yav kötü yönettiğine inanıyorum. Güzel insan iyi insan banane, kişiliği ile kimliği ile ilgili değerlendirme yapmaktan. Tanju abi diyor ki bana, sakın ya karşı çıkma etme, ya bırak Allah’ını seversen abi yok, çıktı liste kaybettik ya. 3. iddianamede almışsınız sormuşsunuz Uludağ Üniversitesi rektörüne. Adam diyor ki geldi bana Şener Paşaya karşı hazırlık, Şener paşanın başkan yardımcısı adama diyorum ki destekleme ya, ha önce bana dedi ki tamam, iyi olur tabi tabi değiştirelim dedi, bana söyledi gitti arkadan ben Antalya da İzmir’de muhaliflerle toplantı yaparken paşanın muhalifleri ile toplantı yaparken gitti kulis çalışması yaptı. Sinirlendim hakaret ettim bende. ADD’ye girmeme en çok kime, İlker paşa çok istiyordu. İlker Güven amiral, çok istiyordu. Yeni bir kuruluşunda ben biliyorum Uğur Mumcu, Muammer Aksoy hepsi orda. Saf. Kanaltürk’ le Kanal Biz’i nasıl kurup nasıl elimden aldıklarını anlattım size efendim, kuruluşu diyorlar ya bir tek şey yok. Santimini anlatırım. Böyle yok öyle öyle vurup kaçmak yok öyle. Depo, ya burda belgesi. İhbarda diyor ki ya bu burda iddianame diyor ki gelen ihbarda, işte şunları şunları, ihbarda ihbarı gelen polis ihbarını iddianameye değiştirerek koymuşsunuz. Niye koyuyorsunuz. Bana mı ait depo? Bana mı ait, deponun sahibini bulmuşsunuz. İfadesini almışsınız. Kiralayan kişiyi bulmuşsunuz. İfadesini almışsınız. Ben görmedim bile ya. Eşyalar adama malı satmışız, anlaşmışız. Üç ay sonra gelecek adam geldi ertesi gün girdi. Dedi toplayın bu eşyaları götürün bir depoya koyun, biz bir yer bulana kadar, el bombası imiş, Allah’tan ekspertiz raporları var. 6136 el bombası, mumluk ya, mumluk, sonra benim olduğuna nerden kanaat getirdiniz? Parmak izim sizde, benim olduğuna nerden kanaat getirdiniz yaptınız mı inceleme? Yok. Ama benim ama Tuncay’ın ne yapacağım ben el bombasını askerde bile el bombası görmedim ben ya. Ha bir de onu sordular ya, zaman Gazetesi, vakit makit bir ara benimle ilgili askerlik yapmadı falan filan gibi laflar sallıyor. Poliste ilk soru, hatırlıyor musun Ahmet, askerlik yaptınız mı? Git dedim be, hadi. Askerlik yaptım, tabi ki yaptım. Allah Allah. Kenan evren kışlasında yaptım burda. Şimdi efendim, depo ile ilgili ihbar geliyor, emekli ast subay bilmem ne hep aynı ihbarlar, yani artık ona değinmeyeceğim siz artık biliyorsunuz emekli subaymış de depodaki, eğer depoyu biliyorsam namerdim. Yerini biliyorsam namerdim. Şuradan kalkmak nasip olmasın. Bilmiyorum yerini. Nerde diye sorsanız bilmiyorum. Yav o depoyu bir aramışlar, kitaplarımı bir katletmişler, böyle tiridini çıkartmış yığmışlar, niye? Bu zulüm niye? Yok, Peki şimdi artık son beş dakikam var mı anlatmadığım bir şey Ahmet Bey? Her şeyi söyledim ayrıntılar da burada bana her şeyi sorabilirsiniz efendim. Şimdi oraya geleceğim son beş dakikam ya, Adil Serdar Saçan bana gizli belge veriyor. Ya diyorum ki ben bu futbol şikesi belgelerini Kadıköy savcısından aldım ya, niye? Buraya şike dosyası gönderilmiş, burası almış oraya göndermiş, orası almış oraya göndermiş, öbür tarafa geziyor dosya, altı ay boyunca kimse bakamamış. Ben yetkisizim ben yetkisizim ben yetkisizim. Anlattım ya geçen gün. Yav aldım çok güzel haber oldu, ama az kalsın mahkûm oluyordum. Bütün o şikede adı geçenler bana dava açtılar. Az kalsın mahkûm oluyordum yeminle söylüyorum. Ali Fevzi Bir çıktı Ağız dolusu hakaret etti, ahlaksız, ağız dolusu. Söylemediği laf kalmadı. Altı tane deva açtı, Sami Hoştan altı tane susurluktan bunlar bana düşman oldukları için. Acıları kuyruk acıları ordan. Şimdi Allah Allah şimdi burda birlikteyiz iyi mi? Bu nasıl bumerang bu nasıl bir oyun? Bu nasıl bir çuval, benim bunu anlamam mümkün değil. Peki biz burda yargılanıyoruz tamam, yargılanalım peki beni onlarla nasıl yargılayacaksınız ya. Benim Adil Serdar Saçan’dan bu belgeyi almaya ya ben Adil’den niye alayım şimdi burda böyle konuşmak istemiyorum ama yani ben Adil’den niye belge alayım Adil orda organize suçlarla şube müdürü ben niye alayım ki? Yani Adil’e kadar inmem ki yani. Adil ile muhatap olanlar zaten bizim muhabir arkadaşlarımız, adil benim arkadaşım. Ben arkadaşımdan niye gideyim de belge isteyeyim. Belge alacaksam gider onun müdüründen alırım, Bakanından alırım, Adil den mi, o belgeler sadece Adil Serdar Saçan’da mı bulunuyor. Yani olacak iş değil ya. Sorsanıza Adil’e kaç gazeteci yardımcı oluyordu. Hatırlamıyor musunuz başkanım ya? Ülkenin başbakanın ağzı burnu kırılmış, Macaristan’da sokaklarda kimse gezemiyor, herkes haraç verip geziyor, ihale düzenlenemiyor, Türk Ticaret Bankasını satamıyor Türkiye. Mafya ile ilgili haber yapan kaç gazeteci var? Susurluk çetesi ile ilgili haber yapan kaç gazeteci var? Sonra herkes kahraman oldu, biz de terörist sanık, kötü adam. Bir hayra alamettir diye düşünüyorum. Şimdi size bir soru soracağım sayın başkanım, bu soruşturmayı anlamam benim çok mümkün olmuyor. Siz şimdi ben Ekrem Bey vardı, bizim kalpaklı hocayı yargılayan Ankara’da ağır ceza reisi Ekrem bey. Öğle aralarında kahveye giderdik, çay içerdik, bizimle tavla oynardı, ağabeylik ederdi. Hukuk dersi verirdi anlatırdı bize. (1 kelime anlaşılamıyor) sargınları falan, Mamak duruşmasından tanıyorum, DEVYOL duruşmasına o bakardı. Ekrem Çelenk bey efendi böyle kır saçlı, Karadenizli, laz şivesi ile konuşur. Böyle cüppeyi arkaya atardı duruşma salonunda bağırırdı Allah diye. Niye bağırdığını şimdi anladım ben. Otururken burdan feryadım geliyor Allah, ben nasıl bir yere düştüm ya rabbim aklımı koru tanrım. Adamcağızı şimdi anladım niye Allah diye bağırdığını, Bu yalçın hoca on kere bağırtırdı onu orda Allah diye. Ülkü coşkun, anlı şanlı, işkenceli sorgulara girdiği iddia edilen adam, bir Kırıkkale’de sabotaj davası çıkarttılar güya Mehmet’in numaraları, Mehmet’in numaraları, Kırıkkale Suriye den alevi devleti kuruluyor, aleviler geliyorlar, Kırıkkale’ye sabotaj başlıyor aleviler Türkiye’yi işgal ediyor ele geçiriyorlar. Hikaye işte bu günkü gibi siyaset numaraları, hepsi beraat etti adamların eskilikten kazan patlamış. MKE’de hepsi alevi diye analarını ağlattılar. Ülkü Coşkun bir gün çıktı böyle Allah, yanına kim yaklaşabiliyor ki, bir şey sus dedi, ülkü bey sus. Ekrem Bey sinirli. Bütün salon pıs, böyle hukukçuluk olmaz dedi. Burda ne yazıyorsa onu yapacaksın kardeşim dedi. Burda yazanı istiyorum senden. Çıktı duruşma duruşmaya ara verdim dedi, çıktı,CHP nin genel merkez binası, eski. 3. katı, çıktı odasına gidiyor. Biz de böyle çıktık, arkasından bakıyoruz. Biz de tıfıl gazeteciyiz. Rengimiz bembeyaz içerde bir şey oluyor, akşam soruyoruz efendim böyle bir haberi yapma izniniz var mı? Ordaki arkadaş bize yanıt veriyor yapabilirsin. Cumhuriyetten sıkıyönetim zamanı. Arkasından Ülkü Coşkun gidiyor, odaya girmek istedi, kapıyı. Hayır dedi, kapıyı kapatamazsınız. Açın kapıyı dedi. Duruşma ile ilgili şeyleri sizle kapalı kapı arkasında konuşamam dedi. Kapı açıldı, o ülkü bey gitti, yerine başka bir insan geldi. O tehditler falan bitti, burda ne yazıyorsa onu kabul ediyorum Ülkü bey dedi. Burda ne varsa o. Hadi güle güle, sağ ise, buraya çağırırız kendisinin elini öperim olayı anlatır. Öldü ise Allah rahmet eylesin, ben tanığıyım benimle birlikte Saygı Öztürk’te tanığı, biz muhabirdik. Şimdi efendim benim tutuklanmamı isteyen bu davayı açan savcılardan birisi olan sayın Zekeriya öz, sizi odasına davet etse, Cam kenarına geçseniz, ben tutuklanmadan bir hafta önce, benim dosyam üzerine çalışsanız bu dava dava olur mu? Siz de beni yargılayan yargıçsınız. Benim tutuklanmama yada özgürlüğüme karar verecek kişisiniz, bu davanın davalığı kalır mı? Vallahi Ekrem Bey bu dersi verene kadar, ben zannederdim ki yani odalarda modalarda siz bir araya gelirsiniz dosya üzerinde konuşursunuz hepsi olur. Ama o dersten sonra ben dedim ki ha böyle bir şey olmuyor. Savcı savcı ayağından yargıç yargıç ayağından sanık sanık ayağından asılıyor. Bu işler öyle değil, ama size yeminle söylüyorum, Zekeriya Bey ile Çalışan yargıç var, ben alınmadan on gün önce Zekeriya bey ile dosya üzerine odasında pencere kenarında çalışan yargıç var. bilin diye söylüyorum bende bu ülkenin üzümüyüm, koruktum, olgunlaşıyorum, olgunlaşırken güneş bana her şeyi aktarıyor, biliyorum.”

Mahkeme Başkanı:” Anlamadık bir şey.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Anlayanlar anlıyor,”

Mahkeme Başkanı:” Söyleyin, açık, her şey açık.”

Sanık Ahmet Tuncay Özkan:” Kapıyı açınca avukat görüyor her şeyi. Her şeyi açık söylüyorum başkanım, olmaz böyle soruşturma böyle dava olmaz.”

Mahkeme Başkanı:” Kimdir o dediğiniz şahıs?”



Sanık Ahmet Tuncay Özkan:”Herkes kendini biliyor, açıklarsa açıklar efendim. Bana ne. Bende diyorum ki bende gördüm bu ülkede pek çok şey gördüm, Ülkü Coşkun’un bana parmak salladığını da gördüm, ben Ülkü Coşkun ile ilgili yolsuzluk haberi de yaptım, beni mahkûm ettirmeye çalıştı edemedi. Mamak duruşmaları sırasında salonda oturuyoruz böyle hani siz şimdi kaldırıyorsunuz falan ya, ben gazeteci olarak izliyorum burda. Yav, savcının yanında bir tane albay oturuyor. Duruşmalar devam ederken adam sen arkadaki, hı ıhı indir elini, hayt. Adamcağız derdest oluyor, davam yargıç değil, hiçbir şey değil. İş bitiyor. Adli müşavir, onu gören adam darbeci olacak öyle mi, ben darbeci olacağım. Son anım anlatıp bu faslı bitiriyorum sorulara geçelim, sizden soru bekliyorum. Efendim Raci Tetik Mamak’ta albay komutan, emekli götürmüşler Mamak cezaevine. Bende Cumhuriyet’in muhabiriyim. Havva Can bırakmış, tek kadın muhabirdi, artık sanıklar rahatsız etmeye başladılar, MHP duruşmasından falan Cumhuriyet muhabiri olduğu için bıraktı ben geçtim, Faruk Bildirici yapmış bir süre, Faruk’tan sonra ben geçtim. Raci Tetik ile röportaj yapmak çok önemli, ne yapıyor biliyor musunuz, camları kırıyor, sulatıyor, kış nasıl soğuk o Ankara’nın soğuğunu bilen bilir, Mamak tepesini bilen bilir. Bıçak gibi kesiyor, sulatıyor, insanlar orda kalıyor. Biz de bunu haber yapıyoruz. Raci Tetik ile konuşmak büyük gazeteciliktir, bir gün bir manga askerle koşarken yanımızdan geçerken geldi, hemen yanına gittim tıfılca, dedim ki efendim ben sizinle röportaj yapmak istiyorum, hangi gazetedensin dedi, Cumhuriyet Gazetesindenim. Sabah saat 5.30’ da burda olur musun dedi? Sabah saat 5.30. nasıl kış, şimdi sabah saat 5.30 deyince korkuyoruz ya adamdan, dedim herhalde beni burda Hüseyin Gazinin eteklerine götürüp gömecek, haberlerden hoşlanmıyor. Biraz geç olamaz mı falan yedi buçuk sekiz gibi olamaz mı falan, 5.30’da geldin geldin, gelemedin yapamazsın dedi peki. Geldim 5.30’da, ama nasıl geldiğimi bana sorun, Abidinpaşa’da oturuyorum, Abidinpaşa’dan Cumhuriyetin parası yok pulu yok şeylerle gidiyoruz, Emin amca bizi arabasına bindiriyor öyle gidiyoruz geliyoruz, üç tane daktilo var, masalarda falan oturuyoruz teleksle arkada ben q.f, a, ne getirirseniz bana ben yazmayı orda öğrendim. Bir oda büyüklüğünde şey var teleks makinesi var. çakada çukada yazıyor onu alıyoruz geçiyoruz falan, Halil Özdemiroğlu da teleks operatörü bana mektup yazmış canımsın diye, Halil abiden öğrendik onları falan. Oraya gittim ama nasıl anlatsam yoksulluğumuz fukaralığımız diz boyu. Gittim oraya, sabah saat 5.30, soğuk, atkılarla kazaklarla kendimi böyle parkaların altında saklıyorum. Gördüğüm manzara şu Raci Tetik’in üstü çıplak, bir manga asker üstü çıplak koşu yapıyorlar ama nasıl biliyor musunuz, ciğer gibi kızarmışlar, şok oldum. Beni görünce soyun üstünü dedi, yeminle söylüyorum soyunamadım. Bakın soyunamadım, adam yanımdan koştu gitti. Yapamadığım röportajdır. Üşürüm, zatürree olurum ölürüm diye değil, bu götürüyor bir şey yapacak diye. Vallahi korktum, ya Cumhuriyette çalışmak öyleydi. Öyle değil miydi Mustafa ya. Vallahi korktum. Aradan yıllar geçti, Raci Bey’i Ankara’da Demirtepe’de elinde torbalarla yürürken gördüm. Böyle uzaktan gördüm, arkasından seğirttim, gene röportaj var aklımda yarım kalan röportajı yapmak istiyorum gittim, böyle bir apartmandan içeri giriyor, Raci Bey dedim, adam elindekileri attı, kendini yere attı, vurmayın diye bağırmaya başladı. Vurmayın diyor. Raci Bey dedim, ben gazeteci Tuncay Özkan, hatırladınız mı, Mamak falan filan, adam beni böyle toparladı falan, böyle kaldırdım. Paketler elinde falan benim evim şurası falan dedi, evine gittik, bir bardak su içti. Adam dedi ki, ben bitmiş, yani ben adamla ilgili kanım, ben sizi hatırlayamadım falan dedi. Anlattım işte çıkartamaya çalıştı falan benim karım öğretmen biliyorsunuz değil mi dedi falan. İşte benim eşim Cumhuriyet’e çok yakındır falan dedi bana, dedim efendim ben onun için değil, sizi gördüm, bir nasılsınız demek istedim falan. Ya işte öldürecekler, falan bekliyorum, dedi ve adamın bitmiş olduğunu anladım. Size sevgilerimi sunuyorum Allah ısmarladık dedim, özür dilerim korkuttum dedim, çıktım uzaklaştım. Raci Bey kalp krizinden ölmüş, saygılar sunarım başkanım”


Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə