AleviLİK & bektaşİLİk araştirmalari derleyen: ramazan koç 80. Yil cumhuriyet anadolu lisesi


Bu ihtilâftan halletmenin tek yolu Kur'an ve sünnet-i Nebeviye'ye sarılmaktır



Yüklə 1,42 Mb.
səhifə111/120
tarix04.01.2022
ölçüsü1,42 Mb.
#57965
1   ...   107   108   109   110   111   112   113   114   ...   120
Bu ihtilâftan halletmenin tek yolu Kur'an ve sünnet-i Nebeviye'ye sarılmaktır. Zira, Kur'an ve Sünnet, ikisi de beşerin maddî-mânevî bütün hastalıklarına şifa olarak gönderilmiştir. Cemiyetler, onlara sarılmakla her türlü belâ ve musibetlerden kurtulacakları gibi, umumî hatâları neticesi saplandıkları bataklıklardan da yine o iki sağlam ipe (hablülmetine) sarılmakla necat bulurlar, kurtuluşa ererler. Buna en büyük delilimiz ise o kapkara cahiliyet devrinden pırlanta misâl Asr-ı Saâdet'in zuhurudur.

 Madem ki, Kur'an ve Sünnet böylesine zengin bir şifahanedir. O halde O'nun ziyası altında marazî bir hayat yaşamak bize asla yakışmaz ve akıl kârı değildir. İhtilâfları bertaraf etmek, hurafeleri dağıtmak ve safsatalara nihayet vermek acil bir zarurettir.

 Kur'ân-ı Azîmüşşân'da ve Sünnet-i Seniyye'de, ihtilâfları halletmek için zikredilen birçok âyet ve hadîslerden numune olarak sadece birkaçını aşağıya alıyoruz.

 Cenâb-ı Hak Âl-i İmrân sûresinde şöyle buyuruyor : "Ey mü'minler, kendilerine açık deliller ve âyetler geldikten sonra, parçalanıp ayrılığa düşen Hıristiyan ve Yahudiler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır."

 Hucürât sûresi 10. âyet-i kerîmesinde ise, "Muhakkak mü'minler kardeştir. Siz (bir ihtilâf halinde) o kardeşlerin aralannı ıslâh edin ki merhamet olunasınız" buyruluyor.

 Âyet-i kerîmeden anlaşıldığı gibi, Cenâb-ı Hak Müminlere, aralarında bir ihtilâf olması halinde bunun ıslâhına çalışmalarını emrediyor. Dolayısıyla fitnenin devamına sebep olan ve Müslümanları birbirine düşüren olumsuz davranışlardan da mü'minleri yasaklamış oluyor. Biz bu emre uyarak, Alevî-Sünnî bütün Müslümanlar, ittifak halinde bu yaranın ıslâhı için gayret göstermeli, birlik ve beraberliğin faydalarını, kin ve adavetin ise zararlarını hakkıyla idrak etmeliyiz.

 Bir mü'min, diğer bir mü'min kardeşini, hatalı da olsa sevecek ve hatasının düzeltilmesine çalışacaktır. Bilindiği gibi, doktorlar hastalarını şefkat ve merhametle, sabır ve anlayışla tedavi ederler. Hastalarını, "Niçin hastalandın?" diye azarlamak yerine, onlardaki hastalık mikroplarıyla mücadele eder, onları bir an önce sıhhate kavuşturmaya çalışırlar.

 Mü'minler de aralarındaki ihtilâfları hallederken en azından bir doktor kadar hassas olmalıdırlar. Vaktiyle, hasbelkader açılmış bulunan yaralan büyük bir anlayış, hoşgörü ve sabırla tedavi etmelidirler.

Hatalı kimselerle alâkayı kesmek, onlara kin beslemek yerine, onlara hakikati münasip bir lisanla tebliğ etmeli ve kendilerini şefkatle irşad etmeliyiz. Zira, "Medenilere galebe ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir."

 Bizim dinimiz şefkat ve merhametin kaynağıdır. Bu kaynaktan içen, tefeyyüz eden biz Müslümanlar da, bu şefkat ve merhamete uygun bir halet-i ruhiye içinde, çevremizdekilere nasihat edeceğiz, güzel telkinlerde bulunacağız, onlara huzur ve mutluluk götürmeye çalışacağız.

 Nitekim, Allahü Teâlâ bize bu hususta en güzel ölçüyü  Nahl sûresinin 125. âyet-i kerîmesinde şöyle beyan ediyor:

"Habîbim! İnsanları Rabb-i Teâlâ'nın yoluna hikmetle (açık delillerle ve güzel vaazlarla) davet et. Ve onlarla muhkem ve güzel mukaddemelerle, mülayim ve tatlı sözlerle mücadele et (ki davetin hüsn-ü te'sir hâsıl etsin)."

 Peygamberimiz de bu ve benzeri ayetleri örnek alarak mü'minleri ilim ve hikmetle irşad eder, bu irşadını hüccet ve delillere dayandırırdı.

 İrşadında ve ikazında hiddet ve şiddet göstermezdi. Muhataplarını samimî bir hava içerisinde karşılar, onlara şefkat ve merhametle nasihatte bulunurdu. Doğru ve gerçeği anlatmakta daima kavl-i leyyini, yani tatlı dili, güzel sözü tercih ederdi

 İşte, âlemlere rahmet olarak gönderilen iki cihanın şanı yüce efendisi Peygamberimiz (SAV), bir hadîs-i şeriflerinde: "Mü'minler bir binanın taşları gibidirler. Birbirilerini yıkılmaktan muhafaza ederler," buyurarak mü'minler arasındaki muhabbet ve uhuvvetin ehemmiyetini en veciz bir şekilde ifâde buyurmuştur.


Yüklə 1,42 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   107   108   109   110   111   112   113   114   ...   120




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin